Bizi Takip Edin

Avrupa

44 Avrupa sanayi grubu, AB’yi Çin’e karşı harekete geçmeye çağırdı

Yayınlanma

44 Avrupa sanayi derneği, AB’yi, “haksız Çin ticaret uygulamaları” olarak nitelendirdikleri uygulamalara karşı daha sert önlemler almaya çağırdı.

Metal, kimya ve otomotiv parçaları gibi sektörleri temsil eden dernekler, bu uygulamaların Avrupa imalat sektörünü tehdit ettiğini ve daha fazla istihdam kaybına yol açabileceğini belirtti.

Dernekler, AB üye ülkelerinden mevcut ticaret savunma önlemlerini daha etkili bir şekilde kullanmalarını ve piyasa bozulmalarını gidermek için yeni araçlar getirmesini talep etti.

Bu çağrı, AB’nin Çin ile günlük 1 milyar avroyu aşan mal ticareti açığıyla boğuşurken geldi. AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, bu kapsamda Çinli mevkidaşı ile görüşmek üzere Pekin’e gitti.

Avrupalı liderler, önümüzdeki perşembe günü Brüksel’de düzenlenecek zirvede bloğun vereceği yanıtı görüşecek.

Pekin’deki görüşmelerin sonucu ise bu tartışmayı büyük ölçüde şekillendirecek gibi görünüyor.

Sektör grupları çağrılarında, Avrupa Komisyonu’ndan ticaret şikayetlerini incelerken değer zincirlerinin tamamını gözden geçirmesini ve davaları daha hızlı sonuçlandırmak için daha fazla personel istihdam etmesini talep ettiler.

Ayrıca, devlet kaynaklı piyasa bozulmalarıyla mücadele etmek için yeni araçlar çağrısında bulunurken, İngiltere, Norveç ve İsviçre gibi yakın Avrupa ortaklarını olumsuz etkileyebilecek önlemlere karşı uyarıda bulundular.

AB Ticaret Komiseri Pekin’de

Maroš Šefčovič’in Pekin’e yaptığı iki günlük ziyaretin amacı, ticaret dengesizliğini azaltmaya yardımcı olacak şekilde Çin’den tavizler elde etmek.

Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile yapılan görüşmeler, Avrupa pazarında giderek yaygınlaşan araç ihracatına, özellikle de şarj edilebilir hibrit otomobillere odaklandı.

POLITICO’nun perşembe günü yayınladığı bir rapora göre, Ağustos ayında AB’de satın alınan her sekiz otomobilden biri Çin menşeliydi; bu durumun başlıca nedeni, şarj edilebilir hibrit araç satışlarındaki artış oldu.

AB, 2024 yılında Çin menşeli batarya ile çalışan elektrikli araçlara ek telafi edici gümrük vergileri uygulamaya koydu ama şarj edilebilir hibritler bu önlemlerin kapsamı dışında kaldı.

Avrupalı müzakereciler, bu sektörde Çin’in ihracatını bir şekilde kısıtlamayı hedefliyor.

POLITICO’nun haberine göre, müzakerelerden anlamlı taahhütler çıkmaması halinde Avrupa Komisyonu, Avrupalı otomobil üreticilerini korumak amacıyla ithalat kotaları ve gümrük vergileri dahil olmak üzere otomobillere yönelik tek taraflı ticaret kısıtlamaları getirmeyi değerlendiriyor.

AB ayrıca diğer sanayi sektörleri için de koruma önlemleri üzerinde çalışıyor. Avrupa Sanayi Komiseri Stephane Sejourne, Komisyon’un AB hükümetlerinden gelen talebe bağlı olarak plastik ve kompozit malzemelere yönelik hedefli koruma önlemleri getirmeyi planladığını söyledi.

Almanya’dan Birleşik Krallık’tan gümrük vergisi çağrısı

Berlin’in tutumuna yakın bir kaynağın POLITICO’ya aktardığına göre, Almanya, Birleşik Krallık’tan “Made in Europe” kurallarından muafiyet karşılığında Çin menşeli elektrikli araçlara uygulanan gümrük vergilerini artırmasını istiyor.

Kaynak, Friedrich Merz hükümetinin bu hamlenin ticarette karşılıklılık ilkesini yansıtacağına ve İngiltere’nin AB üyeliğinin avantajlarından “seçmece” yararlanmaya çalıştığına dair diğer AB üye devletlerinin suçlamalarına karşı bir yanıt olacağına inandığını belirtti.

Bu gelişme, Başbakan Andy Burnham’ın bu hafta Almanya’ya yaptığı ilk resmi ziyaret kapsamında Almanya Şansölyesi ile bir araya gelmesinin ardından yaşandı.

Burnham ve Merz, İngiltere’nin AB ile gelecekteki ilişkilerinin olasılıklarını görüşeceklerdi zira İngiliz başbakanı, on yıl sonra ilk kez bloğa yeniden katılma konusunu Birleşik Krallık siyaset gündemine yeniden getirmişti.

Berlin’in elektrikli araç gümrük vergileri konusundaki tutumu önemli zira Almanya, Fransa gibi ülkelerin benimsediği daha sert tutumların aksine, Brexit’ten bu yana ticaret konularında Birleşik Krallık’a karşı genel olarak hoşgörülü bir politika izlemişti.

AB, Çin ve ABD gibi rakiplerin ticaret uygulamalarına yanıt olarak, blok dışındaki üreticilere kıyasla Avrupalı üreticileri avantajlı konuma getirecek yeni “Made in Europe” kuralları hazırlama sürecinde.

Birleşik Krallık, bu önlemlerin İngiliz iş dünyasını (özellikle de otomobil üreticilerini) olumsuz etkileyeceğinden endişe duyuyor ve Brüksel’den bu kuralların uygulanmasından muaf tutulacağına dair güvence istiyor.

Berlin’in istediği gibi olursa, bu güvenceler, Çin menşeli elektrikli araçlara ilişkin AB ticaret politikasının benimsenmesine bağlı olabilir.

Avrupa

Finlandiya, NATO nükleer tatbikatında karargah subaylarıyla yer alacak

Yayınlanma

Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerindeki yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını açıkladı. Karargah subaylarıyla temsil edilecek olan Finlandiya, tatbikatın belirli bir ülkeyi hedef almadığını bildirdi.

Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerinde düzenleyeceği yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını duyurdu.

Bakanlığın açıklamasına göre Finlandiya, bu yılki tatbikatta karargah subaylarıyla temsil edilecek. Savunma Bakanı Antti Häkkänen, bu katılım biçiminin ülkenin ulusal hedeflerine en uygun model olduğunu ifade etti.

Häkkänen, “Nükleer caydırıcılık tatbikatı, NATO’nun nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini, emniyetini ve etkinliğini sağlamayı amaçlıyor. Nükleer caydırıcılık, Finlandiya dahil olmak üzere tüm ittifakın korunmasındaki en üst düzey güvencedir” değerlendirmesinde bulundu.

Steadfast Noon tatbikatı, gerçek nükleer silahların kullanımı veya nakli söz konusu olmadan icra ediliyor.

İttifak üyesi ülkeler tatbikata farklı biçimlerde iştirak edebiliyor; bu çerçevede NATO’nun nükleer operasyonlarına destek amacıyla konvansiyonel askeri unsurlar da görevlendirilebiliyor.

Finlandiya Savunma Bakanlığı, söz konusu tatbikatın mevcut uluslararası konjonktürle bağlantılı olmadığını ve belirli bir ülkeyi hedef almadığını kaydetti.

Finlandiya daha önce de Fransa’nın Avrupa’da nükleer caydırıcılığı güçlendirmeye yönelik sunduğu girişime dahil olma kararı almıştı.

Häkkänen, bu işbirliğinin Finlandiya ve Avrupa’nın güvenliğini pekiştirmeyi amaçladığını aktardı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Mart 2026’da gündeme getirilen girişime Finlandiya dahil 10 ülke katıldı.

Fransa’nın nükleer doktrininin müzakere edilmesini, ortak tatbikatları ve stratejik hava kuvvetlerine ait bazı unsurların ortak ülkelerde geçici konuşlanmasını içeren girişim, NATO’nun nükleer caydırıcılığının yerini almıyor ve ittifaktaki gibi ortak savunma taahhüdü taşımıyor. Fransız nükleer silahları ve kullanımına dair kararlar Paris yönetiminin kontrolünde kalmaya devam ediyor.

Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada, Avrupa “nükleer şemsiyesinin” güçlendirilmesinin Rusya açısından stratejik tehdit oluşturduğunu savunmuştu. Kremlin, stratejik istikrar görüşmelerinde Avrupa’daki nükleer işbirliğinin genişlemesinin hesaba katılması gerektiğini vurgulamıştı.

Rusya Dışişleri Bakanlığının özel yetkili elçisi Andrey Belousov da ABD, İngiltere ve Fransa’nın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı gözetmeksizin nükleer kapasitelerini artırdığını öne sürmüştü.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Söder, Berlin’de “sol koalisyon”u finansal akışların kesilmesi ile tehdit etti

Yayınlanma

CSU lideri Markus Söder, Berlin’deki sol koalisyon gerçekten hayata geçerse önemli mali karşı önlemler alacağını açıkladı.

Bild gazetesine konuşan Bavyera Başbakanı, “Bizim için durum açık: Böyle bir koalisyona ek finansman sağlanmamalı. Bu nedenle Başkent Anlaşması durdurulmalı,” dedi.

Bu sert açıklamasıyla, bir kez daha federal-eyalet mali dengeleme sistemini hedef alan Söder şöyle devam etti:

“Berlin’in vatandaşların korunması konusunda önemli meseleleri ele almadan bırakması ve aynı zamanda diğer eyaletlerin karşılayamayacağı şüpheli yardımlar için milyarlarca harcaması kabul edilemez. Buna bir son verilmeli.”

Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde Sol Parti’nin seçim zaferi sonrasında Söder, devam eden koalisyon görüşmelerini de sert bir şekilde eleştirdi.

CSU lideri, başkentte öncelikle SPD ve Yeşiller’i hedef aldı ve onları “demokratik değerlere ihanet etmek” ile suçladı.

Berlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi

Söder şöyle devam etti:

“Berlin’de bir Kırmızı-Yeşil-Kırmızı [Sol-Yeşiller-SPD] koalisyonu, tabuların tam anlamıyla ihlali olur. Bu Sol Parti üyeleriyle birlikte, ülkemizin savaş sonrası tarihinde ilk kez, kısmen antisemitik ve polise karşı eleştirel bir parti bir eyalet hükümetine liderlik edecek. Berlin SPD’si ve Yeşiller’in buna razı olması utanç verici. Antisemitizm konusunda taviz verilemez, yarı yürekli tavizler de. Bu, demokrasimizin temel değerlerine ihanettir.”

Bavyera Başbakanı, potansiyel koalisyon ortaklarını, “partizan siyasi çıkarlar uğruna iç güvenlikle ilgili temel meseleleri ve temel toplumsal uzlaşmayı bir kenara itmek” ile suçladı:

“Antisemitizm, kamulaştırma konusundaki sosyalist fanteziler, suç aşiretleriyle bağlantılar ve polis memurlarını organize suçla eşdeğer gören bir gençlik örgütü: Bunların hiçbiri, Berlin’deki SPD ve Yeşiller için bir koalisyonun önünde engel teşkil etmiyor gibi görünüyor. Böylece Kırmızı ve Yeşil, bir ‘Kızıl Cephe’ için basamak görevi görecek.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Makam aracı teklifi iptal edilen AfD’li başkan kasımda yaya kalabilir

Yayınlanma

BMW, Almanya’da Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen ilk AfD’li siyasetçi Tobias Rausch için sunduğu makam aracı teklifini geri çekti. Şirket teklifini Rausch’un seçildiği gün iptal ederken, mevcut aracın süresi kasımda dolacak olan meclis yönetimi henüz diğer Alman üreticilerden teklif alamadı.

Alman otomotiv üreticisi BMW, Almanya için Alternatif (AfD) partisinden Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen Tobias Rausch için hazırlanan makam aracı kiralama teklifini geri çekti.

Die Zeit gazetesinin parlamento yönetimine dayandırdığı habere göre, otomobil üreticisinin genel merkezi teklifi, Rausch’un eyalet meclisi başkanı seçildiği 6 Ekim’de iptal etti. Rausch, bir eyalet parlamentosuna başkanlık eden ilk AfD’li siyasetçi oldu.

Eyalet parlamentosu başkanının şoförlü bir makam aracı kullanma hakkı yer alıyor. Rausch halihazırda selefinden devraldığı BMW 7 serisi aracı kullanıyor. Mevcut aracın kiralama süresi kasım ayında sona eriyor.

Parlamento yönetimi bu tarihe kadar yeni bir tedarikçi bulamazsa Rausch makam aracından yoksun kalacak.

Eyalet parlamentosu idaresi, Rausch’un makam aracı ihtiyacı için tanınmış Alman üreticiler arasından yalnızca BMW’nin teklif sunduğunu aktardı. Mercedes ve Audi markalarından bu süreçte herhangi bir teklif gelmedi.

İş dünyasından AfD politikalarına tepki

AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de düzenlenen seçimlerin ardından mecliste grup kurdu.

Eyalet seçimleri tarihindeki en yüksek oy oranına ulaşan parti, yüzde 43,8 oy alarak 83 sandalyeli mecliste 39 üyelik kazandı.

AfD, salt çoğunluk için gereken sandalye sayısının 3 altında kaldı. Seçimlerde Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yüzde 17,2, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 9,3 oy elde etti.

BMW Yönetim Kurulu Üyesi Milan Nedeljkovic, daha önce Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği mülkiyette, sağ popülizm ve milliyetçiliği “dünya ticaretiyle yaşayan, dışa açık bir ekonomi merkezi için zehir” olarak nitelendirmişti.

Alman Sanayi Federasyonu (BDI) da Rausch’un seçildiği gün yayımladığı değerlendirmede, AfD’nin eyalette yönetime gelmesi ihtimaline karşı uyarılarda bulundu.

BDI Başkanı Tanja Gönner, partinin bölgenin ekonomik başarısını oluşturan ilkeleri desteklemediğini, dolayısıyla olası bir AfD iktidarında ekonomik canlanma beklenemeyeceğini kaydetti.

Gönner, AfD’nin iş dünyasını temsil eden bir parti olmadığını belirterek ekonominin dışa açıklığa, küresel ticarete, ihracat olanaklarına ve yurt dışından nitelikli iş gücü çekilmesine dayandığını ifade etti.

Her yatırımcının yurt dışından sağlanan uzman personele ihtiyaç duyduğunu aktaran Gönner, “Bu kişiler burada hoş karşılanmadıklarını hissederse bu durum bölgenin tercih edilmemesi için derhal bir gerekçeye dönüşür” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English