Bizi Takip Edin

Diplomasi

‘Trump-Putin görüşmesinden sonra, diyalog somut bir zemine taşındı’

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Putin ve ABD Başkanı Trump, 18 Mart akşamı bir saatten uzun süren bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Ukrayna’daki çatışmanın barışçıl çözümü, enerji altyapısına yönelik saldırıların durdurulması, esir takası ve Karadeniz’de ateşkes konuları ele alındı. İki lider, Ukrayna’da çözüm için Rus ve Amerikalı uzmanlardan oluşan iki ayrı grup kurulması konusunda anlaştı. Ayrıca, Orta Doğu’daki durum ve ikili ilişkilerin normalleştirilmesi konuları da görüşüldü.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye saatiyle 18 Mart akşamı bir saatten uzun süren bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

NBC televizyonu, haberinde görüşmenin detaylarını aktardı. Görüşmenin ardından Kremlin ve Beyaz Saray, sonuçlara ilişkin resmi açıklamalar yayımladı.

Rusya’nın açıklaması, ABD’nin açıklamasından iki kat daha uzun ve ayrıntılıydı.

Kremlin’in internet sitesinde yayınlanan açıklamaya göre, Moskova, Ukrayna’daki çatışmanın barışçıl çözümüne olan ilkesel bağlılığını ve ABD ile olası çözüm yollarının kapsamlı bir şekilde ele alınması için işbirliğine hazır olduğunu teyit etti.

Açıklamada, çatışmanın tırmanmasının önlenmesi ve siyasi-diplomatik yollarla (yani ABD tarafından önerilen 30 günlük ön ateşkes aşamasında değil) çözüme yönelik çalışmaların temel koşulunun, Kiev’e yönelik dış askeri yardımın ve istihbarat paylaşımının tamamen durdurulması gerektiği vurgulandı.

Trump’ın, Kursk oblastında kuşatılan Ukrayna askerlerinin hayatlarının bağışlanması talebine ilişkin olarak Putin, Moskova’nın insani kaygılarla hareket etmeye hazır olduğunu teyit etti.

Ukrayna ordusu askerlerinin teslim olmaları halinde, hayatlarının ve onurlu muamelenin garanti edileceğini belirtti.

Rusya Devlet Başkanı, yakın zamanda her iki taraftan 175 savaş esirinin takas edileceğini ve iyi niyet göstergesi olarak 34 ağır yaralı Ukraynalı esirin teslim edileceğini açıkladı.

Son olarak Putin, Trump’ın çatışmanın taraflarının enerji altyapılarına yönelik 30 gün boyunca saldırı düzenlememe girişimine olumlu yanıt verdi ve karşılıklı olarak bu tür saldırıları durdurma emri vermeye hazır olduğunu belirtti.

Liderler ayrıca, Ukrayna’da çözüme ulaşmak için ikili formatta çabaları sürdürme konusunda anlaştılar. Bu amaçla, Rus ve Amerikalı uzmanlardan oluşan iki ayrı grup kurulacak. ABD’nin açıklamasında, grupların yakın zamanda Orta Doğu’da çalışmaya başlayacağı belirtildi.

Kremlin’in açıklamasına göre, taraflar Orta Doğu’daki durumu ele aldı ve ikili ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik karşılıklı ilgilerini dile getirdi.

Trump ayrıca, Putin’in Rusya ve ABD’de KHL ve NHL arasında hokey maçları düzenleme fikrini destekledi.

Beyaz Saray’ın açıklamasına göre, Trump ve Putin, barışa doğru ilerlemenin “enerji ve altyapı sektörlerinde ateşkes ve Karadeniz’de deniz ateşkesinin uygulanmasına yönelik teknik görüşmelerle” başlayacağı konusunda anlaştı.

Liderler ayrıca, “gelecekteki çatışmaları önlemek için potansiyel bir işbirliği bölgesi olarak Orta Doğu’yu” görüştüler.

“ABD ve Rusya arasındaki gelişmiş ikili ilişkilerin, büyük ekonomik anlaşmalar ve barış sağlandıktan sonra jeopolitik istikrar da dahil olmak üzere önemli faydalar sağlayabileceği” konusunda mutabık kaldılar.

Ukrayna Dışişleri: Çatışmayı bu yıl sona erdirmeye hazırız

Görüşmenin gündeminde başka neler olması bekleniyordu?

Liderlerin görüşmesinden birkaç saat önce Bloomberg, Putin’in 30 günlük ateşkes karşılığında Ukrayna’ya silah sevkiyatının tamamen durdurulmasını talep etme niyetinde olduğunu bildirdi.

Bloomberg‘e konuşan Avrupalı bir kaynak, AB ülkelerinin yetkililerinin bu tür koşulları kabul etmeye hazır olmadığını belirtti.

Bu konuların, Beyaz Saray’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steven Witkoff’un 14 Mart’ta Putin ile yaptığı görüşmede ele alındığı iddia edildi.

Liderlerin, Rusya’nın kontrolü altında bulunan Zaporojye Nükleer Santrali’nin olası kullanımını da görüşmeleri bekleniyordu.

17 Mart’ta Trump, Reuters muhabirinin görüşmenin konularına ilişkin sorusuna yanıt olarak “toprak” (bölgesel çözüm) ve “nükleer santraller”den söz etmişti. Ayrıca, Kiev ve Moskova ile “bazı varlıkların paylaşımı” hakkında daha önce konuştuğunu vurguladı.

Witkoff ise daha önce, “Rusların hedef aldığı” bölgeleri bildiğini söylemişti.

Witkoff, “Orada (Zaporojye Nükleer Santrali’nde) Ukrayna’ya oldukça fazla elektrik sağlayan bir nükleer reaktör var. Bununla ilgilenilmesi gerekiyor. Limanlara erişim. Karadeniz’de potansiyel bir anlaşma,” ifadelerini kullanmıştı.

Yine 17 Mart’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, müzakerelerin çatışmayı sona erdirmenin tek yolu olduğunu belirtti. Rubio’ya göre, ne Rusya ne de Ukrayna maksimalist askeri hedeflerine ulaşabilir.

Rubio, genel olarak müzakerelerin her iki taraftan da tavizler gerektirdiğini vurguladı. Fakat Rubio’ya göre, öncelikle ateşkes sağlanması gerekiyor.

Bundan önce, 11 Mart’ta Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde yapılan ABD-Ukrayna görüşmelerinin ardından Kiev, tarafların karşılıklı rızasıyla uzatılabilecek 30 günlük bir ateşkese hazır olduğunu açıklamıştı.

Amerikalılar, bu açıklamalar karşılığında, Mart ayı başında kısmen askıya alınan askeri yardım ve istihbarat sevkiyatlarını yeniden başlatma kararı aldı.

14 Mart’ta ise Putin, Rusya’nın çatışmaları durdurma önerisini kabul ettiğini, ancak bu önerinin uzun vadeli bir barışı öncelemsi gerektiğini belirtti.

Putin, ABD ve Ukrayna’nın bir aylık ateşkes ilan etme önerisi hakkında konuşurken, “Biz ‘evet’ diyoruz, ancak bazı nüanslar var,” ifadelerini kullandı.

Bu nüanslar arasında, Rus birliklerinin başarılı bir şekilde ilerlediği Kursk oblastı, ateşkes durumunda Kiev’e silah sevkiyatının ve Ukrayna’daki seferberliğin devam etmesi yer alıyordu.

Rusya lideri, çözülmesi gereken bir diğer önemli konunun, ateşkesin sürdürülmesi ve kontrolü için mekanizmaların varlığı olduğunu söyledi.

Trump: Putin ile görüşme ‘iyi ve verimli’ geçti, ateşkes süreci başladı

Görüşmeler neden önemli

Moskova merkezli Yüksek Ekonomi Okulu (VŞE) Öğretim Üyesi Dmitriy Novikov, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte yapılan görüşmelerdeki en önemli noktanın, bakanlar ve yardımcılar düzeyine delege edilmeden, en üst düzeyde temasların sürdürülmesi olduğunu açıkladı.

Novikov’a göre bu, hem Moskova ve Washington’da Ukrayna konusunda pozisyonları yakınlaştırma hem de genel olarak ilişkileri normalleştirme yönünde siyasi iradenin korunduğunu gösteriyor.

Fakat Novikov, hem birkaç yıllık çatışma hem de mevcut durumla ilgili olarak yüksek beklentilerin olduğuna dikkat çekti.

Novikov, “Bu görüşmenin ana sonucunun, Amerikan tarafının Rus liderliğini Ukrayna’daki barış sürecinin geri döndürülemezliği ve Avrupa’ya yönelik yeni rotanın istikrarı konusunda ikna etme çabası olduğunu düşünüyorum,” dedi.

Novikov’a göre, çatışmanın “hemen şimdi” sona ermesi konusunda bir atılım beklenmemeli, ancak Washington, Ukrayna’ya silah sevkiyatı ve uzun vadeli barışçıl çözümün parametreleri konusunda net bir pozisyon sunmalı. Bu koşullar altında, bu görüşmeler ileriye doğru bir hareket olarak değerlendirilebilir.

Rusya Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Direktör Danışmanı İlya Kravçenko ise söz konusu görüşmenin Moskova ile Washington arasındaki diyaloğun tam anlamıyla yeniden başladığının bir teyidi olduğunu belirtti.

Kravçenko, Putin ile Trump arasındaki bu görüşmenin öneminin, sadece Ukrayna’nın değil, ikili ilişkilerin diğer konularının da ele alınmasıyla vurgulandığını belirtti.

Kravçenko, tarafların Ukrayna’daki çatışmanın diplomatik çözümüne yönelik kararlılığının, ABD ve Rusya’da olası anlaşmaların ayrıntılarını ele alacak uzman gruplarının kurulması açıklamasıyla ortaya konduğunu belirtti.

Bunun yanı sıra Vedomosti‘ye konuşan siyaset bilimci Malek Dudakov, neredeyse üç yıl sonra en üst düzeyde temasların olmasının her durumda olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.

Dudakov, “Trump, Ukrayna’daki çatışmayı sona erdirmek ve ABD için daha önemli gördüğü diğer konularla ilgilenmek için acele ediyor,” diye konuştu.

Dudakov, bu konular arasında Orta Doğu’daki gelişmeler, İran ile yaşanan gerilim (Beyaz Saray açıklamasında, her iki liderin de İran’ın İsrail’i tehdit edecek bir konumda olmaması gerektiği konusunda hemfikir olduğu belirtiliyor; Kremlin açıklamasında İran’dan bahsedilmiyor) ve Çin ile olan rekabetin yer aldığını kaydetti.

Ayrıca Dudakov’a göre, Trump’ı motive eden bir diğer faktör de Amerikan toplumunun çatışmanın çözümüne vereceği olası olumlu tepki.

VŞE Avrupa ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Müdür Yardımcısı Dmitriy Suslov da tarafların ilişkileri iyileştirme ve Ukrayna konusunda ikili formatta müzakere etme isteklerini teyit etmeleri nedeniyle görüşmeleri olumlu olarak değerlendirdi.

Suslov, Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları 30 gün boyunca karşılıklı olarak durdurmaya ve Karadeniz’de ateşkesin uygulanmasına yönelik teknik görüşmelere başlama konusundaki istekliliğinin ciddi bir iyi niyet göstergesi olduğunu vurguladı.

Suslov, “Bu, Trump ile yapıcı etkileşime hazır olunduğunun bir göstergesi. Bu, önemli bir adım,” dedi.

Suslov ayrıca, uzman grupları kurma niyetine ilişkin açıklamaların önemini vurguladı, zira bu tür gruplar sorunlu konuların ele alınması konusunda somut çalışmalar yürütüyor.

Suslov, “Bu diyalogdan sonra, diyalog somut bir zemine taşındı,” dedi. Ancak Suslov, Kiev ve bazı Avrupa ülkelerinden kaynaklanabilecek ve müzakereleri baltalamak isteyen bazı risklerin devam ettiğini vurguladı.

Diplomasi

Alman Sanayi Federasyonu’nun ‘Çin Şoku 2.0’ uyarısına Çin’de yanıt: Kendi sorunlarınızı dışsallaştırmayın

Yayınlanma

Alman Sanayi Federasyonu (BDI), Çin’le ilişkilerde giderek büyüyen sorunların Alman sanayisini tüm sektörlerde ağır biçimde etkilediğini ve ülkenin bir “Çin Şoku 2.0” yaşadığını bildirildi. Çinli bir uzman ise Almanya’nın kendi sorunlarıyla yüzleşmesi ve rekabet gücünü artırması gerektiğini belirterek, iç yapısal sorunları dışsallaştırmanın gerçek bir çözüm sağlamayacağını ve Çin ile Almanya arasında kazan-kazan esasına dayalı işbirliğini de geliştirmeyeceğini söyledi.

Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi pazartesi günü yayımladığı haberde, BDI İcra Kurulu Başkanı Tanja Gönner’in Alman Basın Ajansı’na yaptığı açıklamada, federasyonun rakip olarak Çin’le ilgili giderek artan sorunlar gördüğünü söylediğini aktardı.

Gönner, Çin’in “kritik ham maddelerde bağımlılık, önemli ölçüde düşük değerlenmiş para birimi ve devlet kaynaklı kapasite fazlası” gibi unsurlar üzerinden sanayi üzerinde büyük bir etki yarattığını ileri sürdü. Gönner’e göre bunlara, Çin’in kilit teknolojilerde küresel pazar lideri olma hedefi de ekleniyor.

Fudan Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü bünyesindeki Çin-Avrupa İlişkileri Merkezi Direktörü Jian Junbo, pazartesi günü Global Times’a yaptığı açıklamada, “Geçtiğimiz 20 yıl boyunca Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin otomotiv ve makine gibi sektörlerdeki şirketleri, Çin’in açık pazarından, eksiksiz tedarik zincirlerinden ve nispeten düşük maliyetlerinden yararlanarak kâr elde etti,” dedi.

Jian, Çin’in sanayisini geliştirmesi ve elektrikli araçlar ile fotovoltaik gibi alanlarda rekabet gücü kazanmasının ardından Almanya dahil Avrupa ülkelerinin normal piyasa rekabetini “şok” ve “tehdit” olarak tanımlamaya başladığını kaydetti.

Çin Uluslararası Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Akademisi araştırmacısı Zhou Mi ise pazartesi günü Global Times’a verdiği demeçte, “Çin, kritik ham maddeler alanında kesintisiz yatırım ve araştırma-geliştirme faaliyetlerini sürdürdü. Çin’in teknolojik avantajları ve kurallara uygun ihracat kontrolleri birer engel teşkil etmiyor. Bu konuyu abartarak Çin’e kendi yönetim sistemlerinden vazgeçmesi için baskı yapmak makul değildir,” ifadelerini kullandı.

Zhou, döviz kurlarının esas olarak piyasa ve ekonomik temeller tarafından belirlendiğine işaret ederek, “para biriminin düşük değerlendiği” iddiasının daha da dayanaksız olduğunu savundu.

Zhou’ya göre Çin, “kapasite fazlası” meselesine ilişkin birçok kez açıklama yaptı ve konuyu sistematik biçimde izah eden bir beyaz kitap yayımladı: “Sözde kapasite fazlası hükümet tarafından yaratılmış değil. Belirli dönemlerde ve özel piyasa koşullarında arz ile talep arasında geçici bir dengesizlik ortaya çıkabilir. Ancak bu tür dengesizliklerle ticari engeller oluşturarak veya tehditlere başvurarak değil, bilgi paylaşımını güçlendirerek ve şeffaflığı artırarak birlikte mücadele edilmesi gerekiyor.”

BDI, 2019’un başında yayımladığı bir politika belgesinde Almanya’nın Çin politikasının yeniden yönlendirilmesi çağrısında bulunmuştu. Belgede, piyasa ekonomisinin “daha dayanıklı” hale getirilmesi gerektiği belirtilmişti. Çin bir ortak olarak tanımlanmakla birlikte, giderek daha fazla sistemik bir rakip olarak da görülmeye başlanmıştı. FAZ’ın aktardığına göre Alman hükümetinin 2023 tarihli Çin Stratejisi’nde Çin, ortak, rakip ve sistemik hasım olarak tanımlandı.

Jian, Almanya’nın önde gelen sektörlerinde giderek artan bir baskıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Ancak uzmana göre Alman sanayisinin rekabet gücündeki göreli gerilemenin temel nedeni; yüksek enerji maliyetleri, aşırı düzenlemeler ve inovasyonu pratik sonuçlara dönüştürmedeki düşük verimlilik gibi iç yapısal sorunlarda yatıyor.

Jian, “Bu iç yapısal sorunları dışsallaştırmak, sorunların gerçek anlamda çözülmesine yardımcı olmaz,” dedi.

FAZ’ın haberinde Gönner, Avrupa’nın Çin karşısında daha iddialı olması gerektiğini, ancak kendisini Çin’den tamamen soyutlamaması gerektiğini söyledi.

Gönner, “Kendimizi nasıl savunabileceğimizi değerlendirirken aynı zamanda birçok alanda kurallara dayalı düzeni korumaya çalışmalıyız,” ifadelerini kullandı.

Bloomberg geçen hafta, Almanya’nın Çin’in tedarik zincirindeki kırılganlıkları tespit etmeye çalıştığını ve olası bir Almanya-Çin ticaret savaşında bu bilgileri baskı aracı olarak kullanmayı planladığını bildirmişti.

Jian, Almanya’nın çok taraflılığı ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarını savunduğunu iddia ederken tek taraflı ticaret araçlarına başvurmaya çalıştığını söyledi. Uzman, bunun uzun vadede yalnızca Alman sanayisinin içinin boşalmasını hızlandıracağını belirtti. Çünkü gerçekten rekabetçi şirketler, kaynakların dünya genelinde en uygun şekilde dağıtılabileceği yerleri aramaya devam edecek.

Çin’deki Alman Ticaret Odasının inovasyon raporuna göre, otomotiv sektöründeki şirketlerin yüzde 81’i, araştırma-geliştirme çalışmalarını Çin’de yerelleştirmelerinin son iki yıldaki gelişim hızlarını artırdığını belirtti. Şirketlerin yüzde 79’u Çin’de yerelleştirilen araştırma-geliştirme faaliyetlerinin Almanya’ya kıyasla maliyetlerini azalttığını söylerken, yüzde 70’i Çin’deki inovasyon ortaklıklarının ek maliyet tasarrufu sağladığını ifade etti.

Jian, Çin-Almanya ilişkilerinin uzun süredir kapsamlı stratejik ortaklık çerçevesinde karşılıklı fayda ve kazan-kazan esasına dayalı işbirliği üzerine kurulduğunu, iki ülke arasındaki rekabetin ise piyasa ekonomisinin olağan bir unsuru olduğunu belirtti.

Jian’a göre kilit nokta, ikili rekabeti bir tehdit olarak görmek ve sorunları daha da karmaşık hale getirecek tek taraflı, hedefe yönelik tedbirlere başvurmak yerine, rekabete akılcı ve nesnel bir tutumla yaklaşmak.

Alman otomotiv sektörünün Çin korkusu büyüyor

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna, 2022’den bu yana en zorlu kışına hazırlanıyor

Yayınlanma

CNBC kanalına konuşan Ukraynalı yetkililer, hava savunma sistemlerindeki eksiklikler ve enerji altyapısına yönelik artan tehditler nedeniyle ülkenin 2022’den bu yana en zorlu kış sezonuna hazırlandığını bildirdi. Kiev yönetimi, Rusya’nın kış aylarında enerji tesislerine yönelik saldırılarını artırmasını beklerken füze mühimmatı temininde ve yerli savunma teknolojilerinde ciddi güçlüklerle karşılaşıyor.

Ukraynalı yetkililer, insansız hava aracı üreticileri ve güvenlik uzmanları, yaklaşan kış mevsiminin çatışmaların başladığı 2022 yılından bu yana ülke için en ağır dönem olabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

CNBC’nin haberine göre Kiev yönetimi, Rusya’nın kış aylarında Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırılarını artırmasını bekliyor.

Ülkede hava savunma araçlarının, özellikle de ABD yapımı Patriot sistemleri için kullanılan önleme füzelerinin yetersizliği endişe yaratıyor.

Ukraynalı insansız hava aracı üreticisi Fire Point şirketinin başkanı Irina Tereh, CNBC’ye yaptığı açıklamada Ukrayna’nın tehdidin boyutunu gerçekçi biçimde değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

Tereh, Ukraynalı şirketlerin kendi füze savunma teknolojilerini geliştirmek için çalışmaları hızlandırdığını, ancak bu tür sistemlerin oluşturulmasının genellikle onlarca yıl aldığını ifade etti.

Tereh, bu nedenle söz konusu görevin ısıtma sezonu başlamadan tamamlanmasının imkansız olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump, 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, ABD’ye karşı kullanılma endişesi gerekçesiyle Kiev’e Patriot lisansı verme fikrinden vazgeçtiğini bildirdi.

ABD Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyesi Mike Turner ise ABD ile Ukrayna’nın şu anda Kiev’e teknoloji transferi konusunda görüşmeler yürüttüğünü kaydetti.

CNBC’nin aktardığına göre Ukraynalı yetkililer bir yandan enerji tesislerinin korumasını artırırken, diğer yandan yakıt ile ekipman stoku oluşturuyor.

Kiev yönetimi aynı zamanda Avrupa Birliği’nin (AB) 90 milyar euroluk finansal destek programından aktarılacak kaynaklar da dahil olmak üzere Avrupalı ortaklarından ek finansman temin etmeyi hesaplıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, temmuz ayı sonunda vatandaşlara “çok zorlu bir kışa” hazırlanma çağrısında bulunarak, sürecin sonucunun hem Kiev’in adımlarına hem de Batılı müttefiklerin desteğine bağlı olacağını vurguladı.

Zelenski, Serhiy Koretskiy’nin başbakan olarak atanmasını, yeni hükümet başkanının enerji konularına hakim olması ve ülkenin soğuk hava şartlarına hazırlanmasını sağlaması gerekliliğiyle açıkladı.

Gelecek kışın öncekilerden daha ağır geçebileceği yönündeki değerlendirmeler daha önce Başbakan Koretskiy, Enerji Bakanı Denıs Şmıhal ve Çernihiv Bölgesel Yönetimi Başkanı Vyaçeslav Çaus tarafından da dile getirildi.

Yetkililerin açıklamalarına göre Ukrayna’nın 10 gigavattan fazla üretim kapasitesini restore etmesi, yaklaşık 3 gigavatlık yeni merkezsiz üretim tesisi kurması, enerji altyapısının korunmasını güçlendirmesi ve yeraltı depolarındaki gaz stokunu yaklaşık 14,6 milyar metreküpe çıkarması gerekiyor.

Geçen kış Ukrayna’da elektrik ve ısıtma sunumunda kesintiler yaşandı. Bazı bölgelerde elektrik kesintileri günde 12 ila 16 saat sürerken, bazı yerleşim yerleri günlerce ısıtmasız kaldı.

Zelenski, ocak ayında yaptığı açıklamada Ukrayna enerji sisteminin ülkenin ihtiyaçlarının yalnızca yüzde 60 kadarlık bölümünü karşılayabildiğini, gerekli olan 18 gigavatlık üretim kapasitesine karşılık sistemin yaklaşık 11 gigavat üretebildiğini bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Bloomberg uyardı: Dünyayı yeni gıda krizi dalgası vurabilir

Yayınlanma

Dünya, küresel çatışmalar ve aşırı hava koşullarının kıskacında yeni bir gıda fiyatı artışı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Karadeniz’deki savaş ve İran gerilimi tedarik zincirini vururken, Avrupa’dan Avustralya’ya kadar uzanan aşırı sıcaklar rekolteyi tehdit ediyor. Asya’da ise El Nino iklim olayı ve eksik muson yağmurları pirinç üretimini krizin eşiğine getirdi.

Dünya küresel boyutta yeni bir gıda fiyatı artışı dalgası tehdidiyle karşı karşıya. Bloomberg’in haberine göre, silahlı çatışmalar ve zorlu hava koşulları dünyanın en kritik tarım bölgelerini kıskaca almış durumda.

Savaşın sürdüğü Karadeniz bölgesinde Ukrayna’dan yapılan sevkiyatlar büyük aksamalarla karşılaşıyor.

Dünya buğday pazarının dörte birinden fazlasını, ayçiçeği yağı ihracatının yaklaşık üçte ikisini ve mısır tedarikinin onda birini tek başına Rusya ve Ukrayna karşılıyor. Buğday fiyatları temmuz ayında yüzde 10’dan fazla artış gösterdi.

Bu da 2024 yılından bu yana görülen en büyük aylık sıçrama olarak kayıtlara geçebilir.

Odessa limanlarında sevkiyat kilitlendi

The Economist dergisi bu hafta yayımladığı haberde, Rusya’nın Odessa bölgesindeki liman altyapısına düzenlediği saldırılar nedeniyle Ukrayna’nın tarım ihracatının felç olabileceğini yazdı.

Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum ihracatının yüzde 90’ı bu bölgeden geçiyor. Ülke bu yıl 81 milyon tonluk rekor bir tahıl ve yağlı tohum rekoltesi bekliyor. Aksamalar nedeniyle Danimarkalı denizcilik şirketi Maersk, gemilerinin tahliye noktasını Çornomorsk’tan Romanya’nın Köstence Limanı’na kaydırdığını duyurdu.

Odessa merkezli Trident Maritime şirketinin direktörü Oleksiy Smolyar ise dev denizcilik şirketlerinin Ukrayna limanlarına uğramayı durdurduğunu açıkladı.

Ukrayna Tahıl Konfederasyonu (UAK) temmuz ayında yaptığı açıklamada sevk rakamlarını paylaştı. Kremlin’in 2023 yazında Türkiye ve BM arabuluculuğunda kurulan tahıl koridoru anlaşmasından Rusya ile ilgili şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle çekilmesinin ardından kapasitenin düştüğü kaydedildi.

Anlaşma yürürlükteyken Odessa, Çornomorsk ve Pivdennıy limanlarından ayda 6 milyon tona kadar ürün gönderilebilirken, günümüzde aylık sevkiyat ortalama 4 milyon metrik tona geriledi.

Financial Times’ın haberine göre Ukraynalı tüccarlar, Odessa limanlarındaki kesintiler nedeniyle tahıl ihracatının bir kısmını Tuna Nehri ve Romanya üzerinden alternatif rotalara kaydırmayı planlıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı ise Ukrayna limanlarındaki hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini defalarca rapor etti.

Bakanlık son olarak 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Odessa Limanı’nda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için hazırlanan yakıt ve yağ depolarının vurulduğunu, Mıkolayiv’de ise insansız deniz araçları kullanmak üzere dönüştürülen bir römorkörün hedef alındığını bildirdi.

Aşırı sıcaklar rekolteyi vuruyor

Tahıl üreten diğer ana bölgeler de aşırı hava koşullarıyla boğuşuyor. Çiftçiler, İran etrafındaki gerilim sebebiyle fırlayan akaryakıt ve gübre fiyatlarının baskısı altında üretim yapmaya çalışıyor.

Aşırı sıcaklar, kuraklık ve orman yangınlarıyla boğuşan Avrupa, son on yılların en büyük tahıl rekoltesi düşüşüne hazırlanıyor. Kurak havanın Avustralya’daki buğday rekoltesini de düşürmesi bekleniyor.

Pirinç üretimi yapılan Vietnam’dan Filipinler’e kadar uzanan coğrafyada da Pasifik Okyanusu’ndaki su sıcaklıklarını artıran El Nino iklim olayı nedeniyle kriz derinleşiyor.

Dünyanın en büyük pirinç üreticisi ve ihracatçısı konumundaki Hindistan ise mevsimlik muson yağmurlarının yetersiz kalması sebebiyle kuraklık tehlikesi yaşıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English