Bizi Takip Edin

Diplomasi

Putin ve Xi’den ŞİÖ zirvesinde çok kutupluluk ve Ukrayna mesajı

Yayınlanma

Çin’in Tiencin kentinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesinde Çin Devlet Başkanı Xi, üye ülkeler arasında dayanışma ve ekonomik işbirliğini güçlendirme çağrısı yaptı. Rusya Devlet Başkanı Putin ise çok kutuplu bir dünya düzenini savunarak Ukrayna krizinin Batı destekli darbe ve NATO’nun genişlemesi nedeniyle çıktığını belirtti.

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi, 1 Eylül’de Çin’in Tiencin kentinde düzenleniyor. Yerel saatle 10.00’da başlayan ŞİÖ üye ülke liderleri toplantısı öncesinde fotoğraf çekimi yapıldı.

Törene Çin’den Xi Jinping, Rusya’dan Vladimir Putin, Belarus’tan Aleksandr Lukaşenko, Hindistan’dan Narendra Modi, İran’dan Mesud Pezeşkiyan, Kazakistan’dan Kasım-Cömert Tokayev, Kırgızistan’dan Sadır Caparov, Pakistan’dan Şahbaz Şerif, Tacikistan’dan İmamali Rahman ve Özbekistan’dan Şevket Mirziyoyev katıldı.

Zirve başlamadan önce Putin, kendisini Rusya Devlet Başkanı’nın elinden tutarak Xi’ye götüren Hindistan Başbakanı Modi ile sohbet etti.

Üç lider kısa bir süre görüştü. Modi, yedi yıl aradan sonra ilk kez Çin’i ziyaret etti.

ŞİÖ zirvesi, Çin’in Tiencin kentinde başladı

Xi’den 5 adımlık gelişim planı

Zirvede ilk konuşmayı, 2025 dönem başkanı ülkenin temsilcisi olarak Çin lideri Xi Jinping yaptı. Xi, konuşmasında ŞİÖ’nün gelişimi için beş adımdan bahsetti.

Xi’ye göre, örgüt üyeleri arasında dayanışma ve etkileşimi güçlendirmek, ayrıca “bölenin barış, istikrar, kalkınma ve refahı için sorumluluk” üstlenmek amacıyla her ülkenin avantajlarını kullanmak gerekiyor.

ŞİÖ devletlerinin pazarlarının ve “ekonomilerinin birbirini tamamlayıcı” özelliklerinin avantajlarını kullanması gerektiğini belirten Xi, ticaret ve yatırım prosedürlerinin basitleştirilmesi, enerji, altyapı, dijital ekonomi, inovasyon ve yapay zeka alanlarında işbirliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Xi, “Yani ortak bir gelecek adına karşılıklı destek yoluyla modernleşmeye doğru hep birlikte ilerlemek,” dedi.

Çin lideri, ŞİÖ ülkelerinin kültürel ve insani alışverişi, ekonomik etkileşimi güçlendirmesi ve ortak çabalarla “müreffeh bir medeniyet inşa etmesi” gerektiğini vurguladı.

Xi ayrıca eşitlik ve adalete bağlılığın sürdürülmesi, “İkinci Dünya Savaşı hakkındaki tarihsel gerçeğin savunulması”, çok kutuplu dünya düzeninin korunması ve Dünya Ticaret Örgütüne dayalı çok taraflı ticaret sisteminin desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Xi, ŞİÖ bünyesinde Güvenlik Sınamaları ve Tehditleriyle Mücadele Merkezi ile Narkotikle Mücadele Merkezinin bir an önce açılması ve ŞİÖ Kalkınma Bankasının kurulması çağrısı yaptı.

Xi, Çin’in kendi gelişimini ŞİÖ’nün gelişimi ve “tüm üye devletlerin halklarının güzel bir yaşama olan özlemiyle” ilişkilendirdiğini kaydetti.

Xi’ye göre, Çin’in diğer ŞİÖ ülkelerinin ekonomilerine yaptığı toplam yatırım hacmi 84 milyar doları aşıyor ve Çin’in diğer ŞİÖ ülkeleriyle yıllık ticaret hacmi 500 milyar dolardan fazla.

Çin, örgütün daha muhtaç ülkelerine yardımcı olacak yüzden fazla sosyal proje uygulamayı planlıyor ve yıl sonuna kadar 2 milyar yuan tutarında karşılıksız hibe yardımı sağlayacak.

Ayrıca Çin, önümüzdeki üç yıl içinde birlik üyelerine 10 milyar yuan tutarında kredi tahsis edecek.

Putin’den çok kutupluluk vurgusu

Vladimir Putin, Çin’in 2025 ŞİÖ dönem başkanlığı sırasında yaptığı çalışmaları takdir etti.

Putin, bu yılın özel olduğunu belirterek mayıs ayında Moskova’da Büyük Anayurt Savaşı’ndaki zaferin 80. yıl dönümünün kutlandığını, 3 Eylül’de ise Pekin’de Japon militarizmine karşı kazanılan zafer ve İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 80. yıl dönümüne adanmış etkinlikler düzenleneceğini kaydetti.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan ve yine 80. yılını kutlayan Birleşmiş Milletlerin tüzüğüne uluslararası hukukun üstünlüğü ve ulusların kendi kaderini tayin hakkı gibi temel ilkelerin dahil edildiğini hatırlatan Putin, iç işlerine karışmama, bağımsızlığa ve ulusal çıkarlara saygı ilkelerinin ŞİÖ’nün de temelini oluşturduğunu söyledi.

Putin, mevcut zirve için Tiencin Deklarasyonu ve 2035’e kadar ŞİÖ Kalkınma Stratejisi de dahil olmak üzere sağlam bir belge paketi hazırlandığını belirtti.

Putin, ŞİÖ çerçevesindeki işbirliğinin gelişim hızının etkileyici olduğunu, üye ülkelerin GSYH’sindeki ortalama artışın 2024’te yüzde 5’i, sanayi üretimindeki artışın ise yüzde 4,6’yı aştığını kaydetti.

Rusya’nın üye devletlerin ortak tahvil çıkarmasını, ŞİÖ’nün kendi ödeme, takas ve saklama altyapısını oluşturmasını ve ortak yatırım projeleri bankası kurmasını desteklediğini ifade etti.

Putin’e göre bu, ŞİÖ devletlerinin ekonomik alışverişlerinin verimliliğini artıracak ve onları “dış konjonktürdeki dalgalanmalardan” koruyacak. Putin ayrıca ulaşım, enerji, kültür ve eğitim alanlarındaki işbirliğinden de bahsetti.

Putin, ŞİÖ’nün gerçek anlamda çok kutupluluğun tesis edilmesini ve tüm Avrasya kıtasında karşılıklı güvenin güçlendirilmesini savunduğunu söyledi.

Putin, örgütün bu sayede Avrasya’da “modası geçmiş Avrupa merkezli ve Avrupa-Atlantik modellerinin yerini alacak” yeni bir istikrar ve güvenlik sisteminin oluşturulması için siyasi ve sosyoekonomik ön koşulların temelini atmaya yardımcı olduğunu belirtti.

Böylece mümkün olan en geniş ülke yelpazesinin dikkate alınması mümkün olacak ve bu da bazı ülkelerin güvenliklerini başkaları pahasına sağlamasına izin vermeyecek.

Putin, Ukrayna krizinin nedenlerini yineledi

Bu sözlerinin ardından Putin, konuşmasında Ukrayna konusuna geçti ve “Fırsattan istifade ederek, Rusya tarafının Ukrayna çevresindeki krize ilişkin olarak da aynı yaklaşımları benimsediğini söylemek isterim,” dedi.

Putin’e göre bu kriz, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması sonucu ortaya çıkmadı.

Putin, “Kriz, Batı tarafından desteklenen ve kışkırtılan Ukrayna’daki devlet darbesi ve ardından bu darbeyi kabul etmeyen, desteklemeyen Ukrayna bölgeleri ile Ukrayna’daki insanların direnişini silahlı kuvvetler yoluyla bastırma girişimleri sonucunda ortaya çıktı,” diye konuştu.

Krizin ikinci nedeni olarak Batı’nın Ukrayna’yı NATO’ya çekme yönündeki sürekli girişimlerini gösteren Putin, bunun Rusya’nın güvenliğine yönelik doğrudan tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Putin, 2014 yılında Ukrayna’da ülkenin Kuzey Atlantik İttifakına katılmasını desteklemeyen siyasi yönetimin iktidardan uzaklaştırıldığını belirtti.

Başkan, Rusya’nın krizi çözmeye katkıda bulunan Çin, Hindistan ve diğer ortakların çabalarını ve önerilerini takdir ettiğini belirtti.

Putin, “Yakın zamanda Alaska’da yapılan Rusya-ABD zirvesinde varılan mutabakatların da bu yönde ilerlediğini ve Ukrayna’da barışın yolunu açtığını umuyorum,” dedi.

Putin, zirve marjındaki ikili görüşmeler sırasında meslektaşlarını bu müzakereler hakkında bilgilendireceğine söz verdi. Putin, 31 Ağustos’taki resmi akşam yemeğinde Xi Jinping ile konuyu kısaca ele aldıklarını söyledi.

Putin, Ukrayna’daki çözümün sürdürülebilir ve uzun vadeli olması için krizin temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve güvenlik alanında adil bir dengenin yeniden kurulması gerektiğini bir kez daha vurguladı.

Konuşmasının sonunda Putin, 1 Eylül’de Taşkent’te sınamalara ve tehditlere yanıt verecek evrensel bir ŞİÖ merkezinin kurulmasına ve Duşanbe’de Narkotikle Mücadele Merkezinin açılmasına ilişkin anlaşmaların imzalanacağını hatırlattı.

Moskova’da ise kasım ayında ŞİÖ ülkeleri başbakanlar toplantısı yapılacak ve burada Tiencin’de varılacak anlaşmalar ele alınacak.

Putin’in 1 Eylül programında Modi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile ikili görüşmeler de yer alıyor.

Ayrıca Kamboçya Başbakanı Hun Manet ve Nepal Başbakanı Khadga Prasad Sharma Oli ile de “ayakta” bir dizi görüşme yapacak. Bunun yanı sıra Putin, ŞİÖ+ formatındaki toplantıya da katılacak.

Diplomasi

OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Yayınlanma

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.

Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.

Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.

Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.

OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.

Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.

Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.

Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.

Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.

Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.

ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.

Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.

Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.

Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

Yayınlanma

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.

İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.

Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.

Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.

Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.

Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.

Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.

Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.

Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.

Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan muhalefet lideri ABD gezisinde boğazlar arası barış çağrısı yaptı

Yayınlanma

Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wun, Pekin, Taipei ve Washington’da yakından izlenen iki haftalık ABD ziyaretinin başlangıcında San Francisco’da bulunuyor.

Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wun, San Francisco’da, Pekin ve Washington’ın “uzlaşma ve işbirliği” peşinde koşması ve savaştan kaçınması gerektiğini söyledi. Bu sözlerinin ABD ziyaretinin ana temasını oluşturduğunu vurguladı.

Tayvan’ın ana muhalefet partisi Kuomintang’dan (KMT) bir heyete liderlik eden Cheng, pazartesi akşamı San Francisco’ya vararak Pekin, Taipei ve Washington’da yakından izlenen iki haftalık ABD ziyaretine başladı.

Salı günü San Francisco’nun Chinatown bölgesinde Cheng, Çin ve ABD’nin “dostluk ve işbirliği ilişkisi” kurması gerektiğini ve Washington, Pekin ve Taipei birlikte çalışırsa “dünyanın barış ve refahı için yeni başarılar” yaratacaklarını söyledi.

KMT’ye göre Cheng, salı öğleden sonra Stanford Üniversitesi’nin Hoover Institution kurumundan akademisyenlerle kapalı kapılar ardında bir toplantı da yaptı.

KMT açıklamasına göre Cheng, Çin ana karasının daha geniş Pasifik’e en yakın denizlerini işaretleyen birinci ada zincirinin “jeopolitik rekabetin ön hattından kademeli olarak bir barış ve refah zincirine dönüşmesini” umduğunu söyledi.

Açıklamaya göre Cheng ayrıca Taipei ve Washington’ın savunma ve güvenlik, tedarik zinciri dayanıklılığı ve uluslararası katılım gibi alanlarda ortaklıklarını derinleştirmeyi sürdürmesini sabırsızlıkla beklediğini ekledi.

Açıklamada Cheng’in şu sözlerine yer verildi: “Tayvan’ın boğazlar arası durumla yüzleşmedeki güveni, büyük ölçüde ABD’nin Tayvan’a uzun süredir devam eden ve sağlam desteğinden geliyor.”

KMT açıklamasında Cheng’in ABD’nin Tayvan’a silah satışları ve adanın savunma bütçesi gibi hassas konuları gündeme getirip getirmediğinden bahsedilmedi.

ABD de dahil olmak üzere çoğu ülke Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor, ancak Washington adayı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak silahlandırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Pekin’i kızdırma riski taşıyan bir adım olan adaya yönelik 14 milyar ABD dolarlık silah paketini henüz onaylamadı. Taipei ise anlaşmanın sonunda onaylanacağından emin olduğunu ısrarla belirtti.

Washington ayrıca Taipei’ye özel bir savunma bütçesini kabul etmesi için defalarca baskı yaptı, ancak KMT ve daha küçük bir başka muhalefet partisi olan Tayvan Halk Partisi daha küçük bir versiyonu destekledi.

Cheng salı akşamı Tayvanlı Amerikalıların katıldığı bir ziyafette de boğazlar arası barışın ancak KMT’nin 2028 liderlik seçimlerinde yeniden iktidarı kazanması halinde gerçekleşebileceğini söyledi. Tayvan’ın bağımsızlık yanlısı Demokratik İlerleme Partisi’nin 2016’da iktidara gelmesinden bu yana boğazlar arası ilişkiler kötüleşti.

Yemekte Cheng ayrıca nisan ayında Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaptığı görüşmenin ABD gezisine ağırlık kazandırdığını söyledi. Cheng, Xi’nin “tam bir samimiyet ve iyi niyetine, boğazlar arası barış ve istikrar için en büyük çabayı gösterme isteğinin bir ifadesine” ihtiyaç duyduğunu söyledi.

“Ancak o zaman ABD’ye gelişim farklı bir anlam taşıyacaktı,” dedi.

Cheng, Xi ile görüşmemiş olsaydı yalnızca “Tayvan’dan, hiçbir katma değeri olmayan bir muhalefet lideri” olacağını söyledi. Cheng ile nisan ayındaki görüşmesinde Xi, yeniden birleşme konusunda sabır çağrısında bulundu ve daha fazla boğazlar arası değişim çağrısı yaptı.

Bu, Komünist Parti ve KMT başkanları arasındaki on yıl içindeki ilk görüşmeydi. Günler sonra Pekin, Tayvan ile değişimleri teşvik etmeyi amaçlayan ve Cheng’i siyasi olarak güçlendirmek için tasarlanmış gibi görünen 10 maddelik bir tedbir paketi açıkladı.

Cheng’in ABD gezisi ayrıca Xi’nin Pekin’de Trump ile görüşmesinden ve ABD başkanını Tayvan meselesinin yanlış ele alınmasının “son derece tehlikeli bir duruma” yol açabileceği konusunda uyarmasından iki haftadan biraz fazla bir süre sonra gerçekleşiyor.

Cheng çarşamba günü Boston’a varacak; burada Harvard Üniversitesi ve Massachusetts Institute of Technology’de uluslararası ilişkiler akademisyenleriyle kapalı kapılar ardında toplantılar yapması bekleniyor.

Katılımcılar arasında, Harvard Üniversitesi John F. Kennedy School of Government’ın kurucu dekanı ve “Thucydides Tuzağı” teorisini popülerleştiren Graham Allison’ın da yer alması bekleniyor.

Yükselen bir güç ile yerleşik bir hegemonun savaşa mahkûm olduğu teorisi, Xi tarafından Trump ile görüşmesi sırasında alıntılanmıştı.

Cheng ayrıca New York, Washington ve Los Angeles’ı da ziyaret edecek.

Büyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English