Bizi Takip Edin

Avrupa

Rus milyarder Gerko İngiltere’deki hukuk mücadelesinde ilk raundu aldı

Yayınlanma

Rus asıllı milyarder Aleksandr Gerko’nun sahibi olduğu XTX Markets, “Rus kökenli” olduğu gerekçesiyle kendisine hizmet vermeyi reddeden yatırım fonuna karşı açtığı davada kritik bir yasal kazanım elde etti. Mahkeme, şirketlerin de tıpkı gerçek kişiler gibi ırk ayrımcılığına karşı yasalarca korunabileceğine hükmetti. Karar, yaptırımlar nedeniyle ticari engellerle karşılaşan kurumsal yapılar için emsal teşkil ediyor.

Rus asıllı milyarder Aleksandr Gerko’ya ait XTX Markets Technologies Ltd, ırk ayrımcılığı iddiasıyla dava açabilmek için yürüttüğü hukuk mücadelesinde önemli bir aşamayı geride bıraktı.

Londra Yüksek Mahkemesi, kurumsal yapıların da yasalar önünde “kişi” statüsünde sayılabileceğine ve eşitlik ilkesi kapsamında korunması gerektiğine hükmetti.

The Irish Times’ın aktardığına göre mahkeme, bir şirketin sahibinin etnik kökeni nedeniyle ayrımcılığa uğraması halinde yasal yollara başvurabileceğini kabul etti.

Hukuki süreç, yatırım fonu Aviva Investors Liquidity Funds plc’nin, XTX Markets’in finansal ürünlere erişim talebini reddetmesiyle başladı.

Fon yönetimi, bu karara gerekçe olarak şirketin sahibinin “Rus kökenli” olmasını ve Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi sonrası Avrupa Birliği (AB) tarafından uygulanan yaptırım kısıtlamalarını gösterdi.

XTX tarafı ise fonun bu kararının, şirket sahibinin ulusal kökenine dayalı bir ayrımcılık olduğunu ve bunun Avrupa ırk eşitliği normlarına aykırılık teşkil ettiğini savundu.

Aleksandr Gerko, 2016 yılında İngiliz vatandaşlığı almış ve 2022 yılında Rus pasaportundan vazgeçmişti. Ancak taraflar arasındaki anlaşmazlığın yaşandığı tarihte Gerko, her iki ülkenin de vatandaşı konumundaydı.

Şirketin şikayeti, Çalışma İlişkileri Komisyonu (WRC) tarafından 2023 yılında reddedilmişti.

Komisyon, özel bir şirketin 2000 tarihli Eşit Statü Yasası (Equal Status Act) kapsamında korunan bir “kişi” sayılamayacağını öne sürmüştü.

Şirketler de ‘insani’ koruma altında

Davanın temyiz aşamasında XTX avukatları Lorna Lynch ve Eoin Keane, yasada geçen “kişi” (person) ifadesinin geniş yorumlanması gerektiğini ve kurumsal yapıları da kapsaması gerektiğini savundu.

Buna karşılık Aviva temsilcisi Kate Egan, yasanın şirketleri yalnızca potansiyel bir ihlalci olarak tanımladığını, ayrımcılık mağduru olarak görmediğini iddia etti.

Yargıç Siobhán Phelan, yasanın dar yorumlanmasını reddederek emsal niteliğinde bir karara imza attı. Karar metninde, yasayla korunan özelliklerin özünde “insani” nitelikler taşıdığı kabul edilmekle birlikte, bir şirketin çalışanlarının veya sahiplerinin özellikleri nedeniyle baskıya maruz kalması durumunda bu korumanın tüzel kişilere de genişletilebileceği vurgulandı.

Yargıç Phelan, bu olasılığın reddedilmesinin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Phelan, “Müslüman veya LGBT çalışanlar istihdam ettiği için iş kaybeden bir şirketin yasal korumadan mahrum bırakılmasının” kabul edilemez olacağını belirtti.

Ayrıca Phelan, “Bir tüzel kişinin 2000 tarihli yasa kapsamında dava açma hakkına sahip olabileceğine ikna oldum” dedi.

Yargıç, yasanın temel amacının ayrımcılığa karşı koruma sağlamak ve eşitliği teşvik etmek olduğunu, korunan kişiler çemberini daraltmak olmadığını vurguladı.

Tarafların sonraki adımlar konusunda uzlaşamaması halinde, önceki ret kararlarının iptal edileceği ve dosyanın tam kapsamlı incelenmek üzere yeniden WRC’ye gönderileceği belirtildi.

Vergi rekortmeni matematikçi

Moskova’da doğup büyüyen Aleksandr Gerko, Moskova Devlet Üniversitesi (MGU) Mekanik ve Matematik Fakültesi’nden mezun oldu.

Kariyerine Deutsche Bank’ta başlayan ve ardından GSA Capital hedge fonunda çalışan matematikçi, 2015 yılında Londra merkezli XTX Markets’i kurdu. Şirket kısa sürede Avrupa’nın en büyük ticaret firmalarından biri haline geldi.

Gerko, ticari başarısının yanı sıra İngiltere ekonomisine katkısıyla da gündeme geldi. The Sunday Times’a göre 2022 yılında 487 milyon sterlin (yaklaşık 603 milyon dolar) vergi ödeyerek İngiltere’nin en büyük vergi mükellefi oldu.

Bloomberg‘in verilerine göre Gerko’nun kişisel serveti 11 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English