Rusya
Rusya Savunma Bakanı, acil nükleer deneme hazırlığı çağrısı yaptı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD’nin nükleer denemelere yeniden başlama ihtimaline karşı hazırlıkların fizibilitesinin incelenmesi talimatı verdi. Savunma Bakanı Andrey Belousov ise tam ölçekli nükleer denemeler için hazırlıklara derhal başlanması gerektiğini belirtti. Duma Başkanı Vyaçeslav Volodin’in gündem dışı sorusuyla başlayan Güvenlik Konseyi toplantısında Moskova’nın atacağı adımlar ele alındı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleriyle bir çalışma toplantısı düzenledi.
Toplantının asıl gündemi Ulaştırma Bakanı Andrey Nikitin’in ulaştırmada güvenlik konulu sunumu olmasına rağmen Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma Başkanı Vyaçeslav Volodin, Putin’e gündem dışı bir soru yöneltti.
Volodin, ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer silah denemelerine yeniden başlama planlarına ilişkin Moskova’nın atacağı adımların ne olacağını sordu.
Duma başkanından gündem dışı soru
Duma Başkanı Volodin, ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer denemeleri yeniden başlatacağını açıkladığını belirterek Rus milletvekillerinin bu durumdan endişe duyduğunu ifade etti.
Volodin, “Bizim tarafımızdan atılacak adımlar ve eylemler ne olacak?” diye sordu.
Konunun “son derece önemli” olduğunu vurgulayan Volodin’e karşılık Putin de “sorunun ciddi olduğunu” kabul etti ve hazırlıklı bir raporu bulunan Savunma Bakanı Andrey Belousov’a söz verdi.
ABD’nin nükleer hamleleri
Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov, siyasi aktörlerin açıklamaları yerine ABD’nin somut adımlarının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Belousov, Washington yönetiminin bu yöndeki beş adımını şöyle sıraladı:
Beyaz Saray, Anti-Balistik Füze Anlaşması, Orta ve Kısa Menzilli Füzeler Anlaşması ve Açık Semalar Anlaşması gibi silahların azaltılması ve sınırlandırılmasına yönelik anlaşmalardan çekildi. Belousov, “ABD’nin nükleer denemelere yönelik moratoryumdan muhtemel çekilmesi, Washington’un dünyadaki küresel stratejik istikrar sistemini yok etmeye yönelik oldukça mantıklı bir adımı olabilir” dedi.
ABD, stratejik taarruz silahlarını modernize ediyor. Yeni bir nükleer savaş başlığına sahip Sentinel kıtalararası balistik füzesi ve B-21 Raider ağır bombardıman uçağı gibi yeni sistemler geliştiriliyor.
Washington, Rusya ve Çin’in füzelerini fırlatılmadan önce imha etmeyi amaçlayan “Altın Kubbe” programını yürütüyor.
ABD ordusu, bu yılın sonunda 5 bin 500 kilometre menzilli Dark Eagle hipersonik uzun menzilli silahını envanterine dahil edecek. Belousov, bu sistemin Avrupa ve Asya-Pasifik bölgesine yerleştirilmesinin planlandığını ve Rusya’nın orta kesimlerindeki hedeflere ulaşma süresinin yedi dakikaya kadar düşeceğini belirtti.
ABD, stratejik taarruz kuvvetleriyle tatbikatlar düzenliyor. Belousov, son tatbikatlardan biri olan Global Thunder bu yıl Amerikan kuvvetlerinin Rusya’ya karşı önleyici nükleer füze saldırıları senaryosu üzerinde çalıştığını iddia etti.
Bu gerekçelerle Savunma Bakanı Belousov, tam ölçekli nükleer denemeler için hazırlıklara derhal başlanmasını uygun gördüğünü ifade etti. Bakan, Novaya Zemlya’daki test sahasının mevcut durumunun bu tür denemelerin kısa sürede yapılmasına olanak tanıdığını da sözlerine ekledi.
Genelkurmay başkanı: Vakit kaybetmemeliyiz
Rusya Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov ise Beyaz Saray’ın Trump’ın açıklamasına ilişkin resmi bir yorum yapmamasının, nükleer deneme hazırlıklarının başlamadığı anlamına gelmediğini söyledi.
Gerasimov, “Eğer şimdi gerekli tedbirleri almazsak, ABD’nin eylemlerine zamanında yanıt verme konusunda vakit ve fırsat kaybedeceğiz” diye konuştu.
Gerasimov, nükleer denemelerin türüne bağlı olarak hazırlık süresinin birkaç aydan birkaç yıla kadar değişebileceğini belirtti.
Genelkurmay başkanına göre, bazı üst düzey Amerikalı yetkililerin açıklamaları Washington’un nükleer denemeler yapma ve hazırlama “niyetini” gösteriyor.
Diplomatların girişimi sonuçsuz kaldı
Dış İstihbarat Teşkilatı (SVR) Direktörü Sergey Narışkin, Rusya’nın Washington Büyükelçisi Aleksandr Darçiyev’den aldığı bilgiye atıfta bulunarak Rus diplomatların ABD Ulusal Güvenlik Konseyi ve Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimde bulunduğunu ancak “somut bir yanıt almaktan kaçındıklarını” aktardı.
Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı temsilcileri, Moskova’ya bilgiyi “üst makamlara” ileteceklerini ve “eğer gerekli görülürse Rus diplomatların gündeme getirdiği konular hakkında açıklama yapmak üzere” kendileriyle temasa geçeceklerini bildirdi.
Federal Güvenlik Teşkilatı (FSB) Direktörü Aleksandr Bortnikov ise Washington’un planlarını incelemek üzere teşkilata zaman tanınmasını istedi.
Putin’den kurumlara talimat
Raporları dinleyen Devlet Başkanı Putin, Savunma Bakanlığına, Dışişleri Bakanlığına, istihbarat kurumlarına ve sivil kurumlara “bu konularda ek bilgi toplamak, Güvenlik Konseyi platformunda bir analiz yapmak ve nükleer silahların hazırlanmasına yönelik uyumlu teklifler sunmak için her şeyi yapmaları” talimatını verdi.
Daha sonra Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Putin’in nükleer denemelerin hazırlanmasını değil, fizibilitesinin incelenmesini istediğini açıkladı.
Putin, Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Anlaşması’na (CTBT) üye olan ABD veya başka bir ülkenin nükleer deneme yapması durumunda Rusya’nın “yeterli karşılık vereceğini” de vurguladı.
Putin, Rusya’nın bu anlaşmadaki taahhütlerine her zaman titizlikle uyduğunu ve bundan vazgeçme planlarının olmadığını belirtti.
Putin, “2023’teki Federal Meclis konuşmamda, ABD veya anlaşmanın diğer katılımcısı devletlerin bu tür denemeler yapması durumunda Rusya’nın da buna uygun olarak yeterli karşılık adımlarını atması gerektiğini söylemiştim” dedi.
Güvenlik Konseyi Başkanı Sergey Şoygu ise ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Trump’ın nükleer denemeleri yeniden başlatma talimatını yerine getireceklerini söylediğini, Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in de nükleer cephaneliği test etme gerekliliğinden bahsettiğini hatırlattı.
Öte yandan Şoygu, bu tür denemelerden sorumlu olan ABD Enerji Bakanı Chris Wright’ın testlerin yeni sistemleri kapsayacağı ve “nükleer olmayan patlamalar” şeklinde yapılacağı yönündeki sözlerine dikkat çekti.
Şoygu, “Tüm bu ifadelerin ve açıklamaların analizine dayanarak, ABD’nin nükleer silah denemeleri yapma ya da yapmama konusundaki sonraki eylem ve adımlarını tam olarak anlamıyoruz” diye konuştu.
Rusya
Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.
Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.
Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.
Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.
Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.
Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.
İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.
Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.
Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.
Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.
Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.
Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.
Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.
Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.
Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.
Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.
Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.
Rusya
Bir komplonun anatomisi

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.
Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?
Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026
Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.
Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.
Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.
Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.
Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).
İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.
Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.
Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.
2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.
Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.
Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.
Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.
İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.
Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.
İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.
Rusya
FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.
Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.
FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.
Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.
Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.
Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.
Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.
Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.
Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.
Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek








