Asya
Japonya’nın İlk Kadın Başbakanı Takaichi: Tarihi Zafer mi, Kırılgan İktidar mı?

Japonya’nın 104. başbakanı olarak seçilen Sanae Takaichi, ülkenin ilk kadın başbakanı olarak görevine resmen başladı. Birleşik Krallık’ın ilk kadın başbakanı ve “Demir Leydi” olarak bilinen Margaret Thatcher’a duyduğu hayranlıkla tanınan Takaichi, uzun yıllardır kadınların toplumsal ilerlemesini engellediği söylenen “cam tavanı” yıkarak tarihe geçti.
Takaichi’nin eşi, Liberal Demokrat Parti’nin eski milletvekili Taku Yamamoto, böylece Japonya’nın ilk “First Gentleman”ı unvanını aldı.
Bu gelişmeyle Japonya, Birleşik Krallık, Kanada, Almanya ve İtalya’nın ardından, hükümetin en üst düzey makamlarından birine bir kadının getirildiği beşinci G7 ülkesi oldu. Takaichi daha önce yaptığı bir açıklamada, “Önemli olan kadın olmak değil; fırsat eşitliği. Erkekler ve kadınlar güçlerini birleştirmeli.” ifadelerini kullandı.
Yine de gerçekte bakıldığında, hükümetin temeli sağlam denemez.
Öncelikle, Üst Meclis’te (Senato) yapılan başbakan seçimi oylamasında, Anayasal Demokrat Parti lideri Yoshihiko Noda ile yapılan ikinci tur oylamaya kalınması, bundan sonra Liberal Demokrat Parti (LDP) ile Japonya İnovasyon Partisi’nin (Ishin) uzlaştığı politikaları yürütmenin zorluklarını işaret ediyor.
Temsilciler Meclisi’ndeki başbakan seçimi oylamasında, Liberal Demokrat Parti (LDP) ile Japonya İnovasyon Partisi’nin (Ishin) sahip olduğu toplam 232 sandalyeyi (LDP üyeliğini geçici olarak dondurmuş olan Meclis Başkanı Fukushiro Nukaga da dahil) aşarak 237 oy aldı.
Oylamanın ikinci tura kalmadan sonuçlanmış olması, bundan sonraki hükümet yönetimi açısından olumlu bir işaret olarak değerlendirildi.
Temsilciler Meclisi’nde LDP’nin başkan yardımcısı Taro Aso başta olmak üzere parti yöneticilerinin ikna çabalarıyla, bağımsızlardan ve diğer gruplardan birebir ikna edilerek Takaichi lehine oy veren beş kişiyi nasıl elde tutacakları da belirsiz.
Seçim desteği veya komisyon üyelikleri dağıtmak gibi yollarla bu mümkün olabilir, ancak koalisyon anlaşmasına imza atmayan Ishin Partisi’nin kabine dışı iş birliği (閣外協力) ile yetinmesi bir risk unsuru olacaktır.
Ishin’in “Kabine Dışı İş Birliği”, Güvensizlik Kartını Açık Tutuyor
LDP’nin anlaşmaya sadık kalmadığına karar verirse, Ishin’in hükümete karşı güvensizlik önergesine destek verme seçeneğini elinde tuttuğu da söylenebilir. Bundan sonra LDP veya Ishin’e yeni katılımlar olmazsa, parlamento azınlık hükümeti durumunda kalmaya devam edecek.
İki parti arasındaki koalisyon anlaşmasına bakıldığında, mevcut olağanüstü meclis döneminde milletvekili sayısını %10 azaltmayı hedefleyen yasa tasarısını sunmak gibi aceleci ve sert ifadeler yer alıyor. Bu konuda yalnızca muhalefetten değil, LDP’nin içinden de şüphe sesleri yükseliyor. “Zaten azınlık hükümetiyiz, nasıl olsa reddedilir” diye küçümseyenler de var. Ancak Demokratik Parti lideri Yuichiro Tamaki’nin “biz destekleyeceğiz” açıklamasıyla birlikte, iktidar-muhalefet arasındaki siyasi pazarlık çoktan başlamış durumda.
Ishin’in önerdiği şirket bağışlarının kaldırılması veya gıda ürünlerinde tüketim vergisinin geçici olarak sıfırlanması gibi fikirlerin çoğu ertelendi ya da rafa kaldırıldı. Ishin’in halk desteği daha da düşerse, parti daha sert bir tutuma geçebilir. Koalisyon anlaşmasının bu nedenle bir “barut fıçısı” yönü de var.
“Yuto”dan (Yarı İktidar) Geri Dönüş mü, Yoksa Daha da Düşüş mü?
Ishin, geçen yılki genel seçimde 6 sandalye kaybederek 38 sandalyeye geriledi. Orantılı temsil sisteminde aldığı oy da 5,1 milyondu.
>Bu yılın Temmuz ayındaki Senato seçimlerinde 3 sandalye artırarak 7 sandalyeye ulaşsa da, oy sayısı 4,37 milyona düştü.
Bir zamanlar Temsilciler Meclisi’nde 54 sandalye ve 12,26 milyon orantılı oy (2012 genel seçimleri) ile ana muhalefet konumuna yaklaşan partinin gücü artık önceki halinden eser taşımıyor.
Bu düşüşün önemli nedenlerinden biri, partinin ne iktidar ne de muhalefet sayılan “Yuto”(やとう / yarı-iktidar partisi) konumuyla alay edilmesiydi. Bu nedenle, “kabine dışı iş birliği” şeklinde bile olsa bu tutumun bir sonraki genel seçimde olumsuz sonuçlar doğurma olasılığı yüksek.
Buna rağmen Ishin’in koalisyon hükümeti kurma adımını atması, büyük bir siyasi risk alarak yapılmış bir hamle.
Partinin uzun süredir hedeflediği “Osaka Metropol Projesi”ni yeniden gündeme getirmeyi amaçlayan “İkincil Başkent Planı” kapsamında, bazı gözlemciler, Ishin lideri ve Osaka Valisi Hirofumi Yoshimura’nın, “ulusal düzeydeki Ishin Partisini kapatıp yerel siyasete odaklanmak” istediğini bile öne sürüyor.
Ishin’in kabine dışı iş birliğini seçmesinin nedeninin, bilerek daha kırılgan bir koalisyon yapısı oluşturmak ve bu yolla İkincil Başkent Planı gibi hedeflerin yerine getirilmesi için LDP’ye baskı kurmayı kolaylaştırmak olduğu da yorumlanıyor.
LDP İçinde Artan “Merkezkaç Güç” Endişesi
Sorun şu ki, Ishin ne kadar baskı kurarsa kursun, bu durum LDP içinde Ishin karşıtı (“anti-Ishin”) kanadın tepkisini artırabilir ve Takaichi yönetimine olan desteği zayıflatabilir.
Uzun yıllardır LDP ile ittifak içinde olan Komeito ve Soka Gakkai tarikatı cephesinde zaten rahatsızlık vardı; ancak bu 26 yıllık ittifak, Takaichi döneminin başlamasıyla birlikte dağıldı.
>Komeito ile ilişkilere önem veren LDP içindeki ılımlı, merkez-liberal milletvekiller arasında Takaichi’ye yönelik güvensizlik ve tepki büyüyor.
İdeolojik olarak LDP ortalamasının sağında bulunan Ishin’le yapılacak fazla tavizkâr uzlaşmalar, merkez-liberal milletvekillerin isyan etmesine neden olabilir.
>Tersine, Takaichi’nin göreve gelmeden önceki güçlü muhafazakâr çizgisini destekleyen sağ kanat milletvekilleri ise, onun denge arayışını hoş karşılamayacaktır. Özellikle, sosyal medyadaki tepkileri kamuoyu sanan siyasetçiler, Takaichi’nin kapsayıcı tutumunu “çizgi değiştirme” olarak algılayıp kararsızlığa düşebilirler.
Sanseito (Katılım Partisi) ile Temas, Takaichi’den Kopuşu Önleme Hamlesi
Takaichi, başbakan olarak seçilmeden önce, son Senato seçimlerinde yükseliş gösteren Sanseito (Katılım Partisi) lideri Munetaka Kamiya’yı ziyaret ederek iş birliği talebinde bulundu.
Ayrıca, Senato’daki “Halkı Koruma Partisi” üyesi Kenichiro Saito’yu LDP grubuna katılmaya davet etti. Bu hamleler, Takaichi ekibinin kamuoyunda sıkça tartışılan çevrelere yaklaşma eğilimi olarak görülüyor.
Bu girişimler, sadece Takaichi’nin başbakanlık seçimini garanti altına alma çabası değil; aynı zamanda, LDP ve Ishin’den daha sağda duran tabanı etkileme, sosyal medya iletişimi güçlü grupları kendine çekerek “Takaichi’den uzaklaşmayı” önleme stratejisi olarak değerlendiriliyor.
Hükümet temeli de parti içi desteği de zayıf olan Takaichi’nin, hem ılımlı denge politikası izleyip hem de sağcı tabanını memnun etmeye çalışması kolay olmayacak.
En Erken Seçim Zamanı: 2026 Bütçesinden Sonra (Mart Ayı ve Sonrası)
Bu gergin atmosferde, Takaichi ve çevresinin Temsilciler Meclisi’ni feshedip erken seçimle meşruiyetini güçlendirmeyi düşünmesi doğal.
Eğer kabine onay oranı yükselir veya istikrarlı şekilde yüksek kalırsa, en erken seçim tarihi 2026 mali yılı bütçesinin onaylanmasından sonra, yani gelecek yıl mart ayından itibaren olabilir.
Muhalefet cephesinde ise durum, eski Ishiba Kabinesi dönemindekinden oldukça farklı. Geçen genel seçimden bu yana, toplam sandalye sayısında çoğunluğu elinde bulunduran muhalefet partileri, kısa sürede üçüncü kez ulusal seçim yapılmasına hem mali hem de aday hazırlığı açısından sıcak bakmıyor.
Üstelik LDP ve Komeito’nun azınlık hükümeti olması, muhalefeti “talepleri kabul ettirme” konforuna alıştırmış durumda. Bu yüzden muhalefet partileri, Ishiba dönemindeki gibi hükümeti köşeye sıkıştırmakta tereddüt ediyor ve “ya yanlışlıkla fesih olursa” endişesiyle temkinli davranıyor.
Gücü azalan LDP ve Komeito içinde de, toparlanmanın zaman alacağı düşüncesi hâkim. Bu yüzden birçok milletvekili erken seçimden zarar göreceğini düşünüyor ve bu konuda iktidar ile muhalefetin çıkarları örtüşüyor.
Asya
Samsung, Kore tarihinin en büyük hissedar ödeme planını açıkladı

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında ödeme yapmayı planladığını duyurdu. Bloomberg verilerine göre bu adım Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma niteliği taşırken, rakip SK Hynix’in hisse geri alımı sonrasında devreye alındı.
Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında kaynak aktarmayı planladığını bildirdi.
Bloomberg verilerine göre bu tutar, Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma özelliği taşıyor.
Samsung’un duyurduğu bu plan, dünya genelinde bugüne kadar açıklanan en büyük sermaye getirisi programları arasında da yer alıyor.
ABD tarihinde ise Apple, 2024 yılında 110 milyar dolarlık hisse geri alımını onaylamış ve bu işlem ülkenin en büyük hisse geri alımı olarak kayda geçmişti.
Samsung, serbest nakit akışının yaklaşık yarısını hissedarlara yönlendireceğini açıkladı. Şirket, bu tutarın yaklaşık 30 trilyon wonluk (yaklaşık 21,4 milyar dolar) kısmını üçüncü çeyrek temettüsü olarak ödeyecek.
Şirket ayrıca çalışan tazminatlarını karşılamak amacıyla yaklaşık 15 trilyon won (10,73 milyar dolar) tutarında hisse geri alımı gerçekleştirmeyi hedefliyor.
Buna karşılık Samsung, yaptığı açıklamada hedeflenen toplam tutarın kalan kısmının tam olarak nasıl ödeneceğini belirtmedi.
Şirket, kalan ödeme miktarının ve dağıtım şeklinin ocak ayındaki yönetim kurulu toplantısında kesinleştirileceğini kaydetti.
Samsung, rakibi SK Hynix gibi, yapay zeka alanındaki yükselişin etkisiyle rekor seviyeye ulaşan çip satışlarından elde edilen kârın bir bölümünü geri almak isteyen hissedarların baskısı altında.
