Bizi Takip Edin

Amerika

Trump, Nobel barış ödülüne gözünü dikti

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Nobel Barış Ödülü için küresel destek topluyor ve Beyaz Saray meseleyi ciddi olarak düşünüyor.

Şimdiye kadar Pakistan, Kamboçya, İsrail ve Cumhuriyetçi Kongre üyeleri Trump’ı aday gösterirken, çeşitli küresel çatışmaları sona erdirmek için yaptığı görüşmelerdeki rolü öne çıkıyor.

Cuma günü, Trump’ın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelecek olması, başkanın iki ülke arasında çözüme kavuşturmakta zorlandığı bir konu olduğu için, Trump’ın şimdiye kadarki en büyük diplomatik sınavı olabilir.

The Hill’in aktardığına göre Beyaz Saray, Trump’ın bu ödülü almasının “çoktan zamanı geldiğini” kamuoyuna açıkladı. Trump’a yakın bir kaynak, Beyaz Saray’ın Trump’a ödülü kazandırma konusunda “çok ciddi” olduğunu ve “hakkaniyet açısından bunun oldukça açık” olduğunu söyledi.

Aynı görüşü paylaşanların listesi giderek uzuyor. Pakistan, mayıs ayında ülkesi ile Hindistan arasında ateşkesin sağlanmasında oynadığı rol nedeniyle Trump’ı ödüle aday gösterdi. Kamboçya, Trump’ın ülkesi ile Tayland arasındaki bir başka çatışmayı sona erdirmesi üzerine, bu ay Trump’ı ödüle aday göstereceğini açıkladı.

Kamboçya Başbakanı Hun Manet, bu hafta Nobel adaylığıyla ilgili yaptığı açıklamada, Trump’ın “dünya barışının ilerlemesine yaptığı tarihi katkılar” övgüyle bahsetti. Benzer şekilde, Pakistan da Trump’ı aday gösterirken “pragmatik diplomasi ve etkili barış inşası” nedeniyle övdü.

Cumhuriyetçi Temsilci Darrell Issa mart ayında Trump’ı ödüle aday göstereceğini söyledi ve bir başka Cumhuriyetçi Temsilci Buddy Carter haziran ayında İran ile İsrail arasında ateşkes anlaşmasının sağlanmasındaki rolünü gerekçe göstererek Trump’ı aday gösterdi.

Ödül, her yıl aralık ayında Norveç Nobel Komitesi tarafından uluslar arasında barışın sağlanması için çalışan bir kişiye veriliyor.

Trump’ın ilk dönemindeki eski bir danışmanı, Dışişleri Bakanlığının üst düzey yetkililerinin Nobel Barış Ödülünü her zaman akıllarının bir köşesinde tuttuklarını ve bu düşüncenin onların genel bakış açısını şekillendirdiğini söyledi.

Eski danışman, “Baskı olduğu su götürmez bir gerçek. Trump, bu ödülü tarihin kendisini nasıl hatırlayacağının en önemli kanıtı olarak görüyor,” dedi.

Beyaz Saray ticaret danışmanı Peter Navarro da temmuz ayında, Trump’ın agresif gümrük vergisi planıyla uluslararası ticaret ortamını yeniden yapılandırdığı için Nobel Ödülünü hak ettiğini söylemişti.

Başkanın kendisi de, Ruanda ile Kongo arasındaki çatışmayı sona erdirmek için haziran ayında bir anlaşma açıklanmasının ardından ödülü hak ettiğini söyledi.

Trump cuma günü ödülle ilgili olarak, “Bunun için siyaset yapmıyorum. Bunu yapan birçok kişi var,” dedi.

Beyaz Saray, cuma günü Alaska’da yapılacak Trump-Putin görüşmesine ilişkin beklentileri düşürdü ve zaman zaman bunu “dinleme oturumu” olarak nitelendirdi.

Trump bu hafta, Putin’in barış anlaşması konusunda ciddi olup olmadığını birkaç dakika içinde anlayacağını söyledi. Beyaz Saray da herhangi bir sonuç öngörmekten büyük ölçüde kaçındı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, temmuz ayında Beyaz Saray’ı ziyaretinde Trump’a Nobel Barış Ödülü komitesine gönderdiği mektubu sunmuştu.

Netanyahu, “Bu mektup, hak ettiğiniz barış ödülüne adaylığınızı öneriyor. Bu ödülü almalısınız,” demişti.

TV programcısı Bill O’Reilly geçtiğimiz günlerde NewsNation’a, Trump’ın Ukrayna-Rusya savaşının ödülü kazanmasının anahtarı olduğunu düşündüğünü söyledi.

O’Reilly, “Trump’ın neyi hedeflediğini çok iyi biliyorum. Nobel Barış Ödülüne aday gösterilmek istiyor. Bu olabilir de olmayabilir de. Norveç’teki bu kuruluş pek dürüst bir kuruluş değil, ama o bu işi halletmek istiyor,” dedi.

Diğer muhafazakarlar da bu çabanın değip değmeyeceğini sorguladı.

Beyaz Saray cuma günü, Güney Kafkasya’da on yıllardır süren çatışmayı sona erdirmek için Ermenistan ve Azerbaycan arasında imzalanan barış anlaşmasını övdü.

Etkinlikte Ermenistan ve Azerbaycan liderleri, Trump’ın çabaları nedeniyle Nobel Barış Ödülünü hak ettiğini savundu.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, “Başkan Trump’ın Nobel Barış Ödülünü hak ettiğini düşünüyorum. … Bunun için çalışacağız,” dedi.

Sözcü Anna Kelly, “Başkan Trump, Nobel Barış Ödülünü birçok kez hak ediyor. Büyük çatışmalara doğrudan müdahil olması, Amerika’nın askeri gücünden üstün tüketici pazarımıza kadar her türlü aracı kullanması, dünya çapında on yıllardır süren savaşlara barış getirdi,” dedi ve Azerbaycan-Ermenistan barış zirvesinin “başarının bir örneği” olduğunu ekledi.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English