Bizi Takip Edin

Avrupa

Söder: AfD’yi öylece ortadan kaldıramazsınız

Yayınlanma

CSU lideri ve Bavyera Başbakanı Markus Söder, Almanya için Alternatif’in (AfD) bir “Avrupa fenomeni” olduğunu söyleyerek, bu partinin “öylece ortadan kaldırılamayacağını” savundu.

Şansölye Friedrich Merz’in üye olduğu CDU’nun kardeş partisi CSU’nun en önemli ismi olan ve Alman ulusal siyasetinde de büyük bir rol oynayan Söder, ARD’ye verdiği mülakatta kendisini “demokrasi stabilizatörü” olarak nitelendirdi.

Mart ayında yapılan Bavyera yerel seçimlerinde, Söder’in liderliğindeki CSU oyların yüzde 32,5’ini aldı. Bu, 1950’lerden bu yana elde ettiği en kötü sonuçtu. CSU, 13 ilçe yöneticisi koltuğunu kaybetti.

Ayrıca son zamanlarda parti içinde de bir huzursuzluk yaşanıyor. Parti içi bir mektupta, CSU Genel Başkan Yardımcısı ve Avrupa Halk Partisi (EPP) Başkanı Manfred Weber, “aidiyet duygusunun eksikliğinden” bahsetti.

Söder ise durumu farklı görüyor. “Diğer tüm demokratik partilerle karşılaştırıldığında, biz açık ara en güçlüyüz,” diyen Bavyeralı, partisinin 2020 seçimlerindeki oy oranına yaklaşık olarak aynı seviyede kaldığını belirtti. Bu yerel seçimlerde CSU, 1,9 puanlık bir kayıp yaşadı.

Eyalet Başbakanı, Söder’in kendi destek oranları da dahil olmak üzere sonuçların pek parlak olmamasına rağmen, CSU’nun “bu çalkantılı zamanlarda istikrarın en büyük dayanağı” olduğunu söyledi.

Pandeminin zirve yaptığı döneme kıyasla, en son ARD DeutschlandTrend’in nisan ayında yaptığı ankette Söder’in destek oranı yüzde 58’den yüzde 27’ye düştü.

AfD, Bavyera’da yüzde 12,2’ye ulaşarak (yüzde 7,5’lik bir artışla) önemli bir ilerleme kaydetmiş olsa da, Söder, “AfD’yi öylece ortadan kaldıramazsınız,” dedi.

Anayasa Koruma Dairesi tarafından “aşırı sağcı” olarak sınıflandırılan partinin, “Avrupa çapında bir olgu” olduğunu kaydeden Söder, AfD ile mücadele etmek için onu taklit etmenin de mümkün olmadığını savundu.

CSU lideri Söder’in bakış açısına göre, sert bir göç politikası, AfD’yi olabildiğince küçük tutmanın yollarından biri.

Almanya’ya gelen göçmen sayısı önemli ölçüde azalmış olsa da, “burada hâlâ aslında ikamet hakkı olmayan çok sayıda insan var.”

Söder, bu kişilerin “geri gönderilmesi” gerektiğini belirterek, daha fazla sınır dışı edilme uygulamasını savundu.

Buna ek olarak, ekonominin canlandırılması gerektiğini kabul ediyor. Söder, BMW’de yakın zamanda açıklanan 8.000 kişilik işten çıkarma kararına rağmen, Bavyera’da bu konuda işlerin iyi gittiğini savundu.

Bavyera’nın “en güvenli, en güçlü ve en yenilikçi” eyalet olduğunu ileri süren Başbakan, eyalet ekonomisini nasıl canlandırmayı planladığını tam olarak belirtmedi.

Bavyera’nın iktisadi açıdan en güçlü eyaletler arasında yer aldığı doğru olsa da gayri safi yurtiçi hasıla açısından Kuzey Ren-Vestfalya, Bavyera’nın önünde birinci sırada. Kişi başına GSYİH açısından ise Hamburg, Bavyera’nın önünde.

Genel rekabet koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini söyleyen Söder, “Daha az çalışmalıyız ya da daha erken emekli olmalıyız” gibi önerilerin uzun vadede işe yaramayacağını ileri sürdü.

Daha uzun süre çalışmak ve daha geç emekli olmak konusunda ise herkes aynı fikirde değil. Thüringen, Saksonya-Anhalt ve Saksonya eyalet başbakanları, insanların 45 yıllık prim ödemesinin ardından emekli olmalarına izin verilmesine karşı çıktılar.

Söder, bu öneriyi “biraz şaşırtıcı” olarak nitelendirdi ve Emeklilik Reformu Komisyonu’nun tüm nesiller için “çok uzun vadeli emeklilik istikrarı” sağlayacak planlar sunduğunu belirtti. CSU lideri, tüm emeklilik paketinin şimdi bozulma riski taşıdığını düşünüyor.

Şansölye Friedrich Merz, emeklilik tartışmaları ve her şeyden önce kabinesindeki çalkantılı yeniden yapılanma nedeniyle, kısmen kendi saflarından bile, eleştirilere maruz kaldı.

Fakat CSU lideri Söder, ona destek verdi. Önemli olanın, hükümetin bir bütün olarak sağlam durması olduğunun altını çizen Bavyeralı, hükümetin “çok, çok iyi” bir şekilde ayakta durduğunu, Merz’in de “çok, çok istikrarlı ve güçlü” olduğunu, şu anda ihtiyaç duyulan şeyin “boş laflar değil, birlik” olduğunu söyledi.

Eyalet Başbakanı, Ilse Aigner’in Federal Cumhurbaşkanı olarak değerlendirilmesi yönündeki görüşünü bir kez daha dile getirdi.

Bu sefer bir kadını Federal Cumhurbaşkanı olarak seçmenin “çok iyi bir fırsat” olduğunu söyledi. Nihayetinde, CDU/CSU’nun bunu birlikte tartışması gerekecek. Söder, SPD’den şimdiden “çok olumlu sinyaller” aldığını söyledi.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English