Bizi Takip Edin

Diplomasi

Zelenski Washington’da; AB’de gözler Orbán’da

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski bugün ABD Başkanı Joe Biden ile görüşecek ve Ukrayna’ya ek askeri yardım için ABD desteğini kurtarmak amacıyla senatörlere ve Temsilciler Meclisi Başkanına kişisel bir çağrıda bulunacak.

Ukrayna’ya yapılan harcamalar konusunda kamuoyunda artan sabırsızlığa ve İsrail’e yönelik endişeye tepki gösteren Biden, ekim ayında İsrail, Tayvan ve ABD’nin Meksika sınırındaki güvenliğin artırılması için fon içeren daha büyük bir paketin parçası olarak Ukrayna için 61,4 milyar dolar daha istemişti.

Başkan, Kongre’ye sunduğu uluslararası güvenlik talebinin geri kalanı karşılığında Cumhuriyetçilerle göçmenlik konusunda anlaşmaya hazır olduğunu söylese de tasarı Cumhuriyetçiler tarafından reddedildi.

Beyaz Saray ise Temsilciler Meclisi ve Senato’nun harekete geçmemesi halinde hükümetin Ukrayna için ayırdığı fonun yıl sonuna kadar tükeneceğini açıkladı. Başkan ve destekçileri, ayak sürümenin ve siyasi baskıların Ukrayna’yı savaş alanında ‘diz çöktürebileceği’ ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ‘istediğini verebileceği’ konusunda uyarıyor.

Zelenski bugün, Temsilciler Meclisi Başkanlığı seçilmeden önce Ukrayna’ya mali yardım sağlanmasına karşı oy kullanan Cumhuriyetçi Mike Johnson ile görüşecek. Zelenski’nin Amerikan saatiyle bu sabah senatörlerle de bir araya gelmesi planlanıyor.

Senatodaki Cumhuriyetçiler ise yıl sonuna kadar Ukrayna’ya yardımın önünü açacak bir anlaşmaya varabilmelerinin şüpheli olduğuna gitgide daha çok kanaat getiriyorlar. The Hill’in aktardığına göre, Ukrayna’ya yardım, sınır anlaşması görüşmelerine bağlı ve pazartesi günü senatörler bu konuda bir anlaşmaya varmaya yakın olmadıklarını, bunun da Başkan Biden tarafından talep edilen 111 milyar dolarlık paket üzerindeki çalışmaları 2024 yılına erteleyeceğini söylediler. Paket Ukrayna, İsrail, sınır ve diğer öncelikler için gerekli parayı kapsayacaktı.

Cumhuriyetçiler, denizaşırı yardım karşılığında Demokratların ‘acımasız’ olarak nitelendirdiği ABD-Meksika sınır güvenliğinde katı değişiklikler yapılması konusunda ısrarcı.

Cumhuriyetçi senatör: Her dilenciye para veremeyiz

Ohio Cumhuriyetçi senatörü JD Vance, Zelenski’nin bu hafta Washington’a yaptığı ziyaretten ’rahatsız olduğunu’ ve ‘ülkeye gelen her dilenciye para dağıtmanın ABD’nin görevi olmadığını’ söyledi.

Vance, “Meclis Başkanı [Mike] Johnson ve Senato Cumhuriyetçilerini, kendisine yeni bir açık çek yazmak için sınır güvenliği konusundaki müzakerelerimizden vazgeçmeye zorlamak ve gözlerini korkutmak için burada . Bu İkinci Dünya Savaşı’nın ortasında gelen Churchill değil,” diye ekledi.

Biden’ın yakın müttefiklerinden Senatör Chris Coons, içine girilen açmaz için, “Bu çıldırtıcı bir durum. Dünyaya ve Ukrayna halkına çok kötü bir mesaj,” dedi.

Zelenski’den uyarı: Diktatörlükler güçlenir

Zelenski ise ABD’yi, Kiev’e verdiği destekte tereddüt etmesinin dünyanın dört bir yanındaki ‘diktatörlükleri’ güçlendireceği konusunda uyardı.

ABD Başkanı Joe Biden ve kongre liderleriyle yapılması planlanan görüşmeler öncesinde pazartesi günü Washington’daki Ulusal Savunma Üniversitesi’nde konuşan Ukrayna lideri, “Özgür dünya tereddüt ettiğinde, diktatörlükler kutlama yapar,” dedi.

Zelenski, ABD Kongresindeki çözülmemiş sorunlardan ‘Putin ve onun hasta kliğinin ilham aldığını’ ileri sürerken, ‘gecikmeleri gördüklerinde hayallerinin gerçekleştiğini gördüklerini’ söyledi.

Zelenski, aralarında subayların yanı sıra ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in de bulunduğu dinleyicilere, “Buradaki her biriniz bir asker için mühimmat beklemenin ne demek olduğunu anlıyorsunuz: desteğin gelip gelmeyeceğini bilmeden haftalarca, aylarca beklemek. Komuta tecrübesi olan herkes bunun ne anlama geldiğini bilir; düşmanınız tatmin olmuş ve saldırıya hazırlanırken siz ilerlemek yerine sadece izler, zırh ya da teçhizat beklersiniz,” dedi.

IMF 900 milyon dolarlık ödemeyi onayladı

Uluslararası Para Fonu (IMF) Yönetim Kurulu 11 Aralık Pazartesi günü, IMF Başkanı Kristalina Georgieva’nın Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenski ile görüşmesinden saatler önce, 15,6 milyar dolarlık kredi programından Ukrayna’ya 900 milyon dolarlık bir ödemeyi onayladı.

IMF yetkilileri, Georgieva’nın Zelenski ile Washington’daki IMF merkezinde yaklaşık bir saat görüştüğünü ve kendisine IMF yönetim kurulunun, Rusya’ya açık bir gönderme yaparak, bir ülke dışında Ukrayna’ya destek konusunda oybirliği içinde olduğunu söylediğini aktardı.

Kurul, Kiev’in bu yılın başlarında onaylanan dört yıllık Genişletilmiş Fon Kolaylığı kredisindeki ilerlemesinin ikinci gözden geçirmesinin ardından Ukraynalı yetkililerle geçen ay varılan anlaşmayı onayladı. Bu da 900 milyon dolarlık ödemenin önünü açarak bu yıl Ukrayna’ya sağlanacak toplam IMF fonunu 4,5 milyar dolara çıkaracak.

IMF İcra Direktörleri Kurulu, 31 Mart’ta, Rusya ile savaş halinde olan Ukrayna için toplam 122 milyar dolarlık destek paketinin bir parçası olarak 48 ay süreli 15,6 milyar dolarlık finansman paketini onaylamıştı.

Georgieva, savaşa ve bunun yarattığı ‘muazzam sosyal ve ekonomik maliyetlere’ rağmen Ukrayna ekonomisinin dirençli olduğunu kanıtladığını söyledi.

AB mali yardımına Macar engeli

Ukrayna Başbakan Yardımcısı Olha Stefanişına verdiği bir mülakatta Macaristan’ın bu hafta yapılacak AB zirvesinde Ukrayna’ya mali yardım yapılmasını ve Kiev ile katılım müzakerelerinin başlatılmasını veto etmesinin ‘sadece bir Avrupalı liderin değil tüm bloğun başarısızlığı’ olacağını söyledi.

Stefanişına, “Siyasi kararı şimdi, Aralık ayında vermeliyiz. Macaristan tarafında bu son derece duygusal bir durum, ancak günün sonunda bu 27 [AB üye ülkesinin] vereceği bir karardır ve ya alınır ya da alınmaz, ya uzlaşma sağlanır ya da veto edilir,” dedi.

Stefanişina gazetecilere yaptığı açıklamada zirvenin başarısız olmasının ‘tüm Avrupa Birliği’nin başarısız olması anlamına geleceğini’ savundu.

AB üyesi ülkeler Kiev’e verilecek 50 milyar avroluk mali destek ve üyelik müzakerelerinin başlatılmasına yönelik siyasi karar konusunda anlaşmazlık yaşıyor.

Bu arada Macaristan, ‘ulusal çıkarlarına aykırı’ olduğunu söylediği AB üyelik görüşmelerini ve yarısı Ukrayna’ya yardım için ayrılan AB bütçesindeki 100 milyar avroluk artışı engellemeye devam ediyor.

AB’nin Ukrayna yardım paketi maaşların, emekli maaşlarının ve bazı temel kamu hizmetlerinin ödenmesine yardımcı olmak üzere tasarlandı.

Haziran ayının başlarında Orbán, Avrupa Komisyonu’nun Kiev’e ek 50 milyar avro verilmesini savunurken Macaristan’a kurtarma fonlarını bloke etmesinin kabul edilemez olduğunu söylemiş ve bloğu ‘B Planı’ seçeneklerini incelemeye yöneltmişti.

AB, bütçe dışı mali yardım olanaklarını araştırıyor

Öte yandan Financial Times’ın (FT) haberine göre Macaristan, Kiev için kritik önem taşıyan bir destek paketini veto etmesi yönündeki baskılara boyun eğmeyeceğini açıklarken, AB diplomatları Ukrayna’ya birliğin ortak bütçesi dışında acil fon sağlanması için teknik önerileri tartışıyor.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan kişiler FT’ye yaptıkları açıklamada, zirvenin başlamasına az bir zaman kala diplomatların Macaristan haricinde kalan 26 üye arasında olası bir mali paketin fizibilitesi ve teknik detayları üzerinde özel görüşmelere başladıklarını söyledi. Bu paket Kiev’e en az bir yıl süreyle acil finansman sağlayacak.

Avrupa Komisyonu yetkilileri ve maliyetin büyük kısmını üstlenecek olan büyük üye devletlerin katıldığı görüşmeler, Orbán’ın diğer AB ülkelerinin yardım sağlamasına itirazı olmadığını söylediği göz önüne alındığında, Budapeşte’nin vetosunu kaldırma hedefini baltalamamak için gizli tutuluyor.

Bu kişiler, bütçe dışı bir aracın daha fazla zaman alacağını ve faiz ve diğer maliyetler açısından daha fazla paraya mal olacağını söyledi. Bir kişi, “Mecbur kalmadıkça kimse bunu yapmak istemez. Ancak bir B planına sahip olmamak pervasızlık olur,” dedi.

Diplomasi

NATO ajansı ölçek ekonomisiyle Ukrayna’nın giderlerini azaltacak

Yayınlanma

Financial Times’ın haberine göre NATO, Ukrayna’nın silah ve mühimmat tedarikini bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı üzerinden yürütmesine onay vererek teslimatları hızlandırmayı ve maliyetleri düşürmeyi amaçlıyor. Avrupa Birliği’nin sağladığı 90 milyar avroluk kredinin 60 milyar avrosu savunmaya ayrıldı.

NATO, Ukrayna’nın silah, mühimmat ve askeri teçhizat alımlarını kendi bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) üzerinden yapmasına olanak tanıdı.

Financial Times gazetesine konuşan ajansın Operasyon Destek Direktörü Jacqueline Borsboom, bu adımın teslimatları hızlandıracağını ve maliyetleri düşüreceğini kaydetti.

Borsboom, mekanizmanın Ukrayna’ya tedarik tecrübesi, destek hizmetleri ve mevcut sanayi altyapısına doğrudan erişim sağlayacağını belirtti.

Yetkili, “Ölçek ekonomisi sayesinde maliyet avantajı ortaya çıkacak” dedi.

Yeni uygulamayla Kiev yönetimi, ihtiyaç duyduğu askeri malzemelerin teminini doğrudan ajansa devredebilecek.

Borsboom, Ukrayna’nın örneğin 30 bin takım askeri üniformaya ihtiyaç duyduğunda satın alma sürecini ajansa devredebileceğini anlattı.

Anlaşma, ittifakın nisan ayında Ukraynalı savunma şirketlerinin NSPA ihalelerine katılmasına izin veren kararının devamı niteliğini taşıyor.

Ajans geçen hafta Kiev’de yaklaşık 150 Ukraynalı şirketle bir araya gelerek tedarikçi kaydı ve sözleşme süreçlerini paylaştı.

Ukrayna silah alımlarını ABD ve Avrupa Birliği kaynaklarıyla finanse ediyor

Ukrayna 2025 yılından bu yana Amerikan silahlarını, NATO ülkelerinin Kiev için ABD’den silah ve mühimmat temin ettiği PURL mekanizması üzerinden ediniyor.

The Economist dergisi, Ukrayna’nın Patriot sistemleri için önleme füzelerinin yüzde 95’ini ve F-16 savaş uçakları füzelerinin büyük kısmını bu mekanizmayla temin ettiğini yazdı.

Uzmanlar, mevcut koşullarda Amerikan sevkiyatlarına denk bir alternatif olmadığını değerlendiriyor.

