Bizi Takip Edin

Diplomasi

Rusya’nın Orta Doğu’daki güvenlik ortamının iyileştirilmesine katkısı

Yayınlanma

Ramzy Ezzeldin Ramzy, Valday Tartışma Kulübü

Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilci Yardımcısı Ramzy Ezzeldin Ramzy (2014-2019), Filistin-İsrail çatışması, Suriye’deki durum, İran nükleer meselesi ya da bölgesel bir güvenlik sisteminin kurulması gibi konularda yakın gelecekte kayda değer bir ilerleme beklenmese de Rusya’nın Orta Doğu’daki güvenlik ortamını iyileştirerek barışa giden yolu açabileceğini belirtiyor.

Rusya’nın Orta Doğu’daki rolünü tartışırken üç önemli unsur öne çıkıyor:

Birincisi, Moskova’nın bölgeyle olan ilişkileri, başta Hristiyanlık ve İslam olmak üzere yüzyıllara dayanan derin bir geçmişe sahip.

İkincisi, Rusya, bölgedeki tüm ana aktörlerle —Arap ülkeleri, İran, İsrail ve Türkiye— güçlü ve dengeli ilişkiler yürütüyor.

Üçüncüsü, Moskova ile Washington arasındaki iş birliği, bölgedeki güvenlik ortamının iyileştirilmesi için en etkili yol olarak öne çıkıyor.

Rusya ile Müslüman halklar arasındaki ilişkiler, yüzyıllara dayanan kültürel ve tarihi kökenlere sahip. 19. yüzyılın ortalarından itibaren Rusya’nın Orta Doğu’ya müdahalesi artış gösterdi. Bu müdahaleler başlangıçta Ortodoks Hristiyan cemaatleri koruma amacı taşırken, 20. yüzyılda Moskova, Arap halklarını sömürgeciliğe karşı verdikleri mücadelede ve sonrasında İsrail ile yaşadıkları çatışmalarda destekledi.

1950’lerden itibaren Moskova, Arap ülkeleriyle ilişkilerini kademeli olarak güçlendirdi. Monarşilerle olan ilişkiler ise ne tamamen dostane ne de açıkça düşmanca bir niteliğe sahipti. Sovyetler Birliği, 1948’de İsrail’i tanıyan ilk ülkelerden biri olmasına rağmen, İsrail’in Batı’ya yakınlaşması bu ilişkilerin zamanla bozulmasına yol açtı.

Moskova açısından en büyük gelişme, 1955 yılında ABD’nin Mısır’a silah vermeyi reddetmesinin ardından Mısır’ın Sovyetler Birliği’ne yönelmesiyle yaşandı. Bu dönemde Sovyet askeri danışmanları, Mısır’dan 1972 yılında ayrılana kadar, Moskova sadece bu ülkeyle değil, aynı zamanda Suriye, Irak, Cezayir, Yemen ve Libya ile de yakın ilişkiler geliştirdi.

Kuşkusuz, Moskova’nın Arap-İsrail çatışmalarında Arap ülkelerine verdiği destek, Arapların uluslararası alandaki konumunu güçlendirmeye yardımcı oldu.

Soğuk Savaş döneminde Moskova’nın İran, İsrail ve Türkiye ile ilişkileri, bu ülkelerin Batı ile yakın bağları nedeniyle zorlu geçti.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra Moskova, Arap ülkelerinin çoğuyla dostane ilişkilerini, Mısır Devlet Başkanı Sedat’ın 1977’de Kudüs ziyaretiyle başlayan on beş yıllık bir ara döneme rağmen sürdürmeyi başardı. Monarşilerle olan ilişkiler ise başlangıçta soğuktu; ancak zamanla enerji ve askeri iş birliği gibi pek çok alanda karşılıklı yarar sağlayan bir ilişkiye dönüştü.

1979’daki İran Devrimi’nden sonra Moskova, Tahran ile daha iyi ilişkiler kurmayı başardı. O günden bu yana iki ülke arasındaki ilişkiler genellikle iyileşti ve özellikle Suriye’deki iş birliği derinleşti.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra Moskova hem İsrail hem de Türkiye ile daha iyi ilişkiler geliştirdi. Son on yıl içinde her iki ülkeyle de ilişkiler, kısa süreli gerilimler olsa da tarihi zirvelere ulaştı.

Kısacası, Soğuk Savaş dönemiyle kıyaslandığında Moskova’nın Orta Doğu’daki kilit aktörlerle olan ilişkileri belirgin bir şekilde iyileşti.

Moskova ile Washington birlikte çalıştıklarında, bu iş birliği Orta Doğu üzerinde olumlu bir etki yarattı. Fakat, iki ülkenin karşıt amaçlar doğrultusunda hareket ettiği durumlar bölgenin güvenliğine zarar verdi. Ne yazık ki, iş birliği yapıldığında bile bu olumlu sonuçlar genelde kısa ömürlü oldu ve iki ülke arasındaki küresel rekabete kurban gitti.

