Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Suudi Arabistan petrol fiyatlarında tarihi indirime gidiyor

Yayınlanma

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının ardından Asya pazarındaki alıcıları çekmek amacıyla petrol fiyatlarında son 26 yılın en büyük indirimini yapmaya hazırlanıyor. Devlete ait Saudi Aramco şirketinin ağustos ayı sevkiyatlarında gerçekleştireceği bu kesinti, Rus petrolünün en büyük alıcıları olan Çin ve Hindistan pazarlarını da doğrudan etkileyecek.

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasıyla birlikte Asya’daki alıcıları çekmek için petrol fiyatlarında keskin bir indirime gidiyor.

Bölgede aylardır milyonlarca varil Ortadoğu petrolünü taşıyan tankerlerin bloke kalmasının ardından gelen bu adım, küresel enerji piyasalarındaki dengeleri değiştirebilecek bir nitelik taşıyor.

Bloomberg’ün aktardığı verilere göre, krallığın devlete ait petrol şirketi Saudi Aramco, amiral gemisi konumundaki “Arab Light” türü ham petrolün ağustos ayı resmi satış fiyatını varil başına 11 dolar düşürecek.

Bu kararla birlikte Suudi petrolü, gelecek aydan itibaren bölgesel göstergelerin 1,5 dolar altında satılacak. Bu durum, 2020 yılındaki küresel salgın döneminden beri ilk kez indirimli satış yapılması anlamına geliyor.

Çin ve Hindistan pazarı etkilenecek

Suudi Arabistan’ın gerçekleştireceği bu fiyat indirimi, son 26 yılın en büyük düşüşü olarak kayıtlara geçecek. Söz konusu adım, Rusya’nın petrol ihracatının yüzde 90’ını satın alan ve Rusya’nın en kritik müşterileri konumunda bulunan Çin ile Hindistan’ı da doğrudan etkileyecek.

İran’daki savaş sebebiyle Suudi Arabistan dahil olmak üzere OPEC ülkelerinin toplam üretimi günlük 16,13 milyon varil ile 2000 yılından bu yana en düşük seviyeye gerilemişti.

Ancak Basra Körfezi’nin en büyük üreticileri kuyuları yeniden devreye alıyor ve bu petrol pazara akmaya başlıyor.

Ekonomist Yegor Susin, gemi takip verilerine dayanarak Hürmüz Boğazı’ndan her gün 12 milyon varile yakın petrolün tankerlerle taşındığını belirtiyor.

Sevkiyat gerçekleştiren ülkeler arasında, ABD yaptırımlarının kaldırılmasıyla yeniden dolar üzerinden ham petrol ticareti yapma hakkı kazanan İran da yer alıyor.

Pazara dönen petrol hacmi, küresel fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor. Brent petrolün varil fiyatı haziran başından bu yana yüzde 22, nisan sonuna kıyasla ise yüzde 40 düşerek 71,97 dolara geriledi.

İlkbahar aylarında 115 dolara kadar yükselen Rus Urals petrolünün varili ise 2 Temmuz itibarıyla 40,4 dolara kadar indi.

Bu fiyat seviyesi, ocak-mayıs dönemini 6 trilyon rublelik rekor açıkla kapatan Rusya bütçesinde öngörülen hedefin 19 dolar altında kalıyor.

Argus verilerine dayandırılan bilgilere göre Urals petrolündeki iskonto oranı varil başına 27 doları aşmış durumda.

Piyasada arz fazlası bekleniyor

Citi analistlerinin tahminlerine göre Urals petrolünün varil fiyatı yıl sonuna doğru 60 dolar seviyesine kadar gerileyebilir. Bankanın analizlerinde, haziran başında OPEC ülkelerinden gelen petrol akışının savaş öncesi seviyelere döneceği öngörülüyor.

Üreticilerin tüm atıl kapasitelerini devreye sokması durumunda küresel piyasa dengesinin arz fazlasına kayacağı tahmin ediliyor.

Analistler, talebin beklentilerin altında kaldığı bu dönemde küresel petrol üretiminin öngörüleri günlük 1 milyon varil aştığına işaret ediyor.

Ortadoğu

Suriyeli yetkililer: Türk heyeti İsrail saldırılarından saatler önce Suriye hava üssünü ziyaret etti

Yayınlanma

Suriyeli yetkililer, bir Türk heyetinin İsrail hava saldırılarının hedef aldığı kuzey Suriye’deki bir hava üssünü saldırıdan bir gün önce ziyaret ettiğini söyledi.

İsrail saldırıları salı günü erken saatlerde, heyetin ayrılmasından birkaç saat sonra Ebu Duhur üssünü vurdu. Saldırıda hasar meydana geldi ancak can kaybı yaşanmadı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi yaptığı açıklamada, Suriye’nin Türk askerlerinin buraya konuşlanmasına izin vererek üzerinde mutabık kalınan “güvenlik konularındaki statükoyu” “ihlal etmenin eşiğine geldiği” gerekçesiyle üssün hedef alındığını iddia etti.

Kamuoyuna açıklama yapma yetkileri bulunmadığı için isimlerinin açıklanmaması koşuluyla AP’ye konuşan iki Suriyeli yetkili, Türk heyetinin pazartesi günü kuzeybatıdaki İdlib vilayetinde bulunan hava üssünü ziyaret ederek tesiste devam eden rehabilitasyon çalışmalarını incelediğini söyledi.

Türk ve Suriyeli yetkililer, İsrail saldırısını kınadı. Türkiye’deki ABD Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye Özel Temsilcisi olan Tom Barrack ile bir dizi Arap ülkesi de saldırıyı kınadı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Netanyahu’nun “İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan hukuka aykırı hava saldırılarını meşrulaştırmayı amaçlayan dayanaksız iddialarda” bulunduğu belirtildi. Açıklamada, Netanyahu’nun “İsrail’deki seçimler öncesinde bölgede yayılmacı ve istikrarsızlaştırıcı politikalar izlemeyi” amaçladığı vurgulandı.

Açıklamada, Türkiye’nin “Suriye’de barış, istikrar ve refahın tesis edilmesi amacıyla Suriye Hükümeti ile meşru bir zeminde işbirliğini kararlılıkla sürdüreceği ve Suriye’nin istikrarsızlaştırılmasına asla izin vermeyeceği” ifade edildi.

Ebu Duhur hava üssü, İdlib, Halep ve Hama vilayetlerinin sınırlarına yakın stratejik bir noktada bulunuyor. Aralık 2024’te muhaliflerin saldırısıyla iktidardan devrilen eski Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad döneminde MiG-23 ve MiG-21 savaş uçakları ile L-39 uçakları bu üsten faaliyet gösteriyordu.

Türkiye, Suriyeli personeli eğiterek, ayrıca ekipman ve lojistik destek sağlayarak Suriye’nin silahlı kuvvetlerini yeniden inşa etme çabalarına destek veriyor. İki ülke geçen yıl askerî işbirliğini resmîleştiren bir anlaşma imzaladı.

Bu yılın başlarında Suriyeli askerler Türkiye’de düzenlenen askerî tatbikatlara da katıldı.

Türk yetkililer, Ankara’nın Suriye’nin güvenliğini kendi güvenliğinden ayrı görmediğini defalarca dile getirdi.

İsrail, Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye genelinde yüzlerce hava saldırısı düzenledi ve ağırlıklı olarak Suriye ordusuna ait askerî varlıkları imha etti. İsrail ordusu ayrıca Suriye’nin güneyinde Birleşmiş Milletler tarafından denetlenen tampon bölgenin kontrolünü ele geçirdi ve buradaki işgalini sürdürüyor.

Yakın zamanda Suudi Arabistan ve Pakistan ile de bir savunma paktı imzalayan NATO üyesi Türkiye, İsrail’in Suriye’deki saldırılarına askerî karşılık vereceğine dair herhangi bir işaret vermedi. Ancak olay, zaten gergin olan Türkiye-İsrail ilişkileri üzerindeki baskıyı daha da artırdı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Filistin kökenli ABD’li, İsrailli yerleşimciler tarafından kuşatılan evine ABD bayrağı astı

Yayınlanma

Bir Filistinli-Amerikalı, Yahudi yerleşimciler tarafından kuşatılan evine ABD bayrağı astı.

Bu arada ABD, dünya çapında kınamaya yol açan bu kuşatmaya yönelik eleştirilerini yineledi.

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus yakınlarındaki Kusra’da bulunan üç evden birinin sahibi olan Luay Ebu Ridi, yerleşimciler tarafından kuşatıldıktan ve bir haftadan fazla bir süredir gıda ve diğer ihtiyaç malzemelerinin girişinin engellenmesinden sonra, pazartesi günü ikinci vatanı Ohio’dan geri döndü.

Salı günü evinin önünde ABD bayrağını dalgalandıran Ebu Ridi, ABD Büyükelçiliği’nden bu konuyu gündemde tutmasını istediğini belirtti.

Ebu Ridi, evinin içinde AFP muhabirlerine yaptığı açıklamada, “Bu, ABD’deki tüm Amerikalılara, Batı Şeria’da neler olup bittiğini, yerleşimcilerin Batı Şeria’daki kendi evimi ele geçirmeye çalışarak bizi nasıl kuşattığını görmeleri için gönderdiğim bir mesaj,” dedi.

ABD’nin baskısı altında, İsrail ordusu geçen hafta yerleşimcileri uzaklaştırma emri verdiğini açıklamıştı.

ABD, Batı Şeria’daki yerleşimci terörünü kınadı

Askerler yerleşimcilerin çadırını kaldırdı ve bir İsrailliyi gözaltına aldı; fakat yerleşimciler yaya olarak ya da araçlarla defalarca geri döndü.

Ebu Ridi, “Askerler evime serbestçe giriyorlar ama hiçbir şey yapmıyorlar. Hatta yerleşimcilerle el sıkışıyorlar. Sanki arkadaşlar gibiler,” dedi.

Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimciler, son aylarda Filistinli sakinlere, genellikle mülklerini ele geçirmek amacıyla, giderek artan bir şekilde tacizde bulunuyor ve saldırıyor.

Binyamin Netanyahu’nun hükümeti, 27 Ekim’de yapılacak seçimler öncesinde Yahudi sağının desteklediği yerleşim yerlerinin oylarını almak istiyor.

Uzun süredir yerleşimcileri destekleyen evanjelik papaz ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Kusra kuşatmasıyla ilgili nadir görülen bir eleştiride bulunarak İsrail’den müdahale etmesini istedi.

Salı günü İsrail televizyonunda yayınlanan röportajlarda Huckabee, ABD’nin kendi vatandaşlarını korumaya kararlı olduğunu belirtti.

Huckabee, Kanal 13’e verdiği demeçte, “Terörist faaliyetlerde bulunan kişilere –bu terimi kullanacağım– ağır sonuçlar uygulanmasını istiyoruz,” dedi.

Büyükelçi olmadan önce “Filistinli” terimini reddetmiş olan Huckabee, “Bu, evlerinin sahibi olan ve korkusuzca ailelerini yetiştirme hakkına sahip Filistinli aileler için adil değil,” dedi.

Aşırılıkçı yerleşimcilerle ilgili olarak Huckabee, “Eğer bu küçük azınlık, davalarına bir iyilik yaptıklarını düşünüyorsa, korkunç bir hata yapıyorlar,” ifadelerini kullandı.

Uluslararası hukuka göre yasadışı sayılan yerleşim yerlerinde, üç milyon Filistinlinin arasında yaklaşık 500.000 İsrailli yaşıyor.

İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı’ndan bu yana Batı Şeria’yı işgal altında tutuyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

BAE, İran ile tüm ticareti durdurdu

Yayınlanma

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), salı günü Tahran’ın Körfez ülkesine doğru iki balistik füze fırlattığını açıklamasının ardından İran ile ticari ve iktisadi ilişkilerini askıya aldı.

BAE Savunma Bakanlığı, hava savunma sistemlerinin İran’dan kendi topraklarına doğru fırlatılan iki balistik füzeyi tespit ettiğini belirtti.

Bu olay, mayıs ayından bu yana Tahran’ın Körfez ülkesine yönelik ilk doğrudan saldırısı olarak değerlendiriliyor.

Olay, BAE’de ikamet edenlere acil durum telefon uyarısı gönderilmesine neden oldu.

Savunma Bakanlığı, değerlendirmelerin füzelerin deniz trafiğini hedef aldığını gösterdiğini belirtirken, füzelerden birinin BAE karasuları dışındaki denize, diğerinin ise karasuları içine düştüğünü de ekledi.

BAE Dışişleri Bakanlığı daha sonra, “bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği zedeleyen bölgesel gerginlikler ışığında, İran ile tüm ticaret, ticari ilişkiler ve finansal işlemlerin bir sonraki duyuruya kadar durdurulduğunu” açıkladı.

İran, füze saldırılarıyla herhangi bir ilgisi olduğunu reddetti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, bu iddianın “iyi komşuluk ilkesine aykırı olduğunu ve bölge ülkeleri arasında güveni güçlendirmeye yönelik devam eden çabaları baltaladığını” söyledi.

Füze saldırıları, BAE ve Tahran’ın iki ülke arasındaki gerginliği azaltmaya çalıştıkları bir dönemin ardından gerçekleşti.

Tahran’ın askeri misillemelerinin büyük kısmı, İran’ın ABD-İsrail saldırılarına zemin hazırladıkları iddiasıyla suçladığı komşu Körfez ülkelerini hedef aldı.

BAE, İran’ın ABD’nin Körfez müttefiklerine yönelik saldırılarının en ağır yükünü üstlendi ve yaklaşık 3.000 füze ve insansız hava aracı saldırısına maruz kaldı.

BAE, Körfez komşuları arasında Tahran’a karşı en şahin tutumu sergileyerek İran’a karşı onlarca saldırıyla karşılık verdi. 

Fakat haziran ayında Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat metninin ardından BAE ile İran arasındaki gerginlikler azaldı.

Anlaşmanın temmuz başında bozulmaya başlamasının ardından İran, saldırılarını çoğunlukla Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün’e yöneltti.

Son aylarda BAE, İran ile diplomatik ve iktisadi kanalları yeniden faaliyete geçirirken, İsrail ve ABD ile askeri bağlarını da güçlendirdi.

Salı günü gerçekleşen füze saldırıları, BAE’ye geri dönen normalleşme havasını bozma tehdidi oluşturuyor.

Dubai’nin finans bölgesi yeniden bankacılarla dolmaya başlamışken, emirlik ile İran limanları arasında bazı ticari faaliyetler yeniden başlamıştı.

Ayrıca, BAE’ye yönelik bazı İran uçuşları da sessizce yeniden başlamıştı.

BAE yetkilileri ayrıca, savaş başladığında ülke dışında bulunan ve BAE’de ikamet izni bulunan yaklaşık 20.000 İranlının ülkeye dönüşüne izin vermeye başlamıştı.

BAE yetkilileri, ülkenin daha geniş çaplı bir bölgesel savaşa daha fazla sürüklenmekten kaçınmak istediğini defalarca vurguladı.

Ne var ki BAE ile İran arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik çabalar, son haftalarda artan bir baskı altındadır.

BAE, bu ay İran’ı Hürmüz Boğazı’nda Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi’ne ait gemilere saldırmakla suçladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English