Rusya
Rusya Merkez Bankası faizi 50 baz puan indirerek yüzde 14,5’e çekti

Rusya Merkez Bankası, politika faizini 50 baz puanlık bir indirimle yüzde 15’ten yüzde 14,5 seviyesine çektiğini duyurdu. Ekonomideki yavaşlamayı tek seferlik faktörlere bağlayan banka, yüzde 21’lik zirve noktadan bu yana sekizinci kez faiz indirimine giderken; gelecek dönem için ihtiyatlı sinyallerini korudu.
Rusya Merkez Bankası, politika faizini yüzde 15’ten yüzde 14,5 seviyesine indirme kararı aldı. Bu adım, yüzde 21’lik zirve seviyeden bu yana üst üste sekizinci, 0,5 yüzdelik puanlık (50 baz puan) dilimler halinde ise peş peşe beşinci indirim olarak kayda geçti. Politika faizi en son Ekim 2023 tarihinde yüzde 13 ile bu seviyenin altında seyretmişti.
Banka, gelecek dönem stratejisine ilişkin sinyalini değiştirmedi. Yapılan açıklamada, “Rusya Merkez Bankası, enflasyondaki yavaşlamanın kalıcılığına, enflasyon beklentilerinin dinamiklerine ve dış ile iç koşullardan kaynaklanan risklerin değerlendirmesine bağlı olarak, önümüzdeki toplantılarda politika faizinin daha fazla düşürülmesinin uygunluğunu değerlendirecektir” ifadesine yer verildi.
Ekonomideki yavaşlama geçici
Piyasa aktörleri Merkez Bankası’nın bu kararını bekliyordu; ancak son dönemde açıklanan zayıf veriler ve Devlet Başkanı Vladimir Putin’in düşük büyüme hızına yönelik hoşnutsuzluğu sonrası bazı uzmanlar, faizin 100 veya en azından 75 baz puanlık daha keskin bir indirimle düşürülme ihtimalini dile getirmişti.
Buna karşın Merkez Bankası, ekonomide gözlenen yavaşlamayı “geçici” bir durum olarak nitelendirmeyi tercih etti.
Ekonominin yılın ilk çeyreğinde yavaşladığını kabul eden Banka, bu durumun temel nedeninin Katma Değer Vergisi (KDV) artışına uyum süreci olduğunu belirtti.
Ayrıca azalan iş günü sayısı ve şiddetli donların da bu tabloda etkili olduğu ifade edildi. Tüm bu unsurları “tek seferlik faktörler” olarak sınıflandıran Merkez Bankası, bu yıl için yüzde 0,5 ile yüzde 1,5 arasındaki GSYH büyüme öngörüsünü sabit tuttu.
Büyüme tahminleri ile gerçeklik arasındaki fark derinleşiyor
Yıl başında ekonominin “planlı soğuma” sınırını aşarak resesyon riskiyle karşı karşıya kalacak kadar sert yavaşlaması üzerine Vladimir Putin, son bir ay içinde hükümet ve Merkez Bankası’nı iki kez uyardı.
Putin, ekonominin kendi mütevazı tahminlerinin bile altında büyümesinden dolayı yetkilileri eleştirerek, büyüme rotasına dönülmesini talep etti.
Merkez Bankası’na göre ise bu durum, ekonomideki aşırı ısınmanın azalmasından ibaret: “İç talep dinamikleri, mal ve hizmet arzını genişletme kapasitesine yaklaşmış durumdadır.”
İktisadi Kalkınma Bakanlığı’nın verilerine göre, Ocak-Şubat döneminde GSYH yıllık bazda yüzde 1,8 oranında daraldı; iş günü sayısına göre düzeltilmiş veriler ise ekonominin neredeyse yerinde saydığını gösteriyor. Rusya Bilimler Akademisi Ekonomi Öngörü Enstitüsü ise çeyrek sonu itibarıyla yüzde 1,5’lik bir küçülme tahmininde bulundu.
Merkez Bankası’nın Şubat ayı öngörüsü ilk çeyrekte yüzde 1,6’lık bir büyüme öngörüyordu. “Tverdıye Tsifrı” analistleri, gerçeklikle olan bu uçurumun sadece iş günü sayısıyla açıklanamayacağını belirterek, 2026 resmi çalışma takviminin Şubat raporundan çok önce onaylandığına dikkat çekti.
Ekonomist Dmitriy Polevoy, GSYH verilerinin baz beklentilerden çok daha kötü geleceğinden emin olduğunu ifade ederken; Bakan Maksim Reşetnikov, İktisadi Kalkınma Bakanlığı’nın tahminlerini Nisan sonunda aşağı yönlü güncelleyeceğini bildirdi.
Enflasyonist riskler ön planda kalmaya devam ediyor
Merkez Bankası, enflasyonist riskler üzerinde durmaya devam ederken, bu riskler arasından “ekonominin aşırı ısınması” ibaresini çıkardı.
Yıl başındaki enflasyon hızlanmasını da yine KDV artışı ve tarife endekslemesi gibi tek seferlik faktörlere bağlayan Banka, bu unsurlar hariç tutulduğunda yıllık enflasyonun yüzde 4-5 bandındaki istikrarlı seyrini koruduğunu belirtti.
Buna karşın enflasyon beklentilerinde bir düşüş gözlenmiyor. Vatandaşların beklentileri Mart ayındaki sıçramanın ardından Şubat seviyelerine dönerken, iş dünyasının beklentileri neredeyse hiç değişmedi.
İşgücü piyasasındaki gerginlik çok yavaş azalıyor; işsizlik tarihi dip seviyelerde kalırken ücretler verimlilikten daha hızlı artmaya devam ediyor.
Banka, en büyük belirsizliğin dış koşullar ve bütçe politikası parametrelerinden kaynaklandığını vurgulayarak, enflasyonist risklerin dezenflasyonist risklere baskın gelmeye devam ettiği sonucuna vardı.
Faiz indirim hızı yavaşlayacak
Mevcut sinyallere rağmen Merkez Bankası, faiz indirimlerini öngörülenden daha yavaş gerçekleştirmeyi planlıyor. Bu yıl için ortalama politika faizi öngörüsü yüzde 13,5-15,5 bandından yüzde 14-14,5 aralığına yükseltilirken; gelecek yıl için tahminler yüzde 8-9’dan yüzde 8-10 seviyesine çekildi.
Tverdıye Tsifrı analistleri, bu projeksiyonun yıl sonunda politika faizinin yüzde 11,5 ile yüzde 13,5 arasında bir noktada oluşmasına kapı araladığını hesapladı.
Yatırım bankacısı Yevgeniy Kogan, kararı “beklendiği üzere muhafazakar” olarak tanımladı. Sovcombank Baş Analisti Mihail Vasilyev ise kararın piyasa beklentilerinden “daha sıkı” olduğunu ifade etti.
UK Pervaya Kıdemli Analisti Natalya Vaşçelyuk, yüksek enflasyon beklentileri, kredi perspektifleri ve bütçe harcamalarındaki belirsizliklerin daha büyük adımlı indirimlerin önünü kestiğini belirtti.
Vaşçelyuk’a göre, temkinli indirim adımları enflasyon riski ile ekonominin aşırı soğuması arasındaki dengeyi sağlayabilir.
Bloomberg verilerine göre, Rusya’daki reel faiz oranları (enflasyondan arındırılmış nominal faiz) dünyadaki en yüksek oranlar arasında yer alıyor.
Nisan ayı itibarıyla Rusya, 109 ülke arasında bu göstergede beşinci sırada bulunuyor. Rusya ile birlikte ilk beşte yer alan Nijerya, Brezilya, Gana ve Lübnan gibi ülkeler döviz ve borç krizleri ya da hiperenflasyonla mücadele ediyor.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, yüksek faiz oranlarının nedenini, “dış koşulların kalıcı olarak kötüleşmesi” yani savaşın ekonomik sonuçları olarak nitelendirmişti.
Rusya
Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.
Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.
Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.
Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.
Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.
Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.
İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.
Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.
Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.
Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.
Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.
Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.
Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.
Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.
Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.
Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.
Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.
Rusya
Bir komplonun anatomisi

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.
Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?
Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026
Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.
Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.
Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.
Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.
Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).
İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.
Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.
Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.
2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.
Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.
Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.
Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.
İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.
Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.
İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.
Rusya
FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.
Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.
FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.
Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.
Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.
Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.
Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.
Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.
Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.
Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek










