Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya ve ABD, yeni anlaşma olmadan nükleer silahları sınırlandırabilir mi?

Yayınlanma

Kremlin Sözcüsü Peskov, Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşmasının (START-3) Şubat 2026’da sona ermesinden önce yenilenmesinin artık imkânsız olduğunu belirtti. Peskov, Moskova’nın anlaşmadaki sayısal sınırlara Şubat 2027’ye kadar uymaya hazır olduğunu, ancak bunun ABD’nin de aynı adımı atmasına bağlı olduğunu söyledi. Beyaz Saray teklifi olumlu karşılarken, Çin taraflara yükümlülüklerini yerine getirme çağrısı yaptı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 23 Eylül’de yaptığı açıklamada, Moskova ile Washington’un stratejik istikrarın geleceği konusunu “genel hatlarıyla gündeme getirdiğini” ifade etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 22 Eylül’deki teklifinin ardından Beyaz Saray’dan ilk resmi yanıt, ABD Başkanı Donald Trump’ın Sözcüsü Karoline Leavitt’ten geldi. Leavitt, “Başkan bu teklifi biliyor, kendi yorumunu daha sonra yapacak. Bana göre kulağa olumlu geliyor ama yorum hakkını kendisi saklı tutuyor,” dedi.

Trump ise 23 Eylül’de BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, “Nükleer silahların kullanımı dünyayı yok eder,” diye konuştu.

Çin’den taraflara ‘yükümlülüklerinizi yerine getirin’ çağrısı yapıldı

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, RIA Novosti‘ye yaptığı açıklamada, “En büyük nükleer cephaneliğe sahip iki ülke olarak Rusya ve ABD yükümlülüklerini dürüstçe yerine getirmeli, START-3’ü yeniden uygulamaya koymalı ve yeni düzenlemeleri görüşmeli,” ifadelerini kullandı.

Guo, daha önce Washington’un Pekin’i sürece dahil etme girişimlerini “anlamsız ve gerçekçi olmayan” bir beklenti olarak nitelendirmişti.

Rusya, Şubat 2023’te START-3 kapsamındaki denetimleri ve anlaşmaya katılımını askıya almıştı. Putin, bu kararın nedenini Batı’nın Ukrayna’ya desteği ve NATO ülkelerinin, özellikle Fransa ile İngiltere’nin nükleer kabiliyetlerinin dikkate alınmaması olarak açıklamıştı.

Ancak Moskova, anlaşmadan çekilmesine rağmen sayısal sınırlara uymaya devam edeceğini belirtmiş, Washington da aynı yaklaşımı sürdürmüştü.

2010’da Prag’da dönemin liderleri Barack Obama ve Dmitriy Medvedev tarafından imzalanan START-3, 2011’de yürürlüğe girmiş ve 2021’de beş yıl daha uzatılmıştı.

Anlaşmaya göre taraflar en fazla 700 konuşlandırılmış kıtalararası balistik füze, denizaltılara yerleştirilen balistik füze ve ağır bombardıman uçağına sahip olabiliyor. Toplam sayı 800’ü, savaş başlıklarının sayısı ise 1550’yi geçemiyor.

Putin’den ABD’ye Yeni START Antlaşması için ‘statüko’ teklifi

Uzmanlar teklifi değerlendirdi

Yüksek Ekonomi Okulu Askeri-Ekonomik Araştırmalar Merkezi Direktörü Prohor Tebin, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, yükümlülüklere bir yıl daha uymanın sorumlu bir adım olduğunu belirterek, Trump’ın vereceği cevabı öngörmenin güç olduğunu, ancak bu tür bir “gönüllü kısıtlamanın” aklıselim ve kararlılık gerektirdiğini vurguladı.

BM Silahsızlanma Araştırmaları Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Pavel Podvig ise, “Yeni bir anlaşma hazırlamak için artık vakit kalmadı,” değerlendirmesinde bulundu.

Mevcut sınırlara bağlı kalınmasını siyasi taahhüt haline getirme fikrinin daha önce de gündeme geldiğini hatırlatan Podvig, Rusya’nın bu adımla kaybedeceği bir şey olmadığını söyledi.

Podvig’e göre, Moskova’nın cephaneliğini büyütme ihtiyacı bulunmuyor, ancak Washington artırırsa, Rusya belirli füzelerdeki başlık sayısını yükselterek karşılık verebilir.

Uzman, “ABD’de genel kanı, Çin’in programına yanıt olarak başlık sayısının artırılması gerektiği yönünde. Rusya’nın teklifi Washington’u zor durumda bırakıyor,” dedi.

Rusya Bilimler Akademisi Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IMEMO) Güvenlik Merkezi Direktörü Aleksey Arbatov, START-3’ün gereksiz bir silahlanma yarışını önlediği ve maliyetleri azalttığı için iki ülkenin de çıkarına olduğunu söyledi.

Arbatov, “Ama bu anlaşma Trump’a yabancı gelebilir, çünkü Demokratlar döneminde imzalanıp uzatıldı. Ayrıca ABD’de senatodan da anlaşmaya karşı ciddi baskı gelecek. Yine de Trump’ın bunu aşarak Moskova ile istikrarlı ilişkiler için adım atma ihtimali var,” diye konuştu.

Diğer yandan Yüksek Ekonomi Okulu Çin Askeri-Ekonomik Araştırmalar Merkezi Direktörü Vasiliy Kaşin, ABD’nin stratejik modernizasyon programlarının henüz erken aşamada olduğunu belirtti.

Kaşin, “Sadece B-21 Raider deneme uçuşu aşamasında. Ayrıca ABD onlarca yıldır yeni başlık üretmedi, eskilerinin ömrünü uzattı. Bu nedenle üretim kapasitesi yeni bir silahlanma yarışına hazır değil,” dedi.

Kaşin, buna karşılık Rusya’nın modern silahları seri üretim aşamasına getirdiğini ve üretime devam edebileceğini vurgulayarak, “Rusya 2023’te diyalogdan çekildi ama şimdi yeniden müzakereye hazır olduğunu gösteriyor. Bu teklifle hiçbir şey kaybetmiyor,” diye ekledi.

Rusya

Rusya, 1000 kilometre menzile sahip kamikaze dronlarının seri üretimine başladı

Yayınlanma

Rus savunma sanayisi şirketi Almaz-Antey, 1000 kilometreden fazla menzile sahip Garpiya-A1 kamikaze dronlarının seri üretimine geçti. Rosoboroneksport, uluslararası pazara sunulan sistemin yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini ve dost ülkelerde ortak üretime açık olduklarını bildirdi.

Rusya merkezli Almaz-Antey Doğu Kazakistan Bölgesi (VKO) Konsorsiyumu, dolanan mühimmat sınıfındaki “Garpiya-A1” kamikaze dronlarının seri üretimine başladı.

Rusya’nın resmi silah ihracat şirketi Rosoboroneksport’un basın servisi, üretimin sistemi dünya pazarına sunma hedefi doğrultusunda yürütüldüğünü duyurdu.

Rosoboroneksport Genel Direktörü Aleksandr Miheyev, şirketin ulaştığı üretim kapasitesine dikkat çekerek, “Almaz-Antey VKO Konsorsiyumu, Garpiya-A1 (E) sisteminin seri üretiminde yetkinlik kazandı. Ülkenin savunma kabiliyetine zarar vermeden, yabancı müşterilerle yapılan sözleşmeleri rekabetçi sürelerde yerine getirmeyi sağlayan bir seviyeye ulaştı” dedi.

Miheyev, şirketin sistemin sevkiyatına ve Rusya’ya dost ülkelerin topraklarında üretimin yerelleştirilmesine yönelik müzakerelere açık olduğunu belirtti.

İnsansız hava aracının ihraç versiyonunun yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini vurgulayan Miheyev, ürünün bazı ortaklara tanıtıldığını kaydetti.

Belirlenen koordinatlardaki sabit hedefleri vurmak üzere tasarlanan “Garpiya-A1 (E)” sistemi bünyesindeki uzun menzilli BLA-D insansız hava aracı, 50 metreden 2 bin 500 metreye kadar irtifada uçabiliyor.

Saatte 170 kilometreye varan hıza ulaşabilen araç, 1000 kilometrenin üzerinde mesafe katedebiliyor. Havada en az altı saat kalabilen dron, 50 kilogramın üzerinde harp başlığı taşıma kapasitesine sahip.

Rusya’da insansız sistemlere yönelik geliştirme faaliyetleri sürerken Kalaşnikov Konsorsiyumu Başkanı Alan Luşnikov da ağustos ayı başında yaptığı açıklamada, 11 kilogramlık harp başlığına ve yapay zeka unsurları içeren bir otomatik güdüm sistemine sahip “Kub-10ME” kamikaze dronunun yakında Ukrayna’daki askeri harekat bölgesinde kullanılacağını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Şeremetyevo özelleştirmesinde devlet altın hisse hakkını kullanacak

Yayınlanma

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı’nın yönetiminde Rusya Federasyonu’nun “altın hisse” özel hakkını kullanmasını kararlaştırdı. Başbakan Mihail Mişustin’in imzaladığı karar, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin veren kararnamesi doğrultusunda alındı.

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı Anonim Şirketi’nin yönetiminde Rusya Federasyonu adına özel bir hak olan “altın hisse” uygulamasını devreye sokma kararı aldı.

İnterfaks ajansının aktardığına göre Başbakan Mihail Mişustin ilgili kararnameyi 18 Ağustos’ta imzaladı.

Söz konusu belge, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ağustos ayı başında yayımlanan kararnamesinin icrası kapsamında hazırlandı. Putin, bahsi geçen kararnameyle Şeremetyevo’yu stratejik işletmeler listesinden çıkarmış ve havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin vermişti.

“Altın hisse”, bir anonim şirkette hissedar konumundaki kamu tüzel kişiliklerine veya yerel yönetimlere tanınan kurumsal bir hakkı ifade ediyor.

Özelleştirilen işletmeler üzerindeki devlet denetimini koruma işlevi gören bu hak, yabancı yatırımcıların yer aldığı şirketlerde genel olarak oy kullanma imkanı sağlamasa da devlete ana sözleşme değişikliklerini onaylama veya veto etme yetkisi veriyor.

Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yayımladığı kararname, özelleştirme ve stratejik işletme statüsüne dair hükümlerin yanı sıra havalimanının ana faaliyet alanının korunmasını, tesis ve kapasitelerin modernizasyonu için gerekli şartların sağlanmasını şart koşuyor.

Belge aynı zamanda hisse senetlerinin doğrudan ya da dolaylı yoldan yabancı kişi ve kuruluşların kontrolündeki tüzel kişilere geçmesini engellemeyi de güvence altına alıyor.

Putin, 2015 yılında Şeremetyevo’nun varlıklarının konsolidasyonunu ve kısmi özelleştirmesini öngören kararnameyi imzalamıştı.

Devlet, yeni kurulan “Şeremetyevo Havalimanı” şirketine federal mülkiyette bulunan yüzde 83,038 oranındaki havalimanı hissesini devrederken kamu payının en az yüzde 30 seviyesinde kalması şartı getirilmişti.

Varlıkların birleştirilmesi süreci Mayıs 2017’de tamamlandı. Bu konsolidasyon sonucunda Şeremetyevo Holding havalimanının yüzde 66,06 hissesine sahip olurken Rusya Federal Mülkiyet Yönetim Ajansı (Rosimuşçestvo) yüzde 30,46’lık payı elinde tuttu.

Geriye kalan hisselerin yüzde 2,43’ü Aeroflot’a, yüzde 1,05’i ise havalimanı yönetimine geçti.

Şeremetyevo Holding 2020 yılında devlete ait hisseleri satın almak üzere başvuruda bulunmuş, ancak daha sonra işlemden vazgeçmişti. Bu vazgeçmeyle birlikte havalimanının mülkiyeti bütünüyle özel sektöre devredilmemişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya, Alman gazeteci Michael Martens hakkında arama kararı çıkardı

Yayınlanma

Rusya İçişleri Bakanlığı, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı. Kararın, gazetecinin Ukrayna ve Sırbistan liderlerinin basın toplantısında Rus askerlerinin öldürülmesine dair yönelttiği sorunun ardından alındığı bildirildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diplomatik misyonlar gazetecinin ifadelerine sert tepki gösterdi.

Rusya, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı.

RBK’ya konuşan kolluk kuvvetlerindeki iki kaynak, kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in ortak basın toplantısının ardından alındığını aktardı.

Rusya İçişleri Bakanlığının arananlar veri tabanında, Martens’in Rusya Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca arandığı bilgisi yer alıyor.

Martens söz konusu basın toplantısında, Avrupa ülkelerinin “daha fazla Rus’un öldürülmesine yardımcı olmak” için neler yapabileceğini sormuştu.

Gelişmelerin ardından FAZ gazetesi, sorunun ifade ediliş biçimini “yanıltıcı” olarak nitelendirerek kurumun yayın politikasının “mümkün olduğunca çok sayıda Rus askerinin öldürülmesine yönelik çağrıları” kapsamadığını vurguladı.

RBK’nın kaynaklarına göre, gazeteci hakkındaki arama kararı Moskova İçişleri Ana Müdürlüğü tarafından 13 Ağustos’ta çıkarıldı.

Martens’e gıyabında Rusya Ceza Kanunu’nun 282. maddesinin 2. fıkrası uyarınca nefret veya düşmanlığı körükleme suçlaması yöneltildi. Soruşturma makamlarının yakın zamanda mahkemeye başvurarak gazeteci hakkında gıyabi tutuklama talep etmeyi planladığı belirtildi.

Rusya’nın Berlin Büyükelçiliği, Martens’in sözlerini “iğrenç” olarak nitelendirerek Moskova’nın hukuki mekanizmaları kullanma ihtimalini değerlendireceğini duyurdu.

Diplomatik temsilcilik, Martens’in fiilen Zelenskiy’e Rus askerlerinin öldürülmesi konusunda yardım teklif ettiğini ve gazetecinin daha sonra sosyal medyada yaptığı paylaşımların “her türlü yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırdığını” açıkladı.

Büyükelçilik ayrıca Alman makamlarının, Almanya Gazeteciler Birliği dahil olmak üzere meslek örgütlerinin ve meslektaşlarının çoğunluğunun bu ifadeleri kınamamasını “üzüntü verici” bulduğunu bildirdi.

Büyükelçilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“FAZ’ın kısa açıklaması maalesef durumu kökten değiştirmiyor. Gazetenin Michael Martens’in ifadelerindeki ‘muğlaklığa’ sığınma girişimi eleştirilere dayanamaz; nitekim gazeteci sonrasında tam olarak söylediği şeyi kastettiğini ve bunda kınanacak bir yön görmediğini defalarca teyit etti.”

Rus diplomatlar, ifade özgürlüğünün, “burada resmi düzeyde iddia edildiği gibi” Almanya’nın resmi olarak çatışma halinde bulunmadığı bir devletin vatandaşları da dahil olmak üzere insanların öldürülmesine yönelik aleni çağrıları kapsamaması gerektiğini değerlendirdi.

Rusya’nın Washington Büyükelçiliği ise Martens’in sorusunu “Freudyen bir dil sürçmesi” olarak nitelendirdi ve bu çıkışın Alman makamlarının “Rusya-ABD cepheleşmesi” yönündeki arzusunu yansıttığını öne sürdü.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Sırbistan makamlarına çağrıda bulunarak Martens’in sorusuna tepki göstermelerini istedi.

Gazetecinin ifadelerini kabul edilemez olarak nitelendiren Lavrov, Vucic’in bu soruyu duyduğunda “adeta donakaldığına” dikkat çekti.

Lavrov, bu tür görüşlere sahip bir kişinin medyada veya devlet kurumlarında görev almaması gerektiğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English