Ortadoğu
Telegraph: İran’a karşı silahlı Kürt isyanını Erdoğan engelledi

İngiliz gazetesi The Telegraph’a konuşan yetkililer, CIA ve Mossad tarafından tartışılan İran’a karşı silahlı Kürt isyanı planının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından engellendiğini söylediler.
Şubat ayında Beyaz Saray’da bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran hükümetini devirecek bir formül olarak, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’inden (IKBY) İran’ın batı sınırlarına Amerikan hava koruması altında binlerce Kürt milisten oluşan bir ordunun saldırmasını önermişti.
Mossad tarafından geliştirilen ve CIA ile görüşülen operasyon kapsamında, Irak Kürdistanı sınırını aşarak içeri girecek ve İran hükümetini “sonsuza dek” devirecek bir ayaklanmayı körükleyeceklerdi.
The Telegraph’ın edindiği bilgiye göre, bölgede silahlı Kürt güçlerinin bulunması ihtimalinden hoşnut olmayan Recep Tayyip Erdoğan, olaya müdahale etti ve sonunda İsrail ile ABD’yi bu gizli operasyonu sonlandırmaya zorladı.
Yetkili, “Bu şartlardan birkaçı, burada detaylarına girmeyeceğim nedenlerden dolayı gerçekleşmedi. Bu, öngörü eksikliğinden değil, ya operasyonel bir başarısızlıktan ya da alınan kararlardan kaynaklanıyor,” diye ekledi.
İsrail ve Körfez kaynaklarına göre, Trump’ın en çok güvendiği dünya liderlerinden biri olan Erdoğan’ın, ABD başkanına bölgenin hiçbir yerinde Kürt bağımsızlığına müsamaha göstermeyeceğini söylediği anlaşılıyor.
Bu planı öğrenen Erdoğan, Kürt milislerin silahlandırılmasının, Türkiye’nin doğu sınırında “siyasi düşmanlarının geniş kesimlerinin silahlı ve tehlikeli hale gelmesine yol açmasından” endişelendi.
Gazeteye göre Erdoğan’ın müdahalesi, “bir bataklığa dönüşen ve hedeflerine ulaşamayan bu savaşta, rejim değişikliğine yönelik en iddialı girişimlerden birinin başarısızlığa uğramasına” katkıda bulundu.
Trump, rejim değişikliğinin zaten iki kez gerçekleştirildiğini ve yeni hükümetin öncekilerden çok daha “mantıklı” olduğunu söyledi.
New York Times’a göre, Beyaz Saray’daki toplantının ardından ABD’li yetkililer, Kürtlerin İran’a karadan bir işgal düzenleme olasılığını da içeren Netanyahu’nun sunumundaki unsurların “gerçeklikten kopuk” olduğu değerlendirmesinde bulundular.
Trump, CIA Direktörü John Ratcliffe’den brifing alırken, İsrail başbakanının rejim değişikliği senaryolarını tek bir kelimeyle “gülünç” olarak tanımladı.
Yine de bu durum, Bay Trump’ın bu fikri takip etmesini engellemedi. Başkan 1 Mart’ta Kürt liderlerle görüştü ve Tahran’ın zayıflığından yararlanarak kazanç elde edebilecek yerel yetkililer üzerinde baskı yapmaya devam etti.
Reuters: Silahlı Kürt gruplar istikrarsızlıktan faydalanmak için Irak’tan İran’a geçiyor
Bir saldırıya yönelik bariz bir hazırlık olarak görülen bir hamlede İsrail, İran’ın batısındaki rejim yetkilileri, ordu üsleri, füze sistemleri, karakollar ve Besic tesislerini de içeren mevzileri bombaladı.
Bu durum, İsrail’in Kürtlerin ilerlemesi için zemin hazırladığı yönünde spekülasyonlara yol açtı.
Irak Kürdistanı’ndan yapılacak saldırıya, İranlı Kürtlerin altı fraksiyonunun tamamından savaşçıların katıldığı ve bu savaşçıların da İran’daki Kürtlere silah sağlayacağı bildirildi.
İddiaya göre koalisyon, 18 Mart’ta işgale hazırdı. Tek ihtiyaç duydukları şey, Trump’ın yeşil ışık yakmasıydı.
Hazırlıklar sürerken, Kürt örgütleri de İran yönetimine karşı durumlarına ilişkin endişelerini dile getirmeye başladılar ve sadece askeri desteğin ötesinde “siyasi garantiler” talep etmeye başladılar.
üst düzey İsrailli yetkili The Telegraph’a verdiği demeçte, “İstihbarat, [rejim değişikliğinin] gerçekleşeceğini vaat etmedi. Bunun gerçekleşme olasılığını veya ihtimalini artırabileceğinizi söyledi,” diye konuştu.
Planın çökmeye başlamasından kısa bir süre sonra, operasyonun ayrıntıları Amerikan medyasına sızdı.
CIA’in İran’a yönelik operasyon planı: Kürt grupların silahlandırılması gündemde
Fox News, mart ayında bir saldırı başlatıldığını bildirdi. Bu durum, o dönemki Beyaz Saray basın sözcüsü Karoline Leavitt’i, ABD’nin Kürtleri bu amaçla silahlandırmadığını açıklığa kavuşturmaya zorladı.
Aynı zamanda, Erdoğan’ın planın iptal edilmesi için Washington’da lobi faaliyetleri yürüttüğü anlaşılıyor.
Körfez ülkeleri de İran’ın etnik temelli bölünmesinin Orta Doğu’nun tamamını istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulundukları bildirildi.
Bu başarısızlık Tel Aviv’de pek hoş karşılanmadı. Mossad Direktörü Roman Gofman, rejim değişikliği planının hazırlanmasına yardımcı olan kurumun en üst düzey iki yetkilisini görevden almaya karar verdi.
İçeriden gelen bilgilere göre, 28 Temmuz’da Oval Ofis’te yapılan son toplantıda rejim değişikliği konusu yeniden gündeme geldi.
Netanyahu, belirli koşullar altında rejim değişikliğinin hâlâ mümkün olduğunu belirtmişti ama Trump’ı ikna edememiş gibi görünüyor.
Trump, savaşı sona erdirmek için nihayetinde hava saldırıları yerine uzun soluklu bir iktisadi abluka yolunu tercih etti.
Ortadoğu
Netanyahu, Batı Şeria’daki izinsiz yerleşimci karakollarının dağıtılmasını emretti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahun Batı Şeria’daki izinsiz İsrail yerleşimci ileri karakollarının sökülmesini emretti.
Reuters’a konuşan kaynaklar, Netanyahu’nun bu emri, Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetine karşı sert önlem alınması yönündeki ABD baskısına yanıt olarak verdiğini belirtti.
Söküm işlemlerinin ne zaman başlayacağı ise hemen belli olmadı.
Haber, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin, yerleşimciler tarafından defalarca hedef alınan Batı Şeria’daki Turmus Ayya kasabasında Filistin kökenli Amerikalılarla bir araya gelmesinden bir gün sonra yayınlandı.
Huckabee, Filistinlilere yönelik yasa dışı Yahudi yerleşimcilerinin düzenlediği saldırıları “terör eylemleri” olarak nitelendirmişti.
İsrail yerleşimlerinin uzun süredir destekçisi olan Huckabee, son haftalarda yerleşimcilerin şiddet eylemlerini defalarca kınadı.
Ağustos ayında, Batı Şeria’nın Kusra köyünde Filistinlilere ait evleri kuşatan yerleşimcileri “İsrailli teröristler” olarak nitelendirdi ve daha sonra Filistinli Amerikalılara ait mülkleri ele geçiren yerleşimcilerin ABD’nin yaptırımlarına veya ülkeye giriş yasaklarına maruz kalabileceği uyarısında bulundu.
Huckabee, suçu kimin işlediğine bağlı olarak “farklı bir adalet standardı” olmaması gerektiğini belirterek, İsrail’i sorumluları soruşturmaya ve yargılamaya çağırdı.
İzinsiz yerleşim noktaları genellikle az sayıda yerleşimciyi barındıran prefabrik yapılardan oluşur. İsrail, bu tür yerleşim noktalarını zaman zaman söküp kaldırırken, diğerlerine geriye dönük olarak izin veriyor ve bunların devlet fonlarından yararlanmasını sağlıyor.
Son yıllarda Batı Şeria’da yerleşimcilerin şiddet eylemleri keskin bir artış gösterdi. Filistinliler ve insan hakları örgütleri, İsrail makamlarını saldırıları yeterince soruşturmamak veya faillerini adalete teslim etmemekle suçluyor.
Birleşmiş Milletler ve çoğu ülke, Batı Şeria’daki tüm İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuk kapsamında yasadışı kabul ediyor ve bu bölgeyi “işgal altındaki topraklar” olarak değerlendiriyor.
İsrail ise bu tanımlamaya itiraz ediyor ve bölgenin işgal altında değil, “ihtilaflı bir bölge” olduğunu savunuyor.
Ortadoğu
İran, Hürmüz için yeni harita açıklayacak

İran, önümüzdeki günlerde Körfez’de yeni bir kısıtlı bölge ilan edeceğini ve Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için oluşturulacak yeni denizcilik koridorunun haritalarını açıklayacağını duyurdu. Hafta sonu gemilere yönelik karşılıklı saldırılar, pazartesi günü petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, pazar günü devlet televizyonuna verdiği röportajda, yeni kısıtlı bölgenin ABD’nin İran’a yönelik ablukasının başladığı noktadan başlayacağını ve Körfez’deki bazı alanlara kadar uzanacağını söyledi.
Plana ilişkin ayrıntılı bilgi verilmezken Rızai, yeni bölgeye giren herhangi bir geminin yaptırım listesine alınacağını belirtti.
Rızai ayrıca, tanker trafiğine büyük ölçüde kapalı olan ve küresel enerji taşımacılığı açısından hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güzergâhlarını ayrıntılı şekilde gösteren haritaların da yakında onaylanacağını söyledi.
Rızai, “İran ve Umman karasularında yer alan ve yönetiminde İran’ın söz sahibi olacağı yeni uluslararası koridorun haritaları üzerinde anlaşmaya varıldı. Bunların önümüzdeki günlerde imzalanması gerekiyor” dedi.
Rızai, “Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasını ancak onlar [Amerikalılar] İran’a yönelik sabotaj, tehdit ve saldırıları durdurduğunda taahhüt edeceğiz” diye ekledi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının savaşı tetiklemesinin üzerinden altı ay geçerken çatışma çıkmaza girmiş görünüyor. Haziran ayında varılan ön ateşkes anlaşması çökerken, barış sürecini yeniden rayına oturtmayı amaçlayan diplomatik girişimlerde de çok az ilerleme sağlandı.
Ağustos ayının büyük bölümünde askeri faaliyetlere ara verilmesinin ardından karşılıklı saldırılar yeniden başladı. ABD Merkez Komutanlığına (CENTCOM) göre ABD güçleri, İran Devrim Muhafızları Ordusunun bölgedeki ABD savaş gemilerine düzenlediği saldırıların ardından cumartesi günü üç İran petrol tankerini vurdu. Vurulan tankerlerden biri, İran’ın başlıca petrol ihracat merkezi olan Hark Adası açıklarındaydı. İran da ABD saldırılarına bölgedeki üsleri hedef alarak yanıt verdi. ABD ordusunun çok sayıda kayıp verdiği basına yansıdı.
Tahran, bölgedeki ABD çıkarlarını vurma ve çatışma öncesinde küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışını durdurma kapasitesini koruduğunu gösterdi.
Pazartesi günü yayımlanan deniz taşımacılığı verilerine göre, son 10 günde Hürmüz Boğazı’ndan günde ortalama 10 ticari yük gemisi geçti. Bu, mayıs ayından bu yana görülen en düşük seviye oldu. Söz konusu gelişme, petrol fiyatlarının geçen haftaki sert yükselişini sürdürmesine katkıda bulunurken Brent petrol yüzde 0,8 artışla varil başına 97 doların üzerine çıktı.
Yaptırımlar ve petrol ablukası ekonomiyi sıkıştırıyor
İran, ekonomisini ağır biçimde etkileyen ABD yaptırımlarının yol açtığı sorunlarla mücadele çabalarını artıracağını açıkladı.
Ancak Reuters’a konuşan üç üst düzey İranlı kaynak, İran’ın petrol ihracatını abluka altına alarak ve yaptırımların delinmesini engelleyerek ülke ekonomisini boğmayı amaçlayan ABD kampanyasına direnmenin giderek zorlaştığını söyledi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, pazar günü yaptığı açıklamada ABD’nin “çok geç olmadan” oyunun kurallarının değiştiğini anlaması gerektiğini söyledi.
Kalibaf, Telegram kanalında yayımlanan konuşmasında, “Bundan böyle İran’ın çıkarlarına ve güvenliğine yönelik her saldırıya daha hızlı, daha ağır ve daha acı verici bir karşılık verilecek” dedi.
Kalibaf, askeri cephenin yanı sıra İran’ın temel mücadelesinin artık üretim ve halkın geçim koşulları alanında olduğunu söyledi.
Döviz kurundaki sert dalgalanmaları, enflasyonu, işsizliği ve piyasa yönetimini başlıca sorunlar arasında gösteren Kalibaf, İranlıların zorluklara katlanabileceğini ancak kötü yönetime veya eylemsizliğe tahammül edemeyeceğini ve hükümetten hızlı hareket etmesini beklediğini ifade etti.
İran devlet medyasının pazar günü aktardığına göre Ekonomi Bakanı Ali Medenizade, Tahran’ın ABD’nin ekonomik baskısına reformlarla karşılık vermeyi planladığını söyledi ve yaptırımların İran’ın izlediği politikayı değiştirmesine yol açacağı düşüncesini reddetti.
Medenizade, “Ekonomik baskıdan ve tecritten, finansal bağların koparılmasından söz ediyorlar ve bir ülkenin ekonomisine baskı uygulayarak o ülkenin halkının kararlarını değiştirebileceklerini düşünüyorlar” dedi.
“Bir noktayı açıklığa kavuşturmam gerekiyor: İran ekonomisini reforme etme sorumluluğu ABD Hazinesine değil, İran hükümetine ve halkına aittir” diye ekledi.
İran: Hark Adası önceki aylarda 550 kez vuruldu
İran, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) üçüncü büyük üreticisi konumunda bulunuyor ve savaş öncesinde ham petrolünün yüzde 90’ını Hark Adası’ndaki ihracat merkezi üzerinden ihraç ediyordu. ABD’nin İran petrol ihracatına yönelik ablukasının nisan ortasında başlamasından bu yana petrol akışı kesintiye uğradı.
ABD Merkez Komutanlığı, X üzerinden yaptığı açıklamada, pazar günü itibarıyla ablukaya sıkı şekilde uyulmasını sağlamak amacıyla 92 ticari geminin rotasını değiştirdiğini, üç gemiyi devre dışı bıraktığını ve iki gemiye çıkarak denetim gerçekleştirdiğini bildirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, 31 Ağustos’ta Hark Adası’nın “paramparça edildiğini” tasvir eden yapay zekâyla oluşturulmuş bir videonun eşlik ettiği tek cümlelik bir sosyal medya paylaşımı yaptı. İranlı yetkililer, Hark Adası’nın saldırıya uğraması halinde güçlü bir karşılık verileceğini açıkladı.
İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad, pazar günü devlet televizyonunda yayımlanan röportajında adanın önceki aylarda yaklaşık 550 kez vurulduğunu ancak faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi.
İran’ın Hürmüz Boğazı’na uyguladığı abluka, akaryakıt fiyatlarını yükselterek Trump’ın kamuoyu desteği üzerinde baskı oluşturuyor. Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi, Kongre’nin kontrolünün belirleneceği kasım seçimlerine hazırlanıyor.
Bununla birlikte ABD Enerji Bakanı Chris Wright, petrolün Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye devam ettiğini söyledi.
Wright, CNN’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerimiz şu anda günde ortalama 9 milyon varilin üzerinde. Boğazı bypass eden boru hatlarını da hesaba kattığımızda muhtemelen çatışma öncesindeki akışın üçte ikisine veya daha fazlasına ulaşmış durumdayız. Dolayısıyla İranlılar hâlâ sorun çıkarmaya devam ediyor ancak ABD Donanması bu mücadeleyi kazanıyor.”
Ortadoğu
Özgürlük Filosu ekimde Gazze Şeridi için yeniden denize açılacak

Uluslararası aktivistler, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı deniz ablukasını kırmak amacıyla ekim ayında Akdeniz’i geçecek yeni bir filo oluşturmayı planlıyor. Özgürlük Filosu Koalisyonu, gemilerin Gazze Şeridi’ne ilerlemeden önce İspanya, Portekiz ve İtalya limanlarına uğrayacağını açıkladı.
Uluslararası aktivistler, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik deniz ablukasını kırmak amacıyla önümüzdeki ay Avrupa’dan yola çıkacak yeni bir filo hazırlığı yürütüyor.
Özgürlük Filosu Koalisyonu (FFC), 2 Eylül’de yaptığı açıklamada, gemilerin ekim ayında denize açılmasının planlandığını bildirdi. Açıklanan plana göre filo, Gazze Şeridi’ne yönelmeden önce İspanya, Portekiz ve İtalya’daki limanları ziyaret edecek.
2010 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren Özgürlük Filosu ile 2025 yılında kurulan Küresel Sumud Filosu ayrı yapılar niteliği taşıyor; ancak iki oluşum Gazze ablukasını kırma hedefli seferlerde ortak hareket ediyor.
Özgürlük Filosu, Küresel Sumud Filosu’na destek verirken, koalisyon bünyesindeki bazı üyeler de Sumud seferlerine danışmanlık sağlıyor.
Aktivistler, mayıs ayındaki müdahalenin ardından ekim seferine mali kaynak ve kamuoyu desteği sağlamak üzere Avrupa genelinde çeşitli seferler düzenledi.
Mayıs seferinde 430 aktivist alıkonuldu
Özgürlük Filosu’nun destek sağladığı mayıs ayındaki Küresel Sumud Filosu seferi sırasında İsrail makamları, uluslararası sularda seyreden yaklaşık 54 gemiye müdahale etti.
Operasyonda, aralarında doktorların, gazetecilerin ve insani yardım çalışanlarının da yer aldığı 430 aktivist alıkonuldu.
Söz konusu müdahale, alıkonulan kişilerin İsrail cezaevlerinde darp, ölüm tehdidi ve tecavüz dahil cinsel şiddete maruz bırakıldıklarını aktarmasıyla uluslararası alanda tepki topladı.
Küresel Sumud Filosu, en az 67 katılımcının tıbbi müdahale gerektiren yaralanmalar yaşadığını, bu kişilerden 12’sinin hastaneye kaldırıldığını duyurdu.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, alıkonulan aktivistlerin plastik kelepçelerle bağlandığı, diz çöktürüldüğü ve İsrail milli marşı eşliğinde zorlayıcı pozisyonlarda tutulduğu video kayıtlarını “İsrail’e hoş geldiniz” mesajıyla paylaştı.
Görüntülerde, elleri bağlı bir aktivist acı içinde bağırırken Ben-Gvir’in güvenlik görevlilerine “Çığlıklarından rahatsız olmayın” talimatı verdiği duyuldu.
Uluslararası Ceza Mahkemesine savaş suçu başvurusu
Yaşananların ardından 30 Mayıs’ta Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) savaş suçu başvurusunda bulunan 11 mağdur arasında Avustralyalı sinemacı Juliet Lamont da yer aldı.
Lamont, yük konteynerinden dönüştürülen bir alana götürüldüğünü, karanlıkta elleri arkadan bağlı ve ayak bilekleri zincirli şekilde zorlayıcı pozisyonda tutulduğunu açıkladı.
Erkek askerlerden birinin tecavüzüne uğradığını belirten Lamont, diğer tutukluların vücutlarına silah sokulduğunu ve 70 yaşındaki bir kadının kaburgalarının kırıldığını ifade etti.
Lamont, tutulduğu alandan işkence ve acı çığlıkları duyulduğunu kaydetti.
Çok sayıda mağdur ifadesi, video kaydı, tıbbi rapor ve yeminli beyan içeren başvuru dosyasında, Avustralyalı bir insani yardım görevlisine İsrailli yetkililerce zorla içeriği belirsiz bir madde enjekte edildiği yönündeki anlatım da yer buldu.
Birleşmiş Milletler (BM), yaşanan gelişmelerin ardından İsrail Cezaevi Servisini, çatışma bölgelerinde cinsel şiddetten sorumlu tarafların yer aldığı 2026 kara listesine dahil etti.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, kararın gerekçesi olarak mahkumlara yönelik belgelenen “cinsel şiddet örüntülerini” işaret etti.
Aktivistlere yönelik tutum diplomatik krizlere de yol açtı.
İtalya, Fransa ve Kanada, kendi vatandaşlarına yönelik muamele nedeniyle İsrail büyükelçilerini dışişleri bakanlıklarına çağırarak izahat istedi. İspanya ve İrlanda yönetimleri ise Bakan Ben-Gvir’in sergilediği yaklaşımı “canavarca” ve “dehşet verici” olarak nitelendirdi.
Dünya Basını2 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Ortadoğu2 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Rusya2 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı
Avrupa2 hafta önceAlman tarihçi Kittel, savaştan Hitler’i değil Stalin’i sorumlu tuttu
Ortadoğu2 hafta önceSDG’nin feshi için yapılan anlaşmanın ayrıntıları
Görüş1 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını1 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”