SK Hynix, daha önce 40 trilyon won (28,5 trilyon dolar) tutarında kendi hisselerini geri alacağını duyurmuştu.
Financial Times’ın aktardığına göre, JPMorgan analistleri SK Hynix’in hissedarlarına en az 130 milyar dolar tutarında ek ödeme açıklamasını bekliyor.
Hissedarlara yönelik sermaye getirisi programını 2024 yılında başlatan Samsung, bu kapsamda yıllık 9,8 trilyon wonluk (7 milyar dolar) düzenli temettü ödemelerini korurken, 2024-2026 döneminde oluşacak serbest nakit akışının yüzde 50’sini hissedarlara aktarmayı taahhüt etmişti.
Samsung’un mart ayında yayımladığı kurumsal değer artırma planına göre şirket, 2024 ve 2025 yıllarında 20,9 trilyon won (14,9 milyar dolar) nakit temettü ödedi ve ardından iptal edilmek üzere hisse geri alımlarına 8,4 trilyon won (6 milyar dolar) harcadı.
Asya
Kuzey Kore’de lüks tüketim ve inşaat patlaması yaşanıyor

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’da Rusya ile derinleşen ilişkilerin ve ekonomik büyümenin etkisiyle lüks tüketime talep arttı. Ülke genelinde inşaat hamlesi hız kazanırken mağazalarda Batılı lüks markalar ve kayıt dışı IKEA ürünleri satılıyor. Ancak Financial Times gazetesine konuşan analistler, gelir artışına rağmen yapısal sorunların ve gıda yetersizliğinin sürdüğüne dikkat çekiyor.
Financial Times’ın haberine göre Kuzey Kore, analistlerin öncelikle Rusya ile derinleşen işbirliğine bağladığı belirgin bir inşaat ve tüketim patlaması yaşıyor.
Başkent Pyongyang’da son yıllarda yeni yerleşim bölgeleri, mağazalar ve eğlence merkezleri kuruldu. Büyük mağazalarda Omega marka saatler ve Chanel kozmetik ürünleri dahil olmak üzere lüks markalar satılırken alışveriş merkezlerinden birinde resmi olmayan bir IKEA mağazası faaliyet gösteriyor.
Şehirde ayrıca taksi çağırma ve QR kodla ödeme yapma imkanı sunan yaklaşık 500 dolar değerinde akıllı telefonlar bulunuyor.
Pyongyang’da altyapı alanında da gelişmeler yaşanıyor. Taksi çağırma hizmetleri, yeni mağazalar ve QR kodlu ödeme sistemlerinin yanı sıra internet kafeler ile BMW marka araçların da satın alınabildiği otomobil galerileri açıldı.
Güney Kore merkezli Kore Bankası (Bank of Korea), 1965 yılından bu yana düzenli resmi ekonomik veri açıklamayan Kuzey Kore’nin reel gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) 2025 yılında yüzde 3,5 büyüdüğünü tahmin etti. Bu veriyle birlikte ülke ekonomisi üst üste üçüncü yılı da yüzde 3’ün üzerinde büyümeyle tamamladı.
Dış ticaret verileri de toparlanmaya işaret ediyor. Kore Bankası verilerine göre 2025 yılında ülkenin ithalatı yüzde 14 artışla 2,66 milyar dolara, ihracatı ise yüzde 30 yükselişle 470 milyon dolara ulaştı.
Stimson Center düşünce kuruluşunun verileri de ocak-mayıs döneminde Çin’e yapılan ihracatın yüzde 68 artarak 287 milyon dolara çıktığını gösterdi. Bu artıştaki temel payı volfram sevkiyatı oluşturdu.
Ülkenin bir diğer gelir kaynağı ise kripto para hırsızlıkları oldu. TRM Labs’in değerlendirmesine göre Kuzey Kore yönetimiyle bağlantılı korsanlar, 2026 yılının ilk yarısında 643 milyon dolarlık kripto para çaldı.
Buna karşın analistler, yaşanan ekonomik büyümenin Kuzey Kore ekonomisinde henüz köklü ve yapısal bir dönüşüm anlamına gelmediğini savunuyor.
Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü’nün tahminlerine göre ülke, Rusya ile yürüttüğü işbirliği kapsamında Ağustos 2023 ile Aralık 2025 döneminde nakit para ve mal olarak 7,7 milyar dolar ile 14,4 milyar dolar arasında kaynak elde etti.
Ekonomik hareketlilik sürerken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ekonomi üzerindeki devlet denetimini artırıyor. Salgın sonrasında devlet dağıtım sistemini güçlendirmeyi hedefleyen yönetim, kayıt dışı piyasalar ile özel ticaret üzerindeki kontrolleri genişletti.
Wall Street Journal haziran ayı başında yayımladığı haberde, uluslararası yaptırımlara rağmen yönetici elit tabakanın zenginleşmesini “dünyanın en şaşırtıcı ekonomik başarı hikayesi” olarak nitelendirmişti.
Gazete, ekonomik büyümeyi Pyongyang’ın enerji ve malzeme ithalatını artırmasını ve yaptırımların bir kısmını aşmasını sağlayan Rusya ve Çin desteğiyle ilişkilendirmişti.
Kuzey Kore’nin 2006 yılındaki ilk nükleer denemesinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ve sonrasında defalarca genişletilen yaptırımlar; finansal varlıkları, ülkeye takım tezgahı, mineral, çelik ve demir sevkiyatını ve bazı malların ihracatını kısıtlıyor.
Kuzey Kore, uygulanan yaptırımları paravan şirketler, dost ülkelerdeki aracılar, korsanlar ve kripto paralar vasıtasıyla aşmayı öğrendi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı 2023 yılında, yaptırımların farklı bir jeopolitik ortamda alındığını belirterek Moskova ve Pekin’in Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlardan vazgeçeceğini açıklamıştı.
Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Rus tarafının Pyongyang ile askeri-teknik işbirliğine ilişkin yürürlükteki BM kısıtlamalarına uymayı sürdüreceğini ifade etmişti.
Bloomberg, 2025 yılındaki haberinde Kuzey Kore ekonomisinin 2024 yılında ağır sanayi, kimya sanayisi ve inşaat sektöründeki üretim artışının etkisiyle yüzde 3,7 büyüyerek 2016’dan bu yana en yüksek büyüme hızına ulaştığını bildirmişti.
Bununla birlikte Bloomberg, Kuzey Kore’nin yoksul bir ülke olmayı sürdürdüğünü vurgulamıştı. Ülkenin 2024 yılı gayrisafi milli geliri (GSMG) Güney Kore’nin yüzde 1,7’sine denk gelerek yaklaşık 33,3 milyar dolar, kişi başına düşen geliri ise Güney Kore seviyesinin yüzde 3,4’ü düzeyinde kalarak yaklaşık 1,24 bin dolar oldu.
Birleşmiş Milletler verilerine göre ise 26 milyonluk nüfusa sahip ülkenin yaklaşık yarısı yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.
Asya
Çin ve Endonezya savunma ilişkilerini derinleştirme konusunda anlaştı

Çin ve Endonezya, üst düzey görüşmelerde ikili savunma bağlarını derinleştirme konusunda anlaştı.
Çin ve Endonezya, cuma günü Cakarta’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerde askeri, denizcilik ve teknoloji alanlarındaki işbirliğini derinleştirme konusunda anlaşmaya vardı. Bu gelişme, ABD’nin Asya’daki güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizliğin yeniden arttığı bir dönemde Pekin’in bölgedeki etkisinin arttığına işaret ediyor.
Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin, Çinli mevkidaşı Dong Jun ile yaptığı görüşmenin ardından, iki ülkenin askeri kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla personel değişimlerini ve savunma sanayii işbirliğini artıracağını söyledi. Saatler sonra Dışişleri Bakanı Sugiono ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Endonezya’nın önemli ihraç ürünleri için pazara erişimin genişletilmesi olanaklarını araştırma ve yapay zekâ, haberleşme uyduları, enerji ve mineraller alanındaki işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı.
Wang, iki ülkenin balıkçılık alanındaki işbirliğini yeniden başlatacağını, Güney Çin Denizi’nde ortak kalkınmayı teşvik edeceğini ve bölgesel bir davranış kurallarına ilişkin müzakerelerin sonuçlandırılması için çalışacağını söyledi. Sugiono ise tarafların, sürdürülebilir finansman yöntemlerinden yararlanarak ve yolcu sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek Cakarta-Bandung yüksek hızlı demiryolu projesini sürdürme konusunda da anlaştığını belirtti.
Görüşmeler, cuma günü ilerleyen saatlerde yapılması planlanan ikinci dışişleri ve savunma bakanları toplantısı, yani “2+2” diyaloğu öncesinde gerçekleşti. Bu temaslar, geçen yıl yaklaşık 155 milyar dolarlık ikili ticarete dayanan ilişkilere yeni bir stratejik boyut kazandırıyor. Aynı zamanda, Devlet Başkanı Prabowo Subianto’nun bölgede nüfuz için rekabet eden hem Pekin hem de Washington ile ilişkileri derinleştirme çabasını da ortaya koyuyor.
Endonezya ile ABD, nisan ayında askeri modernizasyon, eğitim, tatbikatlar ve operasyonel işbirliğini kapsayan “Büyük Savunma İşbirliği Ortaklığı”nı kurmuştu. Buna rağmen Asya’da birçok kişi, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Kore ile yapılan tatbikatları ani bir kararla kısıtlamasının ardından Washington’ın bölgeye bağlılığını sorguluyor.
Endonezya’nın Çin ile yakınlaşması, Cakarta ile Pekin’in güvenlik ve denizcilik işbirliğini derinleştirme konusunda anlaştığı Nisan 2025’te Pekin’de gerçekleştirilen ilk 2+2 diyaloğunun da devamı niteliğinde. O görüşmelerde istihbarat paylaşımı, koordineli operasyonlar ve sahil güvenlik güçleri arasındaki bağların güçlendirilmesi de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda anlaşmaya varılmıştı.
Dışişleri bakanları cuma günü ayrıca ilk Endonezya-Çin Kapsamlı Stratejik Diyaloğu’nu başlattı ve 2027-2031 dönemini kapsayacak beş yıllık bir eylem planına ilişkin görüşmeleri memnuniyetle karşıladı.
Çin, iki ülke arasındaki ortaklığın daha geniş bir stratejik rol üstlenmesini istiyor. Dong, ülkelerin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) çerçeveleri üzerinden güvenlik işbirliğini derinleştirmesi ve Küresel Güney ülkeleri arasındaki savunma ilişkilerine örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Eş zamanlı çeviriye göre Dong ayrıca taraflara “dış güçlerin kötü niyetlerini” boşa çıkarma çağrısında bulundu.
Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek
Güvenlik alanındaki yakınlaşma, Güney Çin Denizi konusunda iki ülke arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarına rağmen ilerliyor. Prabowo ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 2024 yılında yayımlanan ortak bildiride “örtüşen hak iddialarının bulunduğu bölgelerde ortak kalkınma” ifadesine yer verilmesi, Cakarta’nın Pekin’in geniş kapsamlı deniz yetki alanı iddialarına yönelik muhalefetini yumuşattığı yönünde yorumlanmıştı.
Savunma ilişkileri, silah tedariki alanına da daha fazla yayılabilir. Endonezya, Çin yapımı Chengdu J-10 savaş uçaklarını satın almayı değerlendiriyor ancak henüz herhangi bir sözleşme sonuçlandırılmış değil.
Ekonomik işbirliği ise ilişkilerin merkezindeki yerini koruyor. Sugiono, iki ülkenin yerel para birimleriyle yapılan işlemleri ve finansal işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştığını söyledi. Wang ise Endonezya’nın Çinli şirketler için adil, şeffaf ve elverişli bir iş ortamı sağlamayı taahhüt ettiğini belirtti.
Bununla birlikte şirketler düzeyinde bazı gerilimler de yaşanıyor. Çinli şirketler, Endonezya’nın nikel sektöründeki daha sıkı politikalarının maliyetleri artırdığından ve yatırımları tehdit ettiğinden şikâyet ederken, Çin Büyükelçiliği söz konusu politika değişikliklerinin mevcut ve planlanan yaklaşık 50 milyar dolarlık yatırımı riske atabileceği uyarısında bulundu.
Malezya, ABD destekli Filipin askeri üssü konusunda endişeli
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya6 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını5 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı












