Bizi Takip Edin

Rusya

Putin: ABD ile müzakerelerde olumlu ivme var

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus ve ABD heyetlerinin Riyad’daki görüşmelerini değerlendirerek, ilişkilerin yeniden canlandırılması için olumlu bir ivme olduğunu belirtti. Putin, ABD ile Ukrayna konusunda görüşmeye hazır olduklarını da ifade etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 19 Şubat’ta St. Petersburg’daki çalışma ziyareti sırasında gazetecilere Rus ve ABD heyetlerinin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gerçekleştirdiği görüşmeler hakkında ilk kez ayrıntılı açıklamalarda bulundu.

Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov’un Rus tarafını temsil ettiği görüşmeler hakkında Putin, kendisine bilgi verildiğini ve görüşmeleri “olumlu” olarak değerlendirdiğini, bir sonuç elde edildiğini söyledi.

Putin, diplomatik kurumların çalışmalarının yeniden başlatılması kararının alındığını belirterek, “Washington ve Moskova’dan sürekli diplomatların sınır dışı edilmesi iyi bir şeye yol açmıyor. Böyle devam ederse, bu binalarda sadece temizlik görevlileri çalışacak. Onların emeğine de değer vermek gerekiyor ama diplomatik temsilcilikler bunun için kurulmuyor,” dedi.

Ayrıca, çeşitli alanlarda çalışmaların yeniden başlatılması için ilk adımın atıldığını söyledi: Orta Doğu, özellikle Rusya’nın Suriye’deki varlığı, İsrail’in durumu, ekonomi, enerji, uzay gibi konuların görüşüldüğünü belirtti.

Putin, görüşmenin yapıcı bir havada geçtiğini ve Amerikalıların önyargısız ve geçmişteki olayları yargılamadan müzakere sürecine açık olduğunu ifade etti.

Avrupa ülkelerinin Ukrayna konusundaki müzakerelere katılma isteği hakkında da konuşan Putin, Riyad’daki görüşmelerin amacının Rusya ve ABD arasındaki ilişkileri yeniden tesis etmek olduğunu vurguladı.

Devlet Başkanı, Rusya ile ABD arasındaki güven düzeyi artırılmadan birçok sorunun çözülemeyeceğini belirtti.

Rusya’nın Avrupalılarla ve Mart 2022’de İstanbul’daki müzakerelerden çekilen Ukrayna ile diyalogdan hiçbir zaman vazgeçmediğini söyleyen Putin, “Müzakere masasına geri dönmeye hazırız,” diye konuştu.

ABD’nin müttefiklerinin bu konuda “kendilerinin suçlu” olduğunu hatırlatan Putin, Donald Trump’ın ilk döneminde Rusya’nın seçimlere müdahale ettiği iddialarına değindi.

Putin, “Bu seçim kampanyası sırasında tüm Avrupalı liderler, istisnasız hepsi, ABD’deki seçim sürecine doğrudan müdahale ettiler, hatta adaylardan birine doğrudan hakaret ettiler. Bizim açımızdan kime sempati duyduğumuz açıktı. Ancak müdahale etmemize izin vermedik,” dedi ve Trump’ın müttefiklerine karşı gösterdiği sükunete şaşırdığını, karşısındakilerin ise “kaba” davrandıklarını da sözlerine ekledi.

Putin, ABD’nin müttefikleriyle çalışmaya devam ettiğini, Ukrayna Özel Temsilcisi Keith Kellogg’un Ukrayna’da bulunduğunu ve daha önce Avrupalılarla görüştüğünü belirtti.

Fakat, bir yıl sonra sona erecek olan START-3 anlaşmasının uzatılması konusunda Rusya ve ABD’nin karar vermesi gerektiğini vurguladı.

Müzakere sürecine gelince, ABD’nin Ukrayna’nın da bu sürece dahil olacağını varsaydığını belirten Putin, “Kimse Ukrayna’yı bu sürecin dışında bırakmıyor,” değerlendirmesini yaptı.

Ukrayna’nın saldırısı

Putin ayrıca, Ukrayna’nın Krasnodar’daki Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu’na ait petrol pompalama istasyonuna yönelik saldırısını da değerlendirdi.

Ukrayna ordusunun bu saldırıyı tek başına gerçekleştiremeyeceğini, “Batılı müttefiklerinden birinin” onlara ilgili bilgileri sağladığını düşündüğünü söyledi.

Putin, “Bu tesiste Rus hava savunma sistemleri yoktu ve hâlâ da yok,” diyerek konsorsiyumun hissedarları arasında Amerikan ve Avrupalı şirketlerin bulunduğunu, Rusya’nın ise Kazakistan’a ve Kazakistan’da faaliyet gösteren ortaklarına “hizmet” sağladığını belirtti.

Bu tesisin hızla onarılmasının mümkün olmadığını, zira Avrupa ekipmanlarının zarar gördüğünü ifade eden Putin, Avrupalıların Rusya’ya yönelik yaptırımlar uyguladığını, petrol ve doğalgaz üretiminde kullanılan Batılı ekipmanların Rusya’ya tedarikini yasakladığını hatırlattı.

Putin, “Bu ne anlama geliyor? Bu, iki gün önce Ukrayna silahlı kuvvetlerinin bir saldırı düzenlediği, iki gün sonra da Avrupalıların bu istasyonu onarmanın mümkün olmadığını ilan ettiği anlamına geliyor, çünkü ana ekipmanlar Avrupa, özellikle de Alman Siemens şirketi tarafından üretiliyor,” değerlendirmesini yaptı.

Trump ile olası görüşme

Diğer yandan Rusya Devlet Başkanı, Trump ile bir araya gelmenin hazırlanması gerektiğini belirterek, “Donald ile memnuniyetle görüşürüm, uzun zamandır görüşmedik. Telefon görüşmemizin niteliğinden de anlaşılacağı gibi, sanırım o da görüşmek istiyor,” dedi.

Tarafların hem ABD hem de Rusya için son derece önemli olan konuları, Ukrayna konusunu da hazırlamaları gerektiğini söyleyen Putin, Trump’ın Ukrayna’daki çatışmayı hızla çözme sözünü hatırlattı, ancak Trump başkan olduktan ve istihbarat servislerinden bilgi aldıktan sonra bunun yarım yıl süreceğini söylediğini belirtti.

Putin, “Biraz zamana ihtiyaç var. Ne kadar zaman gerekeceğini şu anda söyleyemem. Ancak böyle bir görüşme yapma arzumuz var,” ifadelerini kullandı..

Bunun yanı sıra Rusya hükümeti bünyesindeki Finans Üniversitesi uzmanı Denis Denisov, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte Rus-Amerikan işbirliğinin yeniden başlatılması ve “canlandırılması” için önemli bir talep olduğunu ve ilişkilerin şu anda düşük bir noktada bulunduğunu belirtti.

Russia in Global Affairs dergisi genel yayın yönetmeni Fedor Lukyanov da Putin’in Riyad’daki görüşmeleri yüksek değerlendirmesinin, temasların devam edeceğini gösterdiğini ifade etti.

Uzmanlara göre, taraflar öncelikle diplomatik temsilciliklerin çalışmalarını normalleştirecek ve ardından iki başkanın görüşmesinin hazırlıklarına başlayacak.

Lukyanov, müzakere sürecinin Ukrayna hattında da gelişmeye devam edeceğini, ancak Rusya ve Ukrayna arasında doğrudan bir görüşmenin henüz başlamayacağını dile getirdi.

Ayrıca Lukyanov, bunun, ABD’nin Kiev’e ne önermeye ve ondan ne talep etmeye hazır olduğuna bağlı olacağını da sözlerine ekledi.

Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Araştırma Direktörü Andrey Kortunov ise bugün itibarıyla Rusya ve ABD arasında en azından tam formatlı bir diyalogun yeniden kurulabileceğinden bahsedilebileceğini söyledi.

Etkileşimin, iletişim kanallarının ve diplomatik kurumların çalışmalarının yeniden kurulması da dahil olmak üzere farklı seviyelerde yeniden sağlanabileceğini belirten Kortunov, “Yeniden yapılanma yolunda bunların hepsi genel olarak son derece önemli,” diye vurguladı.

Kortunov, daha fazla ilerlemenin tarafların gösterebileceği siyasi iradeye bağlı olduğunu ve mevcut girişimlerdeki ilerlemenin, özellikle tarafların Ukrayna’daki çözüm konusunda bir anlayışa varıp varamayacağına bağlı olduğunu da sözlerine ekledi.

Batı basını, ABD-Rusya müzakerelerini nasıl değerlendirdi?

Rusya

Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.

Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.

Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.

Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.

Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.

Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.

İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.

Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.

Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.

Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.

Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.

Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.

Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.

Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.

Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.

Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.

Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.

Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.

Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.

Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.

Okumaya Devam Et

Rusya

Bir komplonun anatomisi

Yayınlanma

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.


Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?

Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026

Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.

Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.

Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.

Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.

Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).

İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.

Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.

Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.

2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.

Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.

Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.

Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.

İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.

Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.

İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Yayınlanma

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.

Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.

FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.

FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.

Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.

Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.

Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.

Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.

Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.

Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.

Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English