Amerika
The Wall Street Journal yayın kurulundan Trump’a İran uyarısı

The Wall Street Journal yayın kurulu, Trump yönetiminin İran hükümetiyle yürüttüğü barış müzakerelerinin kamuoyuna yansımayan şartlarına tepki göstererek olası bir ekonomik yardımın ABD’nin çıkarlarına ihanet olacağını bildirdi. Kurul, Tahran’a yönelik deniz ablukasının kaldırılmasını içeren 60 günlük ateşkes planının Tahran’ın nükleer programını engellemede yetersiz kalacağını ve yönetimin elindeki tek kozu yok edeceğini kaydetti.
The Wall Street Journal yayın kurulu, pazar günü yayımladığı analizde, Trump yönetimi ile İran hükümeti arasında müzakereleri sürdürülen barış anlaşmasının kamuoyuna yansımayan şartlarına tepki gösterdi.
Yayın kurulu, mevcut yönetimin savaştan “gerçek başarılar elde ettiğini iddia edebileceğini” belirtirken, ateşkes döneminin ABD açısından “stratejik bir gerilemeye yol açabileceğini” kaydetti.
Pazar günü çok sayıda medya organının aktardığı haberlere göre, üzerinde çalışılan olası mutabakat 60 günlük bir ateşkesi içeriyor.
Bu süre, tarafların Tahran’ın nükleer programına getirilecek kısıtlamaları müzakere etmesine olanak tanıyacak. Anlaşma uyarınca ABD, İran askeri güçlerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri sınırlandırmasına tepki olarak başlattığı deniz ablukasına son vererek İran limanlarını yeniden açacak.
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin taşındığı Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından fiilen kapatılması, küresel ölçekte petrol fiyatlarının yükselmesine ve Amerikalı tüketicilerin akaryakıt istasyonlarında daha yüksek fiyatlarla karşılaşmasına neden olmuştu.
Olası anlaşmaya dair haberlerin basına yansımasının ardından, söz konusu maliyetlerde hafif bir gerileme kaydedildi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), cumartesi günü yaptığı açıklamada, 13 Nisan’da başlayan deniz ablukası kapsamında bugüne kadar 100 geminin rotasını değiştirdiğini bildirdi.
CENTCOM, kendi kuvvetlerinin bu süre zarfında 4 gemiyi kullanılamaz hale getirdiğini ve 26 insani yardım gemisinin geçişine izin verdiğini de not düştü.
The Wall Street Journal yayın kurulu ise ABD’nin ablukaya son vermesi ve barış anlaşmasının bir parçası olarak İran’ın petrol satmasına izin vermesi durumunda, yönetimin nükleer tavizler koparmak için İslam Cumhuriyeti’ni “zorlayabileceği” elindeki tek aracın “yeniden savaş tehdidi” olacağını yazdı.
Kurul analizinde şu ifadelere yer verdi:
“Ancak İran, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma taahhüdünden vazgeçip ABD kuvvetlerine ve Körfez’deki müttefiklerine saldırdığında Trump bu tehdidi kullanmaya yanaşmadı. Ara seçimlere 60 gün daha yaklaşılmışken ve Hürmüz’de yeni bir İran ablukasını tetikleyecekken bu tehdit ne kadar inandırıcı olacak? Nükleer silah üretmeme sözü hiçbir anlam ifade etmiyor; çünkü rejim her zaman bunun tam tersini yaparken bile bu sözü söyledi.”
Başkan Trump, pazartesi günü Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, İran ile yürütülen müzakerelerin “güzel ilerlediğini” belirtti.
Trump, paylaşımında “Bu ya herkes için harika bir anlaşma olacak ya da hiç anlaşma olmayacak. Cephe hattına, çatışmaya geri döneriz, hem de her zamankinden daha büyük ve güçlü şekilde. Bunu da kimse istemez!” ifadesini kullandı.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio da pazartesi günü muhabirlere yaptığı açıklamada, tarafların masasında “sağlam” bir anlaşma olduğunu söyledi.
Hindistan’ın Yeni Delhi kentinde düzenlediği basın toplantısında konuşan Rubio, “Başkan kötü bir anlaşma yapmayacak. Bu yüzden ne olacağını görelim. Alternatifleri değerlendirmeden önce diplomasiye başarı için her türlü şansı tanıyacağız” dedi.
Ancak yayın kurulu, artan akaryakıt fiyatları ile tahvil getirilerinin yarattığı siyasi baskının, Trump’ı “İran’ın şartlarıyla” da olsa Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya zorlayıp zorlamadığını “sorgulamanın makul olduğunu” kaydetti.
Analiz, şu değerlendirmeyle son buldu:
“İran rejimi bu savaşa girerken içeride siyasi ve ekonomik krizlerle karşı karşıyaydı. Savaş bu durumu daha da ağırlaştırdı. Böyle bir rejimi şimdi bir ekonomik yardımla kurtarmak, İran halkından ziyade ABD’nin çıkarlarına yönelik gerçek bir ihanet olur.”
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek











