Bizi Takip Edin

Diplomasi

Türkiye-Mısır normalleşmesi kalıcı barışa nasıl dönüşür?

Yayınlanma

Orta Doğu’da tarihi ilişkilere ve ortak kültürel mirasa sahip Türkiye ve Mısır, 10 yıllık aranın ardından ilişkileri normalleştirmek için önemli bir yol kat etti. İlişkiler yavaş yavaş rayına otururken kalıcı barışın sağlanması için ne yapılmalı?

Doğu Akdeniz ve Orta Doğu Araştırmalar Merkezi Başkanı Dalia Ziada ve Katar Üniversitesi Körfez Çalışmaları Programı’nda Yardımcı Doçent olan Pınar Akpınar’a göre kalıcı barış, odağın ideolojiden ortak çıkarlara kaydırılmasıyla mümkün.

Peki bu ortak çıkarlar neler ve bu çıkarları ilerletmek için ne yapılması gerekiyor:

***

Mısır-Türkiye ilişkilerinin sürdürülebilir bir zemine oturtulması

Pınar Akpınar, Dalia Ziada

Karmaşık bir işbirliği ve çatışma geçmişine sahip iki etkili bölgesel aktör olan Türkiye ve Mısır, bu yıl sona ermeden önce büyükelçi atama ve üst düzey devlet yetkililerinin bir araya gelmesi suretiyle kopan ilişkilerini onarmaya çalışıyor.

İki ülke arasındaki en son gerginlik dönemi 2013 yılında, dönemin Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrilmesini alenen protesto etmesi ve dönemin Mısır Savunma Bakanı Abdülfettah es-Sisi’yi Müslüman Kardeşler liderine karşı darbe yapmakla suçlamasıyla başladı. Ardından gelen karşılıklı, çirkin medya açıklamaları büyükelçilerin geri çekilmesiyle sonuçlandı ve 10 yıl sürecek bir diplomatik boykotun başlangıcı oldu.

2013’ten 2021’e kadar, iki liderin farklı ideolojileri ve bölgesel meselelere bakış açıları, özellikle de Katar’a yönelik Arap Dörtlüsü boykotu, Libya ve Suriye’deki iç savaşlar ve Doğu Akdeniz’de deniz sınırları konusundaki çatışmalar anlaşmazlığı daha da büyüttü.

Katar’ın FIFA Dünya Kupası sırasında yürüttüğü “futbol diplomasisi” sayesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sisi’nin Kasım 2022’de Doha’da bir araya gelmesi önemli bir dönüm noktası oldu. Ukrayna’daki savaşın ekonomik baskıları (ve bunun enerji ve gıda fiyatları üzerindeki etkisi), bölgesel gerilimi azaltma ve uzlaşma eğiliminin artması ve dış politikanın sınırı aşmış olduğunun farkına varılması muhtemelen bu buluşmanın gerçekleşmesine yardımcı olan faktörlerdi. Mayıs 2023’te Türkiye’deki genel seçimlerin sonuçlanmasıyla birlikte yakınlaşma süreci hız kazandı ve diplomatik misyonların aynı yaz karşılıklı olarak büyükelçilik seviyesine yükseltilmesine yol açtı.

Yetkililer kopan ilişkileri onarma sürecinde yollarını bulmaya çalışırken, bu diplomatik atılımdan faydalanmak için pratik adımların belirlenmesi elzemdir. Sürdürülebilir barış ancak odağın siyasi ideolojiden ortak çıkarlara kaydırılmasıyla sağlanabilir. Bunu yapmanın bir yolu da devlet kurumlarını, iş dünyasını, sivil toplum örgütlerini, akademisyenleri ve tabanı içeren kapsayıcı ve çok yönlü bir süreç yaratmaktır.

Ekonomik işbirliğinin genişletilmesi

Türkiye ve Mısır’ın her ikisi de ciddi ekonomik krizlerden muzdarip olduğundan, ekonomik işbirliğinin genişletilmesi açık bir önceliktir. Olumlu bir not olarak, diplomatik çıkmaza rağmen, iki ülke arasındaki ticaret hacmi istikrarlı bir şekilde artıyor. Mısır’ın Kamu Seferberliği ve İstatistik Merkezi Ajansı’na göre 2021’de 3 milyar dolardan 2022’de 4 milyar dolara çıkarak %32,6’lık benzeri görülmemiş bir artış kaydetti.

Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’yı geniş çaplı işgali ve iklim değişikliği, hem Türkiye hem de Mısır Avrupa ve Orta Doğu’nun önemli tarım ürünleri tedarikçileri olduğu için, gıda güvenliği alanında işbirliği için aciliyet ve fırsat yarattı. Bu faktörler aynı zamanda yenilenebilir enerjiye yatırım yapmanın önemini de vurguladı; Mısır, Benban Güneş Tesisi gibi gelişmelerle dikkate değer ilerleme kaydetti. Hem Türk hem de Mısırlı şirketler, iklim hedeflerine ulaşmak ve AB Yeşil Mutabakatı doğrultusunda Avrupa pazarlarıyla bütünleşmek için sürdürülebilirlik dönüşüm süreçlerinden geçiyor. Bu durum iki ülke arasında AB hibelerinden yararlanma, işletmeler arası forumlar kurma ve tarım sektörünü iklim değişikliğine uyum özellikle de agroekoloji ve sürdürülebilir üretim yöntemleri konusunda eğitme gibi alanlarda işbirliği için ilave fırsatlar sunuyor.

Mısır’daki en büyük dört tekstil fabrikasının Türk olması nedeniyle tekstil endüstrisi ikili işbirliği için bir diğer önemli alan. Birçok Türk şirketi, Mısır ile ABD arasındaki Nitelikli Sanayi Bölgeleri protokolünden yararlanmalarını sağladığı için Mısır’ı üretim üssü olarak tercih ediyor.

İki Akdeniz ülkesi arasında her zaman bir rekabet alanı olan turizm, artık bir işbirliği alanına dönüşüyor. Kahire’nin Nisan 2023’te vize düzenlemelerini kolaylaştırmasının ardından Mısır’a akın eden Türk turistler, Rus ve Ukraynalı ziyaretçilerin yokluğunu telafi ediyor. Türkiye’nin Mısır Büyükelçisi Salih Multu Şen, “Şarm el Şeyh’te çalışan Türk turizmciler, Türk turist sayısının geçen yıla [2022] kıyasla en az 5 kat arttığını teyit ediyor” dedi ve artık kapıda vize alabildiklerine işaret etti. “Mısır’dan Türkiye’ye turizm geçen yıl zaten rekor kırmıştı. Orta vadede, yani 5 yıl içinde, Türkiye’yi ziyaret eden Mısırlı turist sayısının 1 milyon kişiye ulaşması oldukça olası” dedi. Kadınlar gibi dezavantajlı grupların güçlendirilmesi için yerel halkın dahil edildiği sürdürülebilir turizm projelerinde işbirliği yapılması da her iki ülke için sosyal ve ekonomik açıdan kârlı olabilir.

Bölgesel işbirliği alanlarının araştırılması

Odağı ortak çıkarlara kaydırmanın bir başka yolu da Körfez ülkeleri ve İsrail ile stratejik işbirliği yoluyla bölgesel ilişkileri geliştirme fırsatlarını araştırmaktır. Örneğin, Türkiye ve Mısır’ın Filistin içi görüşmeleri kolaylaştırma konusundaki koordinasyonu ve İsrail ile Filistin Yönetimi arasında görüşmeleri başlatma potansiyeli olduğu iddiası olumlu gelişmelerdir. Ankara ve Kahire, Gazze açık deniz gaz sahasının geliştirilmesinde rol oynayarak, Etiyopya ve Sudan ile Büyük Etiyopya Rönesans Barajı konusunda devam eden anlaşmazlığı çözmeye çalışarak bunu geliştirebilir.

Libya’da ise Türkiye ve Mısır, savaşan taraflar üzerinde sahip oldukları baskı gücü sayesinde güvenlik ve istikrarın sağlanması konusunda işbirliği yapabilirler. Her iki ülke de siyasi sürecin yeniden başlatılmasının ve demokratik seçimlerin desteklenmesinin önemi konusunda hemfikir. İtalya’nın yakın zamanda Libya ile bir ekonomik koridor açma girişimi, Mısır, Türkiye ve İtalya arasında üçlü bir işbirliği mekanizması oluşturma fırsatını sunabilir. Bu mekanizma, Libya’nın bütünlüğünü ve yeniden inşasını desteklerken bölgesel göç ve ekonomik sorunları ele alabilir.

Doğu Akdeniz’de Mısır, İsrail’inkine benzer bir politika benimseyerek Yunanistan ve (Güney) Kıbrıs ile anlaşmalarını sürdürürken Türkiye ile denizcilik alanında işbirliği fırsatlarını araştırabilir. Türkiye’nin Doğu Akdeniz Gaz Forumu’na kabul edilmesi yakın gelecekte mümkün görünmediğinden Kahire ve Ankara enerjide işbirliği yapmak için özel sektör yatırımları, altyapı ve yenilenebilir enerji projeleri gibi diğer yolları araştırabilirler.

İki komşu ülke, yerel tüketim ve Avrupa’ya nakil için Mısır’dan Türkiye’ye sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatı yaparak coğrafi yakınlıklarından zaten faydalanıyorlar. Mısır, İsrail ve Türkiye, enerjiden yoksun Avrupa’dan yatırım çekmek için belki bazı Körfez ülkelerinin de dahil olduğu bir jeo-ekonomik üçgen oluşturma fikrini araştırabilir.

Güvenlik ilişkilerinin güçlendirilmesi

Türkiye ve Mısır’ın teknoloji transferi, yetenek ve istihbarat paylaşımı yoluyla savunma sektöründe işbirliği yapmaları için de büyük bir potansiyel bulunuyor. Askeri teknoloji konusunda ortak araştırma girişimleri ve ortak askeri tatbikatlar düzenlenmesi iki ülkenin silahlı kuvvetlerinin birbirleriyle uyumlu hale gelmesini sağlayabilir. Mısır, Türkiye’nin NATO üyeliği deneyiminden büyük ölçüde faydalanırken, Türkiye de Mısır’ın yenilenmiş deniz yeteneklerinden ve askeri üslerinden faydalanacaktır.

Halkın ilgisini çekmek

Suriye ve Kolombiya örneklerinin de açıkça gösterdiği gibi, halkın etkin bir şekilde katılımı sağlanmadan barışa ulaşılamaz. Mısır ile Türkiye arasındaki resmi yakınlaşma sürecinin, kültürel ve dini etkinlikler, akademik ve sivil toplum değişim programları ve daha geniş bir sahiplenme duygusunu teşvik edecek ortak forumlar yoluyla halklar arası etkileşimi artırmaya yönelik çabalarla desteklenmesi gerekiyor. Süreç, medya kampanyaları, kamuya açık açıklamalar ve kamuoyunda etkili olan kişilerin katılımı yoluyla destek oluşturmak için halka pazarlanmalıdır.

İleriye bakmak

Mısır ve Türkiye, uzun ve karmaşık ilişkilerinde yeni bir dönemin eşiğinde. Yakınlaşma sürecinin başarısı, her iki ülke halklarının yanı sıra daha geniş bölgenin de yararına olacağından son derece önemli. İkili ve bölgesel refahı artırmaya yönelik gelecekteki projelere odaklanmak, uzlaşma sürecinin sürdürülebilirliğini sağlamaya yardımcı olabilir. Ortak zorluklara ortaklaşa çözümler bulmak için bir alan yaratmak, Türkiye ve Mısır arasındaki güvenin yeniden inşasına ve Doğu Akdeniz’in çoğu zaman dalgalı sularında yol almalarına yardımcı olacaktır.

Diplomasi

Avrupa ve ABD arasında Ukrayna’ya destek çatlakları büyüyor

Yayınlanma

Ukrayna’ya güvenlik garantileri sağlamak ve ateşkes sonrası çok uluslu güç konuşlandırmak amacıyla kurulan “gönüllüler koalisyonu”, askeri eğitimlerin ortak planlanması ve Avrupa’nın sanayi potansiyelinin kullanılmasını görüşmek üzere Paris’te toplanıyor. Avrupa ülkeleri arasında Rusya ile doğrudan diyalog, yaptırımlar ve Ukrayna’ya bütçeden askeri yardım sağlanması konularında ciddi görüş ayrılıkları yaşanırken, bazı Doğu Avrupa ülkeleri misyona katılmayı reddediyor.

Ukrayna’ya destek veren ve ağırlıklı olarak Avrupa ülkelerinden oluşan “gönüllüler koalisyonu”, Rusya ile yaşanan çatışmada Kiev’e yönelik güvenlik garantilerini ve ortak askeri eğitim planlarını ele almak üzere 13 Temmuz’da Paris’te bir araya geliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, toplantıda Avrupa’nın sanayi potansiyelinin bu amaçla kullanılmasına yönelik planların yanı sıra askeri tatbikatların ortaklaşa planlanmasının da tartışılacağını açıkladı.

Zirvenin ertesi günü tüm katılımcıların, “Avrupa’nın Stratejik Uyanışı” sloganıyla Şanzelize Caddesi’nde düzenlenecek geleneksel Bastille Günü askeri geçit törenine katılması öngörülüyor.

Gönüllüler koalisyonu, olası bir ateşkes durumunda Ukrayna için güvenlik garantileri geliştiren, çoğunluğu Avrupa ülkelerinden oluşan 30’dan fazla devletin birleşiminden oluşuyor. Girişimi 2024 yılının sonlarında Fransa ve İngiltere başlattı. Aynı ülkeler, ateşkes rejimini denetlemek üzere Ukrayna’ya Avrupa askeri birliği gönderilmesi fikrini de ilk ortaya atanlar oldu.

Macron, geçen yılın eylül ayında yaptığı açıklamada, 26 ülkenin Ukrayna’ya asker göndermeye veya bu misyonu desteklemek için fon ayırmaya hazır olduğunu teyit ettiğini bildirdi. Rusya bu girişime kesin bir dille karşı çıkıyor. ABD ise bugüne kadar böyle bir misyon için gerekli olan teknik ve lojistik desteği sunmayı kabul ettiğini beyan etmedi.

Avrupa müttefikleri arasında uzlaşı aranıyor

Paris’te düzenlenen ocak ayı toplantısının ardından katılımcı ülkeler, çatışma sonrasında Ukrayna’da çok uluslu güçlerin konuşlandırılmasına yönelik bir niyet deklarasyonu imzaladı.

Belgede, yabancı güçlerin ülkede yer almasının parametreleri belirlendi. Bu kapsamda askeri üslerin kurulması, hava ve deniz sahasının korunması ile çok uluslu gücün Ukrayna Silahlı Kuvvetleriyle etkileşim sistemi ele alındı.

Avrupa diplomatik kaynakları, tüm bu adımlardan önce bir ateşkes rejiminin kurulması gerektiğini belirtti.

Rus basınına konuşan konuya aşina kaynak, “Avrupa’nın yaklaşımına göre öncelikle bu noktaya ulaşılmalı, ardından başta Ukrayna olmak üzere tüm taraflar için güvenlik garantileri detaylıca tartışılmalıdır. O zamana kadar asker gönderilmesi konusu gündemde yer almıyor” dedi.

Fransa, Almanya ve İngiltere liderleri 7 Haziran’da yaptıkları ortak açıklamada, Ukrayna krizinin çözümü için müzakerelerin yeniden başlamasını ve Rusya ile doğrudan diyaloğun yeniden kurulmasını destekledi. Liderler, “adil ve kalıcı bir barış” için beş şart öne sürdü. Bu şartlar arasında çatışmaların durdurulması ve mevcut cephe hattının herhangi bir anlaşma için başlangıç noktası olarak kabul edilmesi yer alıyor.

Ancak diplomatik kaynak, Ukrayna konusundaki diplomatik sürecin şu an fiilen dondurulduğunu belirtti. Kaynak, “ABD’nin odağını İran’a çevirmesi nedeniyle süreç durma noktasına geldi. ABD ve Rusya devlet başkanları arasında telefon görüşmeleri artık nadiren gerçekleşiyor. ABD’li müzakerecilerin yeniden Moskova’ya gelebileceğini öngörüyorum ancak bu durum gerçek müzakerelere yol açmaktan ziyade fikir alışverişiyle sınırlı kalacaktır. Üstelik şu anda askeri tansiyonun yükseldiği bir aşamadayız” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Birliği (AB) içinde Rusya ile doğrudan diyaloğun yeniden başlatılmasına yönelik tartışmalar mayıs başında hareketlendi. Batı medyasında Moskova ile temasları yürütecek özel temsilci adayları arasında Almanya eski şansölyeleri Gerhard Schröder ve Angela Merkel ile Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’ın isimleri geçti. Konuyla ilgili 28 Mayıs’ta Kıbrıs’ta AB Dışişleri Bakanları toplantısı düzenlense de resmi bir açıklama yapılmadı.

Haziran ortasında Fransa, İngiltere ve Almanya’nın Moskova büyükelçileri Nicolas de Rivière, Nigel Casey ve Alexander Lambsdorff, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Galuzin ile görüştü. Rusya Dışişleri Bakanlığı, görüşmeye ilişkin açıklamasında, büyükelçilere ülkelerinin Ukrayna krizine yönelik yıkıcı politikalarına dair değerlendirmelerin iletildiğini, bu politikaların Kiev yönetimini Batı’nın “gönüllüler koalisyonu” adına savaşı sürdürmeye teşvik ettiğini savundu.

Görüşme öncesinde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Avrupa ülkelerinin çözüm sürecini etkileme fırsatını kaçırdığını ve yapıcı olmayan bir tutum takındığını ifade etti.

Brüksel’de 18 Haziran’da düzenlenen AB zirvesi öncesinde, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın gelecekteki müzakerelere zemin hazırlamak amacıyla üst düzey bir Rus yetkiliyle iki kez telefon görüşmesi gerçekleştirdiği basına yansıdı. Ancak Avrupa’da Rusya ile müzakerelerin formatı konusunda henüz ortak bir duruş yok.

NATO’nun 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirdiği zirve kapsamında, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Delfi portalına verdiği mülakatta, AB’nin Moskova’yı müzakerelere zorlamayı hedeflediğini belirtti.

Kallas, Avrupa’nın her zaman Ukrayna’nın yanında yer alması sebebiyle arabulucu rolü üstlenemeyeceğini kaydetti.

Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketinin hazırlıklarına da değinen Kallas, AB’nin Kiev’in olası müzakerelerdeki konumunu güçlendirmesi gerektiğini vurguladı.

Financial Times gazetesinin haberine göre, Avrupalı liderler Ankara’daki zirveyi başarılı olarak değerlendirdi. Zirvede ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy ile de görüştü.

NATO ülkeleri, yayımladıkları sonuç bildirisinde Ukrayna’ya 2026 yılı için askeri teçhizat, yardım ve eğitim amaçlı 70 milyar avro tahsis etme taahhüdünde bulundu ve 2027’de de bu destek seviyesini korumaya hazır olduklarını teyit etti.

Yeni yaptırımların ele alınacağı AB Dışişleri Bakanları toplantısı ise Brüksel’de pazartesi günü başlıyor. Euractiv’in haberine göre, ekonomileri büyük ölçüde turizme dayalı olan Fransa, İtalya ve Yunanistan; Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in gündeme getirdiği, 2022’den bu yana Rus ordusunda görev yapmış kişilerin AB’ye girişinin yasaklanması önerisine karşı çıkıyor.

Yunanistan ayrıca Rus petrolüne varil başına 44 dolar tavan fiyat uygulanması teklifine de direnç gösteriyor. Bulgaristan ise Moskova ve Tüm Rusya Patriği Kirill’in yaptırım listesine alınmasını engelledi.

Askeri yardımlar konusunda da bazı AB üyeleri ulusal bütçelerinden kaynak ayırmaya yanaşmıyor. Çekya, Ankara’da onaylanan NATO taahhütlerine katılmayı reddetti. Çekya Başbakanı Andrej Babiš, Avrupa için önceliğin kendi füze savunma sistemini güçlendirmek olması gerektiğini savundu.

Macaristan Başbakanı Péter Magyar, yardım paketine katılımın gönüllülük esasına dayandığını hatırlattı. Slovakya ve Bulgaristan da bu girişime katılmazken, Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkelerinin Ukrayna’ya yalnızca askeri teçhizat onarımı konusunda destek vereceğini açıkladı.

Bahsi geçen Doğu Avrupa ülkeleri, Ukrayna’ya asker gönderme olasılığını da kesin bir dille dışlıyor. Benzer bir tutum sergileyen Hırvatistan Cumhurbaşkanı Zoran Milanović, “gönüllüler koalisyonu” ile ilişkilendirilmemek adına Hırvat askerlerinin Paris’teki Bastille Günü geçit törenine katılmasına izin vermedi.

ABD yönetimi Patriot üretimi ve hava sahası seçeneğini değerlendiriyor

Ankara’daki zirvede Donald Trump, ABD’nin Ukrayna’ya Patriot hava savunma sistemleri için füze üretimi lisansı verebileceğini dile getirdi. Zelenskiy ile gerçekleştirdiği görüşmede Trump, “Sonradan size bunları eksik verdiğimizi söyleyemezsiniz. Benim fikrim, bunları kendiniz üretmenizdir” dedi.

Trump, konuyu henüz sistemlerin üreticileri olan Lockheed Martin ve RTX firmalarıyla görüşmediğini belirtti. Ukrayna’nın yakın zamanda ABD’den ek önleme füzesi alamayacağını da ekleyen Trump, “Elimizde Patriot var ama sayıları az. Onlara kendimizin ihtiyacı var” diye konuştu.

CNN, üretimin başlamasının aylar alabileceğini aktarırken; The New York Times, alt yükleniciler tarafından sağlanan parça tedarikinin temel sorunu oluşturduğunu yazdı.

Aynı görüşmede Trump, güvenlik garantilerinin bir parçası olarak ABD’nin Ukrayna üzerinde hava sahasını kapatabileceğini ilk kez kamuoyu önünde dile getirdi.

Washington’ın Ukrayna hava sahasını kapatmaya hazır olup olmadığı yönündeki soruya Trump, “Gerekirse evet” yanıtını verdi ancak bir barış anlaşmasına varılması durumunda bu tür önlemlere gerek kalmayabileceğini sözlerine ekledi.

Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine düzenlediği saldırıları da değerlendirdi. Trump, “Bu bir tırmanma, ancak savaşın sona ermesine yardımcı olabilecek bir tırmanmadır” ifadesini kullandı.

Rubio ise Ukrayna ordusunun Rusya’nın iç kesimlerini vurma kabiliyetinin, çatışmanın sonlandırılması için yürütülecek müzakerelerde alan yaratmasını umduklarını açıkladı.

Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüşmeyi planladığını belirtse de bu görüşme henüz gerçekleşmedi. Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner üzerinden yürütülen Moskova temasları da duraklamış durumda. Putin ile en az yedi kez bir araya gelen Witkoff’a, aralık ve ocak aylarındaki son iki ziyaretinde Kushner eşlik etti.

Şubat ayı sonunda ABD ile İran arasında başlayan gerilimle birlikte her iki isim de Ortadoğu hattına odaklanarak ateşkes mutabakatının hazırlanması sürecinde yer aldı.

Ancak The New York Times’a konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, Witkoff ve Kushner’ın Ukraynalı ve Rus yetkililerle neredeyse her gün iletişimde olduğunu ve daha önce kamuoyuna yansımayan yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdiklerini iddia etti.

Kaynağa göre her iki müzakereci de tartışılacak yeni bir somut gelişme olması durumunda Moskova ve Kiev’i ziyaret etmeye hazır, ancak yalnızca fotoğraf karesi vermek için gitmek istemiyorlar.

Rusya müzakere için taleplerinin karşılanmasını şart koşuyor

Moskova yönetimi ise pozisyonunu koruyor. Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, 7 Temmuz’da yaptığı açıklamada, “Zelenskiy, birliklerini şu anda Rusya toprağı olan Donbass ve diğer bölgelerden çekerek çok sorumlu bir karar alıp savaşı hala durdurabilir. Durumu fiilen kabul ederse ertesi gün çatışmalar sona erer” dedi.

Peskov, bu gerçekleşene kadar Rusya’nın askeri harekâtı sürdüreceğini ve bir tampon bölge oluşturmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, 10 Temmuz’da yayımladığı bildiride Kiev’i “Rusya’nın sivil nüfusuna ve sivil altyapısına yönelik terörü artırmaya çalışmakla” suçladı.

Bakanlık Sözcüsü Maria Zaharova, Minsk-Anapa seferini yapan turist otobüsüne yönelik saldırıdan sınır bölgelerindeki can kayıplarına kadar bir dizi gelişmeyi sıralayarak, “Tüm bu olgular, Ukrayna’nın askersizleştirilmesi ve naziden arındırılması ile bu topraklardan kaynaklanan tehditlerin ortadan kaldırılmasına yönelik görevlerin güncelliğini teyit ediyor. Bu hedeflere mutlaka ulaşılacaktır” dedi.

Moskova, Kiev ile 2025 yılının ilkbahar ve yaz aylarında İstanbul’da yürütülen doğrudan müzakereleri yeniden başlatmaya hazır olduğunu belirtiyor.

Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 23 Haziran’da katıldığı büyükelçiler yuvarlak masa toplantısında, “2025 sonbaharında radardan çıktılar ve müzakereleri durdurduklarını açıkladılar. Biz bunları kaldığı yerden her an yeniden başlatmaya hazırız. Muhtemelen geçen yıl Ukraynalılara birileri diyalog kurmamalarını ve savaşmaya devam etmelerini söyledi” dedi.

Temmuz ayında Mozambik’e gerçekleştirdiği ziyarette Lavrov, Batı’yı Rusya’yı müzakereye çağırırken varılan anlaşmaları baltalamakla suçladı. Lavrov, 9 Temmuz’da yaptığı açıklamada, “Batı’nın müzakereli bir çözüm istediğine artık inanmayacağız. Bu iyi niyet ve umut stoğu tamamen tükenmiştir” ifadelerini kullandı.

Avrupa ülkelerinin Rusya’yı stratejik olarak yenilgiye uğratmak istediğini belirten Peskov, bunun “tarihin en büyük hatası” olduğunu savundu.

ABD’nin tutumunda ise bir ikili durum gözlemlediklerini ifade eden Peskov, Washington’ın bir yandan Kiev’e silah sevkiyatını sürdürürken, diğer yandan Avrupalıların aksine barış sürecine katkıda bulunma isteğini koruduğunu söyledi.

Peskov, “Bazen yanılsalar da bu isteğin samimi olduğunu düşünüyor ve bunu memnuniyetle karşılıyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Ukrayna ise Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırılarını sürdürürken, bu eylemlerin kapsamını genişletme tehdidini yineliyor.

The New York Post gazetesinin haberine göre Kiev, çatışmaları sona erdirmek için Moskova üzerindeki baskı dengesinin değiştirilmesi gerektiğine inanıyor.

Zelenskiy, 4 Temmuz’da yaptığı açıklamada, “Rusya’nın sesini duyacağı taraflar kesinlikle ABD, diğer G7 ve G20 ülkeleri ile Avrupa’dır” ifadesini kullandı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Bloomberg: Graham’in ölümü Ukrayna yardımını zorlaştıracak

Yayınlanma

ABD’li Senatör Lindsey Graham’in 71 yaşında hayatını kaybetmesi, Ukrayna ve diğer müttefiklerin Washington’daki en etkili destekçilerinden birini yitirmesine yol açtı. Bloomberg’in analizinde, Graham’in ölümünün ardından Kiev ve Avrupalı ortakların Beyaz Saray ile iletişim kurmak için yeni kanallar aramak zorunda kalacağı belirtildi.

ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’in vefatı, Ukrayna’nın Beyaz Saray ile en etkili iletişim kanallarından birini kaybetmesine neden oldu.

Bloomberg’in haberine göre, Graham’in yokluğu Ukrayna ve diğer ABD müttefikleri için Washington’da büyük bir boşluk yaratacak.

Graham, ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki gergin ilişkilere rağmen, Trump’ın ikinci başkanlık döneminin önemli bir kısmında Kiev’e askeri destek sağlanması için çaba harcıyordu.

Bloomberg, Graham’in vefatıyla birlikte Ukrayna ve diğer ABD müttefiklerinin, Trump’ın yakın çevresinde yeni güvenilir isimler bulmak zorunda kalacağına dikkat çekti.

Haberde, Graham’in Trump ile yakın ilişkilerini, Senato’daki Demokratlarla çalışma becerisini ve yabancı liderlerle kurduğu güçlü bağları birleştiren benzersiz bir yetenek setine sahip olduğu, bu nedenle yeni bir kanal bulmanın kolay olmayacağı ifade edildi.

“Kiev için büyük bir kayıp”

Bloomberg’e konuşan bir kaynak, Kiev yönetiminin Graham’in ölümünü, “Ukrayna’yı samimi şekilde destekleyen ve yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapan nadir bir Cumhuriyetçinin kaybı” olarak değerlendirdiğini aktardı.

Ukraynalı siyaset bilimci Volodimir Fesenko da Kiev’in Graham’in ölümünün ardından ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunu belirtti.

Fesenko, “Bizim için şimdi temel soru şu: Senato’da güçlü bir konuma sahip olan ve Trump’a doğrudan erişebilen Graham gibi başka aktörler var mı?” değerlendirmesini yaptı.

İsmi açıklanmayan bir Avrupalı diplomat ise Avrupa’da Graham’in sadece Ukrayna’yı destekleyen değil, aynı zamanda Rusya üzerinde baskı kurabilen, Beyaz Saray bünyesinde nüfuz sahibi bir figür olarak görüldüğünü dile getirdi.

Senatör Lindsey Graham, vefatından sadece birkaç saat önce Rusya’ya yönelik yeni kısıtlamaları içeren yasa tasarısının tamamlanması gerektiğini söylemişti.

Graham, esprili bir dille yaptığı açıklamada, “Şu anda ölemem. Rusya’ya yaptırım uygulamam, İran ile durumu çözmem ve İsrail ile Suudi Arabistan ilişkilerini normalleştirmem gerekiyor” ifadelerini kullanmıştı.

Aort yırtılması ve aterosklerotik kalp damar hastalığı nedeniyle 71 yaşında hayatını kaybeden senatörün ardından ABD Başkanı Donald Trump taziye mesajı yayımladı.

Trump, federal binalardaki bayrakların yarıya indirilmesi talimatını verirken, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda Graham için, “Tanıdığım en büyük insanlardan ve senatörlerden biriydi. Her zaman çalıştı ve gerçek bir Amerikan vatanseveriydi. Lindsey çok aranacak” yazdı.

Rusya’nın yaptırım listesindeydi

Rusya yönetimine yönelik istikrarlı eleştirileriyle bilinen Graham, 2018 yılında Rusya’ya karşı hazırlanan ve “cehennem yaptırımları” olarak adlandırılan yasa tasarısının mimarlarından biriydi. Bu tasarıyla Rusya’nın devlet borcuna yönelik yaptırım kavramını ortaya atmış ve siber sektöre kısıtlamalar getirilmesini savunmuştu.

Rusya İçişleri Bakanlığı, Mayıs 2023’te Zelenskiy ile görüşmesinin ardından Graham hakkında arama kararı çıkarmıştı. Rusya Federal Mali İzleme Servisi (Rosfinmonitoring) ise Şubat 2024’te ABD’li senatörü terör ve ekstremizm destekçileri listesine dahil etmişti.

Lindsey Graham’a muhtaç olan sistem

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB askerlik çağındaki Ukraynalıların girişini kısıtlayacak

Yayınlanma

Avrupa Birliği, temmuz ayında kabul edeceği yeni direktifle askerlik çağındaki Ukrayna vatandaşlarının birliğe girişine kısıtlama getirmeyi ve koruma statüsü vermeyi reddetmeyi planlıyor. Polonya İçişleri Bakan Yardımcısı Maciej Duszczyk, hazırlıklarında son aşamaya gelinen ve Varşova yönetiminin de desteklediği düzenlemenin Mart 2027 tarihinde yürürlüğe gireceğini duyurdu.

Avrupa Birliği (AB), askerlik yükümlülüğü bulunan Ukrayna vatandaşlarının birliğe girişini kısıtlamaya ve bu kişilere koruma statüsü verilmesini reddetmeye hazırlanıyor.

Polonya gazetesi Rzeczpospolita’nın Polonya İçişleri Bakanlığının göç politikasından sorumlu Bakan Yardımcısı Maciej Duszczyk’e dayandırdığı habere göre, konuya ilişkin AB direktifi temmuz ayında kabul edilecek ancak Mart 2027 tarihinde yürürlüğe girecek.

Polonya İçişleri Bakan Yardımcısı Duszczyk, düzenlemeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Değişiklikler üzerindeki çalışmalar tamamlanmak üzere. Polonya bu adımları destekliyor” ifadesini kullandı.

Yeni düzenleme kapsamında AB genelindeki geçici koruma statüsü, yalnızca Ukrayna resmi makamları tarafından verilmiş seferberlik tecil veya muafiyet belgesine sahip Ukrayna vatandaşları için geçerli olacak.

Kiev değişiklik talep etti

Ukraynalı mültecilere yönelik geçici koruma direktifindeki bu değişikliklerin doğrudan Kiev yönetiminin talebi doğrultusunda hazırlandığı belirtildi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, yaklaşık bir yıl önce 18-22 yaş aralığındaki Ukraynalı erkeklerin yurtdışında eğitim görmeleri ve çalışmaları için uygulanan çıkış yasağını kaldırmıştı.

Bu kararın ardından üç ay içinde 121 binden fazla Ukraynalı erkek Polonya’ya giriş yaparken, bu kişilerin büyük kısmının daha sonra Almanya’ya geçtiği kaydedildi.

Rzeczpospolita’nın paylaştığı verilere göre, güncel olarak Polonya’da 218 binden fazla askerlik çağında Ukraynalı erkek yaşıyor.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verileri ise AB topraklarında geçici koruma statüsünden yararlanan toplam Ukraynalı sayısının 4,3 milyon olduğunu gösteriyor. Bu kişilerin 1,2 milyonu Almanya’da, 960 bini ise Polonya’da ikamet ediyor.

Avrupa Komisyonu, haziran ayı sonunda askerlik çağındaki Ukraynalı erkeklere mülteci statüsü verilmemesini önermişti. Komisyon bu öneriyi, koruma ihtiyaçları ile Ukrayna’nın genel savunma kapasitesi arasındaki dengenin sağlanması gerekliliğiyle gerekçelendirmişti.

Ukrayna’nın demografi sorunu

Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi Dmitro Lubinets, 20 Haziran tarihinde yaptığı açıklamada, Rusya ile yaşanan savaşın ardından 5,7 milyondan fazla Ukrayna vatandaşının ülkeyi terk ettiğini bildirmişti.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiga ise yurtdışında zorunlu olarak bulunan Ukraynalı sayısının 8 milyonu aştığını kaydetmişti.

Ukrayna Sosyal Politika, Aile ve Birlik Bakanı Denis Ulyutin, mayıs ayı itibarıyla ülke nüfusunun yaklaşık 22-25 milyon seviyesine gerilediğini açıklamıştı.

Ülkenin 2001 yılında yapılan son resmi nüfus sayımında Ukrayna nüfusu yaklaşık 48 milyon olarak kayıtlara geçmişti.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, yurtdışına giden askerlik çağındaki erkeklere cephedeki askerlerin rotasyonunun sağlanabilmesi için ülkeye geri dönme çağrısı yapmıştı. Ukrayna’da mevcut yasalara göre seferberlik yaşı 25 ile 60 yaş arasında uygulanıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English