Bizi Takip Edin

Amerika

Trump, kalifiye işgücü göçünü savundu

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikalıların belirli işleri yapabilecek bilgi birikimine sahip olmadıklarını öne sürerek, yüksek vasıflı işçiler için vize uygulamasını bir kez daha savundu.

Trump, Kennedy Center’da düzenlenen ABD-Suudi Yatırım Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Muhafazakâr dostlarımı seviyorum. MAGA’yı seviyorum. Ama MAGA bu ve bu insanlar bizim insanlara bilgisayar çipleri yapmayı öğretecek ve kısa bir süre içinde bizim insanlar harika işler başaracak,” dedi.

Başkan, Arizona’da milyarlarca dolarlık çip üretimi genişlemesine işaret ederek, TSMC’nin binlerce işçi getireceğini ve “bu insanları memnuniyetle karşılayacağını” söyledi.

Bu açıklamalar, Trump’ın bugüne kadarki en keskin göçmenlik savunmasını temsil ediyor.

Beyaz Saray’a dönüşünün üzerinden neredeyse bir yıl geçen Trump’ın, yasal göçün sadece tolere edilebilir değil, aynı zamanda iktisadi bir gereklilik olduğu konusundaki ısrarı, MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) tabanını rahatsız etmeye devam ediyor.

Trump, “Bize karşı olan insanlar gerçekten çok akıllı. Onlar inanılmaz vatanseverler, ama anlamıyorlar; halkımıza öğretmek gerekiyor,” diye konuştu.

Burada fabrika kurmak için büyük paralar yatıran şirketlerin, “fabrikayı açmak, işletmek ve çalıştırmak için ülkelerinden çok sayıda insan getirmeleri gerektiğini” ekleyen Trump, “Üzgünüm. Anket sonuçlarım düştü, ama akıllı insanlar sayesinde çok yükseldi,” dedi.

Trump’ın açıklaması, başkanın seçilmesinden bu yana birkaç ayda bir patlak veren MAGA öfkesini dindirmeyi pek başaramayacak gibi görünüyor.

Birçoğu, Amerikalıların yabancılarla değiştirileceğine dair korkular nedeniyle başkanın neredeyse tüm göçü kısıtlamak için mücadele edecek bir kişi olarak görüyordu.

Trump, bu ayın başlarında Fox News’te, yüksek vasıflı işçiler için H-1B olarak bilinen vizeler konusundaki tutumunu sorgulayan Laura Ingraham’a yanıt olarak, Amerikalıların işleri doldurmak için “belirli yeteneklere” sahip olmadığını söyleyerek tartışmayı yeniden alevlendirdi.

Kongrenin göçmenlik konusunda bir çözüme ulaşabileceğine dair çok az umut varken, başkan kendi yarattığı bir çıkmazda bulunuyor. Başkan, istihdam vizesi sistemini yeniden düzenlemek isteyen tabanı ve yönetimi ile ekonominin düşük ve yüksek vasıflı göçmen işgücüne bağlı olduğunu ve ülkenin politikalarının bu gerçeği yansıtması gerektiğini savunanlar arasında sıkışmış durumda.

MAGA’cı Temsilci Marjorie Taylor Greene geçen hafta POLITICO’ya verdiği demeçte, “H-1B vizeleri Amerikalıların işlerini elinden alıyor, bu çok büyük bir sorun,” demiş ve bunun seçmenleri için en önemli konu olduğunu da eklemişti.

Bazı Trump müttefikleri, öfkenin yersiz olduğunu savunuyor ve başkanın eylül ayında, mühendisler ve bilgisayar programcıları gibi işçilerin geçici olarak ABD’de çalışmasına izin veren H1-B programı aracılığıyla vize almak isteyen yeni başvuru sahiplerinden 100.000 dolarlık bir ücret talep etme kararına işaret ediyor.

Bu adım, ABD şirketleri tarafından kullanılan vize sayısını azaltmak için tasarlandı. Yönetim, bu ayın başlarında H-1B suistimallerine yönelik yeni soruşturmalar başlatıldığını da duyurdu.

Beyaz Saray, Trump’ın, izinsiz göçmenlerin federal işgücü geliştirme kaynaklarına ve hibelerine erişiminin engellenmesini sağlamak için yeni yönergeler yayınlamak ve ABD vatandaşlık sınavında değişiklikler yapmak da dahil olmak üzere, göçmenlik yasalarını sıkılaştırarak Amerikan işçilere öncelik vermek için geçmiş başkanlardan daha fazlasını yaptığını savunuyor.

Beyaz Saray sözcüsü Taylor Rogers şunları söyledi:

“Başkanın cesur liderliği altında, tüm istihdam artışları yalnızca Amerika doğumlu işçilere gitti; H-1B vize sürecinde kritik ve uzun zamandır beklenen reformlar yapılıyor; Güçlü gümrük vergileri ve ticaret anlaşmalarıyla Amerika’nın imalat sanayisi yeniden canlandırılıyor; ve yasadışı göçmenler artık vergi mükelleflerinin finanse ettiği yardımları çalmıyor.”

Trump’ın mesajı, geçen hafta Fox News ile ayrı bir röportajda ABD’nin teknolojiyi “mavi yakalı işçileri yabancı işçilerle değiştirmek yerine güçlendirmek” için kullanması gerektiğini söyleyen Başkan Yardımcısı JD Vance ile de çelişiyor gibi görünüyor.

Trump’ın MAGA tabanıyla kopuşu, teknoloji ve imalat sektörlerine yatırımları artırma arzusunu yansıtıyor. Başkan, yabancı işçiler olmadan bunun kısa vadede mümkün olmayacağına inanıyor.

Başkan ayrıca, H-1B programının en büyük kullanıcısı olan teknoloji endüstrisiyle de yakın bağlara sahip. Geçtiğimiz mali yıl boyunca Amazon, Microsoft, Meta, Apple ve Google, H-1B vizelerine en çok güvenen şirketlerdi. 

Kamuoyuna açıklama yapma yetkisi olmadığı için isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan yönetime yakın bir kişi, teknoloji milyarderlerine işaret ederek, “Listeyi gördünüz… hepsi orada ve hepsi H-1B işçilerini istiyorlar. Yani o [Trump], tüm bu kişilerden bunu duyuyor,” dedi.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English