Asya
Tokyo’da 30 yıllık iktidar koalisyonunun çöküşü

11 Ekim’de Japonya siyasetinde tarihi bir gün yaşandı.
Bu koalisyon muhtemelen son otuz yıldır Japon siyasetine yön veren bir yapıdan ibaretti.
LDP’nin 1990’ların başında iktidarı kaybetmesinin ardından zorlu siyasi ortamında istikrarı sağlamak için Komeito’ya yönelmek doğal bir hamleydi . O zamandan beri istikrarlı ve kalıcı bir ittifak olarak siyasi bir kaleye dönüşme yolu izlendi . Kısacası Japon siyasetine hakim olanlar ülkeyi LDP ve Komeito birlikte yönetiyor çıkarımını yapabilmekteydi. Meclis’te çoğunluğu sağlıyorlardı. 2010’lardaki Shinzo Abe döneminde de işler böyle yürüyordu. Shinzo Abe muhafazakâr olmasına rağmen, kişisel bağları ve her zaman Komeito’nun onayını veya en azından uyumunu gerektiren dikkatlice kurgulanmış politika uzlaşmalarıyla koalisyonu sürdürdü . Komeito da kendi koşullarını belirledi ve LDP-Komeito ortaklığı ilerledi. Neredeyse kusursuz bir siyasi mekanizmaydı.
Son otuz yıldır LDP ve Komeito , Japonya Meclisi’nin iki kanadından daha güçlü olan Temsilciler Meclisi’ndeki sandalyelerin %60’ından fazlasını istikrarlı bir şekilde elinde tuttu . Ancak bu hakimiyet, oylardaki gerçek güçlerini yansıtmıyor ; çünkü Japonya’nın seçim sistemi , LDP’nin hakim olduğu tek üyeli seçim bölgeleri aracılığıyla, bu tür koalisyonları ödüllendirmiş oluyor.
Koalisyon nasıl çalışıyordu ?
Aslında koalisyon iki yönlü bir sistem olarak çalıştı: Birincisi LDP’nin gücü geleneksel olarak Japonya’daki tek üyeli bölgelerde bulunuyordu. Komeito ise bölge başına yaklaşık 20.000 oy sağlayarak Soka Gakkai gibi budist cemaatler aracılığıyla LDP adaylarını desteklemek için sahada aktifti.
İkinci olarak Komeito ise, LDP adayının yarışmadığı, geleneksel olarak Tokyo veya Kansai bölgesi (çoğunlukla Osaka ve Hyogo) gibi kentsel alanlardaki sınırlı sayıda tek üyeli seçim bölgesine odaklandı. Partinin gerçek tabanının bulunduğu nispi temsil oylamasında tüm gücünü yoğunlaştırdı . LDP için sahada çalışan bir mekanizmaydı.
Ancak LDP muhafazakâr çevrelerinde Komeito’ya karşı her zaman bir şüphecilik olduğu Japon siyasetinde bilinen bir gerçek. Bunun bir kısmı, partinin Komeito’nun arkasındaki Budist örgüt Soka Gakkai ile olan bağlantılarından, bir kısmı ise eşcinsel evlilik, ayrı soyadı politikası veya savunma harcamaları gibi konulardaki toplumsal açıdan ılımlı tutumların eleştirilmesidir. Ayrıca, Komeito’nun Çin ile geleneksel olarak yakın ilişkisi de bu şüpheciliğe yol açmaktadır.
Tüm bunlar son günlerde su yüzüne çıktı ve artık nihayet parçalandı .
Doksanlar ve iki binlerde bu politika farklılıkları pek önemli değildi, ya da en azından Komeito’yu güvenilir bir ortak, Japonya’yı yönetebilecekleri biri olarak gören LDP ve liderleri tarafından bir kenara bırakıldılar. Birlikte, mutabakatla yönettiler. Başarılıydılar. Ancak geçen hafta, koalisyon doyum noktasına ulaştı.
