Bizi Takip Edin

Diplomasi

Ukrayna için İngiliz-Fransız planı Londra zirvesinde görüşüldü

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in fiyasyko ile sonuçlanan ABD ziyaretinin ardından Avrupa ülkeleri Kiev’e desteğe devam etmek için Londra’da bir araya geldi.

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın ev sahipliği yaptığı zirvede ABD’nin dahil olmadığı bir “istekliler koalisyonu” oluşturmak için çaba sarf edildi. AB’nin baş diplomatı Kaja Kallas, “özgür dünyanın yeni bir lidere ihtiyacı olduğunu” ve bu meydan okumayı üstlenmenin Avrupalılara bağlı olduğunu söyledi.

Aralarında Fransa, Almanya, Danimarka ve İtalya’nın yanı sıra Kanada ve Türkiye de bulunduğu 18 ülkenin liderlerini bir araya getiren pazar günkü Londra zirvesinde haftalardır ilk kez ilerleme kaydedilmiş gibi görünüyor.

Starmer, ateşkese varılması halinde Ukrayna’ya güvenlik garantileri sunmak üzere “istekliler koalisyonuna” katılma arzusunu dile getiren bir dizi ülke olduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump’a sunulmak üzere bir barış planı hazırlanması için Ukrayna ile birlikte çalışmaya İngiltere ve Fransa öncülük edecek.

Britanya asker göndermeye istekli; Meloni ABD-Avrupa arasında köprü olmak istiyor

Starmer görüşmelerin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Birleşik Krallık bunu diğerleriyle birlikte karada botlarla ve havada uçaklarla desteklemeye hazırdır,” diyerek Ukrayna’ya asker konuşlandırma sinyali verdi.

Starmer zirvenin ardından yaptığı açıklamada, Ukrayna liderinin Oval Ofis’te ABD Başkanı Donald Trump’la patlak veren tartışmasının ardından Avrupa’nın Volodimir Zelenskiy için “aracı olarak” devreye gireceğini ve “çatışmaları durdurmaya” çalışacağını söyledi.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de Trump ile olan iyi ilişkisini “köprü kurucu” olarak kullanmaya hazır olduğunu söyledi.

Meloni yaptığı açıklamada ABD, Avrupa ve Ukrayna arasında “son yıllarda birlikte savunduğumuz Ukrayna’dan başlayarak günümüzün büyük zorluklarıyla nasıl mücadele edeceğimizi açık yüreklilikle konuşmak üzere” acil bir toplantı yapılması çağrısında bulundu.

Almanya, İspanya ve Polonya asker gönderme konusunda tereddütlü

Polonya Başbakanı Donald Tusk Zelenskiy’e destek veren ilk isimler arasında yer alsa da Varşova henüz Ukrayna konusunda önemli bir girişimde bulunacağının sinyalini vermiş değil.

Almanya, İspanya ve Polonya da Ukrayna’ya barış gücü gönderme konusunda tereddütlü davranan Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor.

Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, liderlerin “karar almaya hazır” olmaları gerektiğini söylediği 6 Mart’taki AB zirvesi öncesinde pazar günkü istişareleri “faydalı ve önemli” olarak nitelendirdi.

AB üyesi 27 ülkenin tamamının Macaristan ve Slovakya ile ortaya çıkması muhtemel iç bölünmeler arasında köprü kurup kuramayacağı tartışmalı olmaya devam ediyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen pazar günü yaptığı açıklamada 6 Mart’taki zirvede savunmaya ilişkin “kapsamlı bir plan” sunacağını söyledi, fakat özellikle aciliyet göz önüne alındığında planın hazırlanmasının neden bu kadar uzun sürdüğü konusunda eleştiriler arttı.

Starmer ve Rutte, Zelenskiy’den Trump ile arayı düzeltmesini istedi

Öte yandan Ukrayna’ya destek sözlerine rağmen bazı Avrupalı liderler Kiev’e, tamamen ABD olmadan ilerlemektense Washington ile bağlarını onardıklarını görmeyi tercih ettiklerinin sinyalini verdiler.

Bir AB yetkilisi görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, “NATO bağlamında ABD ile yakın çalışmaya devam etmenin önemi konusunda geniş bir görüş birliği ve ek güvenlik garantilerine yönelik gelecekteki Avrupa katkılarının ABD ile el ele geliştirilmesi gerektiği konusunda güçlü bir mutabakat vardı,” dedi.

Nitekim hem Starmer hem de NATO Genel Sekreteri Mark Rutte daha önce Zelenskiy’i, Trump’ın Kiev’in savaşmaya devam etmesini istemediğini açıkça belirtmesine rağmen, ABD yönetimiyle ilişkilerini düzeltmenin bir yolunu bulmaya ikna etmeye çalışmıştı.

Fakat Trump ve Zelenskiy arasındaki bağları onarmak kolay olmayacak. Avrupalı müttefikler savaştan zarar gören ülkenin liderine desteklerini ifade etmekte sıraya girerken, ABD kamuoyu önünde özür dilenmesini istediğini açıkça belirtti.

Trump’ın ulusal istihbarat direktörü Tulsi Gabbard Fox News’e verdiği demeçte, “Başkan Trump’ın bu konuya yeniden dahil olmaya istekli olması için iyi niyetli müzakerelere olan ilginin yeniden inşa edilmesi gerekecek,” dedi.

Starmer gazetecilere yaptığı açıklamada önerilerini koordine etmek üzere Londra zirvesinden önce Trump ile görüştüğünü söyledi. Starmer ayrıca ateşkesi sağlamak üzere sahaya çıkacak Avrupa birliklerine ABD’nin destek vermesi için Washington’u ikna etme planlarını da rafa kaldırmadı.

Starmer, Avrupa’nın “ağır yükü kaldırması gerektiğini” ama “bu çabanın güçlü bir ABD desteğine sahip olması gerektiğini” söyledi.

İngiliz-Fransız planının ayrıntıları

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Le Figaro’ya verdiği demeçte Starmer ile birlikte Rusya ve Ukrayna arasında “havada, denizde ve enerji altyapısında” bir ay sürecek bir ateşkes önerdiklerini söylemesinin ardından Avrupa barış planının yeni ayrıntıları ortaya çıktı.

Macron bu yaklaşımın Rusya’nın niyetini doğrulama avantajına sahip olacağını ve tüm cephe hattı boyunca sahada bir ateşkesi denetlemekten daha kolay olacağını sözlerine ekledi ve “Bir ateşkes durumunda, cepheye uyulduğunu doğrulamak çok zor olacaktır,” dedi.

İngiliz başbakanlığı yorum yapmayı reddetti, fakat Starmer ateşkesin kabul edilmesi halinde Britanya’nın askerlerini sahaya sürebileceğini söyledi. Hava, deniz ve altyapı alanlarını kapsayan bir aylık bir ateşkesin “her iki tarafta da güvenin tesis edilmesine yardımcı olacağı” öne sürülüyor.

Avrupa planının ikinci kilit parçası ise Zelenskiy’in ABD’ye Ukrayna’nın bazı maden rezervlerinden elde edilecek gelirden pay verilmesini öngören bir anlaşmayı imzalayarak Washington’a barış anlaşmasında iktisadi bir pay vermesini içeriyor.

Trump Zelenskiy’in geçen cuma günü Washington’da bu anlaşmayı imzalamasını istemişti.

Birleşik Krallık’ın Washington Büyükelçisi Lord Peter Mandelson, Zelenskiy’i anlaşmayı imzalamaya çağırdı ve Ukrayna ile tüm Avrupalı liderlere barışa aracılık etmeleri için “Başkan Trump’ın aldığı inisiyatife kesin destek” vermeleri çağrısında bulundu.

Mandelson ABC’ye verdiği demeçte İngilizlerin son düşüncelerinin bir başka işaretini verdi ve “Ukrayna ateşkesi ilk taahhüt eden ülke olmalı ve Ruslara da bunu takip etmeleri için meydan okumalı,” dedi.

Starmer, “İlerleme kaydedilmediği sürece içinde bulunduğumuz konumda kalacağımızı çok güçlü bir şekilde hissediyorum. Şu an daha fazla konuşma zamanı değil. Harekete geçme, adım atma ve liderlik etme zamanı,” dedi.

ABD’nin “ateş gücü” için umutsuz çağrılar

Starmer ve İngilizler, her şeye rağmen ABD’nin askeri gücünün Ukrayna’da “ateşkes” için olmazsa olmaz olduğunu düşünüyorlar.

İngiliz lider, Britanya ve ABD ekiplerinin Trump’ın herhangi bir barış anlaşmasının güvence altına alınmasına nasıl yardımcı olabileceğini tartıştıklarını, fakat Başkanın bunu Avrupa ülkelerinin sorumluluğu olarak gördüğünü her zaman açıkça belirttiğini söylediler.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte zirveden ayrılırken yaptığı açıklamada ABD’nin güvenlik garantilerine katkıda bulunup bulunmayacağı konusunda “tartışmanın devam ettiğini” söyledi.

Fransa, nükleer şemsiye olmak için harekete geçebilir

Trump’ın Ukrayna’ya askeri desteği kesmesinin ardından Avrupa’nın savunma kapasitesinin artırılmasına ilişkin tartışmalar da yoğunlaştı.

Macron toplantının ardından Le Figaro gazetesine verdiği demeçte AB’nin savunma kapasitesini arttırmak için 200 milyar avro sağlaması gerektiğini söyledi.

Macron, ayrıca harcamalar için ekonomik çıktının %3 ila %3,5’ine eşit bir hedef belirlemeleri gerektiğini söyledi.

Macron, “Ortak bir savunma için kapasite ihtiyaçlarımızı belirlemek üzere Avrupa Komisyonu’na bir yetki vereceğiz. Bu büyük finansman muhtemelen yüz milyarlarca avroya ulaşacak,” dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca Fransa’nın nükleer şemsiyesini Avrupalı komşularıyla paylaşma konusunda görüşmelere başlamak istediğini belirtti. Macron, “Bizim bir kalkanımız var ama onların yok. Ve artık Amerika’nın nükleer caydırıcılığına güvenemezler. Buna sahip olmayanlarla stratejik bir görüşmeye ihtiyacımız var; ve bu Fransa’yı daha güçlü kılacaktır,” diye ekledi.

Macron röportajda Avrupa savunmasını gerçekten güçlendirmenin “beş yıl, on yıl alacağını” söyledi ve “Ama bu önemli değil, çünkü bugünün stratejik bir uyanma anı olduğuna inanıyorum,” dedi.

Avrupa’nın savunması için pamuk eller cebe

Daha geniş kapsamlı Avrupa Konseyi Perşembe günü toplanarak Ukrayna’ya yönelik 20 milyar avroluk askeri paketi ve mali kuralların gevşetilmesi de dâhil olmak üzere savunma harcamalarının artırılmasına yönelik adımları görüşecek.

Starmer, Macron ve Meloni’nin üçü de, Avrupa’nın kendini savunmak için daha fazlasını yapması gerektiğini ama Ukrayna’da barışa giden yolun Beyaz Saray’dan geçmesi gerektiğini açıkça ifade ettiler.

Bu kapsamda Starmer, Belfast’ta üretilmek üzere Ukrayna’ya 5.000’den fazla hava savunma füzesi tedariki için 1,6 milyar sterlinlik İngiliz ihracat garantisi sağlanacağını duyurdu.

Bloomberg’in aktardığına göre Avrupa’nın savunmasına yeniden odaklanılması, yatırımcıların daha yüksek harcamaların büyümeyi artıracağı yönündeki beklentileri ile birlikte bölge para birimlerini dolar karşısında güçlendirdi. 

Avro, dolar karşısında %0,4 yükselerek çoğu önemli emsalinden daha iyi performans gösterirken Polonya zlotisi, Romanya leyi ve İskandinav para birimleri de yükseldi.

Avrupa savunma hisseleri pazartesi günü Tradegate’teki erken işlemlerde, cuma günkü ana borsa kapanışlarına kıyasla BAE Systems %23, Rheinmetall %19, Thales %17, Saab %17, Dassault Aviation %16, Rolls-Royce %13 ve Leonardo %12 artış gösterdi.

Diplomasi

G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

Yayınlanma

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.

“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.

Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.

Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.

Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.

Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.

Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.

Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.

On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.

Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.

Greer şöyle konuştu:

“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.

Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.

ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.

Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya. 

Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.

Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.

Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.

Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.

Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.

Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).

Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor. 

Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.

CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Yayınlanma

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.

Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.

Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.

İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.

Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.

Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.

Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.

Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.

Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.

Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.

İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.

17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.

Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.

Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.

Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.

South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.

14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.

Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

Yayınlanma

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.

POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.

Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.

Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.

Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.

Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.

Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.

NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”

Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.

Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.

Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:

“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”

NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.

Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.

Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.

Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.

Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.

“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.

Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English