Amerika
Ünlü iktisatçılar Wolff ve Hudson: ABD’nin gümrük tarifeleri imalat sanayisinde istihdam kaybına yol açtı

İktisatçılar Richard D. Wolff ve Michael Hudson, Dialogue Works platformuna verdikleri mülakatta, Washington yönetiminin gümrük tarifesi politikalarının imalat sektöründe beklenen istihdam artışını sağlamadığını ve son 10 ayda 70 bin kişilik kayıp yaşandığını belirtti.
ABD’li önde gelen iktisatçılar Richard D. Wolff ve Michael Hudson, Dialogue Works yayınında, küresel ekonominin gidişatı, ABD dış politikası ve Avrupa’nın içinde bulunduğu yapısal krize ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Wolff, ABD yönetiminin son bir yıldır uyguladığı agresif gümrük tarifesi politikalarının, vaat edilenin aksine imalat sanayisinde büyümeye yol açmadığını resmi verilerle ortaya koydu.
Wolff, gümrük vergilerinin ithalatı engelleyerek fabrikaları ABD topraklarına geri çekeceği (reshoring) iddiasının çöktüğünü belirterek, “Gümrük tarifelerinin temel argümanı, ithalata vergi koyarak fabrikaların ABD içinde üretim yapmasını teşvik etmekti. Ancak istatistikler farklı bir tablo çiziyor. Donald Trump’ın başkanlığındaki son 10 ila 11 aylık dönemde, ABD hükümetinin verilerine göre imalat istihdamı 70 bin kişi azaldı” diye konuştu.
İstihdam kaybının yanı sıra, Çin’e uygulanan tarifelerin de hedeflenen sonucu vermediğine işaret eden Wolff, Çin ihracatının ABD pazarındaki daralmaya rağmen küresel ölçekte rekor kırdığını kaydetti.
Wolff, “Çin, ABD pazarındaki kaybını, dünyanın geri kalanına yaptığı satışlarla telafi etti ve ihracatı ilk kez 1 trilyon doların üzerine çıkarak yeni bir rekora ulaştı. Bu iki temel istatistik, tarife politikasının hem Çin’e zarar verme hem de ABD’de imalatı canlandırma hedeflerinde başarısız olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Avrupa’nın “bağımlılık krizi” ve sosyal refahın tasfiyesi
Mülakatta Avrupa ekonomisinin yapısal sorunlarına geniş yer ayıran iktisatçılar, Avrupa Birliği’nin ABD’ye olan bağımlılığının kıta ekonomisini sürdürülemez bir noktaya taşıdığını belirtti.
Wolff, Avrupa’nın ABD ve Çin karşısında ekonomik bir “artçı düşünceye” dönüştüğünü ve teknolojik rekabette geride kaldığını savundu.
Wolff, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in ABD’den enerji ve yatırım adı altında 700’er milyar dolarlık taahhütlerde bulunmasını “haraç” olarak nitelendirdi.
Avrupa’nın askeri savunma kapasitesini geliştirmek ve teknolojik açığı kapatmak için devasa kaynaklara ihtiyaç duyduğunu belirten Wolff, bu kaynağın sosyal harcamalardan kesilerek sağlanacağını öngördü.
Wolff, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Avrupa’nın önümüzdeki 10 yıl içinde askeri savunma kapasitesini geliştirmesi ve yapay zeka gibi yüksek teknoloji alanlarında ABD ve Çin’i yakalaması gerekiyor. Ancak kaynaklar sınırlı. Merkez sağ hükümetlerin çoğunlukta olduğu Avrupa’da, bu finansman zenginlerin vergilendirilmesiyle sağlanmayacak. Tek seçenek, sosyal refah programlarında vahşi kesintilere gitmek. Avrupa, ABD’ye olan daimi bağımlılığını sürdürmemek için sosyal devlet modelini feda etme noktasına geldi.”
Wolff ayrıca, Avrupa halklarını bu kemer sıkma politikalarına ikna etmek için “Rusya tehdidi” söyleminin araçsallaştırıldığını ifade ederek, “Kopenhag’ın her an işgal edilebileceği gibi irrasyonel bir korku yaratılarak, sosyal güvenlik sisteminin yok edilmesi meşrulaştırılmaya çalışılıyor” dedi.
Uluslararası hukuk ihlalleri ve sivil hedeflere yönelik saldırılar
Michael Hudson ve Richard Wolff, ABD’nin dış politikasının uluslararası hukuk normlarını ve savaş hukukunu ihlal eden boyutlara ulaştığı uyarısında bulundu.
Özellikle Karayipler ve Pasifik’te balıkçı teknelerine yönelik gerçekleştiği iddia edilen müdahalelere dikkat çeken Wolff, bu eylemlerin yargısız infaz boyutuna vardığını kaydetti.
Wolff, “Son beş aydır ABD yönetimi, Karayipler ve Pasifik’te balıkçı teknelerini hedef alıyor. Eskiden şüpheli durumlarda gemiye çıkılır, arama yapılır ve yasadışı bir durum varsa yargı süreci işletilirdi. Şimdi ise sorgusuz sualsiz müdahale ediliyor. Avukat yok, yargıç yok, mahkeme yok. Yüzün üzerinde balıkçının hayatını kaybettiği ve ailelerin ABD’ye dava açtığı bir süreçten geçiyoruz” diye konuştu.
Hudson ise bu eylemlerin savaş suçu kapsamına girdiğini belirterek, Venezuela ve İran’a yönelik ablukaların uluslararası hukukun 1648 Vestfalya Antlaşması’ndan bu yana gelen temel ilkelerine aykırı olduğunu vurguladı.
Hudson, “Sivil teknelere, belirgin bir askeri tehdit olmaksızın saldırmak savaş hukukunun ihlalidir. Ayrıca savaş uçaklarının sivil uçak gibi kamufle edilmesi de suç teşkil eder. Bu eylemler Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılama konusu olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
İran ile gerilim ve “gerçekçi olmayan” talepler
İran’daki ekonomik durumu ve ABD ile yaşanan gerilimi değerlendiren Michael Hudson, ABD’nin askeri stratejisinin tarihsel olarak sivilleri cezalandırma üzerine kurulu olduğunu ancak bu stratejinin ters teptiğini belirtti.
Hudson, Kore ve Vietnam savaşlarından bu yana ABD’nin “sivillere yeterince zarar verirseniz rejim değişikliği talep ederler” doktriniyle hareket ettiğini, ancak halkların saldırı altında genellikle mevcut yönetimlerinin etrafında kenetlendiğini ifade etti.
Hudson, ABD’nin İran’a yönelik taleplerini “gerçek dışı” olarak tanımlayarak şu ifadeleri kullandı:
“Trump yönetimi, İran’ın atom enerjisi programını tamamen sonlandırmasını ve füze savunma sistemlerini teslim etmesini talep ediyor. Hiçbir egemen devlet, savunmasız kalmayı kabul etmez. İran, nükleer silah üretmeme konusunda güvence verebilir ancak savunma kapasitesinden vazgeçmeyecektir. ABD’nin bu maksimalist yaklaşımı, diplomasiyi tıkamakta ve bölgeyi kaosa sürükleme riski taşımaktadır.”
İran’ın savunma kapasitesine de değinen Hudson, İsrail’in Demir Kubbe sisteminin ve ABD savunma sistemlerinin önceki çatışmalarda yetersiz kaldığının görüldüğünü, İran’ın ABD üslerini ve gemilerini vurma kapasitesine sahip olduğunu belirtti.
Mülakatta küresel teknoloji yarışının enerji boyutu da ele alındı. Michael Hudson, yapay zeka ve ileri teknolojilerin devasa boyutlarda elektrik enerjisi gerektirdiğini, ancak ABD ve Avrupa’nın bu enerji altyapısına sahip olmadığını vurguladı.
