Bizi Takip Edin

Asya

Trump’ın ‘Kurtuluş Günü’ vergileri Asya’yı nasıl etkileyecek?

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump çarşamba günü Asya ülkelerine yönelik %49’a varan kapsamlı gümrük vergilerini açıklayarak bu hamlenin gelirleri artıracağını ve yerli üretimi canlandıracağını savundu.

Yeni vergiler, Trump yönetiminin ABD ihracatına uygulanan vergiler ve tarife dışı engeller için “karşılıklı” önlemler olarak tanımladığı vergilerle birlikte 5 Nisan’da yürürlüğe girecek olan tüm ülkelere yönelik %10’luk bir temel tarifeyi içeriyor. Bu karşılıklı oranlar 9 Nisan’da 60 ülkeden ithalatı vuracak.

Nikkei Asia, gümrük vergilerinin Asya’ya olası etkilerini derledi.

Trump’ın kapsamlı gümrük vergileri uygulama gerekçesi nedir?

Trump diğer ülkelerin “adil olmayan” ticaret uygulamalarıyla mücadele etme sözü vermişti. ABD Başkanı çarşamba günü yaptığı açıklamada “yabancı liderlerin işlerimizi çaldığını, yabancı dolandırıcıların fabrikalarımızı yağmaladığını ve yabancı leş yiyicilerin bir zamanlar güzel olan Amerikan rüyamızı parçaladığını” söyledi.

Federal kurumlar aalı günü ortakların uygulamalarını değerlendiren raporlar sundu ve şu anda hedef alınan ekonomilerin çoğu ABD ile büyük mal ticareti fazlalıklarına sahipti.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılında ABD en büyük mal ticareti açığını Çin ile verirken, onu Avrupa Birliği, Meksika, Vietnam, İrlanda, Almanya, Tayvan, Japonya, Güney Kore, Kanada, Hindistan ve Tayland takip ediyordu. Başkan, birçok ülkenin Amerikan ihracatına ticari kısıtlamalar ve gümrük vergileri koyduğunu belirterek Tayland, Vietnam ve Hindistan’ın ABD’den gelen motosikletlere %60’ın üzerinde gümrük vergisi uyguladığına işaret etti.

Bazı ekonomistler Vietnam’a uygulanan %46, Kamboçya’ya uygulanan %49 ve Laos’a uygulanan %48 oranındaki yüksek gümrük vergilerinin, Çinli şirketlerin ürünlerini bu Güneydoğu Asya ülkeleri üzerinden geçirerek Çin’e uygulanan gümrük vergilerinden kaçınmaları nedeniyle konulmuş olabileceğini belirtiyor.

Singapur’daki ISEAS – Yusof Ishak Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olan Jayant Menon şunları söyledi: “ Karşılıklı oranların nasıl hesaplandığı tam olarak belli değil, ancak ticaret açığının dolar miktarının ABD’ye yapılan ihracatın dolar miktarına bölünmesine ve ardından %10’luk bir tabanla yarıya indirilmesine dayanıyor gibi görünüyor. Daha önce açıklandığı gibi, ABD’li ihracatçıların karşılaştığı farklı tarife ve tarife dışı engellerin bir kombinasyonuna dayanmıyor gibi görünüyor.”

Menon sözlerini şöyle sürdürdü: “Sonuç olarak bu uygulama keyfi ve ticari alışverişin yürütülmesi açısından yararsızdır. Ayrıca ticaret politikasının silah haline getirilmesini de yeni boyutlara taşıyor.”

Trump ve ‘Kurtuluş Günü’: Gümrük vergilerinden ötesi

Yeni gümrük tarifeleri öncekilere kıyasla nasıl işliyor?

Trump yönetimi karmaşık bir tarife politikaları ağı oluşturdu ve tüm vergiler diğerlerinin üzerine yığılmadı.

Örneğin çarşamba günü Çin’e %34 gümrük vergisi getirildi. Bunun, Trump’ın fentanil akışları nedeniyle Çin mallarına zaten uyguladığı %20’lik ek vergilerin ve ABD’nin daha önce başlattığı mevcut tarifelerin üzerine geldiği anlaşılıyor. Gerçekte, bazı Çin ürünleri yaklaşık %80’lik toplam tarife oranlarına tabi olacak.