Tarih, Moskova ve Washington’un bölge üzerinde işbirliği yaptığı bazı öğretici örnekler sunuyor. Bunların ilki, 1956 yılında Fransa, İsrail ve Birleşik Krallık’ın Mısır’a saldırısıyla ortaya çıktı. Bu üçlü saldırı, Moskova ve Washington’un dolaylı müdahaleleri sonucu, üç ülkenin silahlı kuvvetlerini Süveyş Kanalı bölgesinden ve Sina Yarımadası’ndan çekmek zorunda kalmalarıyla sona erdi.

Soğuk Savaş yıllarında Moskova ile Washington arasındaki küresel rekabete rağmen, Orta Doğu’da bazı alanlarda iş birliği yapabildikleri durumlar da oldu. Örneğin, 1967 ve 1973 savaşlarında karşıt tarafları desteklemelerine rağmen, iki ülkenin iş birliği BM Güvenlik Konseyi’nin 242 ve 338 sayılı kararlarını kabul etmesini sağladı. Bu kararlar, önce dolaylı (1967’de), sonra doğrudan (1973’te Cenevre’de) müzakerelerin başlamasına zemin hazırladı.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra da Moskova ve Washington, Güvenlik Konseyi’nde Kudüs’ün statüsü, yerleşimler ve iki devletli çözüme ilişkin çeşitli kararların kabul edilmesi gibi birçok konuda iş birliği yaptı. Bu işbirliği, sadece Arap-İsrail çatışmasıyla sınırlı kalmadı; İran nükleer meselesi, Lübnan ve Suriye gibi bölgedeki diğer krizlerde de sürdü.

Örneğin, İran’ın nükleer programına ilişkin Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) süreci, 2003’te başladı ve 2015’te doruk noktasına ulaştı. Bu anlaşma, Moskova ve Washington’un iş birliği yapmayı karşılıklı çıkarlarına uygun bulmasaydı mümkün olamazdı.

Suriye konusunda ise, Moskova ve Washington çatışmada karşıt tarafları desteklemiş olsalar da BM Güvenlik Konseyi’nde çözümün ana hatlarını belirleyen önemli kararlar üzerinde uzlaşmayı başardılar. Özellikle 2014 Cenevre Bildirisi’ne dayanan 2118 sayılı karar (kimyasal silahların ortadan kaldırılmasına ilişkin) ve 2254 sayılı karar (Suriye’de siyasi çözümün parametrelerini belirleyen) bu iş birliğinin ürünleri.

İki kutuplu bir sistemden çok kutuplu bir yapıya geçiş yapan dünya, derin bir kargaşa içinde. Son otuz yıldır, giderek rahatsız edici eğilimlerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu eğilimlerin başında, geçtiğimiz yıl Gazze’de ve son olarak Lübnan’da görüldüğü üzere, İsrail’in masum sivillere karşı ahlaki sınırları aşan güç kullanımı yer alıyor.

Orta Doğu, daima birbiriyle bağlantılı birçok sorunun yaşandığı son derece karmaşık bir bölge oldu. İsrail’in 1948’de kurulması bu karmaşıklığı farklı bir boyuta taşıdı. Bölgedeki gerilimlerin merkezinde Filistin-İsrail çatışması yer alırken, İsrail’in Suriye ve Lübnan’daki Arap topraklarını işgali de bu dinamiklerin önemli bir parçası olarak görülmeli.

Bu sorunlar, kısa vadede kolayca çözülebilecek gibi görünmese de daha da kötüleşmelerini önlemek ve çözüm yollarını hazırlamak için her türlü çabanın gösterilmesi gerekiyor. Özellikle Suriye, İran ve bölgesel güvenlik sistemi gibi konular, Rusya’nın katkı sunabileceği fırsatlar barındırıyor.

Rusya’nın Orta Doğu’daki güvenlik ortamını iyileştirmeye nasıl katkı sağlayabileceği tartışılırken üç temel nokta öne çıkıyor:

Birincisi, Moskova’nın bölgeyle yüzyıllara dayanan ilişkileri, Rusya’ya önemli bir avantaj sağlar. Bu derin tarihsel bağlar, Rusya’ya ulusal güvenliği açısından kritik olan bu bölgeyi rakiplerine kıyasla çok daha derin ve kapsamlı bir şekilde anlama fırsatı sunar.

İkincisi, Rusya’nın bölgedeki tüm kilit aktörlerle, ABD ile kıyaslandığında, daha iyi ilişkilere sahip olması da önemli bir avantajdır. Çin de her ne kadar bölgesel aktörlerle iyi ilişkiler geliştirmiş olsa da güvenlikle ilgili faaliyetlere müdahil olmaktan kaçınmakta ve iktisadi çıkarlarını ön planda tutmayı tercih eder.

Üçüncüsü, Ukrayna’daki çatışma nedeniyle Rusya ile ABD arasındaki ilişkiler ciddi biçimde bozulmuş durumda. Bu bağlamda, yakın gelecekte iki ülke arasında Orta Doğu’ya yönelik iş birliği beklemek neredeyse imkânsız görünüyor.

Fakat, Moskova ile Washington arasındaki bu olumsuz ilişkilere rağmen, Rusya Orta Doğu’da güvenlik ve istikrara hâlâ önemli bir katkı sağlayabilir. Üstelik ABD ile iş birliğinin yeniden tesis edilmesi durumunda, bölgedeki sorunların çözümüne zemin hazırlamak da mümkün olabilir.

