Bizi Takip Edin

Amerika

RUSI: ABD’nin hava savunma stokları sürdürülebilirlik sınırına yaklaşıyor

Yayınlanma

İngiltere merkezli düşünce kuruluşu RUSI’nin analizine göre ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü çatışmada kullandığı önleyici füze stokları hızlı biçimde azalıyor. Mevcut kullanım temposu sürerse İsrail’in Arrow, ABD’nin ise THAAD sistemlerinde ciddi stok baskısı oluşabileceği belirtiliyor. Analiz, savaşın seyrinde üretim kapasitesi ve lojistiğin belirleyici hale geldiğini ortaya koyuyor.

ABD ile İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta hava savunma kapasitesinin sürdürülebilirliği tartışma konusu oldu. İngiltere merkezli Royal United Services Institute (RUSI) tarafından yayımlanan analiz, tarafların önleyici füze stoklarında belirgin bir aşınma yaşandığını ortaya koydu.

RUSI, savaşın seyrinin artık yalnızca sahadaki askeri performansla değil, aynı zamanda üretim kapasitesi, mühimmat tedariki ve lojistik dayanıklılıkla belirlendiğini vurguladı.

Arrow ve THAAD sistemlerinde stok baskısı artıyor

Analize göre İsrail’in Arrow balistik füze önleme sistemine ait stokları mart ayı sonuna kadar tükenme riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Bu durumun İsrail’in atmosfer dışı füze savunma kapasitesinde zafiyet oluşturabileceği ifade edildi.

ABD’nin kullandığı THAAD sistemlerinde de benzer bir baskı oluştuğu belirtildi. Mevcut kullanım temposunun sürmesi halinde bu sistemlere ait stokların yaklaşık bir ay içinde belirgin ölçüde azalabileceği kaydedildi.

İran saldırıları tüketim hızını yükseltti

RUSI, yüksek mühimmat tüketiminin temel nedenlerinden birinin İran’ın yoğun misilleme saldırıları olduğunu belirtti. Analize göre İran, 28 Şubat’tan bu yana günlük ortalama 33 balistik füze ve yaklaşık 94 insansız hava aracı kullandı.

Raporda, radar sistemlerinde meydana gelen hasarın hava savunma üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekildi. Bu durumun, savunma birimlerini tehditleri etkisiz hale getirebilmek için daha fazla önleyici füze kullanmaya yönelttiği ifade edildi.

16 günde 26 milyar dolarlık mühimmat kullanıldı

RUSI’nin hesaplamalarına göre savaşın ilk 16 gününde koalisyon güçleri yaklaşık 11 bin 294 mühimmat kullandı. Bu mühimmatın toplam maliyetinin yaklaşık 26 milyar dolar olduğu tahmin edildi.

Analiz, yüksek hassasiyetli mühimmatların üretim hızından daha hızlı tüketildiğini ve bunun uzun vadede savunma kapasitesini aşındırabileceğini ortaya koydu.

Arrow üretimi için 2-3 yıllık süre öngörülüyor

RUSI, savaşta harcanan Arrow önleyicilerinin yerine konmasının, üretim hızlandırılsa dahi 2 ila 3 yıl sürebileceğini belirtti. Her bir Arrow-3 önleyicisinin üretimi, aylar süren imalat süreçleri, hassas itki sistemleri ve özel tedarik zincirlerine bağlı bulunuyor.

İsrailli yetkililer kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda acil bir stok sıkıntısı bulunduğu yönündeki değerlendirmeleri reddetti. Bununla birlikte analiz, mevcut tüketim hızının sistemin yapısal sınırlarına yaklaştığını ortaya koydu.

Savaşın sonucu üretim ve lojistik kapasiteye bağlı

RUSI, yüksek yoğunluklu modern savaşlarda sonucun yalnızca cephedeki çatışmalarla belirlenmediğini vurguladı. Üretim kapasitesi, mühimmat yenileme hızı ve lojistik dayanıklılık, çatışmanın gidişatında belirleyici unsurlar olarak öne çıkıyor.

Raporda, yeterli ikmal ve üretim kapasitesi sağlanamadığı takdirde gelişmiş hava savunma sistemlerinin zaman içinde etkisini kaybedebileceği ve füze ile insansız hava araçlarının savunma hatlarını aşma ihtimalinin artabileceği uyarısı yer aldı.

Haberde ayrıca İran silahlı kuvvetlerinin Gerçek Vaat 4 operasyonu kapsamında şu ana kadar 83 dalga saldırı gerçekleştirdiği belirtildi. Bu saldırılarda İsrail’in askeri ve stratejik hedefleri ile bölgedeki ABD üslerinin füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığı aktarıldı.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English