Bizi Takip Edin

Avrupa

Ukrayna, Nazi işbirlikçisi Melnyk için resmi tören yaptı

Yayınlanma

Geçen hafta, Nazi işbirlikçisi Andriy Melnyk’in naaşı Lüksemburg’dan Ukrayna’ya nakledildi ve Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’in huzurunda yeniden toprağa verildi.

Melnyk, Ukraynalı Nazi işbirlikçilerinden oluşan ve çoğu Waffen-SS Galiçya Tümenine katılan OUN(M) (Ukraynalı Milliyetçiler Örgütü-Melnyk) örgütünün lideriydi.

Ayrıca Zelenskiy, Ukrayna özel kuvvetleri birliğine “UPA Kahramanları” unvanını verdi. İkinci Dünya Savaşı sırasında UPA (Ukrayna İsyancı Ordusu), yaklaşık 100.000 Polonyalıyı ve sayısız Yahudiyi katletmişti.

Bu hamlelere karşı protestolar Polonya ve İsrail’den gelirken Alman hükümeti sessiz kalmayı tercih etti.

Kiev şu anda bir “Seçkin Ukraynalılar Panteonu” kurmayı planlıyor ve bu amaçla daha fazla Nazi işbirlikçisini yeniden gömmek niyetinde.

Münih’te gömülü olan ikisinin naaşlarının nakliyle ilgili görüşmeler sürüyor. Alman yetkililerin bu nakli onaylaması gerekecek.

Ukrayna milliyetçiliğinin Nazi işbirlikçisi “kahramanları”

Nazi işbirlikçilerini devletin onurlandırması Ukrayna’da yeni bir olgu değil. Bu, Batı yanlısı Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko (2005-2010) döneminde başlamıştı.

Yuşçenko, 2007’de Roman Şuheviç’i, 2010’da ise Stepan Bandera’yı “Ukrayna Kahramanı” ilan etmişti.

Şuheviç, UPA’nın liderlerinden biriydi ve 1945’ten sonra bile Sovyetler Birliği’ne karşı savaşı yeraltında sürdürdü.

Bandera ise Melnyk’in OUN(M)’sine rakip olan OUN(B)’nin lideriydi ve 1959 yılında Sovyetler Birliği tarafından Münih’te öldürülmüştü.

Şubat 2014’te Kiev’de Batı yanlısı darbenin ardından, buradaki Nazi işbirlikçilerinin yüceltilmesi yoğunlaştı.

Nisan 2015’te Ukrayna parlamentosu, OUN ve UPA üyelerini “Ukrayna bağımsızlığı için savaşanlar” olarak sınıflandırdı; o zamandan beri, parlamento kararına göre, onların Ukrayna’nın bağımsızlığı için mücadelelerinin “meşruiyetini” sorgulamak yasaklandı.

Ayrıca, 2015’ten beri UPA’nın kuruluş günü olan 14 Ekim ulusal bayram olarak kutlanıyor.

Ukrayna milliyetçilerinin Waffen-SS Galiçya Tümenindeki rolü

Şu anda, Ukraynalı Nazi işbirlikçilerinin itibarının iadesi yeni bir ivme kazanıyor.

Melnyk’in naaşının 19 Mayıs’ta Lüksemburg’da mezardan çıkarılması, Kiev’e getirilmesi ve ardından Ukrayna başkentinin yakınlarındaki Ulusal Askeri Mezarlığı’nda düzenlenen devlet töreniyle defnedilmesi sağlandı.

Törene, Zelenskiy ile yılın başından beri Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı olarak görev yapan ve bu girişimin arkasındaki itici güç olduğu bildirilen Kyrylo Budanov da katıldı.

Melnyk ve OUN(M), Ukrayna’yı Sovyetler Birliği’nden koparmak ve faşizmi örnek alan otoriter bir devlete dönüştürmek amacıyla Nazi Reich’ı ile yoğun bir işbirliği içindeydi.

Öte yandan Sovyetler Birliği’nin işgalinin ardından Ukrayna devletini somut bir şekilde kurmaya çalıştıklarında, buna karşı çıkan Nazi yetkilileri Melnyk’i tutukladı.

OUN(M) üyeleri, Waffen-SS Galiçya Tümeni olarak bilinen SS 14. Waffen Grenadier Tümeninin (No. 1 Galiçya) kurulmasında kilit rol oynadılar.

Bu tümen, Volhınya ve Doğu Galiçya’daki Polonyalı nüfusa yönelik katliamlara karışmış ve bu katliamlar sonucunda binlerce kişi hayatını kaybetmiştir.

Polonyalılara ve Yahudilere karşı işlenen suçlar

Şubat 1943’ten savaşın sonuna kadar toplam 100.000’e yakın Polonyalı sivilin öldürüldüğü Volhınya ve Doğu Galiçya’daki katliamlarda ölenlerin çoğundan UPA sorumlu.

Waffen-SS Galiçya Tümeninden farklı olarak, UPA üyelerini esas olarak OUN(B)’den devşirilmişti.

Bu üyeler arasında, 1941 Haziran sonlarında Lemberg’de (bugün Lviv) olduğu gibi, işgal altındaki Sovyetler Birliği’nde Yahudi nüfusa yönelik pogromlara ve katliamlara daha önce katılmış olanlar da bulunuyor. Orada, OUN milisleri, Alman işgalcilerle birlikte yaklaşık 4.000 Yahudiyi öldürmüştü.

1943’ten itibaren devam eden UPA’nın Polonyalı sivillere yönelik katliamları, Volhınya ve Doğu Galiçya’da, savaşın bitiminden sonra bir Ukrayna devletinin kurulacağı, yalnızca Ukraynalıların yaşadığı bir bölge yaratmayı amaçlıyordu.

Sayısız Yahudi de UPA katliamlarının kurbanı oldu ve bu şekilde Ukrayna milisleri soykırıma dahil oldu.

Geçen salı, Zelenskiy’in Ukrayna Özel Kuvvetlerine bağlı bir birime “UPA Kahramanları” unvanını verdiği bir kararname yürürlüğe girdi.

Zelenskiy’e göre bu, “ulusal silahlı kuvvetlerin tarihi geleneklerini canlandırmak amacıyla” yapıldı.

İsrail ve Polonya’dan protesto

Melnyk’in yeniden gömülmesi ve özel kuvvetler birimine “UPA Kahramanları” unvanının verilmesi uluslararası protestolara yol açtı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Nazilerle işbirliği yapan OUN lideri Melnyk için resmi bir devlet cenaze töreni düzenleme kararını üzüntüyle karşıladığını”; “tarihsel gerçeği ve Naziler ile işbirlikçileri tarafından öldürülen kurbanların anısını görmezden gelmeye yer olmaması gerektiğini” söyledi.

Yad Vaşem Holokost Müzesi, Melnyk’in yeniden gömülmesinin “büyük endişe kaynağı” olduğunu belirtti ve “Milyonlarca Yahudinin zulüm gördüğü ve öldürüldüğü dönemde Nazi Almanyası’nı destekleyen bir hareketin liderini onurlandırmanın”, Holokost’un anılması için vazgeçilmez olan “ahlaki bütünlüğü” zedeleyceğini savundu.

UPA’ya yeniden onur verilmesi ise, özellikle Polonya’da öfkeye neden oluyor. 28 Mayıs’ta Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna büyükelçisine bu önlemi “derin hoşnutsuzlukla” karşıladığını iletti.

29 Mayıs’ta ise Polonya’nın Kiev maslahatgüzarı, Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan bir toplantı sırasında bunu yineledi.

Yine 29 Mayıs’ta Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, Ukraynalı mevkidaşı Zelenskiy’in Beyaz Kartal Nişanı’ndan mahrum bırakılmasını sağlayacağını açıkladı.

Zelenskiy, Polonya devletinin en yüksek onuru olan bu nişanı Nisan 2023’te almıştı. Dönemin Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, Zelenskiy’in “Ukrayna tarihinin en zorlu döneminde ülkesini yüzüstü bırakmayan” “olağanüstü bir şahsiyet” olarak bu ödülü aldığını açıklamıştı.

Nişanın geri alınmasına ilişkin kararın önümüzdeki pazartesi Varşova’da alınması bekleniyor.

 Başbakan Donald Tusk şu anda durumu yatıştırmaya çalışıyor. Bu amaçla, OUN ve UPA tarafından işlenen kitlesel suçları önemsizleştiriyor.

Tusk geçen hafta sonu yaptığı açıklamada, Polonya ve Ukrayna’nın ortak bir düşmanı olduğunu belirterek Rusya’ya atıfta bulundu.

Tusk’a göre “tarihsel duygular” üzerine bir tartışmaya girilmesi durumunda, “Moskova’nın sevinmek için bir nedeni olur.” ve bundan kaçınılmalı.

Almanya, Nazi işbirlikçilerinin onurlandırılması karşısında sessiz

Ukraynalı Nazi işbirlikçilerinin kurbanlarının akrabaları ve torunlarının yaşadığı ülkelerden protestolar gelse de, Ukrayna’nın en güçlü destekçisi olmakla övünen Alman hükümetinden herhangi bir tepki gelmedi.

Ukraynalı Holokost araştırmacısı Marta Havrışko Berlin’in tutumundan duyduğu hayal kırıklığını gizlemeyenlerden. Havrışko, Melnyk’in yeniden gömülmesini “bir zamanlar ‘Bir Daha Asla’ sloganının bugünün Ukrayna’sında hâlâ bir anlam taşıdığına inanan herkes için bir aşağılama” olarak nitelendirdi.

Alman yetkililerin de yakında aynı türden adımlara katılacağı giderek daha açık hale geliyor. Haberlere göre, Kiev hükümeti, “Ukrayna halkının değerlerinin pekiştirilmesi için özel bir yer” olması amaçlanan bir “Seçkin Ukraynalılar Panteonu” kurmayı planlıyor.

Bu amaçla, başka Ukraynalı milliyetçilerin naaşlarının mezardan çıkarılmasına yönelik hazırlıklar şu anda devam ediyor. Örneğin, Rotterdam’da gömülü olan OUN kurucusu Yevhen Konovalets’in naaşının nakli zaten onaylandı.

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra Batı Almanya’daki sürgünden OUN’u yönetmeye devam eden Yaroslav Stetsko’nun yanı sıra OUN(B) lideri Stepan Bandera’nın da yeniden gömülmesi de düşünülebilir.

Stetsko ve Bandera, Münih Waldfriedhof’ta gömülü. Kalıntılarının nakli için Alman hükümet yetkililerinin onayı gerekiyor.

Avrupa

BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

Yayınlanma

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.

Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:

“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”

Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.

İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.

BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.

Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.

Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.

O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.

Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.

Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

Yayınlanma

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.

Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.

Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.

Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.

AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.

Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.

Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.

Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.

Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.

Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.

World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.

Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.

Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.

Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.

AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Yayınlanma

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.

Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.

Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.

Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.

Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.

Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.

Morawiecki bu hafta şunları söyledi:

“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”

Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.

Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.

Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.

PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.

Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.

Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.

En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.

Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.

Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.

Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.

Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.

Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.

Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.

PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.

Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.

PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.

Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:

“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”

Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English