Citi analistleri Çin malları üzerindeki ortalama efektif tarife oranını %65 olarak tahmin etmiş ve bunu “ABD-Çin ticareti için neredeyse yasaklayıcı bir tarife seviyesi” olarak tanımlamışlardır. Analistler, “böylesine uç bir senaryoda”, potansiyel dengeleme önlemleri hesaba katılmadan önce, etkinin Çin’in büyümesinde yüzde 2,4 puan ve ihracatında 15,4 puanlık bir düşüşe yol açabileceğini yazdılar.

Öte yandan Trump’ın çarşamba günü yayınladığı kararnamede, yeni gümrük vergilerinin daha önce açıklanan çelik, alüminyum ve otomobil sektörlerine özel vergilerin üzerine eklenmeyeceği belirtildi. Bir Beyaz Saray yetkilisi gazetecilere yaptığı açıklamada, yeni oranların yakında ulusal güvenlik tarifelerine tabi tutulacak olan yarı iletkenler ve ilaçlar için de geçerli olmayacağını söyledi.

Trump’ın küresel gümrük vergileri Çin’e ‘çok yönlü abluka’ işlevi görüyor

Asya ülkeleri nasıl etkilenecek?

Uzun vadede, ticaret yapan ülkeler ABD ile daha az iş yapmak isteyebilir.

Michigan Eyalet Üniversitesi’nde tedarik zinciri yönetimi profesörü olan Jason Miller, “Benim beklentim, bu gümrük vergilerinin dünyanın geri kalanının kendisiyle daha fazla, ABD ile daha az ticaret yapması için daha da fazla itici güç yaratacağı yönünde” dedi. “Bunu Çin, Güney Kore ve Japonya’nın bir ticaret anlaşması oluşturma görüşmelerinde zaten görüyoruz” diye ekledi.

Etkilenen Asya ülkelerinin çoğu kahve ve palmiye yağı ürünleri gibi tarımsal emtialar ya da düşük değerli mamul mallar ihraç ediyor. ABD Nüfus Sayım Bürosu’na göre Çin ABD’ye 6.4 milyar dolarlık tarım ve gıda ürünü gönderirken Hindistan’ın tarımsal gıda ithalatı 5.5 milyar dolar değerinde.

Bangladeş, Kamboçya ve Vietnam’dan gelen milyarlarca dolar değerindeki hazır giyim ve tekstil ürünleri de darbe alacak ve muhtemelen ABD’deki hazır giyim maliyetlerini artıracak.

ISEAS’tan Menon, “ABD ticaret politikasının belirsiz ve düzensiz doğası, ülkeleri Çin’den değil ama ABD’den risk almayı düşünmeye zorluyor. Stratejik anlamda Çin, bu tuhaf ticaret politikasının faydalanıcısıdır” dedi.

Avustralya Başbakanından Trump’ın gümrük vergilerine tepki: Bir dostun yapacağı iş değil

Müzakere için yer var mı?

Pek çok kişi Trump’ın gümrük vergilerinin ticaret ortaklarından taviz koparmak için bir müzakere taktiği olduğunu savundu. Şimdi savaş hatlarını çizmiş durumda.

ISEAS’tan Olson iki makul senaryo olduğunu söylüyor: “Etkilenen ticaret ortakları ya Trump’ın geri adım atmak zorunda kalacağı umuduyla sağlam durup misilleme yapacaklar ya da gümrük vergilerinden kaçınmak için Trump’la ‘anlaşma’ yapmaya çalışacaklar.”

Misilleme yapanların Trump’tan hızlı bir tırmanış bekleyebileceği konusunda uyardı. “Bu misilleme ve karşı misilleme döngüsü bir kez başladığında, tam olarak nerede sona ereceğini bilmek imkansızdır, ancak 1930’ların gümrük tarifesi kaynaklı küresel ticaret savaşının yarattığı hasar, kıyaslandığında çok sönük kalabilir.”

Diğer taraftan Olson, müzakere edilen tavizlerin kutlanacak bir şey olmayacağını savundu. “Bu noktada Trump, ticari ilişkileri karşılıklı olarak kabul edilen kurallara ve giderek daha serbest ticarete dayalı bir sistemden, organize bir suç örgütü tarafından yönetilen bir ‘koruma raketine’ benzer bir şeye dönüştürmüş olacak. Temel önerme, acıdan kaçınmak için ödeme yapmanız gerektiğidir.”

Olson ayrıca, Trump yönetiminin görüşme talep eden çok sayıda ülkeyle ne kadar bant genişliği ile uğraşmak zorunda kalacağı sorusunun da bulunduğunu sözlerine ekledi.

Gündem hakkında bilgi sahibi bir kişiye göre Vietnam başbakan yardımcısı, Sacombank ve VietJet başkanlarının da aralarında bulunduğu farklı sektörlerden iş dünyası liderlerinden oluşan bir heyetle önümüzdeki hafta ABD’ye gidecek.

Bir otomobil üretim merkezi olan Japonya da muafiyet umuyordu. Başbakan Shigeru Ishiba, Trump ile doğrudan müzakere etmek üzere Washington’a uçmaya hazır olduğunu söyledi.

Hindistan’ın Trump stratejisi işe yarıyor mu?

Asya

Hindistan, ABD ile ticaret görüşmelerinde daha iyi koşullar için direniyor

Yayınlanma

Yetkililer ve analistlere göre Hindistan, ABD ile son görüşmelerde hızlı bir ticaret anlaşmasını reddetti ve Başbakan Narendra Modi’nin yeni ticaret ortakları, azalan ekonomik riskler ve iç siyasette elde ettiği kazanımlardan aldığı güvenle daha iyi koşullar için beklemeyi tercih etti.

Aylar süren müzakerelerin ardından iki ülke, ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın geçen ay Yeni Delhi’ye yaptığı ziyaret sırasında geçici bir ticaret anlaşmasını sonuçlandıramadı. Oysa her iki taraf da sınırlı kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu düşünüyordu.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir Hindistan hükümeti yetkilisi, Reuters’a, Washington’ın Yeni Delhi’nin temel talepleri konusunda güvence vermemesi nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını söyledi. Bu talepler arasında Hindistan’a Çin gibi rakipleri karşısında tarife avantajı tanınması ve anlaşma sonrasında ABD tarafından yeni vergiler getirilmemesi bulunuyordu.

Yetkili, “Tutumumuz açık. Olumlu koşullar içermeyen bir anlaşmaya alelacele imza atmayı ya da tarım konusunda taviz vermek gibi kırmızı çizgilerimizden ödün vermeyi düşünmüyoruz” dedi.

Yetkililer ve analistlere göre Washington, Başkan Donald Trump’ın bu ayın ilerleyen günlerinde yürürlüğe girmesi beklenen yeni gümrük vergilerine hazırlandığı bir dönemde, stratejik ortağı Hindistan’dan hızlı ticari tavizler almayı umuyordu. Ancak Hindistan’ın direnmesi, ihracatına daha yüksek vergiler uygulanması ve şirketler açısından belirsizliğin uzaması riskini beraberinde getiriyor.

Greer ile yapılan görüşmelerin ertesi günü Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal, Hindistan’a avantaj sağlamadığı sürece ABD ile anlaşmanın uygulamaya konulmayacağını söyledi. Bu açıklama, daha yüksek tarife ihtimaline rağmen Yeni Delhi’nin tutumunu sertleştirdiğini ve anlaşma konusunda acele etmediğini gösterdi.

Diğer birçok ülkede olduğu gibi Hindistan’dan gelen malların büyük bölümü şu anda ABD’de yüzde 10 gümrük vergisine tabi. Ancak Trump yönetiminin, aşırı sanayi kapasitesine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında bu ay daha yüksek tarifeler getirmesi bekleniyor. Hindistan ise ABD’nin kapasite fazlasına ilişkin suçlamalarını reddediyor.

Washington, zorla çalıştırılarak üretilen malların ticaretini engellemekte başarısız oldukları iddiasıyla aralarında Hindistan’ın da bulunduğu onlarca ülkeye yüzde 12,5’e varan yeni tarifeler uygulanmasını daha önce teklif etmişti.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir ABD kaynağının Reuters’a aktardığına göre Washington’ın tutumu, Hindistan’ın talep ettiği tercihli ticaret hükümlerinden yararlanabilmek için kendi tavizlerini vermesi gerektiği yönünde.

Müzakerelerin gizli olması nedeniyle Hindistanlı yetkili ile ABD’li kaynak isimlerinin açıklanmasını istemedi. Hindistan Ticaret Bakanlığı ile ABD Ticaret Temsilciliği, e-posta yoluyla gönderilen yorum taleplerine yanıt vermedi.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkili, Washington’ın Hindistan ile görüşmeleri sürdürdüğünü ve hâlâ bir anlaşmaya varılmasını beklediğini söyledi ancak herhangi bir takvim paylaşmadı.

Yetkili, bununla birlikte Hindistan’ın müzakerelerde zaman zaman yavaş, bürokratik ve zorlu bir tutum sergilediğini belirterek hızlı bir anlaşma ihtimalinin düşük olduğu sinyalini verdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, görüşmelerdeki tıkanıklığa ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Trump yönetimi, Amerikalıları ve ‘Önce Amerika’ yaklaşımını merkeze alan tarihi bir ticaret anlaşmasını sonuçlandırmak için Hindistanlı yetkililerle verimli temaslarını sürdürüyor.”

Modi’nin üst düzey danışmanı: Hindistan yüzde 8 büyümeye çok yakın

Hindistan’ın ihracatı artıyor, ekonomik riskler azalıyor

Ticaret analistlerine göre ihracattaki artış, diğer ülkeler ve bloklarla imzalanan yeni ticaret anlaşmaları ve ekonomik risklerin azalması, Hindistan’ın elini güçlendirdi.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre Hindistan’ın toplam mal ihracatı, İran’daki savaşın yol açtığı aksamalara rağmen nisan-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15 arttı. Bu artışta, fiyatı yükselen petrol ürünleri sevkiyatları etkili oldu.

Tüccarların alternatif nakliye güzergâhlarına yönelmesinin ardından Körfez ülkelerine ihracat savaş öncesi seviyelere geri döndü. Mart ayında 2,62 milyar dolar olan ihracat mayısta 5,3 milyar dolara yükselirken, ABD’ye ihracat nisan ve mayıs aylarında 17,29 milyar dolara çıktı.

Hindistan ayrıca diğer gelişmiş pazarlara erişimini genişletiyor. İngiltere ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının bu ay yürürlüğe girmesi, Avrupa Birliği ile yapılacak anlaşmanın ise gelecek yılın başlarında tamamlanması bekleniyor.

Washington merkezli Asia Society Policy Institute’un kıdemli başkan yardımcısı ve eski ABD ticaret yetkilisi Wendy Cutler, “Hindistanlı müzakereciler, ülkenin güçlü ekonomisi, diğer ortaklarla yürüttüğü çeşitlendirme girişimleri ve dünyadaki stratejik konumu sayesinde görüşmelerde belirli bir manevra alanı kazandı” dedi.

Goldman Sachs ekonomisti Santanu Sengupta bir raporunda, ABD ile İran arasındaki geçici barış anlaşmasının petrol fiyatlarını düşürerek Hindistan’ın ekonomik görünümünü iyileştirdiğini belirtti.

Banka, Hindistan için 2026 büyüme tahminini yüzde 6,8’e yükseltirken, enflasyon ve cari açık tahminlerini düşürdü. Bu da Yeni Delhi’nin daha iyi koşullar elde etmek amacıyla beklemek için ekonomik açıdan daha geniş bir hareket alanına sahip olduğunu gösteriyor.

Rupinin değer kaybetmesi de ihracatçıların rekabet gücünü artırdı.

Washington’ı bekleme stratejisi

Bir başka Hindistanlı yetkiliye göre Yeni Delhi ayrıca ABD’nin bazı ticaret önlemlerinin hukuki ya da siyasi engellerle karşılaşabileceğini hesaplıyor.

Demokrat Parti’den 22 eyalet başsavcısından oluşan bir grup, Trump yönetiminin zorla çalıştırmaya ilişkin soruşturmalar kapsamında önerdiği tarifelere karşı şimdiden itirazda bulundu.

Ticaret analistlerine göre ABD tarifelerine ilişkin hukuki belirsizlikler ile Modi’nin son eyalet seçimlerindeki zaferleri, Hindistan’ın aceleye getirilmiş bir anlaşmaya direnmesine yardımcı oldu.

Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nin üst düzey yöneticileri, ticaret anlaşmalarının Hindistanlı çiftçileri ve küçük işletmeleri koruması gerektiğini kamuoyu önünde savundu. Yeni Delhi, siyasi açıdan etkili olan bu iki kesimi ticaret müzakerelerinde uzun süredir koruyor.

Eski ticaret müzakerecisi ve Global Trade Research Initiative’in kurucusu Ajay Srivastava, “Hindistan, aceleye getirilmiş bir anlaşmayı geciktirmenin, hatta tamamen terk etmenin; maliyeti geçici tarife avantajlarının çok ötesine geçebilecek yükümlülüklerin altına girmekten daha ihtiyatlı olabileceğinin farkında” dedi.

Hindistan’da Hamamböceği Partisi’nin protestoları sürüyor

Okumaya Devam Et

Asya

Çin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu

Yayınlanma

Fransız mutfağının simge gıdası kaz ciğeri üretiminde Çin, devlet destekli yatırımlarla küresel pazarın yüzde 45’ini ele geçirdi. Ülkede yılda 11 bin ton üretilen de lüks gıda maddesi, Fransız rakiplerine kıyasla yarı fiyatına alıcı buluyor.

Fransız mutfağının ve kültürünün dünya çapındaki en önemli simgelerinden biri olan kaz ciğeri (foie gras) üretiminde dengeler değişiyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Çin, gerçekleştirdiği büyük atılımla bu lüks gıda maddesinin küresel üretim merkezi haline geldi. Devlet kontrolündeki yatırım kuruluşu China International Capital tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre, Çin sınırları içinde her yıl 11 bin ton kaz ciğeri üretiliyor.

Bu hacim, Çinli üreticilerin şu anda küresel kaz ciğeri üretiminin yüzde 45 gibi büyük bir oranını tek başına karşıladığı anlamına geliyor.

The Wall Street Journal gazetesine değerlendirmelerde bulunan Çin tarım sektörü uzmanı Even Pei, Batı dünyasındaki algının dönüştüğünü vurguladı. Pei, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“On yıllar boyunca Batılı tüketicilerin gözünde ‘Çin Malı’ ibaresi ucuz, kalitesiz ve basit ürünlerle özdeşleşti. Ancak son on yılda, Çin’de üretilen ve yüksek kaliteyi daha düşük fiyata sunan çok sayıda yerli markanın yükselişine şahit oluyoruz.”

Kırsal kalkınma hamlesi sektörü büyüttü

Kaz ciğeri üretimindeki bu olağanüstü büyüme, Pekin yönetiminin kırsal bölgeleri kalkındırma stratejisinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Kentlere göç eden iş gücü nedeniyle boşalan kırsal yerleşim birimlerinde sürdürülebilir sanayi kolları yaratmak isteyen Çin hükümeti, bu sektörü hedef seçti.

Tarım uzmanı Even Pei, devletin üreticilere düşük faizli krediler sağlayarak ve pazarlama faaliyetlerine doğrudan destek vererek sektörün büyümesini hızlandırdığını ifade etti.

Günümüzde Çinli çiftçiler, ördek ve kazları ciğerlerini büyütecek şekilde özel besleme yöntemlerine tabi tutarak binlerce ton kaz ciğeri işleme kapasitesine sahip durumda.

Ülkedeki restoranlar ve gıda üreticileri de tüketimi artırmak amacıyla yaratıcı sunumlar geliştiriyor. Habere göre, piyasada kaz ciğerli dondurma, yaban mersini aromalı kaz ciğeri ve bu lezzeti barındıran suşi roll gibi alternatif ürünler yer alıyor.

Lüks tüketim sınıfındaki bu gıda maddesi Çin içinde halen ağırlıklı olarak büyük şehirlerde yaşayan varlıklı kesime hitap ediyor.

Bununla birlikte, Çin’de üretilen kaz ciğerinin satış fiyatı, Fransa’da üretilen muadillerine kıyasla neredeyse yarı yarıya daha düşük seviyede seyrediyor.

Avrupa pazarında rekabet endişesi

The Wall Street Journal gazetesinin dikkat çektiği bir diğer husus ise Avrupa Birliği’nin ithal ürünlere yönelik tedbirleri oldu. Avrupa Birliği, kaz ciğeri etiketleme kurallarını sıkılaştırarak yabancı üreticilerin ürünlerinde Fransa menşeini çağrıştıracak ibareler kullanmasını yasakladı.

Çin dışında üretilen kaz ciğerinin uluslararası satışı şu an için yalnızca birkaç küçük pazarla sınırlı kalıyor.

Öte yandan Fransa’daki sektör temsilcileri, Çin menşeli kaz ciğerinin Avrupa pazarına doğrudan girmesi durumunda, düşük fiyat avantajının tüketiciler nezdinde belirleyici unsur haline gelmesinden endişe ediyor.

Dünya gastronomi kültüründe kaz ciğeri, Fransa’nın en önemli marka değerleri arasında kabul ediliyor. Fransa, bu özel yemeğe yasal koruma altında olan kültürel ve gastronomik miras statüsü tanımış durumda.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşımasını protesto etti

Yayınlanma

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşıması ve bazı ülkelerle yayımladığı ortak bildiri nedeniyle sert girişimde bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı Asya İşleri Dairesi’nden sorumlu bir yetkili, pazar günü Japonya’nın Çin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı’nı bakanlığa çağırdı. Görüşmede, Japonya Dışişleri Bakanı’nın, sözde “Güney Çin Denizi Tahkim Kararı”nı yayımlanmasının 10. yılında yeniden gündeme taşıması ve Japonya’nın bazı ülkelerle işbirliği içinde ortak bir bildiri yayımlaması nedeniyle sert girişimde bulunuldu; Çin’in güçlü memnuniyetsizliği ve protestosu iletildi.

Yetkili, Çin’in Japonya’nın “provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceğini”, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını “kesin biçimde koruyacağını” belirtti.

Çin Dışişleri Bakanlığına göre Çin tarafı, Japonya’nın Güney Çin Denizi ile bağlantılı tarihsel suçlarının hesabını açık biçimde vermediğini ve bu nedenle konu hakkında sorumsuzca açıklamalar yapma hakkına sahip olmadığını ifade etti.

Çin tarafı, Japonya’nın “bu çirkin söz ve eylemlerinin savaş sonrası uluslararası düzene ve uluslararası ilişkilerde hukukun üstünlüğüne meydan okuduğunu, çifte standart uyguladığını, ülkeler arasında ayrılık yaratmaya çalıştığını ve Güney Çin Denizi’ndeki barış ve istikrarı baltaladığını” bildirdi. Bu tutumun, bölge ülkelerinin ortak çıkarları ve beklentileriyle de çeliştiği kaydedildi.

Bakanlık, bu tür adımların Çin dahil uluslararası toplumda, Japonya’nın modern tarihteki saldırganlık eylemleri ve sömürgeci vahşeti konusunda tarihsel kaygıları yeniden canlandırdığını ve güçlü öfkeye yol açtığını açıkladı.

Açıklamada, Çin’in Japonya’nın provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceği, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kesin biçimde koruyacağı yinelendi.

Bakanlık ayrıca Çin tarafının, Japonya’yla bağlantılı çeşitli olumsuz gelişmeler konusunda da sert girişimlerde bulunduğunu bildirdi. Bunlar arasında, “Tayvan meselesi, Japonya’nın Çin’de bıraktığı terk edilmiş kimyasal silahlar, Japon parlamento üyelerinin Çin’in etnik politikalarına ilişkin uygunsuz açıklamaları ve Japonya’nın askeri ve güvenlik alanındaki olumsuz adımları” yer aldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English