Partinin LDP ile yollarını ayırmasına yol açan iki temel anlaşmazlık noktası olduğu anlaşılıyor :
İlk büyük sebep Sanae Takaichi’nin sağcı politika duruşlarının ve belki de daha da önemlisi, üslubunun ve tonunun Komeito tarafından iyi karşılanmaması. Komeito, Abe ile çalıştı ve anlaşmazlıkları fazlaydı ancak Abe ile Takaichi arasında önemli nüanslar olduğunu unutmamak lazım. Abe, 2007’deki başarısız ilk döneminin ardından derslerini aldı ve ikinci döneminde ekonomi politikalarına yönelerek Komeito’ya hükümetin çok fazla sağa kaymayacağına dair güvence verdi .
Ve kişisel bağların rolü var . Japon basını, Takaichi Sanae’nin Komeito ile neredeyse hiçbir ilişkisi olmadığını ve LDP içinde Komeito’ya pek de yakınlık duymayan muhafazakarların egemen olduğu bir liderlik ekibi kurduğunu yazıyor. Bunlardan biri de, Takaichi’yi Japon siyasetinin zorlu sularında yönlendiren “kapalı imparator” haline gelen eski Başbakan Aso Taro oldu.
Peki bundan sonra neler olması bekleniyor?
Japonya Meclisi’nin önümüzdeki günlerde yeni başbakanı oylaması gerekiyor . Takaichi Sanae’nin şu anda görevi güvence altına alacak yeterli oyu olmayabileceği için, ilk tarih zaten ertelenmişti.
Başbakan olmak için bir adayın Meclis’in her iki kanadında da çoğunluğu kazanması gerekiyor . Sorun şu ki, LDP ilk turda bile tek başına mutlak çoğunluğa sahip değil ve Komeito ile bile. Şimdi koalisyon dağıldığına göre, bu fark daha da açıldı ve LDP’yi başarısızlığa sürükleme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı .
Hiçbir aday çoğunluğu sağlayamazsa, oylama iki önde gelen aday arasında ikinci tura kalır ve bu kez LDP ikinci tura tek başına katılacaktır.
LDP, Meclis’in en büyük partisi olmaya devam ediyor ve Takaichi Saane, Japonya’nın ilk kadın başbakanı olabilir! Göreceğiz.
Ancak muhalefet hâlâ bir karmaşa içinde . Japonya’nın en büyük muhalefet partisi olan CDPJ , bir yandan sağ eğilimli iki muhalefet partisi olan DPFP ve Ishin no Kai’yi ortak bir aday üzerinde anlaşmaya ikna etmeye çalışıyor. Diğer yandan CDPJ, Komünistler, Sosyal Demokratlar ve Reiwa gibi daha küçük sol partilerle de koordinasyon sağlamaya çalışıyor.
Komeito ne yapacak ?
Lider Saito Tetsuo, partinin ilk turda kendisine (kendi liderlerine) oy vereceğini söyledi ancak olası ikinci turda ne yapacaklarını açıklamadı ve Meclis’teki güç dengesini tamamen belirsiz bıraktı .
Komeito’nun kapanış mesajı ise şöyleydi.
Asya
Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.
Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.
Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.
Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi
Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.
Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.
Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.
Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.
Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.
Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.
Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.
Asya
Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.
Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.
X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.
“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”
Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.
Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.
Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.
<북한포로 송환 관련, 우크라이나측이 비공개 요구를 해 비공개를 합의했는데 일방적으로 공개했고,
대한민국 대통령이 최대한 예의를 갖춰 아쉽다고 했더니 합의사실 없다고 상대국 국가원수를 거짓말쟁이로 만들고,
합의사실을 인정하고 사과하라고 했더니 도리어 남북간 군사충돌 임박 운운하며…— 이재명 (@Jaemyung_Lee) October 2, 2026
Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu
Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.
Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.
Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.
Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.
Asya
Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.
Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.
ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.
Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.
Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.
Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.
Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.
İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.
Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.
Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.
Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.
Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.
İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.
Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.
ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.
Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak











