Avrupa
Ukrayna, Nazi işbirlikçisi Melnyk için resmi tören yaptı

Geçen hafta, Nazi işbirlikçisi Andriy Melnyk’in naaşı Lüksemburg’dan Ukrayna’ya nakledildi ve Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’in huzurunda yeniden toprağa verildi.
Melnyk, Ukraynalı Nazi işbirlikçilerinden oluşan ve çoğu Waffen-SS Galiçya Tümenine katılan OUN(M) (Ukraynalı Milliyetçiler Örgütü-Melnyk) örgütünün lideriydi.
Ayrıca Zelenskiy, Ukrayna özel kuvvetleri birliğine “UPA Kahramanları” unvanını verdi. İkinci Dünya Savaşı sırasında UPA (Ukrayna İsyancı Ordusu), yaklaşık 100.000 Polonyalıyı ve sayısız Yahudiyi katletmişti.
Bu hamlelere karşı protestolar Polonya ve İsrail’den gelirken Alman hükümeti sessiz kalmayı tercih etti.
Kiev şu anda bir “Seçkin Ukraynalılar Panteonu” kurmayı planlıyor ve bu amaçla daha fazla Nazi işbirlikçisini yeniden gömmek niyetinde.
Münih’te gömülü olan ikisinin naaşlarının nakliyle ilgili görüşmeler sürüyor. Alman yetkililerin bu nakli onaylaması gerekecek.
Ukrayna milliyetçiliğinin Nazi işbirlikçisi “kahramanları”
Nazi işbirlikçilerini devletin onurlandırması Ukrayna’da yeni bir olgu değil. Bu, Batı yanlısı Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko (2005-2010) döneminde başlamıştı.
Yuşçenko, 2007’de Roman Şuheviç’i, 2010’da ise Stepan Bandera’yı “Ukrayna Kahramanı” ilan etmişti.
Şuheviç, UPA’nın liderlerinden biriydi ve 1945’ten sonra bile Sovyetler Birliği’ne karşı savaşı yeraltında sürdürdü.
Bandera ise Melnyk’in OUN(M)’sine rakip olan OUN(B)’nin lideriydi ve 1959 yılında Sovyetler Birliği tarafından Münih’te öldürülmüştü.
Şubat 2014’te Kiev’de Batı yanlısı darbenin ardından, buradaki Nazi işbirlikçilerinin yüceltilmesi yoğunlaştı.
Nisan 2015’te Ukrayna parlamentosu, OUN ve UPA üyelerini “Ukrayna bağımsızlığı için savaşanlar” olarak sınıflandırdı; o zamandan beri, parlamento kararına göre, onların Ukrayna’nın bağımsızlığı için mücadelelerinin “meşruiyetini” sorgulamak yasaklandı.
Ayrıca, 2015’ten beri UPA’nın kuruluş günü olan 14 Ekim ulusal bayram olarak kutlanıyor.
Ukrayna milliyetçilerinin Waffen-SS Galiçya Tümenindeki rolü
Şu anda, Ukraynalı Nazi işbirlikçilerinin itibarının iadesi yeni bir ivme kazanıyor.
Melnyk’in naaşının 19 Mayıs’ta Lüksemburg’da mezardan çıkarılması, Kiev’e getirilmesi ve ardından Ukrayna başkentinin yakınlarındaki Ulusal Askeri Mezarlığı’nda düzenlenen devlet töreniyle defnedilmesi sağlandı.
Törene, Zelenskiy ile yılın başından beri Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı olarak görev yapan ve bu girişimin arkasındaki itici güç olduğu bildirilen Kyrylo Budanov da katıldı.
Melnyk ve OUN(M), Ukrayna’yı Sovyetler Birliği’nden koparmak ve faşizmi örnek alan otoriter bir devlete dönüştürmek amacıyla Nazi Reich’ı ile yoğun bir işbirliği içindeydi.
Öte yandan Sovyetler Birliği’nin işgalinin ardından Ukrayna devletini somut bir şekilde kurmaya çalıştıklarında, buna karşı çıkan Nazi yetkilileri Melnyk’i tutukladı.
OUN(M) üyeleri, Waffen-SS Galiçya Tümeni olarak bilinen SS 14. Waffen Grenadier Tümeninin (No. 1 Galiçya) kurulmasında kilit rol oynadılar.
Bu tümen, Volhınya ve Doğu Galiçya’daki Polonyalı nüfusa yönelik katliamlara karışmış ve bu katliamlar sonucunda binlerce kişi hayatını kaybetmiştir.
Polonyalılara ve Yahudilere karşı işlenen suçlar
Şubat 1943’ten savaşın sonuna kadar toplam 100.000’e yakın Polonyalı sivilin öldürüldüğü Volhınya ve Doğu Galiçya’daki katliamlarda ölenlerin çoğundan UPA sorumlu.
Waffen-SS Galiçya Tümeninden farklı olarak, UPA üyelerini esas olarak OUN(B)’den devşirilmişti.
Bu üyeler arasında, 1941 Haziran sonlarında Lemberg’de (bugün Lviv) olduğu gibi, işgal altındaki Sovyetler Birliği’nde Yahudi nüfusa yönelik pogromlara ve katliamlara daha önce katılmış olanlar da bulunuyor. Orada, OUN milisleri, Alman işgalcilerle birlikte yaklaşık 4.000 Yahudiyi öldürmüştü.
1943’ten itibaren devam eden UPA’nın Polonyalı sivillere yönelik katliamları, Volhınya ve Doğu Galiçya’da, savaşın bitiminden sonra bir Ukrayna devletinin kurulacağı, yalnızca Ukraynalıların yaşadığı bir bölge yaratmayı amaçlıyordu.
Sayısız Yahudi de UPA katliamlarının kurbanı oldu ve bu şekilde Ukrayna milisleri soykırıma dahil oldu.
Geçen salı, Zelenskiy’in Ukrayna Özel Kuvvetlerine bağlı bir birime “UPA Kahramanları” unvanını verdiği bir kararname yürürlüğe girdi.
Zelenskiy’e göre bu, “ulusal silahlı kuvvetlerin tarihi geleneklerini canlandırmak amacıyla” yapıldı.
İsrail ve Polonya’dan protesto
Melnyk’in yeniden gömülmesi ve özel kuvvetler birimine “UPA Kahramanları” unvanının verilmesi uluslararası protestolara yol açtı.
İsrail Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Nazilerle işbirliği yapan OUN lideri Melnyk için resmi bir devlet cenaze töreni düzenleme kararını üzüntüyle karşıladığını”; “tarihsel gerçeği ve Naziler ile işbirlikçileri tarafından öldürülen kurbanların anısını görmezden gelmeye yer olmaması gerektiğini” söyledi.
Yad Vaşem Holokost Müzesi, Melnyk’in yeniden gömülmesinin “büyük endişe kaynağı” olduğunu belirtti ve “Milyonlarca Yahudinin zulüm gördüğü ve öldürüldüğü dönemde Nazi Almanyası’nı destekleyen bir hareketin liderini onurlandırmanın”, Holokost’un anılması için vazgeçilmez olan “ahlaki bütünlüğü” zedeleyceğini savundu.
UPA’ya yeniden onur verilmesi ise, özellikle Polonya’da öfkeye neden oluyor. 28 Mayıs’ta Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna büyükelçisine bu önlemi “derin hoşnutsuzlukla” karşıladığını iletti.
29 Mayıs’ta ise Polonya’nın Kiev maslahatgüzarı, Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan bir toplantı sırasında bunu yineledi.
Yine 29 Mayıs’ta Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, Ukraynalı mevkidaşı Zelenskiy’in Beyaz Kartal Nişanı’ndan mahrum bırakılmasını sağlayacağını açıkladı.
Zelenskiy, Polonya devletinin en yüksek onuru olan bu nişanı Nisan 2023’te almıştı. Dönemin Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, Zelenskiy’in “Ukrayna tarihinin en zorlu döneminde ülkesini yüzüstü bırakmayan” “olağanüstü bir şahsiyet” olarak bu ödülü aldığını açıklamıştı.
Nişanın geri alınmasına ilişkin kararın önümüzdeki pazartesi Varşova’da alınması bekleniyor.
Başbakan Donald Tusk şu anda durumu yatıştırmaya çalışıyor. Bu amaçla, OUN ve UPA tarafından işlenen kitlesel suçları önemsizleştiriyor.
Tusk geçen hafta sonu yaptığı açıklamada, Polonya ve Ukrayna’nın ortak bir düşmanı olduğunu belirterek Rusya’ya atıfta bulundu.
Tusk’a göre “tarihsel duygular” üzerine bir tartışmaya girilmesi durumunda, “Moskova’nın sevinmek için bir nedeni olur.” ve bundan kaçınılmalı.
Almanya, Nazi işbirlikçilerinin onurlandırılması karşısında sessiz
Ukraynalı Nazi işbirlikçilerinin kurbanlarının akrabaları ve torunlarının yaşadığı ülkelerden protestolar gelse de, Ukrayna’nın en güçlü destekçisi olmakla övünen Alman hükümetinden herhangi bir tepki gelmedi.
Ukraynalı Holokost araştırmacısı Marta Havrışko Berlin’in tutumundan duyduğu hayal kırıklığını gizlemeyenlerden. Havrışko, Melnyk’in yeniden gömülmesini “bir zamanlar ‘Bir Daha Asla’ sloganının bugünün Ukrayna’sında hâlâ bir anlam taşıdığına inanan herkes için bir aşağılama” olarak nitelendirdi.
Alman yetkililerin de yakında aynı türden adımlara katılacağı giderek daha açık hale geliyor. Haberlere göre, Kiev hükümeti, “Ukrayna halkının değerlerinin pekiştirilmesi için özel bir yer” olması amaçlanan bir “Seçkin Ukraynalılar Panteonu” kurmayı planlıyor.
Bu amaçla, başka Ukraynalı milliyetçilerin naaşlarının mezardan çıkarılmasına yönelik hazırlıklar şu anda devam ediyor. Örneğin, Rotterdam’da gömülü olan OUN kurucusu Yevhen Konovalets’in naaşının nakli zaten onaylandı.
İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra Batı Almanya’daki sürgünden OUN’u yönetmeye devam eden Yaroslav Stetsko’nun yanı sıra OUN(B) lideri Stepan Bandera’nın da yeniden gömülmesi de düşünülebilir.
Stetsko ve Bandera, Münih Waldfriedhof’ta gömülü. Kalıntılarının nakli için Alman hükümet yetkililerinin onayı gerekiyor.
Avrupa
Üç Avrupa bankasından Rusya yaptırımları nedeniyle dava

Avrupa’nın önde gelen bankaları Deutsche Bank, UniCredit ve Commerzbank, Rusya’daki varlıklarına el konulması nedeniyle uğradıkları yaklaşık 1 milyar euro tutarındaki zararın tazmini için mühendislik grubu Linde firmasına dava açtı. Dava süreci, yaptırımların getirdiği mali yükümlülükleri hangi tarafın üstlenmesi gerektiğine dair emsal niteliği taşıyor.
Avrupa’nın önde gelen bankalarından Deutsche Bank, UniCredit ve Commerzbank, Rusya’ya yönelik Batı yaptırımlarının maliyetini kimin üstlenmesi gerektiğine ilişkin emsal niteliğindeki bir dava kapsamında, uluslararası kimya ve mühendislik şirketi Linde aleyhine dava açtı.
Financial Times gazetesinde yer alan habere göre finans kuruluşları, Rus mahkemeleri tarafından el konulan yüz milyonlarca euro değerindeki varlıklarını geri almayı hedefliyor.
Sürecin ilk duruşması, Linde firmasından yaklaşık 260 milyon euro tazminat talep eden Deutsche Bank’ın davasını incelemek üzere Frankfurt’ta gerçekleştirilecek.
Münih Bölge Mahkemesi de UniCredit tarafından açılan yaklaşık 450 milyon euro değerindeki davanın mahkeme öncesi hazırlık aşamasında olduğunu teyit ederken, Commerzbank’ın ise yaklaşık 100 milyon euro tutarında ayrı bir dava açtığı bildirildi.
Uyuşmazlığın kaynağı gaz işleme tesisi projesine dayanıyor
Taraflar arasındaki ihtilaf, Linde Engineering şirketinin de içinde bulunduğu bir konsorsiyum ile Ruskhimalliance firması arasında Ust-Luga bölgesinde inşa edilecek bir gaz işleme tesisi için 2021 yılında imzalanan sözleşmelerden kaynaklanıyor.
Gazprom ile RusGazDobycha ortaklığıyla kurulan ve Ust-Luga’daki entegre doğal gaz işleme ve sıvılaştırma tesisinin işletmecisi olan Ruskhimalliance, projenin başlatılması için Linde firmasına 1 milyar euronun üzerinde avans ödemesi gerçekleştirdi.
Avrupalı bankalar ise yükümlülüklerin yerine getirileceğini garanti etmek amacıyla Ruskhimalliance lehine avans iade ve sözleşme ifa teminat mektupları düzenledi.
Linde firması 2022 yılında Avrupa Birliği yaptırımları gerekçesiyle Rusya’daki faaliyetlerini askıya aldığında, Avrupalı bankalar uygulanan kısıtlamaları emsal göstererek bu teminat mektuplarının ödemesini yapmayı reddetti.
Yaşanan süreç sonucunda Rus mahkemeleri, bankaların Rusya’daki yaklaşık 1 milyar euro değerindeki varlıklarına el koyma kararı aldı.
Bu kapsamda Deutsche Bank yaklaşık 244 milyon euro, UniCredit yaklaşık 460 milyon euro, Commerzbank yaklaşık 90 milyon euro kayıp yaşarken, BayernLB ve LBBW ise sırasıyla yaklaşık 270 milyon euro ve 50 milyon euro tutarında varlık kaybına uğradı.
Ruskhimalliance ayrıca Linde firmasının Rusya’daki ortak girişimlerde bulunan hisselerine de el koyarak bu hisselerin yerel ortaklara satılmasını sağladı.
Yaklaşan mahkeme oturumu hakkında açıklama yapan Linde yetkilileri, duruşmanın, Avrupa Birliği yaptırımları sebebiyle feshedilen Rusya’daki sözleşmeye bağlı teminat anlaşmasıyla ilgili karmaşık hukuki konuları kapsadığını ifade etti.
Şirketin verilerine göre, iptal edilen projelerden kaynaklanan koşullu yükümlülüklerin toplam tutarı yaklaşık 1,2 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
İngiliz mahkemelerinden alınan ihtiyati tedbir kararları geri çekildi
Avrupalı bankaların başlangıçta İngiliz mahkemelerinden Ruskhimalliance firmasının Rusya’da dava açmasını engelleyen ihtiyati tedbir kararları aldığı, ancak Rus mahkemelerinin yüksek mali cezalar uygulama tehdidinin ardından geçen yıl bu kararları geri çektiği belirtildi.
Bu gelişmenin ardından Deutsche Bank, UniCredit ve Commerzbank, mühendislik grubunun sözleşme gereği zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduğunu ileri sürerek Almanya’da Linde aleyhine yasal süreç başlattı.
Davacı kurumlar arasında yer almayan BayernLB firması, söz konusu uyuşmazlıktan kaynaklanabilecek olası mahkeme masrafları için yaklaşık 285 millyon euro karşılık ayırdığını duyurdu.
LBBW ise Linde firmasına dava açmadığını ve Rusya’daki yasal süreçlerden önemli bir mali kayıp beklemediği gerekçesiyle bütçesinde yalnızca avukatlık ve mahkeme giderleri için karşılık ayırdığını bildirdi.
Rusya’daki hukuki süreç ve varlık hacizleri devam ediyor
St. Petersburg ve Leningrad Bölgesi Tahkim Mahkemesi, Mayıs 2024 tarihinde Deutsche Bank’tan 238,126 milyon euronun tahsil edilerek Ruskhimalliance firmasına ödenmesine hükmetti.
Rus şirketi ayrıca iki Alman kuruluşuyla daha yasal süreç yürütüyor. Bu kapsamda Commerzbank AG aleyhine 8,726 milyar rublelik dava sürerken mahkeme bankanın yaklaşık 93,7 milyon euro değerindeki varlıklarına el koydu.
Linde aleyhine açılan davada ise mahkeme, 993 milyon euro ve 44 milyar rublenin tahsil edilmesi talebini kabul etti. Ruskhimalliance firmasının başvurusu doğrultusunda UniCredit varlıklarına yönelik de haciz kararı uygulandı.
Aynı yıl içerisinde Rus mahkemesi, Ruskhimalliance firmasının talebi üzerine diğer iki Alman bankası olan Landesbank Baden-Wurttemberg ve Bayerische Landesbank firmalarının mülk, para ve menkul kıymetlerine el konulmasına karar verdi.
Gazprom, 2025 yılının sonbaharında Linde firmasının Rusya’daki iştirakine yönelik yeni bir dava açtı.
Söz konusu davada, Linde firmasını Ruskhimalliance ile olan uyuşmazlığında temsil eden hukuk firması Pinsent Masons ile Alman Commercium Immobilien und Beteiligungs GmbH firması da davalılar arasında yer alıyor.
Avrupa
Louvre soygunu şüphelileri ayrıntıları anlattı

Paris’teki Louvre Müzesi’nden tarihi kraliyet mücevherlerini çaldıkları şüphesiyle tutuklanan iki kişi, aylarca süren sessizliğin ardından haziran ayında yapılan sorgularda soygunun ayrıntılarını itiraf etti. Şüpheliler, 19 Ekim 2025’te Apollon Galerisi’ne kendilerine vadedilen 15 bin ila 25 bin avro karşılığında girdiklerini ve eylemi mücevherleri satmak isteyen bir azmettirici adına gerçekleştirdiklerini açıkladı.
Paris’teki Louvre Müzesi’nin Apollon Galerisi’nde gerçekleştirilen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran soygunun başşüphelileri, aylarca süren sessizliklerini bozdu.
Soruşturmayı yürüten iki sorgu hakimi tarafından 2 ve 22 Haziran tarihlerinde cezaevinden çıkarılarak sorgulanan iki şüpheli, eyleme nasıl katıldıklarını ayrıntılı şekilde anlattı.
Le Monde gazetesinin ulaştığı yaklaşık yirmişer sayfalık sorgu tutanakları, soygunun planlanma aşamasından kaçış sürecine kadar birçok bilinmeyeni ortaya koydu.
Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan şüphelilerden 40 yaşındaki Abdoulaye N., 2000’li yıllarda internette motosiklet videolarıyla tanınan eski bir sosyal medya figürü ve kaçak taksi şoförü olarak biliniyor.
Diğer şüpheli olan 36 yaşındaki Cezayir vatandaşı Ghelamallah A.’nın ise işsiz olduğu ve istifçilik sendromundan muzdarip olduğu belirtiliyor.
Aubervilliers kökenli iki şüphelinin, 19 Ekim 2025 Pazar günü bir inşaat asansörü yardımıyla Louvre Müzesi’nin balkonuna tırmanıp spiral taşlama makineleriyle pencereleri keserek içeri giren kişiler olduğu değerlendiriliyor.
Olaydan bir hafta sonra yakalanan ve “organize çete halinde hırsızlık” suçlamasıyla tutuklu yargılanan iki zanlı, daha önce polis gözetiminde verdikleri kısa ifadelerin ardından mahkemede yaklaşık dokuz ay boyunca sessiz kalmayı tercih etmişti.
“Motosiklet sürücüsü olarak tanındığım için beni seçtiler”
Şüphelilerin ifadelerine göre operasyonu, kimliği henüz belirlenemeyen ve polisten kaçmayı başaran gizemli bir azmettirici yönetti.
Olaydan iki veya üç gün önce işe alındıklarını söyleyen şüpheliler, hazırlık amacıyla kendilerine Apollon Galerisi içindeki kraliyet mücevherlerini gösteren bir keşif videosu gönderildiğini belirtti.
Geçmişinin temiz olmadığını ve Aubervilliers’de iyi bir sürücü olarak tanındığını dile getiren Abdoulaye N., “Motosiklet kullanmamla tanınırım, atletik, dinamik ve becerikliyimdir” diyerek teklifi kabul ettiğini söyledi. Maddi olarak zor durumda olduğunu ifade eden zanlı, kendisine 15 bin ila 20 bin avro vadedildiğini, getirilecek parçalara göre bu miktarın artabileceğinin söylendiğini aktardı.
Abdoulaye N., “Louvre’u soyacağımı biliyordum” diyerek hedefi baştan beri bildiğini ilk kez kabul etti.
Diğer şüpheli Ghelamallah A. ise hedefin kendilerine Paris’te mücevher üretimi yapan sıradan bir imalathane olarak tanıtıldığını öne sürdü.
Müze olduğunu bilmediğini iddia eden Ghelamallah A., “Orasının Louvre olduğunu bilseydim asla gitmezdim” diyerek 20 bin ila 25 bin avro karşılığında anlaştığını savundu.
İşçi kılığına girip asansörle tırmandılar
İfadelere göre, soygun günü olan 19 Ekim sabahı şüpheliler, kimliklerini açıklamadıkları diğer iki suç ortağıyla Aubervilliers’de buluştu. Bir sepetli vinç kamyonu ve iki motosikletle yola çıkan grup, Seine Nehri kıyısındaki François-Mitterrand rıhtımına ulaştı.
Üzerine reflektörlü sarı yelek giyen Abdoulaye N., kamyonu ve vinç kolunu kendisinin yönlendirdiğini belirterek, “Sepete bindiğimizde aşağıda iki kişi vardı, bizi yukarı onlar gönderdi” dedi.
Ghelamallah A. ise kendilerine bu eylemin bir dış cephe tadilatı gibi gösterileceğinin söylendiğini iddia etti.
Apollon Galerisi’nin penceresini kırarak içeri giren ikili, yanlarında getirdikleri kesici aletlerle mücevher vitrinlerine yöneldi. Abdoulaye N., içeride kimsenin olmadığını, sadece vitrin ışıklarının yandığını ve uzakta güvenlik görevlilerinin hareketliliğini fark ettiğini anlattı.
Arkadaşının yavaşlığından rahatsız olduğunu belirten Abdoulaye N., “Alabildiğimiz kadar çok mücevher almalıydık. Üç dakikadan fazla kalırsak yakalanacağımızı biliyorduk” diye konuştu.
88 milyon avroluk ganimetten düşen taç
Soyguncular, aralarında kraliçe ve imparatoriçelere ait taçlar, broşlar, kolyeler ve küpelerin de bulunduğu sekiz parça tarihi eseri çantalarına doldurdu.
Üzerinde 8 bin 700’den fazla değerli taş bulunan bu parçaların maddi değeri en az 88 million avro olarak hesaplanırken, tarihi ve kültürel değerinin paha biçilemez olduğu vurgulanıyor.
Zanlılar kaçış esnasında İmparatoriçe Eugénie’ye ait tacı müzenin hemen dışındaki vincin yakınında yere düşürdü.
Hakimlerin hasar görmüş tacın fotoğrafını göstermesi üzerine Abdoulaye N., “Evet, onu ben düşürdüm. Yaptığımız şey çok kötü ve çok ciddi bir suç” dedi.
Zanlılar kaçmadan önce, parmak izlerini ve delilleri yok etmek amacıyla vinçli kamyonun üzerine benzin döktüklerini ancak aracı ateşe vermeyi planlamadıklarını iddia etti.
Polisin elinden saniyelerle kurtulan dört kişi, Ivry-sur-Seine rıhtımında kendilerini bekleyen beyaz renkli bir minibüse ulaştı.
Burada ikiye ayrılan gruptan Ghelamallah A. ve bir ortağı, polisi şaşırtmak amacıyla minibüsle Paris’in batısına doğru hedef gözetmeksizin sürdü. Mücevherlerin tamamını ise motosikletle ters istikamete giden Abdoulaye N. taşıdı.
Tarihi eserler otoparkta teslim edildi
Abdoulaye N., doğrudan Aubervilliers’deki bir kapalı otoparka gittiğini ve burada mücevherleri kendilerini yönlendiren azmettiriciye teslim ettiğini anlattı.
Otoparktaki güvenlik kameralarını inceleyen polis, soygun saatiyle uyumlu olarak kask takmış bir kişinin elindeki çantayı boşalttığını saptamıştı. Abdoulaye N. bu görüntüdeki kişinin kendisi olduğunu doğrulayarak, “Çantamdan yedi sekiz parça mücevher çıkardım. Azmettirici daha fazlasını alamadığımız için memnun değildi” ifadesini kullandı.
Zanlılar, otoparkın dışında başka kişilerin de beklediğini ve mücevherlerin o andan itibaren nereye götürüldüğünü bilmediklerini öne sürdü. Polis ekipleri, çalınan parçaların fiziki izini tam olarak bu otopark aşamasında kaybetmişti.
Her iki şüpheli de azmettiricinin kimliğini can güvenlikleri nedeniyle açıklamayı reddetti. Ghelamallah A., ailesini korumak zorunda olduğunu belirterek, “Onlar temiz insanlar değil” derken, Abdoulaye N. ise cezaevindeyken dışarıdan kendisiyle temas kurulduğunu ve sessiz kalması yönünde uyarıldığını iddia etti.
Zanlılar, polisin şu an tutuklu bulunan diğer iki şüpheli Slimane K. ve Rachid H. konusunda yanıldığını, asıl suç ortaklarının dışarıda olduğunu öne sürdü.
Soruşturmayı yürüten birimler ise bir azmettiricinin varlığı konusunda temkinli yaklaşıyor. Dosyada henüz bu yönde somut bir dijital iz bulunamadığı aktarılıyor.
Emniyet birimleri iki ihtimal üzerinde duruyor: Mücevherler ya hala Paris bölgesinde saklanıyor ya da soygun günü yurt dışına gönderilmek üzere aracılara teslim edildi.
Tarihi taşların sökülerek yeniden kesilmesi ve parça parça satılması ise en büyük endişe kaynağı olmaya devam ediyor.
Avrupa
Avrupa uzay yarışında füze krizi yaşıyor

Avrupa ülkelerinin askeri uydu sistemlerini geliştirmesini engelleyen ve yabancı şirketlere bağımlılığı artıran en büyük etkenin düzenli fırlatma yapabilecek füze eksikliği olduğu bildirildi. Bloomberg’de yayımlanan analizde, ABD, Çin ve Rusya’nın askeri uzay teknolojilerine son beş yılda 200 milyar dolardan fazla yatırım yaptığı kaydedildi.
Avrupa ülkeleri, uzay yörüngesine yeterli miktarda kendi füzelerini fırlatamadıkları için ABD, Çin ve Rusya’nın gerisinde kalıyor.
Bloomberg’de yayımlanan analizde, fırlatma kapasitesindeki bu yetersizliğin Avrupa’nın askeri uydu sistemlerini geliştirmesini zorlaştırdığı ve bölgeyi yabancı şirketlere bağımlı kıldığı aktarıldı.
Haberde, uyduların günümüzde askeri savunma sistemlerinin en kritik unsurlarından biri haline geldiği vurgulandı. Uydular; askeri birliklerin hareketlerini izleme, istihbarat toplama, seyrüsefer ve iletişim sağlama gibi kritik görevleri yerine getiriyor. Verilere göre, ABD, Çin ve Rusya son beş yılda askeri uzay teknolojilerinin geliştirilmesi süreçlerine 200 milyar dolardan fazla kaynak ayırdı.
Bloomberg analizinde, Avrupa’nın bu tablodaki konumuna ilişkin şu değerlendirme yer aldı:
“Giderek kızışan bu yarışta Avrupa; çıkar çatışmaları, sınırlı ulusal bütçeler ve uzay teknolojisinin en kritik unsuru olan, her yıl yörüngeye onlarca uçuş gerçekleştirebilecek yeterli sayıda ağır taşıyıcı füzeden yoksun olması sebebiyle yer almıyor.”
Avrupa’nın ana taşıyıcı füzesi konumundaki Ariane 6, yörüngeye 22 tona kadar yük taşıma kapasitesine sahip bulunuyor. Ancak sınırlı üretim kapasitesi nedeniyle yılda yalnızca yaklaşık 10 fırlatma gerçekleştirilebiliyor.
Buna karşın ABD’de 2025 yılında ayda ortalama 15’ten fazla fırlatma yapıldı ve bu uçuşların büyük bölümü SpaceX tarafından sağlandı.
Avrupa merkezli şirketler aradaki farkı kapatmak için çalışmalar yürütüyor fakat bu projeler henüz başlangıç aşamasında bulunuyor.
Örneğin Alman Isar Aerospace firması kendi füzesini yörüngeye başarılı şekilde fırlatmayı henüz başaramadı. Şirketin geliştirdiği füzenin taşıma kapasitesi Ariane 6’ya kıyasla yaklaşık 20 kat daha düşük seviyede kalıyor.
Avrupa ülkeleri, ABD’ye olan bağımlılıklarını azaltmak amacıyla kendi uzay programlarına yönelik yatırımlarını artırıyor.
Bu kapsamda Avrupa Birliği, Starlink sistemine alternatif olması planlanan IRIS 2 adlı uydu sistemini geliştiriyor.
Almanya ise 2030 yılına kadar uzay savunma kabiliyetlerini artırmak üzere 35 milyar avro kaynak tahsis etmeyi planlıyor.
Avrupa Birliği’nin savunma ve uzaydan sorumlu komiseri Andrius Kubilius, şubat ayında yaptığı açıklamada, Avrupa’nın uzay istihbaratı ve şu anda ağırlıklı olarak ABD tarafından sağlanan diğer savunma teknolojilerinde kendi imkanlarını geliştirmesi gerektiğini ifade etti.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de mayıs ayında yaptığı açıklamada, bilgi paylaşımını ve erken uyarı sistemlerini geliştirmek amacıyla ulusal hava savunma sistemlerinin Copernicus ve Galileo uydu sistemleriyle entegre edilmesinin planlandığını duyurdu.
Von der Leyen, yeni nesil Avrupa savunma teknolojilerinin artırılması ve bu alandaki endüstriyel kapasitenin genişletilmesi gerektiğini vurguladı.
Aynı dönemde ABD Uzay Kuvvetleri, askeri operasyonlar için güvenli bir uydu iletişim ağı kurulması amacıyla SpaceX ile 2,29 milyar dolarlık bir sözleşme imzaladı. Bu sistemin, dünya genelindeki uydular, tespit araçları ve silah sistemleri arasında neredeyse anlık veri aktarımı sağlaması hedefliyor.
Eş zamanlı olarak Elon Musk’ın şirketi, yabancı uydu operatörlerine yeni yükümlülükler getirmeyi öngören Avrupa Birliği Uzay Yasası taslağına karşı muhalefetini dile getirdi.
Rusya2 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Diplomasi5 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Amerika5 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş5 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor










