Bizi Takip Edin

ORTADOĞU

“Savaşın devamına Netanyahu değil Trump karar verecek”

Yayınlanma

İsrail ile Hamas arasında ateşkes ve esir takası mutabakatı dün 12.15’te yürürlüğe girdi. 42 gün sürmesi beklenen birinci aşamasının, bazı aksaklıklara rağmen başarılı bir şekilde sonlanması bekleniyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmanın ikinci aşamasına geçmesine izin vermeyi planlamadığını açıkça söylüyor ve savaşın yeniden başlayacağı sinyalini veriyor. Bu, ikinci aşamada serbest bırakılması planlanan 20’den fazla rehinenin hayatını riske atma pahasına olacak. Netanyahu, aşırı sağ koalisyon ortaklarının bu yöndeki baskısı altında ve onların taleplerine boyun eğmezse koalisyon hükümetinin çökeceğini biliyor.

Ancak Haaretz’den Amos Harel savaşın yeniden başlayıp başlamayacağına ve Gazze’yi kimin yöneteceğine Netanyahu’nun değil Trump’ın karar vereceğini yazdı.

Birinci aşamanın tamamlanmasıyla savaşın yeniden başlayacağına ilişkin açıklamaların büyük ölçüde teorik olduğunu iddia eden Harel, “Karar artık Trump’a ait. Başbakan Netanyahu’nun Dini Siyonizm partisinin ilk aşama boyunca hükümette kalmasını sağlamak için Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’e verdiği pek çok söz Trump’ın talepleriyle çatışmaya mahkûm. Amerikan Başkanı Gazze’deki savaşın sona ermesi gerektiğinde ısrar ederse Netanyahu ona karşı gelmekte zorlanacaktır” diye yazdı.

Amos Harel, anlaşma kapsamında Filistinli mahkumların kitlesel olarak serbest bırakılmasının kamuoyunda sert tepkilere yol açtığını, bu tepkilerin nedeninin mahkumların sayısından ziyade serbest bırakılanların çoğunun 1990’larda ve 2000’lerdeki ikinci intifada sırasında çok sayıda İsraillinin öldürüldüğü olaylara karışmış isimler olmasından kaynaklandığını söyledi ve ekledi: “Ancak Gazze’deki durumu takip etme zahmetine katlanan ve Netanyahu’nun açıklamalarına ve propagandalarına kanmayanlar, savaşın sonucunun bu olacağını uzun zaman önce tahmin edebilirdi. Acı gerçek şu ki İsrail 7 Ekim 2023’teki savaşı büyük ölçüde kaybetti. O zamandan bu yana yaptığı tek şey hasarı hafifletmeye çalışmak oldu. Rehinelerin tamamını kurtaracak bir anlaşmaya varmak için İsrail’in büyük tavizler vermesi gerekti. Anlaşmanın ikinci aşaması, ilk aşamada serbest bırakılanlardan daha kıdemli ve daha cani mahkumları içerecek.”

Bu durumun ana nedenlerinden birinin Netanyahu’nun savaş sonrası düzenlemeleri, özellikle de Filistin Yönetimi’ni içeren düzenlemeleri görüşmeyi reddetmesinden kaynaklandığını ileri süren Harel, Trump’ın, Amerikan-Suudi-İsrail anlaşmasının bir parçası olan planlarının da Netanyahu’ya başka bir düzenlemeyi dayatma girişimine yol açabileceğini söyledi.

Harel, özetle şunları kaydetti: “Taraftarlarının gözünde Netanyahu hiçbir zaman suçlu ya da sorumlu olmadığı için, onun adına büyük bir dikkat dağıtma operasyonu yürütülüyor. Bu çaba, vaatleri ile mevcut durum arasındaki uçurumu örtbas etmeyi amaçlıyor.”

“Artık, ve daha önce hiç olmadığı kadar, İsrail ordusu hükümeti tam zafere giden yolda engellemekle suçlanıyor.  Genelkurmay Başkanı Korgeneral Herzi Halevi’nin görevden alınmasını hızlandırma konusu, Likud liderleri, Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir arasındaki görüşmelerde gündeme geldi. Bu, son ikisini koalisyonda kalmaya ikna etme girişiminin bir parçasıydı.”

“Kamuoyuna verilen mesaj, ordunun üst kademelerini bozgunculardan temizlemek için ateşkesten yararlanacağımız ve ardından yeni yönetim altında savaşı yeniden başlatacağımız yönünde. Gerçekte bu sadece halkın kafasını karıştırmaya yönelik bir girişim. Savaşın başarısızlıkla sonuçlanmasının sorumlusu gerçekten subaylarsa, aptalca bir strateji belirleyen ve Hamas’ın yarattığı tehlikeyi hafife alan hükümet, çok ihtiyaç duyulan bir devlet soruşturma komisyonunun kurulmasını engelleme çabalarına devam edebilir.”

Üç İsrailli rehineye karşılık 90 Filistinli esir serbest bırakıldı

ORTADOĞU

“İlgi var ancak yaptırımlar yatırımları engelliyor”

Yayınlanma

ahmed şara-silikon vadisi

Suriye Yatırım Ajansı Başkanı Eymen Hamaviye, Batı’nın Suriye bankacılık sektörüne yönelik yaptırımlarının, ülkeye yapılacak kritik yatırımları engellediğini söyledi. Hamaviye’ye göre, Beşar Esad’ın düşüşünden bu yana yabancı yatırımcılar ilgi duymasına rağmen yaptırımlar nedeniyle yatırım yapmaktan çekiniyor.

Hamaviye, Reuters’a verdiği demeçte, “Yaptırımlar her şeyi durdurdu. Şu anda en çok Suriye halkını etkiliyor ve onların çektiği sıkıntıları artırıyor” dedi.

Hamaviye, Esad’ı deviren ve yönetimi ele geçiren Heyet-i Tahrir eş-Şam (HTŞ) tarafından Suriye Yatırım Ajansı’nın başına getirildi. Suriye Yatırım Ajansı, 2007 yılında yatırım çekmek amacıyla kurulmuştu.

Hamaviye, ağırlıklı olarak Suriyeli, Türk ve Körfez Arap ülkelerinden iş insanlarının yanı sıra bazı Avrupalı yatırımcılardan da talepler geldiğini belirtti. Yatırımcıların hastane inşaatı, rüzgâr enerjisi projeleri ve gayrimenkul geliştirme gibi birçok alandaki projelerle ilgilendiğini söyledi.

Hamaviye, “Ancak hepsi, bankacılık sektörünün yaptırımlar altında olması nedeniyle yatırım yapmanın zor olduğunu söylüyor. Kimse bir çantayla milyonlarca avro getiremez. Bugünün dünyasında işler böyle yürümüyor” dedi.

ABD, ocak ayında Suriye’ye yönelik yaptırımlarda enerji sektörü ve Suriye yönetimine yapılan mali transferleri kapsayan altı aylık bir muafiyet getirdi. Ancak Suriye Merkez Bankası’na yönelik yaptırımlar devam ettiği için ülke, uluslararası finans sisteminin dışında kalmaya devam ediyor.

AB de ocak ayı sonunda Suriye’ye yönelik geniş kapsamlı yaptırımları hafifletmeye yönelik bir yol haritası üzerinde anlaştı. AB diplomatları, bu sürecin bankacılık sektörüne yönelik bazı yaptırımların kaldırılmasını da içerebileceğini söylüyor ancak detaylar henüz Brüksel’de netleştirilmiş değil.

“Şu ana kadar atılan adımlar yetersiz” diyen Hamaviye, uluslararası toplumun Suriye’de yatırımların güvenli bir bankacılık sistemi üzerinden yürütülmesini sağlaması gerektiğini vurguladı. Hamaviye, “Bence herkesin çıkarı, bu işlemlerin şeffaf bir bankacılık sistemi üzerinden yürütülmesinde. Aksi takdirde, gayri resmi para transfer ağları devreye girer” ifadelerini kullandı.

Silikon Vadisi’nden Şam’a ziyaret

Öte yandan siyaset ve iş dünyasından Suriye’ye yapılan ziyaretler devam ediyor. Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Silikon Vadisi’nden gelen Suriyeli-Amerikalı uzmanlardan oluşan bir heyetle görüştü.

Silikon Vadisi’nde çalışan Suriyeli bilişim mühendisleri geçen hafta Şam’da düzenlenen konferansta öğrenciler ve sektör çalışanlarıyla bir araya gelmişti. Konferansın katılımcıları, Suriyeli mühendislerin bilgi ve tecrübelerini ülkelerine aktarmasının önemini vurgulayarak bilişim sektörünün ülke ekonomisine katkı sağlayabileceğini belirtti.

Okumaya Devam Et

ORTADOĞU

İran müzakereye hazır ancak “maksimum baskı altında” değil

Yayınlanma

İran dini lideri Hamaney’in ABD ile müzakerelerin “akıllıca” olmadığını söylemesinden sonra daha önce müzakerelere yeşil ışık yakan İran hükümeti yetkilileri, ABD ile yaptırımların kaldırılması konusunda müzakereye hazır olduklarını ancak bunu Trump’ın “maksimum baskı” politikası altında yapmayacaklarını söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta İran’a yönelik “maksimum baskı” kampanyasını yeniden devreye sokarak Tahran’ın nükleer silah elde etmesini engellemeye yönelik yaptırımları sıkılaştırdı. Ancak aynı zamanda, İran ile bir anlaşmaya açık olduğunu ve İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan ile görüşmeye istekli olduğunu dile getirdi.

İran hükümeti de ABD ile müzakereler konusunda istekli açıklamalar yaparken ülke lideri Ayetullah Ali Hamaney, cuma günü Tahran’da katıldığı bir etkinlikte “Trump’ın ilk başkanlık dönemindeki eylemleri” ışığında, Washington ile müzakerelerin, “akıllıca” olmayacağını söyledi.  Tüm stratejik kararların nihai onay makamı konumundaki Hamaney, “böyle bir hükümetle müzakere yapılmaması gerektiğini” belirtti.

Hamaney’den hükümete “ABD” uyarısı

Dini liderden gelen bu uyarının ardından hafta sonu, üst düzey yetkililer ve milletvekillerinin katıldığı bir konferansta konuşan Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi, “Yaptırımların kaldırılması müzakereleri gerektirir, ancak maksimum baskı politikası altında değil. Müzakere, zayıf bir konumdan yapılamaz. Bu, müzakere değil, bir tür teslimiyet olur. Biz asla bu şekilde masaya oturmayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan da bugün, 1979 İslam Devrimi’nin yıl dönümü için düzenlenen gösterilerde, baskılara boyun eğmeyeceklerini söyledi.

Tahran’daki Özgürlük Meydanı’nda halka seslenen Pezeşkiyan, “Eğer ABD müzakerelerde samimiyse neden bize yaptırım uyguluyor” diye sordu. İran’ın savaş peşinde olmadığını vurgulayan Pezeşkiyan, ancak “baskılara boyun eğmeyeceklerini” belirtti.

İran devlet televizyonu, ABD ve İsrail’den gelen baskının arttığı bir dönemde, İran’ın birlik içinde olduğunu göstermek amacıyla düzenlenen gösterilere yüz binlerce kişinin katıldığını aktardı. Göstericiler, “Amerika’ya ölüm” ve “İsrail’e ölüm” şeklinde sloganlar attı.

Okumaya Devam Et

ORTADOĞU

İsrail heyeti “ikinci aşama” için Katar’da

Yayınlanma

Netzarim Koridoru

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sözcüsü, İsrail heyetinin pazar günü ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin görüşmelerde bulunmak üzere Katar’a ulaştığını açıkladı. Bu gelişme, İsrail ordusunun, Hamas ile yapılan ateşkes anlaşması kapsamında Gazze’de önemli bir geçiş noktasından çekilmesiyle aynı zamana denk geldi.

İsrail ile Hamas arasındaki dolaylı müzakerelerin, Netanyahu’nun geçen hafta ABD’ye yaptığı ziyaretin ardından bu hafta yeniden başlaması bekleniyor. Ancak Reuters’ın haberine göre Netanyahu’nun ofisinden bir kaynak, İsrail heyetinin şimdilik yalnızca teknik konuları görüşeceğini, savaş sonrası Gazze’nin yönetimi gibi daha büyük meselelerin ise daha sonraki aşamalarda ele alınacağını belirtti.

Geçen hafta, ABD Başkanı Donald Trump, Filistinlilerin Gazze’den tahliye edilmesi ve bölgenin ABD’ye ait olması gerektiğini savunan sürpriz bir açıklamada bulundu. Washington, Gazze’yi yeniden inşa edeceklerini söylerken, Trump’ın bu çıkışı büyük tepki çekti. Trump yönetimi daha sonra bu ifadeleri yumuşatarak, Filistinlilerin Gazze’ye geri dönebileceğini ancak bölgenin patlamamış mühimmatlardan temizlenmesi ve yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtti.

Buna rağmen Trump’ın planı, kamuoyunda “etnik temizlik” olarak nitelendirilmeye devam ediyor. İsrail ise Trump’ın açıklamalarına destek verdi. Netanyahu’nun güvenlik kabinesinin yarın hem Trump’ın önerisini hem de ateşkesin ikinci aşamasını görüşmek üzere toplanması bekleniyor.

19 Ocak’ta başlayan ateşkesin ilk aşaması altı hafta sürecek. Bu süreçte, Hamas’ın 33 İsrailli rehineyi serbest bırakması karşılığında İsrail de yaklaşık 2.000 Filistinli mahkûmu tahliye edecek.

İsrail ordusu Netzarim Koridoru’ndan çekildi

Ateşkes anlaşmasının arabuluculuğunu ABD, Katar ve Mısır üstlendi. Anlaşma gereği İsrail ordusu, pazar günü Gazze’yi ikiye bölen Netzarim Koridoru’ndaki son mevzilerinden tamamen çekildi. İsrail’in çekildiğini duyurmasının ardından bölgeden geçen çok sayıda Filistinli görüntülendi. Uzun araç kuyrukları oluşurken, Hamas yönetimindeki polis güçleri bölgedeki geçişleri düzenlemek için konuşlandı. Reuters’in paylaştığı görüntülerde, İsrail askeri araçlarının kıyı şeridinden ayrılarak İsrail sınırına doğru hareket ettiği görüldü.

Ateşkes anlaşması kapsamında, eski Amerikan askerlerinden oluşan özel güvenlik görevlileri de Netzarim Koridoru’ndan geçen araçları denetlemek için görevlendirildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English