Ortadoğu
WSJ: Petrol piyasasındaki toparlanma İran’ın elini zayıflatıyor

The Wall Street Journal gazetesinin analizine göre, ABD ile İran arasındaki savaşın ardından petrol piyasasının hızla toparlanması Tahran yönetiminin küresel ekonomi üzerindeki diplomatik nüfuzunu kısıtlıyor. Uzmanlar Hürmüz Boğazı’ndaki tanker geçişlerinin artması ve üretimin canlanmasıyla petrol fiyatlarında yeni düşüşler öngörüyor.
Analistlerin değerlendirmelerini inceleyen The Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, petrol piyasasının ABD ile İran arasındaki savaştan önceki seviyelere doğru hızla toparlandığını, bu durumun Tahran’ın piyasa üzerindeki etki gücünü risk altına soktuğunu yazdı.
Sektör analizleri, halihazırda varil başına yaklaşık 70 dolar seviyesinde seyreden petrol fiyatlarının önümüzdeki aylarda daha da düşebileceğine işaret ediyor.
Macquarie ve Citigroup analistleri, petrolün varil fiyatının 60 dolara kadar gerileyebileceğini tahmin ediyor.
Fiyat düşüş beklentisinin yanı sıra Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan tanker taşımacılığı hızla eski seyrine dönüyor ve Basra Körfezi’ndeki petrol üreticileri atıl durumdaki kuyularını yeniden devreye sokuyor.
WSJ, küresel petrol rezervlerinin yeniden doldurulmasının ise çok daha uzun zaman alacağını belirtiyor. Gazeteye göre ülkeler rezervlerini ne kadar hızlı takviye ederse, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidiyle küresel ekonomiyi baskı altına alma ihtimali de o kadar azalacak.
WSJ tarafından görüşlerine başvurulan analistler, küresel stokların yenilenmesinin aylar, hatta yıllar alabileceğini düşünüyor.
Bu sürecin hızlanmasında fiyatlardaki düşüş ile piyasada beklenmedik bir arz fazlasının oluşması olmak üzere iki temel faktör rol oynuyor.
JPMorgan Emtia Stratejisi Grubu Başkanı Natasha Kaneva, duruma ilişkin değerlendirmesinde, “Petrol arzındaki keskin artış, en azından şu an için bu arza ihtiyaç duymayan bir piyasa ile karşı karşıya kalmak üzere” ifadelerini kullandı.
Araştırma şirketi Commodity Context’in kurucusu Rory Johnston ise piyasanın önce tehlikeli bir arz daralmasıyla burun buruna gelip ardından neredeyse bir bolluk aşamasına ulaşmasını “neredeyse komik bir gelişme” olarak nitelendirdi.
Gazetenin paylaştığı verilere göre, şu sıralar Hürmüz Boğazı’ndan günde 30 ile 60 arasında tanker geçiş yapıyor. Bu sayı savaş öncesi dönemden daha düşük olsa da küresel petrol piyasasındaki baskıyı hafifletmeye yetiyor.
Danışmanlık şirketi Vortexa’nın verileri, haziran ayında boğazdan günde ortalama 4,7 milyon varil olmak üzere toplamda yaklaşık 140 milyon varil petrol taşındığını ortaya koyuyor.
Mayıs ayında ise günlük taşınan miktar 2 milyon varil seviyesinde kalmıştı. Temmuz ayının başından itibaren bu rotadaki petrol akışı, savaş öncesi döneme ait göstergelerin yaklaşık yüzde 40’ına ulaştı.
Deniz taşımacılığının ve Hürmüz Boğazı üzerinden sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) transit geçişlerinin yeniden başlaması üzerine Hindistan hükümeti, 4 Temmuz tarihinde öncelikli olmayan ekonomik sektörlere yönelik LNG tedarik kısıtlamalarını kaldırdığını açıkladı.
Boğazdaki hareketlilik, ABD ile İran arasında bir mutabakat zaptı imzalanmasının ardından kısmen eski haline döndü. Orta Doğu’da jeopolitik gerilimin tırmandığı mart ayı başında Brent petrolün varil fiyatı 119,5 dolara kadar yükselmişti.
Ortadoğu
Suriyeli yetkililer: Türk heyeti İsrail saldırılarından saatler önce Suriye hava üssünü ziyaret etti
Ortadoğu
Filistin kökenli ABD’li, İsrailli yerleşimciler tarafından kuşatılan evine ABD bayrağı astı

Bir Filistinli-Amerikalı, Yahudi yerleşimciler tarafından kuşatılan evine ABD bayrağı astı.
Bu arada ABD, dünya çapında kınamaya yol açan bu kuşatmaya yönelik eleştirilerini yineledi.
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus yakınlarındaki Kusra’da bulunan üç evden birinin sahibi olan Luay Ebu Ridi, yerleşimciler tarafından kuşatıldıktan ve bir haftadan fazla bir süredir gıda ve diğer ihtiyaç malzemelerinin girişinin engellenmesinden sonra, pazartesi günü ikinci vatanı Ohio’dan geri döndü.
Salı günü evinin önünde ABD bayrağını dalgalandıran Ebu Ridi, ABD Büyükelçiliği’nden bu konuyu gündemde tutmasını istediğini belirtti.
Ebu Ridi, evinin içinde AFP muhabirlerine yaptığı açıklamada, “Bu, ABD’deki tüm Amerikalılara, Batı Şeria’da neler olup bittiğini, yerleşimcilerin Batı Şeria’daki kendi evimi ele geçirmeye çalışarak bizi nasıl kuşattığını görmeleri için gönderdiğim bir mesaj,” dedi.
ABD’nin baskısı altında, İsrail ordusu geçen hafta yerleşimcileri uzaklaştırma emri verdiğini açıklamıştı.
Askerler yerleşimcilerin çadırını kaldırdı ve bir İsrailliyi gözaltına aldı; fakat yerleşimciler yaya olarak ya da araçlarla defalarca geri döndü.
Ebu Ridi, “Askerler evime serbestçe giriyorlar ama hiçbir şey yapmıyorlar. Hatta yerleşimcilerle el sıkışıyorlar. Sanki arkadaşlar gibiler,” dedi.
Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimciler, son aylarda Filistinli sakinlere, genellikle mülklerini ele geçirmek amacıyla, giderek artan bir şekilde tacizde bulunuyor ve saldırıyor.
Binyamin Netanyahu’nun hükümeti, 27 Ekim’de yapılacak seçimler öncesinde Yahudi sağının desteklediği yerleşim yerlerinin oylarını almak istiyor.
Uzun süredir yerleşimcileri destekleyen evanjelik papaz ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Kusra kuşatmasıyla ilgili nadir görülen bir eleştiride bulunarak İsrail’den müdahale etmesini istedi.
Salı günü İsrail televizyonunda yayınlanan röportajlarda Huckabee, ABD’nin kendi vatandaşlarını korumaya kararlı olduğunu belirtti.
Huckabee, Kanal 13’e verdiği demeçte, “Terörist faaliyetlerde bulunan kişilere –bu terimi kullanacağım– ağır sonuçlar uygulanmasını istiyoruz,” dedi.
Büyükelçi olmadan önce “Filistinli” terimini reddetmiş olan Huckabee, “Bu, evlerinin sahibi olan ve korkusuzca ailelerini yetiştirme hakkına sahip Filistinli aileler için adil değil,” dedi.
Aşırılıkçı yerleşimcilerle ilgili olarak Huckabee, “Eğer bu küçük azınlık, davalarına bir iyilik yaptıklarını düşünüyorsa, korkunç bir hata yapıyorlar,” ifadelerini kullandı.
Uluslararası hukuka göre yasadışı sayılan yerleşim yerlerinde, üç milyon Filistinlinin arasında yaklaşık 500.000 İsrailli yaşıyor.
İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı’ndan bu yana Batı Şeria’yı işgal altında tutuyor.
Ortadoğu
BAE, İran ile tüm ticareti durdurdu

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), salı günü Tahran’ın Körfez ülkesine doğru iki balistik füze fırlattığını açıklamasının ardından İran ile ticari ve iktisadi ilişkilerini askıya aldı.
BAE Savunma Bakanlığı, hava savunma sistemlerinin İran’dan kendi topraklarına doğru fırlatılan iki balistik füzeyi tespit ettiğini belirtti.
Bu olay, mayıs ayından bu yana Tahran’ın Körfez ülkesine yönelik ilk doğrudan saldırısı olarak değerlendiriliyor.
Olay, BAE’de ikamet edenlere acil durum telefon uyarısı gönderilmesine neden oldu.
Savunma Bakanlığı, değerlendirmelerin füzelerin deniz trafiğini hedef aldığını gösterdiğini belirtirken, füzelerden birinin BAE karasuları dışındaki denize, diğerinin ise karasuları içine düştüğünü de ekledi.
BAE Dışişleri Bakanlığı daha sonra, “bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği zedeleyen bölgesel gerginlikler ışığında, İran ile tüm ticaret, ticari ilişkiler ve finansal işlemlerin bir sonraki duyuruya kadar durdurulduğunu” açıkladı.
İran, füze saldırılarıyla herhangi bir ilgisi olduğunu reddetti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, bu iddianın “iyi komşuluk ilkesine aykırı olduğunu ve bölge ülkeleri arasında güveni güçlendirmeye yönelik devam eden çabaları baltaladığını” söyledi.
Füze saldırıları, BAE ve Tahran’ın iki ülke arasındaki gerginliği azaltmaya çalıştıkları bir dönemin ardından gerçekleşti.
Tahran’ın askeri misillemelerinin büyük kısmı, İran’ın ABD-İsrail saldırılarına zemin hazırladıkları iddiasıyla suçladığı komşu Körfez ülkelerini hedef aldı.
BAE, İran’ın ABD’nin Körfez müttefiklerine yönelik saldırılarının en ağır yükünü üstlendi ve yaklaşık 3.000 füze ve insansız hava aracı saldırısına maruz kaldı.
BAE, Körfez komşuları arasında Tahran’a karşı en şahin tutumu sergileyerek İran’a karşı onlarca saldırıyla karşılık verdi.
Fakat haziran ayında Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat metninin ardından BAE ile İran arasındaki gerginlikler azaldı.
Anlaşmanın temmuz başında bozulmaya başlamasının ardından İran, saldırılarını çoğunlukla Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün’e yöneltti.
Son aylarda BAE, İran ile diplomatik ve iktisadi kanalları yeniden faaliyete geçirirken, İsrail ve ABD ile askeri bağlarını da güçlendirdi.
Salı günü gerçekleşen füze saldırıları, BAE’ye geri dönen normalleşme havasını bozma tehdidi oluşturuyor.
Dubai’nin finans bölgesi yeniden bankacılarla dolmaya başlamışken, emirlik ile İran limanları arasında bazı ticari faaliyetler yeniden başlamıştı.
Ayrıca, BAE’ye yönelik bazı İran uçuşları da sessizce yeniden başlamıştı.
BAE yetkilileri ayrıca, savaş başladığında ülke dışında bulunan ve BAE’de ikamet izni bulunan yaklaşık 20.000 İranlının ülkeye dönüşüne izin vermeye başlamıştı.
BAE yetkilileri, ülkenin daha geniş çaplı bir bölgesel savaşa daha fazla sürüklenmekten kaçınmak istediğini defalarca vurguladı.
Ne var ki BAE ile İran arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik çabalar, son haftalarda artan bir baskı altındadır.
BAE, bu ay İran’ı Hürmüz Boğazı’nda Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi’ne ait gemilere saldırmakla suçladı.
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Diplomasi1 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak











