Amerika
USAID nedir ve dünya çapındaki rolü ne?

Elon Musk’ın USAID’in kapatılması yönündeki çağrısı, kurumun rolü ve geleceği hakkında tartışmalara yol açtı. Trump yönetiminin USAID’e yönelik adımları ve kurumun aldığı eleştiriler de gündeme geldi.
Geçtiğimiz hafta, Başkan Donald Trump’ın dünya çapında ABD dış yardımına getirdiği kapsamlı dondurma kararının ardından, USAID için çalışan yüzlerce sözleşmeli personel ücretsiz izne çıkarıldı ve bazılarının işine son verildi.
Fakat milyarder Elon Musk için USAID’in finansmanını geçici olarak dondurmak yeterli değil.
Musk, sosyal medya platformu X’te (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda USAID’i “kriminal bir örgüt” olarak nitelendirerek, “Ölme zamanı geldi,” diye yazdı. Ayrı bir gönderide Musk, “Onarılamaz durumda,” diyerek Trump’ın da kapatılması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu ekledi.
Trump’ın yeni Hükümet Verimliliği Departmanı’nın (DOGE) başına atadığı Musk’ın bu yorumları, yardım kuruluşunun geleceği hakkında büyüyen bir tartışma başlattı.
Neler oluyor?
Web sitesi cumartesi günü açıklama yapılmadan ortadan kaybolan USAID, Trump yönetiminin federal bürokrasiye ve programlarının çoğuna yönelik artan baskısında en çok hedef alınan federal kurumlardan biri oldu.
Trump, pazar gecesi USAID hakkında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bir grup radikal deli tarafından yönetiliyordu ve biz onları dışarı çıkarıyoruz,” ifadesini kullandı.
Musk’ın USAID’i kapatma çağrısı, güvenlik yetkililerinin maliyet düşürme görev gücünün üyelerinin kurumun Washington DC’deki genel merkezinin kısıtlı alanlarına erişimini reddetmesinin ardından geldi.
Adı açıklanmayan yetkililere atıfta bulunan çok sayıda Amerikalı medya kuruluşu, USAID’in güvenlik direktörü John Voorhees ve yardımcısı Brian McGill’in, DOGE personelinin güvenlik izinlerinin olmaması nedeniyle güvenli alanlara girişini reddettikten sonra izne çıkarıldığını bildirdi.
Trump’ın bir başkanlık kararnamesiyle oluşturduğu ancak bir hükümet departmanı olmayan DOGE temsilcileri, CNN tarafından ilk kez bildirilen olaydan sonra gizli bilgilere sahip alanlara erişmeyi başardı.
Beyaz Saray, DOGE personelinin kısıtlı alanlara erişmeye çalıştığını reddetti, ancak DOGE’de görev yapan Katie Miller, X’te “uygun güvenlik izinleri olmadan hiçbir gizli materyale erişilmedi,” diye yazarak görev gücünün giriş girişimini kabul etmiş görünüyor.
Musk’ın USAID’i kapatma çağrısına tepkiler nasıl oldu?
Musk’ın çağrısının ardından Kongre üyeleri, USAID’in kalıcı olarak kapatılıp kapatılamayacağını ve kapatılması gerekip gerekmediğini tartışmak için sosyal medyaya başvurdu. Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato’daki Demokrat Parti lideri Chuck Schumer, X’te “Trump, USAID çalışanlarını tasfiye ediyor ve sindiriyor. Şimdi de USAID’in bağımsız bir kurum olarak feshedeceğine dair bir söylenti var. Bu yasa dışı ve ulusal çıkarlarımıza aykırı olur,” dedi.
Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, Schumer’e yanıt olarak, “USAID’i ve tüm dış yardımı kaldırın,” dedi. Demokrat Senatör Chris Coons da X’te kurumu ortadan kaldırmanın ABD’yi “daha az güvenli” hale getireceğini söyleyerek konuya dahil oldu.
Pazar günü yaptığı açıklamada Coons, “Başkan Trump, iki hafta boyunca USAID çalışanlarını taciz etti ve işten çıkardı ve şimdi ekibi, kurumu tamamen ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bunlar, dünya çapında liderliğimizi destekleyen vatansever Amerikalılar,” diye ekledi.
