Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın H-1B vize kararı panik yarattı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump cuma günü yaptığı açıklama ile H-1B vizelerine 100.000 dolarlık bir ücret getirdi.

Bu karar, paniğe yol açarak H-1B çalışanlarının tatil planlarını değiştirmesine neden oldu.

H-1B programı, işverenlerin üniversite eğitimli yabancı işçilerle uzmanlık gerektiren, yüksek vasıflı pozisyonları doldurmalarına yardımcı olmak için tasarlanmıştı.

1990 yılında başlatılan vize programı, 20. yüzyılda belirli işgücü eksikliklerini gidermek için oluşturulan bir dizi ABD göçmenlik girişiminin bir parçası.

Diğer girişimler, II. Dünya Savaşı sırasında Meksika’dan gelen geçici tarım işçilerinin, 1950’lerde çoğunlukla İspanya’dan gelen koyun çobanlarının ve 1990’larda çoğu Filipinler’den gelen hemşirelerin istihdamını kolaylaştırmıştı.

Günümüzde işverenler, H-2A programı kapsamında geçici tarım işlerini doldurmak için yabancıları ve H-2B programı kapsamında mevsimlik işler dahil diğer geçici işler için işçileri getirmek üzere başvuru yapabiliyorlar.

H-1B vizelerini önemseyen teknoloji sektörü bilim, matematik ve bilgisayar becerilerine sahip profesyonellerin eksikliği olduğunu ileri sürüyor.

2023 mali yılında H-1B onaylarının yaklaşık %65’ini “bilgisayar ile ilgili” meslekler oluşturmuştu.

Başvuru sahiplerinin en az lisans derecesine sahip olması gerekiyor. Vizeler geçici ve altı yıla kadar geçerli fakat bir şirket, bir işçinin ABD’de kalıcı oturma izni için istihdam temelli yeşil kart başvurusunu desteklemişse, süresiz olarak uzatılabiliyor.

Pew Araştırma Merkezine göre, geçen yıl yaklaşık 400.000 H-1B vizesi onaylandı; bunların 260.000’i yenilemeydi.

Hükümet verilerine göre, 2024 yılında vize alanların çoğu bilgisayar ile ilgili pozisyonlarda çalışmaya başladı. Hükümet ayrıca, vize alanların %71’inin Hindistan’dan olduğunu bildirdi. Çinli işçiler %11,7 ile ikinci en yüksek yüzdeye sahip.

ABD hükümetine göre, en fazla H-1B vizesi bulunan şirketler Amazon, Tata Consultancy Services, Microsoft, Meta ve Apple. ABD hükümeti verilerine göre JPMorgan ve Walmart 8. ve 9. sırada.

Trump’ın açıklamasıyla H-1B ücreti 215 dolardan 100.000 dolara yükseltildi. Ticaret Bakanı Howard Lutnick imza töreninde, bu kararın şirketleri H-1B çalışanını işe almakla “devlete yıllık 100.000 dolar ödeme yapmak” arasında seçim yapmaya ya da Amerikalı birini işe almaya zorlayacağını söyledi.

Kararın ardından birkaç saat içinde Amazon, Microsoft ve Google gibi büyük şirketler, H-1B çalışanlarına birer not göndererek, işverenler bu kararın ne anlama geldiğini anlayana kadar ABD’den ayrılmamalarını istedi.

Çalışanlar halihazırda yurtdışındaysa, pazar günkü son tarihten önce geri dönmeleri söylendi.

Microsoft, çalışanlarına yönelik kılavuzunu güncelledi ve Beyaz Saray’ın açıklamalarının “şu anda önemli yaşam olayları için yurtdışında seyahat eden meslektaşlarımızın ABD’ye dönme imkanını garanti altına alması” ve seyahat planları olanların seyahatlerine devam etmeleri gerektiğini belirtti. Ayrıca, “önümüzdeki birkaç gün içinde giriş limanlarında bazı karışıklıklar yaşanabileceği” ihtimalinin devam ettiğini de ekledi.

Amazon ayrıca, H-1B vizelerinin eşleri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için olan H-4 bağımlı vizesi sahiplerine ABD’de kalmaları konusunda uyarıda bulundu.

Cumartesi günü Beyaz Saray, ücretin tek seferlik (yıllık değil) olacağını ve sadece yeni başvuru sahiplerini (mevcut vize sahiplerini değil) etkileyeceğini açıkladı. 

Fakat Büyük Teknoloji şirketlerinde kafa karışıklığı çoktan başlamıştı. Reuters’ın haberine göre, San Francisco Havalimanından kalkan bir uluslararası uçak, birkaç Hintli yolcunun uçaktan inmek istemesi üzerine saatlerce rötar yaptı.

BBC’ye konuşan bir çalışan, bir anma töreni için Hindistan’a gittiğini ve son tarihten önce ABD’ye dönmek için 8.000 dolardan fazla paraya uçak bileti satın aldığını söyledi.

Beyaz Saray’ın açıklamasına rağmen, bu karar Hindistan ile ticaret görüşmelerinde büyük bir etki yaratabilir. Hindistan hükümeti, yeni ücretin Hintli aileler için sıkıntı yaratacağını belirterek, bu karara karşı çıktı.

Geçmişte bazı sermaye grupları, H-1B sisteminin dış kaynak kullanan firmalar tarafından aşırı kullanıldığını belirterek reform çağrısında bulunurken, diğerleri kritik işgücü eksikliğini gidermek için kotaların kaldırılması da dahil olmak üzere sistemin genişletilmesini talep etmişti.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English