Bizi Takip Edin

Diplomasi

Zelenski Washington’da; AB’de gözler Orbán’da

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski bugün ABD Başkanı Joe Biden ile görüşecek ve Ukrayna’ya ek askeri yardım için ABD desteğini kurtarmak amacıyla senatörlere ve Temsilciler Meclisi Başkanına kişisel bir çağrıda bulunacak.

Ukrayna’ya yapılan harcamalar konusunda kamuoyunda artan sabırsızlığa ve İsrail’e yönelik endişeye tepki gösteren Biden, ekim ayında İsrail, Tayvan ve ABD’nin Meksika sınırındaki güvenliğin artırılması için fon içeren daha büyük bir paketin parçası olarak Ukrayna için 61,4 milyar dolar daha istemişti.

Başkan, Kongre’ye sunduğu uluslararası güvenlik talebinin geri kalanı karşılığında Cumhuriyetçilerle göçmenlik konusunda anlaşmaya hazır olduğunu söylese de tasarı Cumhuriyetçiler tarafından reddedildi.

Beyaz Saray ise Temsilciler Meclisi ve Senato’nun harekete geçmemesi halinde hükümetin Ukrayna için ayırdığı fonun yıl sonuna kadar tükeneceğini açıkladı. Başkan ve destekçileri, ayak sürümenin ve siyasi baskıların Ukrayna’yı savaş alanında ‘diz çöktürebileceği’ ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ‘istediğini verebileceği’ konusunda uyarıyor.

Zelenski bugün, Temsilciler Meclisi Başkanlığı seçilmeden önce Ukrayna’ya mali yardım sağlanmasına karşı oy kullanan Cumhuriyetçi Mike Johnson ile görüşecek. Zelenski’nin Amerikan saatiyle bu sabah senatörlerle de bir araya gelmesi planlanıyor.

Senatodaki Cumhuriyetçiler ise yıl sonuna kadar Ukrayna’ya yardımın önünü açacak bir anlaşmaya varabilmelerinin şüpheli olduğuna gitgide daha çok kanaat getiriyorlar. The Hill’in aktardığına göre, Ukrayna’ya yardım, sınır anlaşması görüşmelerine bağlı ve pazartesi günü senatörler bu konuda bir anlaşmaya varmaya yakın olmadıklarını, bunun da Başkan Biden tarafından talep edilen 111 milyar dolarlık paket üzerindeki çalışmaları 2024 yılına erteleyeceğini söylediler. Paket Ukrayna, İsrail, sınır ve diğer öncelikler için gerekli parayı kapsayacaktı.

Cumhuriyetçiler, denizaşırı yardım karşılığında Demokratların ‘acımasız’ olarak nitelendirdiği ABD-Meksika sınır güvenliğinde katı değişiklikler yapılması konusunda ısrarcı.

Cumhuriyetçi senatör: Her dilenciye para veremeyiz

Ohio Cumhuriyetçi senatörü JD Vance, Zelenski’nin bu hafta Washington’a yaptığı ziyaretten ’rahatsız olduğunu’ ve ‘ülkeye gelen her dilenciye para dağıtmanın ABD’nin görevi olmadığını’ söyledi.

Vance, “Meclis Başkanı [Mike] Johnson ve Senato Cumhuriyetçilerini, kendisine yeni bir açık çek yazmak için sınır güvenliği konusundaki müzakerelerimizden vazgeçmeye zorlamak ve gözlerini korkutmak için burada . Bu İkinci Dünya Savaşı’nın ortasında gelen Churchill değil,” diye ekledi.

Biden’ın yakın müttefiklerinden Senatör Chris Coons, içine girilen açmaz için, “Bu çıldırtıcı bir durum. Dünyaya ve Ukrayna halkına çok kötü bir mesaj,” dedi.

Zelenski’den uyarı: Diktatörlükler güçlenir

Zelenski ise ABD’yi, Kiev’e verdiği destekte tereddüt etmesinin dünyanın dört bir yanındaki ‘diktatörlükleri’ güçlendireceği konusunda uyardı.

ABD Başkanı Joe Biden ve kongre liderleriyle yapılması planlanan görüşmeler öncesinde pazartesi günü Washington’daki Ulusal Savunma Üniversitesi’nde konuşan Ukrayna lideri, “Özgür dünya tereddüt ettiğinde, diktatörlükler kutlama yapar,” dedi.

Zelenski, ABD Kongresindeki çözülmemiş sorunlardan ‘Putin ve onun hasta kliğinin ilham aldığını’ ileri sürerken, ‘gecikmeleri gördüklerinde hayallerinin gerçekleştiğini gördüklerini’ söyledi.

Zelenski, aralarında subayların yanı sıra ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in de bulunduğu dinleyicilere, “Buradaki her biriniz bir asker için mühimmat beklemenin ne demek olduğunu anlıyorsunuz: desteğin gelip gelmeyeceğini bilmeden haftalarca, aylarca beklemek. Komuta tecrübesi olan herkes bunun ne anlama geldiğini bilir; düşmanınız tatmin olmuş ve saldırıya hazırlanırken siz ilerlemek yerine sadece izler, zırh ya da teçhizat beklersiniz,” dedi.

IMF 900 milyon dolarlık ödemeyi onayladı

Uluslararası Para Fonu (IMF) Yönetim Kurulu 11 Aralık Pazartesi günü, IMF Başkanı Kristalina Georgieva’nın Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenski ile görüşmesinden saatler önce, 15,6 milyar dolarlık kredi programından Ukrayna’ya 900 milyon dolarlık bir ödemeyi onayladı.

IMF yetkilileri, Georgieva’nın Zelenski ile Washington’daki IMF merkezinde yaklaşık bir saat görüştüğünü ve kendisine IMF yönetim kurulunun, Rusya’ya açık bir gönderme yaparak, bir ülke dışında Ukrayna’ya destek konusunda oybirliği içinde olduğunu söylediğini aktardı.

Kurul, Kiev’in bu yılın başlarında onaylanan dört yıllık Genişletilmiş Fon Kolaylığı kredisindeki ilerlemesinin ikinci gözden geçirmesinin ardından Ukraynalı yetkililerle geçen ay varılan anlaşmayı onayladı. Bu da 900 milyon dolarlık ödemenin önünü açarak bu yıl Ukrayna’ya sağlanacak toplam IMF fonunu 4,5 milyar dolara çıkaracak.

IMF İcra Direktörleri Kurulu, 31 Mart’ta, Rusya ile savaş halinde olan Ukrayna için toplam 122 milyar dolarlık destek paketinin bir parçası olarak 48 ay süreli 15,6 milyar dolarlık finansman paketini onaylamıştı.

Georgieva, savaşa ve bunun yarattığı ‘muazzam sosyal ve ekonomik maliyetlere’ rağmen Ukrayna ekonomisinin dirençli olduğunu kanıtladığını söyledi.

AB mali yardımına Macar engeli

Ukrayna Başbakan Yardımcısı Olha Stefanişına verdiği bir mülakatta Macaristan’ın bu hafta yapılacak AB zirvesinde Ukrayna’ya mali yardım yapılmasını ve Kiev ile katılım müzakerelerinin başlatılmasını veto etmesinin ‘sadece bir Avrupalı liderin değil tüm bloğun başarısızlığı’ olacağını söyledi.

Stefanişına, “Siyasi kararı şimdi, Aralık ayında vermeliyiz. Macaristan tarafında bu son derece duygusal bir durum, ancak günün sonunda bu 27 [AB üye ülkesinin] vereceği bir karardır ve ya alınır ya da alınmaz, ya uzlaşma sağlanır ya da veto edilir,” dedi.

Stefanişina gazetecilere yaptığı açıklamada zirvenin başarısız olmasının ‘tüm Avrupa Birliği’nin başarısız olması anlamına geleceğini’ savundu.

AB üyesi ülkeler Kiev’e verilecek 50 milyar avroluk mali destek ve üyelik müzakerelerinin başlatılmasına yönelik siyasi karar konusunda anlaşmazlık yaşıyor.

Bu arada Macaristan, ‘ulusal çıkarlarına aykırı’ olduğunu söylediği AB üyelik görüşmelerini ve yarısı Ukrayna’ya yardım için ayrılan AB bütçesindeki 100 milyar avroluk artışı engellemeye devam ediyor.

AB’nin Ukrayna yardım paketi maaşların, emekli maaşlarının ve bazı temel kamu hizmetlerinin ödenmesine yardımcı olmak üzere tasarlandı.

Haziran ayının başlarında Orbán, Avrupa Komisyonu’nun Kiev’e ek 50 milyar avro verilmesini savunurken Macaristan’a kurtarma fonlarını bloke etmesinin kabul edilemez olduğunu söylemiş ve bloğu ‘B Planı’ seçeneklerini incelemeye yöneltmişti.

AB, bütçe dışı mali yardım olanaklarını araştırıyor

Öte yandan Financial Times’ın (FT) haberine göre Macaristan, Kiev için kritik önem taşıyan bir destek paketini veto etmesi yönündeki baskılara boyun eğmeyeceğini açıklarken, AB diplomatları Ukrayna’ya birliğin ortak bütçesi dışında acil fon sağlanması için teknik önerileri tartışıyor.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan kişiler FT’ye yaptıkları açıklamada, zirvenin başlamasına az bir zaman kala diplomatların Macaristan haricinde kalan 26 üye arasında olası bir mali paketin fizibilitesi ve teknik detayları üzerinde özel görüşmelere başladıklarını söyledi. Bu paket Kiev’e en az bir yıl süreyle acil finansman sağlayacak.

Avrupa Komisyonu yetkilileri ve maliyetin büyük kısmını üstlenecek olan büyük üye devletlerin katıldığı görüşmeler, Orbán’ın diğer AB ülkelerinin yardım sağlamasına itirazı olmadığını söylediği göz önüne alındığında, Budapeşte’nin vetosunu kaldırma hedefini baltalamamak için gizli tutuluyor.

Bu kişiler, bütçe dışı bir aracın daha fazla zaman alacağını ve faiz ve diğer maliyetler açısından daha fazla paraya mal olacağını söyledi. Bir kişi, “Mecbur kalmadıkça kimse bunu yapmak istemez. Ancak bir B planına sahip olmamak pervasızlık olur,” dedi.

Diplomasi

Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Yayınlanma

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.

Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.

Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.

Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.

Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.

Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.

Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.

Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.

Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.

Sözcü şöyle devam etti:

“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”

Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.

Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.

Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.

Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.

Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.

JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.

Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.

“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

Yayınlanma

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.

Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.

Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.

Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.

Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.

Çin’de bir hafta

Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.

Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.

Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.

İstihdam, enerji ve teknoloji

Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.

Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:

“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”

Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.

Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.

Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.

Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.

“Zamanlama her şeyi anlatıyor”

Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.

Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.

Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.

Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.

Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.

Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.

Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.

Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?

Okumaya Devam Et

Diplomasi

UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

Yayınlanma

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.

İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.

Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.

En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.

Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.

Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.

The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.

FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.

Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.

Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English