Hudson, Çin’in rüzgar ve güneş enerjisi alanındaki yatırımlarıyla bu konuda stratejik bir üstünlük sağladığını kaydetti.
Hudson, ABD’nin enerji politikasındaki çelişkilere dikkat çekerek şunları söyledi:
“Teknoloji hisselerindeki son düşüşler, yatırımcıların ‘elektrik yoksa teknoloji de yok’ gerçeğini fark etmesinden kaynaklanıyor. Yapay zeka veri merkezleri, mevcut kapasitenin çok üzerinde elektrik tüketiyor. Çin, Gobi Çölü’ne kurduğu rüzgar ve güneş santralleriyle bu altyapıyı sağlarken, ABD yönetimi fosil yakıtlara odaklanarak yenilenebilir enerji yatırımlarını engelliyor. Elektrik fiyatlarının son bir yılda yüzde 12 artması, bu darboğazın bir göstergesidir.”
Ayrıca askeri mühimmat üretiminde yaşanan hammadde sıkıntısına da değinen Hudson, bakır fiyatlarındaki artışın hem askeri üretimi hem de elektrifikasyonu olumsuz etkilediğini belirtti.
Hudson, “Vietnam Savaşı’nda her asker yılda bir ton bakır tüketiyordu. Bugün de top mermisi üretimi için bakır gerekiyor, ancak aynı bakır elektrik kabloları için de hayati önemde. Hem savaşı finanse edip hem de yeşil dönüşümü sağlamak fiziksel olarak mümkün görünmüyor” dedi.
ABD iç siyasetinde gerilim ve toplumsal hareketlilik
Richard Wolff, ABD iç siyasetinde artan gerilime ve işçi hareketlerine de değindi. Minneapolis’te başlayan ve Minnesota geneline yayılan grevlerin, 1 Mayıs’ta ülke genelinde bir genel greve dönüşme ihtimalinden söz eden Wolff, bu durumun sistemdeki “çaresizliğin” bir semptomu olduğunu ifade etti.
Wolff, “Sendikaların 1 Mayıs için genel grev çağrısı yapması, ABD tarihinde nadir görülen bir durumdur. İlk etapta katılım düzensiz olabilir ancak bu tartışmanın başlaması bile önemlidir. ABD’de işveren sınıfı, vergi indirimleri nedeniyle Trump yönetimini desteklemeye devam ediyor, ancak toplumsal muhalefet ve anayasal hak ihlalleri konusundaki rahatsızlık büyüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Wolff ayrıca, eski bir iddiayı gündeme getirerek, Mercedes-Benz yönetiminin Almanya’dan ABD’ye taşınması konusunda geçmişte görüşmeler yapıldığını, ancak Alman hükümetinin şirketi ülkede tutmak için büyük askeri ve teknolojik yatırım taahhütlerinde bulunmuş olabileceğini öne sürdü.
Bu durumun, Avrupa sermayesinin ABD’ye kayma riskini ve Avrupa hükümetlerinin sanayiyi tutmak için ödemek zorunda kaldığı bedeli gösterdiğini kaydetti.
Amerika
Cumhuriyetçiler Hegseth’in 37 milyar dolarlık savaş bütçesine şüpheyle yaklaşıyor

ABD Savaş Bakanı Hegseth, İran savaşının hızla tüketen stokları ve bütçeyi karşılamak için talep ettiği on milyarlarca dolarlık finansman konusunda Senato’da kayda değer bir destek kazanamadı. Çarşamba akşamı iki saati aşan kapalı toplantıya rağmen Cumhuriyetçi senatörler, 73 milyar dolarlık savunma ve istihbarat fonunu içeren 95 milyar dolarlık uzlaşma paketi konusunda ikna olmuş değil veya sessiz kalmayı tercih ediyor.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, İran savaşının hızla tükettiği ABD stoklarını ve Pentagon kasalarını yeniden doldurmak için Trump yönetiminin talep ettiği on milyarlarca dolarlık acil finansman konusunda Senato’da henüz kayda değer bir destekçi kazanamadı.
Savaşın sonu görünmeden altıncı ayına girmesiyle birlikte Cumhuriyetçi senatörlerin Hegseth’in ordu liderliğine olan güveni de azalıyor.
Parti içinde bazı isimler, yönetimin kendilerini çatışmanın maliyeti konusunda tam olarak hazırlamadığını belirtiyor.
Hegseth Temmuz ayı başında maliyetin 37,5 milyar dolara ulaştığını açıklamıştı ancak Moody Analytics gibi bağımsız analistler rakamın en az 132 milyar dolar olduğunu öngörüyor.
Çarşamba akşamı Savaş Bakanı ile kilit senatörler arasında iki saatten uzun süren bir toplantı yapıldı.
Görüşmenin ardından Beyaz Saray’ın talebi konusunda hala kararsız olan milletvekilleri, 73 milyar dolarlık Pentagon ve ABD istihbarat teşkilatları finansmanını da içeren 95 milyar dolarlık uzlaşma paketini ilerletip ilerletmeyecekleri konusunda ya ikna olmadıklarını belirtti ya da sessiz kaldı.
Yaz boyunca devam eden benzer görüşmeler zincirinin son halkası olan bu toplantı, yönetimin derin bir hoşnutsuzluğa yol açan savaşı finanse etme ve Başkan Trump’ın arzuladığı askeri planları hayata geçirecek başka bir uzlaşma tasarısını geçirme konusundaki sürekli mücadelesini gözler önüne serdi.
Cumhuriyetçi Alaska Senatörü Lisa Murkowski gazetecilere yaptığı açıklamada, toplantının “bakan ve ekibinin savunma harcamaları vizyonunu ortaya koyması için daha çok bir fırsat” olduğunu söyledi.
Murkowski, “Bu tür brifingler partiler üstü olduğunda daha faydalı olur çünkü bence konu özellikle ülkemizin savunmasıysa hepimiz anlamalıyız” diye konuştu.
Murkowski’ye ABD’nin uzlaşma tasarısında yönetimin talep ettiği tutarı harcaması gerektiğine ikna olup olmadığı sorulduğunda, “Bence buna henüz karar verilmedi” yanıtını verdi.
Hegseth talebe ilişkin soruları yanıtlamak üzere 21 Temmuz’da Senato Tahsisat Komisyonu huzuruna çıkmıştı.
Iowa Cumhuriyetçi Senatörü Joni Ernst, bu ifadenin ardından “Onu neden Kongre’ye çağırıp rakamları sunmasını istediklerini düşünüyorum ve hala bu konuda fazla bir netlik olduğunu sanmıyorum. Sanırım birçok insanın endişe duyduğu şey de bu” dedi.
Trump ile harcama yetkisi konusunda mücadele eden Maine Cumhuriyetçi Senatörü ve Senato Tahsisat Komisyonu Başkanı Susan Collins, geçen haftaki toplantı hakkında yorum yapmayı reddetti ve gerekçe olarak toplantının gizli niteliğini gösterdi.
Maine’de zorlu bir yeniden seçim kampanyası yürüten Collins, daha önce başka bir bütçe uzlaşma paketinin geçme ihtimaline şüphecilikle yaklaşmıştı.
Collins, komisyondan partiler üstü mutabakat gerektiren normal tahsisat süreci yerine uzlaşma sürecinin kullanılmasına uzun süredir mesafeli duruyor.
Trump parti çizgisinde bir harcama yasasını imzalamayı umuyor ancak Senato’da engellerle karşılaşıyor. Savunma şahinleri daha fazla harcama yapılması gerektiğini savunurken açığı dikkate alan diğer Cumhuriyetçiler daha düşük bir tutardan yana.
Senato Çoğunluk Lideri John Thune Perşembe günü yaptığı açıklamada, Senato beş haftalık Ağustos tatili için Washington’dan ayrılmadan önce gelecek hafta oylama yapılabilmesi adına hükümet finansman anlaşmasının zamanında sonuçlanmasını umduğunu söyledi.
Temsilciler Meclisi yasa için 95 milyar dolarlık bir bütçe taslağını zaten kabul etti.
Uzlaşma paketi gündemdeyken Trump yönetimi ayrıca 87,6 milyar dolarlık bir ek paket talep ediyor. Bu paketin büyük kısmı, bu hafta Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’e düzenlenen saldırılarla yeniden alevlenen İran savaşı nedeniyle Pentagon’u takviye etmek için ayrılacak.
Trump ayrıca 2027 mali yılı için 1,15 trilyon dolarlık ana bütçe satırı ve 350 milyar dolarlık bir uzlaşma tasarısıyla birlikte tarihi bir 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesi istiyor.
ABD Başkanı, Cuma günü Camp David’deki kabine toplantısında ABD ordusuna yapılan “emsalsiz yatırımı” vurguladı ve 1,5 trilyon doları “dört gözle beklediğini” söyledi.
Trump söz konusu tutar hakkında “İnsanlar artık bunun ne kadar önemli olduğunu görüyor. Güvenli bir ülke sağlamak istiyoruz” dedi. Ancak ordu için talep edilen toplam dolar miktarı Kongre için zorlu bir istek haline geldi ve bu durum Hegseth’i desteği pekiştirmek için son birkaç aydır çok sayıda kez Temsilciler Meclisi ve Senato Cumhuriyetçi milletvekilleriyle bir araya gelmeye sevk etti.
Hegseth’in Kongre’deki son toplantısından önce Beyaz Saray Bütçe Direktörü Russell Vought ve Trump’ın en üst düzey yasama yardımcısı James Braid, günün erken saatlerinde Senato Cumhuriyetçileriyle kapalı kapılar ardında bir öğle yemeğinde buluştu.
Florida Cumhuriyetçi Senatörü Rick Scott, milletvekilleri ve yönetim yetkililerinin Hegseth toplantısından “çok iş çıkardığını” ancak Temsilciler Meclisi’nin belirlediğinden daha fazla para sağlamanın zor olacağını söyledi.
Scott, daha fazla finansman sağlamayı istese de Kongre’nin bunu ara seçimlerden sonra başka bir uzlaşma paketiyle yapması gerekeceğini ekledi.
Cumhuriyetçi Utah Senatörü John Curtis ise Kongre tarafından yetkilendirilmediği takdirde İran savaşı için finansmanı desteklemeyeceğini ima etti.
The Hill tarafından geçen hafta 73 milyar dolarlık savunma finansmanının önünü açacak bir bütçe kararına yönelik oylamayı destekleyip desteklemeyeceği sorulan Curtis, “İçinde ne olduğuna dair sıfır bilgim var” yanıtını verdi.
Amerika
ABD Senatosu, hükümetin kapanmasını engelleyecek bütçe tasarısında anlaştı

ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyeleri, eylül sonunda hükümetin kapanmasını önleyecek ve aralık ayına kadar finansman sağlayacak geçici bütçe tasarısında uzlaştı. Tasarı kapsamında ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması ve Senato tatile girmeden metnin yasalaşması hedefleniyor.
ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyesi senatörler, eylül sonunda hükümetin kapanmasını engelleyecek ve hükümeti aralık ayının bir bölümüne kadar finanse edecek bütçe tasarısı üzerinde pazar günü anlaşmaya vardı.
Senato liderleri, tatile girmeden önce tasarıyı kabul etmeyi hedeflerken metne ilişkin ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması planlanıyor. Tasarının kabul edilmesi halinde hükümetin finansmanı 11 Aralıka kadar güvence altına alınacak.
Hazırlanan tasarı; Kadınlar, Bebekler ve Çocuklar İçin Özel İlave Beslenme Programı (WIC), Afet Yardım Fonu ve çeşitli deniz araçlarını kapsayan gemi yapımı için “gerekli ayarlamaları” içeriyor. Düzenleme aynı zamanda Beyaz Sarayın hibe onay süreçlerinde değişiklik yapmasını geçici olarak engelliyor.
Komisyonun Başkan Yardımcısı Demokrat Senatör Patty Murray yaptığı açıklamada, “Bu kısa vadeli finansman tasarısı, Trump’ın daha fazla federal hibeyi rehin almasına izin verecek yozlaşmış bir politikayı engelliyor ve Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçilerin diğer kurumlardan fon çekip Sınır Devriyesine aktarmak için kullandığı açık kapıyı kapatıyor” dedi.
Komisyon Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins ise yaptığı açıklamada, “Partiler üstü bu anlaşmanın, Yönetim ve Bütçe Ofisinin (OMB) federal finansal yardımlara ilişkin önerdiği kuralın yürürlüğe girmesini engellemesinden memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Collins açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu önlem, yıllık hükümet finansmanını yürütmede her zaman güçlü tercihim olan partiler üstü tahsisat tasarıları üzerindeki çalışmalarımıza devam etmemiz için Kongreye ihtiyacımız olan zamanı kazandırıyor. Meslektaşlarımın emeği için müteşekkirim; bu geçici bütçe tasarısı, yalnızca hayati programlara ve federal çalışanlara zarar veren yıkıcı bir kapanmayı önleme yolunda büyük bir adımdır.”
Senato Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda Murray’nin adını anarak hibe onay sürecinin durdurulmasından dolayı kendisine teşekkür etti.
Schumer, geçici önlemi “Amerikalı ailelerin yararına sonuçlar üreten bir bütçe üzerinde partiler üstü müzakerelerin devam etmesine imkan tanıyan sorumlu bir ilerleme yolu” olarak niteledi.
Schumer, “Demokratlar, çalışkan Amerikalıların ilerlemesine yardımcı olan ve Trump’ın aileleri başarısızlığa uğratan israfçı ve yozlaşmış gündemini engelleyen finansman müzakerelerine bağlı kalmayı sürdürüyor” değerlendirmesini yaptı.
Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune’un sözcüsü Ryan Wrasse, Politico’ya yaptığı açıklamada tasarının “şimdi kabul edilmesinin sonbaharda maliyetli bir hükümet kapanmasını önleyeceğini” bildirdi.
Thune, perşembe günü yaptığı açıklamada, Senatonun bu hafta oylayabilmesine yetişecek şekilde bir finansman anlaşmasının hazırlanmasını umduğunu söylemişti.
Collins, hibeler üzerindeki nihai onay yetkisine ilişkin düzenlemeyi “son derece kusurlu bir kural” olarak nitelemiş ve geçen ayın başlarında OMB Direktörü Russell Vought’a bir mektup yazarak yapılması gereken değişiklikleri iletmişti.
Collins daha önce The Hill’e yaptığı açıklamada, “Bir senatörden OMB’ye muhalefetimizi ifade eden ilk mektubu ben yazdım. Buna karşı çıkan devasa bir kuruluş grubu var” demişti.
Amerika
Kripto sektörü ABD ara seçimlerine 200 milyon dolar yatırdı

Kripto sektörü, dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların Kongre’den geçmesi amacıyla kasım ayındaki ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktardı. Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen raporuna göre sektör, adaylara doğrudan bağış yapmayan ve bağımsız faaliyetleri fonlayan Fairshake adlı süper PAC üzerinden 189 milyon dolar harcadı.
Kripto sektörü, kasım ayında yapılacak ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktararak dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların geçmesi yönünde Kongre üzerindeki nüfuzunu ortaya koydu.
Sektör temsilcilerinin Senato’nun ağustos tatiline girmesinden önce tasarının yasalaşması için bu hafta kritik bir zaman dilimine girdiği belirtiliyor.
Sektörün bu harcama hamlesi, 2024 seçimlerinde Kongre adaylarını desteklemek için harcanan ve birçoğu yarışları kazanan 170 milyon dolarlık bütçenin devamı niteliğinde değerlendiriliyor.
Bu finansal destek, Kongre’nin geçen yıl dolar endeksli kripto jetonlar olarak bilinen sabit coin’ler için kurallar oluşturan ve bunların kullanımını artırma potansiyeli taşıyan Genius Yasası’nı kabul etmesinde rol oynadı.
Sektör ayrıca, destekçilerinin kripto endüstrisini daha güçlü bir yasal zemine oturtarak kullanımını yaygınlaştıracağını savunduğu daha kapsamlı Clarity Yasası’nın Kongre’den geçmesini talep ediyor.
Senato’da görüşülmeye devam eden tasarının ağustos tatilinden önce yasalaşması için sınırlı bir zaman aralığı bulunuyor.
Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre sektör, bu yılki seçimlere 189 milyon dolar harcadı. Bu miktarın büyük bir kısmı, kripto yanlısı adayları desteklemek amacıyla kurulan Fairshake adlı süper siyasi eylem komitesi (PAC) üzerinden aktarıldı.
ABD Federal Seçim Komisyonu (FEC) kayıtları, Fairshake’in fonlarını Demokrat ve Cumhuriyetçi ortaklı iki ayrı süper PAC aracılığıyla adayları destekleyen reklam ve benzeri bağımsız faaliyetlere yönlendirdiğini gösteriyor. Süper PAC’ler doğrudan adaylara bağış yapamıyor.
Reuters’ın haberine göre Fairshake’in seçim sürecinde en fazla harcama yaptığı 10 Kongre adayı ve detayları şu şekilde:
1. Barry Moore (Cumhuriyetçi): 9,43 milyon dolar
Alabama Cumhuriyetçi Temsilcisi ve Senato adayı Barry Moore, Genius Yasası dahil olmak üzere kripto dostu birden fazla düzenlemenin öne çıkması yönünde oy kullandı.
Moore, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’ndeki Clarity Yasası metnine de onay verdi. Temsilci Moore, stratejik bir bitcoin rezervi ile Hazine Bakanlığı bünyesinde bir dijital varlık stoku oluşturulmasını resmiyete dökecek bir yasa tasarısı sundu.
ABD Başkanı Donald Trump geçen yıl her iki yapının kurulması için bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı. Ancak analizciler, bu kararların onun yönetiminden sonra da kalıcı olabilmesi için yasalaşması gerektiğini vurguluyor.
2. Andy Barr (Cumhuriyetçi): 7,17 milyon dolar
Kentucky’den Senato adaylığı koyan Cumhuriyetçi Temsilci Andy Barr, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’nde hem Genius hem de Clarity yasalarına evet oyu verdi. Barr ayrıca, eski Demokrat Başkan Joe Biden dönemindeki bankacılık düzenleyicilerinin kripto şirketlerini hedef aldığı ve haksız yere banka hesabı vermediği yönündeki iddialara destek sundu. Bankalar ve düzenleme kurumları ise bu iddiaları reddediyor.
3. Christian Menefee (Demokrat): 6,47 milyon dolar
Demokrat partili Christian Menefee, yapılan ara seçimin ardından şubat ayından bu yana Teksas Temsilcisi olarak görev yapıyor ve henüz kriptoyla ilgili bir yasa tasarısında oy kullanmadı. Teksas’taki seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi nedeniyle Menefee, kripto sektörünü “Kongre’yi kontrol etmek için milyonlarca dolar harcamakla” suçlayan uzun süreli Temsilci Al Green’e karşı ön seçimde yarıştı.
Ön seçimi kazanan Menefee, kasım ayındaki seçimlerde yeniden düzenlenen bölge sandalyesi için mücadele edecek.
4. Jasmine Clark (Demokrat): 4,21 milyon dolar
Georgia’da eyalet temsilcisi olan Demokrat Jasmine Clark, Georgia’nın 13. kongre bölgesini temsil etmek üzere adaylığını koydu. Clark, mart ayında Georgia’da sabit coin’ler için eyalet düzeyinde düzenleme ve lisanslama çerçevesi sağlayan yasa tasarısının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Clark mart ayındaki bir sosyal medya paylaşımında, “Kongre benzer düzenlemeleri değerlendirirken, dijital varlıkların geleceği temsil ettiğini ve bankacılık hizmetlerine erişimi olmayan topluluklar için gecikmiş finansal araçlar sunduğunu unutmamalıdır” ifadesini kullandı.
5. Adrian Boafo (Demokrat): 3,29 milyon dolar
Maryland Eyalet Temsilcisi olan Demokrat Adrian Boafo, Temsilciler Meclisi için yarışıyor. Boafo, mart ayında Maryland Genel Kuruluna eyalet kurumlarının dijital varlıklar üzerindeki belirli kısıtlamalarını yasaklayacak bir tasarı sundu ancak bu tasarı yasalaşmadı.
Boafo ayrıca ocak ayında Maryland’de kripto kullanımına ilişkin tavsiyelerde bulunmak üzere bir Dijital Varlık ve Blokzincir Teknolojisi Görev Gücü kurulmasını öngören yasa tasarısını Genel Kurula sundu. Yasa tasarısı Maryland Valisi Wes Moore tarafından onaylandı.
6. Randy Fine (Cumhuriyetçi): 1,67 milyon dolar
Cumhuriyetçi Temsilci Randy Fine, 2025 yılında Florida’da yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden seçilmek için yarışıyor. Fairshake’in Cumhuriyetçi ayağı olan Defend American Jobs, geçen yılki ara seçim sırasında Fine’ı desteklemek için 1,67 milyon dolar harcadı.
Fine, Genius ve Clarity yasalarının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Ocak 2025’te yaptığı bir sosyal medya paylaşımında, “Floridalılar kripto inovasyonu istiyor” değerlendirmesinde bulunan Fine, “yenilikçi istihdamı Amerika’da tutmak için” çalışacağını ifade etti.
7. James Walkinshaw (Demokrat): 1,01 milyon dolar
Demokrat Temsilci James Walkinshaw, geçen yıl Virginia’da eski Temsilci Gerry Connolly’nin yerine seçilmek üzere yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden aday oldu. Fairshake’in Demokrat kolu Protect Progress, ara seçim sürecinde Walkinshaw’u desteklemek amacıyla 1,01 milyon dolar harcadı.
Walkinshaw, Genius ve Clarity yasaları Temsilciler Meclisi’nde görüşülürken Kongre üyesi değildi. Ancak Haziran 2025’te yerel bir gazetede, blokzincir teknolojisinin kendi bölgesindeki ekonomiyi çeşitlendirebileceğini savunan bir makaleyi ortak yazar olarak kaleme aldı.
8. Jessica Hart Steinmann (Cumhuriyetçi): 771 bin 657 dolar
Trump’ın ilk başkanlık döneminde Adalet Bakanlığı’nda görev yapan Cumhuriyetçi Jessica Hart Steinmann, Teksas’ta bir bölgeyi temsil etmek için yarışıyor.
Kripto borsası Coinbase tarafından desteklenen ve adaylar ile seçilmiş yetkililerin kripto pozisyonlarını takip eden Stand With Crypto adlı savunma grubu, Steinmann’ın “dijital varlıkları düzenlemek için net yasal çerçeveleri” desteklediğini belirttiğini aktarıyor.
9. Houston Gaines (Cumhuriyetçi): 708 bin 828 dolar
Cumhuriyetçi Georgia eyalet temsilcisi Houston Gaines, Kongre için adaylığını koydu. Stand With Crypto’nun aktardığına göre Gaines, Genius ve Clarity yasalarını destekliyor.
10. Carlos De La Cruz (Cumhuriyetçi): 615 bin 885 dolar
Carlos De La Cruz, Teksas’taki bir kongre bölgesini temsil etmek üzere aday oldu. Stand With Crypto’nun aktardığı bilgilere göre Cumhuriyetçi aday De La Cruz, inovasyonu teşvik edecek net federal kuralları destekliyor.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Avrupa7 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı










