Bizi Takip Edin

Amerika

Trump, yaşlı Amerikalıların engellilik yardımlarını sınırlayacak

Yayınlanma

Trump yönetimi, yaşlı Amerikalıların Sosyal Güvenlik engellilik ödemelerine hak kazanmasını zorlaştıracak bir plan hazırlıyor.

Bu plan, yoksul, yaşlı ve engelli insanlar için federal güvenlik ağının yeniden düzenlenmesinin bir parçası ve yüz binlerce insanın yardımlarını kaybetmesine neden olabilir.

Sosyal Güvenlik İdaresi, bir kişinin başka tür işlere uyum sağlayıp sağlayamayacağını belirlemek için yaş, iş deneyimi ve eğitim gibi faktörleri dikkate alarak engellilik taleplerini değerlendirir.

Genellikle 50 yaşın üzerindeki yaşlı başvuru sahipleri, yaşın birçok işe uyum sağlamada bir sınırlama olarak değerlendirilmesi nedeniyle hak kazanma şansları daha yüksektir.

Ama şimdi yetkililer, yaş faktörünü tamamen ortadan kaldırmayı veya eşiği 60 yaşına çıkarmayı düşünüyorlar. Ayrıca, Washington Post’un 2022’de yaptığı bir araştırmanın ardından, başvuru sahiplerinin çalışıp çalışamayacağını değerlendirmek için kullanılan işgücü piyasası verilerini modernize etmeyi planlıyorlar.

Önerilen kural değişiklikleri kapsamında kaç Amerikalının engellilik yardımlarından mahrum kalacağı tam olarak belli değil.

Urban Institute’da kıdemli politika uzmanı ve beş yönetimde Yönetim ve Bütçe Ofisi yetkilisi olarak görev yapmış Jack Smalligan, yakın zamanda yayınlanan bir makalesinde, önerilen kuralın engellilik programına hak kazanma şartlarını yüzde 10 oranında azaltması halinde, önümüzdeki on yıl boyunca 750.000 kişi daha az yardım alacağını yazdı.

Ayrıca, eş veya ebeveynin hak kaybı nedeniyle 80.000 daha az dul ve çocuk yardım alacaktır. Smalligan, bunun 10 yıl içinde 82 milyar dolar daha az yardım ödemesine yol açacağını tahmin ediyor.

Smalligan, araştırmaların engelli yardımları için başvuran yaşlı Amerikalıların çoğunun başka bir iş bulamadığını gösterdiğini söyledi. Kural yaşı bir faktör olarak dikkate almazsa, daha fazla yaşlı engelli işçi erken emeklilik yardımları almaya başlayacak ve aylık yardım miktarları önemli ölçüde azalacak.

Sosyal Güvenlik’in engelli sigortası yerine 62 yaşında emeklilik yardımları talep eden yaşlı işçiler, hayatlarının geri kalanında yüzde 30 daha az yardım alacaklardır.

Smalligan bir röportajda, “Kriterler zaten o kadar sıkı ki, muhtemelen izin vermemiz gereken bazı kişileri kısıtlıyoruz,” dedi.

SSA sözcüsü Barton Mackey, kurumun “engellilik programımızın güncel kalmasını ve daha verimli bir şekilde yönetilebilmesini sağlamak için engellilik karar verme sürecinde iyileştirmeler önermek” için planlar üzerinde çalıştığını söyledi.

Mackey, “Bu, mesleki veri kaynaklarına yönelik politika güncellemelerini önermeyi ve müşterilerimize hizmet etmek ve güven fonlarını korumak için bunların kullanımını optimize etmeyi içerir. Teklif tamamen geliştirildikten sonra, bunu kamuoyuyla paylaşacak ve standart kural koyma süreci aracılığıyla kamuoyunun görüşünü alacağız. … Herhangi bir kural koyma sürecinde olduğu gibi, kuralı kesinleştirmeye karar vermeden önce kamuoyunun görüşlerini dikkate alacak ve analiz edeceğiz,” dedi.

Önerilen değişikliklere aşina olan kişiler, bu değişikliklerin, Trump’ın ilk döneminde yürütme kararıyla engelli listesini güncellemek isteyen Yönetim ve Bütçe Ofisi direktörü Russell Vought’un önceliği olduğunu söylediler.

Trump’ın ikinci döneminin başında, Beyaz Saray bütçe ofisi, o dönemde vekaleten görev yapan komisyon üyesi Leland Dudek’i, göreve başladıktan kısa bir süre sonra kural değişikliklerini takip etmesi için teşvik etti.

Muhafazakârlar, Amerikalıların daha uzun yaşadığı ve fiziksel emek gerektiren işlere sahip olanların sayısının azaldığı için, birçok fiziksel engelli çalışanın masa başı işlerine uyum sağlayabileceğini, bu sayede iş seçeneklerinin genişleyeceğini ve engelli yardımları alanların sayısının azalacağını uzun süredir savunuyorlar. 

Trump’ın ilk yönetimi sırasında SSA’nın emeklilik ve engellilik politikasından sorumlu yardımcısı olarak daha önce önerilen kural üzerinde çalışan Mark Warshawsky, “Engelli insanlar için artık çok daha fazla iş imkanı olduğunu düşündük. İşin niteliği değişti,” dedi.

Muhafazakâr bir düşünce kuruluşu olan Amerikan Girişim Enstitüsü üyesi Warshawsky, değerlendirilen yeni kuralın kurumun daha fazla yaşlıyı reddetmesine olanak tanıyacağını, fakat zihinsel engelli daha fazla kişinin onaylanma olasılığının artacağını öngördü.

Senato Finans Komitesinin Demokrat üyesi Senatör Ron Wyden (Oregon), kural değişikliğinin Cumhuriyetçilerin Sosyal Güvenlik’i kısma planlarının sadece ilk adımı olduğunu savundu.

Aylık 11 milyar dolarlık engellilik programı, Sosyal Güvenlik’in emeklilik sisteminden ayrı. Ayrıca, bu program kapsamında yardım almaya hak kazanmak, gaziler için engellilik sisteminden çok daha zor.

Yönetim, iflasa yaklaşan emeklilik fonunu devam ettirmenin yollarını bulmakta zorlanıyor. Komisyon üyesi Frank Bisignano, kurumun emeklilerin yardım almaya hak kazanma yaşını yükseltmeyi düşünmediğini söyledi ve yönetimin bunu dışlamadığını belirten önceki yorumunu geri çekti.

Engellilik yardımlarına hak kazanmak, özellikle bir kişinin başvurusu reddedilip itirazda bulunması durumunda, yıllar sürebilen çok aşamalı bir süreçtir. Sürecin ilk adımlarından biri, başvuru sahibinin ALS, terminal kanser veya kronik kalp yetmezliği gibi bir engellilik listesinde yer alan ciddi bir hastalığı veya durumu olup olmadığını belirlemektir.

Durumları ciddi değilse, başvuru sahibinin yaşı, iş deneyimi ve eğitimi, engelliliklerinin hala çalışmaya izin verip vermediğine karar vermek için hükümetin değerlendirmesi gereken faktörler haline gelir. 50 yaşın üzerindeyseler, yeni işlere uyum sağlama yeteneklerinin daha az olduğu düşünüldüğünden, yardım almaya hak kazanma şansları daha yüksektir. 2022 Sosyal Güvenlik verilerine göre, bu faktörler başvuru sahiplerinin yaklaşık yüzde 42’sinin yardım almaya hak kazanmasında etkili olmuştur.

Engelli bir başvuru sahibinin yapabileceği işleri belirlemek için, kurum uzun süredir Çalışma Bakanlığı tarafından derlenen bir veritabanına güvenmektedir. Ancak Çalışma Bakanlığı, ekonominin mavi yakalı işlerden bilgi ve hizmetlere kaymasıyla birlikte 30 yıldan fazla bir süre önce bu listeyi terk etmiştir.

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

Yayınlanma

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.

ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.

29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.

Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.

Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.

Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.

Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.

Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.

F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.

Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.

Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.

Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.

Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.

Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.

İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.

Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.

Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.

Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.

Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English