Gazze’deki felaketin ve Lübnan’daki son çatışmaların ciddi ve geniş çaplı sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, Rusya’nın bu bölgedeki rolü daha da acil ve gerekli hale geliyor.

Gazze’deki savaş, Orta Doğu’daki çözüm paradigmasını derinden değiştirdi. Artık Araplar ve Filistinliler yalnızca İsrail’e karşı değil; uluslararası toplum da farklı derecelerde İsrail’i destekleyenler veya eleştirenler arasında bölünmüş durumda. Neredeyse tüm uluslararası toplum, ABD dahil birkaç müttefikin dışında, İsrail’in karşısında yer alıyor. Ancak bu bile değişiyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Ekim 2023’ten bu yana kabul ettiği kararlar, bu değişimi açıkça gösteriyor. Örneğin, Uluslararası Adalet Divanı’nın İstişari Görüşüne ilişkin ES-10/24 sayılı kararında sadece 14 ülke, İsrail lehine oy kullanırken, 124 devlet lehte, 43 devlet ise çekimser oy kullandı.

Rusya, ABD ile iş birliği yeniden tesis edilmedikçe, bölgeyi etkileyen sorunlarda gerçek bir ilerleme sağlanamayacağını biliyor. Peki, Moskova bu bağlamda bölgedeki güvenlik ortamını iyileştirmek için ne yapabilir?

İlk olarak, Rusya’nın İsrail ile ilişkileri, Ukrayna’daki çatışmanın bir sonucu olarak geçici bir gerileme yaşamış gibi görünse de aslında hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Ancak mevcut İsrail hükümetiyle, İsrail’in Suriye ve Lübnan topraklarındaki işgalleri bir yana, Filistin sorununa yönelik herhangi bir çözüm umudu oldukça düşük. Bu noktada hedeflenebilecek en iyi senaryo, bir ateşkesin sağlanması, insani yardımın artırılması, Gazze halkının evlerine dönüşünün kolaylaştırılması ve Batı Şeria’da gerilimi artıran önlemlerin geri çekilmesidir. Ayrıca, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının durdurulması ve sınırda istikrarın sağlanması da diğer öncelikler arasında yer alıyor. Rusya, bu hedeflerin gerçekleştirilmesine katkıda bulunabilecek bir konumda.

Moskova’nın, İsrail hükümetini ve halkını, mevcut politikalarının devamı halinde Rusya ile sahip oldukları güçlü ilişkilerin tehlikeye gireceği konusunda ikna etmesi gerekiyor. Bu bağlamda, Rusya’daki geniş İsrail diasporasının rolü de göz ardı edilmemeli.

İkinci olarak, Rusya’nın doğrudan müdahil olduğu Suriye, Libya, Sudan ve İran gibi ülkelerde önemli bir katkı sunabileceği alanlar mevcut. Libya ve Sudan’da, iç çatışmaların derinliği ve taraflar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle çözümün kısa vadede mümkün olmadığı açık. Fakat Moskova, özellikle Mısır, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle iyi ilişkileri sayesinde, yerel muhaliflerle de iletişimde olup gerilimi azaltmaya yönelik adımlar atabilir.

Suriye ve İran, farklı dinamiklere sahip olsalar da bölgedeki istikrar açısından birbirleriyle bağlantılıdır. Özellikle Suriye’de, İran ve Türkiye’nin varlığının sona erdirilmesi uzun vadeli bir istikrarın sağlanması için kritik önemde. Bu noktada Moskova, Ankara ve Tahran’ın çıkarlarını dengeleyecek bir çözümde arabuluculuk yapabilir. Özellikle Suriye-Türkiye ilişkileri açısından, Moskova, Adana Anlaşması’nı genişletecek bir “Adana-artı” mutabakatına aracılık edebilir ve böylece iki ülkenin güvenlik kaygılarını giderecek bir çözüm sunabilir.

Rusya ayrıca, İran’ın Suriye’deki varlığı nedeniyle Arap ülkelerinin duyduğu endişeleri hafifletmek için de önemli bir rol oynayabilir. Arap ülkeleri ve İran arasında güven artırıcı bir mekanizmanın kurulması bu bağlamda değerlendirilebilir.

Sonuçta, Suriye’de bir çözüm ancak Moskova ve Washington arasında bir tür mutabakat sağlandığında mümkün olacaktır.

Üçüncü olarak, Orta Doğu’nun bölgesel güvenliği ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi, Rusya açısndan her zaman bir öncelik oldu. Rusya’nın İran ile olan ilişkileri hem bölgesel hem de uluslararası güvenlik kaygılarının giderilmesi için kullanılabilir. Bu, İran ile 5+1 müzakerelerinin yeniden canlandırılması ve bölgesel bir güvenlik sistemi kurulmasına yönelik adımların atılmasıyla mümkün olabilir.

Bölgesel bir güvenlik sisteminin kurulması karmaşık ve uzun bir süreçtir. Yakın zamanda böyle bir sistemin hayata geçirilmesi beklenmese de iki ana girişim bu konuda öne çıkıyor. Bunlardan biri, 1990’ların sonlarına dayanan ve son olarak 2020’de güncellenen Rus girişimi. Bu girişim, başlangıçta Körfez bölgesi için bir alt-bölgesel güvenlik sistemi öngörmekte ve daha sonra tüm Orta Doğu’yu kapsayacak şekilde genişletilmeyi hedefliyor. Diğeri ise, İsrail’in liderlik ettiği ve ABD’nin güçlü desteğiyle yürütülen Negev Forumu. Bu forum, İran’a karşı politik-askeri bir ittifak oluşturmayı amaçlıyor.

Her iki girişimin de ortak paydası, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi meselesi. İran’ın nükleer silah geliştirme hedefi ciddi bir endişe yaratmaya devam ederken, bölgedeki daha büyük tehdit aslında İsrail’in nükleer cephaneliği. Gazze ve Lübnan’daki son olaylar, İsrail’in silah kullanımı konusunda sınır tanımadığını bir kez daha gösterdi.

Bu girişimlerin her ikisi de son on sekiz ayda duraklamış olsa da Gazze ve Lübnan’daki gelişmeler, Körfez güvenliği ile genel Orta Doğu güvenliği arasındaki güçlü bağları yeniden gözler önüne serdi.

Moskova’nın Körfez güvenliği üzerine önerdiği girişimi yeniden canlandırmasının zamanı geldi. Ancak bu kez, Gazze’deki savaşın ve bölgesel güvenlik ortamındaki değişimlerin yansıtılması için bazı güncellemeler gerekli olabilir.

Dünya genelindeki kargaşa bir süre daha devam edecek ve kaçınılmaz olarak Orta Doğu üzerindeki gölgesini sürdürecek. Ancak bu, bölgedeki sorunların çözümünü ertelemek için bir mazeret olmamalı. Filistin-İsrail çatışması, Suriye’deki kriz, İran’ın nükleer meselesi ve bölgesel bir güvenlik sisteminin kurulması gibi konularda yakın zamanda bir çözüm öngörülmese de Rusya’nın bölgedeki güvenlik ortamını iyileştirmeye ve barışa giden yolu açmaya katkıda bulunabileceği bir alan bulunuyor.

Diplomasi

BRICS liderlerinden ortak tavır: Ortadoğu’da itidal çağrısı

Yayınlanma

Çin, Rusya ve İran’ın da aralarında bulunduğu BRICS liderleri, hafta sonu Yeni Delhi’de Narendra Modi ev sahipliğinde düzenlenen zirvede ortak bir cephe görüntüsü verdi. Zirvenin ortak bildirisinde ABD’nin Orta Doğu’da başlattığı savaş, Washington’ın gümrük tarifeleri politikası ve yaptırım uygulamaları hedef alındı.

ABD’nin ve Başkan Donald Trump’ın adı doğrudan anılmadı ancak Washington’ın hem dostlarını hem de karşıtlarını bünyesinde barındıran 10 BRICS ülkesinin yayımladığı 45 sayfalık ortak bildirinin hedefinde açıkça ABD vardı.

Bildiride, Orta Doğu’daki çatışmaya dahil olan ülkelere “azami itidal” çağrısı yapılırken, savaşın tırmanmasından “derin endişe” duyulduğu belirtildi. Ayrıca “sivil altyapıya ve barışçıl amaçlarla kullanılan nükleer tesislere yönelik kasıtlı saldırılar” kınandı.

Cumartesi sabahının erken saatlerine kadar süren müzakereler sonunda üzerinde uzlaşılan bu ifadeler, üyeleri altı aydan uzun süre önce ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı çatışmada farklı pozisyonlara sahip olan ülkeler açısından dikkat çekici bir ortak çağrı niteliğindeydi. Bir tarafta Tahran yer alırken, diğer tarafta Birleşik Arap Emirlikleri ve henüz tam BRICS üyesi olmayan Suudi Arabistan bulunuyor. Çin ve Hindistan ise büyük petrol ithalatçıları arasında.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, cuma günü yaptığı sert konuşmada ülkesinin teslim olmayacağını söyleyerek zirvenin tonunu belirledi.

Buna karşın, Trump yönetiminin İran’a yardım eden herhangi bir ülkeye yaptırım uygulama tehdidine rağmen BRICS üyeleri, Washington’ın politikalarına ve yükselen ekonomilerin yeterince temsil edilmediklerini savunduğu küresel düzene karşı tepki gösterdi.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi cumartesi günü liderlere hitaben yaptığı konuşmada, “Birbirimizin bakış açılarına saygı duyuyor ve uzlaşı yoluyla ilerliyoruz. Kimseye karşı çıkarak değil, herkesi yanımıza alarak ilerlemeye çalışıyoruz” dedi.

Modi, “Artık BRICS içindeki birlik ve uzlaşımızı küresel sahnede somut sonuçlara dönüştürmenin zamanı geldi” diye ekledi.

Zirve, ülkesinin bir yıl süren BRICS dönem başkanlığını Küresel Güney’e yönelik daha geniş bir gündemi ilerletmek için kullanmaya çalışan Modi açısından önemli bir başarı noktası oldu.

Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre özellikle İran ile BAE arasındaki görüş ayrılıkları oldukça belirgindi. Tahran, ABD ve İsrail’in açık biçimde kınanmasını isterken, ABD’nin müttefiki olan BAE buna karşı çıktı ve İran’ın Körfez ülkesine yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarının da kınanmasını talep etti.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı Ekonomik İlişkiler Sekreteri Sudhakar Dalela, cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında BRICS üyeleri arasındaki görüşmelerin uzlaşı sağlanıncaya kadar sürdüğünü söyledi.

Dalela, “Batı Asya konusunda ortak bir yaklaşım üzerinde anlaşmaya varmış olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yaklaşımın temelinde, herhangi bir çatışmanın çözümünde diyalog ve diplomasinin yol gösterici ilkeler olması gerektiğine hepimizin inanması yatıyor” dedi.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in zirveye katılması toplantının ağırlığını artırdı. Xi geçen yıl Rio de Janeiro’da düzenlenen BRICS zirvesine katılmamıştı. Bu ziyaret, Xi’nin yedi yıl aradan sonra Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret oldu ve 2020’de yaşanan ölümcül sınır çatışmasının ardından Hindistan ile Çin arasındaki temkinli yakınlaşmanın son işaretlerinden biri olarak değerlendirildi.

Xi, BRICS üyelerine “tarihin doğru tarafında yer alma” ve barışın korunması ile küresel yönetişimin reformunda öncü olma çağrısı yaptı.

Xi ayrıca, Çin’in Orta Doğu’da barış ve istikrarın sağlanmasında “üzerine düşen rolü” oynamaya hazır olduğunu belirtti.

Devlet yayın kuruluşu CCTV’nin aktardığına göre Xi, “İlgili taraflar siyasi çözüm konusundaki kararlılıklarını sürdürmeli ve kalıcı ve kapsamlı bir ateşkesin sağlanması yönünde çaba göstermelidir,” dedi.

Putin ise yıllardır uygulanan Batı yaptırımlarına rağmen dünya sahnesinde hâlâ etkili bir lider olduğunu göstermek için zirveyi fırsata çevirdi.

Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Alexey Maslov, “Paradoks şu ki Putin’in politikaları, nasıl değerlendirirseniz değerlendirin, Rusya’nın tecrit edilmesiyle sonuçlanmadı” dedi.

Maslov, “Tam tersine, Rusya’nın çevresinde Küresel Güney ve güvenlik ile bağlantılı fikirleri destekleyen oldukça sıra dışı bir ülkeler koalisyonu oluştu” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

BRICS Zirvesi: 13 dünya lideri Hindistan’da buluşuyor. Kimler geliyor, beklentiler ne?

Yayınlanma

Dünya liderleri BRICS Zirvesi kapsamında Yeni Delhi’de bir araya geliyor.

Başkent Yeni Delhi, cuma gününden itibaren BRICS Liderler Zirvesi için 12 devlet veya hükümet başkanını ağırlayacak. Ülkeler ve uluslararası kuruluşlardan gelecek 17 ayrı heyete ise dışişleri bakanları ve devlet başkan yardımcıları dahil olmak üzere farklı düzeylerde yetkililer başkanlık edecek.

Liderler, zirvenin gerçekleştirileceği iki gün olan cumartesi ve pazar günü yapılacak görüşmelere katılacak. BRICS, 11 üye ülke ve 10 ortak ülkeden oluşuyor.

Başbakan Narendra Modi, aralarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da bulunduğu en az 15 konuk lider ve üst düzey yetkiliyle ikili görüşmeler gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Droupadi Murmu da Pezeşkiyan ile görüşecek.

ThePrint, Hindistan’ın zirveye katılan heyetlerle ilişkilerinin mevcut durumunu ve görüşmelerde hangi konuların gündeme gelmesinin beklendiğini derledi:

Brezilya

Brezilya heyetine, cuma günü Yeni Delhi’ye ulaşan Dışişleri Bakanı Mauro Vieira başkanlık ediyor. Güney Amerika ülkesinde devlet başkanlığı seçimlerinin ekim ayının ilk haftasında yapılacak olması nedeniyle Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva zirveye katılmayacak.

Lula, şubat ayında AI Impact Summit için Hindistan’a gelmiş ve Başbakan Modi ile ikili bir görüşme gerçekleştirmişti. Hindistan-Brezilya ilişkileri son bir yılda daha da yoğunlaştı. Modi geçen yıl BRICS Zirvesi için Rio de Janeiro’ya gitmişti.

İki ülke ayrıca Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur ile Hindistan arasındaki tercihli ticaret anlaşmasının 2026 sonuna kadar genişletilmesi hedefini belirledi.

Vieira’nın zirve sırasında Modi ile görüşmesi mümkün olsa da şu ana kadar resmi bir görüşme planlanmış değil.

Rusya

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin cuma günü erken saatlerde Yeni Delhi’ye ulaştı ve saat 15.30’da Modi ile zirve kapsamındaki ilk ikili görüşmeyi gerçekleştirdi. 

Putin Hindistan’ı son olarak Aralık 2025’te yıllık Hindistan-Rusya Zirvesi için ziyaret etmişti.

Bu, iki liderin bu yılki ikinci görüşmesi oldu ve yaklaşık 45 dk sürdü. Modi ve Putin geçen ay Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nin marjında da bir araya gelmişti.

Modi’nin bu yılın ilerleyen dönemlerinde yıllık zirve için Rusya’ya gitmesi de planlanıyor.

İki tarafın ekonomik ve stratejik ilişkilerin derinleştirilmesine odaklanması bekleniyor.

BRICS Zirvesi’nde Xi ve Modi bir araya gelecek mi?

Çin

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, yedi yıl aradan sonra ilk kez Hindistan’ı ziyaret ediyor. Bu aynı zamanda iki ülkenin 2020’de Doğu Ladakh’taki Galwan bölgesinde yaşadığı çatışmalardan bu yana Xi’nin Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret.

Xi’nin ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşturulması sürecinin devamı açısından kritik önem taşıyor.

Modi, Ağustos 2025’te Tianjin’de düzenlenen ŞİÖ Zirvesi için Çin’e gitmişti.

Hindistan-Çin ilişkileri, iki ülkenin Ekim 2024’te Fiili Kontrol Hattı (LAC) boyunca sürtüşme yaşanan bölgelerde karşılıklı olarak askerleri geri çekme konusunda anlaşmasından bu yana geçen iki yılda iyileşti.

Modi ve Xi’nin cumartesi günü saat 17.45’te liderler zirvesinin marjında ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Bu, iki liderin Ekim 2024’ten bu yana yapacağı üçüncü ikili görüşme olacak.

Güney Afrika

Güney Afrika heyetine Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa başkanlık edecek.

Modi ve Ramaphosa’nın pazar günü saat 16.10’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Modi son yıllarda Güney Afrika’yı birkaç kez ziyaret etti. 2023’te Johannesburg’da düzenlenen BRICS Zirvesi’ne ve geçen yıl Güney Afrika’nın ev sahipliği yaptığı G20 Zirvesi’ne katıldı.

Güney Afrika, 2011’de BRIC grubuna katılarak oluşumun BRICS adını almasını sağlamıştı.

Mısır

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, BRICS Zirvesi için cuma günü geç saatlerde Hindistan’a ulaşacak.

Bu, Sisi’nin Eylül 2023’te düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nden bu yana Hindistan’a yapacağı ilk ziyaret olacak. Sisi ayrıca Ocak 2023’te Hindistan’ın Cumhuriyet Günü kutlamalarının onur konuğu olmuştu.

İki ülke aynı yıl ilişkilerini “stratejik ortaklık” seviyesine yükseltti.

Bununla birlikte Modi ve Sisi son bir buçuk yıl içinde yalnızca bir kez, bu yıl G7 kapsamında gerçekleştirilen kısa bir görüşmede bir araya geldi.

Modi ile Sisi, pazar günü saat 15.30’da zirvenin marjında ikili görüşme gerçekleştirecek.

Etiyopya

Etiyopya heyetine Başbakan Abiy Ahmed başkanlık edecek.

Hindistan-Etiyopya ilişkileri son yıllarda gelişme gösterdi. Modi, Aralık 2025’te Afrika ülkesine ilk ikili ziyaretini gerçekleştirmiş ve kendisine “Etiyopya Büyük Nişanı” takdim edilmişti.

Bu görüşme, iki liderin son bir yıl içindeki ikinci buluşması olacak.

Modi ve Ahmed cumartesi günü saat 10.00’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

İran

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2024’te İran Cumhurbaşkanı olmasından bu yana Hindistan’a ilk ziyaretini gerçekleştiriyor.

Pezeşkiyan, ülkesini ABD ile devam eden çatışma sürecinde yönetiyor. Modi ile Pezeşkiyan geçen ay Bişkek’te düzenlenen ŞİÖ Zirvesi’nin marjında görüşmüştü.

İki lider Batı Asya’daki durum konusunda temaslarını sürdürüyor.

İran, 2019’daki ABD yaptırımlarının ekonomik ilişkileri olumsuz etkilemesine rağmen Hindistan açısından önemli bir bölgesel ortak olmayı sürdürüyor.

Hindistan açısından İran’la daha derin bir angajman, zirve sonrasında tüm BRICS üyelerinin üzerinde uzlaşacağı bir liderler bildirisi yayımlanabilmesi bakımından da önem taşıyor.

Modi ve Pezeşkiyan cuma akşamı ikili görüşme gerçekleştirecek.

İran Cumhurbaşkanı ayrıca cumartesi günü saat 11.30’da Cumhurbaşkanı Murmu ile görüşecek.

Birleşik Arap Emirlikleri

Abu Dabi Veliaht Prensi Halid bin Muhammed bin Zayid Al Nahyan, BAE heyetine başkanlık edecek.

Bu, kendisinin şubat ayında AI Impact Summit için BAE heyetine başkanlık etmesinin ardından bu yıl Hindistan’a yapacağı ikinci ziyaret olacak.

BAE, Hindistan’ın Batı Asya’daki en yakın stratejik ortaklarından biri haline geldi.

Modi, bölgedeki çatışmaların yoğunluğunun azaldığı bu yıl içerisinde BAE’yi ziyaret etmişti.

BAE ile İran, bölgedeki çatışmada karşıt taraflarda yer alıyor.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud, krallığın Hindistan’a göndereceği heyete başkanlık edecek.

Suudi heyeti, cumartesi günü geç saatlerde gelmesi planlanan son heyet olacak.

Suudi Arabistan BRICS üyeliğini kabul ettiğini gruba resmi olarak bildirmemiş olsa da Riyad, BRICS toplantılarına ve çalışma gruplarına katılmaya davet edilmeye devam ediyor.

Dışişleri Bakanı, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş katılımlı zirve toplantısına katılacak.

Endonezya

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Ocak 2025’te Hindistan Cumhuriyet Günü’nün onur konuğu olarak gerçekleştirdiği son ziyaretin ardından yeniden Hindistan’a gelecek.

Prabowo o dönemde resmi devlet ziyareti kapsamında davet edilmiş ve Hindistan’da dört gün kalmıştı.

Hindistan-Endonezya ilişkileri son yıllarda daha da gelişti.

2022’de G20 dönem başkanlığını yürüten Endonezya, Bali’de düzenlenen zirveye ev sahipliği yapmıştı. Modi ile Xi, o zirvedeki akşam yemeğinde kısa bir görüşme gerçekleştirmişti. Bu görüşme, Galwan çatışmalarından bu yana iki lider arasındaki ilk temas olmuştu.

Modi, Hindistan’ın G20 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapmasından kısa süre önce, Eylül 2023’te ASEAN-Hindistan Zirvesi ve bağlantılı toplantılar için Endonezya’yı ziyaret etmişti.

BRICS Zirvesi sırasında Modi ile Prabowo arasında planlanmış resmi bir ikili görüşme bulunmuyor. Ancak iki liderin iki günlük zirve sırasında kısa bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.

Endonezya, Ocak 2025’te gruba katılarak BRICS’in en yeni üyesi oldu.

Ortak ülke heyetleri

BRICS’in 11 üyesinin yanı sıra, zirveye 10 ortak ülke de davet edildi.

Başbakan Modi, bu ülkelerin bazı liderleriyle de ikili görüşmeler gerçekleştirecek.

Belarus

Doğu Avrupa ülkesi Belarus’u Dışişleri Bakanı Maksim Rıjenkov temsil edecek.

Hindistan-Belarus ilişkileri son yıllarda gelişti. Birçok Hint şirketi, askeri teçhizat satın almak amacıyla Belaruslu savunma şirketleriyle ortaklıklar kurdu.

Belarus aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği’nin (AEB) önemli üyelerinden biri.

Hindistan, AEB ile serbest ticaret anlaşması müzakereleri yürütüyor.

Belarus ayrıca 2024 yılında ŞİÖ’ye katıldı.

Bolivya

Bolivya’yı, ülkenin Yeni Delhi Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Arlette Garcia temsil edecek.

Güney Amerika ülkesi BRICS’e katılmak istediğini daha önce açıklamıştı.

Hindistan Cumhurbaşkanı Ram Nath Kovind, 2019’da Bolivya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu, bir Hindistan cumhurbaşkanının ülkeye yaptığı ilk ziyaretti.

Hindistan’ın La Paz’da büyükelçiliği bulunuyor.

Küba

Küba heyetine Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez Parrilla başkanlık edecek.

Küba, Batı Yarımküre’deki son büyük komünist ülke olmayı sürdürüyor.

Ülke son aylarda ABD’nin sert yakıt ve petrol ablukasıyla karşı karşıya kaldı. Washington, Havana’daki hükümeti değiştirmeyi ya da hükümeti müzakereye zorlamayı amaçlıyor.

Kazakistan

Kazakistan heyetine Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev başkanlık edecek.

Tokayev, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş zirvede Avrasya Ekonomik Birliği’ni de temsil edecek.

Modi ile Tokayev’in pazar günü saat 14.30’da Bharat Mandapam’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Tokayev, Yeni Delhi’den Güney Kore’ye geçerek Seul’e resmi bir devlet ziyareti gerçekleştirecek.

Malezya

Malezya Başbakanı Enver İbrahim, BRICS genişletilmiş zirvesinde ülkesinin heyetine başkanlık edecek.

Enver İbrahim başbakan olarak Hindistan’a ilk ziyaretini 2024’te gerçekleştirmiş, Modi ise bu yıl şubat ayında Malezya’ya bağımsız bir ikili ziyaret yapmıştı.

Modi’nin geçen yıl Malezya’nın ev sahipliği yaptığı ASEAN Zirvesi’ne katılması planlanmıştı ancak onun yerine Dışişleri Bakanı S. Jaishankar ülkeye gitmişti.

Modi ve İbrahim cumartesi günü saat 10.30’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

Nijerya

Nijerya heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Kashim Shettima başkanlık edecek.

Shettima ile Modi, pazar günü saat 17.10’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

Nijerya, Hindistan açısından önemli bir enerji ortağı haline geldi.

Modi, Kasım 2024’te Nijerya’yı ziyaret etmiş ve kendisine “Nijer Nişanı Büyük Komutanı” unvanı verilmişti.

Tayland

Tayland heyetine Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sihasak Phuangketkeow başkanlık edecek.

Tayland geçen yıl BRICS ortak ülkesi oldu.

Modi, Nisan 2025’te BIMSTEC Zirvesi için Bangkok’u ziyaret etmişti.

Tayland, Hindistan ve bölgedeki diğer ülkelerle birlikte BIMSTEC üyesi.

Hindistan ile Tayland arasında ayrıca yakın kültürel bağlar bulunuyor. Hindistan’dan çeşitli Budist kutsal emanetleri daha önce Tayland’a gönderilmişti.

Uganda

Uganda heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Jessica Alupo başkanlık edecek.

Modi, zirve kapsamındaki son ikili görüşmesini pazar günü saat 17.40’ta Alupo ile gerçekleştirecek.

Modi 2018’de Uganda’yı ziyaret etmiş ve ülke parlamentosuna hitap etmişti.

Bu konuşmasında Hindistan’ın Afrika ile ilişkilerinde izlenecek 10 temel ilkeyi açıklamıştı.

Özbekistan

Özbekistan heyetine Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Jamshid Kuchkarov başkanlık edecek.

Modi geçen ay bağımsız bir ikili ziyaret kapsamında Özbekistan’a gitmiş ve Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile görüşmüştü.

Özbekistan, Hindistan’ın Orta Asya’ya yönelik açılımında kilit ortaklardan biri olmayı sürdürüyor.

Vietnam

Vietnam heyetine Başbakan Le Minh Hung başkanlık ediyor.

Bu, bu yıl Vietnam’dan Hindistan’a yapılan ikinci üst düzey ziyaret olacak. Cumhurbaşkanı To Lam da yılın başlarında Hindistan’ı ziyaret etmişti.

Modi’nin Hung ile cumartesi günü saat 11.30’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

 

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Putin ve Modi Yeni Delhi’deki BRICS Zirvesi kapsamında görüştü

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında 45 dakikalık ikili görüşme gerçekleştirdi. Bharat Mandapam Kongre Merkezi’ndeki buluşmada Modi, Rus mevkidaşına 2 bin yıllık antik Hint felsefe eseri “Tirukkural”ın Rusça çevirisini takdim etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında ikili görüşme yaptı.

Bharat Mandapam Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşen ve 45 dakika süren görüşmede iki lider, ülkeleri arasındaki işbirliğini ele aldı.

Görüşmenin başlangıcında Modi, Putin’e antik Hint düşünürü Tiruvalluvar’ın kaleme aldığı ve Rusçaya çevrilen yaşam felsefesi eseri “Tirukkural”ı hediye etti. Modi takdim sırasında, “Bu kitap 2 bin yıl önce Hindistan’da yazıldı. Büyük yazar Tiruvalluvar eserinde insan hayatından, şefkatten ve devlet yönetiminden söz etti. Düşünceleri günümüzde de geçerliliğini koruyor. Bu kitabı Rusçaya tercüme ettik. Kitabın iki ülke halkları arasındaki bağları güçlendirmemize yardımcı olacağına inanıyorum” dedi.

Hediyeye teşekkür eden Putin, Hindistan Başbakanı’nın ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik vurgusundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Rus lider, “Sizin bu değerlendirmelerinizle birlikte tam olarak böyle olacaktır” ifadesini kullandı. Modi, Aralık 2025’te Putin’in Hindistan ziyareti sırasında da Rus lidere “Bhagavad Gita” destanının Rusça baskısını vermişti.

Putin, Modi’yi 24’üncü Yıllık Rusya-Hindistan Zirvesi için Rusya’ya davet etti; Modi de bu daveti kabul etti.

Ziyaretin kesin tarihlerinin daha sonra belirleneceği açıklandı. İki lider görüşmenin tamamlanmasının ardından aynı limuzine binerek Yeni Delhi’deki “INNOPROM. Hindistan” sergisine geçti. Putin gün içinde ayrıca BRICS İş Forumu’nun yıllık genel kurul oturumuna hitap edecek.

İki lider en son 31 Ağustos’ta Bişkek’te toplanan Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi marjında Ala-Arça devlet konutunda bir araya gelmişti. Liderler o görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığı ve Ukrayna’daki durumu ele almıştı.

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov, Moskova yönetiminin iki lider arasındaki güvene dayalı ilişkiye değer verdiğini ve tarafların güncel konuları gayriresmi ortamlarda açıkça değerlendirmeyi tercih ettiğini kaydetti.

Hindistan’a üç günlük bir çalışma ziyareti yapan Putin, örgütün kuruluşunun 20’nci yıldönümüne denk gelen 18’inci zirve programı kapsamında başka liderlerle de temaslarda bulunacak.

Uşakov’un aktardığı programa göre Rus lider; Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Malezya Başbakanı Enver İbrahim, Etiyopya Başbakanı, Abu Dabi Veliaht Prensi ve BRICS Yeni Kalkınma Bankası Başkanı ile ayrı ayrı görüşmeler yapacak. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile de olası bir temas planlanıyor.

Adını kurucu ülkeleri Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın İngilizce baş harflerinden alan ve gelişmekte olan ekonomileri buluşturan BRICS’in 18’inci zirvesi, 11-13 Eylül tarihleri arasında Yeni Delhi’de düzenleniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English