Bizi Takip Edin

Diplomasi

Putin: Ukraynalı mahkumları taşıyan İl-76 uçağı Amerikan Patriot füzesiyle vuruldu

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg’daki Gostiniy Dvor’da düzenlediği toplantıda Ukrayna’daki çatışmaları ve güncel gelişmeleri değerlendirdi.

Putin, Ukraynalı mahkumları taşıyan İl-76 uçağının Kiev tarafından Amerikan Patriot sistemi kullanılarak düşürüldüğünü doğruladı. Putin, Ukrayna’daki askeri müdahale sayesinde Rusya toplumundaki ‘köpüğün yavaş yavaş temizlendiğini’ kaydetti.

‘Temas hattı topraklarımızdan güvenliği sağlayacak biçimde ve uzaklıkta olmalı’

Ukrayna’daki temas hattı Rusya’nın sınırlarından daha uzağa taşınması gerektiğini belirten Putin, “Bu hat, Ukraynalı yetkililerin barışçıl kasabaları bombalamak için kullandıkları uzun menzilli yabancı yapım silahlar göz önünde bulundurularak, topraklarımızdan güvenliği sağlayacak biçimde ve uzaklıkta olmalıdır,” dedi.

Putin, Rus ordusunun sadece ‘düşmanı hayati nüfus merkezlerinden uzaklaştırdığını’ kaydederek, “Savaşan ve hayatlarını riske atan askerlerimizin temel amacı da budur; anavatanı korumak, halkımızı korumak. Onları geri püskürteceğiz,” ifadelerini kullandı.

‘Ukrayna dikkatleri karşı taarruzun başarısızlığından başka yöne çekmek için sivilleri bombalıyor’

Bununla birlikte Ukrayna ordusunun dikkatleri karşı taarruzun başarısızlığından başka yöne çekmek ve Rusya’yı misilleme yapmaya kışkırtmak için sivilleri bombaladığını ve bunun ‘kanlı bir suç’ olduğunu dile getiren Putin, “Temas hattı, Rusya için mücadelenin en keskin, hassas ve tehlikeli kısmıdır. Şu anda çatışmaların yaşandığı en önemli bölgelerden biri Avdeyevka,” değerlendirmesini yaptı.

‘Kiev, İl-76’yı Amerikan Patriot sisteminin yardımıyla düşürdü’

Bunun yanı sıra geçen hafta Belgorod oblastında düşürülen ve mahkum takasına götürülen Ukraynalı savaş esirlerini taşıyan İl-76 uçağının vurulmasına dair yorum yapan Putin, şunları söyedi:

“Kiev, İl-76’yı Amerikan Patriot sisteminin yardımıyla düşürdü, bu halihazırda kesin olarak tespit edildi. Gerekçeleri ise belirsiz, bunu neden yaptıklarını sordunuz. Bilmiyorum. Anlamıyorum. Uçağın yanlışlıkla düşürülmüş olabileceği düşünülebilir ama bu her halükarda suçtur. Moskova kazayla ilgili uluslararası bir soruşturma yapılmasında ısrar ediyor ama bunu yapmaya istekli hiçbir uluslararası kuruluş yok. Batı ise bunun hiçbir açıklaması olmamasına rağmen yaşananları örtbas etmeye çalışıyor.”

‘Rusya ile Ukrayna arasında mahkum takası durmayacak’

Ayrıca Moskova ile Kiev arasında mahkum takasının durdurulmayacağına işarete den Putin, “Ukrayna tarafı hazırsa elbette askerlerimizi almaya devam edeceğiz. Ve hala bize hazır olduklarına dair bir işaret veriyorlar. Eğer hazırlarsa, lütfen yapsınlar. Mahkumlar açısından taraflar arasındaki oran yaklaşık bire on. Daha da fazlası, bizim binlerce, onların birkaç düzine, belki yüzlerce mahkumu var,” diye konuştu.

Putin, “Rusya’nın silahlı mücadele de dahil olmak üzere çıkarlarını savunmak zorunda kalması ve tarihi Rusya’nın yükselmesi nedeniyle şu anda yaşananlar, hala eğitim temeline sahip olduğumuzu ve bunun oldukça güçlü olduğunu gösteriyor. Ve her durumda her zaman mevcut olan tüm bu köpük yavaş yavaş durulanıyor,” değerlendirmesini yaptı.

‘Sporcularımız pek çok alanda öncüdür’

Rus takımlarının uluslararası spor müsabakalarından men edilmesini yorumlayan Putin, “Ruslar olmadan, büyük uluslararası müsabakalar elbette daha düşük seviyeli olur. Sporcularımız pek çok alanda öncüdür. Uluslararası spor yetkilileri olimpik hareket fikrini saptırıyor ve bu hareket artık üzerine doğduğu ilkelerin tam tersi gibi görünüyor. Biz kendi adımıza Olimpizm ilkelerine sadık kalacağız,” dedi.

Rusya lideri, Rusya Olimpiyat Komitesi ve Spor Bakanlığı’nın sporcuların Olimpiyatlara ayrımcı koşullar altında katılması konusunda ‘kesin kararlarını vermesi gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Rusya’nın Belgorod bölgesinde Ukraynalı savaş esirlerini taşıyan uçak vuruldu

Diplomasi

NATO üyeleri, Hürmüz Boğazı’na ilişkin seçenekleri görüşüyor

Yayınlanma

NATO, Hürmüz Boğazı’nda seyir özgürlüğünü desteklemek amacıyla olası katkıları kolaylaştırmak için bu hafta başında bir video konferans düzenledi.

Avrupa Yüksek Müttefik Komutanı (SACEUR) Alexus Grynkewich’in sözcüsü Reuters’a yaptığı açıklamada, bunun bir NATO misyonu olmadığını da söyledi.

Sözcü cuma günü yaptığı açıklamada, “Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Karargahı, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü desteklemek amacıyla müttefiklerin olası katkılarını kolaylaştırmak için 19 Ağustos 26 Çarşamba günü savunma şefleri düzeyinde ilgilenen müttefiklerin katılımıyla bir toplantı düzenledi,” dedi ve şöyle devam etti:

“Açıkça belirtmek gerekirse, bu bir NATO görevi değil. Fakat NATO’nun müttefikleri bir araya getirme ve onların ortaya koyduğu yetenekleri anlama konusundaki benzersiz gücü göz önüne alındığında, NATO’nun bu şekilde kolaylaştırıcı bir rol üstlenmesi mantıklıdır.”

NATO müttefikleri, İran çatışmasına doğrudan dahil olmaktan kaçınmaya çalışırken, bunun yerine Şubat ayından önce tüm petrol ticaretinin yaklaşık beşte birini taşıyan boğazın yeniden açılmasına yönelik ittifak dışı planlara odaklandılar.

Fransa ve Britanya, gerginlikler azaldığında veya çatışma çözüldüğünde boğazdan güvenli geçişi garanti altına almak için yaklaşık bir düzine ülke arasında bir koalisyon oluşturma çabalarına öncülük etti.

Fakat herhangi bir uzun vadeli düzenleme, nihai olarak İran’ın rızasını gerektiriyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin ve Arap ülkeleri kuraklık ve çölleşme ile mücadele için beş yıllık eylem planı başlattı

Yayınlanma

Çin ve Arap ülkeleri, kuraklık, çölleşme ve arazi bozulmasıyla mücadele amacıyla beş yıllık bir eylem planı başlattı. Çin Ulusal Ormancılık ve Çayır İdaresi’nin (NFGA) pazar günü Global Times’a verdiği bilgiye göre plan, taraflar arasındaki işbirliğini geleneksel çölleşmeyle mücadele çalışmalarının ötesine taşıyarak çayırların korunması, havza yönetimi ve sulak alanların korunması gibi alanlarda teknolojik inovasyonu da kapsayacak.

Plan, halen Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur’da devam eden Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 17. oturumu (COP17) kapsamında düzenlenen bir toplantıda başlatıldı.

NFGA’nın Global Times’a gönderdiği basın açıklamasına göre eylem planı kapsamında Çin ve Arap ülkeleri önümüzdeki beş yıl boyunca çölleşme ve bozulmuş arazilerin restorasyonu, kum ve toz fırtınalarının izlenmesi ve erken uyarı sistemleri, çayır yönetimi, biyolojik çeşitliliğin korunması ile sulak alanların korunması ve restorasyonu gibi kilit alanlarda uygulamaya dönük işbirliğini derinleştirecek.

İki taraf ayrıca teknoloji, veri ve araştırma sonuçlarının paylaşılmasına yönelik platformlar geliştirerek, disiplinler arası araştırmalar yürüterek ve uzaktan algılama ile arazi bozulmasının akıllı değerlendirilmesi gibi teknolojiler geliştirerek teknolojik inovasyonu ve araştırma sonuçlarının uygulamaya geçirilmesini hızlandıracak. Plan ayrıca BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin uygulanmasını destekleyecek demonstrasyon üslerinin kurulmasını öngörüyor.

Plan kapsamında çölleşmeyle mücadelede Çin-Arap işbirliği ağlarının güçlendirilmesi, politika, teknoloji ve araştırma sonuçlarının paylaşım mekanizmalarının geliştirilmesi ve Çin’in önerdiği Kuşak ve Yol Girişimi çerçevesindeki ortaklıkların genişletilmesi de hedefleniyor. Hükümetlerin, araştırma kuruluşlarının, şirketlerin, toplumsal kuruluşların ve yerel toplulukların sürece katılımı teşvik edilecek.

Genç uzmanlar arasındaki değişim programları, ortak araştırmalar, saha demonstrasyonları ve teknik eğitimler yoluyla kapasite geliştirme alanındaki işbirliği de genişletilecek.

Toplantı, Çin Ulusal Ormancılık ve Çayır İdaresi ile Arap Birliği Sekretaryası tarafından ortaklaşa düzenlenirken, organizasyonu Çin Ormancılık Akademisi ile Çin-Arap Ülkeleri Kuraklık, Çölleşme ve Arazi Bozulması Uluslararası Araştırma Merkezi üstlendi.

Çin Ormancılık Akademisi Başkan Yardımcısı Cui Lijuan, bazı girişimlerin şimdiden somutlaşmaya başladığını belirtti. Örneğin Çin ve Mısır, ekolojik koruma ve bütünleşik havza yönetimi konularında deneyim paylaşımı amacıyla Sarı Nehir ile Nil Nehri havzalarını karşılaştırmalı olarak inceleyecek bir çalışma yürütme imkanını araştırıyor.

Cui’ye göre söz konusu girişim Çin Ormancılık Akademisi’nin desteğini aldı ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarının da ilgisini çekti.

Çin ile Arap ülkeleri arasındaki gelecekteki işbirliği ayrıca çölleşmenin izlenmesi ve erken uyarı sistemleri, ekolojik teknolojiler ile genç uzmanlara yönelik değişim ve eğitim programlarına odaklanacak.

Cui, iki tarafın ayrıca halen ağırlıklı olarak devlet kurumlarının öncülük ettiği işbirliği çerçevesine şirketleri, toplumsal kuruluşları ve uluslararası kurumları da dahil ederek katılımı genişletmeyi amaçladığını söyledi.

Xinhua’ya göre 2023 yılında, çölleşmeyle mücadele konulu uluslararası bir forum sırasında Çin-Arap Kuraklık, Çölleşme ve Arazi Bozulması Uluslararası Araştırma Merkezi açılmıştı. Merkezin kurulması, Çin’in Kubuqi Çölü’ndeki çölleşmeyle mücadele çalışmalarından edindiği uzmanlığı paylaşma konusundaki kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirilmişti.

NFGA’ya göre merkez, son üç yılda Çin ile Arap ülkeleri arasındaki düzenli işbirliği mekanizmalarını istikrarlı biçimde güçlendirdi. İki taraf arazi bozulmasına yönelik yer gözlem sistemleri ve akıllı karar destek araçlarını ortaklaşa geliştirirken Çin, Arap ülkelerinde uygulanmaya uygun altı kategoride 30 pratik çölleşmeyle mücadele teknolojisini derledi.

Merkez ayrıca Suudi Arabistan ve Mısır dahil çeşitli ülkelerle düzenli iletişim ve değişim kanalları oluşturdu. Bunun yanı sıra, Arap ülkelerinde sürdürülebilir teknik işbirliğini ve mesleki eğitimi desteklemek amacıyla başlangıç aşamasında bir Çin-Arap çölleşmeyle mücadele ağı ve uzman havuzu kurdu.

Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD sınır dışı edilen göçmenler için Liberya’ya 5 milyon dolar ödeyecek

Yayınlanma

ABD, sınır dışı edilen göçmenlerin kabulü kapsamında Liberya’ya 5 milyon dolar ödeme yapacak. Liberya makamları gelecek bir yıl içinde ABD’den sınır dışı edilen 1200’e kadar göçmeni kabul etmeye hazır olduğunu bildirdi. İlk göçmen kafilesi 20 Ağustos’ta başkent Monrovia’ya ulaştı.

The New York Times (NYT) gazetesinin haberine göre ABD, sınır dışı edilen göçmenlerin kabulüne yönelik anlaşma kapsamında Liberya’ya 5 milyon dolar ödeyecek.

ABD Dışişleri Bakanlığı belgeleri, bakanlığının bu ödemeyi geçen yılın aralık ayında onayladığını gösteriyor. Liberya bu karardan iki ay önce başka ülkelerden gelen göçmenleri kabul etme ihtimalini değerlendirme taahhüdünde bulundu.

Liberya makamları ülkeye gelecek göçmenlerin ırk veya din gerekçesiyle herhangi bir baskı ve takibata maruz kalmayacağı konusunda ABD’ye güvence verdi. Dışişleri Bakanlığı bu taahhütleri güvenilir buldu.

Tahsis edilen mali kaynak Liberya’nın göç sisteminin desteklenmesi ve göçmenlere yardım sağlanması amacıyla kullanılabilir. Bu kapsamda ödenek barınma, beslenme ve mesleki eğitim harcamalarını içeriyor.

NYT’nin aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, doğrudan kendi menşe ülkelerine sınır dışı edilemeyen göçmenleri nakletmek amacıyla başka ülkelerle benzer anlaşmalar imzalıyor.

İnsan hakları örgütleri, göçmenlerin hiç tanımadıkları ve aralarında insan hakları sorunları bulunan ülkelerin de yer aldığı coğrafyalara gönderilmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Gazetenin verilerine göre Liberya makamları, gelecek bir yıl içinde ABD’den sınır dışı edilen 1200’e kadar göçmeni kabul etmeye hazır olduğunu bu hafta duyurdu. İlk göçmen grubu 20 Ağustos’ta Liberya’nın başkenti Monrovia’ya ulaştı.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı yabancılara ait 175 binden fazla vizeyi iptal etti.

Trump, 2024 yılındaki seçim kampanyası sırasında düzensiz göçmenleri milyonlar halinde sınır dışı etme vaadinde bulunmuştu.

NBC’nin aktardığı hesaplamalara göre sınır dışı edilenlerin sayısının yılda en az 1 milyona ulaşabilmesi için her gün 2,7 binden fazla kişinin ülkeden çıkarılması gerekiyor.

Daha önce, nisan ayında Kongo Demokratik Cumhuriyeti de ABD’den sınır dışı edilen üçüncü ülke vatandaşlarını kabul etmek üzere Washington ile anlaşmaya vardı.

İlk sınır dışı edilen kafile 17 Nisan’da Kinşasa’ya ulaştı; bu kişiler Kolombiya, Peru ve Ekvador vatandaşlarından oluşuyordu.

Anlaşma çerçevesinde Kongo’ya kaç kişinin gönderilebileceğine ilişkin toplam sayı kamuoyuna açıklanmadı.

Göçmenlerin barınması amacıyla Kinşasa yakınlarında tesisler hazırlandı ve sınır dışı işlemlerine dair maliyetleri ABD üstlendi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English