Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya hükümeti 2026 yılı hedeflerini ve vergi düzenlemelerini açıkladı

Yayınlanma

Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, Devlet Duması’na sunduğu yıllık faaliyet raporunda, 2025 yılında GSYH’nin yüzde 1 oranında büyüdüğünü ve bütçe dengesini sağlamak adına KDV’nin yüzde 22’ye yükseltildiğini bildirdi. Hükümet, 2026 yılı için demografik istikrar, teknolojik egemenlik ve bütçe disiplinini içeren altı maddelik stratejik yol haritasını kamuoyuyla paylaştı.

Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, dün parlamentonun alt kanadı Duma’da gerçekleştirdiği ve önceki yıllara kıyasla daha erken bir tarihte düzenlenen oturumda, hükümetin 2025 yılı faaliyet raporunu sundu.

Mişustin, geçen yılın değerlendirmesini yapmanın yanı sıra Bakanlar Kurulu’nun 2026 yılı için belirlediği altı temel görevi açıkladı. Başbakan, birinci ve en temel görevin “nüfusun korunması ve artırılması” olduğunu vurguladı.

Bu kapsamda, ailelere yönelik mevcut desteklerin iyileştirilmesi ve yeni mekanizmaların devreye alınmasıyla çocuklu ailelerin refahının artırılması hedefleniyor.

Mişustin, ikinci öncelik olarak yerli ekonominin küresel ortalamanın üzerinde büyümesini sağlayacak bir platform oluşturulmasını işaret etti.

Bu hedefin, sürdürülebilir kalkınmayı güçlendirmek amacıyla ileri teknoloji sektörlerinde nitelikli istihdam yaratılması ve rekabetçi yerli ürün arzının artırılması yoluyla gerçekleştirileceği kaydedildi.

Üçüncü stratejik hedef, dış ticaret yapısının yüksek teknolojili ürün ihracatı lehine değiştirilmesi olarak belirlendi.

Başbakan, bu dönüşümün arz ekonomisinin güçlendirilmesi ve nitelikli yatırım projelerinin hayata geçirilmesiyle mümkün olacağını belirtti. Dördüncü hedef şeffaf ve rekabetçi bir iş ortamının tesis edilmesi, beşinci hedef ise ileri teknolojiler ve dijital çözümler yoluyla işgücü verimliliğinin artırılması olarak sıralandı.

Mişustin, altıncı ve son başlık olarak yerli inovasyonlar yoluyla sürekli teknolojik yenilenmenin sağlanacağını ifade etti.

Ekonomik büyüme ve vergi sistemindeki değişiklikler

Rusya ekonomisinin artan yaptırım baskısı ve tarife savaşlarına rağmen gelişimini sürdürdüğünü belirten Mişustin, GSYH’nin 2025 yılında yüzde 1, son üç yılda ise toplamda yüzde 10’un üzerinde büyüme kaydettiğini bildirdi.

Hükümetin önceliklerinin teknolojik liderliğe odaklanan yeni ulusal projeler üzerinde yoğunlaştığı aktarıldı. Başbakan, geçen yıl “karmaşık bir bütçe” hazırlandığını ve vergi sisteminde zorlu kararlar alındığını hatırlattı.

Bu kapsamda, 2026 yılı başından itibaren geçerli olmak üzere Katma Değer Vergisi (KDV) oranı yüzde 20’den yüzde 22’ye yükseltildi.

Ayrıca vergi mükellefi tabanı genişletilerek, yıllık geliri 20 milyon rubleyi aşan ve basitleştirilmiş vergi sistemine tabi olan şirketler ile bireysel girişimciler kapsama dahil edildi.

Yatırım cazibesini korumaya yönelik tedbirler sayesinde sabit sermaye yatırımlarının önceki yıl seviyesinde kaldığı vurgulandı.

Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelere (KOBİ) yönelik kredi ve kefalet desteklerinin artırılması sonucunda, KOBİ sayısının yüzde 4 artışla 6,8 milyonu aştığı ve bu rakamın kayıt tarihinin en yüksek seviyesi olduğu belirtildi.

Enflasyonla mücadelenin geçen yılın en ciddi sorunlarından biri olduğunu ifade eden Mişustin, Merkez Bankası ile yürütülen ortak çalışmalar ve arz ekonomisi politikaları sayesinde fiyat artış hızının yavaşlatıldığını kaydetti.

İşgücü piyasasında işsizlik oranının düşük seyrettiği, temel hammadde dışı sektörlerdeki işletmelerin yüzde 25’inin verimlilik artırma projelerine dahil edildiği bilgisi paylaşıldı.

Gelecek dönemde yapay zeka ve robotik teknolojilerin kullanımının yaygınlaştırılması ve sektörel işgücü ihtiyacının doğru tahmin edilmesi gerektiği vurgulandı.

Hükümetin çalışmalarında çocuklu ailelerin yaşam kalitesinin artırılmasının merkezi bir yer tuttuğunu belirten Mişustin, düşük gelirli ailelere yönelik “tek ödeme” sistemi ve vergi indirimlerinin kapsamının genişletildiğini açıkladı. İkinci ve sonraki çocuklar için standart vergi indirimlerinin iki katına çıkarıldığı, annelik sermayesi ve sosyal yardımların düzenli olarak endekslendiği bildirildi.

Ayrıca, işverenlerin aile destek süreçlerine katılımını teşvik etmek amacıyla, çocuk doğumu halinde yapılan vergiden muaf tek seferlik ödeme tutarı 50 bin rubleden 1 milyon rubleye yükseltildi.

2025 yılında, geliri bölgesel asgari geçim sınırının 1,5 katının altında olan ve iki veya daha fazla çocuğu bulunan çalışan ebeveynler için yeni bir aile ödemesi mekanizması devreye alındı.

Bu düzenlemeden 4 milyondan fazla ailenin yararlanması öngörülüyor. Emekli aylıklarının geçen yıl iki aşamada toplam yüzde 9,5 oranında artırıldığı ve çalışan emekliler için endekslemenin yeniden başlatıldığı hatırlatıldı.

Uzmanlar bütçe ve teknoloji risklerine dikkat çekti

Devlet Başkanlığı Akademisi Ekonomik Politika Enstitüsü Yapısal Araştırmalar Laboratuvarı Kıdemli Araştırmacısı Vladimir Yeremkin, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, geçen yılın enflasyon ve makroekonomik istikrar açısından zorlu geçtiğini belirtti.

Yaptırımlar ve küresel ticaretteki korumacı eğilimlerin baskıyı artırdığını ifade eden Yeremkin, en kötü senaryonun önlendiğini ve ticaret akışlarının korunduğunu kaydetti. Ancak bütçe gelirlerinde petrol ve doğalgaz kaynaklı düşüşler yaşandığı, buna karşın petrol dışı gelirlerin artırılmasıyla mali dengenin sağlandığı vurgulandı.

Plehanov Rus Ekonomi Üniversitesi Yüksek Okulu Başkan Yardımcısı Yuliya Kovalenko ise, 2026 gündeminde sosyal politika, tıp ve bilimsel potansiyelin geliştirilmesinin öne çıkacağını ifade etti.

Finans Üniversitesi’nden Dmitriy Ryahovskiy ise hükümetin yüksek teknolojili istihdam ve rekabetçi girişimcilik ortamı oluşturmaya devam edeceğini belirtti.

Yeremkin, teknolojik liderlik hedefinin, kısıtlı uluslararası işbirliği, “beyin göçü” ve sınırlı finansman koşullarında zorlu bir süreç olacağını, teknolojik bağımsızlığın ötesine geçmenin güçleşebileceğini savundu.

Bütçe açığı ve altyapı sorunları gündemde

Duma’daki oturumda milletvekilleri, konut hizmetleri tarifelerindeki artışa rağmen altyapı kalitesindeki yetersizlikleri gündeme getirdi.

Mişustin, Federal Tekelcilikle Mücadele Teşkilatı’nın (FAS) yetkilerinin genişletilmesini tartıştıklarını açıkladı.

Planlanan düzenlemeye göre, bir bölgenin FAS kararlarına iki kez uymaması durumunda kuruma tavan fiyat belirleme ve bölgesel yöneticileri görevden alma yetkisi verilecek. Altyapı yenilemesi için bölgelerin 228 milyar rublelik borcunun silindiği hatırlatıldı.

Bütçe açığının finansmanı konusunda Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Merkez Bankası yetkilileriyle kapsamlı bir toplantı yapıldığını belirten Mişustin, farklı yaklaşımların değerlendirildiğini ifade etti.

Maliye Bakanı Anton Siluanov, bütçe gelirlerinde petrol ve doğalgazın payının azalması nedeniyle bütçe kuralının sıkılaştırılmasının ve baz petrol fiyatının düşürülmesinin gündemde olduğunu bildirdi.

2026 bütçesinde 3 trilyon 786 milyar ruble (GSYH’nin yüzde 1,6’sı) seviyesinde bir açık öngörülüyor. Mişustin ayrıca, aile ipotek faizlerinin çocuk sayısına göre kademelendirilmesini ve yabancı işgücü girişine yönelik denetimlerin artırılmasını desteklediğini açıkladı.

Duma Başkanı Vyaçeslav Volodin, rapor hazırlık sürecinde meclise yaklaşık 12 bin soru ulaştığını kaydetti.

Rusya

Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Yayınlanma

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.

Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.

Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.

Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.

Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.

Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.

Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.

Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor

Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.

Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.

Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.

Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.

Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.

Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.

Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.

Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.

Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.

Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.

Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.

Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.

Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.

Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.

Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.

Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.

Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.

Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.

Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:

“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.

Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.

Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor

Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.

20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.

The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.

Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.

Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.

Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak

Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.

Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.

Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.

ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Yayınlanma

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.

Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.

Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.

Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir

Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.

Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.

Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.

Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.

Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor

Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.

Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.

Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.

Göçmen işçiler haklarını kaybedecek

Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.

Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.

Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.

Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.

Süreç Astana’daki zirvede başladı

Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.

Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.

Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.

Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”

Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.

Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.

Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.

Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.

Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English