Ortadoğu
Reuters: ABD elçileri, Gazze’deki yıkıma dair resmi uyarıları engelledi

Reuters haber ajansının yayımladığı özel dosyaya göre, USAID personelinin 2024 yılı başında Gazze’nin kuzeyini “kıyamet yeri” olarak tanımladığı uyarı notları, üst düzey ABD’li diplomatlar tarafından engellendi. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısının, sahadaki insani felaketi belgeleyen raporların “dengeden yoksun” olduğu gerekçesiyle Washington’daki karar vericilere ulaşmasına izin vermediği ortaya çıktı.
Reuters haber ajansının eski ABD’li yetkililere ve incelediği belgelere dayandırdığı habere göre, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) personeli, 2024 yılının başlarında Joe Biden yönetimine iletilmek üzere bir uyarı metni hazırladı.
Söz konusu metinde, Gazze’nin kuzeyinin gıda ve tıbbi yardım eksikliği nedeniyle bir “Kıyamet Yeri”ne (Apocalyptic Wasteland) dönüştüğü kaydedildi.
7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı operasyonu ve İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik harekâtından üç ay sonra hazırlanan kurum içi mesajda, Birleşmiş Milletler (BM) personelinin Ocak ve Şubat aylarında bölgeye düzenlediği iki aşamalı inceleme misyonu sırasında gözlemlediği detaylara yer verildi.
Personelin raporunda, yollarda insan uyluk kemiği ve diğer kemik parçalarının görüldüğü, terk edilmiş araçlarda cesetlerin bulunduğu ve özellikle gıda ile temiz içme suyu konusunda “felaket düzeyinde insani ihtiyaçların” tespit edildiği aktarıldı.
Büyükelçilikten “denge” gerekçesi
Reuters’a konuşan dört eski yetkiliye ve incelenen belgelere göre, ABD’nin Kudüs Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, söz konusu bilgi notunun “dengeden yoksun” olduğu kanaatiyle ABD hükümeti içinde daha geniş bir dağıtıma sokulmasını engelledi.
Ajans, bu bilgi notunun varlığını ve neden sümen altı edildiğini ilk kez kamuoyuna duyurdu. Hallett ve Lew, konuya ilişkin açıklama yapmayı reddetti.
Eski yetkililerin aktardığı bilgilere göre, Şubat 2024 tarihli bu belge, yılın ilk bölümünde gönderilen ve İsrail’in askeri harekâtı sonucunda Filistinlilerin yaşadığı sağlık, gıda ve hijyen koşullarının bozulmasını belgeleyen beş bilgi notundan biriydi. Reuters bu belgelerden birini inceledi.
Lew ve Hallett tarafından yine “denge endişeleri” nedeniyle engellenen diğer dört belge ise dört eski yetkili tarafından tarif edildi.
Washington’daki karar mekanizmasına etkisi
Üç eski ABD’li yetkili, betimlemelerin olağandışı derecede açık olduğunu ve mesajın Biden yönetimi içinde geniş çapta dolaşıma girmesi halinde üst düzey yetkililerin dikkatini çekeceğini kaydetti.
Yetkililer, bu durumun Biden tarafından o ay yayımlanan ve ABD istihbarat ile silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna şart koşan Ulusal Güvenlik Memorandumu üzerindeki incelemeleri derinleştirebileceğini belirtti.
O dönemde USAID’de kriz operasyonları uzmanı olarak görev yapan Andrew Hall, “Bilgi notları insani bilgi sağlamanın tek aracı olmasa da, Büyükelçi’nin Gazze’deki durumun gerçekliğini kabul etmesi anlamına gelecekti” değerlendirmesinde bulundu.
Kudüs’teki ABD Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze ile ilgili yazışmaların dilini ve dağıtımını denetliyordu.
Eski bir üst düzey yetkili, Lew ve Hallett’in USAID yönetimine sık sık, notların medyada zaten geniş yer bulan bilgileri içerdiğini söylediğini aktardı.
Haberde, 2024 başlarında bilgi notları hazırlanırken, Beyaz Saray ve diğer üst düzey ABD’li yetkililerin Ulusal Güvenlik Konseyi raporları aracılığıyla Gazze’nin kuzeyindeki kötüleşen insani durumdan genel hatlarıyla haberdar olduğu belirtildi. İnsani yardım kuruluşları da kıtlık riski konusunda uyarılarda bulunuyordu.
Ocak 2024’te büyükelçilik, Gazze genelindeki gıda güvensizliğiyle ilgili bir bilgi notunun daha geniş dağıtımına onay verdi ve bu bilgi Başkan’ın Günlük Brifingi’ne (istihbarat topluluğu tarafından hazırlanan özet) girdi.
Reuters’a tarif edilen bu belge, kuzey Gazze’deki kıtlık riskini ve gıda sevkiyatı eksikliği nedeniyle şeridin geri kalanında ciddi gıda güvensizliği potansiyelini inceliyordu.
Ancak altı eski yetkiliye göre, İsrail ve Hamas arasındaki yoğun çatışmalar sırasında bölgeye erişimin kısıtlı olması nedeniyle üst düzey ABD’li yetkililer düzenli olarak birinci elden bilgi alamıyordu.
USAID’in Orta Doğu afet müdahale ekibinin eski bir üyesi, durumu “Basitçe ifade etmek gerekirse, insani uzmanlık defalarca geri plana itildi, engellendi ve görmezden gelindi” sözleriyle açıkladı.
Üçüncü taraf verilerine yönelik güvensizlik
USAID’in 2019’dan bu yana Gazze’de personeli bulunmadığı için, raporlamaların büyük kısmı UNRWA (BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı) ve ABD hükümeti tarafından finanse edilen uluslararası yardım kuruluşlarından gelen bilgilere dayanıyordu.
Üç eski yetkiliye göre, üçüncü taraflara olan bu bağımlılık, bazı Biden yönetimi yetkililerinin USAID raporlarına şüpheyle yaklaşmasına neden oldu.
Yetkililer, Biden’ın Ortadoğu Temsilcisi Brett McGurk ve yardımcılarının toplantılarda sık sık USAID’in bilgiyi doğrulayıp doğrulamadığını ve verilerin neden İsrail’in olaylara dair versiyonundan (bazen ciddi oranda) farklılaştığını sorduğunu belirtti. Eski yetkililerden biri, sorunun her zaman “Peki, hani nerede bu cılız çocuklar?” şeklinde olduğunu ifade etti.
İki eski yetkili, Hallett’in bazen bilgi notlarının yeniden çerçevelenmesini veya düzenlenmesini talep ettiğini kaydetti. Hallett’in, sağlık konusuna odaklanan bir notun gerekliliğini sorguladığı ve bilgilerin çoğunun kamuya açık alanda bulunduğunu savunduğu belirtildi.
Ayrıca Hallett’in, ateşkes ve rehine takası müzakereleri sırasında USAID afet ekibi notlarını yayımlanmak için “fazla hassas” bulduğu ifade edildi.
Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 7 Ekim 2023’te başlayan süreçte Gazze’deki ölü sayısı 71 bini aştı.
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz Eylül ayında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte Oval Ofis’te Gazze barış planını duyurmuş olsa da çatışmalar sona ermedi.
Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ateşkes ilanından bu yana yaklaşık 481 kişi hayatını kaybetti.
Ortadoğu
Kuveyt iki İranlı diplomatı istenmeyen kişi ilan etti

Kuveyt, gece saatlerinde ülke topraklarını hedef alan İran İHA ve balistik füze saldırılarının ardından iki İranlı büyükelçilik personelini “istenmeyen kişi” ilan etti ve ülkeyi terk etmeleri için 24 saat süre verdi. İran ise ABD’nin son saldırılarında Kuveyt ve Bahreyn topraklarının kullanıldığını belirterek iki ülkenin siyasi liderliğini doğrudan sorumlu tuttu.
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, gece saatlerinde ülke topraklarını hedef alan İran İHA ve balistik füze saldırılarına tepki olarak iki İranlı büyükelçilik personelini “istenmeyen kişi” (persona non grata) ilan etti. Diplomatlara ülkeyi terk etmeleri için 24 saat süre verildi.
Bakanlık, iki İranlı diplomatik personelin görevine son verildiğini ve sınır dışı edilmelerine karar verildiğini açıkladı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Hamad Süleyman el-Maşan, İran’ın Kuveyt Maslahatgüzarı Hamid Yakubi Far’ı bakanlığa çağırdı ve saldırıları kınayan resmi protesto notasını kendisine iletti.
Kuveyt yönetimi, füze saldırılarının ülkenin egemenlik haklarını ihlal ettiğini belirtti. Yetkililer, Kuveyt’in kendisini savunma konusunda “tam ve doğal bir hakka” sahip olduğunu vurguladı.
İran tarafı ise operasyonun, kendisine yönelik düşmanca eylemlerde kullanılan yabancı askeri unsurlara ev sahipliği yapan Kuveyt’e karşı “meşru bir yanıt” olduğunu ifade etti.
Saldırılar havalimanı ve askeri tesislerin yakınlarını vurdu
İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından düzenlenen saldırıların, batılı güçlerin lojistik merkezi olarak değerlendirilen Kuveyt Uluslararası Havalimanı çevresi dahil kritik stratejik tesisleri hedef aldığı bildirildi.
Kuveytli yetkililer, havalimanındaki Terminal 1’in füze saldırıları nedeniyle ağır hasar gördüğünü açıkladı. Yetkililer, saldırılarda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 63 kişinin yaralandığını bildirdi.
İran füzelerinin asıl hedefinin ise İran’a yönelik hava saldırılarında kullanıldığı belirtilen Ali el-Salem ve Arifcan hava üsleri olduğu kaydedildi.
Bu nedenle, sivil havalimanında meydana gelen ağır hasarın, İran füzelerini önlemeye çalışırken başarısız olan Kuveyt hava savunma sistemine ait bir önleme füzesinden kaynaklanmış olabileceği ihtimali gündeme geldi.
Aynı gece İran Devrim Muhafızları’nın Kuveyt ile eş zamanlı olarak Bahreyn’deki hedeflere de füze fırlattığı aktarıldı.
İran Kuveyt ve Bahreyn’i sorumlu tuttu
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ordusunun Keşm Adası’ndaki bir telekomünikasyon kulesi ile Hürmüz Boğazı’ndaki bir petrol tankerini hedef alan son bombardımanlarına tepki gösterdi.
Bakanlık, ABD uçakları ile füzelerinin Bahreyn ve Kuveyt topraklarından çıkış yaptığını tespit ettiklerini açıkladı. İran, her iki ülkenin siyasi liderliğini bu saldırılardan doğrudan sorumlu tuttuğunu bildirdi.
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin söz konusu eylemlerinin 8 Nisan’da sağlanan ateşkesi açık biçimde ihlal ettiğini belirtti. Bakanlık ayrıca bu saldırıların Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ulusal egemenliği güvence altına alan 2. Maddesinin 4. Fıkrasına aykırı olduğunu ifade etti.
Tahran yönetimi, gelecekte yaşanabilecek herhangi bir saldırganlığa karşı, saldırının çıkış noktası olan ülkeleri doğrudan hedef alacak şekilde tüm savunma kapasitesini seferber edeceği uyarısında bulundu.
Şubat ayı sonlarında İran’a karşı başlayan ABD-İsrail savaşı bölgedeki gerilimi yüksek seviyede tutmayı sürdürüyor.
Ortadoğu
İsrail’in Lübnan saldırılarında can kayıpları artıyor

ABD’nin tek taraflı ateşkes ilan etmesinin üçüncü gününde, İsrail ordusu Lübnan genelindeki hava saldırılarını ve zorunlu tahliye emirlerini artırdı. Ülkenin güneyindeki bombardımanlarda aralarında bir ilkyardım görevlisinin de bulunduğu çok sayıda sivil hayatını kaybederken, Washington’da yürütülen diplomatik görüşmelerde askeri hareket özgürlüğü dayatması pürüz yaratmaya devam ediyor.
İsrail ordusu, Washington’ın tek taraflı ateşkes ilanının ardından Lübnan genelindeki hava saldırılarını ve zorunlu tahliye emirlerini artırdı.
Son olarak başkent Beyrut’un hemen güneyindeki Halde otoyolunda seyir halindeki bir araç insansız hava aracı (İHA) tarafından vurulurken, ülkenin güneyindeki bombardımanlarda en az yedi kişi öldü, onlarca kişi de yaralandı.
İsrail’in Lübnan’a yönelik askeri tırmanışı, ABD’nin tek taraflı ateşkes açıklamasına rağmen 3 Haziran’da da hız kesmeden devam etti. Tel Aviv yönetimi, ülkenin güneyi başta olmak üzere birçok bölgede düzenlediği bombardımanları ve yoğun hava saldırılarını artırdı.
Çarşamba günü öğle saatlerinde, başkent Beyrut’un hemen güneyinde yer alan Halde otoyolundaki bir araç, İsrail İHA’sı tarafından hedef alındı. Saldırıda bir kişinin yaralandığı bildirildi.
Ülkenin güneyindeki el-Huş kasabasına düzenlenen İsrail saldırısında ise en az altı sivil hayatını kaybetti. Ayrıca, Arabsalim köyüne yönelik bir başka İHA saldırısında, er-Risale İzciler Derneği’ne bağlı ilkyardım görevlisi Ali Selman Nasr öldü.
Bu son kayıpla birlikte, 2 Mart’tan bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybeden Lübnanlı ilkyardım ve arama kurtarma görevlisi sayısının en az 134’e yükseldiği belirtildi.
Güneydeki Kevseriyet el-Riz ve Zirariye kasabaları da gün içinde düzenlenen iki ayrı hava saldırısının hedefi oldu. Halde otoyolundaki saldırı öncesinde, güney bölgelerinde en az beş aracın daha İsrail İHA’ları tarafından vurulduğu aktarıldı. Sur, Nebatiye ve güneyin diğer bölgelerinde yıkıcı hava saldırıları ile yoğun topçu atışları gün boyu kesintisiz sürdü.
Tel Aviv yönetimi, çarşamba sabahından itibaren Lübnan’ın güneyindeki Arzi, Kevseriyet el-Riz, Zirariye, Cbaa, Humin el-Fevka, İrkay ve Harayeb’in bir kısmını kapsayan üç yeni zorunlu tahliye emri yayımladı.
Bölge sakinlerine, planlanan hava saldırıları öncesinde evlerini derhal terk etmeleri yönünde uyarılarda bulunuldu.
İsrail’in bu aralıksız saldırıları, Lübnan ile İsrail arasında Washington’da yürütülen doğrudan görüşmelerin ikinci gününde meydana geldi.
Söz konusu doğrudan müzakerelerin yürütülmesi, Lübnan yasalarına aykırı olması gerekçesiyle iç kamuoyunda tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Diğer taraftan Hizbullah, Lübnan’ın güneyindeki İsrail askeri birliklerine karşı eylemlerini sürdürüyor.
Bununla birlikte direniş güçlerinin sınır ötesi operasyonlarını büyük ölçüde azalttığı, son iki günde ise yalnızca Kiryat Şimona bölgesine yönelik birkaç şüpheli İHA sızması gerçekleştirdiği bildiriliyor.
Diplomatik temaslar ve hareket özgürlüğü şartı
ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi geç saatlerde Lübnan’da tek taraflı bir ateşkes ilan etmişti. Bu ilan, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerinin tamamı için tahliye emri çıkararak başkente yönelik büyük bir bombardıman dalgası tehdidinde bulunmasından birkaç saat sonra gelmişti.
Ancak Tel Aviv’in, İran’ın Washington ile görüşmeleri sonlandırma ve İsrail’i yeniden vurma tehditleri üzerine ABD’den gelen baskıyla bu planlanan büyük saldırıdan geri adım atmak durumunda kaldığı ifade ediliyor.
Washington yönetimi ve Lübnan’ın ABD Büyükelçiliği, Hizbullah’ın karşılıklı saldırıların durdurulmasını öngören ABD teklifini kabul ettiğini öne sürdü.
Bu teklife göre İsrail sadece başkent Beyrut’a saldırmaktan kaçınacak, buna karşılık Hizbullah da İsrail topraklarına yönelik eylemlerine son verecekti.
Ancak Hizbullah yönetimi ve Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri bu kısmi teklifi reddederek, tüm Lübnan topraklarını kapsayacak eksiksiz ve topyekûn bir ateşkes talebini yineledi.
İsrail ise Hizbullah’ın operasyonları tamamen durmadığı takdirde Beyrut’a yönelik askeri harekat planını devreye sokacağını belirtiyor.
Tel Aviv ayrıca, varılacak herhangi bir ateşkes anlaşmasında Lübnan topraklarında askeri açıdan “hareket özgürlüğü” talep ediyor. Bu şart, egemenlik ihlali oluşturduğu gerekçesiyle Lübnan tarafınca tamamen reddediliyor.
Ortadoğu
ABD, Hürmüz’de gizli taktiğe geçti

ABD ordusunun, Hürmüz Boğazı’nda gemilere refakat etmeyi öngören “Özgürlük Projesi” askıya alınmasına rağmen bölgedeki ticari gemilere yardım etmeyi sürdürdüğü ancak bu faaliyetleri artık gizli tuttuğu bildirildi. Bloomberg’in askeri kaynaklara dayandırdığı habere göre, ABD güçleri doğrudan eşlik etmek yerine bölgede uzaktan koordinasyon, gözetleme ve anlık müdahale taktiklerini devreye soktu.
ABD Deniz Kuvvetleri, Washington’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere eşlik etmeyi öngören “Özgürlük Projesi” adlı girişimi durdurma kararının ardından, bölgeden geçen gemilere yardım etmeye devam ediyor.
Bloomberg’ün kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Amerikan ordusu bu faaliyetlerini artık kamuoyuna duyurmaktan kaçınıyor.
Bloomberg’in verileri ve ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) açıklamalarından derlenen bilgilere göre, boğazdan geçen ticari gemiler İran mayınlarından kaçınmak için transponder cihazlarını kapatıyor ve güneye, Umman kıyılarına daha yakın rotalar izliyor. Amerikan askeri unsurları ise bu süreçte gemilere destek sağlıyor.
CENTCOM Halkla İlişkiler Direktörü Deniz Albay Tim Hawkins pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Amerikan kuvvetleri gemilere doğrudan refakat etmese de bölgesel ve küresel ekonomi için hayati bir uluslararası koridor olan Hürmüz Boğazı’ndan engelsiz ve güvenli bir şekilde geçmek isteyen ticari gemilerle iletişim kurmaya ve koordinasyon sağlamaya devam ediyoruz” dedi.
Bloomberg, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD’nin bölgedeki adımları sayesinde Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin eninde sonunda normale döneceğini belirttiğine dikkat çekti.
Hudson Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Bryan Clark, Amerikan kuvvetlerinin bölgedeki güncel taktiğini şu sözlerle açıkladı:
“Eğer ticari gemiler İran’ın karşı kıyısı boyunca ilerler ve transponderlarını kapatırlarsa, İran güçlerinin bu hareketliliği tespit etmek ve insansız hava araçları veya füzelerle saldırı düzenlemek için radarlar ya da gözlemciler kullanması gerekir. ABD Deniz Kuvvetleri ise bu faaliyetleri tespit edebilir ve İran ünitelerine misilleme saldırısı düzenleyebilir.”
Nitekim iki taşımacılık şirketi, boğazdan geçiş yaptıkları sırada gemilerinden birine İran’a ait hızlı hücum botlarının yaklaştığını, bu sırada helikopterlerin ortaya çıkarak botları bölgeden uzaklaştırdığını bildirdi.
Şirket yetkilileri, geçiş sürecinde ABD ordusuyla iletişim halinde olduklarını teyit etti.
CENTCOM’un salı akşamı yaptığı açıklama da ABD’nin bölgedeki aktif varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Komutanlık, bölge sularında yasal olarak seyreden sivil denizcileri hedef alan İran insansız hava araçlarının imha edildiğini duyurdu.
Denizcilik Ligi Deniz Stratejileri Merkezi uzmanı Steve Wills, ABD ordusunun hava ve füze savunmasını entegre eden modern AEGIS komuta kontrol sistemiyle donatılmış savaş gemilerini ve E-2D erken uyarı uçaklarını kullanarak gemi koruma faaliyetlerini koordine edebileceğini ekledi.
Wills, bu sistemlerin bölgede kapsamlı bir görüş sağladığını ve Hürmüz Boğazı üzerinde bir tür uzaktan fakat doğrudan gözetleme imkanı sunduğunu ifade etti.
Bloomberg, ABD Deniz Kuvvetlerinin mevcut aşamadaki adımlarının, Tahran’ın sert direnişiyle karşılaşan “Özgürlük Projesi”ne kıyasla taktiksel bir değişiklik gösterdiğini belirtiyor.
“Özgürlük Projesi” askıya alınmıştı
ABD Başkanı Donald Trump, 4 Mayıs gecesi yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından Basra Körfezi’nde mahsur kalan ticari gemilerin geçiş özgürlüğünü güvence altına alacaklarını duyurmuştu.
Trump, Ortadoğu’daki çatışmalara doğrudan dahil olmayan birçok ülkenin ABD’den bu yönde talepte bulunduğunu belirtmişti. “Özgürlük Projesi” adı verilen operasyon, bu açıklamanın ertesi sabahı başlatılmıştı.
Ancak Trump, 6 Mayıs’ta operasyonu askıya aldı. Kararını Pakistan ve diğer ülkelerden gelen taleplere bağlayan Trump, İran’a karşı yürütülen kampanyadaki “büyük askeri başarıları” ve Tahran ile nihai bir anlaşmaya varılması konusundaki “önemli ilerlemeyi” gerekçe gösterdi.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ise 18 Mayıs’ta Hürmüz Boğazı’nı yönetmek üzere devlet düzeyinde yeni bir kurum kurulduğunu açıkladı.
Bu kurumun, boğazdaki operasyonlara ilişkin gerçek zamanlı güncel bilgiler paylaşacağı belirtildi. İran parlamentosundan yapılan açıklamada ise Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer trafiğini yönetmek için profesyonel bir mekanizma hazırlandığı ve bu rotanın “Özgürlük Projesi”ne katılan ülkelere kapatılacağı vurgulandı.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor










