Bizi Takip Edin

Diplomasi

Türkiye-Mısır normalleşmesi kalıcı barışa nasıl dönüşür?

Yayınlanma

Orta Doğu’da tarihi ilişkilere ve ortak kültürel mirasa sahip Türkiye ve Mısır, 10 yıllık aranın ardından ilişkileri normalleştirmek için önemli bir yol kat etti. İlişkiler yavaş yavaş rayına otururken kalıcı barışın sağlanması için ne yapılmalı?

Doğu Akdeniz ve Orta Doğu Araştırmalar Merkezi Başkanı Dalia Ziada ve Katar Üniversitesi Körfez Çalışmaları Programı’nda Yardımcı Doçent olan Pınar Akpınar’a göre kalıcı barış, odağın ideolojiden ortak çıkarlara kaydırılmasıyla mümkün.

Peki bu ortak çıkarlar neler ve bu çıkarları ilerletmek için ne yapılması gerekiyor:

***

Mısır-Türkiye ilişkilerinin sürdürülebilir bir zemine oturtulması

Pınar Akpınar, Dalia Ziada

Karmaşık bir işbirliği ve çatışma geçmişine sahip iki etkili bölgesel aktör olan Türkiye ve Mısır, bu yıl sona ermeden önce büyükelçi atama ve üst düzey devlet yetkililerinin bir araya gelmesi suretiyle kopan ilişkilerini onarmaya çalışıyor.

İki ülke arasındaki en son gerginlik dönemi 2013 yılında, dönemin Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrilmesini alenen protesto etmesi ve dönemin Mısır Savunma Bakanı Abdülfettah es-Sisi’yi Müslüman Kardeşler liderine karşı darbe yapmakla suçlamasıyla başladı. Ardından gelen karşılıklı, çirkin medya açıklamaları büyükelçilerin geri çekilmesiyle sonuçlandı ve 10 yıl sürecek bir diplomatik boykotun başlangıcı oldu.

2013’ten 2021’e kadar, iki liderin farklı ideolojileri ve bölgesel meselelere bakış açıları, özellikle de Katar’a yönelik Arap Dörtlüsü boykotu, Libya ve Suriye’deki iç savaşlar ve Doğu Akdeniz’de deniz sınırları konusundaki çatışmalar anlaşmazlığı daha da büyüttü.

Katar’ın FIFA Dünya Kupası sırasında yürüttüğü “futbol diplomasisi” sayesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sisi’nin Kasım 2022’de Doha’da bir araya gelmesi önemli bir dönüm noktası oldu. Ukrayna’daki savaşın ekonomik baskıları (ve bunun enerji ve gıda fiyatları üzerindeki etkisi), bölgesel gerilimi azaltma ve uzlaşma eğiliminin artması ve dış politikanın sınırı aşmış olduğunun farkına varılması muhtemelen bu buluşmanın gerçekleşmesine yardımcı olan faktörlerdi. Mayıs 2023’te Türkiye’deki genel seçimlerin sonuçlanmasıyla birlikte yakınlaşma süreci hız kazandı ve diplomatik misyonların aynı yaz karşılıklı olarak büyükelçilik seviyesine yükseltilmesine yol açtı.

Yetkililer kopan ilişkileri onarma sürecinde yollarını bulmaya çalışırken, bu diplomatik atılımdan faydalanmak için pratik adımların belirlenmesi elzemdir. Sürdürülebilir barış ancak odağın siyasi ideolojiden ortak çıkarlara kaydırılmasıyla sağlanabilir. Bunu yapmanın bir yolu da devlet kurumlarını, iş dünyasını, sivil toplum örgütlerini, akademisyenleri ve tabanı içeren kapsayıcı ve çok yönlü bir süreç yaratmaktır.

Ekonomik işbirliğinin genişletilmesi

Türkiye ve Mısır’ın her ikisi de ciddi ekonomik krizlerden muzdarip olduğundan, ekonomik işbirliğinin genişletilmesi açık bir önceliktir. Olumlu bir not olarak, diplomatik çıkmaza rağmen, iki ülke arasındaki ticaret hacmi istikrarlı bir şekilde artıyor. Mısır’ın Kamu Seferberliği ve İstatistik Merkezi Ajansı’na göre 2021’de 3 milyar dolardan 2022’de 4 milyar dolara çıkarak %32,6’lık benzeri görülmemiş bir artış kaydetti.

Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’yı geniş çaplı işgali ve iklim değişikliği, hem Türkiye hem de Mısır Avrupa ve Orta Doğu’nun önemli tarım ürünleri tedarikçileri olduğu için, gıda güvenliği alanında işbirliği için aciliyet ve fırsat yarattı. Bu faktörler aynı zamanda yenilenebilir enerjiye yatırım yapmanın önemini de vurguladı; Mısır, Benban Güneş Tesisi gibi gelişmelerle dikkate değer ilerleme kaydetti. Hem Türk hem de Mısırlı şirketler, iklim hedeflerine ulaşmak ve AB Yeşil Mutabakatı doğrultusunda Avrupa pazarlarıyla bütünleşmek için sürdürülebilirlik dönüşüm süreçlerinden geçiyor. Bu durum iki ülke arasında AB hibelerinden yararlanma, işletmeler arası forumlar kurma ve tarım sektörünü iklim değişikliğine uyum özellikle de agroekoloji ve sürdürülebilir üretim yöntemleri konusunda eğitme gibi alanlarda işbirliği için ilave fırsatlar sunuyor.

Mısır’daki en büyük dört tekstil fabrikasının Türk olması nedeniyle tekstil endüstrisi ikili işbirliği için bir diğer önemli alan. Birçok Türk şirketi, Mısır ile ABD arasındaki Nitelikli Sanayi Bölgeleri protokolünden yararlanmalarını sağladığı için Mısır’ı üretim üssü olarak tercih ediyor.

İki Akdeniz ülkesi arasında her zaman bir rekabet alanı olan turizm, artık bir işbirliği alanına dönüşüyor. Kahire’nin Nisan 2023’te vize düzenlemelerini kolaylaştırmasının ardından Mısır’a akın eden Türk turistler, Rus ve Ukraynalı ziyaretçilerin yokluğunu telafi ediyor. Türkiye’nin Mısır Büyükelçisi Salih Multu Şen, “Şarm el Şeyh’te çalışan Türk turizmciler, Türk turist sayısının geçen yıla [2022] kıyasla en az 5 kat arttığını teyit ediyor” dedi ve artık kapıda vize alabildiklerine işaret etti. “Mısır’dan Türkiye’ye turizm geçen yıl zaten rekor kırmıştı. Orta vadede, yani 5 yıl içinde, Türkiye’yi ziyaret eden Mısırlı turist sayısının 1 milyon kişiye ulaşması oldukça olası” dedi. Kadınlar gibi dezavantajlı grupların güçlendirilmesi için yerel halkın dahil edildiği sürdürülebilir turizm projelerinde işbirliği yapılması da her iki ülke için sosyal ve ekonomik açıdan kârlı olabilir.

Bölgesel işbirliği alanlarının araştırılması

Odağı ortak çıkarlara kaydırmanın bir başka yolu da Körfez ülkeleri ve İsrail ile stratejik işbirliği yoluyla bölgesel ilişkileri geliştirme fırsatlarını araştırmaktır. Örneğin, Türkiye ve Mısır’ın Filistin içi görüşmeleri kolaylaştırma konusundaki koordinasyonu ve İsrail ile Filistin Yönetimi arasında görüşmeleri başlatma potansiyeli olduğu iddiası olumlu gelişmelerdir. Ankara ve Kahire, Gazze açık deniz gaz sahasının geliştirilmesinde rol oynayarak, Etiyopya ve Sudan ile Büyük Etiyopya Rönesans Barajı konusunda devam eden anlaşmazlığı çözmeye çalışarak bunu geliştirebilir.

Libya’da ise Türkiye ve Mısır, savaşan taraflar üzerinde sahip oldukları baskı gücü sayesinde güvenlik ve istikrarın sağlanması konusunda işbirliği yapabilirler. Her iki ülke de siyasi sürecin yeniden başlatılmasının ve demokratik seçimlerin desteklenmesinin önemi konusunda hemfikir. İtalya’nın yakın zamanda Libya ile bir ekonomik koridor açma girişimi, Mısır, Türkiye ve İtalya arasında üçlü bir işbirliği mekanizması oluşturma fırsatını sunabilir. Bu mekanizma, Libya’nın bütünlüğünü ve yeniden inşasını desteklerken bölgesel göç ve ekonomik sorunları ele alabilir.

Doğu Akdeniz’de Mısır, İsrail’inkine benzer bir politika benimseyerek Yunanistan ve (Güney) Kıbrıs ile anlaşmalarını sürdürürken Türkiye ile denizcilik alanında işbirliği fırsatlarını araştırabilir. Türkiye’nin Doğu Akdeniz Gaz Forumu’na kabul edilmesi yakın gelecekte mümkün görünmediğinden Kahire ve Ankara enerjide işbirliği yapmak için özel sektör yatırımları, altyapı ve yenilenebilir enerji projeleri gibi diğer yolları araştırabilirler.

İki komşu ülke, yerel tüketim ve Avrupa’ya nakil için Mısır’dan Türkiye’ye sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatı yaparak coğrafi yakınlıklarından zaten faydalanıyorlar. Mısır, İsrail ve Türkiye, enerjiden yoksun Avrupa’dan yatırım çekmek için belki bazı Körfez ülkelerinin de dahil olduğu bir jeo-ekonomik üçgen oluşturma fikrini araştırabilir.

Güvenlik ilişkilerinin güçlendirilmesi

Türkiye ve Mısır’ın teknoloji transferi, yetenek ve istihbarat paylaşımı yoluyla savunma sektöründe işbirliği yapmaları için de büyük bir potansiyel bulunuyor. Askeri teknoloji konusunda ortak araştırma girişimleri ve ortak askeri tatbikatlar düzenlenmesi iki ülkenin silahlı kuvvetlerinin birbirleriyle uyumlu hale gelmesini sağlayabilir. Mısır, Türkiye’nin NATO üyeliği deneyiminden büyük ölçüde faydalanırken, Türkiye de Mısır’ın yenilenmiş deniz yeteneklerinden ve askeri üslerinden faydalanacaktır.

Halkın ilgisini çekmek

Suriye ve Kolombiya örneklerinin de açıkça gösterdiği gibi, halkın etkin bir şekilde katılımı sağlanmadan barışa ulaşılamaz. Mısır ile Türkiye arasındaki resmi yakınlaşma sürecinin, kültürel ve dini etkinlikler, akademik ve sivil toplum değişim programları ve daha geniş bir sahiplenme duygusunu teşvik edecek ortak forumlar yoluyla halklar arası etkileşimi artırmaya yönelik çabalarla desteklenmesi gerekiyor. Süreç, medya kampanyaları, kamuya açık açıklamalar ve kamuoyunda etkili olan kişilerin katılımı yoluyla destek oluşturmak için halka pazarlanmalıdır.

İleriye bakmak

Mısır ve Türkiye, uzun ve karmaşık ilişkilerinde yeni bir dönemin eşiğinde. Yakınlaşma sürecinin başarısı, her iki ülke halklarının yanı sıra daha geniş bölgenin de yararına olacağından son derece önemli. İkili ve bölgesel refahı artırmaya yönelik gelecekteki projelere odaklanmak, uzlaşma sürecinin sürdürülebilirliğini sağlamaya yardımcı olabilir. Ortak zorluklara ortaklaşa çözümler bulmak için bir alan yaratmak, Türkiye ve Mısır arasındaki güvenin yeniden inşasına ve Doğu Akdeniz’in çoğu zaman dalgalı sularında yol almalarına yardımcı olacaktır.

Diplomasi

G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

Yayınlanma

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.

“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.

Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.

Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.

Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.

Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.

Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.

Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.

On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.

Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.

Greer şöyle konuştu:

“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.

Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.

ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.

Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya. 

Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.

Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.

Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.

Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.

Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.

Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).

Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor. 

Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.

CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Yayınlanma

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.

Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.

Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.

İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.

Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.

Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.

Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.

Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.

Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.

Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.

İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.

17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.

Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.

Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.

Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.

South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.

14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.

Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

Yayınlanma

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.

POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.

Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.

Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.

Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.

Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.

Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.

NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”

Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.

Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.

Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:

“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”

NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.

Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.

Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.

Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.

Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.

“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.

Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English