Diplomasi
Türkiye, ABD yaptırımları sonrası Rusya’dan petrol alımını azaltıyor

ABD’nin yaptırımları sonrası Türkiye’deki rafineriler, Rusya’dan petrol alımını azaltarak Irak ve Kazakistan’a yöneldi. Reuters’ın haberine göre SOCAR ve Tüpraş alternatif kaynak arayışına girerken, Türkiye üzerinden Avrupa’ya giden Rus doğalgazı akışında ise artış yaşanıyor.
Türkiye’deki petrol rafinerileri, ABD’nin yaptırımlarının ardından Rusya’dan ham petrol alımını azaltarak Irak ve Kazakistan’dan ithalatı artırdı.
Reuters haber ajansının konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre bu gelişme, ABD, Avrupa Birliği ve İngiltere’nin, Moskova’nın Ukrayna’daki savaşı nedeniyle Rusya’nın petrol sektörüne yaptırım uygulamaya başlamasının ardından yaşandı.
Büyük rafineriler alternatif arayışında
Reuters‘a göre, Azerbaycan devlet şirketi SOCAR’a ait olan Türkiye’nin en büyük rafinerilerinden SOCAR Türkiye Ege Rafinerisi, aralık ayında teslim edilmek üzere Irak, Kazakistan ve Rusya dışındaki diğer üreticilerden dört parti ham petrol satın aldı.
Bir diğer büyük Türk rafinerisi olan Tüpraş da Rusya dışından petrol alımlarını artırıyor. Bu alımlar arasında, Rusya’nın Ural markasına benzer nitelikteki Irak menşeli petrol de bulunuyor.
Reuters‘ın kaynakları, iki büyük rafineriye sahip Tüpraş’ın, tesislerinden birinde Rus petrolü ithalatını yakında tamamen durdurabileceğini belirtti.
Bunun yanı sıra şirket, ilk kez Brezilya’dan petrol satın alırken, kasım ayı başında Angola’dan ikinci parti Mostarda petrolünü bekliyor.
Türkiye, Rus petrolünün en büyük alıcılarındandı
Türkiye, Çin ve Hindistan ile birlikte Rus petrolünün en büyük alıcılarından biri konumundaydı.
Reuters kaynaklarına göre Türkiye, kasım ayında günde 141 bin varil Irak petrolü alacak. Bu rakam, ekim ayındaki 99 bin varil ve bu yılın ortalaması olan 80 bin varilin üzerinde.
Buna karşılık, ekim ayına kadar Türkiye’nin petrol ithalatının yüzde 47’sini, yani günde 317 bin varili Rus petrolü oluşturuyordu.
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Ekim’de Kremlin’in Ukrayna’daki savaşı durdurmayı reddetmesi üzerine Rusya’nın en büyük iki petrol şirketi Rosneft ve Lukoil ile bu şirketlere bağlı 34 kuruluşa yaptırım uygulamıştı.
ABD Hazine Bakanlığı, yaptırım listesindeki şirketlerle mevcut işlemlerin tamamlanması için bir ay süre tanımıştı.
Petroldeki düşüşe rağmen doğalgaz akışı arttı
Gazprom’un Türk Akımı boru hattının bir kolu üzerinden Avrupa’ya yaptığı doğalgaz sevkiyatı ise ekim ayında arttı.
Bu bilgi, Avrupa Gaz Taşıma Sistemleri Operatörleri Ağı’nın (ENTSOG) internet sitesinde 1 Kasım’da yayımlanan verilerle doğrulandı.
Verilere göre, ekim ayında Türkiye-Bulgaristan sınırındaki Strandja 2 / Malkoçlar giriş noktasından 17.403 GWh gaz geçti.
Bu miktar, eylüle göre yüzde 8,7, Ekim 2024’e göre ise yüzde 13’lük bir artışa işaret ediyor.
Yıl başından bu yana bu güzergâh üzerinden sevk edilen toplam gaz miktarı 152.000 GWh’ye ulaştı. Bu da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,5’lik bir artış anlamına geliyor.
Türk Akımı’nın Avrupa kolu, Kuzey Akım sabotajı ve Ukrayna ile Yamal-Avrupa boru hattı üzerinden Rusya’nın doğalgazı transitinin durmasının ardından Gazprom’un Avrupa’ya boru hattıyla gaz ulaştırdığı tek güzergâh olma özelliğini taşıyor.
Türkiye ve Rusya’yı Mavi Akım boru hattı da birbirine bağlıyor ancak bu hattan gelen gaz yalnızca Türkiye’nin iç pazarına veriliyor.
AB’nin hedefi Rus gazından tamamen kurtulmak
Avrupa Birliği, 1 Ocak 2028’e kadar Rusya’nın doğalgazından bütünüyle vazgeçmeyi hedefliyor.
Rusya’dan gelen sıvılaştırılmış doğalgazdan (LNG) ise 1 Ocak 2027’ye kadar vazgeçilmesi planlanıyor.
Bakan Bayraktar: ABD’nin talebine rağmen Rusya’dan gaz ve petrol alımı sürecek
Diplomasi
NATO üyeleri, Hürmüz Boğazı’na ilişkin seçenekleri görüşüyor

NATO, Hürmüz Boğazı’nda seyir özgürlüğünü desteklemek amacıyla olası katkıları kolaylaştırmak için bu hafta başında bir video konferans düzenledi.
Avrupa Yüksek Müttefik Komutanı (SACEUR) Alexus Grynkewich’in sözcüsü Reuters’a yaptığı açıklamada, bunun bir NATO misyonu olmadığını da söyledi.
Sözcü cuma günü yaptığı açıklamada, “Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Karargahı, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü desteklemek amacıyla müttefiklerin olası katkılarını kolaylaştırmak için 19 Ağustos 26 Çarşamba günü savunma şefleri düzeyinde ilgilenen müttefiklerin katılımıyla bir toplantı düzenledi,” dedi ve şöyle devam etti:
“Açıkça belirtmek gerekirse, bu bir NATO görevi değil. Fakat NATO’nun müttefikleri bir araya getirme ve onların ortaya koyduğu yetenekleri anlama konusundaki benzersiz gücü göz önüne alındığında, NATO’nun bu şekilde kolaylaştırıcı bir rol üstlenmesi mantıklıdır.”
NATO müttefikleri, İran çatışmasına doğrudan dahil olmaktan kaçınmaya çalışırken, bunun yerine Şubat ayından önce tüm petrol ticaretinin yaklaşık beşte birini taşıyan boğazın yeniden açılmasına yönelik ittifak dışı planlara odaklandılar.
Fransa ve Britanya, gerginlikler azaldığında veya çatışma çözüldüğünde boğazdan güvenli geçişi garanti altına almak için yaklaşık bir düzine ülke arasında bir koalisyon oluşturma çabalarına öncülük etti.
Fakat herhangi bir uzun vadeli düzenleme, nihai olarak İran’ın rızasını gerektiriyor.
Diplomasi
Çin ve Arap ülkeleri kuraklık ve çölleşme ile mücadele için beş yıllık eylem planı başlattı

Çin ve Arap ülkeleri, kuraklık, çölleşme ve arazi bozulmasıyla mücadele amacıyla beş yıllık bir eylem planı başlattı. Çin Ulusal Ormancılık ve Çayır İdaresi’nin (NFGA) pazar günü Global Times’a verdiği bilgiye göre plan, taraflar arasındaki işbirliğini geleneksel çölleşmeyle mücadele çalışmalarının ötesine taşıyarak çayırların korunması, havza yönetimi ve sulak alanların korunması gibi alanlarda teknolojik inovasyonu da kapsayacak.
Plan, halen Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur’da devam eden Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 17. oturumu (COP17) kapsamında düzenlenen bir toplantıda başlatıldı.
NFGA’nın Global Times’a gönderdiği basın açıklamasına göre eylem planı kapsamında Çin ve Arap ülkeleri önümüzdeki beş yıl boyunca çölleşme ve bozulmuş arazilerin restorasyonu, kum ve toz fırtınalarının izlenmesi ve erken uyarı sistemleri, çayır yönetimi, biyolojik çeşitliliğin korunması ile sulak alanların korunması ve restorasyonu gibi kilit alanlarda uygulamaya dönük işbirliğini derinleştirecek.
İki taraf ayrıca teknoloji, veri ve araştırma sonuçlarının paylaşılmasına yönelik platformlar geliştirerek, disiplinler arası araştırmalar yürüterek ve uzaktan algılama ile arazi bozulmasının akıllı değerlendirilmesi gibi teknolojiler geliştirerek teknolojik inovasyonu ve araştırma sonuçlarının uygulamaya geçirilmesini hızlandıracak. Plan ayrıca BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin uygulanmasını destekleyecek demonstrasyon üslerinin kurulmasını öngörüyor.
Plan kapsamında çölleşmeyle mücadelede Çin-Arap işbirliği ağlarının güçlendirilmesi, politika, teknoloji ve araştırma sonuçlarının paylaşım mekanizmalarının geliştirilmesi ve Çin’in önerdiği Kuşak ve Yol Girişimi çerçevesindeki ortaklıkların genişletilmesi de hedefleniyor. Hükümetlerin, araştırma kuruluşlarının, şirketlerin, toplumsal kuruluşların ve yerel toplulukların sürece katılımı teşvik edilecek.
Genç uzmanlar arasındaki değişim programları, ortak araştırmalar, saha demonstrasyonları ve teknik eğitimler yoluyla kapasite geliştirme alanındaki işbirliği de genişletilecek.
Toplantı, Çin Ulusal Ormancılık ve Çayır İdaresi ile Arap Birliği Sekretaryası tarafından ortaklaşa düzenlenirken, organizasyonu Çin Ormancılık Akademisi ile Çin-Arap Ülkeleri Kuraklık, Çölleşme ve Arazi Bozulması Uluslararası Araştırma Merkezi üstlendi.
Çin Ormancılık Akademisi Başkan Yardımcısı Cui Lijuan, bazı girişimlerin şimdiden somutlaşmaya başladığını belirtti. Örneğin Çin ve Mısır, ekolojik koruma ve bütünleşik havza yönetimi konularında deneyim paylaşımı amacıyla Sarı Nehir ile Nil Nehri havzalarını karşılaştırmalı olarak inceleyecek bir çalışma yürütme imkanını araştırıyor.
Cui’ye göre söz konusu girişim Çin Ormancılık Akademisi’nin desteğini aldı ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarının da ilgisini çekti.
Çin ile Arap ülkeleri arasındaki gelecekteki işbirliği ayrıca çölleşmenin izlenmesi ve erken uyarı sistemleri, ekolojik teknolojiler ile genç uzmanlara yönelik değişim ve eğitim programlarına odaklanacak.
Cui, iki tarafın ayrıca halen ağırlıklı olarak devlet kurumlarının öncülük ettiği işbirliği çerçevesine şirketleri, toplumsal kuruluşları ve uluslararası kurumları da dahil ederek katılımı genişletmeyi amaçladığını söyledi.
Xinhua’ya göre 2023 yılında, çölleşmeyle mücadele konulu uluslararası bir forum sırasında Çin-Arap Kuraklık, Çölleşme ve Arazi Bozulması Uluslararası Araştırma Merkezi açılmıştı. Merkezin kurulması, Çin’in Kubuqi Çölü’ndeki çölleşmeyle mücadele çalışmalarından edindiği uzmanlığı paylaşma konusundaki kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirilmişti.
NFGA’ya göre merkez, son üç yılda Çin ile Arap ülkeleri arasındaki düzenli işbirliği mekanizmalarını istikrarlı biçimde güçlendirdi. İki taraf arazi bozulmasına yönelik yer gözlem sistemleri ve akıllı karar destek araçlarını ortaklaşa geliştirirken Çin, Arap ülkelerinde uygulanmaya uygun altı kategoride 30 pratik çölleşmeyle mücadele teknolojisini derledi.
Merkez ayrıca Suudi Arabistan ve Mısır dahil çeşitli ülkelerle düzenli iletişim ve değişim kanalları oluşturdu. Bunun yanı sıra, Arap ülkelerinde sürdürülebilir teknik işbirliğini ve mesleki eğitimi desteklemek amacıyla başlangıç aşamasında bir Çin-Arap çölleşmeyle mücadele ağı ve uzman havuzu kurdu.
Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?
Diplomasi
ABD sınır dışı edilen göçmenler için Liberya’ya 5 milyon dolar ödeyecek

ABD, sınır dışı edilen göçmenlerin kabulü kapsamında Liberya’ya 5 milyon dolar ödeme yapacak. Liberya makamları gelecek bir yıl içinde ABD’den sınır dışı edilen 1200’e kadar göçmeni kabul etmeye hazır olduğunu bildirdi. İlk göçmen kafilesi 20 Ağustos’ta başkent Monrovia’ya ulaştı.
The New York Times (NYT) gazetesinin haberine göre ABD, sınır dışı edilen göçmenlerin kabulüne yönelik anlaşma kapsamında Liberya’ya 5 milyon dolar ödeyecek.
ABD Dışişleri Bakanlığı belgeleri, bakanlığının bu ödemeyi geçen yılın aralık ayında onayladığını gösteriyor. Liberya bu karardan iki ay önce başka ülkelerden gelen göçmenleri kabul etme ihtimalini değerlendirme taahhüdünde bulundu.
Liberya makamları ülkeye gelecek göçmenlerin ırk veya din gerekçesiyle herhangi bir baskı ve takibata maruz kalmayacağı konusunda ABD’ye güvence verdi. Dışişleri Bakanlığı bu taahhütleri güvenilir buldu.
Tahsis edilen mali kaynak Liberya’nın göç sisteminin desteklenmesi ve göçmenlere yardım sağlanması amacıyla kullanılabilir. Bu kapsamda ödenek barınma, beslenme ve mesleki eğitim harcamalarını içeriyor.
NYT’nin aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, doğrudan kendi menşe ülkelerine sınır dışı edilemeyen göçmenleri nakletmek amacıyla başka ülkelerle benzer anlaşmalar imzalıyor.
İnsan hakları örgütleri, göçmenlerin hiç tanımadıkları ve aralarında insan hakları sorunları bulunan ülkelerin de yer aldığı coğrafyalara gönderilmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı çıkıyor.
Gazetenin verilerine göre Liberya makamları, gelecek bir yıl içinde ABD’den sınır dışı edilen 1200’e kadar göçmeni kabul etmeye hazır olduğunu bu hafta duyurdu. İlk göçmen grubu 20 Ağustos’ta Liberya’nın başkenti Monrovia’ya ulaştı.
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı yabancılara ait 175 binden fazla vizeyi iptal etti.
Trump, 2024 yılındaki seçim kampanyası sırasında düzensiz göçmenleri milyonlar halinde sınır dışı etme vaadinde bulunmuştu.
NBC’nin aktardığı hesaplamalara göre sınır dışı edilenlerin sayısının yılda en az 1 milyona ulaşabilmesi için her gün 2,7 binden fazla kişinin ülkeden çıkarılması gerekiyor.
Daha önce, nisan ayında Kongo Demokratik Cumhuriyeti de ABD’den sınır dışı edilen üçüncü ülke vatandaşlarını kabul etmek üzere Washington ile anlaşmaya vardı.
İlk sınır dışı edilen kafile 17 Nisan’da Kinşasa’ya ulaştı; bu kişiler Kolombiya, Peru ve Ekvador vatandaşlarından oluşuyordu.
Anlaşma çerçevesinde Kongo’ya kaç kişinin gönderilebileceğine ilişkin toplam sayı kamuoyuna açıklanmadı.
Göçmenlerin barınması amacıyla Kinşasa yakınlarında tesisler hazırlandı ve sınır dışı işlemlerine dair maliyetleri ABD üstlendi.
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Amerika3 gün önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını6 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya1 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor









