Bizi Takip Edin

Amerika

Trump, kurumlara yapay zekayı benimsemeleri talimatını verdi

Yayınlanma

Donald Trump ve Beyaz Saray, yapay zekayı (AI) benimseyerek ülkenin bilimsel araştırma kapasitesini hızla artırmak istiyor.

Başkan pazartesi günü (24 Kasım), Enerji Bakanlığı ve diğer bilim kurumlarına yapay zekayı “agresif bir şekilde” kullanmalarını yönlendiren yeni bir plan olan “Genesis Misyonu”nu başlatmak için bir başkanlık emri imzaladı.

Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Politikası Ofisi Başkanı Michael Kratsios, bunu “Apollo programından bu yana federal bilimsel kaynakların en büyük seferberliği” olarak nitelendirdi.

Gazetecilerle yaptığı görüşmede Kratsios programın ilaç, enerji üretimi ve mühendislik gibi alanlarda bilimsel atılımların hızını artıracağını savundu.

Aynı görüşmede, Enerji Bakanı Chris Wright, planın, kurumunun 17 ulusal laboratuvarında bulunan devasa veri setlerini analiz etmek için yapay zeka kullanacağını vurguladı. Wright ayrıca “bilimsel keşif ve inovasyon hızında inanılmaz bir artış” vaat etti.

Diğer hükümlerin yanı sıra, kararname kurumlara veri setlerini sinir ağları ve diğer yapay zeka araçlarıyla daha kolay okunabilir hale getirmelerini emrediyor.

Devletin elindeki bilimsel veriler ve federal bilgi işlem altyapısı, üniversite araştırmacıları ve özel şirketlerin yanı sıra ulusal güvenlik uzmanlarının da kullanımına sunulacak.

Beyaz Saray’dan bir yetkili, gazetecilerle konuşma şartı olarak isminin açıklanmaması koşuluyla, bu yaz çıkarılan “Büyük Harika Yasa”dan elde edilen paranın projeye finansman sağlamaya yardımcı olacağını söyledi.

Kratsios, 1990’lardan bu yana ABD’nin bilimsel üstünlüğünün giderek artan zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirterek, ilaç onaylarının azalmasını ve araştırma çıktılarının düşmesini örnek gösterdi.

Genesis Misyonu’nun, “kurumların bilimsel çabalarını birleştirerek ve yapay zekayı bilimsel bir araç olarak entegre ederek bilim ve araştırmanın yürütülme şeklini devrim niteliğinde değiştirmek” suretiyle bu sorunu aşmayı hedeflediğini söyledi.

Wright, bu kararın aynı zamanda yapay zekayı, yerli enerji üretimini artırmak ve şebekeyi daha verimli hale getirmek için kullanmak üzere tasarlandığını söyledi ve “Enerji fiyatlarındaki artışı durduracağız,” dedi. 

Enerji uzmanları, son zamanlardaki fiyat artışlarını kısmen yapay zeka veri merkezlerinin büyük elektrik ihtiyaçlarına bağlıyor.

Karar, enerji bakanlığına bilim adamları ve mühendislerin kurumun veri setlerini ve bilimsel araçlarını yapay zeka sinir ağlarıyla eşleştirmelerini sağlayan entegre bir yazılım geliştirmesini talimat veriyor.

Kratsios, bu teknolojinin deney tasarımını otomatikleştirmek, yeni tahmin modelleri oluşturmak ve protein katlanması ve nükleer füzyon gibi alanlarda gelişmiş simülasyonları hızlandırmak için kullanılacağını söyledi. 

Görüşmeye katılan ayrı bir Beyaz Saray yetkilisi de yapay zekanın en son teknoloji simülasyonları “10.000 ila 100.000 kat daha hızlı” çalıştırmasının beklendiğini söyledi.

Karar ayrıca bakanlığa, enerji sorunları, keşif bilimi ve ulusal güvenlik endişelerine özel olarak odaklanarak, yapay zekanın kullanımıyla fayda sağlayabilecek yeni bir bilimsel ve mühendislik zorlukları portföyü oluşturmasını talimat veriyor.

Beyaz Saray’ın yapay zeka analizi için açmayı planladığı bilimsel veriler üç geniş kategoriye ayrılıyor.

İlki, üniversite ve özel sektör bilim adamları da dahil olmak üzere çok çeşitli araştırmacılar tarafından kullanılabilecek.

İkincisi, özel çalışmalar için ayrılacak: Beyaz Saray yetkilisi, yeni bir ürün geliştirmek veya test etmek için hükümetin X-ışını hızlandırıcılarını kullanmak isteyen bir yarı iletken şirketini örnek verdi.

Üçüncü kategori, ulusal güvenlikle ilgili veri kümelerini ilgilendiriyor ve uygun güvenlik iznine sahip araştırmacılarla sınırlı olacak.

Beyaz Saray yetkilileri, projenin nihai amacının hükümetin büyük veri setlerini ve gelişmiş süper bilgisayarlarını özel sektörün yapay zeka “hiper ölçekleyicileri”nin yetenekleriyle birleştirmek olduğunu söyledi.

Nvidia, Oracle, Dell, AMD ve Hewlett Packard Enterprise gibi şirketler kısa süre önce Washington ile süper bilgisayar ortaklıkları kurduklarını duyurdu. 

Bir yetkili, bu şirketlerin ve daha birçok şirketin Genesis Misyonu’nda rol oynamasının beklendiğini söyledi.

Amerika

Pentagon bilgi sızdıranlara karşı ortak birim kurdu

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, hassas bilgilerin dışarıya sızdırılmasını engellemek amacıyla Adalet Bakanlığı ile ortak bir çalışma grubu kurulduğunu açıkladı. Yeni yapılanmaya göre Pentagon’un Hukuk Müşavirliği, medya sızıntısı soruşturmalarına dair tüm bilgi ve kayıtlara erişebilecek.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, hassas bilgilerin kamuoyuna açıklanmasını engellemeye yönelik çabalar kapsamında Pentagon ve Adalet Bakanlığının ortak bir çalışma grubu kurduğunu duyurdu.

Hegseth, Savaş Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin (OGC), medya sızıntısı soruşturmalarına ilişkin Pentagon genelindeki tüm bilgi, destek ve kayıtları talep etme ve teslim alma yetkisine sahip olacağını belirtti.

Savaş Bakanı, bakanlığın tüm birimlerinin ve personelinin bu taleplere öncelik vereceğini, OGC tarafından bu yetki çerçevesinde verilen her türlü talimata, talebin sunulmasından itibaren iki gün içinde eksiksiz ve tam bir yanıt verilmesinin zorunlu olduğunu kaydetti.

Hegseth, X sosyal medya platformunda yayımlanan yaklaşık iki buçuk dakikalık video mesajında, “Sızdırılan bilgiler hayatları riske atıyor. Bu yeni araçlar ve süreçler, ortak gücümüzü korumamıza büyük ölçüde yardımcı olacak. Ulusumuzun güvenliği, anlık manşetler peşinde koşanlar için bir pazarlık kozu olamaz” dedi.

Hegseth ayrıca, “Gizli ve mahrem bilgilere erişim kutsal bir emanettir ve bu emanete ihanet edenler yasaların tüm gücüyle karşılaşacaktır” ifadesini kullandı.

New York Times muhabirlerine mahkeme celbi

Söz konusu çalışma grubunun duyurulması, Adalet Bakanlığının dört New York Times muhabirine mahkeme celbi göndermesinden birkaç gün sonra gerçekleşti. Federal büyük jüri önünde ifade vermeye çağrılan gazeteciler, Başkan Donald Trump’ın NATO zirvesi için Türkiye’ye uçtuğu ve Katar tarafından bağışlanan uçağına ilişkin güvenlik endişelerini haberleştirmişti.

Mahkeme celpleri, New York Times gazetesi ve basın özgürlüğü savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı. Muhalifler, hükümetin haber kuruluşlarını gözdağı yoluyla sindirmeye çalıştığını savunuyor.

New York Times avukatı David McCraw yaptığı açıklamada, “Gazetecilerimiz gerçekleri rapor etmekte ve Amerikan kamuoyunun, hükümetlerinin nasıl çalıştığını ve vergi mükelleflerinin paralarının nasıl kullanıldığını bilme hakkını savunmaktadır. Bu küstahça eylem, gazetecileri işlerini yapmaktan alıkoyarak kamuoyunun ülkede neler olup bittiğini öğrenmesini engelleme girişiminden başka bir şey değildir” dedi.

Bakanlık bünyesindeki ihraçlar

Hegseth, Pentagon’daki görevinin başından bu yana basına sızıntı yapılmasını engellemeye yönelik adımlar atıyor. Bakanlık geçen yıl basına gizli bilgi sızdırdığı iddia edilen personele yönelik soruşturmalar başlatmış ve yalan makinesi testleri uygulama tehdidinde bulunmuştu.

Sızıntı iddiaları geçen yıl Hegseth’in bazı danışmanlarına da yöneltilmişti. Eski kıdemli danışman Dan Caldwell ve eski özel kalem müdür yardımcısı Darin Selnick bu isimler arasında yer alıyor. Caldwell, Selnick ve Savaş Bakan Yardımcısı Stephen A. Feinberg’in eski özel kalem müdürü Colin Carroll, bakanlıktaki sızıntı soruşturması kapsamında önce açığa alınmış, ardından Pentagon’dan uzaklaştırılarak işlerine son verilmişti.

Bir hükümet yetkilisi, Mart ayı ortasında The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, bu yılın başlarında Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisinde (ODNI) işe başlayan Caldwell’in Pentagon’dan bilgi sızdırdığına dair hiçbir kanıt bulunmadığını belirtti.

Savaş Bakanı Hegseth, hassas bilgileri paylaştığı gerekçesiyle daha önce kendisi de eleştirilerin hedefi olmuştu. Hegseth, geçen yıl ABD’nin Yemen’deki Husilere yönelik planlanan saldırılarını, The Atlantic dergisi editörünün de yanlışlıkla eklendiği bir Signal grup sohbetinde tartışmıştı. Pentagon Genel Müfettişliği Ofisi tarafından Aralık ayında yayımlanan raporda, Hegseth’in kişisel cep telefonunda Signal uygulamasını kullanarak askeri güvenliği tehlikeye attığı ve bakanlık politikasını ihlal ettiği saptanmıştı.

Eski Pentagon Sözcüsü John Ullyot, “Hegseth’in kendisi geçen yıl Signal üzerinden eşiyle hassas ulusal savunma bilgilerini paylaşıp hiçbir sonuçla karşılaşmamışken, şimdi bu bilgileri koruma ihtiyacından bahsetmesi oldukça ironiktir. 2012 yılında CIA Direktörü David Petraeus, benzer bir durumu kız arkadaşıyla yaşadığı için görevinden istifa etmiş, federal mahkemede iki yıl denetimli serbestlik ve 10 bin dolar para cezasına çarptırılmıştı” değerlendirmesinde bulundu.

Trump’ın ilk döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi sözcülüğü de yapan Ullyot, Pazartesi günü The Hill’e verdiği demeçte, “Başkan, ulusal güvenlik yöneticilerinden daha iyisini hak ediyor. Hegseth başkalarından hesap sormadan önce kendisinden hesap sormaya başlamalıdır” dedi.

Basın mensuplarının erişimi kısıtlandı

Hegseth’in tesislerin çoğuna erişimi iptal etmesi nedeniyle muhabirlerin Pentagon’a girişi büyük ölçüde engellenmiş durumda. Pentagon muhabirleri, yetkisiz materyalleri talep etmeyeceklerine dair taahhüt içeren yeni medya politikasını imzalamayı reddederek Ekim ayında basın kartlarını iade etmişti.

Hegseth ve destekçileri, bu politikanın gizli bilgilerin sızmasını önleyerek ulusal güvenliği koruyacağını savunuyor. Basın özgürlüğü grupları ve eleştirmenler ise bu uygulamayı gazetecilerin anayasal haklarının ihlali olarak nitelendiriyor.

Bakanlık son olarak, Pentagon binasını gizli alan ilan ederek gazetecilerin içeri girmesini yasakladı ve basının erişimini daha da daralttı.

Pazartesi günü yaptığı açıklamada tarihi referanslar veren Hegseth, “Hassas ulusal savunma bilgilerini ve sırlarını sızdırmak, ülkemizin üniformasını giyen kadın ve erkeklere ihanet etmektir. Bu, savaş tarihi kadar eski bir ilkedir ve Amerika Birleşik Devletleri’nde cumhuriyetimizin kuruluşuna kadar uzanır. George Washington’ın kendisi de sızıntılarla, içerideki tehditlerle ve casuslukla mücadele etmiştir” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Rubio’dan UCM’yi tasfiye etme vaadi: Adım adım yıkacağız

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Uluslararası Ceza Mahkemesini tasfiye etmek amacıyla diplomatik bir kampanya başlatacaklarını açıkladı. Rubio, mahkemenin üç yargıcının New York’ta ABD yaptırımlarına karşı açtığı davanın ardından yayımladığı mesajlarda küreselciliğe karşı egemen devletlerin savunulacağını vurguladı. ABD Dışişleri Bakanlığından bir yetkili, bu süreçte seyahat yasakları, vize iptalleri, artırılmış yaptırımlar ve müttefiklere yönelik diplomatik baskıların devreye sokulacağını bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD ile Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) arasında tırmanan gerilimde yeni bir aşamaya geçildiğini belirterek Trump yönetiminin küresel mahkemeyi tasfiye etmek için diplomatik bir girişim başlatacağını duyurdu.

Rubio, konuya ilişkin çağrısını The Wall Street Journal gazetesinde yayımlanan makalesi ve sosyal medyada paylaştığı bir video mesaj aracılığıyla kamuoyuna iletti.

Dışişleri Bakanının açıklaması, UCM bünyesinde görev yapan üç yargıcın geçen ay New York’ta Trump yönetimine karşı dava açmasının ardından geldi.

Söz konusu davada yargıçlar, kendilerine yönelik uygulanan ABD yaptırımlarının hukuka aykırı olduğunu savunuyor.

Rubio, kaleme aldığı makalede, “ABD, ‘küreselciliğe karşı egemen devletler’ şeklinde basit bir mesaj içeren diplomatik bir kampanya başlatıyor” ifadesine yer verdi.

Bakan Rubio, makalesinde şu değerlendirmeyi yaptı:

“Hükümetimizin elindeki tüm araçları kullanarak, ortak bir amaç doğrultusunda hareket edebileceğimiz her müttefikle yan yana çalışarak, UCM’yi gerekirse tuğla tuğla söküp tasfiye edeceğiz.”

Reuters haber ajansına konuşan bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, kullanılacak diplomatik araçlar arasında seyahat yasakları, vize iptalleri, UCM ve bağlı kuruluşlarına yönelik yaptırımların artırılması ile diğer ülkelerin UCM’den çekilmesi yönünde uygulanacak diplomatik baskıların yer aldığını aktardı.

Uluslararası Ceza Mahkemesi, soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçları yargılamak amacıyla 2002 yılında kuruldu.

Mahkemenin kurucu anlaşması niteliğindeki Roma Statüsü’nü bugüne kadar imzalayan ve onaylayan 125 ülke bulunuyor.

Rubio paylaştığı video mesajda, UCM’yi “yetkilerinin neredeyse sınırsız olduğunu iddia eden, seçilmemiş küreselci bürokratların görev yaptığı küresel bir mahkeme” olmakla suçladı.

Makalesinde de eleştirilerini sürdüren Rubio, mahkemenin “ABD’ye karşı düşmanlıklarında birleşmiş solcu sivil toplum kuruluşları, kibirli küreselciler ve düşman Üçüncü Dünya hükümetlerinden oluşan güçlü bir ağ tarafından desteklendiğini ve yönetildiğini” öne sürdü.

ABD, kurulduğu günden bu yana Roma Statüsü’ne taraf olmadığı için UCM ile inişli çıkışlı bir ilişki yürütüyor. Demokrat yönetimler mahkeme ile daha fazla işbirliği yapma eğilimi gösterirken Cumhuriyetçi yönetimler daha mesafeli ve sert bir tutum takınıyor.

Eski Başkan Barack Obama yönetimi, Kenya’da seçim sonrası yaşanan şiddet olaylarını soruşturan mahkemenin çalışmalarını desteklemişti.

Eski Başkan Joe Biden yönetimi ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve üst düzey bir Rus yetkili hakkında, Ukraynalı çocukların kaçırılmasıyla ilgili suçlamalar kapsamında tutuklama kararı çıkaran UCM ile istihbarat paylaşımında bulunmuştu.

Biden yönetiminin 2021 yılındaki bu işbirliğinin, mahkemenin Afgan hükümeti ve Taliban güçlerinin işlediği iddia edilen suçlara odaklanmasına yol açtığı ve bu süreçte ABD askeri personeline yönelik soruşturmaları geri plana ittiği bildirilmişti.

Buna karşın, eski başkanlar George W. Bush ve Donald Trump dönemindeki yönetimler, mahkemenin Afganistan’daki ABD askerlerinin faaliyetleri ile İsrail’in Filistinlilere yönelik eylemlerini soruşturma girişimlerine karşı çıkmıştı.

ABD’de 2002 yılında partiler üstü yoğun destekle kabul edilen Amerikan Hizmet Üyelerini Koruma Yasası, başkana, UCM adına gözaltına alınan veya tutuklanan ABD personelini savunmak için her türlü yetkiyi tanıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Apple, eski çalışanları üzerinden OpenAI şirketine dava açtı

Yayınlanma

Apple, yapay zeka alanındaki rakibi OpenAI şirketine, yeni bir donanım ürünü piyasaya sürmeden önce ticari sırları yasa dışı kullandığı iddiasıyla dava açtı. Şirket, OpenAI yöneticisi olan eski başkan yardımcısı Tang Tan’ı işe alım süreçlerinde Apple cihazlarının gizli detaylarını sızdırmakla suçluyor.

ABD merkezli teknoloji şirketi Apple, yapay zeka alanında faaliyet gösteren OpenAI şirketine, bu şirketin kendi yapay zeka cihazını piyasaya sürmesinden önce dava açtı.

The Wall Street Journal gazetesinin yayımladığı analizde, Apple’ın bu hamleyle pazardaki konumunu doğrudan tehdit eden yeni rakibine karşı zaman kazanmaya çalıştığı belirtildi.

Analizde; Google, Samsung, Meta, Microsoft ve Amazon gibi devlerin daha önce iPhone üreticisinin pazardaki payını sarsmayı denediği ancak başarılı olamadığı, OpenAI şirketinin ise Apple için yeni ve ciddi bir tehdit haline geldiği kaydedildi.

Apple tarafından açılan davanın dilekçesinde, OpenAI kadrosuna katılan eski Apple çalışanlarının, şirkete ait ticari sırları yasa dışı şekilde kullandığı öne sürülüyor.

Apple, eski ürün geliştirme başkan yardımcısı olan ve şu anda OpenAI bünyesinde çalışan Tang Tan’ı, işe alım mülakatlarında adaylardan Apple cihazlarına ait gizli bilgileri ve fiziksel parçaları getirmelerini talep etmekle suçluyor.

OpenAI ise söz konusu iddiaları kesin bir dille reddetti. Şirket sözcüsü, gazete aracılığıyla yaptığı açıklamada, ChatGPT geliştiricisinin başka şirketlerin ticari sırlarıyla ilgilenmediğini ve tamamen kendi teknolojilerini üretmeye odaklandığını ifade etti.

Silikon Vadisi devlerinin gizli yazışmaları mahkemeye düştü

The Wall Street Journal haberinde, Apple’ın karşı karşıya olduğu bu durumdaki ironiye de dikkat çekildi. Apple, uzun yıllar boyunca diğer geliştiricilerin fikirlerini ve ürün özelliklerini kopyalamakla suçlanmıştı.

Teknoloji sektöründe, Apple’ın başka geliştiricilere ait özellikleri kendi ürünlerine entegre etmesini tanımlamak için “sherlocking” terimi kullanılıyor.

Haberde ayrıca, Apple’ın açtığı bu dava “termonükleer” olarak nitelendirildi. Bu ifadeyle, Apple kurucu ortağı Steve Jobs’ın 2010 yılında Google’ın Android işletim sistemine karşı başlattığı mücadele için kullandığı “termonükleer savaş” nitelendirmesine atıfta bulunuldu.

Jobs, o dönemde Google’ı iPhone tasarımını kopyalamakla suçlamış ve rakibiyle mücadele etmek için her türlü kaynağı kullanacağını açıklamıştı.

Dava süreci, iki şirket arasındaki işbirliği döneminin hemen ardından geldi. Apple ve OpenAI, 2024 yılında ChatGPT teknolojisinin iPhone ve diğer Apple cihazlarına entegre edilmesi amacıyla bir anlaşma imzalamıştı.

Bu anlaşma öncesinde Apple CEO’su Tim Cook, kendisinin de ChatGPT kullandığını, bu aracın sunduğu benzersiz kabiliyetleri hayranlıkla karşıladığını ve bu teknolojiyi kendi cihazlarına entegre etme olanaklarını incelediklerini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English