Bizi Takip Edin

Rusya

Putin’den altyapı talimatı: Bürokrasi azalacak, inşaat desteklenecek

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün yaşam altyapısının geliştirilmesine yönelik Devlet Konseyi Başkanlık Divanı toplantısında bürokrasinin azaltılması ve inşaat sektörünün desteklenmesi gerektiğini söyledi. Putin, ülke genelinde 2 bin 160 kilit yerleşim biriminin kalkınmanın temelini oluşturacağını belirtti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün yaşam altyapısının geliştirilmesi konularına odaklanan Devlet Konseyi Başkanlık Divanı toplantısına başkanlık etti.

Devlet Başkanı, 10 dakikalık konuşmasının ana fikrini şu sözlerle ifade etti: “Bürokrasiyi mümkün olduğunca azaltmalı ve mevcut mali kısıtlamalar koşullarında bile [inşaat] sektörünün gelişmesi için koşullar yaratmalıyız.”

Ekspert dergisinin haberine göre, Putin bu 10 dakika içinde 12 temel tezi formüle etti. Altyapı oluşturma sürecine dahil olan herkesin bu tezleri dikkate alması gerekecek.

1. Rusya’nın sosyo-ekonomik iskeletini, Rusların üçte ikisinin yaşadığı 2 bin 160 kilit yerleşim birimi sağlayacak

Putin, “Gündemimizde ‘Yaşam İçin Altyapı’ ulusal projesinin uygulanmasıyla ilgili konular var. Bu, ülkemizin geniş topraklarının daha da geliştirilmesi ve düzenlenmesi, tüm bölgelerde ve belediyelerde modern, konforlu, güvenli ve kullanışlı bir ortam yaratılması, konut sorunlarının çözülmesi ve istihdam yaratılması, ulaşım ve sosyal hizmetlere geniş erişim, kaliteli ve güvenli yollar anlamına geliyor,” dedi.

Putin, “Bu görevlerin kapsamlı çözümüne kilit yerleşim birimlerine verilecek destek katkıda bulunmalı. Vatandaşlarımızın üçte ikisi buralarda yaşıyor. Toplam 2 bin 160 olan bu kilit yerleşim birimleri, en büyük metropollerle birlikte Rusya’nın ekonomik ve altyapısal iskeletini güçlendirmek ve böylece ülke genelinde daha uyumlu, sürdürülebilir bir yerleşim modeli sağlamak üzere tasarlanmıştır,” diye ekledi.

2. Ana planların statüsünü belirleyen yasa üzerindeki çalışmalar hızlandırılmalı

Putin, “Kilit yerleşim birimlerinin geliştirilmesi, kısmen ana planlara dayanarak ilerleyecek. Bu planlar, belirli bir şehrin, ilçe merkezinin veya köyün 6-12 yıl içinde nasıl olacağını, sosyo-ekonomik alanda hangi değişikliklerin beklendiğini ve hangi altyapı projelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini yansıtmalı,” ifadelerini kullandı.

Devlet Başkanı, “Federal bölgeler halihazırda ana planları hazırlamaya başladı. Fakat bu belgenin henüz net bir statüsü yok. İlgili yasa tasarısı üzerinde çalışmalar sürüyor, ancak bunun geciktirilmemesini rica ediyorum. Aynı zamanda, ana planların genel ve kapsamlı bölgesel kalkınma planlarıyla nasıl ilişkilendirileceği konusunda nihayet netlik sağlanmalı,” değerlendirmesini yaptı.

Putin ayrıca, “Şu anda, mükerrerlik, çelişkiler ve bu tür belgelerin kelimenin tam anlamıyla yığılması riskiyle karşı karşıyayız, bu da işe yaramayacaktır. Mevcut durumu nasıl çözeceğimizi duymak istiyorum,” diye konuştu.

3. Konut inşaatında yavaşlama riskleri görülüyor

Putin, “Son yıllarda inşaat sektörü dinamik bir şekilde gelişiyor. Potansiyeli en büyük görevleri çözmeye olanak tanıyor. Belirlenen hedefleri hatırlatayım: 2036 yılına kadar 1 milyar 383 milyon metrekare konut inşa etmek. Bunun 663 milyon metrekaresi 2030 yılına kadar tamamlanacak, bu da kişi başına ortalama 33 metrekare konut sağlanması seviyesine ulaşılmasını sağlayacak,” dedi.

Ancak Putin, “Şu anda, mevcut konjonktür ve makroekonomik durum göz önüne alındığında, yavaşlama riskleri var. Ülke genelinde 2 binden fazla konut inşaatı projesinin teslimat tarihlerinde altı aylık ertelemeler yaşanıyor. Müteahhitler talep düşüşüyle karşı karşıya. Talep ise bilindiği gibi yüksek kredi maliyetleri nedeniyle düşüyor. Yakın zamana kadar rekor seviyelere ulaşan konut kredileri daralıyor,” uyarısında bulundu.

4. Konut kredilerinde düzen sağlanmalı

Putin, “Avantajlı konut kredisi alma hakkına sahip tüm vatandaşlar, tüm aileler bunları almaya cesaret edemiyor. Bankalar yüzde 5 ila yüzde 10 arasında ek komisyonlar uyguluyor. Burada kesinlikle bir düzen sağlanmalı. Üstelik devlet, bu tür kredilerin verilmesi için bankalara mali kaynak ayırıyor,” diye belirtti.

5. Müteahhitlerin borç durumu piyasanın ve tüm ekonominin istikrarını tehdit ediyor

Putin, “İnşaat şirketleri için banka proje finansmanının maliyeti de artıyor. Bu durum ve düşen talep nedeniyle yeni projelerin başlatılması da bir önceki yıla göre yüzde 23 oranında azaldı,” dedi.

Devlet Başkanı, “Müteahhitlerin borçları artıyor, bu da işlerinin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor, hatta piyasadan çekilmelerine yol açabilir ve sektördeki istihdamın azalmasına, tüm ekonomiyi olumsuz etkilemesine neden olabilir. Hükümetin Rusya Merkez Bankası ile birlikte duruma uygun önlemler alması gerektiği açıktır,” diye ekledi.

6. Küçük şehirlerdeki inşaat proje finansmanı kredileri için faiz oranı geçici olarak sübvanse edilmeli

Putin, “Özellikle küçük şehirlerdeki inşaat projelerinin finansmanı için kredi faiz oranlarının geçici olarak sübvanse edilmesine yönelik bir program geliştirilmesi gerekecek. Bu konuyu birkaç kez konuştuk, buna dikkat edilmesini rica ediyorum, oradaki inşaat hacmi küçük ve burada devlet desteği kesinlikle gerekli. Bu küçük şehirlerdeki tesislerin 2026 yılında hizmete girmesi hedefleniyor,” bilgisini verdi.

7. Rusya’da bireysel konut inşaatı segmenti büyütülmeli

Putin, “Vatandaşlar tarafından talep gören en önemli alanlardan biri bireysel konut inşaatıdır. Geçen yıl bireysel konut inşaatı hacmi 62,3 milyon metrekareye ulaştı, bu da ülkedeki toplam konut arzının yaklaşık yüzde 58’ine tekabül ediyor. Burada ‘yazlık evlerle ilgili düzenlemeler’, sosyal doğalgaz programları, yol yapım ve yenileme çalışmaları, sağlık ocakları sisteminin geliştirilmesi, elektrik şebekelerine bağlanma prosedürlerinin netleştirilmesi gibi sistemsel kararlarımız rol oynadı. Bunların hepsi insanlar için önemli,” dedi.

Rusya lideri, “Bu konut segmentini büyütmek, arsa tahsisine, altyapı olanaklarına ve vatandaşların bireysel inşaata yatırım yapabilmeleri için güvenilir mekanizmalar oluşturulmasına özel önem vermek gerekiyor,” diye ekledi.

8. Sovyet dönemi evlerinin ömrünün tükenmesiyle yıpranmış konut stoku artışı hızlanacak

Putin, “2030 yılına kadar 345 bin kişinin yeni dairelere taşınması ve en az 6,2 milyon metrekarelik yaşanmaz durumdaki binanın ortadan kaldırılması gerekiyor,” dedi.

Ancak Putin, “Bununla birlikte, yıpranmış konut stokunun eskisinden daha hızlı büyüyebileceğini anlamalıyız: yılda yaklaşık 2,2 milyon metrekare. Bunun nedenlerinden biri, Sovyet döneminde seri olarak inşa edilen evlerin kullanım ömrünün tükenmesidir. Bu sorunun nasıl çözülmesi planlandığına dair önerileri duymak istiyorum,” diye ekledi.

9. Konut inşaatında bölgesel bürokrasi ortadan kaldırılmalı

Putin, “Belirttiğim hedeflere ulaşılması tüm yönetim kademelerinin çalışmasına bağlıdır. Burada bölgesel ekiplerin özel bir rolü var. Şimdi ne yapmak önemli? Bölgesel ve belediye yasal düzenlemelerinden federal mevzuatta öngörülmeyen gereklilikleri çıkarmak gerekiyor. Burada bir sorun var. Federal düzeyde bazı şeyler zaten kaldırıldı, fakat bölgelerde hâlâ yürürlükte. Bu sadece bürokratik sorunlar yaratıyor,” dedi.

10. Konut ve kamu hizmetleri sistemlerinin yenilenmesine 2030’a kadar 4,5 trilyon ruble yönlendirilecek

Putin, “Bir sonraki alan konut ve kamu hizmetleri. Son 6 yılda, sadece federal bütçeden bu alana 600 milyar rubleden fazla kaynak aktarıldı, 3 bin 655 farklı altyapı tesisi ve 10 bin kilometreden fazla şebeke modernize edildi,” bilgisini verdi.

Devlet Başkanı, “Tahminlere göre, kamu hizmetlerinin 2030 yılına kadar geniş çaplı yenilenmesi için hem bütçe hem de özel yatırımlar olmak üzere en az 4,5 trilyon ruble gerekecek. Aynı zamanda, risk alanlarını belirlemek ve acil durumları önlemek de dahil olmak üzere sektörün tüm iç kaynaklarının ve rezervlerinin kullanılmasını sağlamak gerekiyor,” diye ekledi.

11. Çok katlı konutların bakımı ve onarımı için net standartlar geliştirilmeli

Putin, “Ayrıca çok katlı konutların bakımı ve onarımı için daha net standartlar geliştirmek önemlidir. Ülkemizde bu tür 950 binden fazla bina var. Her birinin sakinleri için konut hizmetleri ücretinin nasıl oluşturulduğu ve elbette büyük onarım aidatları da dahil olmak üzere bu fonların nasıl ve nereye harcandığının anlaşılır olması gerekiyor,” ifadesini kullandı.

Devlet Başkanı, “Bu alanlardan yönetim şirketleri sorumlu. Çalışmalarının kalitesini ve şeffaflığını artırmak için çok şey yapıldı, lisanslama gereklilikleri sıkılaştırılıyor. Ancak bu konulara dikkat etmeye devam etmek gerekiyor, çünkü bu şirketler doğrudan vatandaşlara karşı sorumludur ve aslında onların parasıyla var olurlar,” diye vurguladı.

12. Karayolu onarım hızını düşürmemek önemli

Putin, “Bölgesel yolların yarısından fazlası ve 105 kentsel yerleşim bölgesindeki yol ağının yüzde 85’i standartlara uygun durumda. Ancak yol kaplamalarının, özellikle bizim iklimimizde, sürekli onarım gerektirdiği açıktır. Bu nedenle, yakalanan ivme düşürülmemeli ve bu alanda belirlenen görevler etkili ve kaliteli bir şekilde çözülmelidir,” dedi.

Son olarak Putin, “Yeni ulusal proje toplu taşımanın daha da geliştirilmesini öngörüyor. Toplu taşıma filosundaki araçların en az yüzde 85’i modern, konforlu, çevre dostu ve insanlar için güvenli olmalı,” diye ekledi.

Rusya

Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Yayınlanma

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.

Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.

Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.

Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.

Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.

Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.

Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.

Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor

Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.

Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.

Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.

Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.

Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.

Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.

Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.

Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.

Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.

Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.

Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.

Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.

Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.

Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.

Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.

Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.

Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.

Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.

Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:

“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.

Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.

Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor

Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.

20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.

The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.

Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.

Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.

Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak

Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.

Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.

Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.

ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Yayınlanma

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.

Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.

Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.

Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir

Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.

Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.

Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.

Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.

Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor

Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.

Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.

Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.

Göçmen işçiler haklarını kaybedecek

Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.

Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.

Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.

Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.

Süreç Astana’daki zirvede başladı

Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.

Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.

Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.

Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”

Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.

Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.

Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.

Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.

Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English