Bizi Takip Edin

Amerika

Venezuela seçimlerinin büyük sürprizi: Brezilya Maduro’nun galibiyetini hâlâ tanımadı

Yayınlanma

Venezuela’da, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun üçüncü kez başkan seçildiğini ilan etmesinin ardından Amerika kıtasındaki ülkeler sonuçlar konusunda bölündü.

Başını Arjantin ve Şili’nin çektiği Latin Amerika ülkeleri resmen Maduro’nun “seçimleri çaldığını” öne sürerken, Küba ve Nikaragua gibi ülkeler hızla Venezuela liderinin zaferini tebrik ettiler.

Bunların sürpriz olduğu söylenemez, zaten gerek Arjantin’in lideri Javier Milei’nin aylardır Maduro ve Bolivarcı Venezuela’ya yönelik sözleri, gerekse Küba yönetiminin Maduro’ya desteği sır değil.

Sürpriz olan ise, “sol” yönetimleri ile bilinen üç ülkenin hâlâ Maduro’nun galibiyetini tanımamış olması: Lula’nın Brezilya’sı, Obrador’un Meksika’sı ve Petro’nun Kolombiya’sı.

Üç ülke seçimlerdeki “şeffaflık eksikliği” hakkında bildiri hazırlıyor

Bloomberg’de yer alan habere göre, Brezilya, Venezuela’nın tüm oyları saymasını ve her seçim bölgesinden oy tutanaklarını yayınlamasını talep eden ortak bir bildiri yayınlamak üzere Meksika ve Kolombiya ile görüşmeler yürütüyor.

Venezuela’da Nicolas Maduro ile tarihsel olarak yakın bağları olan solcu devlet başkanları tarafından yönetilen üç ülkenin dışişleri bakanlıkları pazartesi günü yaptıkları açıklamalarda, Caracas sürecin şeffaflığını sağlayacak adımları atana kadar pazar günü yapılan seçimlerin sonucunu tanımayı reddetti.

Bloomberg’e konuşan yetkililer, Başkan Luiz Inacio Lula da Silva’nın Venezuela’daki durumdan rahatsız olduğunu ve Maduro’nun seçim sürecinde “şeffaflık vaatlerini sistematik olarak yerine getirmediğine” inandığını belirttiler.

Memnuniyetsizliğin altını çizen Brezilya Dışişleri Bakanlığı, ülkenin Caracas Büyükelçisine, Venezuela seçim ajansının pazartesi günü sonuçları onaylamak üzere düzenleyeceği törene katılmaması talimatını verdi.

Brezilya ve Kolombiya’dan Venezuela’ya seçim eleştirisi

Brezilya ve Kolombiya, aylardır “seçim” eleştirisi yapıyordu

Lula geçen hafta Maduro’nun “bir seçimi kaybettiğinizde çekip gitmeniz ve bir başkasına itiraz etmeye hazırlanmanız gerektiğini” öğrenmesi gerektiğini söylemişti.

Lula ayrıca Venezuela’nın iktisadi geleceğinin “uluslararası toplumun meşru kabul edeceği temiz bir seçime bağlı olduğu” uyarısında bulunmuştu.

Mart ayında Kolombiya ve Brezilya, Venezuela muhalefetinin bazı üyelerinin 28 Temmuz seçimleri için aday kaydının engellendiğini açıklamasının ardından alışılmadık bir adım atarak Venezuela’yı eleştirmişti.

Kolombiya Dışişleri Bakanlığı o dönem yaptığı açıklamada Maduro hükümetini uyararak, muhalif adayların oylamaya katılmasının engellenmesinin “uluslararası toplumun güvenini sarsabileceğini” ileri sürmüştü.

Brezilya Dışişleri Bakanlığı da süreci “endişeyle” takip ettiğini, özellikle de Venezuela’nın engelleme konusunda henüz bir açıklama yapmadığını söylemişti.

Her iki ülke de muhalefetin karşılaştığı sorunların “özgür ve adil seçimlere ilişkin endişeleri” artırdığını savunmuştu.

Venezuela Dışişleri Bakanı Yvan Gil ise ayrı ayrı yaptığı açıklamalarda Kolombiya ve Brezilya’yı ülkesinin içişlerine karışmakla suçlamıştı.

Muhalefet: Maduro’yu yendiğimize dair kanıtlarımız var

Venezuela muhalefeti, başkanlık seçimlerinde rakibi Edmundo González’in Maduro’yu mağlup ettiğine dair ellerinde kanıt olduğunu ileri sürdü.

González ve muhalefet lideri Maria Corina Machado pazartesi günü gazetecilere yaptıkları açıklamada, Gonzalez’in 6 milyondan fazla oy aldığını, Maduro’nun ise 2 milyondan fazla oy aldığını gösteren oy sayım cetvellerinin %70’inden fazlasını elde ettiklerini söyledi.

González ve Machado, Maduro tarafından kontrol edilen Venezuela seçim konseyinin, González’in %44 oy oranına karşılık başkanın %51 oy oranıyla seçimi kazandığını açıklamasından saatler sonra iddialarını duyurdular.

Muhalefete göre sonuçlar, seçim gözlemcilerinin oy sayımının doğruluğunu belirlemek için kritik öneme sahip olduğunu söylediği bireysel oy kullanma merkezlerinden gelen oy sayılarını içermiyordu.

Muhalefet sokağa da çıktı

Maduro’nun zaferinin pazartesi gece yarısından kısa bir süre sonra ilan edilmesi başkent Caracas’ta ve Venezuela genelinde öfkeli protestolara yol açarken, halk gece boyunca ve sabahın geç saatlerine kadar tencere ve tavalara vurdu.

Göstericiler, kalabalığı dağıtmak için göz yaşartıcı gaz atan polis memurlarıyla karşı karşıya geldi. Voice of America’nın iddiasında göre kuzeydeki Yaracuy eyaletinde en az bir kişi öldü.

Machado muhalefet destekçilerini salı günü Caracas’ta gösteri düzenlemeye çağırdı.

ABD “endişeli”, Biden Lula ile görüşecek

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, “Açıklanan sonucun Venezuela halkının iradesini ya da oylarını yansıtmadığına dair ciddi endişelerimiz var,” dedi.

Öte yandan Reuters’ın aktardığına göre Biden yönetimi pazartesi günü yaptığı açıklamada “seçim manipülasyonunun” Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yeniden seçim zaferi iddiasının “her türlü güvenilirliğini” ortadan kaldırdığını söyledi ve ülkeye yönelik yeni yaptırımlara açık kapı bıraktı.

Adlarının açıklanmaması koşuluyla konuşan ABD’li yetkililer, Başkan Joe Biden’ın üst düzey yardımcılarının Maduro’dan oyların ayrıntılı bir dökümünü yayınlamasını talep ettiklerini ve bunun yapılmamasının uluslararası toplumu açıklanan sonucu kabul etmeye isteksiz bırakacağını söylediler.

Yetkililer yeni bir “cezalandırıcı önlem” açıklamadılar fakat Washington’un Caracas’a yönelik yaptırım politikasını Maduro’nun ileride atacağı adımlara göre değerlendireceğini söylediler.

Bir yetkili, “Potansiyel olarak yeni bir senaryoyla karşı karşıyayız. Venezuela’ya yönelik yaptırımlarla ilgili olarak nereye gidebileceğimizin haritasını çıkarırken bunu dikkate alacağız,” dedi.

Maduro yönetiminin “baskı ve seçim manipülasyonuna” başvurduğunu öne süren yetkililer, “sözde seçim sonuçlarının her türlü güvenilirliğinin ortadan kalktığını” söylediler.

Üst düzey bir ABD’li yetkili, yönetimin Venezuela’daki siyasi durumla ilgili olarak Brezilya ve diğer Latin Amerika hükümetleriyle temas halinde olduğunu söyledi.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada Biden’ın salı günü öğleden sonra Brezilya Devlet Başkanı Lula ile görüşeceği belirtildi.

AB yetkilileri Venezuela seçimleri gündemiyle toplanacak

Avrupalı diplomatlar bugün (30 Temmuz), Maduro’nun Venezuela’daki başkanlık seçimlerinde ilan ettiği zaferini tartışacaklar.

Avrupa Konseyi’nin Latin Amerika ve Karayipler Çalışma Grubu Brüksel saatiyle 10.00’da toplanacak.

Avrupa Birliği’nin en üst düzey diplomatı Josep Borrell X’te yazdığı mesajda, “Venezuela halkı ülkelerinin geleceği için barışçıl bir şekilde ve çok sayıda oy kullandı. Onların iradesine saygı gösterilmelidir,” dedi.

Borrell, oyların ayrıntılı sayımı ve seçim merkezlerindeki oy kayıtlarına erişim de dahil olmak üzere “seçim sürecinde tam şeffaflığın” sağlanmasının hayati önem taşıdığını da sözlerine ekledi.

AB’nin diplomatik servis sözcüsü Simon Stano ise, “Sahadaki ulusal, bölgesel ve uluslararası aktörlerle yakın temas halinde seçim sürecini ve sonuçlarını değerlendiriyoruz. Bununla birlikte, kusur ve eksiklik iddialarından endişe duyuyoruz,” dedi.

Elon Musk “diktatör” dedi, Maduro tepki gösterdi

Venezuela’da Maduro ve müttefiklerinin zafer kazandığı başkanlık seçimlerinin ardından, X’in sahibi Elon Musk, sosyal medya platformuna çıkarak Venezue liderini “büyük bir seçim sahtekârlığı” yapmakla suçladı.

Musk pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Diktatör Maduro’ya yazıklar olsun,” dedi.

Musk ayrıca “dostu” olarak nitelendirdiği Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei’nin X’teki bir yorumunu da retweetledi. Milei, “Rakamlar ezici bir muhalefetin zaferini ilan etti ve dünya hükümetin yıllarca süren sosyalizm, sefalet, çöküş ve ölümden sonra yenilgiyi kabul etmesini bekliyor,” demişti.

Buna karşılık olarak Maduro da Musk’ı “Venezuela’da barışın baş düşmanı” olarak nitelendirdi.

Elon Musk’ın, “faşist ideolojinin, doğal olmayanın, toplum karşıtlığının temsilcisi” olduğunu savunan Maduro, “Elon Musk çaresiz durumda; kendini kontrol et. Bana bulaşan her kim olursa olsun kurur kalır,” cevabını verdi.

“Dövüşmek mi istiyorsun? Hadi yapalım. Elon Musk, ben hazırım. Senden korkmuyorum Elon Musk. Nerede istersen savaşalım,” diyen Maduro, Musk’ı “roketleri ve ordusuyla gelip Venezuela’yı işgal etmek istemekle” suçladı.

Amerika

ABD’de ilk: New York’tan veri merkezlerine geçici yasak

Yayınlanma

New York Valisi Kathy Hochul, eyalet genelinde yeni “büyük ölçekli” veri merkezlerine yönelik ABD tarihinin ilk geçici yasağını uygulamaya koyuyor. Eyalet düzeyindeki çevre izinleri, çevre, enerji şebekesi ve elektrik faturalarını koruyacak bir çerçeve hazırlanması amacıyla en fazla bir yıl süreyle askıya alınıyor.

New York Valisi Kathy Hochul, eyalet genelinde “büyük ölçekli” yeni veri merkezlerinin inşasını geçici olarak durdurma kararı aldı. ABD genelinde bir eyalet düzeyinde ilk kez uygulanan bu karar kapsamında, eyalet düzeyindeki çevre izinleri en fazla bir yıl süreyle askıya alınıyor.

Vali Hochul’un ofisi, bu sürede çevreyi, enerji şebekesini ve New York sakinlerinin elektrik faturalarını koruyacak yasal bir çerçeve hazırlanacağını bildirdi.

Valilik danışmanları, gazetecilere yaptıkları açıklamada, izinlerin askıya alınması kararının 50 megavat veya daha fazla enerji tüketme kapasitesine sahip veri merkezlerini kapsayacağını aktardı.

Vali Hochul yaptığı yazılı açıklamada, “Veri merkezi yatırımları faturaları artırma, doğal kaynaklarımızı tüketme ve New Yorklular için belirsizlik yaratma riski taşırken, harekete geçmek ve öncülük etmek benim sorumluluğumdur” ifadesini kullandı.

Hochul ayrıca, “New York, veri merkezi yatırımları için ülkedeki en güçlü standartları oluşturmada öncü olacak; şirketler New York sayesinde kazandığında, New Yorkluların da kazanmasını sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Veri merkezlerinin enerji tüketimi tartışılıyor

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, veri merkezlerinin boyutları ve enerji tüketimleri farklılık gösteriyor.

IEA, “geleneksel” veri merkezlerinin 10 ile 25 megavat arasında güç tükettiğini, “büyük ölçekli ve yapay zeka odaklı” veri merkezlerinin ise 100 megavat veya daha fazla enerji sarf edebileceğini kaydediyor.

Hochul’un bu adımı, New York eyalet parlamentosunun geçen ay kabul ettiği bir yıllık moratoryum kararının ardından geldi.

Parlamento tarafından kabul edilen tasarı, tepe yükü 20 megavatın üzerinde olan “büyük ölçekli” tesislerin izinlerinin engellenmesini öngörüyor.

Vali Hochul’un söz konusu tasarıyı imzalayıp imzalamayacağı henüz netlik kazanmadı.

Valilik danışmanları, yasa tasarısını incelemek ve parlamento ile üzerinde çalışmak için daha fazla zamana ihtiyaç duyulduğunu, bu nedenle yürütme organı üzerinden kararname çıkarmanın en hızlı çözüm olduğunu belirtti.

Danışmanların aktardığı bilgilere göre, bir yıllık askıya alma sürecinde valilik, veri merkezlerinin su kalitesi ve su miktarı üzerindeki etkileri dahil olmak üzere çevresel tesirlerini düzenleyecek bir mevzuat hazırlayacak.

Eyalet yönetimi ayrıca, bu merkezlerin elektrik şebekesi için oluşturulacak bir fona katkı yapmasını sağlamayı ve yerel yönetimlerin kendi anlaşmalarını müzakere edebilmelerine yardımcı olacak bir yatırım fonu yapısı kurmayı hedefliyor.

Bunun yanı sıra Hochul’un, büyük veri merkezlerine yönelik satış vergisi muafiyetinin kaldırılmasına destek vermesi bekleniyor. Ancak bu düzenleme için eyalet parlamentosunun onayı gerekiyor.

Veri merkezleri ABD’li valilik adaylarının hedefinde

Yapay zeka sektörünün enerji açlığı

Yüksek işlem gücüne sahip sunucu depoları, yapay zeka teknolojilerinin çalıştırılması ve geliştirilmesi için büyük önem taşıyor. Yapay zeka sektöründeki hızlı büyümenin yarattığı yoğun talep, yeni veri merkezlerinin hızla inşa edilmesi sürecini beraberinde getirirken, bu durum sahada karmaşık sorunlara yol açıyor.

Enerji tüketimi çok yüksek olan bu tesislerin çevreye belirgin etkileri olabileceği, yüksek elektrik kullanımının ise tüketicilerin faturalarını artırabileceği ve elektrik şebekelerini istikrarsızlaştırabileceği belirtiliyor.

Tepkiler nedeniyle daha önce bazı belediyeler yerel düzeyde yeni veri merkezi inşaatlarını durdurmuş olsa da, şimdiye kadar hiçbir eyalet düzeyinde bu yönde bir adım atılmamıştı.

Maine eyalet parlamentosu yakın zamanda benzer bir askıya alma kararı almış ancak eyalet Valisi Janet Mills, halihazırda devam eden bir projeye istisna tanınmadığı gerekçesiyle tasarıyı veto etmişti.

Federal düzeyde ise aralarında Senatör Bernie Sanders ve Temsilciler Meclisi Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez’in de yer aldığı bazı ilerici siyasetçiler, veri merkezi inşaatlarının ülke genelinde durdurulması çağrısında bulunuyor.

Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonunun kıdemli Demokrat üyelerinden Frank Pallone Jr. da bu çağrılara katılan isimler arasında yer alıyor.

Artan tepkiler karşısında, bazı büyük teknoloji şirketleri geçtiğimiz mart ayında Beyaz Saray öncülüğünde hazırlanan gönüllü bir taahhütnameyi imzalayarak, veri merkezlerinin neden olduğu tüketici fiyat artışlarını karşılamayı kabul etmişti.

ABD’de veri merkezlerine “dur” deme arayışı

Okumaya Devam Et

Amerika

El Niño tahminleri güncellendi: Süreç daha uzun sürecek

Yayınlanma

ABD İklim Tahmin Merkezi, El Niño hava olayının beklenenden daha uzun süreceğini ve daha da güçleneceğini duyurdu. Merkezin son raporuna göre, bu yılki hava dalgasının 2027 baharına kadar sarkması ihtimali yüzde 97 olarak hesaplandı. Uzmanlar, kış başında zirve yapması öngörülen doğa olayının “çok güçlü” bir seviyeye ulaşma olasılığını ise yüzde 81 olarak açıkladı.

Dünya genelinde hava sıcaklıklarını ve yağış dengesini altüst eden El Niño hava dalgası etkisini artırıyor.

ABD ulusal tahmin uzmanları tarafından yayımlanan güncel iklim raporunda, doğa olayının önceki tahminlere kıyasla daha uzun süreceği ve daha da güçleneceği vurgulandı.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesine (NOAA) bağlı İklim Tahmin Merkezi tarafından açıklanan verilere göre, mevcut El Niño dalgasının gelecek yıla taşarak 2027 yılının bahar aylarına kadar devam etme ihtimali yüzde 97 olarak saptandı.

Veriler ayrıca, bu iklim olayının kış başındaki zirve döneminde “çok güçlü” bir seviyeye ulaşma olasılığının yüzde 81 olduğunu ortaya koydu.

Tarihsel kayıtlara geçebilir

Meteoroloji literatüründe “süper” El Niño olarak da adlandırılan çok güçlü El Niño dönemlerine nadiren rastlanıyor.

İklim Tahmin Merkezi yetkilileri, öngörülerin gerçekleşmesi durumunda mevcut sürecin, kayıtların tutulmaya başlandığı 1950 yılından bu yana görülen en büyük El Niño olayları arasında yer alacağını kaydetti.

Columbia Üniversitesinden atmosfer bilimci Michael Tippett, CNN televizyonuna yaptığı değerlendirmede, “Kullanılan modellemelere bağlı olarak, bu tahminlerin eşi benzeri görülmemiş bir düzeye yakın olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz” ifadesini kullandı.

Süper El Niño ne anlama geliyor?

Uzmanlar, “süper” El Niño tanımlamasının her bölgede mutlaka olağanüstü hava felaketlerine yol açacağı anlamına gelmediğini hatırlatıyor.

İklim Tahmin Merkezi, konuya ilişkin açıklamasında, “En güçlü El Niño olayları bile her yerde aynı tipik etkilere neden olmaz. Ancak güçlü süreçler, beklenen hava senaryolarının gerçekleşme ihtimalini belirgin şekilde artırır” tespitine yer verdi.

Bu durum, klasik El Niño hava kalıplarının görülme olasılığının yükseldiği, ancak hiçbir bölge için kesin bir garanti olmadığı ve bazı bölgelerin diğerlerine kıyasla çok daha sert etkilenebileceği anlamına geliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) daha önce yaptığı açıklamada, El Niño etkisiyle küresel ölçekte aşırı sıcak bir yaz mevsimine karşı hazırlıklı olunması uyarısında bulunmuştu.

Bu sıcaklık artışları dünyanın bazı bölgelerinde şimdiden etkisini gösterdi.

Kış mevsimine etkisi daha büyük olacak

El Niño, yaz ve sonbahar aylarında Atlantik Okyanusu’ndaki fırtına ve kasırga faaliyetlerini baskılama eğilimi taşırken, Pasifik’in doğu ve orta kesimlerindeki tropikal fırtınaları ise besliyor.

Bununla birlikte, doğa olayının en belirgin etkileri genellikle kış mevsiminde hissediliyor. El Niño kış aylarında kuzey bölgelerinde daha sıcak ve kurak bir havaya yol açıyor.

Buna karşın güney bölgelerinde ise daha fazla yağmur ve kar yağışının görüldüğü, daha ıslak bir kış mevsimi yaşanıyor.

Yağış ve kuraklık sınırını belirleyen hat, jet rüzgarlarının konumuna göre her yıl değişiklik gösteriyor.

Ulusal Hava Durumu Servisi verilerine göre, El Niño yıllarında özellikle ABD’nin batı kıyılarında yüksek gelgit kaynaklı su baskınları daha büyük bir sorun haline geliyor.

Geçmişteki El Niño dönemlerinde yine aynı kıyı şeridinde zararlı su yosunlarının hızla çoğaldığı saptanmıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de 12 eyaletten Paramount ve Warner Bros birleşmesine dava

Yayınlanma

ABD’de Kaliforniya liderliğindeki 12 eyalet, Adalet Bakanlığının onayına rağmen Paramount ve Warner Bros. Discovery birleşmesini engellemek için dava açtı. Eyaletlerin başsavcıları, 111 milyar dolarlık bu işlemin rekabeti azaltacağını, fiyatları artıracağını ve içerik kalitesini düşüreceğini savunuyor.

ABD’de Kaliforniya’nın liderlik ettiği 12 eyaletten oluşan bir koalisyon, medya devleri Paramount ve Warner Bros. Discovery arasındaki birleşme işlemini engellemek amacıyla dava açtı.

CNN’in aktardığına göre dava, federal hükümete bağlı ABD Adalet Bakanlığının daha önce birleşmeye onay vermiş olmasına rağmen açıldı.

Kaliforniya Kuzey Bölge Federal Mahkemesine sunulan dava dilekçesine Kaliforniya’nın yanı sıra Arizona, Colorado, Connecticut, Massachusetts, Minnesota, Nevada, New Jersey, New Mexico, New York, Oregon ve Washington eyaletleri katıldı.

Haberde, davacı 12 eyaletin başsavcılarının tamamının Demokrat Parti üyesi olduğuna dikkat çekildi.

Kaliforniya Başsavcısı Rob Bonta, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, iki şirketin birleşmesinin “rekabeti ortadan kaldıracağını, fiyatların yükselmesine yol açacağını, içerik kalitesini düşüreceğini ve her yıl üretilen film ve dizi sayısını azaltacağını” ifade etti.

Davacılar, bu durumun izleyiciler için maliyet artışına yol açabileceğini ve sinema salonu gösterim ağını daha da zayıflatabileceğini savunuyor.

Adalet Bakanlığının onayı tartışma yaratmıştı

CNN, söz konusu davanın, federal düzenleyici kurumlar tarafından onaylanmış bir işlemi engellemek için eyalet yönetimlerinin harekete geçtiği en dikkat çekici örneklerden biri olduğunu yazdı.

ABD Adalet Bakanlığı birleşmeyi haziran ayında onaylamış, ancak bu karar bazı Demokratların tepkisini çekmişti. Kararı eleştirenler, onay sürecine siyasi faktörlerin etki etmiş olabileceğini öne sürmüştü.

Paramount cephesinden yapılan açıklamada ise davaya itiraz edileceği kaydedildi. Şirket, eyaletlerin iddialarını “hem fiili hem de hukuki açıdan hatalı” olarak nitelendirdi.

Açıklamada, birleşme işleminin ABD dahil birçok ülkedeki düzenleyici kurumlar tarafından halihazırda onaylandığı vurgulandı.

Warner Bros. Discovery, dava konusu edilen haber kanalının da bağlı bulunduğu ana kuruluş konumunda yer alıyor.

CNN’in aktardığına göre, anlaşmayı eleştirenler satın alma tamamlandıktan sonra Paramount’un CNN üzerinde kontrol sahibi olmasından ve kanalı CBS News ile birleştirmesinden endişe duyuyor.

Ancak eyaletlerin açtığı dava, haber yayıncılığından ziyade öncelikle eğlence sektörünün geneli üzerindeki etkilere odaklanıyor.

Warner Bros. alımında Paramount’a Körfez ülkelerinden dev fon

İşlemin tamamlanması ertelendi

Reuters’ın Oregon Başsavcılığına dayandırdığı ve dava dosyalarında yer alan bilgilere göre, Paramount daha önce yaptığı açıklamada Warner Bros. satın alma işlemini 22 Temmuz’dan önce tamamlamayacağını bildirdi.

Şirketin işlemi ilk etapta 16 Temmuz’da kapatmayı hedeflediği belirtildi.

Oregon Başsavcılığı, mahkemeden şirketin ek belgeler sunmasını zorunlu kılmasını ve incelemelerin yapılabilmesi için birleşmenin tamamlanma tarihinin 60 gün süreyle ertelenmesini talep etti.

Paramount, Warner Bros.’u devralma sürecini sürdürüyor. Şirket, 111 milyar dolar değerindeki bu anlaşmanın onaylanması için ABD Federal İletişim Komisyonuna (FCC) resmi başvuruda bulundu.

Satın alma anlaşması, Paramount’un rakibi Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından imzalanmıştı. Paramount daha sonra Netflix’i birleşme sürecini sabote etmeye çalışmakla suçlamıştı.

Mayıs ayında Financial Times gazetesi, Avrupalı sinema sektörü temsilcilerinin de Avrupa Komisyonuna çağrıda bulunarak anlaşma hakkında derinlemesine bir antitröst incelemesi talep ettiğini yazmıştı.

Avrupalı üreticiler, birleşmenin kültürel çeşitlilik, bağımsız film yapımcılığı ve Avrupa pazarındaki rekabet üzerinde riskler oluşturduğu yönünde uyarılarda bulunmuştu.

Paramount, Warner Bros. anlaşmasını erteledi

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English