Diplomasi
Ukrayna için İngiliz-Fransız planı Londra zirvesinde görüşüldü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in fiyasyko ile sonuçlanan ABD ziyaretinin ardından Avrupa ülkeleri Kiev’e desteğe devam etmek için Londra’da bir araya geldi.
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın ev sahipliği yaptığı zirvede ABD’nin dahil olmadığı bir “istekliler koalisyonu” oluşturmak için çaba sarf edildi. AB’nin baş diplomatı Kaja Kallas, “özgür dünyanın yeni bir lidere ihtiyacı olduğunu” ve bu meydan okumayı üstlenmenin Avrupalılara bağlı olduğunu söyledi.
Aralarında Fransa, Almanya, Danimarka ve İtalya’nın yanı sıra Kanada ve Türkiye de bulunduğu 18 ülkenin liderlerini bir araya getiren pazar günkü Londra zirvesinde haftalardır ilk kez ilerleme kaydedilmiş gibi görünüyor.
Starmer, ateşkese varılması halinde Ukrayna’ya güvenlik garantileri sunmak üzere “istekliler koalisyonuna” katılma arzusunu dile getiren bir dizi ülke olduğunu söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump’a sunulmak üzere bir barış planı hazırlanması için Ukrayna ile birlikte çalışmaya İngiltere ve Fransa öncülük edecek.
Britanya asker göndermeye istekli; Meloni ABD-Avrupa arasında köprü olmak istiyor
Starmer görüşmelerin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Birleşik Krallık bunu diğerleriyle birlikte karada botlarla ve havada uçaklarla desteklemeye hazırdır,” diyerek Ukrayna’ya asker konuşlandırma sinyali verdi.
Starmer zirvenin ardından yaptığı açıklamada, Ukrayna liderinin Oval Ofis’te ABD Başkanı Donald Trump’la patlak veren tartışmasının ardından Avrupa’nın Volodimir Zelenskiy için “aracı olarak” devreye gireceğini ve “çatışmaları durdurmaya” çalışacağını söyledi.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de Trump ile olan iyi ilişkisini “köprü kurucu” olarak kullanmaya hazır olduğunu söyledi.
Meloni yaptığı açıklamada ABD, Avrupa ve Ukrayna arasında “son yıllarda birlikte savunduğumuz Ukrayna’dan başlayarak günümüzün büyük zorluklarıyla nasıl mücadele edeceğimizi açık yüreklilikle konuşmak üzere” acil bir toplantı yapılması çağrısında bulundu.
Almanya, İspanya ve Polonya asker gönderme konusunda tereddütlü
Polonya Başbakanı Donald Tusk Zelenskiy’e destek veren ilk isimler arasında yer alsa da Varşova henüz Ukrayna konusunda önemli bir girişimde bulunacağının sinyalini vermiş değil.
Almanya, İspanya ve Polonya da Ukrayna’ya barış gücü gönderme konusunda tereddütlü davranan Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor.
Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, liderlerin “karar almaya hazır” olmaları gerektiğini söylediği 6 Mart’taki AB zirvesi öncesinde pazar günkü istişareleri “faydalı ve önemli” olarak nitelendirdi.
AB üyesi 27 ülkenin tamamının Macaristan ve Slovakya ile ortaya çıkması muhtemel iç bölünmeler arasında köprü kurup kuramayacağı tartışmalı olmaya devam ediyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen pazar günü yaptığı açıklamada 6 Mart’taki zirvede savunmaya ilişkin “kapsamlı bir plan” sunacağını söyledi, fakat özellikle aciliyet göz önüne alındığında planın hazırlanmasının neden bu kadar uzun sürdüğü konusunda eleştiriler arttı.
Starmer ve Rutte, Zelenskiy’den Trump ile arayı düzeltmesini istedi
Öte yandan Ukrayna’ya destek sözlerine rağmen bazı Avrupalı liderler Kiev’e, tamamen ABD olmadan ilerlemektense Washington ile bağlarını onardıklarını görmeyi tercih ettiklerinin sinyalini verdiler.
Bir AB yetkilisi görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, “NATO bağlamında ABD ile yakın çalışmaya devam etmenin önemi konusunda geniş bir görüş birliği ve ek güvenlik garantilerine yönelik gelecekteki Avrupa katkılarının ABD ile el ele geliştirilmesi gerektiği konusunda güçlü bir mutabakat vardı,” dedi.
Nitekim hem Starmer hem de NATO Genel Sekreteri Mark Rutte daha önce Zelenskiy’i, Trump’ın Kiev’in savaşmaya devam etmesini istemediğini açıkça belirtmesine rağmen, ABD yönetimiyle ilişkilerini düzeltmenin bir yolunu bulmaya ikna etmeye çalışmıştı.
Fakat Trump ve Zelenskiy arasındaki bağları onarmak kolay olmayacak. Avrupalı müttefikler savaştan zarar gören ülkenin liderine desteklerini ifade etmekte sıraya girerken, ABD kamuoyu önünde özür dilenmesini istediğini açıkça belirtti.
Trump’ın ulusal istihbarat direktörü Tulsi Gabbard Fox News’e verdiği demeçte, “Başkan Trump’ın bu konuya yeniden dahil olmaya istekli olması için iyi niyetli müzakerelere olan ilginin yeniden inşa edilmesi gerekecek,” dedi.
Starmer gazetecilere yaptığı açıklamada önerilerini koordine etmek üzere Londra zirvesinden önce Trump ile görüştüğünü söyledi. Starmer ayrıca ateşkesi sağlamak üzere sahaya çıkacak Avrupa birliklerine ABD’nin destek vermesi için Washington’u ikna etme planlarını da rafa kaldırmadı.
Starmer, Avrupa’nın “ağır yükü kaldırması gerektiğini” ama “bu çabanın güçlü bir ABD desteğine sahip olması gerektiğini” söyledi.
İngiliz-Fransız planının ayrıntıları
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Le Figaro’ya verdiği demeçte Starmer ile birlikte Rusya ve Ukrayna arasında “havada, denizde ve enerji altyapısında” bir ay sürecek bir ateşkes önerdiklerini söylemesinin ardından Avrupa barış planının yeni ayrıntıları ortaya çıktı.
Macron bu yaklaşımın Rusya’nın niyetini doğrulama avantajına sahip olacağını ve tüm cephe hattı boyunca sahada bir ateşkesi denetlemekten daha kolay olacağını sözlerine ekledi ve “Bir ateşkes durumunda, cepheye uyulduğunu doğrulamak çok zor olacaktır,” dedi.
İngiliz başbakanlığı yorum yapmayı reddetti, fakat Starmer ateşkesin kabul edilmesi halinde Britanya’nın askerlerini sahaya sürebileceğini söyledi. Hava, deniz ve altyapı alanlarını kapsayan bir aylık bir ateşkesin “her iki tarafta da güvenin tesis edilmesine yardımcı olacağı” öne sürülüyor.
Avrupa planının ikinci kilit parçası ise Zelenskiy’in ABD’ye Ukrayna’nın bazı maden rezervlerinden elde edilecek gelirden pay verilmesini öngören bir anlaşmayı imzalayarak Washington’a barış anlaşmasında iktisadi bir pay vermesini içeriyor.
Trump Zelenskiy’in geçen cuma günü Washington’da bu anlaşmayı imzalamasını istemişti.
Birleşik Krallık’ın Washington Büyükelçisi Lord Peter Mandelson, Zelenskiy’i anlaşmayı imzalamaya çağırdı ve Ukrayna ile tüm Avrupalı liderlere barışa aracılık etmeleri için “Başkan Trump’ın aldığı inisiyatife kesin destek” vermeleri çağrısında bulundu.
Mandelson ABC’ye verdiği demeçte İngilizlerin son düşüncelerinin bir başka işaretini verdi ve “Ukrayna ateşkesi ilk taahhüt eden ülke olmalı ve Ruslara da bunu takip etmeleri için meydan okumalı,” dedi.
Starmer, “İlerleme kaydedilmediği sürece içinde bulunduğumuz konumda kalacağımızı çok güçlü bir şekilde hissediyorum. Şu an daha fazla konuşma zamanı değil. Harekete geçme, adım atma ve liderlik etme zamanı,” dedi.
ABD’nin “ateş gücü” için umutsuz çağrılar
Starmer ve İngilizler, her şeye rağmen ABD’nin askeri gücünün Ukrayna’da “ateşkes” için olmazsa olmaz olduğunu düşünüyorlar.
İngiliz lider, Britanya ve ABD ekiplerinin Trump’ın herhangi bir barış anlaşmasının güvence altına alınmasına nasıl yardımcı olabileceğini tartıştıklarını, fakat Başkanın bunu Avrupa ülkelerinin sorumluluğu olarak gördüğünü her zaman açıkça belirttiğini söylediler.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte zirveden ayrılırken yaptığı açıklamada ABD’nin güvenlik garantilerine katkıda bulunup bulunmayacağı konusunda “tartışmanın devam ettiğini” söyledi.
Fransa, nükleer şemsiye olmak için harekete geçebilir
Trump’ın Ukrayna’ya askeri desteği kesmesinin ardından Avrupa’nın savunma kapasitesinin artırılmasına ilişkin tartışmalar da yoğunlaştı.
Macron toplantının ardından Le Figaro gazetesine verdiği demeçte AB’nin savunma kapasitesini arttırmak için 200 milyar avro sağlaması gerektiğini söyledi.
Macron, ayrıca harcamalar için ekonomik çıktının %3 ila %3,5’ine eşit bir hedef belirlemeleri gerektiğini söyledi.
Macron, “Ortak bir savunma için kapasite ihtiyaçlarımızı belirlemek üzere Avrupa Komisyonu’na bir yetki vereceğiz. Bu büyük finansman muhtemelen yüz milyarlarca avroya ulaşacak,” dedi.
Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca Fransa’nın nükleer şemsiyesini Avrupalı komşularıyla paylaşma konusunda görüşmelere başlamak istediğini belirtti. Macron, “Bizim bir kalkanımız var ama onların yok. Ve artık Amerika’nın nükleer caydırıcılığına güvenemezler. Buna sahip olmayanlarla stratejik bir görüşmeye ihtiyacımız var; ve bu Fransa’yı daha güçlü kılacaktır,” diye ekledi.
Macron röportajda Avrupa savunmasını gerçekten güçlendirmenin “beş yıl, on yıl alacağını” söyledi ve “Ama bu önemli değil, çünkü bugünün stratejik bir uyanma anı olduğuna inanıyorum,” dedi.
Avrupa’nın savunması için pamuk eller cebe
Daha geniş kapsamlı Avrupa Konseyi Perşembe günü toplanarak Ukrayna’ya yönelik 20 milyar avroluk askeri paketi ve mali kuralların gevşetilmesi de dâhil olmak üzere savunma harcamalarının artırılmasına yönelik adımları görüşecek.
Starmer, Macron ve Meloni’nin üçü de, Avrupa’nın kendini savunmak için daha fazlasını yapması gerektiğini ama Ukrayna’da barışa giden yolun Beyaz Saray’dan geçmesi gerektiğini açıkça ifade ettiler.
Bu kapsamda Starmer, Belfast’ta üretilmek üzere Ukrayna’ya 5.000’den fazla hava savunma füzesi tedariki için 1,6 milyar sterlinlik İngiliz ihracat garantisi sağlanacağını duyurdu.
Bloomberg’in aktardığına göre Avrupa’nın savunmasına yeniden odaklanılması, yatırımcıların daha yüksek harcamaların büyümeyi artıracağı yönündeki beklentileri ile birlikte bölge para birimlerini dolar karşısında güçlendirdi.
Avro, dolar karşısında %0,4 yükselerek çoğu önemli emsalinden daha iyi performans gösterirken Polonya zlotisi, Romanya leyi ve İskandinav para birimleri de yükseldi.
Avrupa savunma hisseleri pazartesi günü Tradegate’teki erken işlemlerde, cuma günkü ana borsa kapanışlarına kıyasla BAE Systems %23, Rheinmetall %19, Thales %17, Saab %17, Dassault Aviation %16, Rolls-Royce %13 ve Leonardo %12 artış gösterdi.
Diplomasi
NATO ajansı ölçek ekonomisiyle Ukrayna’nın giderlerini azaltacak

Financial Times’ın haberine göre NATO, Ukrayna’nın silah ve mühimmat tedarikini bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı üzerinden yürütmesine onay vererek teslimatları hızlandırmayı ve maliyetleri düşürmeyi amaçlıyor. Avrupa Birliği’nin sağladığı 90 milyar avroluk kredinin 60 milyar avrosu savunmaya ayrıldı.
NATO, Ukrayna’nın silah, mühimmat ve askeri teçhizat alımlarını kendi bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) üzerinden yapmasına olanak tanıdı.
Financial Times gazetesine konuşan ajansın Operasyon Destek Direktörü Jacqueline Borsboom, bu adımın teslimatları hızlandıracağını ve maliyetleri düşüreceğini kaydetti.
Borsboom, mekanizmanın Ukrayna’ya tedarik tecrübesi, destek hizmetleri ve mevcut sanayi altyapısına doğrudan erişim sağlayacağını belirtti.
Yetkili, “Ölçek ekonomisi sayesinde maliyet avantajı ortaya çıkacak” dedi.
Yeni uygulamayla Kiev yönetimi, ihtiyaç duyduğu askeri malzemelerin teminini doğrudan ajansa devredebilecek.
Borsboom, Ukrayna’nın örneğin 30 bin takım askeri üniformaya ihtiyaç duyduğunda satın alma sürecini ajansa devredebileceğini anlattı.
Anlaşma, ittifakın nisan ayında Ukraynalı savunma şirketlerinin NSPA ihalelerine katılmasına izin veren kararının devamı niteliğini taşıyor.
Ajans geçen hafta Kiev’de yaklaşık 150 Ukraynalı şirketle bir araya gelerek tedarikçi kaydı ve sözleşme süreçlerini paylaştı.
Ukrayna silah alımlarını ABD ve Avrupa Birliği kaynaklarıyla finanse ediyor
Ukrayna 2025 yılından bu yana Amerikan silahlarını, NATO ülkelerinin Kiev için ABD’den silah ve mühimmat temin ettiği PURL mekanizması üzerinden ediniyor.
The Economist dergisi, Ukrayna’nın Patriot sistemleri için önleme füzelerinin yüzde 95’ini ve F-16 savaş uçakları füzelerinin büyük kısmını bu mekanizmayla temin ettiğini yazdı.
Uzmanlar, mevcut koşullarda Amerikan sevkiyatlarına denk bir alternatif olmadığını değerlendiriyor.
Financial Times, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine düzenlediği saldırıları durdurmak amacıyla bu program kapsamındaki sevkiyatları ve istihbarat paylaşımını kesme tehdidinde gittiğini aktarmıştı.
Kiev yönetimi Amerikan silahlarının yanı sıra askeri alımlarını Avrupa Birliği kredisiyle de finanse edebilecek.
AB, Aralık 2025’te Ukrayna’ya ortak bütçeden 2026-2027 dönemi için dondurulan Rus varlıklarına dokunmadan 90 milyar avroluk kredi sağlama kararı aldı.
Macaristan, Çekya ve Slovakya’nın dışında kaldığı kredi paketi Nisan 2026’da onaylanırken bu kaynağın 60 milyar avroluk bölümü savunma harcamalarına ayrıldı.
Avrupa Komisyonu, finansman çerçevesinde hava ve füze savunma sistemleri, füzeler, mühimmat ile radarları içeren 6,1 milyar avroluk yeni silah alımını onayladı.
Bu alımların ağırlıklı olarak Avrupalı savunma sanayisi şirketlerinden yapılması hedefleniyor.
Diplomasi
Mekke Savunma Paktı Meclis’te: Bir ülkeye saldırı hepsine sayılacak

Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Meclis’e sundu. Middle East Eye sitesinin ulaştığı 16 maddelik süresiz anlaşma, bir ülkeye yönelik dış saldırıyı tüm müttefiklere yapılmış sayıyor ve yürürlüğe girdikten sonraki ilk 10 yıl çekilmeyi yasaklıyor.
Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesine benzer şekilde imzacı devletleri birbirini savunmakla yükümlü kılan bu anlaşma, yeni bir uluslararası savunma ittifakı kuruyor.
Middle East Eye portalının özel olarak ulaştığı ve resmi olmayan çevirisini yayımladığı 16 maddelik anlaşma metni, belirli bir ülkeyi veya bölgeyi tehdit olarak tanımlamıyor. Metin bunun yerine katılımcı ülkelerin bağımsızlıklarına, egemenliklerine veya toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı halinde birbirlerini desteklemek için gerekli önlemleri alacağını vurguluyor.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti metinde “Taraf”, “Taraflar” veya “Asli Taraflar” olarak adlandırılıyor. Üç hükümet, anlaşmanın giriş bölümünde egemenliğe karşılıklı saygıyı, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ilkelerini, uluslararası hukuku ve iç hukukun ilgili ilkelerini dikkate alarak mevcut savunma ortaklığına ilişkin işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon mekanizmalarını ortak bir savunma anlaşmasında birleştirmeyi kabul ediyor.
Giriş bölümünde ayrıca silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğini, hazırlık durumunu ve etkinliğini kapsayan işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon temelinde, ortak çıkarlar doğrultusunda ilişkileri daha da geliştirme iradesi teyit ediliyor ve böylece taraflar ile halkları arasındaki mevcut dostluk ve kardeşlik bağlarının güçlendirileceği belirtiliyor. Ülkeler birbirlerinin iç işlerine karışmama, egemen eşitlik, toprak bütünlüğü ve uluslararası alanda tanınan sınırların dokunulmazlığı ilkelerinin önemini yinelerken, bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı durumunda karşılıklı destek için gerekli önlemleri uygulamanın şart olduğunu ilan ediyor.
Küresel ve bölgesel barış, istikrar ve güvenliği sağlamak amacıyla uluslararası hukuk ve BM Şartı doğrultusunda ortak çaba ve eşgüdümün önemini ifade eden taraflar, terörle mücadelede yetkili makamlar arasındaki mevcut işbirliğini derinleştirme arzularını dile getiriyor. Uluslararası meselelerde ortak bir tutum benimsemek üzere bölgesel ve uluslararası kuruluşlardaki mevcut işbirliğini güçlendirmenin önemine dikkat çekilirken, savunma ve savunma sanayii işbirliğini daha da geliştirme ihtiyacı kaydediliyor.
Saldırı tüm müttefiklere yapılmış sayılacak
Anlaşmanın 1. maddesine göre taraflar birbirlerinin bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının dokunulmazlığını sağlamak ve korumak için işbirliği yapacak. İlk madde, “Taraflardan herhangi birinin toprak bütünlüğü, egemenliği veya uluslararası alanda tanınan sınırları tehdit edilir ya da tehlikeye girerse, Taraflar bu tür tehdit veya tehlikeleri ortadan kaldırmak için gerekli tüm araçları kullanacaktır” hükmünü taşıyor.
Anlaşmanın 2. maddesi ise “Taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı silahlı bir saldırı, tüm Taraflara yönelik bir saldırı olarak kabul edilecektir” ifadesiyle ortak savunma taahhüdünü düzenliyor. Aynı maddede, “Taraflardan biri başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya ya da askeri saldırganlığa maruz kalırsa, Taraflar birbirlerine sağlayabilecekleri tüm karşılıklı yardım araçlarını tam olarak kullanarak saldırıya uğrayan Tarafa derhal yardım edecektir” deniyor.
BM Şartı’nın 51. maddesiyle tanınan meşru müdafaa hakkının kullanılmasını sağlamak amacıyla konulan bu hüküm uyarınca ülkeler, gereken yardımın nesnel bir değerlendirmesinin ardından sağlanacak desteğin kapsamını ve niteliğini belirleyecek. İmzacılar, “askeri araç ve kabiliyetler dahil olmak üzere” mevcut kaynaklarının sınırları dahilinde işbirliği yapacak.
Anlaşmanın 3. maddesi, 2. madde uyarınca tarafların savunma, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği yapmasını, silahlı kuvvetleri arasındaki ilişkileri geliştirmesini ve savunma işbirliğini güçlendirmeye yönelik kararlaştırılan faaliyetleri yürütmesini öngörüyor. 4. maddeye göre ülkeler uluslararası güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunacak; hayati çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini korumak, ulusal güvenliklerine yönelik tehdit ve tehlikeleri ortadan kaldırmak amacıyla ortak değerlendirmelere dayalı bireysel ve ortak önlemler geliştirmede birbirlerine sürekli ve etkin biçimde yardım ederek işbirliği yapacak.
Terörle mücadele başlığını düzenleyen 5. madde kapsamında imzacılar, bölgesel ve uluslararası istikrar ile güvenliği olumsuz etkileyen tüm biçim ve tezahürleriyle terörizmle mücadelede operasyonel düzey de dahil olmak üzere mevcut işbirliğini ve ortak çabaları güçlendirecek.
Savunma sanayii, istihbarat ve lojistik desteği genişliyor
Anlaşma; savunma sanayiilerinin geliştirilmesi, silahlı kuvvetlerin eğitimi ve ülkelerin birbirlerine ekipman, yakıt ve diğer savunma malzemelerini tedarik etmesi konularında işbirliği öngörürken istihbarat paylaşımı için de bir çerçeve kuruyor. 6. maddeye göre taraflar, savunma kabiliyetlerini geliştirmek amacıyla savaş ve barış zamanında savunma kurumları arasında karşılıklı personel değişimini, ortak eğitim programlarını ve tatbikatları, ayrıca silahlı kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğini artırmaya yönelik konuşlandırma ve faaliyetleri teşvik edecek.
Savunma kabiliyetlerini güçlendirmek için karşılıklı mutabakat temelinde savunma sanayii kurumları arasında teknoloji paylaşımını, ortak teknoloji geliştirmeyi, ortak üretimi ve savunma sanayii kuruluşları arasındaki işbirliğini desteklemeyi öngören 7. madde, beş işbirliği alanı sıralıyor. Bu alanlar; savunma alanında ortak üretimin teşvik edilmesi, özel uzmanlık gerektiren teknolojilerde ortak araştırma ve geliştirme projeleri yoluyla savunma inovasyonunun hayata geçirilmesi, herhangi bir tarafın uzmanları aracılığıyla tarafların topraklarında personelin eğitilmesi ve askeri sanayinin desteklenmesi, savunma sanayii ile savunma araştırma, geliştirme ve inovasyon alanlarında uzmanlık ve çıkarılan derslerin paylaşılması ve taraflarca karşılıklı olarak kararlaştırılan diğer işbirliği alanları olarak belirleniyor.
İstihbarat işbirliğini derinleştirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak amacıyla 9. madde, bilgi güvenliği, veri koruma ve gizlilik kurallarına riayet edilerek karşılıklı kararlaştırılan güvenli kanallar üzerinden istihbarat paylaşılmasını düzenliyor. 10. madde ise lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyeti ve uyumluluğuna bağlı olarak tarafların barış zamanında, savaş zamanında ve diğer acil durumlarda silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer ekipmanlar dahil birbirlerine lojistik destek sağlamasını hükme bağlıyor.
Suudi Arabistan’da sekreterya kurulacak, ilk genel sekreter Pakistanlı olacak
Anlaşmanın 8. maddesi, ortak savunmaya stratejik yön vermek, savunma ve güvenlik işbirliğini geliştirmek ve anlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek engelleri ele almak üzere “Asli Taraflar”ın bir “Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi” kurmasını kararlaştırıyor. Dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanlarından oluşacak komite, ev sahipliği taraflar arasında dönüşümlü olmak üzere yılda iki kez toplanacak; ülke liderleri ise gerekli görülmesi halinde yılda bir kez bir araya gelebilecek.
Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi gerekli görürse alt komiteler kurabilecek ve anlaşmada öngörülen işbirliği alanlarının uygulanması için gerektiğinde taraflar arasında anlaşmalar veya protokoller müzakere edilecek. Ayrıca bu komite, “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle diğer tarafların anlaşmaya katılımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve onaylamaya yetkili olacak.
Komiteye hizmet vermek üzere merkezi Suudi Arabistan Krallığı’nda yer alan bir Sekreterya kurulacak ve bu yapı Suudi Arabistan Krallığı ile bir merkez anlaşması akdedecek. Sekreteryanın işleyişi, teşkilat yapısı ve kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar daha sonra “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle belirlenecek.
Sekreteryaya, “Asli Taraflar” arasında dönüşümlü olarak üç yıllık bir görev süresi için atanan bir Genel Sekreter başkanlık edecek ve ilk Genel Sekreter, Pakistan İslam Cumhuriyeti vatandaşı olacak. Bu maddenin hükümleri, taraflar arasındaki mevcut askeri işbirliği komitelerinin çalışmalarına halel getirmeyecek.
Anlaşmadan ilk 10 yıl çıkılamayacak
Hukuki çerçeveyi çizen 11. maddeye göre imzacılar, uluslararası hukuka ve ilgili iç hukuklarına halel getirmeksizin bu anlaşmayı hükümlerinin uygulanması için yasal dayanak olarak kabul edecek ve gerektiğinde ek yasal önlemler önerecek. 12. madde, anlaşmanın tarafların daha önce akdettikleri uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerine zarar vermeyeceğini kayıt altına alıyor.
Gizlilik kurallarını düzenleyen 13. madde uyarınca ülkeler, anlaşma kapsamında elde edilen gizli bilgi ve belgelerin gizliliğine ve ulusal mevzuata saygı gösterecek. Gizli bilgi ve belgeler taraflar dışındaki hiçbir devlet, şirket veya kişiyle paylaşılmayacak; bu bilgi ve belgelere erişim “bilmesi gereken” prensibi temelinde ve yalnızca uygun düzeyde güvenlik belgesine sahip kişilere sağlanacak.
Anlaşmanın yorumlanması veya uygulanmasından doğan her türlü uyuşmazlık, 14. maddeye göre taraflar arasındaki istişare ve görüşmeler yoluyla dostane biçimde çözülecek. 15. madde ise anlaşmanın “Asli Taraflar” arasındaki istişareler ve oybirliğiyle değiştirilebileceğini belirtiyor.
Son madde olan 16. maddeye göre anlaşma, her bir taraf için geçerli usullere göre onaylanacak ve son onay belgesinin Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Sekreteryası’na tevdi edildiği tarihte yürürlüğe girecek. Süresiz olarak yürürlükte kalacak anlaşmanın bir bitiş tarihi yok.
İmzacı devletler, yürürlüğe giriş tarihinden itibaren ancak 10 yıl geçtikten sonra ve çekilme niyetlerini diplomatik kanallar üzerinden en az üç ay önceden diğer taraflara yazılı olarak bildirmeleri şartıyla anlaşmadan çekilebilecek. Anlaşmanın sona ermesi veya anlaşmadan çekilme, bu tarihten önce taraflarca kararlaştırılan devam eden faaliyetleri ya da projeleri etkilemeyecek; gizli bilgi ve belgelerin korunması ve ifşasının önlenmesine ilişkin sorumluluklar da anlaşma sona erdikten veya anlaşmadan çekildikten sonra devam edecek.
7 Ağustos 2026 Cuma günü (Hicri 24/2/1448) Mekke’de imzalanan anlaşma; Türkçe, Arapça ve İngilizce dillerinde, her bir metin eşit derecede geçerli olmak üzere üç orijinal nüsha halinde düzenlendi. Metinler arasında yorum farkı çıkması halinde İngilizce metin esas alınacak.
Diplomasi
Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Pışnıy’ın ofisinde arama yapıldı

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama gerçekleştirdi. Güvenlik birimleri operasyon kapsamında hiçbir gözaltı işlemi yapılmadığını ve kimseye suçlama yöneltilmediğini duyurdu.
Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP), Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama yaptı.
Gelişmeyi Ukrayna basını ve Ukrayna Parlamentosu Milletvekili Oleksiy Honçarenko duyurdu.
Honçarenko, güvenlik güçlerinin adli işlemleri doğrudan Pışnıy’ın çalışma ofisinde ve kendisiyle ilişkili diğer adreslerde yürüttüğünü aktardı.
NABU’dan yapılan açıklamada, aramaların Ukrayna Ulusal Bankası binasında ve bir personelin ikametgahında icra edildiği kaydedildi.
Kurum, soruşturmanın gizliliğini korumak amacıyla ayrıntıların paylaşılmadığını vurgularken, “Hiç kimse gözaltına alınmadı, kimseye suçlama yöneltilmedi” bilgisini verdi.
Bloomberg, ağustos ayında yayımladığı haberde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Pışnıy’ın faaliyetlerinden giderek daha fazla rahatsızlık duyduğunu yazmıştı.
Habere göre Zelenskiy, Pışnıy’ın Uluslararası Para Fonu (IMF) ile gereğinden fazla yakın bağ kurduğunu ve ülke ekonomisini destekleme konusunda yetersiz kaldığını değerlendiriyordu.
Kaynaklar, Zelenskiy’nin o aşamada Pışnıy’ı görevden alma niyetinde olmadığını aktarmıştı.
Aynı kaynaklar, Zelenskiy’nin merkez bankası başkanından çok bir siyasetçiyi andıran geniş çaplı kamusal görünürlükten rahatsızlık duyduğunu belirtmişti.
Pışnıy’ın üst düzey yetkililerle temaslarını sosyal medyada öne çıkarma alışkanlığı ve bankanın yürüttüğü çeşitli tanıtım hamleleri devlet başkanında şüphe uyandırıyordu.
Milletvekili Oleksandr Dubinskiy de Pışnıy’ın, Devlet Başkanlığı Ofisi eski Başkanı Andriy Yermak’ın yakın dostu olduğunu öne sürmüştü.
Yermak’ın adreslerinde, Energoatom şirketindeki yolsuzluk şemasına ilişkin yürütülen “Midas” davası kapsamında Kasım 2025’te arama yapılmış ve ardından görevine son verilmişti.
NABU, mayıs ayında Yermak’ı Kiev yakınlarındaki lüks konut inşaatları üzerinden 460 milyon grivnalık (10,4 milyon dolardan fazla) kaynağı akladığı iddia edilen bir grubun üyesi olarak nitelemişti.
Dosyada basının Yermak ile ilişkilendirdiği “Ali Baba” takma adı geçmişti.
Mahkeme 14 Mayıs’ta Yermak hakkında 140 milyon grivna kefalet imkanıyla 60 günlük tutuklama kararı vermişti.
Birkaç gün sonra eski ofis başkanı adına kefalet tutarının tamamının yatırılması üzerine Yermak cezaevinden tahliye edilmiş, kendisi ise masum olduğunu savunmuştu.
NABU Başkanı Serhiy Krivonos, eylül ayında yaptığı açıklamada büronun ve savcılığın, Yermak dahil bazı ceza davalarının şüphelileri adına yatırılan kefalet kaynaklarının menşeini inceleyeceğini duyurmuştu.
Pışnıy, Ukrayna Merkez Bankası başkanlığı görevini Ekim 2022’de devraldı. Kurumu 2020’den bu yana yöneten önceki başkan Kirilo Şevçenko ise sağlık gerekçeleriyle istifa ettiğini açıklamıştı.
Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı daha sonra Şevçenko’ya, merkez bankasına geçmeden önce çalıştığı Ukrgasbank’taki kaynakların zimmete geçirilmesi gerekçesiyle suçlama yöneltti.
Savcılık, Şevçenko’ya yöneltilen suçlamaların merkez bankasını yönettiği dönemi kapsamadığını netleştirdi.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









