Amerika
Schiller Enstitüsü, Trump yönetiminin ulusal güvenlik stratejisini masaya yatırdı

Schiller Enstitüsü tarafından düzenlenen uluslararası panelde, eski diplomatlar ve uzmanlar ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni ve NATO’nun değişen rolünü değerlendirdi. Toplantıda Batı’nın finansal ve askeri sistemindeki krizlere dikkat çekilirken, küresel barış için yeni bir güvenlik mimarisinin gerekliliği vurgulandı.
Schiller Enstitüsü düşünce kuruluşunun düzenlediği “Uluslararası Barış Koalisyonu” toplantısında, ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi (NSS), NATO’nun küresel rolü ve derinleşen finansal krizin jeopolitik yansımaları ele alındı.
Enstitünün kurucusu Helga Zepp-LaRouche’un ev sahipliği yaptığı panele, eski İngiliz diplomat Alastair Crooke, eski ABD’li diplomat ve CIA yetkilisi Graham Fuller ile Guyana’nın eski Cumhurbaşkanı Donald Ramotar katıldı.
Toplantının açılışını yapan Helga Zepp-LaRouche, ABD’nin yeni strateji belgesinin sorunlu unsurlar barındırmasına rağmen, uzun süredir ertelenen bir krizi tetiklediğini belirtti.
Transatlantik sistemin finansal bir çöküş yaşadığına dikkat çeken Zepp-LaRouche, mevcut krizlerin parçalı çözümlerle aşılamayacağını ifade etti.
Zepp-LaRouche, NATO’nun artık bir savunma ittifakı olmadığını vurgulayarak, “NATO artık bir Atlantik savunma ittifakı değil, kendisini tek kutuplu dünya düzenini savunmak için bir askeri kol olarak görüyor” dedi.
“ABD imparatorluğu yapısal borç kriziyle yüzleşiyor”
Panelin konuklarından eski İngiliz diplomat ve Conflicts Forum’un kurucusu Alastair Crooke, ABD’nin yeni güvenlik stratejisinin küresel çatışmada yeni bir evreye işaret ettiğini söyledi.
Bu yeni dönemin uçak gemileri veya füzeler gibi sembolik askeri güçten ziyade, hangi küresel sistemin hakim olacağıyla ilgili olduğunu belirten Crooke, ABD’nin imparatorluk yükünü artık taşıyamayacağını kabul ettiğini dile getirdi.
Crooke, Washington’ın yaptırımlarının başarısız olduğunu ve Çin ile Rusya’nın bu duruma adapte olduğunu ifade etti.
ABD’nin borç krizine ve mali yapıdaki çelişkilere dikkat çeken Crooke, “NSS’nin stratejik özü, imparatorluğun çöküşü uyarısıdır… Bu strateji, ABD’yi imparatorluğu sürdüremez hale getiren temel ekonomik yapısal çelişkilere bypass yapmaya çalışıyor” diye konuştu.
Eski diplomat, Donald Trump’ın “ticaret yoluyla barış” yaklaşımının, müttefiklerden ve hasımlardan ABD’ye yatırım akışını zorlamak için tarifeleri kullanmayı içerdiğini belirtti.
“Washington, Latin Amerika’da Çin’in nüfuzunu yok etmek istiyor”
Venezuela ve Latin Amerika’daki gelişmeleri iki farklı sembolik mimarinin çatışması olarak yorumlayan Crooke, ABD’nin bölgede kendi ticari haklarını tekelleştirmek istediğini savundu.
Crooke, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD şirketlerine tam katılım teklif etmesine rağmen Trump’ın bunu reddettiğini hatırlattı.
Crooke, bu reddin nedenini şu sözlerle açıkladı:
“Trump buna neden hayır dedi? Cevap, Çin’in Venezuela’ya sıfır gümrük tarifeli ticaret anlaşması ve petrol sahalarına milyar dolarlık yatırım teklif etmesinde yatıyor… Venezuela’da gördüğünüz şey, NSS’nin çok açık bir şekilde belirttiği gibi, ‘kendi ilgi alanımızda tek ticari hakları istiyoruz, başkasını değil’ anlayışıdır.”
Guyana eski Cumhurbaşkanı Donald Ramotar da ABD’nin Latin Amerika ve Karayipler’e yönelik tutumunu eleştirdi. Ramotar, ABD’nin bölgede sömürgeci bir güç gibi hareket ettiğini ve uluslararası hukuku yok saydığını belirtti.
Karayip ülkelerinin ABD’nin yaptırımlarından ve müdahalelerinden korktuğu için sessiz kaldığını ifade eden Ramotar, “ABD, Çin’i; etkisini, özellikle de altyapı eksikliğimizi gideren Kuşak ve Yol Girişimi’ni engellemek için bölgeden çıkarmaya çalışıyor” dedi.
“Avrupa, Rusya’yı kışkırtmak için bir gerekçe arıyor”
Avrupa’nın Ukrayna savaşı ve Rusya ile ilişkiler konusundaki tutumunu değerlendiren Alastair Crooke, Avrupa başkentlerinde bir “devrim” yaşandığını ve kıtanın 1917 Rusya’sına benzer bir parçalanma sürecinde olduğunu dile getirdi.
Avrupalı liderlerin Rusya ile bir savaşı sürdürecek paraya, silaha veya insan gücüne sahip olmadıklarını bildiklerini belirten Crooke, buna rağmen savaş söyleminin yükseldiğine dikkat çekti.
Crooke, Avrupa’nın ABD’yi çatışmaya çekmek için bir olay kurgulayabileceği uyarısında bulunarak şunları söyledi:
“Avrupa Rusya ile savaşamaz ama Rusya ile bir savaşı kışkırtabilir… Amaç, Churchill’in Pearl Harbor’ın Amerika’yı Almanya’ya karşı savaşa sokacağını umduğu gibi bir olay yaratmak. Avrupalılar, Trump’ı Rusya’ya karşı savaşa sokacak bir olay istiyor.”
“Avrupa, Avrasya’nın yükselişine karşı körleşti”
Eski ABD’li diplomat ve CIA yetkilisi Graham Fuller ise Avrupa’nın kimliğini ve tarih bilincini kaybettiğini savundu.
Avrupa’nın, Avrasya’nın yükselişine ve BRICS gibi oluşumlara karşı tamamen körleştiğini belirten Fuller, kıtanın geleceğinin Rusya ile ilişki kurmaktan geçtiğini ancak mevcut politikaların bunu engellediğini ifade etti.
Fuller, Avrupa’nın jeopolitik konumunu şu ifadelerle tanımladı:
“Avrupa’nın, devasa Avrasya kıtasının ucunda sallanan acınası küçük bir kuyruğa dönüştüğünü uzun zamandır hissediyorum… Avrupa’nın bu yeni düzende yerinin ne olabileceğini, ne olacağını veya ne olmak istediğini bildiğinden emin değilim.”
Yeni bir güvenlik mimarisi çağrısı
Panelin moderatörlüğünü yapan Dennis Small, küresel borç krizinin “odadaki fil” olduğunu ve mevcut sistemin iflas ettiğini vurguladı.
Small, Venezuela meselesinin sadece petrol veya uyuşturucu değil, Kuşak ve Yol Girişimi’ni durdurmakla ilgili olduğunu belirtti.
Toplantının kapanışında konuşan Helga Zepp-LaRouche, dünyanın nükleer savaş tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu hatırlattı.
Çözümün, Batı’nın çatışma yerine işbirliğini seçmesinde yattığını belirten Zepp-LaRouche, “İnsanlık tarihinin evrensel bir noktasına ulaştık; sadece yarım bin yıllık sömürgeciliği değil, aynı zamanda 20. yüzyılda iki dünya savaşına yol açan jeopolitik zihniyeti de geride bırakmalıyız” ifadelerini kullandı.
Zepp-LaRouche, Şi Cinping’in Küresel Güvenlik Girişimi ve Vladimir Putin’in Avrasya güvenlik mimarisi önerilerine atıfta bulunarak, tüm ülkelerin güvenlik ve kalkınma çıkarlarını kapsayan yeni bir düzenin inşa edilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak











