Diplomasi
‘Trump-Putin görüşmesinden sonra, diyalog somut bir zemine taşındı’

Rusya Devlet Başkanı Putin ve ABD Başkanı Trump, 18 Mart akşamı bir saatten uzun süren bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Ukrayna’daki çatışmanın barışçıl çözümü, enerji altyapısına yönelik saldırıların durdurulması, esir takası ve Karadeniz’de ateşkes konuları ele alındı. İki lider, Ukrayna’da çözüm için Rus ve Amerikalı uzmanlardan oluşan iki ayrı grup kurulması konusunda anlaştı. Ayrıca, Orta Doğu’daki durum ve ikili ilişkilerin normalleştirilmesi konuları da görüşüldü.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye saatiyle 18 Mart akşamı bir saatten uzun süren bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
NBC televizyonu, haberinde görüşmenin detaylarını aktardı. Görüşmenin ardından Kremlin ve Beyaz Saray, sonuçlara ilişkin resmi açıklamalar yayımladı.
Rusya’nın açıklaması, ABD’nin açıklamasından iki kat daha uzun ve ayrıntılıydı.
Kremlin’in internet sitesinde yayınlanan açıklamaya göre, Moskova, Ukrayna’daki çatışmanın barışçıl çözümüne olan ilkesel bağlılığını ve ABD ile olası çözüm yollarının kapsamlı bir şekilde ele alınması için işbirliğine hazır olduğunu teyit etti.
Açıklamada, çatışmanın tırmanmasının önlenmesi ve siyasi-diplomatik yollarla (yani ABD tarafından önerilen 30 günlük ön ateşkes aşamasında değil) çözüme yönelik çalışmaların temel koşulunun, Kiev’e yönelik dış askeri yardımın ve istihbarat paylaşımının tamamen durdurulması gerektiği vurgulandı.
Trump’ın, Kursk oblastında kuşatılan Ukrayna askerlerinin hayatlarının bağışlanması talebine ilişkin olarak Putin, Moskova’nın insani kaygılarla hareket etmeye hazır olduğunu teyit etti.
Ukrayna ordusu askerlerinin teslim olmaları halinde, hayatlarının ve onurlu muamelenin garanti edileceğini belirtti.
Rusya Devlet Başkanı, yakın zamanda her iki taraftan 175 savaş esirinin takas edileceğini ve iyi niyet göstergesi olarak 34 ağır yaralı Ukraynalı esirin teslim edileceğini açıkladı.
Son olarak Putin, Trump’ın çatışmanın taraflarının enerji altyapılarına yönelik 30 gün boyunca saldırı düzenlememe girişimine olumlu yanıt verdi ve karşılıklı olarak bu tür saldırıları durdurma emri vermeye hazır olduğunu belirtti.
Liderler ayrıca, Ukrayna’da çözüme ulaşmak için ikili formatta çabaları sürdürme konusunda anlaştılar. Bu amaçla, Rus ve Amerikalı uzmanlardan oluşan iki ayrı grup kurulacak. ABD’nin açıklamasında, grupların yakın zamanda Orta Doğu’da çalışmaya başlayacağı belirtildi.
Kremlin’in açıklamasına göre, taraflar Orta Doğu’daki durumu ele aldı ve ikili ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik karşılıklı ilgilerini dile getirdi.
Trump ayrıca, Putin’in Rusya ve ABD’de KHL ve NHL arasında hokey maçları düzenleme fikrini destekledi.
Beyaz Saray’ın açıklamasına göre, Trump ve Putin, barışa doğru ilerlemenin “enerji ve altyapı sektörlerinde ateşkes ve Karadeniz’de deniz ateşkesinin uygulanmasına yönelik teknik görüşmelerle” başlayacağı konusunda anlaştı.
Liderler ayrıca, “gelecekteki çatışmaları önlemek için potansiyel bir işbirliği bölgesi olarak Orta Doğu’yu” görüştüler.
“ABD ve Rusya arasındaki gelişmiş ikili ilişkilerin, büyük ekonomik anlaşmalar ve barış sağlandıktan sonra jeopolitik istikrar da dahil olmak üzere önemli faydalar sağlayabileceği” konusunda mutabık kaldılar.
Görüşmenin gündeminde başka neler olması bekleniyordu?
Liderlerin görüşmesinden birkaç saat önce Bloomberg, Putin’in 30 günlük ateşkes karşılığında Ukrayna’ya silah sevkiyatının tamamen durdurulmasını talep etme niyetinde olduğunu bildirdi.
Bloomberg‘e konuşan Avrupalı bir kaynak, AB ülkelerinin yetkililerinin bu tür koşulları kabul etmeye hazır olmadığını belirtti.
Bu konuların, Beyaz Saray’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steven Witkoff’un 14 Mart’ta Putin ile yaptığı görüşmede ele alındığı iddia edildi.
Liderlerin, Rusya’nın kontrolü altında bulunan Zaporojye Nükleer Santrali’nin olası kullanımını da görüşmeleri bekleniyordu.
17 Mart’ta Trump, Reuters muhabirinin görüşmenin konularına ilişkin sorusuna yanıt olarak “toprak” (bölgesel çözüm) ve “nükleer santraller”den söz etmişti. Ayrıca, Kiev ve Moskova ile “bazı varlıkların paylaşımı” hakkında daha önce konuştuğunu vurguladı.
Witkoff ise daha önce, “Rusların hedef aldığı” bölgeleri bildiğini söylemişti.
Witkoff, “Orada (Zaporojye Nükleer Santrali’nde) Ukrayna’ya oldukça fazla elektrik sağlayan bir nükleer reaktör var. Bununla ilgilenilmesi gerekiyor. Limanlara erişim. Karadeniz’de potansiyel bir anlaşma,” ifadelerini kullanmıştı.
Yine 17 Mart’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, müzakerelerin çatışmayı sona erdirmenin tek yolu olduğunu belirtti. Rubio’ya göre, ne Rusya ne de Ukrayna maksimalist askeri hedeflerine ulaşabilir.
Rubio, genel olarak müzakerelerin her iki taraftan da tavizler gerektirdiğini vurguladı. Fakat Rubio’ya göre, öncelikle ateşkes sağlanması gerekiyor.
Bundan önce, 11 Mart’ta Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde yapılan ABD-Ukrayna görüşmelerinin ardından Kiev, tarafların karşılıklı rızasıyla uzatılabilecek 30 günlük bir ateşkese hazır olduğunu açıklamıştı.
Amerikalılar, bu açıklamalar karşılığında, Mart ayı başında kısmen askıya alınan askeri yardım ve istihbarat sevkiyatlarını yeniden başlatma kararı aldı.
14 Mart’ta ise Putin, Rusya’nın çatışmaları durdurma önerisini kabul ettiğini, ancak bu önerinin uzun vadeli bir barışı öncelemsi gerektiğini belirtti.
Putin, ABD ve Ukrayna’nın bir aylık ateşkes ilan etme önerisi hakkında konuşurken, “Biz ‘evet’ diyoruz, ancak bazı nüanslar var,” ifadelerini kullandı.
Bu nüanslar arasında, Rus birliklerinin başarılı bir şekilde ilerlediği Kursk oblastı, ateşkes durumunda Kiev’e silah sevkiyatının ve Ukrayna’daki seferberliğin devam etmesi yer alıyordu.
Rusya lideri, çözülmesi gereken bir diğer önemli konunun, ateşkesin sürdürülmesi ve kontrolü için mekanizmaların varlığı olduğunu söyledi.
Trump: Putin ile görüşme ‘iyi ve verimli’ geçti, ateşkes süreci başladı
Görüşmeler neden önemli
Moskova merkezli Yüksek Ekonomi Okulu (VŞE) Öğretim Üyesi Dmitriy Novikov, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte yapılan görüşmelerdeki en önemli noktanın, bakanlar ve yardımcılar düzeyine delege edilmeden, en üst düzeyde temasların sürdürülmesi olduğunu açıkladı.
Novikov’a göre bu, hem Moskova ve Washington’da Ukrayna konusunda pozisyonları yakınlaştırma hem de genel olarak ilişkileri normalleştirme yönünde siyasi iradenin korunduğunu gösteriyor.
Fakat Novikov, hem birkaç yıllık çatışma hem de mevcut durumla ilgili olarak yüksek beklentilerin olduğuna dikkat çekti.
Novikov, “Bu görüşmenin ana sonucunun, Amerikan tarafının Rus liderliğini Ukrayna’daki barış sürecinin geri döndürülemezliği ve Avrupa’ya yönelik yeni rotanın istikrarı konusunda ikna etme çabası olduğunu düşünüyorum,” dedi.
Novikov’a göre, çatışmanın “hemen şimdi” sona ermesi konusunda bir atılım beklenmemeli, ancak Washington, Ukrayna’ya silah sevkiyatı ve uzun vadeli barışçıl çözümün parametreleri konusunda net bir pozisyon sunmalı. Bu koşullar altında, bu görüşmeler ileriye doğru bir hareket olarak değerlendirilebilir.
Rusya Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Direktör Danışmanı İlya Kravçenko ise söz konusu görüşmenin Moskova ile Washington arasındaki diyaloğun tam anlamıyla yeniden başladığının bir teyidi olduğunu belirtti.
Kravçenko, Putin ile Trump arasındaki bu görüşmenin öneminin, sadece Ukrayna’nın değil, ikili ilişkilerin diğer konularının da ele alınmasıyla vurgulandığını belirtti.
Kravçenko, tarafların Ukrayna’daki çatışmanın diplomatik çözümüne yönelik kararlılığının, ABD ve Rusya’da olası anlaşmaların ayrıntılarını ele alacak uzman gruplarının kurulması açıklamasıyla ortaya konduğunu belirtti.
Bunun yanı sıra Vedomosti‘ye konuşan siyaset bilimci Malek Dudakov, neredeyse üç yıl sonra en üst düzeyde temasların olmasının her durumda olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.
Dudakov, “Trump, Ukrayna’daki çatışmayı sona erdirmek ve ABD için daha önemli gördüğü diğer konularla ilgilenmek için acele ediyor,” diye konuştu.
Dudakov, bu konular arasında Orta Doğu’daki gelişmeler, İran ile yaşanan gerilim (Beyaz Saray açıklamasında, her iki liderin de İran’ın İsrail’i tehdit edecek bir konumda olmaması gerektiği konusunda hemfikir olduğu belirtiliyor; Kremlin açıklamasında İran’dan bahsedilmiyor) ve Çin ile olan rekabetin yer aldığını kaydetti.
Ayrıca Dudakov’a göre, Trump’ı motive eden bir diğer faktör de Amerikan toplumunun çatışmanın çözümüne vereceği olası olumlu tepki.
VŞE Avrupa ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Müdür Yardımcısı Dmitriy Suslov da tarafların ilişkileri iyileştirme ve Ukrayna konusunda ikili formatta müzakere etme isteklerini teyit etmeleri nedeniyle görüşmeleri olumlu olarak değerlendirdi.
Suslov, Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları 30 gün boyunca karşılıklı olarak durdurmaya ve Karadeniz’de ateşkesin uygulanmasına yönelik teknik görüşmelere başlama konusundaki istekliliğinin ciddi bir iyi niyet göstergesi olduğunu vurguladı.
Suslov, “Bu, Trump ile yapıcı etkileşime hazır olunduğunun bir göstergesi. Bu, önemli bir adım,” dedi.
Suslov ayrıca, uzman grupları kurma niyetine ilişkin açıklamaların önemini vurguladı, zira bu tür gruplar sorunlu konuların ele alınması konusunda somut çalışmalar yürütüyor.
Suslov, “Bu diyalogdan sonra, diyalog somut bir zemine taşındı,” dedi. Ancak Suslov, Kiev ve bazı Avrupa ülkelerinden kaynaklanabilecek ve müzakereleri baltalamak isteyen bazı risklerin devam ettiğini vurguladı.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4








