Amerika
Rolling Stone: JD Vance ve sağın “seçimleri satın alma” planı var

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance tarafından başlatılan Yüksek Mahkeme davaları olumlu sonuçlanırsa, kampanya bağışlarına ilişkin son kısıtlamalar ortadan kalkarken, rüşveti durdurmak için kolluk kuvvetlerinin çabaları engellenebilir.
Rolling Stone’un, yakın zamanda piyasaya çıkacak Master Plan: Amerika’da Yolsuzluğu Yasallaştırmak İçin Gizli Komplo başlıklı kitaptan aktardığına göre, “Citizens United” davası, muhafazakârların seçim kampanyası finansmanı sistemini deregüle etmek ve yolsuzluğu yasallaştırmak için 50 yıldır sürdürdükleri büyük planın doruk noktası.
Yakında Yüksek Mahkeme yargıcı olacak Lewis Powell’ın kışkırtıcı bir notuyla başlayan süreç, parayı anayasal olarak korunan ifade özgürlüğüyle eşdeğer gören bir karar ve şirketlere kişilik haklarını genişleten bir başka kararla sonuçlandı.
John Roberts ve Sam Alito yirmi yıl önce mahkemeye atandıktan kısa bir süre sonra, 2010 yılında “Citizens United” kararıyla, “bağımsız” siyasi grupların harcamalarının ve bu gruplara yapılan bağışların, “yolsuzluğa veya yolsuzluk izlenimine yol açmadığı” gerekçesiyle sınırlandırılamayacağına dair hukuki bir karar yaratarak, bu durumun doruk noktasına ulaşmasına katkıda bulunmuştu.
“Citizens United” kararı seçim harcamalarında 28 kat artışa neden olsa da, karar kampanya katkı sınırlarının yasallığını korudu. Fakat 2001 tarihli Yüksek Mahkeme kararını tersine çevirmeyi ve siyasi partilerin adaylarla koordineli harcamalarına getirilen kısıtlamaları ortadan kaldırmayı amaçlayan Vance davası, bu sınırlamaları ortadan kaldırabilir.
Bu kurallar kaldırılırsa, parti komiteleri, büyük bağışçıların bağış sınırlamalarını aşmaları ve kendilerine hükümetin “iyilikleriyle” karşılık verebilecek milletvekillerini desteklemek için çok daha büyük ödemeler yapmaları için bir geçiş kanalı haline gelebilir.
Bir kez daha, ana planlayıcılar yasal bir kurgu yaratıyorlar: Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerinden gelen amicus curiae, partilerin birçok bağışçıdan para topladıkları için, “herhangi bir bağışçının, nihayetinde onların paralarından yararlanan herhangi bir aday üzerinde yozlaştırıcı bir etki yapma olasılığını önemli ölçüde azalttığını” ısrarla savunuyor.
Amicus curiae, davadaki konularla ilgili olarak bilgi, uzmanlık veya içgörü sunarak mahkemeye yardımcı olan ama davanın tarafı olmayan kişi ya da kişilere verilen Latince ad.
Esasen, yargıçlardan, bir banka CEO’sunun bir Kongre üyesinin kampanyasıyla koordineli olarak bir siyasi partiye yaptığı bağışın, o Kongre üyesinin bankacılık mevzuatını hazırlama şeklini hiçbir şekilde etkilemeyeceğine inanmalarını istiyorlar.
Donald Trump yemin ettikten sonra başsavcısı Pam Bondi, Adalet Bakanlığı’nın mevcut yasayı desteklemesini sonlandırdı ve yasayı eleştiren davacılara katıldı.
Yüksek Mahkeme daha sonra savunmayı, Baş Yargıç Roberts’ın “Citizens United” kararını hazırlarken baş yargıç yardımcısı olarak görev yapan muhafazakâr bir avukata verdi.
Son kalan kampanya finansmanı yasalarını savunmakla görevli bu aynı muhafazakâr avukat, yakın zamanda yargıçları, şu anda da hukuki tartışmaların odağında olan federal rüşvetle mücadele yasalarının kapsamını sınırlamaya zorlamıştı.
Washington’da kendini zenginleştirme skandalları patlak verirken, Cincinnati’nin eski Demokrat belediye meclisi üyesi P.G. Sittenfeld, FBI’ın düzenlediği bir operasyonda yerel bir kalkınma projesini desteklemek karşılığında 20.000 dolarlık kampanya bağışı kabul ederken yakalandıktan sonra, Yüksek Mahkeme’den rüşvet suçlamasını bozmasını talep ediyor.
İlginç bir biçimde, Sittenfeld Trump tarafından affedilmiş durumda ve bu da onu, kendi itirafına göre, tarihte daha önce beraat ettiği bir davayı temyiz eden ilk kişi yapıyor.
Sittenfield, Amerika’daki Trump ile en bağlantılı hukuk firmasından ücretsiz hukuki danışmanlık alıyor, Başkanın eski başsavcısı tarafından şahsen temsil ediliyor ve temyizi eski seçilmiş yetkililerden oluşan bir ordu tarafından destekleniyor.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor











