Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın AI emrinin yarattığı sarsıntı sürüyor

Yayınlanma

Her iki partiden politikacılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta imzaladığı ve eyaletlerin yapay zekayı (AI) düzenleme yetkisini sınırlamayı amaçlayan başkanlık kararnamesini eleştiriyor.

İki tarafın eleştirileri önemli noktalarda farklılık gösterse de, AI düzenlemelerinin geleceğinin “sol” ve “sağ” gibi keskin bir ayrımla ele alınmayacağına işaret ediyor. Ayrıca, başkanlık kararnamesi de yargı kavgasının başladığını gösteriyor.

Trump’ın başkanlık emri, teknolojiyi ilerletmek için “tek bir ulusal çerçeve” lehine eyaletlerin kendi AI düzenlemelerini yürürlüğe koymalarını engellemeyi amaçlıyor.

Beyaz Saray, AI düzenlemelerine yönelik “parçalı” bir yaklaşımın inovasyonu engelleyeceğini ve Çin ile rekabet etmeyi zorlaştıracağını savunuyor. Bu görüş, kararname lehine lobi faaliyeti yürüten teknoloji şirketleri tarafından da paylaşılıyor. 

ABD eyaletlerinin neredeyse yarısı, algoritmik fiyatlandırmayı sınırlayan ve bazı AI yaratımlarının ticari kullanımını yasaklayan yasalar da dahil olmak üzere, bir tür AI regülasyonu uyguluyor ve yasal zorluklar bekleniyor.

Demokratlar tüketicinin daha fazla korunmasını savunurken, Trump dahil Cumhuriyetçiler, kurumsal inovasyonu teşvik etmek için düzenlemeleri basitleştirmenin önemli olduğunu söylüyorlar.

Fakat birkaç Cumhuriyetçi lider kamuoyuna önünde yeni emre karşı çıktı. Florida Valisi Ron DeSantis, bu emri “Büyük Teknoloji şirketlerine sübvansiyon” olarak nitelendirdi ve bunun eyaletlerin haklarını zayıflatacağından endişe duyduğunu ifade etti.

“Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) hareketinin ideologlarından Steve Bannon ise, yapay zekanın daha fazla düzenlemeye ihtiyacı olduğunu söyleyerek, onu “insanlık tarihinin en tehlikeli teknolojisi” olarak nitelendirdi ve bunun “istihdam kıyametine” yol açacağını savundu.

Eylül ayında yapılan bir Gallup anketine göre, Amerikalıların %80’i, büyümenin yavaşlamasına neden olsa bile hükümetin yapay zeka güvenliğini öncelikli hale getirmesi gerektiğini söyledi.

Fakat Wall Street Journal, şirketlerin “bu teknolojiye toplu olarak trilyonlarca dolar yatırım yapmasına” rağmen, yapay zeka ile ilgili endişelerin “seçmen anketlerinde önemli bir düzeye ulaşmadığını” bildirdi.

Dahası, POLITICO’da yer alan bir habere göre, eyalet düzeyindeki yapay zeka yasalarını tehdit eden başkanlık emri, kiralama ve ev satın alma piyasalarını manipülasyondan korumaya yönelik çabaları altüst edebilir.

Başkanlık emrinin destekçileri ve eleştirmenleri, yasal belirsizliğin gelecek yılki seçimler öncesinde konut maliyetlerini düşürmeye yönelik adımları engelleyebileceği konusunda uyarıda bulundu.

Eyalet Kongre üyeleri, bu teknolojinin rekabeti engelleyici ve ayrımcı uygulamaları teşvik etmek için kullanılabileceği endişesiyle, konut sektöründe yapay zeka kullanımını düzenlemeye yönelik yasa tasarılarını giderek daha fazla öneriyorlar.

Eyalet düzeyinde koruyucu önlemlerin destekçileri, bu önlemlerin kira fiyatlarını ve diğer konut maliyetlerini artırmaya yönelik saldırgan çabaları engellediğini savunuyorlar. 

Ayrıca, Cumhuriyetçi ve Demokrat eyaletlerden çok sayıda başsavcı, hükümetlerinin yapay zeka yasalarını önlemek için yapılan çabaların “yanlış” olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Kira ve konut fiyatları, ara seçimler yaklaşırken yaşam maliyetiyle ilgili önemli bir sorun haline gelirken, ulusal politika yapıcılar, konut satın almakta zorlanan düşük ve orta gelirli Amerikalılar için iki partili çözümler geliştirmeye çalışıyor.

Bazı eyalet Kongre üyeleri, konut kiralama, kredi ve sigorta alanlarında yapay zeka kullanımını kısıtlayan yasa tasarıları ile konut maliyetlerini ele almaya çalıştı. Fakat bu hükümler, başkanın yapay zeka moratoryumu nedeniyle zorluklarla karşılaşabilir.

Temmuz ayında yapılan bir Ulusal Eyalet Meclisleri Konferansı analizi, konut sektöründe yapay zeka ile ilgili ülke çapında 40’tan fazla bekleyen yasa tasarısı olduğunu ortaya koydu. Bu yasa tasarılarının çoğu, ev sahiplerinin fiyatlandırmayı koordine etmek için yapay zeka algoritmalarını kullanmasını engelleme çabasını yansıtıyor ve daha düşük konut maliyetleri arayan potansiyel kiracıların pazarlık gücünü ortadan kaldırıyor.

Yasa tasarıları, Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) emlak yazılım şirketi RealPage aleyhine bu konuyla ilgili davayı neredeyse sonuçlandırmak üzereyken geldi.

DOJ, Biden yönetimi sırasında bir grup eyalet başsavcısıyla birlikte RealPage’i dava etmiş ve şirketin gayrimenkul yönetim yazılımının işlevsel olarak ev sahiplerinin kira fiyatları konusunda gizli anlaşma yapmasına olanak tanıdığını iddia etmişti.

Trump’ın DOJ’u davayı sürdürdü ve kasım ayında, şirketin kira belirlemede kamuya açık olmayan verileri kullanmasını engelleyen bir uzlaşma önerisi sundu.

New York, ekim ayında ev sahiplerinin kira fiyatlarını koordine etmelerine olanak tanıyan yapay zeka algoritmalarının kullanımını yasaklayan bir yasa çıkardı ve benzer bir yasa tasarısı Massachusetts eyalet meclisinde ilerliyor.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English