Financial Times, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine düzenlediği saldırıları durdurmak amacıyla bu program kapsamındaki sevkiyatları ve istihbarat paylaşımını kesme tehdidinde gittiğini aktarmıştı.

Kiev yönetimi Amerikan silahlarının yanı sıra askeri alımlarını Avrupa Birliği kredisiyle de finanse edebilecek.

AB, Aralık 2025’te Ukrayna’ya ortak bütçeden 2026-2027 dönemi için dondurulan Rus varlıklarına dokunmadan 90 milyar avroluk kredi sağlama kararı aldı.

Macaristan, Çekya ve Slovakya’nın dışında kaldığı kredi paketi Nisan 2026’da onaylanırken bu kaynağın 60 milyar avroluk bölümü savunma harcamalarına ayrıldı.

Avrupa Komisyonu, finansman çerçevesinde hava ve füze savunma sistemleri, füzeler, mühimmat ile radarları içeren 6,1 milyar avroluk yeni silah alımını onayladı.

Bu alımların ağırlıklı olarak Avrupalı savunma sanayisi şirketlerinden yapılması hedefleniyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Mekke Savunma Paktı Meclis’te: Bir ülkeye saldırı hepsine sayılacak

Yayınlanma

Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Meclis’e sundu. Middle East Eye sitesinin ulaştığı 16 maddelik süresiz anlaşma, bir ülkeye yönelik dış saldırıyı tüm müttefiklere yapılmış sayıyor ve yürürlüğe girdikten sonraki ilk 10 yıl çekilmeyi yasaklıyor.

Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesine benzer şekilde imzacı devletleri birbirini savunmakla yükümlü kılan bu anlaşma, yeni bir uluslararası savunma ittifakı kuruyor.

Middle East Eye portalının özel olarak ulaştığı ve resmi olmayan çevirisini yayımladığı 16 maddelik anlaşma metni, belirli bir ülkeyi veya bölgeyi tehdit olarak tanımlamıyor. Metin bunun yerine katılımcı ülkelerin bağımsızlıklarına, egemenliklerine veya toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı halinde birbirlerini desteklemek için gerekli önlemleri alacağını vurguluyor.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti metinde “Taraf”, “Taraflar” veya “Asli Taraflar” olarak adlandırılıyor. Üç hükümet, anlaşmanın giriş bölümünde egemenliğe karşılıklı saygıyı, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ilkelerini, uluslararası hukuku ve iç hukukun ilgili ilkelerini dikkate alarak mevcut savunma ortaklığına ilişkin işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon mekanizmalarını ortak bir savunma anlaşmasında birleştirmeyi kabul ediyor.

Giriş bölümünde ayrıca silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğini, hazırlık durumunu ve etkinliğini kapsayan işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon temelinde, ortak çıkarlar doğrultusunda ilişkileri daha da geliştirme iradesi teyit ediliyor ve böylece taraflar ile halkları arasındaki mevcut dostluk ve kardeşlik bağlarının güçlendirileceği belirtiliyor. Ülkeler birbirlerinin iç işlerine karışmama, egemen eşitlik, toprak bütünlüğü ve uluslararası alanda tanınan sınırların dokunulmazlığı ilkelerinin önemini yinelerken, bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı durumunda karşılıklı destek için gerekli önlemleri uygulamanın şart olduğunu ilan ediyor.

Küresel ve bölgesel barış, istikrar ve güvenliği sağlamak amacıyla uluslararası hukuk ve BM Şartı doğrultusunda ortak çaba ve eşgüdümün önemini ifade eden taraflar, terörle mücadelede yetkili makamlar arasındaki mevcut işbirliğini derinleştirme arzularını dile getiriyor. Uluslararası meselelerde ortak bir tutum benimsemek üzere bölgesel ve uluslararası kuruluşlardaki mevcut işbirliğini güçlendirmenin önemine dikkat çekilirken, savunma ve savunma sanayii işbirliğini daha da geliştirme ihtiyacı kaydediliyor.

Saldırı tüm müttefiklere yapılmış sayılacak

Anlaşmanın 1. maddesine göre taraflar birbirlerinin bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının dokunulmazlığını sağlamak ve korumak için işbirliği yapacak. İlk madde, “Taraflardan herhangi birinin toprak bütünlüğü, egemenliği veya uluslararası alanda tanınan sınırları tehdit edilir ya da tehlikeye girerse, Taraflar bu tür tehdit veya tehlikeleri ortadan kaldırmak için gerekli tüm araçları kullanacaktır” hükmünü taşıyor.

Anlaşmanın 2. maddesi ise “Taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı silahlı bir saldırı, tüm Taraflara yönelik bir saldırı olarak kabul edilecektir” ifadesiyle ortak savunma taahhüdünü düzenliyor. Aynı maddede, “Taraflardan biri başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya ya da askeri saldırganlığa maruz kalırsa, Taraflar birbirlerine sağlayabilecekleri tüm karşılıklı yardım araçlarını tam olarak kullanarak saldırıya uğrayan Tarafa derhal yardım edecektir” deniyor.

BM Şartı’nın 51. maddesiyle tanınan meşru müdafaa hakkının kullanılmasını sağlamak amacıyla konulan bu hüküm uyarınca ülkeler, gereken yardımın nesnel bir değerlendirmesinin ardından sağlanacak desteğin kapsamını ve niteliğini belirleyecek. İmzacılar, “askeri araç ve kabiliyetler dahil olmak üzere” mevcut kaynaklarının sınırları dahilinde işbirliği yapacak.

Anlaşmanın 3. maddesi, 2. madde uyarınca tarafların savunma, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği yapmasını, silahlı kuvvetleri arasındaki ilişkileri geliştirmesini ve savunma işbirliğini güçlendirmeye yönelik kararlaştırılan faaliyetleri yürütmesini öngörüyor. 4. maddeye göre ülkeler uluslararası güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunacak; hayati çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini korumak, ulusal güvenliklerine yönelik tehdit ve tehlikeleri ortadan kaldırmak amacıyla ortak değerlendirmelere dayalı bireysel ve ortak önlemler geliştirmede birbirlerine sürekli ve etkin biçimde yardım ederek işbirliği yapacak.

Terörle mücadele başlığını düzenleyen 5. madde kapsamında imzacılar, bölgesel ve uluslararası istikrar ile güvenliği olumsuz etkileyen tüm biçim ve tezahürleriyle terörizmle mücadelede operasyonel düzey de dahil olmak üzere mevcut işbirliğini ve ortak çabaları güçlendirecek.

Savunma sanayii, istihbarat ve lojistik desteği genişliyor

Anlaşma; savunma sanayiilerinin geliştirilmesi, silahlı kuvvetlerin eğitimi ve ülkelerin birbirlerine ekipman, yakıt ve diğer savunma malzemelerini tedarik etmesi konularında işbirliği öngörürken istihbarat paylaşımı için de bir çerçeve kuruyor. 6. maddeye göre taraflar, savunma kabiliyetlerini geliştirmek amacıyla savaş ve barış zamanında savunma kurumları arasında karşılıklı personel değişimini, ortak eğitim programlarını ve tatbikatları, ayrıca silahlı kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğini artırmaya yönelik konuşlandırma ve faaliyetleri teşvik edecek.

Savunma kabiliyetlerini güçlendirmek için karşılıklı mutabakat temelinde savunma sanayii kurumları arasında teknoloji paylaşımını, ortak teknoloji geliştirmeyi, ortak üretimi ve savunma sanayii kuruluşları arasındaki işbirliğini desteklemeyi öngören 7. madde, beş işbirliği alanı sıralıyor. Bu alanlar; savunma alanında ortak üretimin teşvik edilmesi, özel uzmanlık gerektiren teknolojilerde ortak araştırma ve geliştirme projeleri yoluyla savunma inovasyonunun hayata geçirilmesi, herhangi bir tarafın uzmanları aracılığıyla tarafların topraklarında personelin eğitilmesi ve askeri sanayinin desteklenmesi, savunma sanayii ile savunma araştırma, geliştirme ve inovasyon alanlarında uzmanlık ve çıkarılan derslerin paylaşılması ve taraflarca karşılıklı olarak kararlaştırılan diğer işbirliği alanları olarak belirleniyor.

İstihbarat işbirliğini derinleştirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak amacıyla 9. madde, bilgi güvenliği, veri koruma ve gizlilik kurallarına riayet edilerek karşılıklı kararlaştırılan güvenli kanallar üzerinden istihbarat paylaşılmasını düzenliyor. 10. madde ise lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyeti ve uyumluluğuna bağlı olarak tarafların barış zamanında, savaş zamanında ve diğer acil durumlarda silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer ekipmanlar dahil birbirlerine lojistik destek sağlamasını hükme bağlıyor.

Suudi Arabistan’da sekreterya kurulacak, ilk genel sekreter Pakistanlı olacak

Anlaşmanın 8. maddesi, ortak savunmaya stratejik yön vermek, savunma ve güvenlik işbirliğini geliştirmek ve anlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek engelleri ele almak üzere “Asli Taraflar”ın bir “Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi” kurmasını kararlaştırıyor. Dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanlarından oluşacak komite, ev sahipliği taraflar arasında dönüşümlü olmak üzere yılda iki kez toplanacak; ülke liderleri ise gerekli görülmesi halinde yılda bir kez bir araya gelebilecek.

Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi gerekli görürse alt komiteler kurabilecek ve anlaşmada öngörülen işbirliği alanlarının uygulanması için gerektiğinde taraflar arasında anlaşmalar veya protokoller müzakere edilecek. Ayrıca bu komite, “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle diğer tarafların anlaşmaya katılımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve onaylamaya yetkili olacak.

Komiteye hizmet vermek üzere merkezi Suudi Arabistan Krallığı’nda yer alan bir Sekreterya kurulacak ve bu yapı Suudi Arabistan Krallığı ile bir merkez anlaşması akdedecek. Sekreteryanın işleyişi, teşkilat yapısı ve kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar daha sonra “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle belirlenecek.

Sekreteryaya, “Asli Taraflar” arasında dönüşümlü olarak üç yıllık bir görev süresi için atanan bir Genel Sekreter başkanlık edecek ve ilk Genel Sekreter, Pakistan İslam Cumhuriyeti vatandaşı olacak. Bu maddenin hükümleri, taraflar arasındaki mevcut askeri işbirliği komitelerinin çalışmalarına halel getirmeyecek.

Anlaşmadan ilk 10 yıl çıkılamayacak

Hukuki çerçeveyi çizen 11. maddeye göre imzacılar, uluslararası hukuka ve ilgili iç hukuklarına halel getirmeksizin bu anlaşmayı hükümlerinin uygulanması için yasal dayanak olarak kabul edecek ve gerektiğinde ek yasal önlemler önerecek. 12. madde, anlaşmanın tarafların daha önce akdettikleri uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerine zarar vermeyeceğini kayıt altına alıyor.

Gizlilik kurallarını düzenleyen 13. madde uyarınca ülkeler, anlaşma kapsamında elde edilen gizli bilgi ve belgelerin gizliliğine ve ulusal mevzuata saygı gösterecek. Gizli bilgi ve belgeler taraflar dışındaki hiçbir devlet, şirket veya kişiyle paylaşılmayacak; bu bilgi ve belgelere erişim “bilmesi gereken” prensibi temelinde ve yalnızca uygun düzeyde güvenlik belgesine sahip kişilere sağlanacak.

Anlaşmanın yorumlanması veya uygulanmasından doğan her türlü uyuşmazlık, 14. maddeye göre taraflar arasındaki istişare ve görüşmeler yoluyla dostane biçimde çözülecek. 15. madde ise anlaşmanın “Asli Taraflar” arasındaki istişareler ve oybirliğiyle değiştirilebileceğini belirtiyor.

Son madde olan 16. maddeye göre anlaşma, her bir taraf için geçerli usullere göre onaylanacak ve son onay belgesinin Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Sekreteryası’na tevdi edildiği tarihte yürürlüğe girecek. Süresiz olarak yürürlükte kalacak anlaşmanın bir bitiş tarihi yok.

İmzacı devletler, yürürlüğe giriş tarihinden itibaren ancak 10 yıl geçtikten sonra ve çekilme niyetlerini diplomatik kanallar üzerinden en az üç ay önceden diğer taraflara yazılı olarak bildirmeleri şartıyla anlaşmadan çekilebilecek. Anlaşmanın sona ermesi veya anlaşmadan çekilme, bu tarihten önce taraflarca kararlaştırılan devam eden faaliyetleri ya da projeleri etkilemeyecek; gizli bilgi ve belgelerin korunması ve ifşasının önlenmesine ilişkin sorumluluklar da anlaşma sona erdikten veya anlaşmadan çekildikten sonra devam edecek.

7 Ağustos 2026 Cuma günü (Hicri 24/2/1448) Mekke’de imzalanan anlaşma; Türkçe, Arapça ve İngilizce dillerinde, her bir metin eşit derecede geçerli olmak üzere üç orijinal nüsha halinde düzenlendi. Metinler arasında yorum farkı çıkması halinde İngilizce metin esas alınacak.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Pışnıy’ın ofisinde arama yapıldı

Yayınlanma

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama gerçekleştirdi. Güvenlik birimleri operasyon kapsamında hiçbir gözaltı işlemi yapılmadığını ve kimseye suçlama yöneltilmediğini duyurdu.

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP), Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama yaptı.

Gelişmeyi Ukrayna basını ve Ukrayna Parlamentosu Milletvekili Oleksiy Honçarenko duyurdu.

Honçarenko, güvenlik güçlerinin adli işlemleri doğrudan Pışnıy’ın çalışma ofisinde ve kendisiyle ilişkili diğer adreslerde yürüttüğünü aktardı.

NABU’dan yapılan açıklamada, aramaların Ukrayna Ulusal Bankası binasında ve bir personelin ikametgahında icra edildiği kaydedildi.

Kurum, soruşturmanın gizliliğini korumak amacıyla ayrıntıların paylaşılmadığını vurgularken, “Hiç kimse gözaltına alınmadı, kimseye suçlama yöneltilmedi” bilgisini verdi.

Bloomberg, ağustos ayında yayımladığı haberde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Pışnıy’ın faaliyetlerinden giderek daha fazla rahatsızlık duyduğunu yazmıştı.

Habere göre Zelenskiy, Pışnıy’ın Uluslararası Para Fonu (IMF) ile gereğinden fazla yakın bağ kurduğunu ve ülke ekonomisini destekleme konusunda yetersiz kaldığını değerlendiriyordu.

Kaynaklar, Zelenskiy’nin o aşamada Pışnıy’ı görevden alma niyetinde olmadığını aktarmıştı.

Aynı kaynaklar, Zelenskiy’nin merkez bankası başkanından çok bir siyasetçiyi andıran geniş çaplı kamusal görünürlükten rahatsızlık duyduğunu belirtmişti.

Pışnıy’ın üst düzey yetkililerle temaslarını sosyal medyada öne çıkarma alışkanlığı ve bankanın yürüttüğü çeşitli tanıtım hamleleri devlet başkanında şüphe uyandırıyordu.

Milletvekili Oleksandr Dubinskiy de Pışnıy’ın, Devlet Başkanlığı Ofisi eski Başkanı Andriy Yermak’ın yakın dostu olduğunu öne sürmüştü.

Yermak’ın adreslerinde, Energoatom şirketindeki yolsuzluk şemasına ilişkin yürütülen “Midas” davası kapsamında Kasım 2025’te arama yapılmış ve ardından görevine son verilmişti.

NABU, mayıs ayında Yermak’ı Kiev yakınlarındaki lüks konut inşaatları üzerinden 460 milyon grivnalık (10,4 milyon dolardan fazla) kaynağı akladığı iddia edilen bir grubun üyesi olarak nitelemişti.

Dosyada basının Yermak ile ilişkilendirdiği “Ali Baba” takma adı geçmişti.

Mahkeme 14 Mayıs’ta Yermak hakkında 140 milyon grivna kefalet imkanıyla 60 günlük tutuklama kararı vermişti.

Birkaç gün sonra eski ofis başkanı adına kefalet tutarının tamamının yatırılması üzerine Yermak cezaevinden tahliye edilmiş, kendisi ise masum olduğunu savunmuştu.

NABU Başkanı Serhiy Krivonos, eylül ayında yaptığı açıklamada büronun ve savcılığın, Yermak dahil bazı ceza davalarının şüphelileri adına yatırılan kefalet kaynaklarının menşeini inceleyeceğini duyurmuştu.

Pışnıy, Ukrayna Merkez Bankası başkanlığı görevini Ekim 2022’de devraldı. Kurumu 2020’den bu yana yöneten önceki başkan Kirilo Şevçenko ise sağlık gerekçeleriyle istifa ettiğini açıklamıştı.

Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı daha sonra Şevçenko’ya, merkez bankasına geçmeden önce çalıştığı Ukrgasbank’taki kaynakların zimmete geçirilmesi gerekçesiyle suçlama yöneltti.

Savcılık, Şevçenko’ya yöneltilen suçlamaların merkez bankasını yönettiği dönemi kapsamadığını netleştirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English