Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın fonu tasfiye edildi: Blanche koltuk için geri adım attı

Yayınlanma

ABD Adalet Bakanı Vekili Todd Blanche, ABD Senatosu Adalet Komisyonu üyelerinin ültimatomuna uyarak Donald Trump destekçilerine tazminat ödenmesi için kurulan 1,8 milyar dolarlık fonu kapatma kararı aldı. Blanche, komisyondaki iki kilit Cumhuriyetçi senatörün onayını alabilmek için fonun tasfiye edildiğini ve Trump’ın vergi muafiyeti sınırlarının daraltıldığını iki resmi kararnameyle duyurdu.

ABD Adalet Bakanlığı görevine aday gösterilen Todd Blanche, Senato Adalet Komisyonundaki tıkanıklığı aşmak amacıyla senatörlerin ültimatomuna boyun eğdi. Blanche, Donald Trump’ın destekçilerine tazminat ödenmesi için oluşturulan fonu feshettiğini ve Trump ile ailesine sağlanan vergi dokunulmazlığını daralttığını duyuran iki resmi talimat yayımladı.

Senato Adalet Komisyonunda 15-16 Temmuz 2026 tarihlerinde iki gün süren oturumlarla başlayan onay süreci, derin bir siyasi krize dönüştü. Komisyondaki oylama iki kez ertelenirken, ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geçici olarak geri çekip yeniden sunma tehdidinde bulundu. Blanche ise daha önce kaçındığı tavizleri vermek zorunda kaldı.

Todd Blanche, Trump’ın eski Adalet Bakanı Pam Bondi’yi görevden almasının ardından 2 Nisan’da vekaleten bakanlık makamına oturdu. Yaklaşık bir yıl boyunca Bondi’nin yardımcılığını yürüten Blanche, haziran ayında Trump tarafından resmen Adalet Bakanı adayı olarak açıklandı.

Atama sürecindeki en büyük engellerden biri, Mayıs 2026’da kurulan Hukukun Araçsallaştırılması Karşıtı Fon oldu. Fon, Trump, oğulları ve Trump Organization şirketinin vergi beyannamelerinin sızdırılması nedeniyle ABD İç Gelir Servisine (IRS) açtığı davanın mahkeme dışı uzlaşmayla kapatılması kapsamında oluşturulmuştu.

Yaklaşık 1,8 миллиарd dolarlık kaynağa sahip fonun, önceki ABD yönetimi döneminde “hukukun araçsallaştırılması mağduru” olduğu iddia edilen kişilere tazminat ödemesi öngörülüyordu. Blanche, 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılan ve polise saldırmaktan hüküm giyen kişilerin de bu ödemeleri alabileceğini göz ardı etmemişti. Bu durum hem Demokratların hem de bazı Cumhuriyetçilerin sert tepkisine yol açtı.

Blanche, 2 Haziran’da projeden vazgeçtiğini duyursa da bu taahhüdü yazılı hale getirmedi ve sadece fonun kapatılmasını yasalaştırmak için Kongre ile çalışmaya hazır olduğunu belirtti.

İki senatör dengeleri değiştirdi

Komisyondaki oy dengesi nedeniyle Blanche’ın kaderi iki Cumhuriyetçi senatörün eline kaldı. CNN’in aktardığına göre, ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaya kaybeden ve yakında Senatodan ayrılacak olan John Cornyn ile Ocak 2027’de görev süresi dolunca emekliye ayrılacak olan Thom Tillis bu süreçte kilit rol oynadı. İki senatörden birinin bile aleyhte oy kullanması adaylığın düşmesi anlamına geliyordu.

İlk olarak 30 Temmuz’da yapılması planlanan komisyon oylaması öncesinde Cornyn, Adalet Bakanlığına ültimatom verdi. Cornyn, 29 Temmuz’a kadar fonun tamamen kapatılacağına ve Trump’ın vergi denetimlerinden muafiyetinin ilk dava sınırlarını aşmayarak gelecekteki kurum kararlarını kapsamayacağına dair yazılı garanti talep etti.

Adalet Bakanlığı verilen sürede bu garantileri sunmadı. Üstelik 29 Temmuz’da The New York Times, Adalet Bakanlığının kürtaj karşıtı aktivist Paul Vaughn’a 1 milyon dollar ödediğini haberleştirdi. Vaughn, 2024 yılında Tennessee’deki bir kliniğin girişini engellemekten hüküm giymiş, daha sonra Trump tarafından affedilmiş ve Blanche tarafından Biden yönetiminin mağduru olarak nitelendirilmişti. Gazete, bu tür noktasal ödemelerin fon resmi olarak var olmasa bile amacına ulaşabileceğini gösterdiğini yazdı.

Aynı günün akşamında Senato Adalet Komisyonu Başkanı Chuck Grassley, Blanche’ın adaylığına yeterli destek sağlanana kadar oylamanın yeniden ertelendiğini duyurdu.

Trump’ın tepkisi

Erteleme kararı Trump’ı öfkelendirdi. Blanche’ı bir “yıldız” ve “tarihin en büyük adalet bakanlarından biri” olarak niteleyen Trump, Cornyn ve Tillis’in tutumunu “harika bir adayı engelleme çabası” olarak adlandırdı. Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Cornyn ve Tillis görevden ayrılana kadar adaylığı geçici olarak geri çekip sonra yeniden sunabileceğini ifade etti.

Ancak USA Today yazarı Chris Brennan’ın değerlendirmesine göre, kasım ayındaki ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Senatodaki çoğunluğu kaybetme riski nedeniyle bu hamle büyük bir risk taşıyordu. Yine de adaylığın geri çekilmesi Blanche’ın görevden ayrılmasını gerektirmiyordu; Blanche, 1977 tarihli Adalet Bakanlığına Vekalet Yasası uyarınca süresiz olarak vekaleten bakanlık yapabilirdi.

30 Temmuz’da Cornyn, Tillis ve Blanche arasında gerçekleşen yüz yüze görüşmede ilerleme sağlansa da anlaşma çıkmadı. Müzakereler hafta sonu da sürdü. Pazar günü, 2 Ağustos’ta Trump sürpriz bir şekilde fon fikrini savunarak, 6 Ocak olaylarından hüküm giyenlerin “hayatlarının karardığını” söyledi.

Tüm bu gelişmelerin ardından 2 Ağustos gecesi Blanche, X sosyal medya platformunda iki resmi talimat yayımlayarak senatörlerin taleplerini yerine getirdi. İlk talimat fonun kuruluş kararını iptal ederken, ikinci talimat Trump ve ailesinin vergi dokunulmazlığını daralttı. Dokunulmazlık artık yalnızca IRS ile yapılan anlaşma anındaki talepleri kapsıyor ve başkanı gelecekteki vergi denetimlerinden korumuyor.

Adalet Bakanlığından yapılan açıklamada fonun hiçbir zaman fiilen faaliyete geçmediği vurgulanarak, “Hiçbir komisyon üyesi atanmadı, para transferi yapılmadı, başvuru süreci başlatılmadı ve hiçbir ödeme gerçekleşmedi. Bu talimat, fonun var olmadığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde teyit etmektedir” denildi.

Komisyondaki oylamanın 4 Ağustos’ta yapılması bekleniyor. Adaylığın komisyondan geçmesi halinde nihai onay Senato Genel Kuruluna kalacak.

Blanche hakkındaki diğer eleştiriler

Senatörlerin Blanche ile ilgili tek endişesi tazminat fonu değil. Blanche’ın Trump’a olan yakınlığı bağımsızlık tartışmalarını beraberinde getiriyor. Geleneksel olarak Adalet Bakanlığı makamının Beyaz Saray’dan bağımsız olması beklenirken, Blanche’ın Mart 2026’da Тexas’taki CPAC konferansında Adalet Bakanlığını Trump’ı soruşturma süreçlerine katılan personelden “temizlediğini” söylemesi tepki çekmişti.

Ayrıca yardımcısı Akash Singh’in bölge savcılıklarına “asıl müvekkillerinin ABD Başkanı olduğunu” söylemesi ve Blanche’ın atandıktan sonra Trump’a “Sizi seviyorum efendim” demesi eleştirilere yol açtı.

Temmuz ayındaki oturumlarda Cumhuriyetçi Senatör John Kennedy’nin “Trump ile arkadaş mısınız?” sorusuna Blanche, “Onun avukatıydım” yanıtını verdi. Demokrat Senatör Dick Durbin ise Blanche’ın bakanlıktaki görev süresi boyunca Trump’ın kişisel avukatı gibi davrandığını savunarak, “Bu ülke, herhangi bir başkandan çok Anayasa’yı seven bir Adalet Bakanını hak ediyor” dedi.

Blanche, 2023 baharında Trump’ın kişisel avukatı oldu. Daha önce Paul Manafort ve Boris Epshteyn’in savunmasını üstlenen Blanche, Trump’ın pornografik film oyuncusu Stormy Daniels’a yapılan ödemelerle ilgili davada ana avukat olarak görev yaptı. Mayıs 2024’te jüri Trump’ı 34 ayrı suçlamadan suçlu bulsa da Ocak 2025’te hakim “cezadan muaf tahliye” kararı vererek hapis veya tecil cezası uygulamadı. Blanche’ın yürüttüğü Mar-a-Lago’daki gizli belgeler ve 2020 seçimlerine müdahale davaları ise Trump’ın 2024 seçimlerini kazanmasının ardından düşürüldü.

Demokrat Senatör Cory Booker, Trump’ın göreve dönmesinin ardından Adalet Bakanlığının James Comey, Letitia James, John Brennan, John Bolton, Jerome Powell, Cassidy Hutchinson ile Southern Poverty Law Center ve ActBlue gibi kurum ve kişilere yönelik soruşturmaları yeniden başlatmasını eleştirerek, “Bu durum bağımsızlık tartışmalarına gölge düşürüyor” ifadelerini kullandı.

Blanche ayrıca Jeffrey Epstein davasına ait belgelerin eksik ve gecikmeli olarak kamuoyuna açıklanması ve mağdurların kimliklerinin açık kalması nedeniyle de eleştirildi. Hataların sorumluluğunu üstlenen Blanche, Epstein’in suç ortağı Ghislaine Maxwell’in daha hafif koşullara sahip bir hapishaneye nakledilmesi kararıyla da tepki topladı.

Blanche, 16 Temmuz’da Epstein mağdurlarıyla ilk kez bir araya geldi. Görüşmeye katılan mağdurlardan Annie Farmer, Blanche’ı “kibirli ve geçiştirici” olarak nitelendirirken, Liz Stein görüşmenin hayal kırıklığı yarattığını belirtti. Dani Bensky ise Blanche’ın soruları yanıtlamaktan kaçındığını söyledi. Blanche ise görüşmenin ardından “Onlara istedikleri adaleti veremiyorum ama ceza davaları açarak adaleti sağlamak istiyorum” açıklamasını yaptı.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English