Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD, Avrupa’daki Rus varlıklarını kısmen serbest bırakmayı önerdi

Yayınlanma

Financial Times gazetesinin haberine göre ABD, dondurulan Rus devlet varlıklarının bir kısmını serbest bırakarak kendi denetimindeki bir fona aktarmayı önerdi. Avrupa ülkeleri, 260 milyar avroluk rezervin denetimini devretmeyi ve Moskova’ya kaynak iadesini reddetti. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, fonlar hakkında yalnızca Avrupa’nın karar verebileceğini söyledi.

ABD yönetimi, Ukrayna’da barış görüşmelerini yeniden başlatabilmek amacıyla Avrupa ülkelerine dondurulan Rus devlet varlıklarının bir bölümünü serbest bırakma önerisi götürdü.

Financial Times gazetesinin konuya aşina dört kaynağa dayandırdığı habere göre plan, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner tarafından Miami’deki müzakerelerde gündeme taşındı.

Washington fonların kendi denetimine devredilmesini istedi

Görüşmelerde Ukrayna, Fransa, Almanya, İngiltere, AB ve NATO yetkilileri yer aldı. Amerikan heyeti, Rusya’nın dondurulan egemen varlıklarının çözülmesi için çeşitli yöntemler sundu.

Bu seçenekler arasında, söz konusu kaynakların Washington denetimindeki özel amaçlı yeni bir mali yapıya aktarılması da yer aldı.

Amerikalı bir yetkili, konunun kapsamlı bir barış anlaşmasının parçası olarak ele alındığını doğruladı. Yetkili, fonların nasıl serbest bırakılacağı ve çatışma sonrasında nerelere harcanacağı konusunda henüz kesinleşmemiş birçok fikrin tartışıldığını dile getirdi.

Aynı yetkili, Washington’ın Kiev’den hangi kaynaktan gelirse gelsin fonların nasıl harcanacağına dair bir plan sunmasını istediğini aktardı. ABD tarafı ayrıca Ukrayna’nın yolsuzlukla mücadele reformları ve hesap verebilirlik mekanizmaları için Dünya Bankası ile ortak çalışmasını talep etti.

Benzer bir varlık planı, Trump yönetiminin bir yıl önce hazırladığı ancak kabul görmeyen 28 maddelik barış taslağında da yer almıştı.

Avrupalı müzakerecilerden Washington’ın planına ret

Görüşmeye katılan Avrupalı heyetler, varlıklar üzerindeki denetimi devretmeye ve fonların bir kısmını Moskova’ya iade etmeye karşı çıktı. Süreci izleyen bir kaynak, heyetlerin Amerikan tarafına “Bunun kesinlikle gerçekleşmeyeceğini” ilettiğini kaydetti.

Öneri, Washington’ın savaşı sonlandırma yaklaşımı ve niyetleri konusunda Avrupa başkentleri ile Kiev’de tedirginlik yarattı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Brüksel’deki AB liderler zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada girişime doğrudan tepki gösterdi. Merz, “Bunlar Avrupa’da dondurulan varlıklar ve Avrupa’da dondurulmuş olarak kalmalı. Bu bizim meselemiz, kararını da biz veririz” dedi.

Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski de varlıkların serbest bırakılarak Moskova’ya dönmesi fikrini 13 Ekim’de sert sözlerle reddetmişti. Sikorski, “Ortak görüşü yansıttığımı düşünerek söylüyorum: Ancak cesedimizi çiğnerseniz olur” açıklamasını yapmıştı.

260 milyar avroluk rezervin kaderi belirsizliğini koruyor

Batılı müttefikler, Rusya’nın 2022’deki Ukrayna işgalinin ardından Moskova’ya ait yaklaşık 260 milyar avroluk devlet varlığını dondurdu. Bu tutarın büyük çoğunluğu AB sınırları içinde kalıyor.

En büyük pay olan yaklaşık 170 milyar avro, Belçika merkezli menkul kıymet takas kurumu Euroclear bünyesinde tutuluyor. AB, Aralık 2025’te 210 milyar avroluk Rus varlığını süresiz dondurma kararı aldı.

Avrupa Birliği mevcut düzende bu varlıkların getirilerini Ukrayna’ya aktarıyor. Ukrayna, G7 ülkelerinden dondurulan bu varlıkların faiz gelirleriyle temin edilen 45 milyar avroluk bir kredi sağladı.

Buna karşın birçok Avrupa başkenti, ana paraya dokunmanın yaratacağı hukuki ve mali risklerden kaçınıyor. Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, bu kaynaklar üzerinden tazminat kredisi verilmesini getireceği riskler nedeniyle en kötü seçenek olarak nitelemişti.

AB liderleri geçen yılın sonunda, Rusya’nın savaş tazminatı ödememesi halinde bu fonları Ukrayna’nın yeniden inşasında kullanma taahhüdünde bulundu. Ancak varlıkların serbest bırakılması 27 AB üyesinin oybirliğini gerektiriyor ve üye ülkelerin mevcut tutumu bu yönde bir kararı uzak kılıyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Rus devlet medyasına yaptığı açıklamada, Moskova’nın varlıkları geri almak için her yolu deneyeceğini belirtti. Peskov, bu çabaların hukuki çalışmaları, mahkeme süreçlerini ve adli kovuşturmaları kapsadığını bildirdi.

Diplomasi

ABD barış planı kapsamında Rus gazının Avrupa’ya dönüşünü önerdi

Yayınlanma

ABD yönetiminin Ukrayna’daki savaşı bitirmeye yönelik yeni barış planında, Avrupa’nın Ukrayna üzerinden Rus doğalgazı alımına yeniden başlaması öngörüldü. Müzakerelerde Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın taşıdığı teklifin bir parçasını da hasar gören su altı boru hatlarının devreye alınması ve Rus gazı ihracatından pay alma planı oluşturuyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik yeni barış planı, Avrupa’nın Rusya’dan yüksek hacimli doğalgaz alımına yeniden başlamasını öngörüyor.

The New York Times gazetesinin müzakere sürecine yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre Washington, Rus gazını Avrupa’ya taşıyan Ukrayna’daki boru hatlarının tekrar işletmeye alınmasını teklif etti.

Haberde, Amerikalı yetkililerin bu adımı Moskova’yı çatışmayı bitirmeye teşvik edecek bir araç olarak sunduğu aktarıldı.

ABD Başkanının Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Trump’ın damadı Jared Kushner’ın, Ukrayna ve Avrupalı yetkililerle yaptıkları görüşmelerde bu öneriyi gündeme getirdiği, konunun geçen ay Kiev’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile de ele alındığı kaydedildi.

Washington su altı boru hattını da değerlendiriyor

Amerikan yönetiminin su altı boru hattının yeniden faaliyete geçirilmesi seçeneğini de masada tuttuğu belirtildi. Gazeteye konuşan bir kaynak, olası bir barış mutabakatı halinde bu adımı kolay erişilebilir bir fırsat olarak nitelendirdi.

Müzakerecilere göre Rusya’nın Avrupa’ya gaz ihracatına tekrar izin verilmesi, Kushner ve Witkoff’un ele aldığı uzun vadeli bir planı oluşturuyor.

Temsilciler bu ihracatı; Rusya-NATO ilişkilerinin geleceğini, Ukrayna için güvenlik garantilerini ve toprak düzenlemelerini kapsayan geniş bir uzlaşının parçası ve ekonomik teşvik unsuru olarak görüyor.

Görüşmelere yakın çevreler, bazı Avrupalı ve Ukraynalı yetkililerin Washington’ın Rus gazı ihracatından pay almaya çalışacağını düşündüğünü aktardı.

Bu yaklaşıma göre ABD yönetimi, Amerikan şirketlerine veya federal bütçeye kardan pay sağlamayı hedefliyor.

Kuzey Akım için yatırımcı arayışı

Üst düzey Rus ve Amerikalı temsilcilerin Kuzey Akım boru hatlarına ABD’den yatırımcı çekilmesi konusunu da görüştüğü, Reuters tarafından bu ay beş kaynağa dayandırılarak duyurulmuştu.

The New York Times, ekim başında yayımladığı haberde iki ülke arasındaki Ukrayna müzakerelerinin genişlediğini ve milyarlarca dolarlık bir petrol anlaşmasını da kapsadığını yazmıştı.

Söz konusu müzakerelerin Lukoil’in Doğu Avrupa’daki rafinerilerini, ABD’deki akaryakıt istasyonlarını, petrol sahalarını ve rafinerilerini içeren yurt dışı varlıklarını kapsadığı belirtildi.

Gazete, Washington’ın bu anlaşmayı Ukrayna’daki çatışma bitmeden imzalamayı önerdiğini aktardı.

Üç kaynağın anlatımına göre petrol anlaşması, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in eylül ayında Witkoff ve Kushner ile yaptığı görüşmede de gündeme geldi.

Potansiyel katılımcılar arasında ABD’li finansçı Todd Boehly ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’dan iş insanlarının isimleri geçti.

Bir ABD hükümet yetkilisi, Witkoff ve Kushner’ın federal yatırımların mali koşullarının belirlenmesine doğrudan katıldığını açıkladı.

Öte yandan Rusya’da 20 yılı aşkın süre iş yapan ABD’li yatırımcı Stephen Lynch, Kasım 2024’te Washington’dan lisans talebinde bulunmuştu.

The Wall Street Journal gazetesine göre Lynch, açık artırmaya çıkarılması halinde Kuzey Akım 2 boru hattını satın alma ihalesine girmek istiyor.

Monte Valle Partners şirketinin kurucusu olan Lynch, sorunlu varlıklarla ilgileniyor.

Amerikalı yatırımcı 2007’de Promneftstroy şirketi üzerinden, Yukos’un Hollanda’da kurulu iştiraki Yukos Finance’ı devralmıştı.

Kuzey Akım’ın iki hattı ile Kuzey Akım 2’nin bir hattı, Eylül 2022’de Baltık Denizi’nde, İsveç ve Danimarka’nın münhasır ekonomik bölgelerinde düzenlenen sabotajlarla patlatılmıştı.

Avrupa Birliği Rus gazından çıkış takvimini koruyor

Avrupa Birliği (AB) ise Rus gazını aşamalı olarak terk etme politikasını sürdürüyor. Birlikte haziran ayında yürürlüğe giren kararla bazı kısa vadeli boru hattı sözleşmeleri yasaklandı.

Brüksel, Rusya’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatını 1 Ocak 2027’de, boru hattı gazı alımını ise 30 Eylül 2027’de sonlandırmayı planlıyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ay başında yaptığı açıklamada AB’nin 2027 sonuna kadar Rus gazı ithalatını sıfırlayacağını söyledi.

Rusya, Gazprom ile Naftogaz arasındaki beş yıllık transit sözleşmesinin süresinin dolmasıyla 1 Ocak 2025’te Ukrayna üzerinden Avrupa’ya gaz sevkiyatını kesti.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Kiev yönetiminin transit anlaşmasını uzatmayı reddettiğini kaydetti.

Ukrayna güzergahının kapanmasının ardından Rus boru hattı gazının Avrupa’ya ulaştığı tek rota TürkAkım kaldı. Bu hat üzerinden gaz Türkiye’ye, ardından Macaristan ve Sırbistan başta olmak üzere Güney ve Güneydoğu Avrupa ülkelerine iletiliyor.

Avrupa Komisyonu’nun ön verilerine göre AB, gazı bırakma hedefine rağmen 2025 yılında Rusya’dan boru hattı ve LNG dahil toplam 36 milyar metreküp doğalgaz satın aldı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Rubio, UCM’ye karşı kampanya için Yunanistan’ın desteğini arıyor

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) karşı yürüttüğü kampanyada Yunanistan’ın desteğini istedi.

Bir diplomatın Rapporteur’e verdiği bilgiye göre Rubio, Yunan mevkidaşı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı görüşmede UCM konusunu gündeme getirerek, mahkemenin “aktivist” yaklaşımını eleştirdi.

Diplomatın verdiği bilgiye göre, Rubio, Yunanistan’ın UCM’nin kuruluş antlaşması olan Roma Statüsü’nden çekilmesini istiyor.

Lahey merkezli mahkeme, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarıyla suçlanan kişileri yargılamak üzere 2002 yılında kurulmuştu.

Fakat diplomat, AB’nin UCM’ye yönelik yasal taahhütleri göz önüne alındığında, Atina için böyle bir adımın imkansız olacağını belirtti.

Tüm AB üye devletleri UCM’nin tarafı. Geçen ay AB dışişleri bakanları mahkemeye olan desteklerini yeniden teyit etmişti.

Bununla birlikte diplomat, ABD’nin UCM’ye karşı gerginliği daha da tırmandırması durumunda Yunanistan’ın sessiz kalmayı tercih edebileceğine dikkat çekti.

Rapporteur’ün konuyla ilgili olarak ulaştığı ABD Dışişleri Bakanlığı, olayı yalanlamadı.

Washington’un UCM’ye karşı tutumu yeni değil. Eski ABD Başkanı Bill Clinton, Roma Statüsü’nü imzalamış olsa da, halefi George W. Bush, 2002 yılında BM’ye ABD’nin bu antlaşmaya taraf olmayı planlamadığını bildirmişti.

O zamandan beri Washington, UCM’nin ABD vatandaşları üzerindeki yargı yetkisini, bu yetkinin meşru olmadığını düşündüğü durumlarda reddediyor.

Ne var ki Donald Trump daha da ileri giderek, “haydut” olarak nitelendirdiği UCM’ye karşı kapsamlı yaptırımlar uyguladı.

Rubio, geçen cuma yaptığı açıklamada, “Ya UCM tehditlerine son verecek ya da biz UCM’yi ortadan kaldıracağız” demiş ve şöyle devam etmişti:

“Çoğu UCM üyesi olan ve savunmaları için ABD’li askerlere güvenen müttefiklerimizi, mahkemeyi dizginlemeye çağırıyoruz.”

ABD’nin kararı Brüksel’den sert bir tepki gördü. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 10 Ekim’de yaptığı açıklamada, “AB, UCM’nin temel bir parçası olduğu kurallara dayalı uluslararası düzene olan sarsılmaz bağlılığını yeniden teyit eder,” demişti.

Öte yandan Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, konunun görüşüldüğü iddiasını yalanladı.

Atina, Rubio’nun ziyaretini olumlu bir ışıkta sunmuştu; zira Rubio, Yunanistan’ı bölgedeki güvenilir bir müttefik olarak övmüştü.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna’da askeri Starlink terminallerine hız kısıtlaması getirildi

Yayınlanma

Ukrayna semalarındaki Starlink askeri terminallerinde hız sınırı getirilmesi nedeniyle ordunun operasyonları aksadı. Saatte 160 kilometreyi aşan hareketlerde başlayan bağlantı kesintisinin daha sonra 60 kilometre seviyesine kadar genişletildiği öne sürüldü.

Ukrayna semalarında uydu interneti sağlayan Starlink terminallerinin çalışmasının 14 Ekim gecesi sınırlandırıldığı ortaya çıktı.

Uygulanan kısıtlamanın ardından Ukrayna ordusunun yürüttüğü bazı önemli askeri görevlerin sekteye uğradığı kaydedildi.

Gelişmeyi Ukrayna Savunma Bakanlığı eski Danışmanı Serhiy Sternenko kendi Telegram kanalından duyurdu.

Sternenko, araç ve teçhizatların hareket hızının saatte 160 kilometreyi aşması halinde bağlantının kesilmeye başladığını ifade etti.

Kısıtlamanın arka planına değinen Sternenko, SpaceX şirketinin bu adımı ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin talebi doğrultusunda atmış olabileceğini dile getirdi.

Sternenko, sivil kullanım amaçlı standart uydu haberleşme terminallerinin ise kesintisiz çalışmayı sürdürdüğünü aktardı.

Eski danışman ayrıca, Trump’ın Ukrayna’nın savunma kabiliyetine darbe vurmak için her fırsatı kolladığını ve bu adımla bunu gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Starlink terminallerine yönelik kısıtlamayı Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savunmada teknolojik gelişmelerden sorumlu kadrosuz danışmanı Serhiy Beskrestnov da doğruladı.

Beskrestnov, kısıtlamanın askeri, istihbari ve hükümet ihtiyaçları için geliştirilen daha korunaklı Starshield sistemini kapsadığını ve hız sınırının saatte 100 mil, yani yaklaşık 160 kilometre olarak belirlendiğini açıkladı.

Ukrayna savunma kuvvetlerinin söz konusu hız kısıtlamaları hakkında önceden uyarılmadığını belirten Beskrestnov, bu durumun bir dizi kritik operasyonun aksamasına yol açtığını bildirdi.

Beskrestnov, yaşanan bu gelişmenin bir tesadüf olamayacağını ve doğrudan mevcut siyasi tabloyla bağlantı taşıdığını savundu.

Kısıtlamanın saatte 60 kilometreye kadar düşürüldüğü iddia edildi

Sternenko daha sonra Ukraynalı askerlerin beyanlarına dayandırdığı yeni bir paylaşımda, terminal operatörlerine yönelik kısıtlamaların daha da sıkılaştırıldığını aktardı.

Yeni bildirimlere göre bağlantı kaybı hızının saatte 60 ila 70 kilometre seviyesine kadar indiği öne sürüldü.

Kiev ile Washington yönetimleri arasındaki kriz, Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerine düzenlediği saldırılardan Trump’ın rahatsızlık duymasıyla derinleşti.

Axios’un 10 Ekim’de Ukraynalı bir yetkiliye dayandırdığı haberde, ABD özel temsilcilerinin Kiev yönetimini uyardığı aktarılmıştı.

Haberde, Kiev’in Washington’ın taleplerine kulak asmaması durumunda ABD liderinin Ukrayna’ya yönelik istihbarat paylaşımını tamamen durdurabileceği uyarısında bulunulduğu kaydedilmişti.

Trump ise 13 Ekim’de yaptığı açıklamada, ABD’nin Ukrayna’ya istihbarat verilerini aktarmayı sürdürdüğünü ifade etti. Buna karşılık Zelenskiy aynı gün içinde yaptığı açıklamada, füze fırlatmalarına ilişkin istihbarat bilgilerini ortaklarından yine alamadıklarını dile getirdi.

Starlink sistemi, 2022’de başlayan çatışmaların hemen ardından Ukrayna genelinde faaliyete geçti.

Uydu ağı, cephe hattındaki Ukrayna haberleşme omurgasının temelini oluşturuyor ve özellikle insansız hava araçlarının yönlendirilmesinde yaygın şekilde kullanılıyor.

SpaceX CEO’su Elon Musk, Starlink’in Ukrayna ordusunun omurgası haline geldiğini belirterek “Bağlantıyı kesmem durumunda cephe hatlarının tamamı çöker” ifadelerini kullanmıştı.

11 Ekim’de Zelenskiy’nin haddini aştığını savunan Musk, Trump’a destek vererek Ukrayna’nın yeni bir devlet başkanı seçmesi gerektiğini kaydetmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English