Rusya
Rus şirketleri yaptırımların hafifletilmesi ihtimalini değerlendirdi

Rusya’daki sanayi işletmelerinin çoğu, yabancı üreticilerin geri dönmesiyle rekabetin artması riskine rağmen, olası yaptırım iptalini olumlu veya nötr karşılıyor. İşletmeler en çok ekipman ve malzeme tedarikinin yeniden başlamasını beklerken, en büyük endişeleri ise ithal ürünlerle rekabetin geri dönmesi. Uzmanlar, ithal ikamesinde ilerleme kaydedildiğini ancak rekabetin yerli üreticilerin gelişimi için önemli olduğunu belirtiyor.
Rusya’daki işletmelerin çoğu, yabancı üreticilerin geri dönmesiyle rekabetin artması riskine rağmen, ülkeye yönelik yaptırımların olası kaldırılmasını olumlu veya nötr olarak değerlendiriyor.
Rusya Bilimler Akademisi Ulusal Ekonomik Tahmin Enstitüsü’nden iktisatçı Sergey Tsuhlo, Finans Üniversitesi’nde düzenlenen ekonomi istatistikleri ve analitiği konulu konferansta sanayi işletmeleri anketini sundu.
Tsuhlo, her ay sanayicilerle anketler düzenleyerek sanayi iyimserlik endeksini hesaplıyor.
Tsuhlo, mart sonunda yaptığı açıklamada, Rusya sanayisinin duyarlılığını yansıtan bu göstergenin şubat-mart aylarında sıfır değerlerini koruyarak “donma noktasında” kaldığını belirtmişti.
Nisan anketine, işletmelerin yaptırımların kaldırılmasının olası sonuçlarını nasıl değerlendirdikleri, bundan ne gibi riskler ve olumlu etkiler bekledikleri hakkında sorular dahil edildi.
Katılımcıların yüzde 54’ü yaptırımların kaldırılmasının sonuçlarını olumlu, yüzde 26’sı ise nötr olarak değerlendirdi. Yaklaşık her beş işletmeden biri olumsuz görüş bildirdi: Yüzde 18’i orta derecede olumsuz, yüzde 1’i ise kesinlikle olumsuz bir değerlendirme yaptı.
Şirketlerin yaptırımların hafiflemesine bakışı
RBK gazetesinin haberine göre Tsuhlo, Rus sanayisinin yaptırımlara yönelik “ikili doğasına” dikkat çekti. İktisatçı, “Bir yandan ithal parça, ekipman ve malzeme tedarikine bağımlı, diğer yandan geri dönen ithalatla rekabet etmek zorunda kalacak,” diye açıkladı.
Tsuhlo, buna rağmen yaptırımların kaldırılmasının sonuçlarına ilişkin olumlu değerlendirmelerin ağır bastığını ve işletmelerin eksilerden çok artılar gördüğünü dile getirdi.
Sanayicilerin yaklaşık dörtte üçünün beklediği ana olumlu etki, ekipman, yedek parça ve teknoloji tedarikinin yeniden sağlanması oldu.
Neredeyse aynı oranda (yüzde 72) katılımcı, ithal bileşen ve malzeme tedarikinin yeniden başlamasını bekliyor.
İlk üç beklentiyi, ihracat-ithalat işlemleri için normal ödeme sistemlerinin yeniden kurulması beklentisi tamamlıyor; bunu katılımcıların yüzde 45’i istiyor.
Diğer olumlu sonuçlar arasında katılımcıların en sık belirttiği beklentiler; önceki teknolojik zincirlerin ve ürün kalitesinin yeniden sağlanması (yüzde 33), ihracat talebinin ve lojistik zincirlerinin yeniden kurulması (yüzde 32) oldu.
İşletmeler ayrıca, ithalatın geri dönmesiyle birlikte ithal ikamesi ekipman fiyatlarının düşeceğine inanıyor: Rus malı ekipmanlar için bu beklenti yüzde 30, Çin malı ekipmanlar için ise yüzde 27 seviyesinde.
İşletmelerin ana risk olarak gördüğü şey, kendi ürünleriyle rekabet eden ithalatın pazarlara geri dönmesi.
Katılımcıların yüzde 39’u bu tür endişelerini dile getirdi. Tsuhlo, “Ancak genel olarak, ithalatla rekabetin de olmasının o kadar da kötü olmadığını düşünüyorum,” dedi.
Yaptırımların kaldırılmasının diğer sıkça dile getirilen olumsuz yönleri arasında, Rus işletmelerinin ürünlerine yönelik ithal ikamesi talebinin azalması (yüzde 21) ve şu anda ihtiyaç duyulan yerli ithal ikamesi ürünlerinin piyasadan dışlanması (yüzde 19) yer alıyor.
Sanayicilerin sadece yüzde 14’ü Çinli ve diğer yabancı ithal ikamesi ürünlerinin piyasadan çekilmesinden endişe duyuyor.
Ankete katılan işletmelerin yüzde 8’i, artan rekabet ortamında kendi üretim maliyetlerinin ve fiyatlarının artabileceğini göz ardı etmiyor.
Yaptırım sürecine ilişkin beklentiler gerçekleşti mi?
Tsuhlo, raporunda ayrıca Rus sanayicilerinin yaptırımların uygulanması ve yabancı ithalatçıların çekilmesine ilişkin beklentileriyle mevcut durumu karşılaştırdı ve Nisan 2022 ile Mart 2025 anket sonuçlarını kıyasladı.
Yaptırımların en yaygın sonucu, Rusya’da veya dost ülkelerde alternatif tedarikçilerin bulunmaması nedeniyle üretim maliyetlerinin ve fiyatların artması olmaya devam ediyor: 2022’de bunu yüzde 64 belirtirken, üç yıl sonra bu oran yüzde 60 oldu.
Alternatif tedarikçilerin yokluğu endişesi de önemini koruyor; 2022’de işletmelerin yüzde 62’si bu konudan bahsederken, 2025’te bu oran yüzde 55’e geriledi.
2022 beklentileri ile 2025 gerçekliği arasındaki en büyük fark, ithal hammadde ve bileşenlerin ikame edilememesi nedeniyle üretimde olası bir düşüşün değerlendirilmesinde ortaya çıktı.
Yaptırım baskısının başlangıcında işletmelerin yüzde 34’ü bu tür endişelerini dile getirirken, bu yılın mart ayında bu riskten sadece yüzde 9’u bahsediyor.
Ayrıca, mevcut ithal ekipmanın bakımı ve onarımı yapılamadığı için durması veya değiştirilmesi endişesi taşıyanların oranı yarı yarıya azaldı (yüzde 40’tan yüzde 20’ye).
Rus iş dünyasının 2022 baharında dile getirdiği yaptırımlardan kaynaklanan olumlu beklentiler gerçekleşti: O dönemde işletmelerin yüzde 36’sı kendi ürünlerine yönelik ithal ikamesi talebinin artmasını beklerken, 2025’te bunu belirtenlerin oranı yüzde 41’e yükseldi.
Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği’nin ocak ayında yaptığı anket, 2024 sonu itibarıyla yaptırımlardan kaynaklanan kısıtlamalardan şu veya bu şekilde etkilenen işletmelerin oranının azaldığını gösterdi.
Özellikle, ithalat kısıtlamaları nedeniyle yeni ekipman satın alamadığını belirtenlerin oranı (ikinci çeyrekte yüzde 29’dan dördüncü çeyrekte yüzde 15’e) ve yabancı karşı taraflarla ödeme yapamadığını belirtenlerin oranı (ikinci çeyrekte yüzde 28’den yüzde 15’e) düştü.
Diğer yandan yılın ilk yarısında ankete katılan şirketlerin yüzde 20’si yaptırımların faaliyetleri üzerindeki etkisinden bahsederken, yıl sonuna doğru bu oran yüzde 14’e geriledi.
Makroekonomik Analiz ve Kısa Vadeli Tahmin Merkezi (TsMAKP) Reel Sektör Gelişim Analizi ve Tahmini Yönü Başkanı Vladimir Salnikov ise, yaptırımların etkisini ruble kuruna benzetiyor: “Sanayide kimine zayıf ruble, kimine güçlü ruble daha iyi gelir, kimine ise arada bir şey ya da fark etmez.”
Salnikov, “Her şey duruma, farklı sektörlerdeki işletmelerin çalıştığı modellere bağlı. Örneğin, erişilemez hale gelen veya hâlâ karmaşık yollarla temin edilmesi gereken bileşenleri kullanan biri için ithalatın yeniden başlaması elbette bir artı olacaktır. Ama bazılarının da gerçekten rakipleri ortaya çıkacak,” diye ekliyor.
Rusya’dan çekilen ABD’li şirketler 300 milyar doları aşan kayba uğradı
İthal ikamesi ne kadar başarılı?
Danışmanlık şirketi ATK+ Proje Yöneticisi Andrey Kusik de, ithal ikamesi süreçlerinin Rus üreticilerin yabancı tedarikçilere olan bağımlılığını azalttığını, ancak sermaye yoğun sektörlerde (örneğin elektronik, otomotiv bileşenleri ve endüstriyel ekipman üretimi) ithalat payının düşürülmesinin hâlâ önemli bir zorluk olmaya devam ettiğini söylüyor.
Uzman, işletmelerin büyük ölçüde adapte olduğunu, satın alma stratejilerini yeniden yönlendirdiğini ve bazı şirketlerin, özellikle Merkez Bankası’nın yüksek faiz oranı bağlamında, daha önce satın alınan ekipmanın ömrünü mümkün olduğunca uzatmaya çalıştığını ekliyor.
Kusik, “Bu koşullarda işletmeler genellikle üç tedarik kanalı kullanıyor: paralel ithalat, OEM çözümleri ve analoglarının satın alınması ve tersine mühendisliğin geliştirilmesi,” diyor.
OEM (original equipment manufacturer—orijinal ekipman üreticisi), orijinal üreticiden müşterinin markası altında mal üretimi anlamına geliyor.
Bunun yanı sıra mühendislik merkezi Kronstadt’ın Operasyon Direktörü Aleksandr Tretyakov, örneğin petrol ve doğalgaz sektöründe, jeolojik araştırma ve sonraki saha geliştirme için kullanılan bazı ekipman pozisyonlarında yerlileştirme oranının yüzde 85 ila 90’a yaklaştığını, ithal ikamesi açısından ana “büyüme alanlarının” ise gaz türbinleri (gaz sıkıştırma ve elektrik üretimi için) olarak kaldığını belirtiyor.
Tretyakov, petrol arıtma kompleksinde kontrol vanaları ve pompa ürünlerinde yerlileştirme seviyesinin arttığını ve “daha yavaş hızlarda da olsa kompresör teknolojisi ve yüksek güçlü buhar türbinlerinde de büyüme sağlandığını” ifade ediyor.
Rusya Yüksek Ekonomi Okulu (VŞE) Yapısal Politika Araştırmaları Merkezi Direktör Yardımcısı Anna Fedyunina, ithal ikamesindeki başarıların öncelikle düşük ve orta teknolojili sektörlerle ilgili olduğunu, ancak kendi üretimini organize etmeyi başaran yerlerde bile ürün kalitesinin genellikle ithal analoglarından düşük olduğunu düşünüyor.
Fedyunina, “Kalite sorunlarının daha sonra bu ürünleri tüketen sektörler için kısıtlamalara yol açması önemli. Bu durum özellikle, ithal ikamesi ürünlerinin sınırlı işlevsellik, daha kısa hizmet ömrü ve modern dijital arayüzlerin eksikliği ile karakterize edildiği takım tezgahları ve makine mühendisliğinin belirli alanları için geçerlidir,” diye belirtiyor.
Kusik, kısa vadede yaptırım rejiminin gevşetilmesinin gerçekten olumlu bir faktör olarak algılanacağını söylüyor; bu durum, özellikle yüksek teknolojili bileşenlere ve ekipmanlara erişim açısından üretim zincirlerindeki dar boğazları hızla giderme fırsatı sunacak.
Fakat uzman, uzun vadede, hem makro düzeyde devlet destek önlemleriyle hem de işletmeler düzeyinde sistematik çalışmalarla ithalat bağımlılığını azaltma politikasını sürdürmenin önemli olduğunu vurguluyor.
Fedyunina, rekabetin önemli olduğuna ve ithal ikamesinin çok uzun süre “izole” edilmesinin yerli ürünlerin rekabet gücüne ulaşmasını engellediğine inanıyor.
Fedyunina, “İthal ikamesinin uygulanmasına ilişkin yabancı deneyimlere dayanarak, yerli üreticileri yabancı rakiplerle ‘çarpıştırma’ görevinin, genellikle yerli şirketlerin kalitesi ve başarıları üzerinde son derece olumlu bir etkisi olduğunu görüyoruz,” diyor.
Rusya
Dmitriyev: Rusya, ABD ve Ukrayna arasındaki diyalog olumlu bir adım

Rusya Özel Temsilcisi Kirill Dmitriyev, Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki çok taraflı diyalog kararı ile dizel sevkiyatı mutabakatını değerlendirdi. Son bir günde ABD dizel fiyatlarının yüzde 5 gerilediğini belirten yetkililer, kasım ayında üçlü müzakerelerin yeniden başlamasını ve enerji alanında yeni ortaklıklar kurulmasını bekliyor.
Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki diyaloğun yeniden başlamasının son derece olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.
Vedomosti gazetesinin haberine göre İstanbul’da düzenlenen Verona Avrasya Ekonomik Forumu’nda konuşan Dmitriyev, ekonomik işbirliğinin taraflar arasındaki temasın temel zemini olduğunu vurguladı.
Dmitriyev, bir gün önce Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki çok taraflı görüşmeler kapsamında temasların sürdürülmesi yönünde kritik bir karar alındığını belirterek bunu müzakerelerin en önemli sonucu olarak nitelendirdi.
Eski ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin teşvik ettiği diyalogsuzluğun tehlikeli bir tablo yarattığına işaret eden Dmitriyev, önde gelen nükleer güçlerin konuşmamasının hata riskini aşırı yükselttiğini dile getirdi.
Gelişmelerin öncesinde, 21 Ekim’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff St. Petersburg’da bir araya geldi.
Witkoff bu görüşmede, Ukrayna ve Avrupalı ülkelerle Oslo’da yürütülen istişarelerin ardından hazırlanan ve çatışmanın çözümüne dair önerileri içeren belgeleri sundu.
Görüşmenin ardından açıklama yapan Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, Rusya’nın ABD ve Ukrayna ile üçlü müzakereleri kasım ayının 10’lu tarihlerinde yeniden başlatmaya hazır olduğunu duyurdu.
Uşakov, olası görüşmelerin ana gündem maddesinin çatışmanın sona ermesinin ardından iki ülke arasındaki güvenlik sisteminin tesisi olabileceğini belirtti.
Gazetecilere yaptığı değerlendirmede ABD ile ekonomik ilişkileri canlandırmanın bütünüyle haklı bir adım olduğunu savunan Dmitriyev, Rus-Amerikan projelerini hedef alan medya duvarını aşmanın önem taşıdığını söyledi.
Dmitriyev, ekonomik işbirliğinin yalnızca dizel yakıt mutabakatına dayanmadığını, ABD’li çiftçilerin ihtiyaç duyduğu Rus gübresi ihracatının da bu kapsamda yer aldığını ifade etti.
Dmitriyev, teknoloji alanında ortak veri merkezi inşası gibi fırsatların değerlendirilebileceğini ve Rusya’nın yapay zeka sektörü için dünyanın en ucuz elektriğine sahip olduğunu kaydetti.
Rus yetkili, Arktik bölgesindeki enerji projeleri ve farklı ortaklıkların da geliştirileceğini sözlerine ekledi.
Enerji alanındaki temaslar ve dizel ihracatı genişliyor
ABD ile enerji alanındaki işbirliğinin ilerleyeceğini dile getiren Dmitriyev, piyasaya dönük sevkiyatların önemine değindi. 9 Ekim’de ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rus dizel yakıtının tedariki konusunda anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı.
Trump, Rusya’nın ABD ve küresel piyasalara derhal 300 bin tondan fazla, kasım ayı boyunca 500 bin ton ve ilerleyen süreçte 1 milyon ton dizel yakıt sevk edeceğini duyurmuştu.
Aynı gün konuşan Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, dizel ihracatı kısıtlamalarını planlanandan önce kaldırmaya başladıklarını ve iç piyasanın yakıt ihtiyacının eksiksiz karşılanacağını ifade etti.
Ertesi gün Rusya hükümeti basın servisi söz konusu kısıtlamaların kısmen kaldırıldığını bildirdi. Novak, 14 Ekim’deki açıklamasında Rusya’nın 2026 yılı sonuna kadar aylık dizel yakıt ihracatını 3 ila 3,5 milyon tona çıkarabileceğini belirtti.
Dmitriyev, dizel sevkiyatı mutabakatının dünya piyasalarını olumlu etkilediğini ve anlaşma haberinin duyulduğu ilk gün ABD’deki dizel fiyatlarının yüzde 5 gerilediğini hatırlattı.
Avrupa’nın dizel anlaşmasına yönelik itirazlarını eleştiren Dmitriyev, Avrupa ülkelerinin son dört yılda Rusya’dan 320 milyar avroluk enerji kaynağı satın aldığına dikkat çekti.
Forum kulisinde konuşmasını sürdüren Dmitriyev, Avrupa Birliği ülkelerinden talep gelmesi halinde Rus dizel yakıtı sevkiyatının yeniden başlayabileceğini dile getirdi.
Rus temsilci, Avrupa Birliği için yakıt krizini aşmanın tek yolunun Rusya ile ortaklıktan geçtiğini savundu.
Konuşmasında Kuzey Akım 1 hattının yeniden faaliyete geçmesinin ve Kuzey Akım 2 boru hattının devreye girmesinin ekonomik açıdan kaçınılmaz olduğunu öne süren Dmitriyev, bölgedeki gaz fiyatlarının son bir yılda yüzde 140 arttığını hatırlattı.
Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya’dan boru hatları ve sıvılaştırılmış doğalgaz yoluyla gaz almayı sürdürdüğünü belirten Dmitriyev, her iki hattın da gelecekte mutlaka çalışacağını söyledi.
Dmitriyev, Rusya’nın Türkiye ve Avrupa’ya gaz ilettiği TürkAkım boru hattını başarılı bir uluslararası işbirliği örneği olarak gösterdi.
İş dünyası temsilcileri yeni projeler için zemin arıyor
Ekonomi ve enerji alanındaki pragmatik kararların ABD’nin katılımıyla düzenlenecek iş forumunda ele alınacağını bildiren Dmitriyev, eylül ayında gündeme getirdiği Rusya-Almanya-ABD iş forumu önerisini hatırlattı.
Forum kulisinde bu girişimi Almanya için Alternatif (AfD) partisi ve Amerikan Ticaret Odası (AmCham) ile görüştüğünü açıklayan Dmitriyev, AfD temsilcilerinin forum ayrıntılarını müzakere etmek üzere aralık ayında Moskova’ya geleceğini kaydetti.
Rusya’nın iki ülke arasındaki ticareti geliştirmek amacıyla Amerikan Ticaret Odası ile yakın temas yürüttüğünü belirten Dmitriyev, “AmCham, Washington’a Amerikan yaptırımlarının her şeyden önce ABD’ye zarar verdiğini ve Amerikan iş dünyasının Rusya ile işbirliğinde büyük fırsatlar gördüğünü anlatarak önemli bir rol oynuyor” dedi.
AmCham Başkanı Robert Agee ise forum kulisinde Dmitriyev ile ortak projeleri ve uygulama adımlarını görüştüklerini ifade etti.
Agee, “Hedeflerimiz zaten örtüşüyor; ABD ile Rusya arasındaki ilişkileri iyileştirmek istiyoruz. Bunun üzerinde uzun süredir çalışıyoruz” değerlendirmesini yaptı.
Yıl sonuna kadar bir veya iki projenin kamuoyuna duyurulabileceğini bildiren Agee, bu adımların yaptırımların kaldırılmasını gerektirmediğini, ihtiyaç halinde Trump’ın engelleri hızla kaldırma yetkisine sahip olduğunu vurguladı.
Amerikan iş dünyasının veri merkezleri alanında Rusya ile ortaklığa büyük ilgi gösterdiğini dile getiren Agee, Rusya’nın uygun enerji maliyeti, elverişli iklim şartları ve teknoloji alanındaki nitelikli insan kaynağı sunduğunu kaydetti.
Vedomosti gazetesinin sorusunu yanıtlayan Agee, çatışma sona erdiğinde Amerikan yatırımlarının ilk yöneleceği alanlardan birinin veri merkezleri olacağını söyledi.
Rusya
Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.
Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.
Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.
Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.
Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.
Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.
Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.
Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor
Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.
Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.
Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.
Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.
Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.
Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.
Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.
Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.
Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.
Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.
Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.
Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.
Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.
Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.
Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.
Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.
Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.
Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.
Rusya
Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.
Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:
“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.
Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.
Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor
Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.
20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.
The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.
Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.
Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.
Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak
Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.
Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.
Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.
ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi











