Diplomasi
SIPRI, askeri harcamalarda lider olan ülkeleri açıkladı

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) raporuna göre, küresel askeri harcamalar 2024’te yüzde 9,4 artarak 2,718 trilyon dolarla rekor seviyeye ulaştı. Ukrayna ve Gazze’deki çatışmaların etkisiyle en büyük artışlar İsrail (yüzde 65) ve Rusya’da (yüzde 38) görüldü; ABD, Çin ve Rusya en çok harcama yapan ilk üç ülke olmayı sürdürdü.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından yayımlanan yıllık rapora göre, dünyadaki toplam askeri harcamalar 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 9,4 artarak 2,718 trilyon dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Bu rakam, küresel Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 2,5’ine denk geliyor.
“Trends In World Military Expenditure, 2024” başlıklı raporda, bu artışın 1988’den bu yana görülen en keskin yükseliş olduğu ve kişi başına düşen askeri harcamanın 334 dolar ile 1990’dan beri en yüksek düzeye çıktığı belirtildi.
Rapora göre, küresel harcamaların yüzde 80’i (2,185 trilyon dolar) ve toplam artışın yüzde 79’u sadece 15 ülkeye ait.
Analistler, 2024’te harcamalarını en çok artıran ülkelerin İsrail (yüzde 65) ve Rusya (yüzde 38) olduğunu belirterek, bu durumu Ukrayna ve Gazze Şeridi’ndeki çatışmalarla ilişkilendirdi.
Savunmaya en çok harcama yapan ilk beş ülkenin sıralamasında küçük değişiklikler yaşanırken, ilk üç değişmedi.
ABD, Çin ve Rusya liderliklerini korudu. Almanya dördüncü sıraya yükselirken, Hindistan beşinci sıraya geriledi.
İlk 10’daki diğer ülkelerin sıralaması büyük ölçüde aynı kaldı; Suudi Arabistan, 2023’te Almanya’nın bulunduğu yedinci sıraya yerleşti.
İlk 10 ülke ve harcamaları (2024):
1) ABD: 997 milyar dolar (ulusal GSYİH’nin yüzde 3,4’ü, küresel harcamaların yüzde 37’si)
2) Çin: 314 milyar dolar (GSYİH’nin yüzde 1,7’si, küresel harcamaların yüzde 12’si)
3) Rusya: 149 milyar dolar (GSYİH’nin yüzde 7,1’i, küresel harcamaların yüzde 5,5’i) – SIPRI tahmini
4) Almanya: 88,5 milyar dolar (GSYİH’nin yüzde 1,9’u, küresel harcamaların yüzde 3,3’ü)
5) Hindistan: 86,1 milyar dolar (GSYİH’nin yüzde 2,3’ü, küresel harcamaların yüzde 3,2’si)
6) Birleşik Krallık: 81,8 milyar dolar (GSYİH’nin yüzde 2,3’ü, küresel harcamaların yüzde 3’ü)
7) Suudi Arabistan: 80,3 milyar dolar (GSYİH’nin yüzde 7,3’ü, küresel harcamaların yüzde 3’ü) – SIPRI tahmini
8) Ukrayna: 64,7 milyar dolar (GSYİH’nin yüzde 34’ü, küresel harcamaların yüzde 2,4’ü)
9) Fransa: 64,7 milyar dolar (GSYİH’nin yüzde 2,1’i, küresel harcamaların yüzde 2,4’ü)
10) Japonya: 55,3 milyar dolar (GSYİH’nin yüzde 1,4’ü, küresel harcamaların yüzde 2’si)
ABD’nin askeri harcamaları, 2022 Ulusal Savunma Stratejisi’nde belirtilen hedefler doğrultusunda şekilleniyor: Rusya’yı kısa vadede, Çin’i ise uzun vadede caydırmak.
Washington, 2024’te “entegre caydırıcılık” için 246 milyar dolar ayırdı. Bu bütçenin 37,7 milyar doları nükleer cephaneliğin modernizasyonuna, 29,8 milyar doları füze savunma sistemlerine, 61,1 milyar doları F-35 savaş uçakları için silahlara ve 48,1 milyar doları yeni gemilere harcandı.
Ek harcamalar arasında Ukrayna’ya 48,4 milyar dolar ve İsrail’e 10,6 milyar dolarlık yardımlar yer aldı.
Askeri harcamaları son 30 yıldır kesintisiz artan Çin, silahlı kuvvetlerinin kapsamlı modernizasyonuna yatırım yapıyor ve bu süreci 2035’e kadar tamamlamayı hedefliyor.
Pekin, geçen sene özellikle düşük görünürlüklü savaş uçaklarını, insansız hava araçlarını (İHA) ve insansız su altı araçlarını geliştirdi.
Ayrıca nükleer cephaneliğini genişletmeye devam eden Çin, havacılık-uzay ve siber uzay kuvvetleri oluşturmaya başladı.
SIPRI’nin tahminlerine göre Rusya’nın askeri harcamaları 2024’te 2023’e kıyasla yüzde 38 arttı.
Analistler, Ukrayna’da 2022’de başlayan geniş çaplı çatışmaların ardından Rusya bütçesinin çok daha az şeffaf hale geldiğini ve askeri harcamaların muhtemelen enstitünün tahmin ettiği 149 milyar dolardan daha yüksek olabileceğini belirtiyor.
Rapora göre, bu fonların önemli kısmı silah alımlarının finansmanına ve bazı silah üreticilerine yönelik sübvansiyonlara gitti.
Diğer büyük harcama kalemi ise Ekim 2024 itibarıyla 9,4 milyar dolara ulaşan askeri personel ödemeleri oldu.
SIPRI, Rusya, Çin ve Suudi Arabistan için yaklaşık tahminler sunduğunu belirtiyor. Rusya’nın devlete ait savunma sanayii şirketi Rostec’in Başkanı Sergey Çemyozov, SIPRI’nin savunma sektörü şirketleriyle ilgili hesaplama metodolojisini eleştirerek, “Biz bu verileri, Çin gibi diğer ülkeler gibi yayımlamıyoruz, gizlidirler. Verileri nereden alıyorlar? Atıyorlar,” değerlendirmesin yaptı
Almanya, 2024’te yedinci sıradan dördüncü sıraya yükselerek 1990’daki birleşmeden bu yana ilk kez Avrupa’nın en büyük askeri harcama yapan ülkesi oldu.
Berlin, askeri bütçeyi artırmak amacıyla 2022’de oluşturulan 100 milyar avroluk bütçe dışı fonu doldurmaya devam ediyor. Bu fon, silah alımlarını ve askeri araştırmaları kısmen finanse ediyor.
Almanya, 2024’te Ukrayna’ya 7,7 milyar dolarlık askeri yardım sağlayarak ABD’nin ardından ikinci büyük bağışçı konumuna geldi.
Hindistan ise 2024’te dördüncü sıradan beşinci sıraya geriledi. Dünyanın en büyük silah ithalatçılarından biri olan ülke, ithalata olan bağımlılığını azaltmayı hedefliyor ve askeri harcamalarının yaklaşık yüzde 22’sini yerli alımlara ayırıyor.
Yeni Delhi son yıllarda zırhlı araç, helikopter ve denizaltı üretiminde önemli ilerlemeler kaydetse de savaş uçakları gibi gelişmiş sistemlerin ithalatına hâlâ bağımlı durumda.
Ukrayna’nın 64,7 milyar dolarlık harcaması, GSYİH’sinin yüzde 34’üne denk geliyor ve bu oranla dünyada en büyük askeri yükü taşıyan ülke konumunda. Ülkenin tüm vergi gelirleri savunma harcamalarına yönlendirilirken, askeri olmayan sosyo-ekonomik ihtiyaçlar dış yardımlarla karşılanıyor.
‘Harcamalar ekonomik ile sosyal eşitsizlikleri derinleştirebilir’
2024 yılında 32 NATO ülkesinin toplam askeri harcamaları 1,506 trilyon dolarla küresel harcamaların yüzde 55’ini oluşturdu. Bu rakamın 454 milyar doları Avrupalı müttefiklere aitti.
İzlanda hariç (düzenli ordusu bulunmuyor) tüm Avrupa ülkeleri 2024’te savunma harcamalarını artırdı.
İttifak üyeleri ortalama olarak 2023’e göre yüzde 16 daha fazla harcama yaptı. Bu artış İspanya’da yüzde 0,4’ten Romanya’da yüzde 43’e kadar değişirken, son on yılda askeri harcamalarını en çok artıran ülke Litvanya (artı yüzde 272) oldu.
NATO ülkeleri 2014’te savunmaya GSYİH’lerinin yüzde 2’sini ayırma konusunda anlaşmıştı. 2024 itibarıyla ittifakın üçte ikisi bu hedefe ulaştı.
Daha önce Avrupalı müttefiklerden en az yüzde 2 harcama talep eden ABD Başkanı Donald Trump, şimdi bu talebi yüzde 5’e çıkardı.
SIPRI’nin hesaplamalarına göre, bu hedefe ulaşmak için Avrupalı müttefiklerin 2024’teki gerçek harcamalarına ek olarak 663 milyar dolar (yüzde 143) daha fazla harcama yapması gerekecekti.
SIPRI analistleri, askeri harcamalardaki hızlı artışın ulusal bütçeler üzerinde büyük mali yük oluşturduğuna dikkat çekiyor. Bazı hükümetler, kaynakları diğer alanlardan savunmaya yönlendiriyor.
Örneğin, Birleşik Krallık yurt dışı kalkınma yardımlarını azaltmayı planlarken, Japonya gelir, kurumlar ve tütün vergilerini artırmayı düşünüyor.
Myanmar ise sosyal programları kısarak askeri harcamaların bütçedeki payını yüzde 16’dan yüzde 29’a çıkardı.
SIPRI, bu durumun uzun vadede olumsuz sosyo-ekonomik sonuçlara yol açabileceğini, en savunmasız nüfus kesimlerini etkileyebileceğini ve ekonomik ile sosyal eşitsizlikleri derinleştirebileceğini öngörüyor.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika7 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4








