Amerika
Trump’ın Japonya ile anlaşması otomotiv şirketlerini memnun etmedi

Donald Trump’ın Japonya ile imzaladığı ticaret anlaşması, yabancı otomobil üreticilerini sevindirirken, artık dezavantajlı duruma düştüklerini düşünen Amerikan otomotiv şirketlerini endişelendiriyor.
Trump, nisan ayı başında tüm yabancı otomobil üreticilerine yüzde 25’lik gümrük vergisi uygulamıştı ve bu vergi, ABD şirketlerinin Meksika ve Kanada’dan ithal ettiği parçalarla ürettiği otomobillere de uygulanıyordu.
Fakat Beyaz Saray çarşamba günü yaptığı açıklamada, Başkanın Japon otomobilleri ve otomobil parçaları için gümrük vergisini yüzde 15’e düşürmeyi planladığını doğruladı.
Bu, ABD şirketleri tarafından üretilen bazı otomobillerin, tamamen yurtdışında üretilen bazı otomobillerden daha yüksek gümrük vergisine tabi olabileceği anlamına geliyor.
Tokyo ile yapılan yeni anlaşma, AB ve Güney Kore gibi diğer önemli ticaret ortaklarıyla ticaret görüşmelerini zorlaştıran otomobil vergilerinin düşürülmesi için bir yol olduğunu gösteriyor.
Bu durum, karmaşık Kuzey Amerika otomobil tedarik zinciri nedeniyle yerli sanayiye zarar vereceği uyarısında bulunan ABD’li otomobil üreticilerini endişelendiriyor.
Hazine Bakanı Scott Bessent, çarşamba sabahı Bloomberg televizyonunda verdiği röportajda, Japonya’nın otomobil gümrük vergisini düşürme kararını, diğer ülkelerin “tekrar edemeyeceğini” düşündüğü yeni yatırım teklifine bağladı.
Fakat bir otomobil endüstrisi lobisi, Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in, büyük ve etkili otomobil sektörlerine sahip AB ve Güney Kore ile de benzer anlaşmalar yapmaya çalıştığını söyledi.
Dört AB diplomatı, 27 ülkeden oluşan bloğun, Japonya anlaşmasına benzer şekilde otomobiller de dahil olmak üzere yüzde 15’lik bir temel gümrük vergisi belirleyecek bir anlaşma için ABD ile görüşmelerde olduğunu doğruladı.
Otomotiv endüstrisi lobisi, Japonya ile yapılan anlaşmayı “ABD otomobillerinin bir kez daha terk edilmesi” olarak nitelendirdi.
Beyaz Saray, gümrük vergilerinin ABD’nin ülkede daha fazla otomobil üretmesine yardımcı olacağını savunsa da, Kuzey Amerika’daki otomotiv tedarik zincirlerinin entegre yapısı nedeniyle yerli otomobil üreticileri de bu vergilerden olumsuz etkilendi.
ABD şirketleri, özellikle Trump’ın ülkeler arasındaki gümrük vergilerini düşüren Kuzey Amerika ticaret anlaşmasını yeniden müzakere etmesinden sonra, otomobil üretiminde ve parça tedarikinde Meksika ve Kanada’ya güveniyor.
ABD’nin Japonya ile ticaret anlaşması diğer müttefikleri için ne anlama geliyor?
Bu sıkıntıyı biraz hafifletmek için Beyaz Saray, önümüzdeki iki yıl boyunca Kuzey Amerika’da üretilen bazı otomobillerin satış değerinin bir kısmı için karmaşık bir indirim planı sundu ama otomobil üreticileri hâlâ zor durumda.
Ülkenin “Büyük Üçlü” otomobil devinden General Motors, kısmen gümrük vergileri nedeniyle ikinci çeyrek kârında 1 milyar dolarlık düşüş olduğunu açıkladı ve kazanç raporunda bir sonraki çeyrekte kayıpların daha da artacağı uyarısında bulundu.
Chrysler ve Jeep’in sahibi Stellantis ise bu hafta başında 2025’in ilk yarısında 2,7 milyar dolar zarar beklediğini açıkladı.
Elon Musk’ın şirketi Tesla ise çarşamba günü, kısmen gümrük vergileri nedeniyle, bir kez daha düşük kârlılık ve gelirle bir çeyrek daha kapattı.
Tesla, düzenleyici kredi gelirlerinin düşmesi, araç teslimatlarındaki azalma ve “karışık ve daha düşük hammadde maliyetlerinin kısmen sabit maliyetlerin emiliminin azalması ve gümrük vergilerindeki artışla dengelenmesi” nedeniyle kârlılığının çeyrekte düştüğünü açıkladı.
Diğer büyük ticaret ortakları kendi otomobil üreticileri için daha iyi gümrük vergisi oranları elde etmeyi başarırsa, bu kayıpları telafi etmek daha zor olacak.
Reuters, Japon otomobil şirketleri Toyota ve Honda’nın hisselerinin anlaşma haberleri üzerine yükseldiğini, fakat Güney Koreli ve Avrupalı otomobil üreticilerinin hisselerinin de liderlerinin benzer anlaşmalar yapabileceği umutlarıyla yükseldiğini bildirdi.
Trump’ın otomobil tarifeleri, aylardır AB ile ticaret müzakerelerinde bir anlaşmazlık konusu olmuştu. Almanya, büyük otomobil üretim sektörüne bir nefes aldırmak umuduyla Brüksel’i Trump’a önemli tavizler vermeye açıkça zorluyor.
Volkswagen, BMW ve Mercedes gibi şirketleri temsil eden Alman Otomobil Birliği (VDA) Başkanı Hildegard Müller, “Şirketlerimizin maliyetleri şimdiden milyarlarca avroya ulaştı ve bu rakam her geçen gün artıyor. Daha önce sorunsuz işleyen tedarik zincirlerinde meydana gelen zarar çok büyük ve daha da artmasına izin verilmemelidir,” dedi.
Alman otomobil şirketleri, nisan ve mayıs aylarında ABD’ye ihracatlarında çift haneli düşüşler bildirdi ve bu durum sadece Alman şirketlerle sınırlı değil. İsveçli otomobil şirketi Volvo, ABD’de bazı otomobillerinin satışını durdurmak zorunda kaldı.
Güney Koreli otomobil şirketleri Hyundai ve Kia, bu hafta içinde ikinci çeyrek mali sonuçlarını açıklayacak ve her iki şirket de gümrük vergilerinden önemli zararlar bekliyor.
Trump, 8 Mayıs’ta müzakere şartlarını açıklarken, “Diğer ülkelerle otomobiller konusunda bu anlaşmayı yapmayacağım,” demişti.
İngiliz otomobil markası Rolls-Royce’un “çok özel bir otomobil olduğunu ve sayısının da çok sınırlı olduğunu” belirten Trump, Land Rover gibi bazı İngiliz markalarının Amerikan SUV’leriyle rekabet etmesine rağmen, bu markanın milyonlarca otomobil üreten dev otomobil şirketlerinden biri olmadığını kaydetti.
Ticaret görüşmelerini tartışmak için isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi de çarşamba günü benzer bir açıklama yaptı ve Trump’ın başka ülkeler için otomobil gümrük vergilerini düşürmeyi kabul etme olasılığını azalttı.
“Bu bir müzakere” diyen yetkili, Japon şirketlerinin 550 milyar dolarlık yatırım taahhüdünü, ülkenin benzeri görülmemiş bir teklifte bulunduğunun işareti olarak gösterdi.
Japonya’da, zor günler geçiren Başbakan Shigeru Ishiba, anlaşmayı “tarifelerden çok yatırıma öncelik vermeyi” hedeflediğini belirterek kutladı.
Fakat Japon mallarına hala çift haneli gümrük vergisi uygulanması nedeniyle, diğerleri sonuçtan o kadar da memnun değildi.
Eski Japonya Bakan Yardımcısı Tatsuya Terazawa, “Otomobil ve otomobil parçalarına yüzde 15 oranında gümrük vergisi uygulanırsa, Japonya istediğini elde edemez,” dedi.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor








