Bizi Takip Edin

Diplomasi

Rusya’yı çevreleyen NATO ülkelerinin askeri harcamaları üçte bir oranında arttı

Yayınlanma

Stokholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, Rusya’ya komşu NATO ülkeleri, 2024 yılında askeri harcamalarını yüzde 32 artırarak 116,6 milyar dolara çıkardı. Polonya, Türkiye ve İsveç’in başı çektiği bu artış, ittifakın genel büyüme oranını önemli ölçüde aşıyor. Ukrayna’nın bütçesi de dahil edildiğinde bölgedeki toplam askeri harcama, Rusya’nın 149 milyar dolarlık bütçesini bir buçuk kat aşıyor.

Stokholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, Rusya’yı çevreleyen NATO “kuşağı” ülkelerinin askeri harcamaları 2024 yılında 88,5 milyar dolardan 116,6 milyar dolara yükselerek yüzde 32’lik artış gösterdi.

Bu ülkelerin savunmaya ayırdığı pay, 2021’de Gayri Safi Yurtiçi Hasılasının (GSYİH) yüzde 1,7’si iken, bu oran 2023’te yüzde 2,1’e, 2024’te ise yüzde 2,5’e ulaştı. Büyüme hızı, harcamaları bir yılda yüzde 12 artan ittifakın genel ortalamasının oldukça üzerinde gerçekleşti.

Türkiye’den Norveç’e kadar uzanan ve Rusya, Belarus ve Ukrayna ile kara veya deniz sınırı bulunan 12 NATO ülkesinden 10’u, 1999’dan sonra ittifakın doğuya doğru genişleme dalgaları kapsamında örgüte katılmıştı.

Sınırdaki harcamalar üçte bir arttı

Bu ülkeler arasında 2024’te savunmaya en fazla harcamayı 38 milyar dolarla Polonya yaptı. Polonya’nın harcamaları 2023’e göre yüzde 44 arttı. Polonya’yı, harcamalarını yüzde 28 artırarak 25 milyar dolara çıkaran Türkiye ve yüzde 38’lik artışla 12 milyar dolara ulaşan İsveç takip etti.

Ukrayna’nın 2024 yılı askeri bütçesi 65 milyar dolar olarak belirlenirken, bu miktarın üçte ikisi olan 41 milyar dolar dış mali yardımlarla karşılandı. Batı’nın 44 milyar dolarlık askeri sevkiyatıyla birlikte Ukrayna’nın toplam askeri bütçesi 109 milyar dolara (GSYİH’nin yüzde 57’si) ulaştı.

Ukrayna dahil edildiğinde, bu NATO “kuşağının” toplam harcamaları 226 milyar dolara ulaşıyor. Bu rakam, SIPRI’nin 2024 yılı için 149 milyar dolar olarak tahmin ettiği Rusya’nın harcamalarından bir buçuk kat daha fazla.

2021’den bu yana olan döneme bakıldığında, Rusya’yı çevreleyen NATO ülkelerinin savunma bütçeleri üç yılda 47 milyar dolardan 87 milyar dolara yükseldi.

Ekonomiye oranla artış ise GSYİH’nin yüzde 0,8’i oldu. Özellikle Polonya, harcamalarını GSYİH’nin yüzde 2,2’sinden yüzde 4,2’sine çıkararak bu alanda ABD’yi bile geride bıraktı ve ittifakın en militarize üyesi haline geldi.

Kiev’in dış askeri yardımlar dahil toplam askeri bütçesi ise 10 milyar dolardan 118 milyar dolara çıktı.

NATO’dan yüzde 5 hedefi: “Uygulanamaz”

Haziran ayında yapılan NATO zirvesinde, üye ülkeler 2035 yılına kadar GSYİH’lerinin yüzde 5’ini savunmaya ayırma taahhüdünde bulundu.

Bu taahhüt, GSYİH’nin en az yüzde 3,5’inin temel silahlanma ihtiyaçlarına, yüzde 1,5’inin ise altyapının korunması, sivil savunma, inovasyon ve askeri-endüstriyel kompleksin geliştirilmesine harcanmasını öngörüyor.

Ancak İspanya Savunma Bakanı Margarita Robles, 27 Haziran’da yaptığı açıklamada bu hedefin “kesinlikle uygulanamaz” olduğunu söyledi.

Başbakan Pedro Sanchez de, “İspanya, savunmaya GSYİH’sinin yüzde 2,1’ini harcayacak, ne daha fazla ne daha az,” diyerek yüzde 5’lik harcamanın israf olacağını ekledi.

Robles, “Ne yüzde 5’i ne de yüzde 3,5’i karşılayabilecek bir sanayi mevcut değil; ne Amerikan ne de tabii ki Avrupa sanayisi,” diye konuştu. Bakan, örnek olarak İspanya’nın 2024’te sipariş ettiği ancak 2030’dan önce teslim alamayacağı Patriot füze sistemlerini gösterdi.

2024 yılında 32 üye ülkeden 14’ünün savunma harcamaları, daha önce üzerinde anlaşılan yüzde 2’lik GSYİH hedefinin altında kaldı. Avrupa’nın ortalama harcamaları 2021’de GSYİH’nin yüzde 1,65’i iken 2024’te yüzde 2,02’ye yükseldi. ABD’nin harcamaları ise GSYİH’nin yüzde 3,4’ü seviyesinde sabit kaldı.

“Rus tehdidi” söylemi ve harcama planları

Avrupa’daki silahlanma, “Rus tehdidi” söylemleri eşliğinde artıyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, haziran ayındaki zirvede, “Rusya, silahlı kuvvetlerini şaşırtıcı bir hızla artırıyor ve yeniden yapılandırıyor,” dedi.

Rutte, “Üç, beş veya yedi yıl içinde Rusya bize başarıyla saldırabilir. Bu yüzden hazırlıklı olmalıyız,” diye ekleyerek askeri harcamaların artırılması gerektiğini belirtti.

Buna karşılık Rusya, önümüzdeki üç yıllık dönemde askeri harcamalarını düşürmeyi planlıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, haziran ayında NATO yetkililerinin açıklamalarının ardından, “[Hükümette] herkes bu yönde düşünüyor. Avrupa ise harcamalarını nasıl artıracağını düşünüyor. Peki, kim saldırgan eylemlere hazırlanıyor? Biz mi, onlar mı?” ifadelerini kullandı.

Putin, “Eğer her şeyimiz dökülüyorsa, NATO’ya saldırmaya nasıl niyetlenelim? Saçmalıyorlar, kendileri de buna kesinlikle inanmıyor. Ama kendi halklarını buna inandırmaya çalışıyorlar. Neden? İnsanlardan daha fazla para koparmak ve sosyal alandaki ağır harcama yükünü kabul etmelerini sağlamak için,” diye konuştu.

Mart ayında Avrupa Birliği, 800 milyar avroluk “ReArm Europe” adlı yeniden silahlanma planını onayladı. Programa göre, bu planın finansmanı için AB’nin az gelişmiş bölgelerine yönelik yardım programından fon kullanılması, bütçe açığı ve kamu borcu eşiklerinin yükseltilmesi ve özel sermayenin daha aktif şekilde çekilmesi hedefleniyor.

NATO Genel Sekreteri Rutte, ek üretim hatlarının kurulması gerektiğini vurgulayarak önceliğin mühimmat, manevra kabiliyetine sahip kara birlikleri, uzun menzilli füzeler ve hava savunma sistemleri olduğunu belirtti.

Rutte, “Vergileri artırabilir, borçları çoğaltabilir veya başka bir yerden tasarruf bulabilirsiniz. Ama bu benim değil, ulusal siyasetçilerin işi. Benim tek yapmam gereken, toplu olarak Rusça dil kurslarına gitmemek için ihtiyacımız olan şeye sahip olduğumuzdan emin olmak,” önerisinde bulundu.

Fransa’nın askeri harcamaları ise GSYİH’ye oranla 2021’de yüzde 1,98 iken 2024’te yüzde 2,05’e yükseldi.

Diplomasi

Ermenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı

Yayınlanma

Ermenistan ve ABD, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (TRIPP) projesine ilişkin stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da imzalanan belgenin Ermenistan’a ulaştığını ve onay sürecine hazır olduğunu bildirdi.

Ermenistan ve ABD, Ermenistan topraklarında gerçekleştirilmesi planlanan “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (Trump Route for International Peace and Prosperity – TRIPP) projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Gelişme, Ermenistan Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesi üzerinden duyuruldu.

Ermenistan Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın ilgili belgeyi imzaladığı anlara ait bir video paylaşıldı.

İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Mirzoyan, “TRIPP projesine ilişkin çerçeve anlaşmasını az önce imzaladım. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da anlaşmayı imzalayarak belgeyi Ermenistan’a gönderdi. Böylece anlaşma onaylanmaya hazır hale geldi” ifadelerini kullandı.

Mirzoyan ve Rubio, 26 Mayıs’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da TRIPP projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını parafe etmişti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ağustos 2025’te ortak bir deklarasyona imza atmıştı. Söz konusu deklarasyonda, Erivan yönetiminin Ermenistan topraklarında TRIPP projesinin çerçevesini oluşturmak üzere Washington ve üçüncü taraflarla birlikte çalışacağı taahhüt edilmişti.

Proje kapsamında Ermenistan topraklarında karayolu, demiryolu ile petrol ve doğalgaz boru hattı altyapısının inşa edilmesi planlanıyor. TRIPP projesi, Azerbaycan’ın ana topraklarını Ermenistan üzerinden geçecek 42 kilometre uzunluğundaki bir hatla Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ve ardından Türkiye’ye bağlamayı hedefliyor.

Mayıs ayında, Amerikan mühendislik ve danışmanlık şirketi AECOM yetkilileri, TRIPP projesinin hayata geçirileceği sahada inceleme çalışmalarına başlamıştı. AECOM ekibinin, ABD Dışişleri Bakanlığı Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı Fonu adına Erivan’a geldiği bildirilmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Yayınlanma

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.

Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.

Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.

Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.

OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.

Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.

Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.

Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.

Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.

Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.

ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.

Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.

Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.

Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

Yayınlanma

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.

İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.

Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.

Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.

Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.

Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.

Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.

Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.

Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.

Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English