O zamanki Başkan John F. Kennedy’nin öncülüğünde, USAID, 1961 tarihli Dış Yardım Yasası’nın bir parçası olarak kuruldu.
USAID’in web sitesinin arşivlendiği bir sürümüne göre, mevcut çeşitli kuruluşları ve programları tek bir çatı altında birleştirerek ABD’nin denizaşırı programlarında büyük değişiklikler yaptı.
Web sitesine göre, “O zamana kadar, dış ekonomik kalkınmadan sorumlu tek bir kurum olmamıştı.”
ABD hükümetinin resmî web sitesine göre USAID, “felaketten kurtulan, yoksulluktan kurtulmaya çalışan ve demokratik reformlarla uğraşan ülkelere yardım eli uzatan başlıca Amerikan kurumu.”
Eski bir USAID yöneticisi olan Andrew Natsios, 2020’de kurumun Soğuk Savaş sırasında Sovyetler Birliği ile olan mücadelede ABD’nin başarısına katkıda bulunduğunu yazdı.
Natsios , “Soğuk Savaş sırasında USAID’in en büyük başarı öykülerinin doğrudan ABD’nin ulusal çıkarlarıyla bağlantılı olduğunu savunuyorum. Bu başarılar kesinlikle Amerika Birleşik Devletleri’ne fayda sağladı, ancak gelişmiş ülkelere dönüşürken gelişmekte olan ülkelere de fayda sağladı. Siyasi yardım başarısızlıkları kesinlikle olsa da çok daha fazla başarı olmuştur,” değerlendirmesini yaptı.
En çok yardım alan ülkeler hangileri?
2023’te en çok yardımı 14,4 milyar dolar ile Ukrayna aldı. En çok yardım alan ikinci ülke olan Ürdün, USAID aracılığıyla 770 milyon dolar ekonomik yardım aldı.
Yemen 359,9 milyon dolar ve Afganistan ise 332 milyon dolar aldı. Dış yardım dağıtan tek ABD kurumu USAID değil, ancak 42,45 milyar dolarlık bütçesiyle en büyük kurum, onu 19 milyar dolarla Dışişleri Bakanlığı izliyor.
USAID’in kirli geçmişi
Kuruma yönelik tepkiler, dış politika gündeminden verimsizliğine kadar uzanıyor. 2014 yılında USAID, Küba hükümetine zarar vermek ve huzursuzluğu körüklemek için ZunZuneo adlı gizli bir “Küba Twitter’ı” oluşturmakla suçlandı.
Ayrıca gizlilik uygulamaları nedeniyle de eleştirildi. USAID, projenin muhalefet yaratmak için tasarlanmadığını reddetti.
2023’te Meksika Cumhurbaşkanı, gazetecilere sunulan bir mektuba göre, ABD’li mevkidaşı Joe Biden’dan USAID’in hükümetine düşman grupları finanse etmeyi bırakmasını istedi ve bu, Meksika’nın ABD müdahaleciliğine yönelik önceki eleştirilerini yansıtıyordu.
O zamanki Başkan Andres Manuel Lopez Obrador, ABD’nin hangi Meksikalı grupları finanse etmeyi bırakması gerektiğini belirtmedi, ancak geçmişte çeşitli medya kuruluşlarını hükümet karşıtı muhafazakâr hareketin parçası olmakla suçladı.
Mektupta, “ABD hükümeti, özellikle USAID aracılığıyla, bir süredir açıkça temsil ettiğim yasal ve meşru hükümete karşı örgütleri finanse ediyor. Bu açıkça uluslararası hukuka ve özgür ve egemen devletler arasında hüküm sürmesi gereken ilişkilere aykırı müdahaleci bir eylemdir,” denildi.
ABD uzun zamandır dış yardım programlarını kısmen “genç demokrasileri güçlendirmeyi amaçladığını” iddia ederken, Soğuk Savaş sırasında USAID’i Tayvan ve Güney Kore askeri yönetim altındayken ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti Mobutu Sese Seko yönetimindeyken dost otoriter rejimleri desteklemek için kullandı.
Daha yakın zamanda, USAID Genel Müfettişliği Ofisi tarafından yaptırılan ve Williams, Adley & Company adlı bağımsız bir yeminli mali müşavirlik firması tarafından yürütülen bir performans denetimi, kurumun dolaylı maliyet oranlarıyla ilgili karşılaştığı verimsizlik ve bürokratik zorlukları vurguladı.
Bu oranlar, bir kuruluşun federal bir hibe veya sözleşmeye yansıtabileceği genel veya idari maliyetleri ifade ediyor. USAID web sitesinde yer alan 2024 bulgularına göre, “dolaylı maliyetler, yalnızca makul, izin verilebilir ve tahsis edilebilir oldukları ölçüde meşru bir iş yapma maliyeti.”
Denetim, USAID’in sistemlerinin iyileştirilmesi gerektiğini ve dolaylı maliyetlerle bağlantılı uygun izleme süreçlerine sahip olmadığını tespit etti ve “USAID’in tahsil edilen dolaylı maliyetleri destekleyecek uygun belgeleri yok,” denildi.
Sırada ne var?
Şimdilik Trump, USAID’in kapatılacağına dair resmi bir açıklama yapmadı. Ancak birçok kişi, ABD fonlarının kesilmesinin Washington’ın müttefiklerine zarar verebileceğinden ve düşmanlarının memnuniyetle doldurmaya çalışabileceği bir boşluk yaratabileceğinden korkuyor.
Örneğin Doğu Avrupa, uzun süredir Batı dış politika çıkarlarının Moskova veya Pekin’in çıkarlarıyla çatıştığı jeopolitik bir savaş alanı oldu.
Çin’in Latin Amerika ve Sahra Altı Afrika’daki etkisi büyüyor ve ABD yardımı azaltırken son yıllarda giderek daha önemli bir ticaret ortağı ve yatırımcı haline geldi.
Ekim ayında Çin Kalkınma Bankası (CDB), Latin Amerika’daki yüzlerce projeyi finanse etmeye yardımcı olmak için yaklaşık 160 milyar dolar sağladığını duyurdu.
Sahra Altı Afrika, 2023’te ABD’den en fazla yardımı aldı, ancak Çin rekabetçi yardım sağlayarak oradaki varlığını artırıyor.
Senatör Coons, USAID’in olası kapanışının Çin’in gücünü genişletmesi için daha da fazla alan yarattığını söyledi. Coons, cumartesi günü X’te yaptığı açıklamada, “Amerikan liderliğini zayıflatıyor ve dünyayı Çin etkisine daha açık bırakıyor. Bu büyük bir hata olur,” yorumunu yaptı.
Amerika
Chevron CEO’su Wirth: İran savaşı enerji piyasalarını kırılgan ve belirsiz bıraktı

Chevron Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi Mike Wirth, İran savaşının enerji piyasalarını kırılgan ve belirsiz bir yapıya sürüklediğini, petrol ihracat rotalarındaki risklerin genişlediğini belirtti. Wirth, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki tıkanıklıkların küresel stokları erittiğini söylerken, ABD’nin üretimi artırarak dengeyi desteklediğini ifade etti.
Chevron Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi Mike Wirth, İran savaşının enerji piyasalarında yarattığı etkinin durumu “biraz kırılgan ve belirsiz” hale getirdiğini söyledi.
Wirth, Cuma günü Fox News sunucusu Maria Bartiromo’ya verdiği ve Pazar günü “Sunday Morning Futures” programında yayımlanan röportajda, petrol ihracatına yönelik tüm transit yollarında, özellikle de Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’de risklerin bulunduğunu belirtti.
Wirth, talebin “oldukça güçlü” olmasına rağmen bazı “zorlukların genişlediğini” kaydetti. Küresel çapta hem stratejik hem de ticari stokların çekildiğine dikkat çeken Wirth, “Durum biraz kırılgan ve belirsizliğini koruyor” dedi.
ABD üretimi artırarak yanıt verdi
Sektörün bu süreçte “iyi iş çıkardığını” dile getiren Wirth, petrol üretimi konusunda ABD’nin “çözümün bir parçası olmak için devreye girmesinin” büyük rol oynadığını vurguladı.
Wirth, “Uzun vadede sistemde bazı değişiklikler göreceğinizi düşünüyorum” diyerek Akdeniz’e uzanacak bir boru hattı geliştirilmesine dair yapılan tartışmalara atıfta bulundu.
Bu boru hattı planı, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından kapatılmasına ve dünya petrolünün yaklaşık yüzde 5’inin mahsur kalmasına neden olan Husilerin Kızıldeniz ablukasına bir yanıt olarak değerlendiriliyor.
Wirth, çatışmada enerji varlıklarının hedef alınmasının talihsiz bir durum olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bu durum, enerji sisteminin küresel talebi karşılama kapasitesini zayıflatıyor. Piyasaların ne zaman yeni bir dengeye ulaşacağı, bu kapasitenin ne kadar hızlı toparlanacağına bağlı olacak.”
Petrol üreticileri, Suudi Arabistan üzerinden geçecek ve Kızıldeniz’deki Husi ablukasını baypas edecek bir boru hattı kurmayı değerlendiriyor. Bu güzergah, Suudi Arabistan’ın Yenbu kentinden başlayıp Mısır’daki Süveyş Kanalı’na ulaşıyor; ardından Afrika’yı Ümit Burnu üzerinden dolaşarak Asya’ya uzanıyor.
Kpler ham petrol analizi başkanı Homayoun Falakshahi, geçen ay el-Cezire’ye yaptığı açıklamada, buradaki asıl zorluğun küresel talebi karşılamak için yeterli petrolün kanaldan yeterince hızlı geçip geçemeyeceği olduğunu belirtti.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana gaz fiyatlarının fırlamasına yol açtı. AAA verilerine göre ABD’de ulusal ortalama gaz fiyatı Pazar günü 4,10 dolara ulaştı; bu rakam savaş başladığındaki seviyeden 1 dolardan fazla yüksek.
Kapalı rafineriler yeniden gündemde
Beyaz Saray’dan bir yetkili geçen hafta The Hill’e yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin kapalı petrol rafinerilerini, özellikle de Venezuela petrolünü işlemek üzere inşa edilen St. Croix rafinerisini yeniden açmayı değerlendirdiğini doğruladı.
Politico’ya konuşan üç sektör yöneticisi ise Beyaz Saray’ın Virgin Adaları’ndan Kaliforniya’ya kadar uzanan rafinerilerin yeniden açılmasını görüştüğünü aktardı.
St. Croix rafinerisi, Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA) petrol sızıntılarının ve hava kirliliğinin “halk sağlığı için yakın risk” oluşturduğu gerekçesiyle 60 günlük kapatma kararı almasının ardından 2021’de süresiz olarak kapatılmıştı.
Amerika
OpenAI liderliği Anthropic’e kaptırdı

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, bireysel kullanıcılara yönelik sohbet robotlarına ve yan projelere odaklanması nedeniyle yapay zeka sektöründeki liderliğini rakibi Anthropic’e kaptırdı. Anthropic’in yazılımcılara yönelik Claude Code aracının elde ettiği başarı şirketin gelirlerini artırırken, OpenAI ise ChatGPT’deki büyümenin yavaşlaması ve başarısız projeler nedeniyle pazardaki konumunu geri kazanmaya çalışıyor.
Yapay zeka sektöründeki hızlı yükselişin öncüsü olan ABD merkezli OpenAI, liderliği Claude isimli yapay zeka modelini geliştiren rakibi Anthropic’e kaptırdı.
The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde “OpenAI Yapay Zeka Sektöründeki Tacını Nasıl Kaybetti ve Onu Geri Almak İçin Nasıl Mücadele Ediyor?“ başlığıyla yayımlanan haberde, ChatGPT’yi geliştiren şirketin pazardaki birinciliğini yeniden elde etmek için yoğun bir çaba sarf ettiği kaydedildi.
Haberde, ChatGPT’nin kullanıcı sayısındaki artışın yavaşladığı belirtildi. Bazı büyük yatırımcıların büyüme hızına kıyasla yüksek seyreden harcamalardan endişe duyduğu, diğer yatırımcıların ise tercihlerini Anthropic’ten yana kullandığı aktarıldı.
Anthropic’in gelirlerinin ve piyasa değerinin, yazılımcılara yönelik Claude Code aracının yakaladığı başarı sayesinde OpenAI’ın göstergelerini geride bırakarak 1 trilyon dolara yaklaştığı bildirildi.
Gazete, Anthropic’in sonbaharda halka arz gerçekleştirme planlarını hızlandırdığını yazdı.
Yayınlanan materyale göre OpenAI’ın yaşadığı sorunların temelinde, şirket yönetiminin yapay zeka pazarının gelişim yönünü yanlış değerlendirmesi yatıyor. OpenAI CEO’su Sam Altman, daha fazla kullanıcının sohbet robotuna abone olacağı beklentisiyle başlangıçta ChatGPT’ye yatırım yaptı.
Ancak Claude Code’un başarısı, yazılım geliştiricilerine yönelik araçlar pazarının çok daha kazançlı olduğunu ortaya koydu.
OpenAI bu süreçte video üretme aracı, tüketici cihazları ve mikroçiplerle ilgilenirken, Anthropic yazılımcılar arasında popülerlik kazanan bir kodlama aracı geliştirdi.
Yazılımcı aracındaki yetersizlikler süreci olumsuz etkiledi
WSJ’ye konuşan kaynaklar, OpenAI’ın yazılımcılar için geliştirdiği ilk ürün olan Codex’in erken sürümünün yavaş ve kullanışsız kaldığını değerlendirdi.
OpenAI yeni modeller yayımlayarak, ürünlerini değiştirerek ve bir “kodlama ninjası” ekibi kurarak rakibini yakalamaya çalıştı.
Ancak şirket yönetiminin, Meta’nın yetenekli çalışanları kendi bünyesine katma girişimlerini püskürtmek ve Microsoft ile bozulan ilişkileri düzeltmek gibi başka sorunlarla ilgilenmek zorunda kaldığı, aynı zamanda Sora dahil olmak üzere başarısız projelere kaynak harcadığı aktarıldı.
Bu esnada Anthropic, kendi yönetimini dahi şaşırtan birkaç aylık bir büyüme performansı sergiledi.
ChatGPT’nin büyümesi ise Google’ın sohbet robotunun popülerlik kazanmasının ardından yavaşlama gösterdi.
OpenAI, yıl sonuna kadar haftalık 1 milyar aktif kullanıcıya ulaşma yönündeki şirket içi hedefini gerçekleştiremedi.
Mart ayında şirket çalışanlarının yönetime, “Bizden çok daha küçük bir şirket olan Anthropic neden sürekli olarak teknik ve kültürel standartları belirliyor, biz ise sadece bunlara yanıt vermekle kalıyoruz?” ve “Anthropic’in gelirlerinin bizimkileri aşması halka arz planlarımızı nasıl etkileyecek?” sorularını yönelttiği ifade edildi.
Kısa süre önce şirketten ayrılan Fidji Simo, OpenAI’ın ikincil görevlerin peşinden koşarak yolunu kaybettiğini, araştırma ve ürün konusunda liderliği rakibine bıraktığını belirtti.
Simo, Anthropic’in “ekonominin büyük bir bölümünü o kadar hızlandırdığını ki bunun kendileri için bir uyarı sinyali olması gerektiğini” vurguladı.
OpenAI kaybettiği konumunu geri kazanmak için birtakım adımlar atıyor.
Şirket, Codex’i ChatGPT ve internet tarayıcısıyla entegre eden bir “süper uygulama” ile yazılımcılar arasında ilgi gören yeni GPT-5.6 Sol modelini kullanıma sundu.
OpenAI ayrıca Amazon ile bir anlaşma imzalayarak ilk Gelir İdaresi Başkanını (CRO) işe aldı.
Teknoloji devlerinin yapay zeka yatırımları artıyor
Financial Times (FT) gazetesinin şirketlerin gelir raporlarına dayanarak aktardığı bilgilere göre Google, Amazon, Microsoft ve Meta, yapay zeka alanındaki yatırım miktarını 2023 yılından bu yana belirgin şekilde artırdı.
Şirketlerin toplam harcamaları 1,1 trilyon dolara ulaştı.
Şirketlerin verilerine göre yapay zeka yatırımları, özellikle bulut bilişim sektöründe gelir artışını hızlandırmaya başladı.
Google, Amazon ve Microsoft, OpenAI ile Anthropic’ten yapay zekayı sistemlerine entegre eden kurumsal şirketlere kadar geniş bir kitleye işlem gücü satan bulut birimlerinin büyüme kaydettiğini bildirdi.
Amerika
ABD altı eyaletteki siber saldırılarda İran izi arıyor

ABD’li yetkililer ve uzmanlar, ülkedeki su altyapılarını hedef alan siber saldırıların arkasında İran’ın bulunabileceği ihtimalini araştırıyor. En az altı eyaletteki tesisleri etkileyen saldırılarda sanayi tipi denetleyicilerin kontrolü ele geçirilerek ekipman yönetimi engellendi. Yetkililer, şebekelerdeki içme suyunun kalitesinde veya kullanılabilirliğinde bir değişim tespit edilmediğini bildirdi.
ABD yetkilileri, birden fazla eyalette su altyapı sistemlerini hedef alan siber saldırı dizisinde İran’ın olası rolünü inceliyor.
The New York Times gazetesinin resmi yetkililere ve uzmanlara dayandırdığı haberine göre, yürütülen soruşturma henüz ön inceleme niteliği taşıyor.
Tahran’ın olaydaki sorumluluğuna dair nihai kanıtlara ulaşılmamış olmakla birlikte, ABD makamları savaşın başlamasının ardından İranlı siber korsan gruplarının ABD’nin kritik altyapı tesislerine yönelik girişimlerini belirgin biçimde artırdığını değerlendiriyor.
Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından yapılan açıklamada, saldırıların en az altı eyaleti etkilediği ve bunlardan bir kısmının su altyapı sistemlerinin işleyişinde aksamalar yarattığı kaydedildi.
Siber korsanların su tesislerinin izlenmesi ile yönetilmesinde kullanılan sanayi tipi denetleyicilere erişim sağladığı belirtildi.
Cihazların ayarlarını ve şifrelerini değiştiren saldırganlar yüzünden tesis operatörlerinin ekipman kontrolünü kaybettiği aktarıldı.
Haberde, şebekelerde bulunan içme suyunun yapısında bir değişiklik meydana geldiğine ya da suyun kullanılamaz hale geldiğine dair herhangi bir işaret görülmediği vurgulandı.
ABD Başkanı Donald Trump ise gazetecilere yaptığı açıklamada, yaşananların arkasında İran’ın değil Minnesota’nın bulunduğunu düşündüğünü söyledi. Olayda Minnesota’da yaklaşık 30 tesis saldırıların hedefi oldu.
Ancak The New York Times, duruma ilişkin değerlendirmelere vakıf yetkililere dayandırarak Trump’ın bağlı olduğu kendi istihbarat kurumlarının İran’ın dahiliyetini son derece yüksek bir olasılık olarak gördüğünü aktardı.
Haberde federal yetkililerin de aynı görüşü paylaştığı kaydedildi.
Yayımlanan haberde şu ifadelere yer verildi:
“Federal yetkililer özel görüşmelerde ana şüphelinin İran olmayı sürdürdüğünü ifade etti. Ancak yapılan değerlendirme ön nitelik taşımaktadır ve henüz adli incelemelerle teyit edilmiş nihai kanıtlar içermiyor.”
Soruşturmanın seyrine vakıf üst düzey bir yetkili de daha önce NBC News kanalına yaptığı değerlendirmede, saldırının “İran müdahalesine ait izler taşıdığını” ifade etti.
Mart ayında İran ile bağlantılı Hanzala (Hanzala Hack Team) adlı siber korsan grubu, FBI Direktörü Kash Patel’in kişisel elektronik posta hesabını ele geçirmiş ve ele geçirdiği materyallerin bir kısmını yayımlamıştı.
Söz konusu siber saldırı olayı ABD Adalet Bakanlığı sözcüsü tarafından da doğrulandı. Sözcü, kamuoyuna sızdırılan materyallerin “otantik göründüğünü” dile getirdi.
Bu olaydan bir hafta önce aynı gruptaki siber korsanlar, ABD merkezli tıbbi cihaz üreticisi Stryker şirketinin sistemlerine sızdıklarını duyurmuştu.
Hanzala grubu, bu eylemi Minab kentindeki bir ilkokula düzenlenen ve 175 kişinin yaşamını yitirmesine yol açan saldırıya misilleme olarak gerçekleştirdiğini savunmuştu.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü










