Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya ekonomisi dış baskılara rağmen yüzde 1 büyüdü

Yayınlanma

Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, parlamentonun alt kanadı Duma’da hükümetin 2025 yılı faaliyetlerine ilişkin kapsamlı bir rapor sundu. Dış sınamalara rağmen ülke ekonomisinin direnç gösterdiğini belirten Mişustin, sosyal desteklerden teknolojik bağımsızlığa kadar altı temel stratejik hedefi kamuoyuyla paylaştı.

Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, bugün parlamentonun alt kanadı Duma’da yaptığı konuşmada hükümetin 2025 yılındaki çalışmalarına ilişkin yıllık raporu sundu.

Mişustin, karmaşık dış gelişmelere rağmen ekonomideki olumlu dinamiklerin korunduğunu vurguladı. Gayri Safi Yurt İçi Hasılada (GSYH) geçen yıl yüzde 1 oranında artış kaydedildiğini belirten Başbakan, son üç yıldaki toplam büyümenin yüzde 10’u aştığını kaydetti.

Mişustin, elde edilen başarılarda yasama organı ile yürütme arasındaki eş güdümün payına dikkat çekerek milletvekillerine yapıcı eleştirileri ve destekleri için teşekkür etti.

Hükümetin stratejik hedefleri netleşti

Başbakan Mişustin, Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından belirlenen altı ana görevin altını çizdi. Bu hedeflerin merkezinde halkın refahının artırılması ve ailelerin desteklenmesi yer alırken, küresel ortalamanın altında kalmayacak bir ekonomik büyüme hızı temel amaç olarak belirlendi.

Dış ticarette yüksek teknolojili ürün ihracatına odaklanan bir yapısal dönüşümün hedeflendiğini ifade eden Mişustin, iş ortamında şeffaf koşulların oluşturulacağını ve dijitalleşme yoluyla iş gücü verimliliğinin artırılacağını bildirdi.

Sosyal yardımlar ve asgari ücrette artış kaydedildi

Hükümetin sosyal politikasında ailelere ve dar gelirli vatandaşlara yönelik desteklerin öncelikli olduğunu belirten Mişustin, asgari ücretin (MROT) 2025 yılında yüzde 16,5 oranında artırıldığını açıkladı.

Bu yıl başında yapılan ek artışla birlikte asgari ücretin 27 bin rubleye ulaştığını ve bu durumun 4,5 milyondan fazla kişiyi doğrudan etkilediğini belirtti.

Ayrıca, çocuklu aileler için vergi indirimlerinin artırıldığını, emeklilik hesaplamalarında yeni düzenlemelere gidildiğini ve Haziran ayında iki veya daha fazla çocuğu olan ailelere yönelik yıllık ödemelerin başlatılacağını duyurdu.

Sanayi üretiminde yerli çözümler ön plana çıkıyor

Yaptırımların gölgesinde sanayi üretiminin yüzde 1,3 oranında arttığını kaydeden Başbakan, özellikle işleme sanayiinin yüzde 3,6 ile beklentilerin üzerinde bir performans sergilediğine işaret etti.

İlaç sanayiindeki yüzde 15,5’lik ve tıbbi cihaz üretimindeki yüzde 10’luk artışın stratejik önemine değinen Mişustin, teknoloji sektöründe faaliyet gösteren küçük ölçekli şirket sayısının da 1,5 kat artarak 6 bin 500’e ulaştığını belirtti.

Yazılım sektöründe “ağır” yazılımların yerlileştirilmesi için 22 milyar ruble tutarında hibe desteği sağlandığını ifade eden Mişustin, yerli çözümlerin dijitalleşmenin temeli haline geldiğini vurguladı.

Havacılık ve ulaşım altyapısında stratejik adımlar atıldı

Ulaşım ve lojistik alanındaki gelişmelere değinen Mişustin, Tu-214 tipi orta menzilli uçağın sertifikasyon sürecinin tamamlandığını ve üretimine başlandığını bildirdi. MS-21 ve yeni Superjet gibi projelerin devam ettiğini, yerli motorlu “Baykal” uçağının ise ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdiğini aktardı.

Altyapı yatırımları kapsamında M-12 Vostok otoyolunun Yekaterinburg’a ulaştığını belirten Başbakan, liman kapasitelerinin 25 milyon ton artırıldığını ve rıhtımlarda yeni nükleer buzkıran gemileri ile tankerlerin inşasına devam edildiğini kaydetti.

Konut meselesi ve bölgesel kalkınma öncelikli gündem

Konut sektörünün aileler için hayati önem taşıdığını vurgulayan Mişustin, geçen yıl 108 milyon metrekare yeni konutun kullanıma sunulduğunu açıkladı.

960 bin vatandaşın konut kredisi olanaklarından faydalandığını ifade eden Başbakan, özellikle Uzak Doğu ve Arktik bölgelerine yönelik kredi programlarının yoğun ilgi gördüğünü belirtti.

Bölgelerin mali durumuna ilişkin ise borçların üçte ikisinin silinmesi imkanından pek çok bölgenin yararlandığını, ayrıca Uzak Doğu’ya yapılan yatırımların 1 trilyon rubleyi aşarak binlerce yeni istihdam sağladığını ekledi.

Kamu hizmetlerinde dijital dönüşüm hızlanıyor

Devlet hizmetleri portalı olan Gosuslugi üzerinden sunulan hizmet kapsamının genişlediğini belirten Mişustin, sisteme 36 yeni karmaşık çözümün eklendiğini bildirdi.

Toplam çözüm sayısının 70’e yaklaştığını kaydeden Başbakan; çocuk doğumu, vergi iadeleri ve eğitim başvuruları gibi işlemlerin artık asgari zaman kaybı ve bürokrasiyle gerçekleştirilebildiğini ifade etti.

Ayrıca sağlık alanında 1,5 milyon kronik hastanın uzaktan sağlık izleme cihazlarıyla donatıldığını ve 3 binden fazla birinci basamak sağlık tesisinin inşa edildiğini veya onarıldığını paylaştı.

Savunma sanayii ve özel askeri harekât gereksinimleri karşılanıyor

Hükümetin ordu ihtiyaçlarını karşılamak üzere yürüttüğü faaliyetlere değinen Mişustin, kritik mühimmat ve teçhizat sevkiyatlarının ciddi oranda artırıldığını vurguladı.

Muharebe gazilerine tıbbi hizmetlerde ve rehabilitasyon süreçlerinde öncelik tanındığını belirten Başbakan, özel askeri harekât katılımcılarının iş yerlerinin korunduğunu ve bu kişilere yönelik yeni mesleki eğitim programlarının devreye alındığını kaydetti. Mişustin, savunma sanayii çalışanlarına yönelik takdirlerini ifade ederek, “Çalışmalarımız zafer içindir” diye konuştu.

Duma Başkanı Vyaçeslav Volodin, vatandaşlardan gelen yaklaşık 12 bin başvurunun bir kısmının hükümete iletildiğini belirtti.

Konut ve kamu hizmetleri (JKH) tarifelerindeki artışın bölgelerdeki seyrinden duyulan rahatsızlığı dile getiren Volodin, bu sürecin özel kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.

Başbakan Mişustin ise konut hizmetleri kalitesinin on yıllardır biriken sorunlar nedeniyle zorlu bir konu olduğunu kabul ederek, altyapının yenilenmeye ihtiyaç duyduğunu ancak fatura bedellerinin hane halkı gelirinin yüzde 22’sini aşmaması gerektiğini belirtti.

Rusya

Rusya’da akaryakıt krizi kamu hizmetlerini vurdu

Yayınlanma

Rusya’da yaşanan akaryakıt krizi, hastaneler, itfaiye ve belediye hizmetleri için yapılan kamu ihalelerinin iptal edilmesine yol açıyor. İzvestiya gazetesinin araştırmasına göre, Mayıs ve Haziran aylarında iptal edilen veya yinelenen akaryakıt ihalelerinin sayısı geçen yıla göre üç kat arttı.

Rusya’da yaşanan akaryakıt sıkıntısı, kamu kurumlarının benzin ve motorin alımlarına yönelik ihalelerini doğrudan etkilemeye başladı. İzvestiya gazetesinin haberine göre, Mayıs ve Haziran aylarında sağlık kurumları, belediye hizmetleri ve acil durum ekipleri için düzenlenen akaryakıt ihalelerinde iptal edilen, gerçekleştirilemeyen veya yeniden ilan edilenlerin sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla üç katına çıktı.

Piyasa uzmanları, akaryakıt tedarikçilerinin sabit fiyatlı kamu sözleşmelerine katılmayı karlı bulmadığını ifade ediyor. İhale süreci devam ederken akaryakıtın piyasa fiyatı hızla yükseldiği için şirketler, kamu ihalelerine girmek yerine ellerindeki ürünü perakende ağlarında veya ticari müşterilere satmayı tercih ediyor.

İhalelere teklif veren çıkmıyor

Tedarik sorunları nedeniyle birçok bölgede kamu kurumları akaryakıt temin edemiyor. Samara Bölge Tıp Merkezi Dinastiya, 580 bin ruble değerindeki 8 bin 500 litrelik AI-92 tipi benzin ihalesine hiç başvuru alamadı. Leningrad Bölgesi’ndeki Darina rehabilitasyon merkezi için planlanan 28 bin litrelik AI-95 tipi benzin alımı da aynı nedenle gerçekleştirilemedi.

Tambov belediye yönetiminin araç filosu için açtığı 2 milyon ruble tutarındaki benzin ve motorin ihalesi de tedarikçi bulunamadığı için sonuçsuz kaldı. Vladimir Bölgesi’nde ise Gorelektroset şirketinin 2,2 milyon rublelik ihalesi iptal edilenler arasında yer alıyor.

Stavropol’deki yangın söndürme ve arama kurtarma hizmetleri, akaryakıt ihalesini defalarca yeniden ilan etmek zorunda kaldıktan sonra sözleşmeyi tek bir tedarikçiyle imzalayabildi. Krasnodar Bölgesi’ndeki Tuapse Sosyal Hizmet Merkezi de benzer bir yöntemle yakıt tedarik edebildi.

Hastaneler, itfaiye teşkilatları, toplu taşıma araçları ve belediye hizmetleri şu an için mevcut rezervler ve öncelikli sevkiyatlar sayesinde faaliyetlerini sürdürüyor. Ancak uzmanlar, akaryakıt açığının sürmesi durumunda bütçe harcamalarının artacağı ve tekrarlanan ihale sayısının çoğalacağı yönünde uyarıda bulunuyor.

Rusya’daki yakıt krizi Orta Asya’ya yayılıyor

“Uzak bölgelerde kesintiler düzenli hale gelebilir”

Freedom Global analisti Vladimir Çernov, kamu kurumlarının yükselen piyasa fiyatlarını takip ederek ihale başlangıç bedellerini artırmak zorunda kalacağını öngörüyor. Çernov, özellikle uzak bölgelerin bu durumdan daha fazla etkileneceğini ve buralarda tedarik kesintilerinin kronikleşebileceğini değerlendiriyor. Bu durumun belediye hizmetlerinde aksamalara, acil olmayan ulaşım seferlerinin iptaline ve toplu taşıma sıklığının azalmasına yol açabileceği belirtiliyor.

Finam Grubu analisti Sergey Kaufman da akaryakıt fiyatlarındaki keskin artışa dikkat çekiyor. Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi (Rosstat) verilerine göre, yıl başından bu yana benzin fiyatları yüzde 13,9, motorin fiyatları ise yüzde 14,7 oranında yükseldi. Bazı bölgelerde artış oranının çok daha yüksek olduğu ve AI-92 tipi benzinin litre fiyatının 80 rubleyi aştığı kaydediliyor. Kaufman, mevcut koşullarda tedarikçilerin kamu ihalelerine katılmak yerine endüstriyel müşterilere ve bağımsız akaryakıt istasyonlarına satış yapmayı daha avantajlı bulduğunu ifade ediyor.

Energy Intelligence analizlerine göre, Ukrayna’nın gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle Rusya’nın rafinaj kapasitesinin yarısı devre dışı kalmış durumda.

Temmuz ayının ilk haftasında rafinerilerin günlük üretimi 3,53 milyon tona geriledi.

Reuters ajansının verilerine göre ise Temmuz ayının ikinci haftasında günlük benzin üretimi yüzde 35 azalarak 75 bin ila 80 bin ton seviyesine düştü. Rusya’da yaz dönemindeki günlük iç tüketimin 115 bin ila 120 bin ton arasında olduğu biliniyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya’daki yakıt krizi Orta Asya’ya yayılıyor

Yayınlanma

Rusya’da insansız hava aracı saldırıları sonucu büyük rafinerilerin devre dışı kalmasıyla başlayan yakıt krizi, petrol ürünleri ithalatına bağımlı olan Orta Asya ülkelerini etkilemeye başladı. Moskova’nın iç piyasayı korumak amacıyla haziran ayında bölgeye yönelik benzin ve jet yakıtı sevkiyatını keskin şekilde düşürmesi, özellikle havacılık sektöründe ciddi sıkıntılara yol açıyor. Bölge ülkeleri, Rusya’dan yapılan ithalatın azalması üzerine Çin, Belarus ve Azerbaycan gibi alternatif tedarikçilerle görüşmeler yürüterek krize karşı çözüm arıyor.

Rusya’nın büyük bölümünü etkisi altına alan yakıt krizi, petrol ürünleri ithalatına bağımlı olan Orta Asya ülkelerine sirayet ediyor.

Bölge ülkelerinin yöneticileri ve piyasa temsilcileri, Rusya’nın iç piyasada oluşan açığı kapatmak amacıyla haziran ayında Orta Asya ve Afganistan yönündeki demiryolu benzin ve jet yakıtı ihracatını mayıs ayına kıyasla sert şekilde düşürdüğünü bildirdi. Rusya’daki iç piyasa açığının, insansız hava araçlarının düzenlediği saldırılar sonucu büyük petrol rafinerilerinin faaliyetlerinin durmasından kaynaklandığı belirtiliyor.

Tarihsel olarak Rus yakıtına bağımlı olan Orta Asya ülkelerinin henüz bu tedarik için tam bir alternatif bulamadığı kaydedildi. Sektör temsilcileri, transit taşımacılık yapan şirketlerin yoğun talebi ve artan uçak seferleri nedeniyle bu durumdan en çok havacılık sektörünün olumsuz etkilendiğini ifade ediyor.

Treyderler, Rusya’da benzin, jet yakıtı ve dizel ihracatına yönelik genel bir yasak uygulandığına dikkat çekiyor. Orta Asya ülkeleri, Moskova ile imzalanan hükümetlerarası anlaşmalar uyarınca bu ihracat ambargosundan muaf tutulsa da piyasada sevk edilecek serbest ürün hacminin kalmaması nedeniyle fiilen tedarik sıkıntısı yaşanıyor.

Bölge ülkeleri alternatif arıyor

Rusya’dan yapılan ithalatın düşmesi karşısında Orta Asya ülkeleri alternatif çözümler üretmeye çalışıyor. Kazakistan, benzin ve jet yakıtı üretimini rekor seviyelere çıkarırken Çin, Türkmenistan ve diğer ülkelerden yakıt alımı için görüşmeler yürütüyor.

Kırgızistan yönetimi, temmuz ayı başında istikrarlı benzin tedariki sağlamak amacıyla Kazakistan, Belarus, Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan yardım talep etti. Petrol ürünlerinde açık yaşayan Kırgızistan, Çin ve Belarus’tan da sevkiyat bekliyor.

Tacikistan Enerji ve Su Kaynakları Bakanı Daler Cuma, geçen hafta yaptığı açıklamada, ülkede 60 günlük yakıt stoku kaldığını belirterek ithalat için Rusya, Kazakistan, Türkmenistan, İran, Irak ve Belarus ile görüşmelerin sürdüğünü bildirdi.

Sevkiyat verilerinde keskin düşüş

Treyderlerin verilerine göre, haziran ayında Rusya’dan Orta Asya ülkelerine yapılan jet yakıtı ihracatı, mayıs ayına kıyasla 13 kat azalarak 3 bin 800 tona geriledi. Benzin sevkiyatı ise yüzde 34 düşüşle 99 bin 300 ton oldu.

Buna karşılık dizel yakıt sevkiyatı mayıs ayındaki 167 bin 500 ton seviyesinden haziran ayında 237 bin 700 tona yükseldi.

Haziran ayında Rus jet yakıtı yalnızca Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’a düşük miktarlarda sevk edildi.

Rusya’nın haziran ayındaki benzin ihracatının yüzde 46’sı Moğolistan’a, yüzde 25’i Kırgızistan’a, yüzde 19’u Tacikistan’a ve yüzde 10’u Özbekistan’a yapıldı.

Dizel ihracatı ise yüzde 59 oranında Moğolistan’a, yüzde 28 Kırgızistan’a, yüzde 9 Tacikistan’a ve yüzde 4 Özbekistan’a yönlendirildi.

2026 yılının ilk yarısında Rus üreticilerin Orta Asya ve Afganistan’a yönelik motor yakıtı sevkiyatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 artış göstererek 3,56 milyon tondan 3,82 million tona yükseldi.

Rusya, 2025 yılında ise Orta Asya ve Afganistan’a yönelik benzin, dizel ve jet yakıtı ihracatını 2024 yılındaki 6,3 milyon ton seviyesinden 7,5 milyon tona çıkarmıştı.

Rusya, akaryakıt piyasasını ihracat yasağıyla dengelemeye çalışıyor

Belarus sevkiyatı da geriledi

Treyder verilerine göre, Belarus üretimi benzin ve jet yakıtının Orta Asya ve Afganistan’a sevkiyatı haziran ayında beş kat düşerek 27 bin tona geriledi. Belarus’un haziran ayında kendi petrol ürünlerini Rusya iç piyasasına yönlendirerek bu ülkeye rekor düzeyde sevkiyat yaptığı bildirildi.

Haziran ayında Belarus’tan Kazakistan’a yaklaşık 6 bin 600 ton jet yakıtı gönderilirken bölgeye yapılan benzin sevkiyatı mayıs ayındaki 132 bin 400 ton seviyesinden 20 bin 350 tona düştü.

Yerel üretim verilerine göre, 2026 yılının ilk beş ayında Kırgızistan’da 101 bin 218 ton benzin ve 102 bin 829 ton dizel üretildi.

Özbekistan’daki rafineriler ise aynı dönemde 502 bin 200 ton benzin ve 476 bin 400 ton dizel üretti. Sektör kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Tacikistan’ın yılın ilk yarısındaki benzin üretimi 341 ton, dizel üretimi ise bin 301 ton seviyesinde kaldı.

Hükümetlerarası anlaşmalar kapsamında Rusya’dan Orta Asya ülkelerine 2026 yılında gümrüksüz olarak sevk edilmesi öngörülen petrol ürünleri kotaları ton cinsinden şu şekildedir:

Kazakistan:

  • Benzin: 285.000
  • Dizel: 450.000
  • Jet Yakıtı: 300.000
  • Mazot: 85.000
  • Bitüm: 100.000
  • Petrol Koku: 80.000
  • Toplam petrol ürünü: 1.600.000

Tacikistan:

  • Benzin: 420.000
  • Dizel: 450.000
  • Jet Yakıtı: 40.000
  • Mazot: 30.000
  • Bitüm: 50.000
  • Likit Petrol Gazı (LPG): 50.000
  • Ham Petrol: 50.000
  • Toplam: 1.110.000

Kırgızistan:

  • Benzin: 650.000
  • Dizel: 650.000
  • Jet Yakıtı: 150.000
  • Bitüm: 40.000
  • Mazot: 50.000
  • Gudron: 280.000
  • Toplam: 1.820.000

Rusya genelinde valiler akaryakıt krizini yönetmeye çalışıyor

Okumaya Devam Et

Rusya

Milyarder Melniçenko, The Economist’e konuştu: Rusya için sessiz kalma dönemi sona erdi

Yayınlanma

Rus sanayici Andrey Melniçenko, Ukrayna savaşı ve Batı yaptırımlarının ardından Kremlin’le yürüttüğü özel temasları ve ülkenin geleceğine dair The Economist dergisine özel mülakat verdi. Nükleer çatışma uyarısı yapan Melniçenko, Rusya’nın Çin uydusu olmasını veya Kuzey Koreleşmesini önleyecek yeni bir elitler egemenliği modeli önerdi.

Rus sanayi sektörünün en önemli aktörlerinden, mineral gübre üreticisi EuroChem ile kömür ve enerji devi SUEK şirketlerinin kurucusu Andrey Melniçenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kremlin’de gerçekleştirdiği teke tek görüşmenin ardından, ülkenin jeopolitik konumu ve ekonomik geleceğine dair analizlerini paylaştı.

The Economist dergisine mülakat vererek, Rusya gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 1’ini üreten bir sanayi imparatorluğunun kurucusu olan Melniçenko, son yıllarda yaşanan jeopolitik kırılmaların ardından Rus iş dünyasının ve devlet aygıtının yeni bir rasyonel zemine oturması gerektiğini belirtti.

Sanayici, Kremlin’de gerçekleşen ve bir saatten fazla süren kabulde, Rusya’nın küresel pazarlardaki rolünü ve Batı yaptırımlarının iş dünyasındaki etkilerini doğrudan Rusya Devlet Başkanı Putin’e aktardı.

Görüşmede elitlerin tarihi hatalarına dikkat çeken Melniçenko, iş dünyasının kendi geleceğini Rusya’nın kaderinden ayıramayacağını ifade etti.

“Para kazanmak için ayrı, güvenlik için ayrı ülke olamaz”

Kremlin’deki üst düzey kabulde Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını paylaşan sanayici Melniçenko, Batı dünyasının mülkiyet haklarına dair sunduğu garantilerin yanıltıcı olduğunun son yaptırımlarla kanıtlandığını vurguladı.

Rus elitlerinin uzun yıllar boyunca servetlerini yurt dışında tutarak güvenlik arayışına girmesini eleştiren iş insanı, Rusya Devlet Başkanı Putin’e hitaben şu ifadeleri kullandı:

“Yıllarca Batı’nın mülkiyet haklarını koruyacağına inandık ancak bu durum neredeyse tüm servetimize mal oluyordu. Artık net bir gerçeği kabul etmek zorundayız: Para kazanmak için ayrı bir ülkeye, güvenlik, ailenizin geleceği ve gerçek hayat için başka bir ülkeye sahip olamazsınız.”

Melniçenko, Ukrayna savaşıyla başlayan sürecin küresel ticaret kurallarını tamamen ortadan kaldırdığını kaydetti. Kendi inşa ettiği küresel sanayi yapısının bu süreçten nasıl etkilendiğini anlatan iş insanı, “Bizler uluslararası kurallara dayalı küresel bir dünya olduğuna inanıyorduk. Ancak dünya bizim düşündüğümüz gibi bir yer çıkmadı. Küresel bir dünya yok, küresel kurallar yok. Siz devlet yönetimi olarak bunu bizden çok daha önce anladınız” dedi.

Savaşın ilk günlerinde Avrupa Birliği ve ABD tarafından yaptırım listesine alınan Melniçenko, hukuki zorunluluklar nedeniyle dünyanın en büyük ikinci gübre üreticisi konumundaki EuroChem şirketinin mülkiyet haklarını devretmek zorunda kaldığını anımsattı.

Batı yargısının tarafsızlığını yitirdiğini ifade eden sanayici, Avrupa Adalet Divanı nezdinde başlattığı yasal girişimlerin tamamen siyasi gerekçelerle reddedildiğini kaydetti.

“Sessizce boyun eğmenin dışındaki her adım risk taşır”

Rusya’nın güvenlik bürokrasisinin bağımsız hareket eden aktörleri bir tehdit olarak algıladığına değinen Melniçenko, bir iş insanı olarak kamusal alanda inisiyatif almanın taşıdığı risklerin farkında olduğunu belirtti.

Sanayici, güvenlik elitlerinin kurduğu baskı ortamına rağmen ülkenin geleceği için fikir üretmenin kaçınılmaz bir sorumluluk olduğunu şu sözlerle açıkladı:

“Mevcut sistemde sessizce boyun eğmenin dışındaki her adım doğal olarak büyük risk taşır. Tabii ki kafayı öne eğip beklemek en kolay yoldur. Ancak şu an Rusya için ortaya konan bahisler çok yüksek. Eğer bu süreçte ülkenin geleceğini şekillendirmek için sorumluluk almaz ve katılım sağlamazsanız, kendinizi kendi geleceğinizden tamamen dışlamış olursunuz.”

Uzun yıllar İsviçre’de yaşayan ve küresel teknoloji liderleriyle yakın ilişkiler geliştiren Melniçenko, Rusya ile olan bağını bir dış yatırımcı mantığıyla sürdürdüğü dönemin kapandığını ilan etti.

“Hayatımda ilk kez Rusya’dan başka bir ülkem olmadığını derinden hissediyorum” diyen iş insanı, Rus elitlerinin sermayeleriyle birlikte hırslarını ve entelektüel enerjilerini de ülkelerine geri getirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Mevcut güç yapısına doğrudan meydan okumak gibi bir niyetinin olmadığını dile getiren sanayici, amacının devlete rasyonel bir dönüşüm mimarisi sunmak olduğunu ifade etti. Melniçenko, ideolojilerden arınmış, fiziksel gerçekliğe ve ekonomik verilere dayanan bir yönetim yaklaşımının Rusya’yı mevcut çıkmazdan kurtarabileceğini savundu.

“Savaşın diğer ülkelere sıçrama riski endişe verici derecede yüksek”

Rusya topraklarının uzun bir aradan sonra doğrudan askeri saldırılara maruz kaldığına dikkat çeken sanayici, Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik drone operasyonlarının sanayide ve enerji tedarikinde ciddi aksamalara yol açtığını kaydetti.

Ekonominin büyük bir baskı altında olduğunu ve elitler arasında ülkenin bir çıkmaza girdiğine dair ortak bir kanaatin oluştuğunu belirten Melniçenko, askeri çatışmanın küresel bir savaşa evrilme ihtimaline karşı uyardı:

“Ukrayna’daki savaş artık tartışmasız bir şekilde Rusya ile Batı dünyası arasında topyekun bir çatışma olarak görülüyor. Bu savaşın diğer ülkelere sıçrama riski endişe verici derecede yüksek. Nükleer silahların kullanılması ihtimalini bile dışlayamayız. Bizleri bu noktaya getiren nedenler her ne olursa olsun, kimin haklı ya da kimin haksız olduğunu tartışmayı bir kenara bırakıp mevcut gerçekliği kabul etmek zorundayız: Şu an tamamen haritalandırılmamış, belirsiz ve tehlikeli bir bölgedeyiz.”

Kaos dönemlerinin aynı zamanda yeni sistemler kurmak için bir laboratuvar işlevi gördüğünü dile getiren iş insanı, modern Rusya’nın Sovyetler Birliği’nin yıkılış sürecindeki büyük dönüşümden doğduğunu hatırlattı.

Toplumun ve iş dünyasının şu an en çok düzen, öngörülebilirlik ve net bir gelecek vizyonuna ihtiyaç duyduğunu söyleyen Melniçenko, “İnsanlar özgürlükten korkmaz, insanlar kaostan korkar” değerlendirmesini yaptı.

“Kuantum dünyasında hiçbir şey kesin değildir ve her şey ihtimal dahilindedir”

Eğitimini aldığı kuantum istatistiği ve alan teorisinin dünyaya bakışını şekillendirdiğini belirten Melniçenko, fiziksel dünyanın akışkan yapısının kendisine dogmatik olmayan bir düşünce esnekliği kazandırdığını kaydetti.

Sanayici, bu felsefeyi iş dünyasına ve ülke yönetimine nasıl uyarladığını şu sözlerle anlattı:

“Kuantum dünyasında hiçbir şey kesin değildir ve her şey ihtimal dahilindedir. Gerçeklik akışkandır. Eğer bir gelişme, bir olay ya da bir olgu sizin hayata dair yerleşik görüşlerinizi çürütüyorsa, bu bir trajedi değil, aksine yeni bir fırsattır. Ben katı kuralları olan bir insan değilim. Bugün, dünden daha farklı bir stratejiye inanabilirim ve bu durum değişen koşullara uyum sağlamanın tek yoludur.”

Bu esnek vizyon sayesinde 2000’li yılların başında Çin’in ekonomik büyümesini önceden analiz ederek kömür ve gübre sektöründe devasa yatırımlar yaptığını belirten Melniçenko, Rusya’nın özelleştirme döneminde atıl kalan demiryolu hatlarını ve limanlarını küresel ticaret rotalarına entegre ettiğini anımsattı.

Dönemin Rusya Elektrik Monopolü RAO UES Başkanı Anatoliy Çubays ile gerçekleştirdiği hisse alım ortaklığını örnek göstererek, devlet kurumlarıyla kavga etmeden, pazar reformlarına inanarak büyük sanayi entegrasyonları gerçekleştirdiğini ifade etti.

“Rusya kalıcı bir kale zihniyetine hapsolursa dış çatışmayı iç politika aracı yapar”

Makalesinde Rusya’nın önündeki dört olası gelecek senaryosunu analiz eden Melniçenko, bu yollardan ilk üçünün ülke için yıkıcı sonuçlar doğuracağını savundu.

İlk senaryoda Rusya’nın Batı sistemine çevre bir ülke olarak yeniden entegre edilmesini “vasallık” olarak nitelendiren iş insanı, gururu kırılmış ve yenilmiş bir Rusya’nın kaçınılmaz olarak daha saldırgan bir rövanşizm üreteceğini belirtti.

İkinci senaryo olan Çin’in yörüngesine tamamen girme ihtimalini de değerlendiren sanayici, Pekin’in Rusya’yı sadece bir hammadde deposu ve tampon bölge olarak kullanmak isteyeceğini, ancak Rusya’nın iç sorunlarının sorumluluğunu üstlenmeyeceğini yazdı. Melniçenko, bu iki senaryo arasındaki tek farkın “derebeyinin kimliği” olacağını vurguladı.

Üçüncü tehlikenin, ülkenin nükleer silahların kontrolsüz dağıldığı bir iç çatışma ve bölünme sürecine girmesi olduğunu belirten sanayici, dördüncü ve en olası tehlikeye karşı ise şu uyarıyı yaptı:

“Güvenlik servislerinin desteklediği ve Kremlin’de ciddi şekilde tartışılan Kuzey Kore tarzı bir içe kapanma modeli, hem elitler hem de halk için büyük bir tehdittir. Rusya eğer kalıcı bir kale zihniyetine hapsolursa, dış çatışmayı kalıcı bir iç politika aracı haline getirir. Bu model askeri baskıyı, ekonomik rasyonelleşmeden uzaklaşmayı, karne uygulamasını ve istikrarsızlık ihracını beraberinde getirir.”

Melniçenko, bu karanlık senaryolardan çıkışın tek yolunun, devletin mülkiyet haklarını bir lütuf olarak değil, anayasal bir yükümlülük olarak koruduğu “gerçek egemenlik” modeli olduğunu kaydetti.

“Amacımız Rusya’yı insanların gitmek istemeyeceği kadar cazip bir yer yapmak olmalı”

Önerdiği egemen devlet modelinin sadece siyasi bir söylemden ibaret olmadığını, ekonomik rasyonaliteye dayanması gerektiğini belirten Melniçenko, Rusya’nın eski Sovyet cumhuriyetlerinden nitelikli iş gücünü çekebilmesi ve ülkeden kaçan eğitimli nüfusu geri kazanabilmesi için yaşam standartlarının yükseltilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.

Sanayici, tarihi referanslarla desteklediği vizyonunu şu şekilde özetledi:

“Bizim temel amacımız Rusya’yı insanların gitmek istemeyeceği, yaşamak için can atacağı kadar cazip, güvenli, öngörülebilir ve müreffeh bir yer yapmak olmalıdır. Ancak o zaman insanların ülkeden kaçması için bir neden kalmaz. Bu Rusya, ne Batı ne de Çin için dikte edilebilir bir ortak olmak zorundadır. Kendi vatandaşlarının konforunu ve güvenliğini öncelikli kılan, dış dünya için ise öngörülebilir ve rasyonel hareket eden bir devlet yapısı inşa edilmelidir. Batı için zor bir ortak olabiliriz ama en azından bir kara delik olmayız. Çin için bir uydu devletten daha az kullanışlı olabiliriz ama büyük ve istikrarsız bir vasaldan çok daha güvenli bir komşu oluruz.”

Tarihsel dönüşümlerin her zaman elitlerin uzlaşısıyla yukarıdan aşağıya doğru gerçekleştiğini belirten Melniçenko, Rusya’nın geleceğini inşa edecek kadroların sanayiciler, teknokratlar ve sivil toplum liderlerinden oluşması gerektiğini savundu.

Egemenlik ve katılım hakkı verilen elitlerin, kendi çıkarlarını korumak adına devlet mekanizmasını rasyonel bir çizgide tutacağını ifade etti.

Sanayici, değişimin zamanını tahmin etmenin imkansız olduğunu ancak o an geldiğinde hazırlıklı olmak gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı:

“Kuantum fiziğinde olduğu gibi, sadece bir gözlemcinin ortaya çıkışı bile dünyaya ve sisteme yeni bir anlam kazandırmaya yeterlidir.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English