Diplomasi
Trump kabinesi Çin’i fentanil krizinden sorumlu tutarak karşılık vermeye hazırlanıyor

Donald Trump’ın iktidara gelişi, Amerika’nın fentanil krizine yaklaşımında ve narkotik yetkililerinin bu krizin çözümünün önündeki en büyük engel olduğunu iddia ettiği Çin konusumda bir sarsıntıya işaret ediyor.
Seçilmiş Cumhuriyetçi başkanın geçiş ekibindeki danışmanlar, fentanil konusunda Pekin’e karşı Demokrat Joe Biden’ın benimsediğinden çok daha agresif bir duruş sergilenmesini savunuyor.
Trump daha şimdiden uyuşturucu akışını durdurmak için tercih ettiği silaha başvuracağının sinyallerini veriyor: gümrük vergileri.
Pazartesi günü sosyal paylaşım ağı Truth Social’da yaptığı paylaşımlarda Çin’den gelen mallara %10, Meksika ve Kanada’dan gelen mallara ise %25 ek gümrük vergisi getirme sözü verdi. Trump bu ülkelerin başta fentanil olmak üzere yasadışı uyuşturucuların ABD’ye girişini engellemek için yeterince güçlü adımlar atmadıklarını iddia etti. Uyuşturucu akışının durdurulması konusunda Çin ile yaptığı birçok görüşmenin “boşa gittiğini” savundu.
Trump’ın danışmanları da aynı şekilde fentanil ticaretiyle bağlantılı olduğu iddia edilen Çinli finans kuruluşlarına ABD yaptırımları uygulanması için bastırıyor. Nihai karar verici Trump olacaktır.
ABD’li yetkililer, Çin’in Meksikalı kartellerin fentanil üretmek için kullandığı kimyasal öncüllerin başlıca kaynağı olduğunu, Çinli kara para aklayıcılarının ise uluslararası uyuşturucu ticaretinde kilit oyuncular haline geldiğini iddia ediyor. Biden yönetimi her ikisini de engellemek için geçtiğimiz yıldan bu yana Pekin ile müzakereler yürütüyor. Bazı ABD güvenlik yetkilileri ise ABD’nin Çin üzerindeki baskıyı artırması gerektiğini söylüyor.
Çin uzmanı ve George W. Bush yönetiminin eski ulusal güvenlik yetkilisi Steve Yates, Reuters’a yaptığı değerlendirmede, “Bunları yapmadığınız zaman paspas olursunuz” dedi. Seçilmiş başkanın geçiş ekibinde resmi olarak yer almayan Yates, Trump’ın çevresine fentanil politikası konusunda danışmanlık yaptı. Son on yılda, aralarında Yates’in geçen yıl ölen kızının da bulunduğu 400.000’den fazla Amerikalı aşırı dozda sentetik opioid nedeniyle hayatını kaybetti.
Yates ve Trump ekibine danışmanlık yapan diğerleri Washington’un Pekin’in dikkatini çekmesinin en hızlı ve kesin yollarından birinin kara para aklayanlar ve yolsuzluğa bulaşmış kimyasal madde satıcılarıyla iş yapan Çin bankalarına yaptırım uygulamak olduğunu söylüyor.
Columbia Üniversitesi’nden yaptırım uzmanı Edward Fishman’a göre, ABD yaptırımlarına maruz kalan yabancı bankalar Amerikan finans kurumlarıyla ilişki kuramıyor ya da ABD dolarına erişemiyor, bu da uluslararası iş yapma kabiliyetlerini ciddi şekilde kısıtlıyor. Reuters’a konuşan Fishman, Washington’un yaptırım uygulanan bankalardaki ABD varlıklarını da dondurabileceğini söyledi.
Eski bir ABD kara para aklamayla mücadele yetkilisi olan David Asher’e göre bu, İran ve Rusya gibi bazı ABD düşmanlarının ülkelerindeki finans kuruluşlarına karşı kullanılan güçlü bir silah, ancak Meksika ve Çin’deki uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bankalara karşı hiç kullanılmadı.
Reuters’a yaptığı değerlendirmede, “Tüm bankacıları vurmanız gerekiyor. Bu çok basit bir şey” diyen Asher, şu anda Washington’daki muhafazakar düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapıyor.
Asher, Trump’ın geçiş dönemindeki çevrelerde dolaşan ve fentanil krizini ele almak için ABD’nin diplomatik, kolluk kuvvetleri ve mali gücünün tüm yönlerini içeren bir bütün hükümet görev gücü çağrısında bulunan bir ön plan hazırladı.
Reuters ile paylaşılan planın bazı bölümleri, karteller için para akladığı iddia edilen büyük Çin ve Meksika finans kuruluşlarına yönelik cezai suçlamalar; fentanil ticaretine karışan Çinli şirketlere ve kişilere yönelik kitlesel yaptırımlar; en çok aranan kaçakçılara yönelik artırılmış ödüller; Meksika kartellerine karşı siber savaş; ve ABD istihbarat teşkilatının terör örgütlerine yönelik savaşla orantılı olarak fentanile odaklanması çağrısında bulunuyor.
Çin: Karşılık veririz
Washington’daki Çin Büyükelçiliği sözcüsü, Biden yönetimiyle görüşmelerin yeniden başlamasından bu yana Çin’in yasadışı fentanil üretimi, kaçakçılığı ve suiistimalini önlemek için attığı çok sayıda adımı aktardı. Büyükelçilik, ABD’nin daha mücadeleci bir tutum takınması halinde Çin’in buna karşılık vereceği uyarısında bulundu.
Büyükelçilikten yapılan açıklamada “Çin’e yönelik yaptırımlar, karalamalar ve iftiralar sadece Çin-ABD uyuşturucu karşıtı işbirliğinin temelini zayıflatacaktır” denildi.
“Çin, ABD’nin tek taraflı yaptırımları keyfi olarak kullanmasına kesinlikle karşı çıkmaktadır ve meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla koruyacaktır” ifadeleri kullanıldı.
Hem Demokratlar hem Cumhuriyetçiler daha fazlası için bastırıyor
Çin hükümetine yönelik düşmanlık Capitol Hill’de kök salmış durumda; hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler, Pekin’e karşı ticari eylemleri, yaptırımları teşvik ediyor.
Uzmanlara göre, Trump’ın uyuşturucu nedeniyle Çin’e %10 gümrük vergisi uygulama sözü sadece bir açılış yaylım ateşi olabilir. Trump’ın Ticaret Bakanlığı’nı yönetmek ve ABD Ticaret Temsilciliği Ofisi’ni denetlemek için seçtiği Howard Lutnick, ekim ayında bir podcast röportajında “Çin’in Amerika’ya fentanil ile saldırdığını” söyledi ve Trump’ın Çin’e %200’e varan gümrük vergileri uygulayabileceğini öne sürdü.
Trump seçim kampanyası sırasında Meksika’daki uyuşturucu kartellerini terörist gruplar olarak tanımlama ve onları yok etmek için ABD ordusunu kullanma sözü verdi.
Ancak Trump’ın Çin mallarına yönelik gümrük vergilerinin ötesine geçmeye ve fentanil nedeniyle Çin bankalarına yaptırım uygulamak gibi daha güçlü adımlar atmaya istekli olup olmadığı net değil.
Trump’ın Pekin’le geçmişte yaşadığı anlaşmazlıkların merkezinde sentetik opioidler değil, Çin’in devasa ticaret fazlası vardı.
Reuters tarafından yönetiminin Çin üzerinde fentanil konusunda artan baskısının banka yaptırımlarını içerip içermeyeceği sorulan Trump geçiş ekibi sözcüsü Karoline Leavitt, Amerikalıların Trump’ı “ülkemize liderlik etmesi ve dünya çapında güç yoluyla barışı yeniden tesis etmesi için” yeniden seçtiğini söyledi. Trump’ın Beyaz Saray’a döndüğünde “tam da bunu yapmak için gerekli adımları atacağını” söyledi.
Trump’a yakın Cumhuriyetçi çevrelerde, Pekin’in sentetik opioid salgınını Amerikalılara zarar vermek için kullandığı, hatta tasarladığı konusunda giderek artan bir fikir birliği var. Temsilciler Meclisi’nin Çin’le ilgili seçkin komitesi tarafından nisan ayında yayınlanan ve bu ülkeyi fentanil krizinin “nihai coğrafi kaynağı” olarak nitelendiren iki partili bir rapora işaret ediyorlar. Raporda Pekin’in fentanil kimyasalları ihraç eden Çinli şirketlere vergi iadesi sağladığı ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı grupların, çabaları yurtdışına odaklandığı sürece faaliyet göstermelerine izin verdiği iddia ediliyor.
Pekin söz konusu rapordaki iddiaları defalarca reddetti. Çin Büyükelçiliği yaptığı açıklamada “Çin’in fentanili ABD’yi stratejik olarak zayıflatmak için bir araç olarak kullandığı fikri gerçeklere ve realiteye tamamen aykırıdır” dedi.
Trump Çin, Kanada ve Meksika’ya yeni gümrük vergileri getireceğini ilan etti
Diplomasi
Bloomberg uyardı: Dünyayı yeni gıda krizi dalgası vurabilir

Dünya, küresel çatışmalar ve aşırı hava koşullarının kıskacında yeni bir gıda fiyatı artışı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Karadeniz’deki savaş ve İran gerilimi tedarik zincirini vururken, Avrupa’dan Avustralya’ya kadar uzanan aşırı sıcaklar rekolteyi tehdit ediyor. Asya’da ise El Nino iklim olayı ve eksik muson yağmurları pirinç üretimini krizin eşiğine getirdi.
Dünya küresel boyutta yeni bir gıda fiyatı artışı dalgası tehdidiyle karşı karşıya. Bloomberg’in haberine göre, silahlı çatışmalar ve zorlu hava koşulları dünyanın en kritik tarım bölgelerini kıskaca almış durumda.
Savaşın sürdüğü Karadeniz bölgesinde Ukrayna’dan yapılan sevkiyatlar büyük aksamalarla karşılaşıyor.
Dünya buğday pazarının dörte birinden fazlasını, ayçiçeği yağı ihracatının yaklaşık üçte ikisini ve mısır tedarikinin onda birini tek başına Rusya ve Ukrayna karşılıyor. Buğday fiyatları temmuz ayında yüzde 10’dan fazla artış gösterdi.
Bu da 2024 yılından bu yana görülen en büyük aylık sıçrama olarak kayıtlara geçebilir.
Odessa limanlarında sevkiyat kilitlendi
The Economist dergisi bu hafta yayımladığı haberde, Rusya’nın Odessa bölgesindeki liman altyapısına düzenlediği saldırılar nedeniyle Ukrayna’nın tarım ihracatının felç olabileceğini yazdı.
Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum ihracatının yüzde 90’ı bu bölgeden geçiyor. Ülke bu yıl 81 milyon tonluk rekor bir tahıl ve yağlı tohum rekoltesi bekliyor. Aksamalar nedeniyle Danimarkalı denizcilik şirketi Maersk, gemilerinin tahliye noktasını Çornomorsk’tan Romanya’nın Köstence Limanı’na kaydırdığını duyurdu.
Odessa merkezli Trident Maritime şirketinin direktörü Oleksiy Smolyar ise dev denizcilik şirketlerinin Ukrayna limanlarına uğramayı durdurduğunu açıkladı.
Ukrayna Tahıl Konfederasyonu (UAK) temmuz ayında yaptığı açıklamada sevk rakamlarını paylaştı. Kremlin’in 2023 yazında Türkiye ve BM arabuluculuğunda kurulan tahıl koridoru anlaşmasından Rusya ile ilgili şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle çekilmesinin ardından kapasitenin düştüğü kaydedildi.
Anlaşma yürürlükteyken Odessa, Çornomorsk ve Pivdennıy limanlarından ayda 6 milyon tona kadar ürün gönderilebilirken, günümüzde aylık sevkiyat ortalama 4 milyon metrik tona geriledi.
Financial Times’ın haberine göre Ukraynalı tüccarlar, Odessa limanlarındaki kesintiler nedeniyle tahıl ihracatının bir kısmını Tuna Nehri ve Romanya üzerinden alternatif rotalara kaydırmayı planlıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı ise Ukrayna limanlarındaki hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini defalarca rapor etti.
Bakanlık son olarak 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Odessa Limanı’nda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için hazırlanan yakıt ve yağ depolarının vurulduğunu, Mıkolayiv’de ise insansız deniz araçları kullanmak üzere dönüştürülen bir römorkörün hedef alındığını bildirdi.
Aşırı sıcaklar rekolteyi vuruyor
Tahıl üreten diğer ana bölgeler de aşırı hava koşullarıyla boğuşuyor. Çiftçiler, İran etrafındaki gerilim sebebiyle fırlayan akaryakıt ve gübre fiyatlarının baskısı altında üretim yapmaya çalışıyor.
Aşırı sıcaklar, kuraklık ve orman yangınlarıyla boğuşan Avrupa, son on yılların en büyük tahıl rekoltesi düşüşüne hazırlanıyor. Kurak havanın Avustralya’daki buğday rekoltesini de düşürmesi bekleniyor.
Pirinç üretimi yapılan Vietnam’dan Filipinler’e kadar uzanan coğrafyada da Pasifik Okyanusu’ndaki su sıcaklıklarını artıran El Nino iklim olayı nedeniyle kriz derinleşiyor.
Dünyanın en büyük pirinç üreticisi ve ihracatçısı konumundaki Hindistan ise mevsimlik muson yağmurlarının yetersiz kalması sebebiyle kuraklık tehlikesi yaşıyor.
Diplomasi
FIFA, özelleştirme planlarından şimdilik vazgeçti

FIFA ve Gianni Infantino, ticari ve etkinlik faaliyetlerindeki hisselerini satma planına yönelik yaygın tepkilerin ardından geri adım attı.
Cuma gecesi geç saatlerde yaptığı açıklamada, eleştirilerin hedefindeki FIFA başkanı şunları söyledi:
“Tüm görüşleri dikkatle dinledikten sonra, bu projenin, destek düzeyinden bağımsız olarak, başlangıçta belirlenen hedefin çıkarlarına artık aykırı nitelikte bölünmelere yol açtığı ortaya çıktı. Amacımız her zaman birleştirmek ve iyileştirmek olmuştur ve her zaman da öyle olacaktır. Sonuç olarak, bu teklif hayata geçirilmeyecektir.”
Infantino’nun teklifi, UEFA, CONCACAF ve Asya Konfederasyonu’ndan (AFC) büyük bir muhalefetle karşılaştı.
UEFA, planlar masada kalırsa 55 üyesinin tamamının Dünya Kupaları da dahil olmak üzere FIFA müsabakalarını boykot edeceğini belirtti.
FIFA, açıklamada “kimse futbolu satmıyor” dedi ve “kamuoyunda dile getirilen geri bildirimleri ve endişeleri kabul edip saygı duyduğunu” belirtmekle birlikte, önerileri uygulamaya devam edeceği vurgulandı.
Ayrıca “açık ve demokratik bir istişare sürecine olan bağlılığını yeniden teyit ettiği” de eklendi.
FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor
Öte yandan FIFA’nın bu açıklamasını yayınlamasından kısa bir süre sonra AFC, UEFA ve Kuzey ve Orta Amerika Konfederasyonu (CONCACAF) ile dayanışma içinde olduğunu belirten kendi açıklamasını yayınladı.
Ardından Infantino, iki büyük iç darbe aldı.
İlk olarak, danışmanı Carlos Cordeiro görevinden istifa etti ve yaptığı açıklamada planı “FIFA üye federasyonları için kötü bir anlaşma, futbol için kötü bir anlaşma ve oyunun uzun vadeli geleceği için kötü bir anlaşma” olarak nitelendirerek sert bir şekilde eleştirdi.
Ardından FIFA’nın operasyon direktörü Kevin Lamour, Associated Press’e yaptığı açıklamada, personelin Infantino tarafından “aldatıldığını” ve bu konuyu dile getirdikten sonra, “işini kaybetme pahasına olsa bile daha rahat uyuyacağını” söyledi.
Lamour şunları söyledi:
“Bu, tek bir kişinin projesi. Bu projenin devam etmemesi gerektiği bir yana… artık futbol dünyasının siyasi liderlerinin kendilerine doğru soruları sormaları ve doğru kararları almaları zamanı geldi.”
Bu gelişmeler Infantino’yu köşeye sıkıştırdı ve cuma öğleden sonraya gelindiğinde, işlerini korumak için isimsiz kalmak koşuluyla The Athletic’e konuşan organizasyon içindeki pek çok kişi, meselenin artık bağın “koparılıp koparılmayacağı” değil, “ne zaman koparılacağı” meselesi olduğuna inanıyordu.
Joshua Kushner’ın risk sermayesi şirketi Thrive, cuma gecesi itibarıyla anlaşmadan çekilmemişti ama FIFA yönetimi nihayetinde bir açıklama yoluyla projeyi sonlandırmaya karar verince bu durum önemsiz hale geldi.
UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek
Joshua Kushner, Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in kardeşi.
Dünya futbolunun yönetim organı salı günü, Dünya Kupaları ve Kulüpler Dünya Kupası gibi ana etkinliklerini yönetecek yeni bir özel kuruluş olan FIFA Forward Enterprises’ı (FFE) kurmak istediğini ve FFE’deki yüzde 21’lik azınlık hissesini dış yatırımcılara satmayı planladığını duyurmuştu.
Bu satışın 4,2 milyar dolar (3,2 milyar sterlin) gelir sağlaması hedefleniyordu. FIFA, bu tutarın “FIFA Fast-Forward Programı” (FFFP) adı verilen yeni bir finansman akışı kapsamında 211 üye federasyona derhal dağıtılabileceğini belirtmişti.
Plana göre, FIFA’nın toplam kalkınma fonu önümüzdeki dört yıl içinde 10 milyar doları aşacaktı.
Günler geçtikçe artan eleştirilere rağmen, FIFA, üye federasyonların FFE planına karşı çıkması ama teklifin kabul edilmesi durumunda, FFE’deki hisselerin özel yatırımcılara satılıp satılmamasına bakılmaksızın, karşı çıkan federasyonların 2027-30 döneminde her birine 20 milyon dolar (14,9 milyon sterlin) alacağını doğruladı (bunu 2031-34 döneminde 22 milyon dolar ve 2035-38 döneminde 24 milyon dolar izleyecekti).
Ne var ki söz konusu üye federasyon FFE önerisini kabul etmiş olsaydı, 2027-30 döneminde 40 milyon dolar alacaktı ve sonraki ödemeler de aynı kalacaktı.
FIFA’nın planına karşı açıkça tavır alan üç federasyon, 211 FIFA üye federasyonunun 137’sini temsil ediyor.
FIFA, teklifin ilerleyebilmesi için 211 üye federasyonun çoğunluğunun ve Infantino ile sekiz FIFA başkan yardımcısından oluşan 37 kişilik FIFA Konseyi’nin onayı gerektiğini belirtmişti.
Güney Amerika futbol konfederasyonu CONMEBOL, cuma günü yaptığı açıklamada planları reddetmedi fakat mali ve ticari kararların “her zaman futbolun çıkarlarına hizmet etmesi ve asla futbolun özünden öncelikli olmaması gerektiğini” belirtti.
The Athletic’in haberine göre, perşembe günü düzenlenen UEFA ve CONCACAF toplantılarında Infantino’nun FIFA’daki gelecekteki liderliği sorgulandı.
Infantino, Şubat 2016’da Sepp Blatter’in yerine geçerek FIFA başkanlığı görevini üstlenmişti ve Mart 2027’de yapılacak bir sonraki seçimde rakipsiz olarak aday olması bekleniyordu.
Avrupalıların, Infantino’nun karşısına beIN Media’nın Katarlı CEO’su Nasır el-Halifi’yi çıkaracakları da konuşuluyor.
Norveç Futbol Federasyonu Başkanı Lise Klaveness, VG’ye verdiği demeçte, “Şu anda edindiğim net izlenim, onun büyük ölçüde güven kaybettiği yönünde. Geçen sefer ona oy vermemiştik ve bu konuda şüpheciydik. FIFA’nın pek çok iyi yanı var fakat yönetim ilkeleri ve kurallarına gevşek bir yaklaşım sergilerseniz, güveni hızla kaybedersiniz,” dedi.
Diplomasi
ABD, Londra’daki Çin elçilik arazisine göz dikti

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri Londra’daki Royal Mint Court kompleksinde bulunan araziyi yeni elçilik binası için satın alma fikrini görüştü. Fikir, Çin’in dev diplomatik tesis inşaat izninin iptal edilmesi olasılığı üzerine gündeme geldi. Washington temsilcileri konuyu aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı ile Londra elçiliği bünyesinde üst düzeyde değerlendiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi temsilcileri, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Royal Mint Court kompleksi sınırları içinde yer alan araziyi yeni Amerikan büyükelçiliği için satın alma ihtimalini masaya yatırdı.
Sürdürülen değerlendirmelerin, Pekin yönetiminin söz konusu alanda kurmayı planladığı dev diplomatik tesis için verilen inşaat izninin iptal edilmesi ihtimaline dayandığı bildirildi.
i Paper gazetesinde yer alan habere göre Kraliyet Darphanesi’nin eski genel merkezi olan Royal Mint Court kompleksi, Londra Kulesi ile finans ve iş merkezi olan Londra Şehri’nin (City of London) yakınında konumlanıyor.
Plan aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki üst düzey yetkililer ile Londra’daki Amerikan Büyükelçiliği personeli arasında ele alınıyor. Bazı Amerikalı yetkililer Londra Kulesi yakınındaki bu alanın, ABD diplomatik misyonunun Nine Elms bölgesinde bulunan mevcut binasına kıyasla stratejik açıdan çok daha avantajlı olduğunu savunuyor.
Projeyi destekleyen yetkililer, olası bir satın almayı Washington’ın Pekin karşısında elde edeceği jeopolitik bir zafer olarak nitelendiriyor. Taraflar arasında resmi müzakerelerin henüz başlamadığı kaydedildi.
Gazeteye konuşan kaynaklar, görüşmelerin Washington’ın Royal Mint Court’taki araziyi devralması karşılığında Nine Elms’teki mevcut Amerikan büyükelçiliği kompleksini Çin’e teklif etme şakasına kadar vardığını belirtti. Böyle bir takasın gerçekleşmesi için birden fazla hükümetin onay vermesi gerekiyor.
Londra Mahkemesi 31 Temmuz günü İngiliz makamlarının Royal Mint Court arazisinde Çin büyükelçiliği kurulmasına onay veren kararını hukuka uygun buldu ve bölge sakinleri derneğinin açtığı davayı reddetti.
The Guardian gazetesi, mahalle sakinlerinin kararı temyize götürmeyi planladığını bildirdi.
İngiltere yönetimi, sekiz yıldır süren değerlendirme sürecinin ardından ocak ayında Çin’in Avrupa’daki en büyük büyükelçilik kompleksini inşa etmesine izin vermişti.
Pekin yönetimi eski Kraliyet Darphanesi arazisini 2018 yılında satın almıştı.
Washington yönetimi, tesisin finans merkezine ve iletişim kablolarına yakınlığının güvenlik riski yaratacağı konusunda Londra’yı uyarmıştı.
İngiliz yetkililer istihbarat servislerinin giderilemeyecek bir risk tespit etmediğini duyurmuş, ancak yerel halk projeyi yargıya taşımıştı.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü











