Bizi Takip Edin

Rusya

Putin’den altyapı talimatı: Bürokrasi azalacak, inşaat desteklenecek

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün yaşam altyapısının geliştirilmesine yönelik Devlet Konseyi Başkanlık Divanı toplantısında bürokrasinin azaltılması ve inşaat sektörünün desteklenmesi gerektiğini söyledi. Putin, ülke genelinde 2 bin 160 kilit yerleşim biriminin kalkınmanın temelini oluşturacağını belirtti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün yaşam altyapısının geliştirilmesi konularına odaklanan Devlet Konseyi Başkanlık Divanı toplantısına başkanlık etti.

Devlet Başkanı, 10 dakikalık konuşmasının ana fikrini şu sözlerle ifade etti: “Bürokrasiyi mümkün olduğunca azaltmalı ve mevcut mali kısıtlamalar koşullarında bile [inşaat] sektörünün gelişmesi için koşullar yaratmalıyız.”

Ekspert dergisinin haberine göre, Putin bu 10 dakika içinde 12 temel tezi formüle etti. Altyapı oluşturma sürecine dahil olan herkesin bu tezleri dikkate alması gerekecek.

1. Rusya’nın sosyo-ekonomik iskeletini, Rusların üçte ikisinin yaşadığı 2 bin 160 kilit yerleşim birimi sağlayacak

Putin, “Gündemimizde ‘Yaşam İçin Altyapı’ ulusal projesinin uygulanmasıyla ilgili konular var. Bu, ülkemizin geniş topraklarının daha da geliştirilmesi ve düzenlenmesi, tüm bölgelerde ve belediyelerde modern, konforlu, güvenli ve kullanışlı bir ortam yaratılması, konut sorunlarının çözülmesi ve istihdam yaratılması, ulaşım ve sosyal hizmetlere geniş erişim, kaliteli ve güvenli yollar anlamına geliyor,” dedi.

Putin, “Bu görevlerin kapsamlı çözümüne kilit yerleşim birimlerine verilecek destek katkıda bulunmalı. Vatandaşlarımızın üçte ikisi buralarda yaşıyor. Toplam 2 bin 160 olan bu kilit yerleşim birimleri, en büyük metropollerle birlikte Rusya’nın ekonomik ve altyapısal iskeletini güçlendirmek ve böylece ülke genelinde daha uyumlu, sürdürülebilir bir yerleşim modeli sağlamak üzere tasarlanmıştır,” diye ekledi.

2. Ana planların statüsünü belirleyen yasa üzerindeki çalışmalar hızlandırılmalı

Putin, “Kilit yerleşim birimlerinin geliştirilmesi, kısmen ana planlara dayanarak ilerleyecek. Bu planlar, belirli bir şehrin, ilçe merkezinin veya köyün 6-12 yıl içinde nasıl olacağını, sosyo-ekonomik alanda hangi değişikliklerin beklendiğini ve hangi altyapı projelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini yansıtmalı,” ifadelerini kullandı.

Devlet Başkanı, “Federal bölgeler halihazırda ana planları hazırlamaya başladı. Fakat bu belgenin henüz net bir statüsü yok. İlgili yasa tasarısı üzerinde çalışmalar sürüyor, ancak bunun geciktirilmemesini rica ediyorum. Aynı zamanda, ana planların genel ve kapsamlı bölgesel kalkınma planlarıyla nasıl ilişkilendirileceği konusunda nihayet netlik sağlanmalı,” değerlendirmesini yaptı.

Putin ayrıca, “Şu anda, mükerrerlik, çelişkiler ve bu tür belgelerin kelimenin tam anlamıyla yığılması riskiyle karşı karşıyayız, bu da işe yaramayacaktır. Mevcut durumu nasıl çözeceğimizi duymak istiyorum,” diye konuştu.

3. Konut inşaatında yavaşlama riskleri görülüyor

Putin, “Son yıllarda inşaat sektörü dinamik bir şekilde gelişiyor. Potansiyeli en büyük görevleri çözmeye olanak tanıyor. Belirlenen hedefleri hatırlatayım: 2036 yılına kadar 1 milyar 383 milyon metrekare konut inşa etmek. Bunun 663 milyon metrekaresi 2030 yılına kadar tamamlanacak, bu da kişi başına ortalama 33 metrekare konut sağlanması seviyesine ulaşılmasını sağlayacak,” dedi.

Ancak Putin, “Şu anda, mevcut konjonktür ve makroekonomik durum göz önüne alındığında, yavaşlama riskleri var. Ülke genelinde 2 binden fazla konut inşaatı projesinin teslimat tarihlerinde altı aylık ertelemeler yaşanıyor. Müteahhitler talep düşüşüyle karşı karşıya. Talep ise bilindiği gibi yüksek kredi maliyetleri nedeniyle düşüyor. Yakın zamana kadar rekor seviyelere ulaşan konut kredileri daralıyor,” uyarısında bulundu.

4. Konut kredilerinde düzen sağlanmalı

Putin, “Avantajlı konut kredisi alma hakkına sahip tüm vatandaşlar, tüm aileler bunları almaya cesaret edemiyor. Bankalar yüzde 5 ila yüzde 10 arasında ek komisyonlar uyguluyor. Burada kesinlikle bir düzen sağlanmalı. Üstelik devlet, bu tür kredilerin verilmesi için bankalara mali kaynak ayırıyor,” diye belirtti.

5. Müteahhitlerin borç durumu piyasanın ve tüm ekonominin istikrarını tehdit ediyor

Putin, “İnşaat şirketleri için banka proje finansmanının maliyeti de artıyor. Bu durum ve düşen talep nedeniyle yeni projelerin başlatılması da bir önceki yıla göre yüzde 23 oranında azaldı,” dedi.

Devlet Başkanı, “Müteahhitlerin borçları artıyor, bu da işlerinin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor, hatta piyasadan çekilmelerine yol açabilir ve sektördeki istihdamın azalmasına, tüm ekonomiyi olumsuz etkilemesine neden olabilir. Hükümetin Rusya Merkez Bankası ile birlikte duruma uygun önlemler alması gerektiği açıktır,” diye ekledi.

6. Küçük şehirlerdeki inşaat proje finansmanı kredileri için faiz oranı geçici olarak sübvanse edilmeli

Putin, “Özellikle küçük şehirlerdeki inşaat projelerinin finansmanı için kredi faiz oranlarının geçici olarak sübvanse edilmesine yönelik bir program geliştirilmesi gerekecek. Bu konuyu birkaç kez konuştuk, buna dikkat edilmesini rica ediyorum, oradaki inşaat hacmi küçük ve burada devlet desteği kesinlikle gerekli. Bu küçük şehirlerdeki tesislerin 2026 yılında hizmete girmesi hedefleniyor,” bilgisini verdi.

7. Rusya’da bireysel konut inşaatı segmenti büyütülmeli

Putin, “Vatandaşlar tarafından talep gören en önemli alanlardan biri bireysel konut inşaatıdır. Geçen yıl bireysel konut inşaatı hacmi 62,3 milyon metrekareye ulaştı, bu da ülkedeki toplam konut arzının yaklaşık yüzde 58’ine tekabül ediyor. Burada ‘yazlık evlerle ilgili düzenlemeler’, sosyal doğalgaz programları, yol yapım ve yenileme çalışmaları, sağlık ocakları sisteminin geliştirilmesi, elektrik şebekelerine bağlanma prosedürlerinin netleştirilmesi gibi sistemsel kararlarımız rol oynadı. Bunların hepsi insanlar için önemli,” dedi.

Rusya lideri, “Bu konut segmentini büyütmek, arsa tahsisine, altyapı olanaklarına ve vatandaşların bireysel inşaata yatırım yapabilmeleri için güvenilir mekanizmalar oluşturulmasına özel önem vermek gerekiyor,” diye ekledi.

8. Sovyet dönemi evlerinin ömrünün tükenmesiyle yıpranmış konut stoku artışı hızlanacak

Putin, “2030 yılına kadar 345 bin kişinin yeni dairelere taşınması ve en az 6,2 milyon metrekarelik yaşanmaz durumdaki binanın ortadan kaldırılması gerekiyor,” dedi.

Ancak Putin, “Bununla birlikte, yıpranmış konut stokunun eskisinden daha hızlı büyüyebileceğini anlamalıyız: yılda yaklaşık 2,2 milyon metrekare. Bunun nedenlerinden biri, Sovyet döneminde seri olarak inşa edilen evlerin kullanım ömrünün tükenmesidir. Bu sorunun nasıl çözülmesi planlandığına dair önerileri duymak istiyorum,” diye ekledi.

9. Konut inşaatında bölgesel bürokrasi ortadan kaldırılmalı

Putin, “Belirttiğim hedeflere ulaşılması tüm yönetim kademelerinin çalışmasına bağlıdır. Burada bölgesel ekiplerin özel bir rolü var. Şimdi ne yapmak önemli? Bölgesel ve belediye yasal düzenlemelerinden federal mevzuatta öngörülmeyen gereklilikleri çıkarmak gerekiyor. Burada bir sorun var. Federal düzeyde bazı şeyler zaten kaldırıldı, fakat bölgelerde hâlâ yürürlükte. Bu sadece bürokratik sorunlar yaratıyor,” dedi.

10. Konut ve kamu hizmetleri sistemlerinin yenilenmesine 2030’a kadar 4,5 trilyon ruble yönlendirilecek

Putin, “Bir sonraki alan konut ve kamu hizmetleri. Son 6 yılda, sadece federal bütçeden bu alana 600 milyar rubleden fazla kaynak aktarıldı, 3 bin 655 farklı altyapı tesisi ve 10 bin kilometreden fazla şebeke modernize edildi,” bilgisini verdi.

Devlet Başkanı, “Tahminlere göre, kamu hizmetlerinin 2030 yılına kadar geniş çaplı yenilenmesi için hem bütçe hem de özel yatırımlar olmak üzere en az 4,5 trilyon ruble gerekecek. Aynı zamanda, risk alanlarını belirlemek ve acil durumları önlemek de dahil olmak üzere sektörün tüm iç kaynaklarının ve rezervlerinin kullanılmasını sağlamak gerekiyor,” diye ekledi.

11. Çok katlı konutların bakımı ve onarımı için net standartlar geliştirilmeli

Putin, “Ayrıca çok katlı konutların bakımı ve onarımı için daha net standartlar geliştirmek önemlidir. Ülkemizde bu tür 950 binden fazla bina var. Her birinin sakinleri için konut hizmetleri ücretinin nasıl oluşturulduğu ve elbette büyük onarım aidatları da dahil olmak üzere bu fonların nasıl ve nereye harcandığının anlaşılır olması gerekiyor,” ifadesini kullandı.

Devlet Başkanı, “Bu alanlardan yönetim şirketleri sorumlu. Çalışmalarının kalitesini ve şeffaflığını artırmak için çok şey yapıldı, lisanslama gereklilikleri sıkılaştırılıyor. Ancak bu konulara dikkat etmeye devam etmek gerekiyor, çünkü bu şirketler doğrudan vatandaşlara karşı sorumludur ve aslında onların parasıyla var olurlar,” diye vurguladı.

12. Karayolu onarım hızını düşürmemek önemli

Putin, “Bölgesel yolların yarısından fazlası ve 105 kentsel yerleşim bölgesindeki yol ağının yüzde 85’i standartlara uygun durumda. Ancak yol kaplamalarının, özellikle bizim iklimimizde, sürekli onarım gerektirdiği açıktır. Bu nedenle, yakalanan ivme düşürülmemeli ve bu alanda belirlenen görevler etkili ve kaliteli bir şekilde çözülmelidir,” dedi.

Son olarak Putin, “Yeni ulusal proje toplu taşımanın daha da geliştirilmesini öngörüyor. Toplu taşıma filosundaki araçların en az yüzde 85’i modern, konforlu, çevre dostu ve insanlar için güvenli olmalı,” diye ekledi.

Rusya

Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.

Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.

Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.

Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.

Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.

Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.

İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.

Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.

Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.

Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.

Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.

Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.

Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.

Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.

Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.

Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.

Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.

Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.

Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.

Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.

Okumaya Devam Et

Rusya

Bir komplonun anatomisi

Yayınlanma

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.


Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?

Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026

Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.

Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.

Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.

Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.

Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).

İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.

Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.

Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.

2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.

Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.

Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.

Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.

İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.

Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.

İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Yayınlanma

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.

Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.

FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.

FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.

Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.

Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.

Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.

Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.

Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.

Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.

Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English