Bizi Takip Edin

Amerika

Tether, altın madencilerine yatırım yapmak için görüşmeler yürütüyor

Yayınlanma

Dünyanın en büyük stabilcoin şirketi Tether, altın madenciliğine yatırım yapmak için görüşmelerde bulunarak, kripto para birimlerinden elde ettiği büyük kârları altın külçelerine yatırmak istiyor.

Son görüşmelere aşina olan dört kaynağın Financial Times’a (FT) aktardığına göre, şirket madencilik ve yatırım gruplarıyla madencilik ve rafinasyondan ticaret ve telif hakkı şirketlerine kadar tüm altın tedarik zincirine yatırım yapmak için görüşmeler yaptı.

Altın binlerce yıldır fiziksel bir değer deposu iken, bitcoin 2009’dan beri sadece dijital bir araç olarak varlığını sürdürüyor, fakat bazı sektör yöneticileri arasında artan bir yakınlık var.

Tether CEO’su Paolo Ardoino, altını “doğal bitcoin”e benzetmişti. Mayıs ayında yaptığı bir konuşmada, “İnsanların bitcoin’i ‘dijital altın’ olarak gördüğünü biliyorum. Ben bitcoin açısından düşünmeyi tercih ediyorum — altın bizim doğadaki kaynağımızdır,” demişti.

Fakat FT’ye göre “muhfazakâr” altın madenciliği sektöründe, Tether’in ilgisi şaşkınlıkla karşılandı ve bu alışılmadık yeni oyuncunun başarılı olup olmayacağına dair sorular ortaya çıktı.

Bir madencilik yöneticisi, “Altını seviyorlar. Bir stratejileri olduğunu sanmıyorum,” dedi.

Diğerleri ise şüpheci. Bir emtia sektörü yöneticisi, “Bu, şimdiye kadar çalıştığım en tuhaf şirket,” dedi.

Dünyanın en karlı kripto şirketlerinden biri olan Tether, ABD dolarına sabitlenmiş ve 168 milyar dolarlık piyasa değerine sahip USDT tokenini yönetiyor ve bu yılın ilk yarısında 5,7 milyar dolar kâr elde etti.

Tether, aynı zamanda ABD Hazine tahvillerinin en büyük sahiplerinden biri ve dünyanın en çok işlem gören kripto para birimi olan token’ı desteklemek için elinde tuttuğu tahvillerden elde ettiği faizden para kazanıyor.

Ardoino, altının büyük bir savunucusu ve daha önce bu metalin herhangi bir ulusal para biriminden daha güvenli bir varlık olması gerektiğini ve bitcoin’i tamamlayıcı bir unsur olabileceğini söylemişti.

Tether, finansal tablolara göre, stabilcoin’i için teminat olarak kullandığı Zürih’teki bir kasada 8,7 milyar dolarlık altın külçesi ile altın piyasasında önemli bir konuma ulaştı.

Haziran ayında, şirketin kârlarını yatırmaktan sorumlu Tether Investments, Toronto borsasına kote olan Elemental Altus adlı altın telif hakkı şirketinin azınlık hissesi için 105 milyon dolar ödedi.

Tether’in düşünce yapısını bilen kaynaklar, şirketin gelecekteki gelirlerin bir yüzdesi karşılığında madenlere yatırım yapan birçok altın telif hakkı şirketiyle görüşmeler yaptığını söyledi.

Altın telif hakkı şirketi rakibi EMX ile birleşmeyi duyururken, Tether cuma günü Elemental’a 100 milyon dolar daha yatırım yaptı.

Tether’in iş girişimleri başkanı Juan Sartori, bu yatırımın grubun “altın pozisyonunu” artırma stratejisinin bir parçası olduğunu söyledi.

Tether, Britanya Virjin Adaları merkezli bir altın madenciliği yatırım aracı olan Terranova Resources ile ayrı ayrı görüşmeler yaptı ama bu görüşmeler bir anlaşma ile sonuçlanmadı.

Şirket ayrıca, fiziksel altın ile desteklenen bir kripto token olan XAUt’u da işletiyor, fakat bu token, 880 milyon dolarlık piyasa değeri ile ana stabilcoin’ine kıyasla daha az ilgi görüyor.

Sektör içinden kaynaklara göre, Tether emtia ticareti finansmanında da önemli bir konuma sahip ve hammadde yükleri için kısa vadeli finansman sağlıyor.

Diğer şirketler de dijital para birimleri ile altın arasındaki boşluğu doldurmaya çalışmaya başladı. Nasdaq’ta işlem gören ve lisansı tartışmalı Ganalı bir maden şirketi Blue Gold, gelecekteki üretimi için dijital tokenlar piyasaya sürmeyi planlıyor.

CEO Andrew Cavaghan, “Altın destekli bir token’ın, bir para birimi olarak küresel olarak gerçekten yaygınlaşabileceğine inanıyorum, çünkü insanlar bunun ne kadar gerçek olduğunu gerçekten hissedebilirler, çünkü onu eşyaya veya altına dönüştürebilirler,” dedi.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English