Bizi Takip Edin

Rusya

Putin’in konuşması ültimatomdan fazlası

Avatar photo

Yayınlanma

Putin’in dünkü Dışişleri kolezyumundaki (bu seviyede bir toplantı en son 2021’de yapılmıştı) konuşması haklı olarak çok ilgi çekti.

Konuşma batıya bir “ateşkes teklifi” olarak planlanmıştı. Ancak, doğrusunu söylemek gerekire bu ateşkes teklifi gerçekte bir ültimatomdan başka bir şey değildir. Dahası bunda şaşıracak bir şey de yoktur, zira Rusya’nın kazanma iradesi iki buçuk yıldır sarsılmadı, tersine pekişti.

Sahadaki durumun en gergin olduğu 2022 ortalarından itibaren neredeyse bir yıl boyunca bile bu irade sarsılmamışken, ülkenin iktisadi kalkınma hızının dünya ortalamasının üzerine çıktığı, refah seviyesinin arttığı, hemen bütün iktisadi göstergelerin neoliberal dogmatizme rağmen az çok olumlu seyrettiği, dahası çatışma alanında hasmın ezildiği ve alan kontrolünün genişletildiği bir ortamda geri adım atması beklenemezdi.

Geri adım şöyle dursun, Putin kesin bir ifadeyle, mevcut temas hattına dayanan bir barış bile değil, ancak bütün şartların kabul edilmesi halinde ateşkes uygulanabileceğini söyledi.

Bu şartlar 24 Şubat 2022 konuşmasında belirtilen denazifikasyon ve demilitarizasyondan başka Rusya’ya katılan dört yeni federal bölgenin idari sınırlarını da kapsıyor. Yani bir ateşkes ancak, temas hattının bugünkü haliyle dondurulması değil, Kiev birliklerinin bu dört federal bölgenin idari sınırlarının dışına çıkması ve İstanbul mutabakatına dönmesi halinde ilan edilebilir.

Bunlar Kiev ve “sponsorları” tarafından kabul edilmeyeceği belli olan şeylerdi (ve edilmedi de), ama Ukrayna silahlı kuvvetlerinin savaşma iradesini belirgin bir şekilde etkileyeceği beklenebilir.

Nitekim, Kiev’den önce Stoltenberg ve Austin şartları reddettiklerini (yani, demek ki, Britanya’nın iki önceki sabık başbakanının formülasyonuyla “son Ukraynalıya kadar” savaşma, yahut öldürme kararlılığını koruduklarını) söyledi.

Kiev’deki anayasal görev süresi 20 Mayıs’ta dolmuş dolayısıyla hukuki meşruiyeti kalmamış olan, buna rağmen iktidarın başı kabul edilen kişi ise çok daha dikkat çekici bir ifade kullandı: Putin’in şartlarına “itimat edilemeyeceğini” ve bunlar “kabul edilse bile” zaten Rusya’nın taarruzu durdurmayacağını söyledi.

Bu ancak, Kiev’de belki de kapıların arkasında sesi giderek daha gür çıkan veya hiç değilse rahatsızlığı daha hissedilir olan bir kesimin çatışmayı ne pahasına olursa olsun durdurmak gerektiğini düşündüğüne yorulabilir.

Ancak konuşma bu ültimatomdan fazlasıdır; bu programatik bir konuşma ve Ukrayna meselesinden başka şu iki meseleyi kapsıyor:

1) Kıtayı ABD vasalı haline getiren Avrupalı neoliberal elitle mücadele ve bağımsızlık ve düzeni esas alan dögolcülük;

2) küresel güneyde Orta Asya merkezli “çokkutupluluk” merkezlerinin BRICS, ŞİÖ ve (benim çok daha fazla önem verdiğim) Avrasya Ekonomik Birliği’nden başka bölge dışı güçlerin askeri varlığını tasfiye edecek güvenlik anlaşmaları yoluyla kurulması ve pekiştirilmesi.

İkinci maddenin ilk bölümünü (BRICS, ŞİÖ) tartışmak şimdilerde çok moda. Bunun ikinci bölümü sözkonusu olduğunda ise (Orta Asya ülkelerinin bölge dışı yabancı üslerden arındırılması) genellikle sanki böyle bir durum (Putin’in ifadesiyle “işgal”) yokmuş gibi davranılıyor.

Ancak ilk madde bana kalırsa uzun vadede daha çok önem taşıyor; zira doğrudan doğruya Avrupa’da sınıf dinamikleriyle ilgili ve başka bir şey değil en çok bu, emperyalist sistem içinde köklü bir altüst oluşa yol açabilir.

Konuşmanın Ukrayna meselesine kadar olan ve bu programatik niteliğini yansıtan bölümünün neredeyse eksiksiz bir çevirisi aşağıdadır.

* * *

Putin: Avrupa’da yöneticiler kendi halklarının güvenini kaybetmekten çok Washington’un gözünden düşmekten korkuyor

… Tekrar ediyorum: dünya hızla değişiyor. Ne küresel siyaset, ne ekonomi, ne teknolojik rekabet eskisi gibi olacak. Giderek daha çok sayıda ülke egemenliğini, kendine yeterliliğini, milli ve kültürel benliğini korumaya yöneliyor. Sahnenin önüne küresel güneyin, doğunun ülkeleri çıkıyor; Afrika ve Latin Amerika’nın rolü artıyor. Biz her zaman, daha Sovyet zamanından beri, dünyanın bu bölgelerinin önemini söylüyorduk; ama bugün dinamik tamamen başka, giderek belirginleşiyor. Bir dizi entegrasyon projesinin hızla hayata geçmekte olduğu Avrasya’da da dönüşüm temposunun hızlandığı görülüyor.

Bugün çok kutuplu ve çok yönlü dünya düzeninin ana çizgileri yeni siyasi, iktisadi gerçeklik üzerinde şekilleniyor ve bu objektif bir süreçtir. Bu, bütün yapay birleştirme çabalarına rağmen organik olarak insana has olan kültürel-uygarlıksal çeşitliliği yansıtıyor.

Bu gelecek imgesi dünya ülkelerinin mutlak çoğunluğunun özlemleriyle kesinlikle uyumludur. Bunu, diğer hususların yanı sıra, güvene dayalı diyalog, katılımcıların egemen eşitliği ve birbirine saygı gibi özel bir kültüre dayanan BRICS gibi evrensel bir birliğin çalışmalarına yönelik artan ilgide de görüyoruz. …

Genel olarak, BRICS’in potansiyelinin onun zamanla çokkutuplu dünya düzeninin başlıca düzenleyici kurumlarından biri haline gelmesine imkan vereceğini düşünüyorum.

… Bağımsız Devletler Topluluğu’ndaki meslektaşlarımızla anlaşmaya vardık ve çokkutuplu bir dünyada uluslararası ilişkilerle ilgili ortak bir belgeyi kabul ettik. Ortaklarımızı ŞİÖ ve BRICS başta olmak üzere başka uluslararası platformlarda da bu konuda görüşmeye davet ettik.

Bu diyaloğun BM duvarları içinde de ciddi bir gelişme göstermesini istiyoruz; bu çerçevede bölünmez bir güvenlik sisteminin kurulması gibi temel, herkes için hayati önem taşıyan bir konudaki diyalog da dahil.

Bu bağlamda hatırlatırım: 20’nci yüzyılın sonunda, sert bir askeri-ideolojik cepheleşmenin sona ermesinin ardından uluslararası toplumda güvenlik alanında güvenilir, adil bir düzen kurulması için benzersiz bir şans ortaya çıkmıştı. Bunun için fazla bir şey de gerekmiyordu — sadece bütün ilgili tarafların görüşlerini dinleme becerisi, bunları dikkate almaya karşılıklı hazır oluş. …

… Başında ABD’nin bulunduğu batılı ülkeler soğuk savaşta kazandıklarını ve dünyanın nasıl düzenleneceğine tek başlarına karar verme hakları olduğunu düşündüler. Bu dünya görüşünün pratik ifadesi, her ne kadar Avrupa’da güvenliğin nasıl sağlanacağıyla ilgili başka fikirler mevcut idiyse de, Kuzey Atlantik bloğunun zaman ve mekana sınırsız yayılması projesi oldu. …

Biz hem 90’larda hem de daha sonrasında daima batılı elitlerin seçtiği yolun yanlışlığını gösterdik; sadece eleştirmek ve uyarmakla da kalmadık, seçenekleri ve yapıcı çözümleri önerdik, Avrupa ve dünya güvenliğinde herkesi, altını çizmek istiyorum, herkesi memnun edecek bir mekanizma geliştirilmesinin önemini vurguladık. …

En azından daha 2008’de önerdiğimiz Avrupa güvenlik anlaşması fikrini hatırlayalım. Aynı konular Rusya Dışişleri Bakanlığının 2021 aralığında ABD ve NATO’ya verdiği memorandumda da gündeme gelmişti. …

Bu arada, Avrupa’da ve dünyada güvenliğin ve refahın sağlanması için biricik doğru formül diye ilan edilen batı formülünün aslında işlemediği de yeterince hızlı bir şekilde anlaşılmıştı. Balkanlardaki trajediyi hatırlayalım. Eski Yugoslavya’da biriken iç problemler (elbette, vardı bunlar) kaba dış müdahale yüzünden hızla keskinleşti. NATO tarzı diplomasinin başlıca prensibi daha o zaman kendini bütün ihtişamıyla gösterdi — karmaşık iç ihtilafların çözümünde son derece kısır ve verimsiz bir prensip: taraflardan herhangi bir nedenle pek hoşlarına gitmeyen birini bütün günahlardan ötürü suçlamak ve bütün siyasi, enformatif ve askeri gücü, ekonomik yaptırımları ve kısıtlamaları onun üzerine salmak.

Daha sonra aynı yaklaşımlar yeryüzünün farklı yerlerinde de kullanıldı, siz ve ben çok iyi biliyoruz bunu: Irak, Suriye, Libya, Afganistan ve diğerleri; ve onlar, mevcut problemlerin derinleşmesinden, milyonlarca insanın kaderinin yerle bir edilmesinden, koca koca devletlerin yıkılmasından, beşeri ve sosyal felaket odaklarının, terörist anklavlarının genişlemesinden başka bir şey getirmediler.

Batı şimdi de küstahça Yakındoğu işlerine sızmaya çalışıyor Bu alanı bir zamanlar kendi tekellerine almışlardı ve bunun sonucu bugün herkes tarafından biliniyor, apaçık.

Güney Kafkasya, Orta Asya. İki yıl önce Madrid’deki NATO zirvesinde ittifakın artık sadece Avrupa-Atlantik’te değil Asya-Pasifik bölgesinde de güvenlik meseleleriyle uğraşacağını ilan ettiler. Oralarda yaşayanlar da bunlar olmadan yapamazmış. Belli ki bunun arkasında, kalkınmalarını engelleme kararı aldıkları bölge ülkeleri üzerinde baskıyı artırma çabası var. Bilindiği gibi bu listedeki baş sıralardan birinde ülkemiz, Rusya bulunuyor.

Füze savunma anlaşmasından, orta ve uzun menzilli füzelerin tasfiyesi anlaşmasından, açık hava sahası anlaşmasından tek taraflı çıktığını açıklayarak stratejik istikrarı baltalayanın ve NATO’daki uydularıyla birlikte Avrupa coğrafyasında onlarca yılda yaratılmış olan güven ve silahlanma üzerinde kontrol tedbirleri sistemini yıkanın Washington’un ta kendisi olduğunu da hatırlatırım.

Nihayetinde batılı devletlerin bencilliği ve kibri bugünkü son derece tehlikeli duruma yol açtı. Geri dönüşsüzlük noktasına kabul edilemeyecek kadar yaklaşmış bulunuyoruz. Büyük bir nükleer cephaneliği bulunan Rusya’yı stratejik yenilgiye uğratma çabaları batılı siyasetçilerin bütün sınırları aşmış maceracılığını gösteriyor. Ya kendi ortaya koydukları tehdidin büyüklüğünü anlamıyorlar ya da kendilerinin cezalandırılmazlığı ve münhasırlığına dair obsesif bir inanca saplanmışlar. Bunların her ikisi de trajediyle son bulabilir.

Açıktır ki Avrupa-Atlantik güvenlik sisteminin çöküşüne tanık oluyoruz. Bugün artık bu sistem yoktur. Bunu fiilen yeni baştan kurmak gerekiyor. Bütün bunlar bizim ortaklarımızla, bütün ilgili ülkelerle birlikte (bunlar hiç de az değil) Avrasya’da güvenliğin sağlanması için kendi seçeneklerimizi geliştirmemizi ve bunları daha sonra geniş bir uluslararası tartışmaya açmamızı gerektiriyor. …

Bunun için hangi temeller üzerinde ne yapmak gerek?

Birincisi, gelecekteki böyle bir güvenlik sisteminin bütün potansiyel katılımcılarıyla diyalog geliştirmek gerekli. Sizden, başlangıç için, Rusya ile yapıcı bir karşılıklı etkileşime açık devletlerle zaruri meseleleri ele almanızı rica ediyorum.

Geçtiğimiz günlerde Çin Halk Cumhuriyeti ziyareti sırasında bu problematiği ÇHC Başkanı Si Tsinpin ile de görüştük. Rusya’nın teklifinin, Çin’in küresel güvenlik alanındaki temel ilkeleriyle çelişmediği gibi tersine bunları geliştirdiğini ve tam bir uyum içinde olduğunu ifade ettik.

İkincisi, gelecekteki güvenlik mimarisinin, bunun kuruluşunda yer almayı arzu eden bütün Avrasya ülkeleri için açık olması ilkesinden yola çıkmak önem taşıyor. “Herkes için” kuşkusuz hem Avrupa hem NATO ülkelerini de kapsıyor.

… Avrupa’daki epey yüksek siyasetçilerin de katıldığı Rusya karşıtı propaganda kampanyasına Rusya’nın güya Avrupa’ya saldırmaya hazırlandığı spekülasyonları eşlik ediyor. Bu konuda defalarca konuştum… bu tam bir hezeyandır, sadece silahlanma bahanesidir.

… Avrupa için tehlike Rusya’dan gelmiyor. Avrupalılar için başlıca tehdit ABD’ye olan kritik ve sürekli artan, fiilen mutlak bağımlılıktır: askeri, siyasi, teknolojik, ideolojik ve enformasyon alanlarında. Avrupa küresel iktisadi kalkınmanın şarampolüne gitgide daha fazla kayıyor, göçmen ve diğer yakıcı problemlerin kaosuna yuvarlanıyor, uluslararası özne kimliğini ve kültürel benliğini kaybediyor.

Bazen, Avrupa’da yönetimdeki siyasetçilerin ve Avrupa bürokrasisinin temsilcilerinin kendi halklarının, kendi yurttaşlarının güvenini kaybetmekten çok Washington’un gözünden düşmekten korktuğu izlenimi hasıl oluyor. Son Avrupa Parlamentosu seçimleri de bunu gösteriyor. Avrupalı siyasetçiler aşağılanmayı, hoyratça davranılmayı ve Avrupalı liderlerin dinlenmesine ilişkin skandalları sineye çekerken, ABD onları sadece kendi menfaatleri için kullanıyor: ya onları kendi pahalı gazını almaya zorluyor (yeri gelmişken, gaz Avrupa’da ABD’dekinden üç ya da dört kat daha pahalı) ya da şimdi olduğu gibi Avrupa ülkelerinin Ukrayna’ya silah sevkiyatını arttırmasını talep ediyor. Bu arada, taleplerin zaten ardı arkası kesilmiyor. Ve onlara karşı da, Avrupa’daki iktisadi girişimcilere karşı da yaptırımlar getiriyorlar.

… ABD’nin kendisine gelince, askeri teknolojilere ve yarının teknolojilerine yatırım yapıyor: uzaya, modern dronlara, yeni fiziksel ilkelere dayalı saldırı sistemlerine, yani gelecekte silahlı mücadelenin doğasını ve dolayısıyla güçlerin askeri ve siyasi potansiyelini ve dünyadaki konumlarını tayin edecek olan alanlara. Şimdi bunlara öyle bir rol veriliyor: paracıkları bizim için gereken yerlere yatırın. Ama bu, Avrupa potansiyelini filan artırmıyor.

Eğer Avrupa dünyanın gelişmesinde bağımsız merkezlerden ve gezegenin kültür ve uygarlık kutuplarından biri olma niteliğini korumak istiyorsa kesinlikle Rusya’yla iyi ilişkilere ihtiyacı var ve en önemlisi biz de buna hazırız.

Bu aslında basit ve aşikar gerçeği kulağı başkalarının iradesi ve fısıltılarında değil ama gerçekten Avrupa ve dünya ölçeğindeki siyasetçiler, bu ülkelerin ve halkların tarihi kategorilerle düşünen yurtseverleri kavramıştı. Savaş sonrası yıllarda Charles de Gaulle birçok defa söylemişti bunu. İyi hatırlıyorum: 1991’de, o zaman benim de katılma şansı bulduğum bir görüşme sırasında Almanya şansöliyesi Helmuth Kohl Avrupa ile Rusya’nın ortaklığının altını çizmişti. Avrupalı siyasetçilerin yeni kuşağının bu mirasa er ya da geç döneceğine inanıyorum.

ABD’ye gelince, orada bugün hakim liberal-globalist elitlerin kendi ideolojilerini bütün dünyaya ne yoldan olursa olsun yayma, kendi imparatorluk statülerini, hakimiyetlerini koruma yönünde sonu gelmeyen girişimleri ülkeyi de tüketiyor, onu çözülmeye götürüyor, Amerikan halkının gerçek menfaatleriyle apaçık bir tezat teşkil ediyor. Eğer bu çıkmaz yol, kendi seçilmişliğine ve münhasırlığına inançla karışık saldırgan mesihçilik olmasaydı uluslararası ilişkiler çoktan istikrara kavuşmuş olurdu.

Üçüncüsü, Avrasya güvenlik sistemi fikrini öne sürmek için Avrasya’da halihazırda faaliyet göstermekte olan çoktaraflı örgütler arasındaki diyalog sürecini büyük ölçüde hızlandırmak gerek. Burada mevzubahis olan öncelikle Birlik Devleti, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü, Avrasya Ekonomik Birliği, Birleşik Devletler Topluluğu, Şanghay İşbirliği Örgütü’dür. …

Dördüncüsü, Avrasya’da yeni bir ikili ve çoktaraflı kolektif güvenlik garantileri sistemi için geniş bir tartışmaya başlamanın zamanı geldiğini düşünüyoruz. Bu bağlamda perspektif olarak Avrasya bölgesindeki dış güçlerin askeri varlığını da tedricen azaltmak gerekiyor.

Elbette bugünkü durumda bu tezin gerçekçi görünmeyebileceğini anlıyoruz, ama bu bugün için. Eğer gelecekte güvenilir bir güvenlik sistemi inşa edersek bölge dışı askeri varlık bulundurulması zarureti olmayacaktır. Doğrusunu söylemek gerekirse esasen bugün de bu zaruret yok, bu sadece işgal demek, hepsi o. …

Bu bağlamda Belarus dostlarımızın programatik bir belge, 21’inci yüzyılda çokkutupluluk ve çoğulculuk şartı üzerine çalışılması inisiyatifini destekliyoruz. Bu şartta sadece uluslararası hukukun temel ilkelerine yaslanan çerçeve ilkeler değil daha geniş bir planda batı merkezli bir dünyanın yerini almakta olan bir uluslararası ilişkiler sistemi olarak çokkutupluluğun ve çoktaraflılığın muhtevası, tabiatına dair stratejik vizyon formüle edilebilir. …

Beşincisi, Avrasya güvenlik ve kalkınma sisteminin en önemli parçası, kuşkusuz, ekonomi, sosyal refah, entegrasyon ve karşılıklı yarara dayanan işbirliği meseleleri; yoksulluğun, eşitsizliğin üstesinden gelinmesi gibi genel problemlerin çözümü, iklim, ekoloji; pandemi ve küresel ekonomide kriz tehditlerine karşı acil tepki mekanizmalarının kurulması olmalı — hepsi de önemli.

Batı, eylemleriyle sadece dünyada askeri-siyasi istikrarı baltalamakla kalmadı; yaptırımlarla, ticaret savaşlarıyla da kilit önem taşıyan pazar kuruluşlarını itibarsızlaştırdı ve zayıflattı. IMF ve Dünya Bankası’nı kullanarak, ikim gündemini çarpıtarak küresel güneyin kalkınmasını engelliyor. Batı, kendi yazdığı kurallarla bile rekabette kaybediyor ve yasak bariyerlerini, her türden korumacılığı uygulamaya koyuyor. ABD fiilen Dünya Ticaret Örgütü’nün uluslararası ticaretin düzenleyicisi rolünü reddetti. Her şey bloke edildi. Üstelik sadece rakiplerine değil kendi uydularına da baskı uyguluyor. Bugün resesyonun kıyısında sallanan Avrupa ekonomilerinin özsuyunu nasıl emdiğini izlemek yeterli.

Batı ülkeleri Rusya’nın varlıklarının ve döviz rezervlerinin bir kısmını dondurdu. Şimdi de bunları tamamen mülk edinmek için nasıl bir hukuki zemin oluşturacaklarını düşünüyorlar. Ama bütün bu sahtekarlığa rağmen hiç kuşkusuz hırsızlık hırsızlık olarak kalacak ve diğer taraftan cezasız da kalmayacaktır.

Mesele daha derin. Rusya’nın varlıklarını çalarak kendi kurdukları ve onlarca yıldır kendilerine refah getiren, kazandıklarından fazlasını tüketmelerine, borçlar ve yükümlülükler yoluyla bütün dünyadan para sızdırmalarına imkan veren sistemin yıkımına yönelik bir adım daha atacaklar. Artık bütün ülkeler ve şirketler, varlık fonları için, uzaklardaki varlık ve rezervlerinin hem hukuki hem de iktisadi anlamda güvende olmadığı aşikar hale geliyor. ABD ve batı tarafından mülksüzleştirilme sırasında bir sonraki, herhangi bir başkası olabilir — işte bu yabancı devletlerin fonları, onlar olabilir. …

Etkili ve güvenli, batının kontrol ettiklerine alternatif, ikili ve çoktaraflı dış iktisadi mekanizmaların kurulmasını ciddi bir şekilde hızlandırmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu ayrıca, milli paralarla hesapların genişletilmesini, bağımsız ödeme sistemlerinin kurulmasını ve batı tarafından bloke edilmiş veya sınırlanmış kanalların etrafından dolanacak üretim ve piyasa zincirlerinin oluşturulmasını öngörüyor.

Elbette, Avrasya’da, yani doğal coğrafi çekirdeğini Rusya’nın teşkil ettiği bu kıtada uluslararası ulaştırma koridorlarının geliştirilmesi çabalarına devam etmek de zaruridir. …

Rusya

Wildberries depolarına drone saldırıları sonrası telefon kısıtlaması geldi

Yayınlanma

Rus e-ticaret devi Wildberries ve Russ ortak şirketi RWB, lojistik merkezlerinde akıllı telefon kullanımının yasaklanmasını ek güvenlik önlemleriyle açıkladı. Şirket, depolara yalnızca kamerasız tuşlu telefonlarla girilmesine izin verildiğini duyurdu. Kararın, tesislere yönelik insansız hava aracı saldırıları sırasında yapılan izinsiz çekimleri engellemek amacıyla alındığı bildirildi.

Rus online ticaret devi Wildberries ile Russ grubunun birleşik şirketi RWB, lojistik tesislerinde akıllı telefon kullanımına getirilen kısıtlamalara ilişkin açıklama yaptı.

Şirket basın servisinden RBK medya kuruluşuna yapılan bilgilendirmede, depolara telefon sokma kurallarının özünde değişmediği, kamerasız ve tuşlu cihazların kullanımına izin verilmeye devam edildiği belirtildi. Şirket yetkilileri, uygulamanın ek bir güvenlik adımı olduğunu vurguladı.

RWB basın servisinden yapılan açıklamada, “Söz konusu gereklilikler, lojistik tesislerin sınırları içinde izinsiz fotoğraf ve video çekimini önlemeye yönelik ek güvenlik tedbirlerinin bir parçasıdır” ifadelerine yer verildi.

Drone görüntülerinin çekilmesi yasağı getirdi

Süreç, “Klub partnerov na marketpleysah” adlı Telegram kanalının Wildberries’in kurum içi talimatına dayanarak yaptığı haberle gündeme geldi. İlgili belgede, 3 Ağustos itibarıyla depo alanlarına yalnızca kamerasız tuşlu cep telefonlarıyla girilmesine izin verildiği aktarıldı.

Kanalın ulaştığı belgede, akıllı telefonlara izin verilen dönemde insansız hava araçlarının uçuşlarının ve “yaşanan olayların” kayda alındığı vakaların tespit edildiği kaydedildi.

Talimatta ayrıca hava tehlikesi alarmı sırasında çekim yapmanın kesinlikle yasak olduğu hatırlatıldı.

Çok sayıda bölgede depolar hedef oldu

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin 18 Temmuz’dan itibaren düzenlediği saldırılarda Tambov, Moskova, Vladimir, Volgograd, Penza ve Samara bölgeleri ile çok sayıda farklı bölgedeki Wildberries depoları isabet aldı. Saldırılar sonucunda şirket çalışanları hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.

Tesislerde yangınlar çıkarken, bazı depolar faaliyetlerini geçici olarak durdurmak ve personeli tahliye etmek zorunda kaldı.

Saldırıların ardından Wildberries lojistik zincirlerini yeniden yapılandırdığını, tesis korumasını artırdığını, çalışanlara ve satıcılara destek önlemleri sağladığını duyurdu.

Wildberries Yöneticisi Tatyana Kim, şirkete ait depoların mevcut tüm koruma araçlarıyla donatıldığını açıkladı.

Tesislerdeki yangın güvenliği sistemlerinin 2024 yılı itibarıyla tamamen yenilendiğini belirten Kim, saldırıların başladığı ilk günden bu yana savunma tedbirlerinin her gün artırıldığını bildirdi.

Kim, yoğunluğu giderek artan saldırıların büyük bölümünün başarıyla püskürtüldüğünü sözlerine ekledi.

Rusya’da asimetrik İHA saldırılarının makroekonomik sonuçları

Okumaya Devam Et

Rusya

Rus milyarderler 2026 yılında 5 milyar dolar kaybetti

Yayınlanma

Rus milyarderlerin toplam serveti 2026 yılının başından bu yana 5 milyar dolardan fazla eridi. En ağır kaybı servetinin üçte birini kaybeden Mihail Prohorov yaşarken, küresel piyasalarda tam tersi bir hareketlilik kaydedildi. Bloomberg verilerine göre dünyadaki en zengin 500 kişinin serveti aynı dönemde rekor artışlar gördü.

Rusya’nın en zengin iş insanlarının toplam serveti yıl başından bu yana 5,02 milyar dolar azaldı. Bloomberg Milyarderler Endeksi verilerine göre hazırlanan liste, iş insanlarının sahip olduğu halka açık varlıkların borsa kote değerleri esas alınarak oluşturuldu.

Sıralamaya göre, Rus katılımcılar arasında serveti en çok gerileyen isim Mihail Prohorov oldu. Prohorov’un sermayesi 5,66 milyar dolar azalarak 10,9 milyar dolara geriledi.

Telegram’ın kurucusu Pavel Durov’un serveti 1,86 milyar dolar kayıpla 12,5 milyar dolara düştü. Nornikel Başkanı Vladimir Potanin’in sermayesi 3,44 milyar dolar eriyerek 23 milyar dolara, NLMK Yönetim Kurulu Başkanı Vladimir Lisin’in serveti 1,16 milyar dolar kayıpla 22,6 milyar dolara, Lukoil’in kurucusu Vagit Alekperov’un sermayesi ise 1,41 milyar dolar azalarak 21,2 milyar dolara geriledi.

Kazananlar tarafında Mordaşov öne çıktı

Sermaye değişiminde zıt bir dinamik sergileyen Severstal’in ana hissedarı Aleksey Mordaşov ise servetini 1,79 milyar dolar artırarak 28,1 milyar dolara çıkardı.

Novatek Başkanı Leonid Mihelson’un serveti 1,48 milyar dolar artışla 25,2 milyar dolara, Yevrohim ve SUEK’in kurucusu Andrey Melniçenko’nun sermayesi 1,18 milyar dolar artışla 20,1 milyar dolara ulaştı.

Novatek ve Sibur’un ortaklarından Gennadiy Timçenko servetini 1,15 milyar dolar artırarak 15,4 milyar dolara, UGMK’nin kurucusu Iskander Mahmudov ise 700 milyon dolar artışla 8,58 milyar dolara yükseltti.

Ayrıca RWB CEO’su Tatyana Kim’in sermayesi 418 milyon dolar artışla 8,3 milyar dolara, Senatör Suleyman Kerimov’un serveti 358 milyon dolar artışla 10,8 milyar dolara çıktı. Monaco futbol kulübünün başkanı Dmitriy Rıbolovlev servetini 247 milyon dolar artırarak 10 milyar dolara, Alfa-Group’un kurucularından Mihail Fridman ise 162 milyon dolar artışla 10,2 milyar dolara ulaştırdı.

Küresel ölçekte tarihi servet rekoru

Rusya’daki erimenin aksine, Bloomberg versiyonuna göre dünyanın en zengin 500 insanının toplam serveti 15 Haziran’da tek bir günde 336 milyar dolar arttı.

Ajansın verilerine göre bu durum, tarihteki en büyük günlük artış olarak kayıtlara geçti ve söz konusu kişilerin toplam serveti 13,3 trilyon dolara ulaştı.

Bu rekor artıştan birkaç gün önce, 12 Haziran’da Amerikalı milyarder Elon Musk, uzay ve havacılık şirketi SpaceX’in halka arzının (IPO) ardından dünyanın ilk trilyoneri oldu.

Forbes verilerine göre iş insanının serveti o tarihte yaklaşık 1,1 trilyon dolara yükselirken, Bloomberg Musk’ın servetini yaklaşık 1,05 trilyon dolar olarak tahmin etti.

Zirve noktasında 1,4 trilyon dolara kadar ulaşan Musk’ın sermayesi, 1 Ağustos itibarıyla yarıdan fazla azalarak 684 milyar dolara geriledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Ukrayna İHA’larının hedefi olan Wildberries lojistiği yeniliyor

Yayınlanma

Rus e-ticaret devi Wildberries kurucusu Tatyana Kim, şirketin lojistik merkezlerini hedef alan insansız hava aracı saldırılarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Dokuz ayrı bölgedeki ana dağıtım merkezlerini vuran saldırıların sivilleri hedef aldığını belirten Kim, zarar gören satıcılar için hükümetle devlet desteği paketinin hazırlandığını ve lojistik altyapısının hızla yeniden yapılandırıldığını duyurdu.

Rus e-ticaret devi Wildberries’in kurucusu Tatyana Kim, şirketin lojistik merkezlerine yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırıları hakkında açıklama yaptı.

Kim, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırıların birden fazla ülkenin sivil vatandaşlarını hedef aldığını söyledi.

Tesislerin korunması için alınan güvenlik önlemlerini detaylandıran Kim, zarar gören satıcılar için devlet desteği paketi hazırlandığını ve lojistik ağının tamamen yeniden yapılandırıldığını ilan etti.

Lojistik merkezleri dokuz bölgede insansız hava araçlarının hedefi oldu

Wildberries’in lojistik merkezleri, insansız hava araçlarıyla düzenlenen emsalsiz bir saldırı dalgasının hedefi haline geldi.

Ukrayna İHA’larının vurduğu tesisler arasında Moskova, Voronej, Penza, Volgograd, Ryazan ve Leningrad bölgeleri ile Krasnodar ve Stavropol krayları ve Udmurtya Cumhuriyeti’nde yer alan ana dağıtım merkezleri ve kritik bölgesel depolar bulunuyor.

Depolara yapılan vuruşları terör saldırısı olarak nitelendiren Kim, bu eylemlerin durumu istikrarsızlaştırmayı ve çok sayıda insanı korkutmayı amaçladığını vurguladı.

Ukrayna İHA’larının düzenlediği saldırıların ekosistemdeki herkesi etkilendiğini belirten Kim; çalışanların, satıcıların, üreticilerin, lojistikçilerin ve sipariş teslim noktası sahiplerinin zarar gördüğünü ifade etti.

RWB Başkanı Kim açıklamasında, “Wildberries altyapısına yapılan saldırılar, sivil vatandaşlara yapılan saldırılardır. Ve tekrar ediyorum; sadece Ruslara değil” dedi.

Şirket ekosisteminde Kırgızistan, Belarus, Kazakistan, Ermenistan, Özbekistan ve Çin’den yaklaşık 10 bin kişinin iş yürüttüğünü açıklayan Kim, bu ülkelerdeki girişimcilerin de milyarlarca rublelik zarara uğradığına dikkat çekti.

Askeri nitelikteki malların ticaretinin yapıldığı yönündeki suçlamalara yanıt veren Kim, ürün çeşitliliğinin diğer küresel pazaryerleriyle karşılaştırılmasını önerdi.

Kim, “Teröristlerin eylemlerinde hiçbir mantık, sağduyu ve rasyonellik yoktur ve olamaz. Düşman, Wildberries’e yönelik saldırıların sıradan Rus vatandaşlarını hedef aldığına dair kendisi kamuoyuna açıklamalarda bulundu” ifadelerini kullandı.

Şirket tesislerinin mevcut tüm koruma araçlarıyla donatıldığını ve güvenlik sistemlerinin her geçen gün güçlendirildiğini aktaran Kim, “Saldırıların büyük bölümünü başarıyla püskürtüyor olmamız bunun doğrudan kanıtıdır” diye konuştu.

RWB Başkanı, birleşmenin gerçekleştiği 2024 yılından itibaren depolardaki yangın güvenliği sisteminin tamamen yenilendiğini bildirdi. Bu süreçte özel yangın söndürme ekiplerinin kurulduğunu, modern yangın söndürme sistemlerinin devreye alındığını ve düzenli tahliye tatbikatlarının yapıldığını aktardı.

Tüm depolarda yangın güvenliğini sağlamak amacıyla her gün yaklaşık 2 bin kişinin görev yaptığını belirten Kim, “Bu durum, depolardaki insanların güvenliğini sağlamamıza, yangını hızla kontrol altına almamıza ve mümkün mertebe satıcılarımızın mallarını bütün olarak korumamıza imkan tanıdı ve tanımaya devam ediyor” dedi.

Ayrıca haberde, Wildberries’in malları zarar gören 97 binden fazla mağdur satıcıya ikinci dilim destek ödemelerini aktardığı bilgisi yer aldı.

Rusya’da asimetrik İHA saldırılarının makroekonomik sonuçları

Saldırılar mücbir sebep sayılarak hukuki uyarı yapıldı

Girişimcileri hukuki durum konusunda uyaran Kim, söz konusu saldırıların mücbir sebep (önlenemez durum) niteliği taşıdığını bildirdi.

Bu maddenin kullanıcı sözleşmelerine eklenmiş olmasının ya da bulunmamasının hukuken bir önemi olmadığını kaydeden Kim, kanun gereği zararların bu yolla tazmin edilmediğini söyledi. Kim, sorunları çözme vaadiyle hizmet sunan avukatlara itibar edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

İnternet ortamındaki risklere dikkat çeken Kim, “Ne yazık ki internette ortak felaketimizden haksız kazanç sağlamak isteyen çok sayıda dolandırıcı ve avukat türedi” diyerek yalnızca resmi kanallardan yapılan açıklamalara güvenilmesini tavsiye etti.

Zarar gören satıcılar için hükümetle devlet desteği hazırlanıyor

Ukrayna saldırılarında ürünleri zarar gören satıcılar için iki kademeli destek ödemesinin tamamlandığını vurgulayan Kim, ikinci destek dalgasından yaklaşık 100 bin küçük ve orta ölçekli işletme temsilcisinin yararlandığını aktardı.

Devlet nezdindeki girişimlere değinen Kim, “Küçük ve orta ölçekli işletmelerin çıkarlarının temsilcisi olarak hareket ettik ve ülke hükümetiyle zarar gören tüm girişimcilere yönelik kapsamlı destek tedbirlerini şimdiden görüştük. Şu anda herkesin yardım alacağı genel bir sistem geliştiriliyor” açıklamasını yaptı.

Büyük ortaklar için ilave kolaylıklar sağlandığını belirten Kim, masrafları şirket tarafından karşılanan artırılmış daimi müşteri indirimi ve “WB Bank” üzerinden kredi erteleme imkanı sunulduğunu kaydetti.

Kim, önümüzdeki haftadan itibaren saldırılardan en çok etkilenen bölgelerdeki girişimcilerle yüz yüze görüşmelerin planlandığını duyurdu.

Şirket yurtiçinde ve yurtdışında yeni lojistik alanları kiralıyor

Wildberries’in lojistik altyapısını hızla yeniden yapılandırdığını ve ürünleri alternatif tesislere yönlendirdiğini belirten Kim, “Rusya içinde ve dışında lojistik kapasite kiralanmasına yönelik onlarca teklif var elimizde, sözleşmelerin bir kısmı imzalandı bile. Bunun yanı sıra faaliyette bulunduğumuz ülkelerde inşa ettiğimiz kendi tesislerimizi de yakında hizmete açacağız” dedi.

Girişimcilik topluluğuna mevcut şartlara uyum sağlama çağrısında bulunan Kim, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Şu anda yapılabilecek tek şey, Rusya girişimcilik camiası olarak hepimizin soğukkanlılıkla yakın gelecek için bir yeniden yapılanma planına sahip olması, uyum sağlaması ve dönüşmesidir.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English