Bizi Takip Edin

Rusya

Putin: ABD ile müzakerelerde olumlu ivme var

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus ve ABD heyetlerinin Riyad’daki görüşmelerini değerlendirerek, ilişkilerin yeniden canlandırılması için olumlu bir ivme olduğunu belirtti. Putin, ABD ile Ukrayna konusunda görüşmeye hazır olduklarını da ifade etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 19 Şubat’ta St. Petersburg’daki çalışma ziyareti sırasında gazetecilere Rus ve ABD heyetlerinin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gerçekleştirdiği görüşmeler hakkında ilk kez ayrıntılı açıklamalarda bulundu.

Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov’un Rus tarafını temsil ettiği görüşmeler hakkında Putin, kendisine bilgi verildiğini ve görüşmeleri “olumlu” olarak değerlendirdiğini, bir sonuç elde edildiğini söyledi.

Putin, diplomatik kurumların çalışmalarının yeniden başlatılması kararının alındığını belirterek, “Washington ve Moskova’dan sürekli diplomatların sınır dışı edilmesi iyi bir şeye yol açmıyor. Böyle devam ederse, bu binalarda sadece temizlik görevlileri çalışacak. Onların emeğine de değer vermek gerekiyor ama diplomatik temsilcilikler bunun için kurulmuyor,” dedi.

Ayrıca, çeşitli alanlarda çalışmaların yeniden başlatılması için ilk adımın atıldığını söyledi: Orta Doğu, özellikle Rusya’nın Suriye’deki varlığı, İsrail’in durumu, ekonomi, enerji, uzay gibi konuların görüşüldüğünü belirtti.

Putin, görüşmenin yapıcı bir havada geçtiğini ve Amerikalıların önyargısız ve geçmişteki olayları yargılamadan müzakere sürecine açık olduğunu ifade etti.

Avrupa ülkelerinin Ukrayna konusundaki müzakerelere katılma isteği hakkında da konuşan Putin, Riyad’daki görüşmelerin amacının Rusya ve ABD arasındaki ilişkileri yeniden tesis etmek olduğunu vurguladı.

Devlet Başkanı, Rusya ile ABD arasındaki güven düzeyi artırılmadan birçok sorunun çözülemeyeceğini belirtti.

Rusya’nın Avrupalılarla ve Mart 2022’de İstanbul’daki müzakerelerden çekilen Ukrayna ile diyalogdan hiçbir zaman vazgeçmediğini söyleyen Putin, “Müzakere masasına geri dönmeye hazırız,” diye konuştu.

ABD’nin müttefiklerinin bu konuda “kendilerinin suçlu” olduğunu hatırlatan Putin, Donald Trump’ın ilk döneminde Rusya’nın seçimlere müdahale ettiği iddialarına değindi.

Putin, “Bu seçim kampanyası sırasında tüm Avrupalı liderler, istisnasız hepsi, ABD’deki seçim sürecine doğrudan müdahale ettiler, hatta adaylardan birine doğrudan hakaret ettiler. Bizim açımızdan kime sempati duyduğumuz açıktı. Ancak müdahale etmemize izin vermedik,” dedi ve Trump’ın müttefiklerine karşı gösterdiği sükunete şaşırdığını, karşısındakilerin ise “kaba” davrandıklarını da sözlerine ekledi.

Putin, ABD’nin müttefikleriyle çalışmaya devam ettiğini, Ukrayna Özel Temsilcisi Keith Kellogg’un Ukrayna’da bulunduğunu ve daha önce Avrupalılarla görüştüğünü belirtti.

Fakat, bir yıl sonra sona erecek olan START-3 anlaşmasının uzatılması konusunda Rusya ve ABD’nin karar vermesi gerektiğini vurguladı.

Müzakere sürecine gelince, ABD’nin Ukrayna’nın da bu sürece dahil olacağını varsaydığını belirten Putin, “Kimse Ukrayna’yı bu sürecin dışında bırakmıyor,” değerlendirmesini yaptı.

Ukrayna’nın saldırısı

Putin ayrıca, Ukrayna’nın Krasnodar’daki Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu’na ait petrol pompalama istasyonuna yönelik saldırısını da değerlendirdi.

Ukrayna ordusunun bu saldırıyı tek başına gerçekleştiremeyeceğini, “Batılı müttefiklerinden birinin” onlara ilgili bilgileri sağladığını düşündüğünü söyledi.

Putin, “Bu tesiste Rus hava savunma sistemleri yoktu ve hâlâ da yok,” diyerek konsorsiyumun hissedarları arasında Amerikan ve Avrupalı şirketlerin bulunduğunu, Rusya’nın ise Kazakistan’a ve Kazakistan’da faaliyet gösteren ortaklarına “hizmet” sağladığını belirtti.

Bu tesisin hızla onarılmasının mümkün olmadığını, zira Avrupa ekipmanlarının zarar gördüğünü ifade eden Putin, Avrupalıların Rusya’ya yönelik yaptırımlar uyguladığını, petrol ve doğalgaz üretiminde kullanılan Batılı ekipmanların Rusya’ya tedarikini yasakladığını hatırlattı.

Putin, “Bu ne anlama geliyor? Bu, iki gün önce Ukrayna silahlı kuvvetlerinin bir saldırı düzenlediği, iki gün sonra da Avrupalıların bu istasyonu onarmanın mümkün olmadığını ilan ettiği anlamına geliyor, çünkü ana ekipmanlar Avrupa, özellikle de Alman Siemens şirketi tarafından üretiliyor,” değerlendirmesini yaptı.

Trump ile olası görüşme

Diğer yandan Rusya Devlet Başkanı, Trump ile bir araya gelmenin hazırlanması gerektiğini belirterek, “Donald ile memnuniyetle görüşürüm, uzun zamandır görüşmedik. Telefon görüşmemizin niteliğinden de anlaşılacağı gibi, sanırım o da görüşmek istiyor,” dedi.

Tarafların hem ABD hem de Rusya için son derece önemli olan konuları, Ukrayna konusunu da hazırlamaları gerektiğini söyleyen Putin, Trump’ın Ukrayna’daki çatışmayı hızla çözme sözünü hatırlattı, ancak Trump başkan olduktan ve istihbarat servislerinden bilgi aldıktan sonra bunun yarım yıl süreceğini söylediğini belirtti.

Putin, “Biraz zamana ihtiyaç var. Ne kadar zaman gerekeceğini şu anda söyleyemem. Ancak böyle bir görüşme yapma arzumuz var,” ifadelerini kullandı..

Bunun yanı sıra Rusya hükümeti bünyesindeki Finans Üniversitesi uzmanı Denis Denisov, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte Rus-Amerikan işbirliğinin yeniden başlatılması ve “canlandırılması” için önemli bir talep olduğunu ve ilişkilerin şu anda düşük bir noktada bulunduğunu belirtti.

Russia in Global Affairs dergisi genel yayın yönetmeni Fedor Lukyanov da Putin’in Riyad’daki görüşmeleri yüksek değerlendirmesinin, temasların devam edeceğini gösterdiğini ifade etti.

Uzmanlara göre, taraflar öncelikle diplomatik temsilciliklerin çalışmalarını normalleştirecek ve ardından iki başkanın görüşmesinin hazırlıklarına başlayacak.

Lukyanov, müzakere sürecinin Ukrayna hattında da gelişmeye devam edeceğini, ancak Rusya ve Ukrayna arasında doğrudan bir görüşmenin henüz başlamayacağını dile getirdi.

Ayrıca Lukyanov, bunun, ABD’nin Kiev’e ne önermeye ve ondan ne talep etmeye hazır olduğuna bağlı olacağını da sözlerine ekledi.

Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Araştırma Direktörü Andrey Kortunov ise bugün itibarıyla Rusya ve ABD arasında en azından tam formatlı bir diyalogun yeniden kurulabileceğinden bahsedilebileceğini söyledi.

Etkileşimin, iletişim kanallarının ve diplomatik kurumların çalışmalarının yeniden kurulması da dahil olmak üzere farklı seviyelerde yeniden sağlanabileceğini belirten Kortunov, “Yeniden yapılanma yolunda bunların hepsi genel olarak son derece önemli,” diye vurguladı.

Kortunov, daha fazla ilerlemenin tarafların gösterebileceği siyasi iradeye bağlı olduğunu ve mevcut girişimlerdeki ilerlemenin, özellikle tarafların Ukrayna’daki çözüm konusunda bir anlayışa varıp varamayacağına bağlı olduğunu da sözlerine ekledi.

Batı basını, ABD-Rusya müzakerelerini nasıl değerlendirdi?

Rusya

Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Yayınlanma

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.

Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.

Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.

Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.

Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.

Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.

Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.

Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor

Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.

Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.

Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.

Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.

Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.

Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.

Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.

Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.

Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.

Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.

Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.

Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.

Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.

Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.

Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.

Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.

Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.

Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.

Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:

“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.

Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.

Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor

Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.

20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.

The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.

Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.

Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.

Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak

Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.

Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.

Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.

ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Yayınlanma

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.

Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.

Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.

Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir

Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.

Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.

Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.

Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.

Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor

Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.

Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.

Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.

Göçmen işçiler haklarını kaybedecek

Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.

Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.

Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.

Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.

Süreç Astana’daki zirvede başladı

Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.

Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.

Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.

Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”

Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.

Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.

Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.

Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.

Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English